<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; Uncategorized</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/kategori/uncategorized/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Feb 2011 22:45:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Kişisel Marka Lokomotifi</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2011/02/kisisel-marka-lokomotifi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2011/02/kisisel-marka-lokomotifi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2011 22:45:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon planı]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif cv]]></category>
		<category><![CDATA[hayat yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka Yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel marka yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişsiel marka eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1182</guid>
		<description><![CDATA[Hayat bir yol, pek çok patikalardan oluşan bir yol. Aslında dar, dolambaçlı, inişli çıkışlı, belki de üzerimize doğru hızla gelen bir yol. Bu yolu biz mi gidiyoruz, o mu geliyor pek belli değil. Zaman faktörü böyle bir şey değil mi, durduramıyoruz işte. İnsan en değerli varlık,  negatif ve pozitif anlamda potansiyelini daha derinlere taşıyabilecek başka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hayat bir yol, pek çok patikalardan oluşan bir yol. Aslında dar, dolambaçlı, inişli çıkışlı, belki de üzerimize doğru hızla gelen bir yol. Bu yolu biz mi gidiyoruz, o mu geliyor pek belli değil. Zaman faktörü böyle bir şey değil mi, durduramıyoruz işte. İnsan en değerli varlık,  negatif ve pozitif anlamda potansiyelini daha derinlere taşıyabilecek başka bir varlık yok. Doğduğundan itibaren zihnine, kalbine, ruhuna, vücuduna yüklüyor bir şeyleri ve ölene kadar taşımaya başlıyor. Hayatın zorlu parkurunda koşuyor da koşuyor. Sanki bir lokomotifin içinde, tüm vagonları hedefine sağ salim ulaştırmaya çalışan bir makinist gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">3 yıla yakın bir zamandır kişisel marka yaratma süreci ve yönetimi ile ilgili çalışmalar yapıyorum. Yakın zamanda da sürekli eğitimler vermeye başladık Marka Sizsiniz olarak. Bu işi anlatmak kolay. Çıkarsınız sahneye, konuşursunuz. Bildiklerinizi uzun uzun anlatırsınız. Ya uygulaması nasıl olacak. Hayatın tüm parametrelerini biz yönetmiyoruz ki! Hatta belki de daha küçük parçaya ayrılamayacak derecede küçük ve silik ince bir çizgi gibi irademiz var, çok zayıf yani. O zaman daha dikkatli olmak zorunda olduğumuz kesin. Bu gibi düşüncelerle kişisel markalaşma sürecini önce bir diyagram haline getirmeye çalıştık. Ve daha sonra bu adımların her birini hayatın raylarında taşınması, çekilmesi ve sürekli kontrol edilmesi gereken  bir vagon şeklinde ele aldık. Doğal olarak bu vagonları çekecek ve yönetecek bir lokomotif gerek. O da “siz” den başkası değil tabi ki. Böylece aşağıdaki şekilde bir diyagram ortaya çıktı.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2011/02/Kişisel_MarkaLokomotifi.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1183" title="Kişisel_MarkaLokomotifi" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2011/02/Kişisel_MarkaLokomotifi.png" alt="" width="478" height="362" /></a><br />
6 Şubat Pazar günkü <strong>360° Kişisel Marka Eğitimi</strong>&#8216;nde bu sürecin nasıl yönetileceğini ayrıntılı olarak incelemeye çalıştık. Makinistin, yani sizin önünüzdeki kontrol panelinde SWOT analiziniz, kişisel marka sözünüz ve kişisel misyon beyanınız gibi sizi çok iyi anlatan bilgileriniz ve hedefleriniz var diyelim. Ve her bir vagonun detaylarını biliyorsunuz makinist olarak. Gün içinde iki farklı raydan gidiyorsunuz. Biri özel yaşam rayları, diğeri ise kariyer hayatının rayları. Bakmayın şekildeki gibi ayrı olduğuna her iki ray gün içinde birbiriyle kesişebiliyor ve karmaşık hale gelebiliyor. Ama neticede yönetilmesi gereken vagonlar aynı ve lokomotif de.</p>
<p style="text-align: justify;">Henüz amatör sayılırım ve yolun başındayız daha. Eleştiri ve önerileri dinliyoruz ve düzeltmeye, geliştirmeye çalışıyoruz. Kişiyi 360° inceleyen bu eğitim içeriğinin ve özellikle uygulamalarının tipik kişisel gelişim eğitimlerine göre farklı bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Bu çalışmalar sonunda ortaya farklı bir CV çıkıyor aslında, alternatif cv gibi. Yani, ben buyum, bunu yaparım, şu şekilde yaparım diyorsunuz ve çevrenize ısrarla bu mesajı sunuyorsunuz.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2011/02/eğitim3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1189" title="eğitim3" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2011/02/eğitim3.jpg" alt="" width="430" height="287" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">6 Şubat&#8217;taki eğitimimizin nasıl geçtiğini ve sonuçlarını bir sonraki yazımda paylaşacağım. Detayları dinlemek, anlamak ve uygulamaya başlamak için bir dahaki eğitimlerde buluşmak üzere diyelim. 26 Şubat’ta ikincisini yapmayı planlıyoruz. Kişisel Marka Lokomotifi’nizi yaşamınız boyunca daha, daha profesyonel bir şekilde kullanabilmeniz dileği ile.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2011/02/kisisel-marka-lokomotifi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaç &#8220;Pazar&#8221; tatilinizi gerçekten kendinize ayırdınız?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2011/02/kac-pazar-tatilinizi-gercekten-kendinize-ayirdiniz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2011/02/kac-pazar-tatilinizi-gercekten-kendinize-ayirdiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2011 22:18:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka Sözü]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Misyon Beyanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kişsiel marka eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[SWOT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1172</guid>
		<description><![CDATA[Tatil yapmak güzeldir. Dinlenmek, eğlenmek, kendimize, sevdiklerimize vakit ayırmak, iş hayatının çıldırtıcı koşturmasından bir iki gün dahi uzak kalmak harikadır herkes için. Ama yine de hafta sonları ev, alışveriş, çocuk vs. gibi konularla ilgili yapılacak bir sürü iş vardır. Önemli olan gerçekten kendimize odaklanarak, sakince geçirdiğimiz anlardır tatil yapmak. Biz, bu hafta sonu 6 Şubat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2011/02/kardauzanmış.png"><img class="alignleft size-medium wp-image-1178" title="kardauzanmış" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2011/02/kardauzanmış-300x216.png" alt="" width="300" height="216" /></a>Tatil yapmak güzeldir. Dinlenmek, eğlenmek, kendimize, sevdiklerimize vakit ayırmak, iş hayatının çıldırtıcı koşturmasından bir iki gün dahi uzak kalmak harikadır herkes için. Ama yine de hafta sonları ev, alışveriş, çocuk vs. gibi konularla ilgili yapılacak bir sürü iş vardır. Önemli olan gerçekten kendimize odaklanarak, sakince geçirdiğimiz anlardır tatil yapmak.</p>
<p style="text-align: justify;">Biz, bu hafta sonu 6 Şubat Pazar günü ve bundan sonraki bazı hafta sonlarını kişiye özel bir çalışma ile değerlendirmeyi amaçladık Marka Sizsiniz olarak. Kişisel Markalaşma diyerek uzun zamandır Bİ farkındalık yaratmaya çalıştığımız kesin. Fakat gelin görün ki bunun nasıl uygulanacağını anlatmaz isek havada kalır tüm yazılanlar. Biz de kişiye özel “workshop” çalışmaları ağırlıklı bir eğitim içeriği hazırladık. Gerçekten sizi tanımlayacak, değerlerinizi ortaya koyacak, hedeflerinizi belirleyecek, çevrenize sunduğunuz mesajlarla algı dünyasını size fark ettirecek bir çalışma. Sohbet tadında, duygularımıza gerçek saygıyı ifade eden bir muhabbet ortamında, farklı bir tatil formatı yaşamak istiyoruz sizlerle.</p>
<p style="text-align: justify;">Biraz erken uyanacağız ve saat 09:00 gibi Şişli’deki eğitim salonumuzda olacağız. Ben ve ekip arkadaşım biraz daha erken gideceğiz tabi ki. Gelen arkadaşlar önce biraz çay, kahve, börek, çörek yiyerek afyon patlatacaklar tabir yerinde ise. Hem de tanıyacaklar aynı bilinçle o salona gelen diğer markalaşma yolundaki insanları. Planlanan saat aralığı <strong>09:00-09:30</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sonra genel anlamda kısa bir sunum yapacağım kişisel markalaşma konusunu özetleyen. Çok kısa olacak, uyutmayacak yani :) Planlanan saat aralığı <strong>09:30-10:30</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sonrasında kendimizi tanıma, kişilik ve karakter kodlarımız, iş ve özel hayattaki iletişimimiz, duruşumuz, imaj yönetimimiz, liderlik becerilerimiz ve sosyal medyadaki kişisel markamız gibi konularda 360° bakış açısıyla yaşamı ele alacağız. Burada konular derinleşeceği için biraz ara vereceğiz tabi ki. Planlanan saat aralığı <strong>10:30-11:30 ve ara 11:30-11:45</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ardından bir çalışma yapacağız. Üç ana başlık altında;</p>
<p style="text-align: justify;">1- SWOT analizimiz<br />
2- Kişisel Marka Sözümüz<br />
3- Kişisel Misyon Beyanımız</p>
<p style="text-align: justify;">Planlanan saat aralığı <strong>11:45- 12:45</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ve çok yorulduğumuzu, acıktığımızı bariz hissederek kendimizi yakınlarda yemek yiyerek muhabbet edebileceğimiz bir mekâna atacağız. Uyumamak için çok yemeyeceğiz ama enerji için tatlı neden olmasın : ) Planlanan saat aralığı <strong>12:45 -13:45 </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Salona döndüğümüzde bizi Marka Sizsiniz’in konuk eğitmeni Turkcell’den Nalan Yıldız Çakay karşılayacak. Bize hedef belirleme stratejileri ve uygulama, takip etme yöntemleri ağırlıklı dolu dolu bir sunum yapacak. Planlanan saat aralığı <strong>14:00-15:00</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Son bölümde ben de, siz de “Makinist” olacağız :) Çünkü Kişisel Marka Lokomotifi uygulaması ile tüm konuştuklarımızı kendimize nasıl uygulayacağımızI yazarak çizerek belirleyeceğiz. BU geliştirilebilir format her birimizin kişisel marka yol haritası oalcak aslında. Ömür boyu kullanılabilir nitelikte bir araç. Planlanan saat aralığı <strong>15:15-16:30</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2011/02/6-Şubat.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1179" title="6 Şubat" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2011/02/6-Şubat.png" alt="" width="588" height="317" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Böylece soğuk bir Pazar gününü kimsenin bölmesine, harcamasına izin vermeden sadece kendimize ayırarak kişisel markamız üzerinde çalışmalar yapacağız. Ve fark edeceğiz ki biz bu kadar detay bir çalışmayı kendimiz için çok az yaptık hayatımızda. Kaç Pazar, kaç tatil nasıl geçti diyerek sorgulayacağız. Bir ömür boyunca bunun gibi birkaç hafta sonu eğitimi hayatımıza olumlu anlamda yön verecek belki de.</p>
<p style="text-align: justify;">Bekleriz efendim, saygılarımla.</p>
<p style="text-align: justify;">Murat Esenli</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2011/02/kac-pazar-tatilinizi-gercekten-kendinize-ayirdiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatta Fark Yaratabilmek için 5 İpucu</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2011/01/hayatta-fark-yaratabilmek-icin-5-ipucu/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2011/01/hayatta-fark-yaratabilmek-icin-5-ipucu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Jan 2011 21:33:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[engeller]]></category>
		<category><![CDATA[fark yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[fırsatlar]]></category>
		<category><![CDATA[gözlemlemek]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[şaşırtmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1160</guid>
		<description><![CDATA[Hepimiz iş hayatına atıldığımız ilk günden beri daha fazla sorumluluk almak, daha fazla kazanmak, daha çok seyi elde etmek kısacası daha basarılı olabilmek için çabalıyoruz. Bu süreçte istekli olmak kadar önemli olan bir sey daha var ki aslında o da bizi hayallerimize ulaştıracak donanımlarımızın, yani farklılıklarımızın farkında olabilmek. Kariyerimizi tesadüflere bırakmak istemiyorsak bu süreci etkin bir sekilde planlamalı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hepimiz iş hayatına atıldığımız ilk günden beri daha fazla sorumluluk almak, daha fazla kazanmak, daha çok seyi elde etmek kısacası daha basarılı olabilmek için çabalıyoruz. Bu süreçte istekli olmak kadar önemli olan bir sey daha var ki aslında o da bizi hayallerimize ulaştıracak donanımlarımızın, yani farklılıklarımızın farkında olabilmek. Kariyerimizi tesadüflere bırakmak istemiyorsak bu süreci etkin bir sekilde planlamalı ve bizi bir adım öne çıkartacak yani fark yaratmamızı sağlayacak bir bakıs açısına sahip olabilmeliyiz. Bu süreçte işimize yarayacak 5 temel ipucunu sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>1. ipucumuz</strong></span><strong> </strong><span style="color: #3366ff;">farklılıklarımızın farkında olmak . </span>Yani iyi olduğumuz, potansiyelimizi doğru kullandığımızda “farklı/fark yaratan” is sonuçları elde</div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: justify;">edeceğimize inandığımız yönlerimizi kesfedebilmek. Tabi ki keşfetmek yetmiyor, bu süreçte bu donanımlarımızı daha fazla egzersiz ile daha da gelistirmek ve etkin bir şekilde zirveye giden yolda kullanabilme becerisini kazanabilmemiz gerekiyor.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>2. ipucumuz</strong></span> <span style="color: #3366ff;">etrafımızı daha fazla gözlemlemek hatta 360 derece görebilme </span><span style="color: #3366ff;">becerisi kazanabilmek. </span>Zaman zaman göremediğimiz, geç farkettiğimiz fırsatlar aslında çoğu zaman karşımıza tekrar çıkmıyorlar. Bu nedenle bir sonrakine daha büyük ama daha zor fırsatları beklemek zorunda kalıyoruz. Bu tip fırsatları daha erken farkedebilmek için belirlediğimiz vizyon ile etkileşim içinde olan tüm hareket alanını etkin bir şekilde gözlemlemeli ve kendimiz için farklılıklarımıza uygun potansiyel fırsat alanları yaratabilmeliyiz.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>3. ipucumuz</strong></span> <span style="color: #3366ff;">bu yolculukta hızımızı kesecek engellerimizi tanımlayabilmek. </span>Hayattaki büyük basarılar, uğrunda çok fazla engel aşıldığı için büyük başarı olarak tanımlanmıstır aslında. Bu nedenle zorlukları bir engel değil, çıktımızın etkisini artıracak kıymetli bir fırsat olarak görmek çok önemlidir. Bu bakış açısına sahip olduğumuzda karşımıza çıkan her bir engeli tanımlayabilmeli ve onu aşacak hareket planını zaman kaybetmen olusturmalı, başarılarımızın etkisini büyütebilmeliyiz.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>4. ipucumuz</strong></span> <span style="color: #3366ff;">aynada nasıl gönründüğümüzün değil dışardan nasıl </span><span style="color: #3366ff;">göründüğümüzün farkında olabilmek. </span>Yansımamızın ne kadar gerçekçi</div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: justify;">olduğunu aslında duruşumuz değil ayna olarak neyi kullandığımız belirler. Bu nedenle yaptıklarımızın ne kadar büyük, önemli, zor, muhteşem olduğunu düşünürsek düşünelim aslında önemli olan bunlar ne oranda bu şekilde kabul edildiğidir. Bu nedenle doğru aynaları kullanmak ve kendimizi anlatmak için efor sarfetmek yerine baskalarının farkına varmasını sağlayacak iş çıktıları üretmeye daha fazla efor sarfetmeliyiz. Çünkü bu çok daha değerlidir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>5. Ve son ipucumuz</strong></span><span style="color: #3366ff;"> ş</span><span style="color: #3366ff;"><span style="color: #3366ff;">aşırtabilmek.</span> <span style="color: #000000;">İş</span></span> hayatında basarılarımız ile yaratacağımız her <strong>“şaşkınlık”</strong> aslında potansiyelimiz hakkında önemli ipuçları barındırır. Bu nedenle ürettiğimiz her çıktıyı &#8220;bu işe sasırtacak ne katabilirim&#8221; sorusu ile zenginleştirmek ve bunu hayata geçirebilmek potansiyeliniz yani sizin limitleriniz konusundaki farkındalığı artıracaktır.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Hayat bir otomobil yarışına benzer. Çünkü <strong>&#8220;Finish&#8221;</strong> çizgisine diğerlerinden önce varanların yaptığı tek şey, karşılaştıkları her virajda diğerlerinden farklı davranmalarıdır. Farklı olmak, fark yaratmak ve bunu farkettirebilmek aslında işimizin ta kendisidir&#8230;</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: justify;">Sevgilerimle&#8230;</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: justify;">Erhan KÖSEOĞLU</div>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2011/01/hayatta-fark-yaratabilmek-icin-5-ipucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“İnsan Kaynağı”nı “Marka İnsan Kaynağı” yapmayı hedefleyen şirketler</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2011/01/%e2%80%9cinsan-kaynagi%e2%80%9dni-%e2%80%9cmarka-insan-kaynagi%e2%80%9d-yapmayi-hedefleyen-sirketler/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2011/01/%e2%80%9cinsan-kaynagi%e2%80%9dni-%e2%80%9cmarka-insan-kaynagi%e2%80%9d-yapmayi-hedefleyen-sirketler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Jan 2011 16:23:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[insan kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[İpek Aral Kişioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel marka eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Misyon Beyanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kişsiel Marka Sözü]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Marka İnsan Kaynağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1147</guid>
		<description><![CDATA[Dün, büyük bir şirketin eğitmenlerine “Kişisel Marka” olmakla ilgili genel anlamda demo denilebilecek bir sunum yaptım. Teklif onlardan gelmişti ve konuya olan ilgilerini görünce çok sevindim. Marka Sizsiniz’i takip ettiklerini ve yaklaşımımı beğendiklerini ifade ettiler. Türkiye’de de bazı şirketler uzmanlarını, ekip liderlerini, yöneticilerini ve üst düzey yöneticilerini bir “marka çalışan” yapmak için bu konuya özel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dün, büyük bir şirketin eğitmenlerine “Kişisel Marka” olmakla ilgili genel anlamda demo denilebilecek bir sunum yaptım. Teklif onlardan gelmişti ve konuya olan ilgilerini görünce çok sevindim. Marka Sizsiniz’i takip ettiklerini ve yaklaşımımı beğendiklerini ifade ettiler. Türkiye’de de bazı şirketler uzmanlarını, ekip liderlerini, yöneticilerini ve üst düzey yöneticilerini bir “marka çalışan” yapmak için bu konuya özel eğitim planları hazırlıyorlar artık, biliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle bu sunum için araştırma yaptığımda gördüm ki artık dünyada liderlik eğitimleri dahi “liderlik ilişkilerinde kişisel markalaşma” başlığıyla veriliyor. Kariyer yolunda marka olmaya daha çok önem veriliyor. Çalışanların gerçek değerini ortaya çıkarmak ve uzun dönemli verimli çalışma ortamı oluşturmak için İnsan Kaynakları departmanları değişik eğitim paketleri hazırlıyorlar. Örneğin Pricewaterhouse Coopers “Personal Brand Week” olarak değişik önerilerde bulunuyor. Yurt dışında birçok danışman, kariyer eğitimleri içerisine bu konuyu da dahil ediyor. Dünkü demo eğitimden sonra akşam sosyal medyada İpek Aral Kişioğlu’nun İşveren Markası: Intel yazısını gördüm. USB’nin mucidi Ajah Bhatt için yapılan rock yıldızı konseptinde çalışanı marka gibi sunan bir tanıtım filmi vardı. <a href="http://www.kaynagiminsan.com/2011/01/18/isveren-markasi-intel/">http://www.kaynagiminsan.com/2011/01/18/isveren-markasi-intel/</a> Çalışanları markalaştırma ve marka gibi saygı gösterme anlamında güzel bir mesaj. İpek Hanım’ın deyişiyle <em>“21. yüzyılda şirketler sadece ürettiği ürünlerle değil, işveren olarak markasını reklamlara taşıyor. Neden? Yetenekli profesyonelleri kendilerine çekmek, mevcutları bünyesinde tutmak için. Artık İnsan Kaynakları pazarlama süreçlerine de bilfiil girmiş bulunuyor.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Eğitime ve danışmanlık hizmetlerine yeterli bütçe ayırmayan, çalışanlarının değerlilik ve yeterlik algılarını ölçemeyen, kendilerini nasıl sunmaları gerektiğini ve kariyer dünyasında nasıl bir duruş sergilemeleri gerektiğini öğretmeyen firmaların başarılı olduğunu hiç görmedim. “Patron ya da yönetici bağırır çağırır, çalışan da kuzu kuzu katlanır” devri çoktan geçti artık. Ki “Y” jenerasyonu için yepyeni modeller uygulanmaya başlandı artık.</p>
<p style="text-align: justify;">Marka Sizsiniz diyerek Türkiye’de kişisel marka konusunda bir farkındalık yaratmaya çalışıyorum uzun bir zamandır. Artık danışmanlık ve eğitim hizmetleri ile daha profesyonel anlamda çalışmalara başladık. Aynı tipte, bilinen formatta, demode uygulamalarla hazırlamıyoruz eğitimlerimizi. Ve kurumların kendi içinde bu eğitimleri tekrar edebilmeleri için bir “know-how” aktarımında bulunmaya çalışıyorum. Bazı eğitim başlıkları ve içerikleri için <a href="http://www.markasizsiniz.com/hakkimizda/">http://www.markasizsiniz.com/hakkimizda/</a> linkine bakabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Kariyer yolunda kişisel marka duruşunun çalışan ne faydası olacak? Kısaca bakalım;</p>
<p style="text-align: justify;">1- Öncelikle kendilerini daha iyi tanımaya ve sunmaya başlayacaklar. Kişilik tipinden, güçlü ve zayıf yönlerine varana kadar.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Sosyal duruş, iletişim ve ilişkiler açısından davranışlarını sorgulayacak ve algı dünyalarını düzeltmeye başlayacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">3- Hem iş hem de özel yaşamlarına anlam katan hayalleri ve tutkularını ele alarak hedefleri için yeni yol haritaları çizecekler.</p>
<p style="text-align: justify;">4- Görsel anlamda imaj yönetimi için yeni çözümler keşfedecekler. Varoluş değerlerini daha doğru sunacak ve olumlu geri dönüşler alacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Bulunduğu kariyer basamağının ne anlama geldiğini ve zamanı yanlış yorumlayarak acele etmeden ama kararlı bir şekilde kariyer yıldızını nasıl parlatabileceğini görmeye başlayacak.</p>
<p style="text-align: justify;">6- Liderlik özelliklerini ön plana çıkararak hangi alanlara yoğunlaşabileceğini fark edecek.</p>
<p style="text-align: justify;">7- <strong>&#8220;Kişisel Marka Sözü&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;Kişisel Misyon Beyanı&#8221;</strong> gibi çalışmalarla sürekli yazılı olarak kontrol mekanizmaları oluşturacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">8- Kişisel Marka olmanın en başta ailede, özel çevrede, yakın iletişimde başladığını fark ederek iş-özel yaşam dengesini kurabilecekler.</p>
<p style="text-align: justify;">9- İşveren ve yöneticilerle hiyerarşik ilişkilerini daha düzeyli, kişisel ve kurumsal yapıya uygun şekilde ele alarak tam bir iletişim uzmanı gibi yol alacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">10- Tüm bu adımların doğal olarak huzur, terfi ve kazanç getirdiğini anlayarak kendilerini en önemli bir proje gibi ele almaya devam edecekler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu maddelerde başarılı şekilde yol alan bir çalışan, şirketi açısından da doğal olarak<strong> “Marka İnsan Kaynağı”</strong> na dönüşmüş olacak. Bir çalışanın 360° bu şekilde ele alınması iş yapma süreçlerini ve verimliliği, kârlılığı doğrudan etkileyecek. <strong><em><span style="color: #888888;">“Marka”ları marka yapanlar yine insanlardır.</span> </em></strong>Her çalışanın şirketine bir katkısı elbette vardır ama bazıları “lider kişisel marka” olarak daha fazla katkıda bulunurlar. Hem iş hayatlarına, hem de özel hayatlarına. İnsan kaynakları ve Eğitim departmanlarının, bu konuda en azından bazı pilot uygulamalara başlamaları ümidiyle.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2011/01/%e2%80%9cinsan-kaynagi%e2%80%9dni-%e2%80%9cmarka-insan-kaynagi%e2%80%9d-yapmayi-hedefleyen-sirketler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2011&#8242;i paketlemek, ama nasıl?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/2011i-paketlemek-ama-nasil/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/2011i-paketlemek-ama-nasil/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Dec 2010 21:50:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1103</guid>
		<description><![CDATA[Yeni taşındığımız sokağımızda – ki işe gidenlerin çok sık kullandığı bir güzergah olarak İçerenköy’ün en önemli bulvarına bağlantısı var – pek lüks olmayan, mütevazı bir pastane var. Bugün yoldan geçen biri içerideki pastalara göz atmak için iyice eğildi, geriye çekildi, kenara bir falso yaptı ve cam vitrine ancak göz atabildi dışarıdan. Sonra almaktan vazgeçti gitti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/jesse-kirsch-packaging-design.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1104" title="jesse-kirsch-packaging-design" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/jesse-kirsch-packaging-design.jpg" alt="" width="550" height="485" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Yeni taşındığımız sokağımızda – ki işe gidenlerin çok sık kullandığı bir güzergah olarak İçerenköy’ün en önemli bulvarına bağlantısı var – pek lüks olmayan, mütevazı bir pastane var. Bugün yoldan geçen biri içerideki pastalara göz atmak için iyice eğildi, geriye çekildi, kenara bir falso yaptı ve cam vitrine ancak göz atabildi dışarıdan. Sonra almaktan vazgeçti gitti. Ben de pastane sahibine dedim ki “şu camekânı dış cama doğru döndürün, yeriniz var, hem yaş pastalarınızı hem kurabiyelerinizi sergileyin, o camın önünü kapatan dışarıdaki tek masayı iptal edin, görüntüyü engelleyen şu küçük çam ağacını da kaldırın vs.” dedim. Pastaneye bakan, eşi bir İtalyan restoranında şef aşçı olan bayan “süper fikir, bunu hemen çocuklarımla konuşayım” dedi ve teşekkür etti bu öneri için. Yaparlar yapmazlar bilemiyorum. Ama bir gerçek var ki, o da bizim ticari süreçleri basitleştirmeyi, paketlemeyi, ambalajlamayı, sunmayı, potansiyel müşteriye yakın olmayı, ürünleri detay bazda çeşitlendirmeyi, tüketici algısını ölçmeyi bilmediğimiz. Ve öğrenene kadar daha kaç adet “kırk fırın ekmek” yememiz gerektiğini de bilemiyorum açıkçası.<span id="more-1103"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Komşu Fırın’a bakın, çok lüks camekanlarda mı sergiliyor ürünlerini. Fırın tepsileri üzerinde, raflarda, tahta sandık gibi şeylerin içinde sergiliyor ve müşteri çok rahat gözüyle de eliyle de ulaşabiliyor. Fırınlar bile görünüyor. Artık kendine güvenenlerin mutfakları ortada, herkes görüyor. Yani üretim ve satış süreci diye ayrı bir şey yok. Müşteriye müthiş bir deneyim yaşatıyorlar içeri girer girmez. Biz nedense hep saklamaktan yanayız bir şeyleri. Ya kendimize, ya da ürünlerimize bir güvensizlik var sanki. Ya da gerçekten bilmiyoruz ve öğrenmeye de çalışmıyoruz şu yabancıların “marketing” dediği şeyi. Gelin bunu kişisel özelliklerimizi sunma becerilerimize yorumlayalım.</p>
<p style="text-align: justify;">“Ben harika bir insanım ama kimse beni keşfetmiyor, kıymetim bilinmiyor” diye yakınan insan yığınları var bu ülkede. Ama gidip bir sorsanız, “pardon kendinizi tanımak ve tanıtmak için kişisel stratejileriniz neler, uygulama ve aksiyon anlamında neler yapıyorsunuz” diye. “Mırın, kırın” diyecektir. Ya da “aman abi sen de şu kişisel gelişimciler gibi konuşuyorsun” diyerek seni başından savacaktır. Özgeçmişin, ya da İngilizce ifadesi ile “bio” özetin ya da kişisel marka sözün var mı? Kendini, işini ya da tutkun olduğun bir hedefini anlattığın blogun var mı? Sosyal medyayı zaman kaybı ve dedikodu mekanı olarak mı görüyorsun, en son ne paylaştın çevren ile? En son hangi kitabı okudun, hangi seminere, konferansa katıldın? En son hangi cesur soruları sordun kendine vizyonunu yenilemek için? Ailenden başlayarak iş ortaklarına varana kadar hedef kitlene karşı nasıl konumlandığını araştırdın mı hiç? Girişimcisin diyelim, kendini ve ürünlerini nasıl paketliyor ve nasıl sergiliyorsun? Patronsun diyelim, sana karneni kim veriyor? Ekip lideri olarak nasıl davranıyorsun arkadaşlarına? Vs. vs. bu sorular o kadar artabilir ki, bunaltır insanı.</p>
<p style="text-align: justify;">Diyeceksiniz ki Murat, senin eksiklerin yok mu bu konularda? Hiç olmaz olur mu, o kadar çok ki! Bu yazıyı da o nedenle yazıyorum zaten. Önce kendime sonra size soruyorum; “Yılbaşı için en güzel paketleri yaptırdınız, en güzel organizasyonları düzenlediniz de kişisel markanız için 2011’i ya da 21.yy’ın ikinci on yılını paketlediniz mi? Neyi, nasıl, kime, hangi yöntemlerle sunmayı düşünüyorsunuz? Var mı yazılı, ama gerçekten yazılı planlarınız?”</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/gubble-bum-packaging-design.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1105" title="gubble-bum-packaging-design" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/gubble-bum-packaging-design.jpg" alt="" width="550" height="354" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">“Yılbaşı”lar, bayramlar, tatiller vs. zamana dair her şey geçer gider bir şerit gibi önümüzden. O şeride aslı günler, o günlere asılı saatler ve en küçük birimine kadar saliseler filan vardır algıladığımız ölçülerde. Ve bu şerit bilmediğimiz bir alemden gelir ve bilemediğimiz bir aleme dökülür ama kaybolmadan. Örneğin zihinlere slayt şeklinde yapışması ve 2 yaşındaki bir olayı hatırlamamız gibi. Önemli olan, bu şeride asılan her güne günaydın diyerek nasıl bir güçle, nasıl bir verimlilikle asılarak, her saatin çekmecesini gerçekten önemli şeylerle nasıl tıka basa doldurarak yaşadığımızdır. Zaman harekete bakar. Düşünce de bir harekettir. Aksiyona geçtiği anda zamanı ezer, büker.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelin zaman dönümlerimizi ambalajlamak yerine zamanın kendisini ve içindeki en önemli aktör olan insanı ve özelliklerini aksiyon planımız çerçevesinde paketleyelim ve sunalım. Şirket yönetmeseniz de, girişimci olmasanız da alın pazarlama kitaplarını ve aynısını kendinize uygulayın. SWOT analizinden başlayarak “Kişisel Marka Bildirimi” ile devam edebilirsiniz. Hayata, çevrenize ve kendinize verdiğiniz sözünüz olsun. Bu sözlerinizi, beyanlarınızı ve size ilham veren her şeyi okuldaki bir çocuğun beslenme çantası gibi hep yanınızda taşıyın. Üç öğün yemekten daha sık ihtiyacınız var unutmayın.</p>
<p style="text-align: justify;">2011’i bu çerçevede paketlemeniz ve kendinizi hayata en uygun marka özelliğiniz ile çevrenize yakın bir şekilde sunabilmeniz dileği ile. Sağlık, huzur ve başarı dolu bir yıl, bir ömür diliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>NOT:</strong> <span style="color: #888888;">Görseller Jesse Kirsch&#8217;in tasarımlarından örnek olarak sunuldu.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/2011i-paketlemek-ama-nasil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2010’un son meyvesi</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/2010%e2%80%99un-son-meyvesi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/2010%e2%80%99un-son-meyvesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Dec 2010 19:48:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1088</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel Markalaşma Semineri notları]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">26 Aralık Pazar günü gerçekleştirdiğimiz Kişisel Markalaşma Semineri benim için gerçekten de 2010’un son meyvesi oldu. Umarım katılımcılar için de faydalı olmuştur. İnsana ve hayata dair değinmediğimiz konu kalmadı nerdeyse. Detaylı bir eğitim ya da atölye çalışması şeklinde değil de amaç “kişisel marka” olmak konusunda farkındalık yaratmak ve bazı ipuçları vermek idi. Bir hayli ipucu verildi ve her sunumda ince bir kitap içeren cümlecikler vardı.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/214689315.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1091" title="214689315" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/214689315.jpg" alt="" width="600" height="452" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-1088"></span>Katılımcılar gerçekten de “katılımcı” oldular. Bol bol sorular ve yorumlar geldi sunumu yapanlara. Kişisel markalaşmaya özel sunumumda bu sürecin nasıl yönetilmesi ile ilgili maddelere geçince herkes detay istedi ama bana ayrılan süre yetmedi tabi. Öğleden sonra küçük atölye çalışması ile kişisel marka sözü yazma çalışması yapıldı. İnsanın kendini tanıması, sorgulaması, hedefler belirleyerek aksiyon planını uygulamaya alması ile ilgili çok soru geldi. İlginç olan, seminer boyunca hiç ummadığınız bir nokta daha çok konuşuluyor. Örneğin “işten eve değil, yine işe gidin” diyerek özel yaşamımızın, ailemizin en önemli hayati projemiz olduğunu vurgulamaya çalıştığım cümle çok etkili olmuş. Herkes kariyer yolunda kişisel markalaşmayı ve dolayısıyla parayı merak ediyor ama asıl sorun genelde özel hayattan gelir. Mart 2009’da yazdığım İşten eve dönmeyin, yine “iş”e gidin yazısını okuyabilirsiniz. Zaten bir anlamda kişisel marka olmak ailede başlar bence.</p>
<p style="text-align: justify;">Sırada Erhan Köseoğlu vardı ve harika bir sunum yaptı. Sahnede duruşu ve katılımcılarla iletişimi örnek alınacak kadar profesyonel idi. Çevremizle olan iletişimimizden, algılardan, zihin dünyamızdan, beden dilinin öneminden, farklılıklarımızı vurgulamaktan ve hedeflere odaklanmaktan bahsetti ve renkli bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/erhanresim.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1092" title="erhanresim" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/erhanresim.jpg" alt="" width="212" height="338" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Sonrasında Melih Arat Bey de görüntülü konferans şeklinde seminere katıldı. Verdiği gofret, lokomotif, Mado, Pavarotti, Nasuh Mahruki ve papyon örnekleri ile kişisel markalaşma sürecini 20 dakikada özetlemiş oldu. Sanki seminer salonunda canlı sunum yapmış kadar etkili olduğunu ifade etti katılımcılar.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/meliharatson.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-1093" title="meliharatson" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/meliharatson.png" alt="" width="248" height="296" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Ümit Hayri Koç ise görüntülü konferans olarak değil de seminer salonunda katılımcılarla buluştu. Bizi, kişilik, karakter, kalıplar, bilinçaltı, çocukluk eğitimi vs. derken çok derinlere götürdü ve kendi koçluk ekolünden, yüzleştirici soru sorma yöntemlerinden bahsetti. -9’dan başlayarak 24 aya kadar bir çocuğun değişmesi pek de mümkün olmayan kalıpları nasıl öğrendiğini anlattı. Yani &#8220;delta&#8221; bilinç seviyesinde her şeyi  sünger gibi çekmeleri.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/DSC03894.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1094" title="DSC03894" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/DSC03894.jpg" alt="" width="442" height="332" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak ilginç bir konu vardı seminerde. O da yıldız haritalarını yorumlamak ve astrolojinin hayatımıza etkisi ile ilgili. Eleştirenler de sorgulayanlar da oldu ama birçok kişi Eray Sarıca’nın etrafında yıldız haritasına baktırıyordu. Amaç doğum anımızın ve evrensel konumun hayatımız üzerindeki etkisini vurgulamaktı. Özellikle iş ve özel ilişkilerin geleceğini tahmin edebilmek açısından faydalı bilgiler verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">2010’un son Pazar gününü kendisine yatırım yapmak için ayıran ve seminere gelen arkadaşlara ve sunumu yapan tüm danışman, eğitmen arkadaşlara teşekkürlerimi, saygılarımı sunuyorum. Marka Sizsiniz’in 2011 yılı için planlan eğitim, seminer ve atölye çalışma detaylarını pek yakında web sayfamızda görebileceksiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DÜZELTME ve ÖZÜR;</strong> Bu seminerin ta en başından sonuna kadar yanımda olan ve organizasyonun tüm detayları ile ilgilenen Zehra Ağdaş Ekinci hanımefendiye de teşekkür ederim. Onun tecrübesi birçok eksikliği giderdi. Yazıyı hızlıca ve dalgın bir şekilde hazırlayınca unuttum. Özür diliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">2011’in, kişisel markanızı daha çok geliştirebileceğiniz ve çevrenizde daha etkin konumlanarak dolu dolu iç huzur ile  başarıdan başarıya koşacağınız bir yıl olmasını dilerim.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/2010%e2%80%99un-son-meyvesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir mektup var!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/bir-mektup-var/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/bir-mektup-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Dec 2010 20:16:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1051</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün bir telefon geldi. İstanbul dışından bir bayan arkadaş şöyle diyordu: &#8220;Murat bey MarkaSizsiniz&#8217;i uzun zamandır takip ediyorum. Yazılarınızı çıktı alarak dosyalıyor, altını çizerek okuyor, arşivliyorum. Siz farkında değilsiniz ama benim hayatımı kurtardınız. Tevekkül etmeyi sizden öğrendim.&#8221; vs. deyince &#8220;Estağfirullah, rica ederim, ben kim, tevekkül gibi bir kelimeyi öğretmek kim diyerek övgü dolu sözlerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir gün bir telefon geldi. İstanbul dışından bir bayan arkadaş şöyle diyordu: &#8220;Murat bey MarkaSizsiniz&#8217;i uzun zamandır takip ediyorum. Yazılarınızı çıktı alarak dosyalıyor, altını çizerek okuyor, arşivliyorum. Siz farkında değilsiniz ama benim hayatımı kurtardınız. Tevekkül etmeyi sizden öğrendim.&#8221; vs. deyince &#8220;Estağfirullah, rica ederim, ben kim, tevekkül gibi bir kelimeyi öğretmek kim diyerek övgü dolu sözlerini kesmek zorunda kaldım. Utandım çünkü. Benden yaşça büyük ve o bana &#8220;kardeşim&#8221; diyor artık ben de &#8220;ablam&#8221; diyorum. Kendi başındaki dertleri yetmezmiş gibi her derdim olduğunda yanımda ve sürekli halimi hatırımı soruyor. Geçen gün bir mail yazdı. Artık bunu Marka Sizsiniz okuyucuları ile paylaşayım dedim. İznini de aldım ablamın. Kişisel Markalaşma diyerek hayata ve insan dair birçok şey yazdığım bu web sayfası bana neler kazandırdı neler. Özellikle böyle dostlar, arkadaşlar oldukça bu yazılar devam edecek. O, bu yazıyı okuaycak. Huzurlarınızda en derin saygılarımı, sevgilerimi ve şikranlarımı sunuyorum kendisine. Yazı şöyle;<span id="more-1051"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/abladanmektup.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1052" title="abladanmektup" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/abladanmektup.jpg" alt="" width="573" height="753" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/bir-mektup-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Marka inşasını yerle bir etmek için</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/kisisel-marka-insasini-yerle-bir-etmek-icin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/kisisel-marka-insasini-yerle-bir-etmek-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Dec 2010 10:40:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1040</guid>
		<description><![CDATA[İngilizce makalelerde kişisel markalaşma çabaları için “build” ifadesi kullanılıyor genelde. Temeli çocukluktan, aileden başlayan bu binanın inşası aslında hiç bitmiyor belki ölene kadar. Her gün üzerine bir şeyler koymak gerekiyor artı olarak. Yani imar ediyoruz, kendi binamızı kurmaya çalışıyoruz. Fakat gelin görün ki bizden ve çevreden gelen etkenlerle bu yapı bir yandan yıkılabiliyor, zarar görebiliyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/buildorruin.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1041" title="buildorruin" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/buildorruin.jpg" alt="" width="254" height="254" /></a>İngilizce makalelerde kişisel markalaşma çabaları için “build” ifadesi kullanılıyor genelde. Temeli çocukluktan, aileden başlayan bu binanın inşası aslında hiç bitmiyor belki ölene kadar. Her gün üzerine bir şeyler koymak gerekiyor artı olarak. Yani imar ediyoruz, kendi binamızı kurmaya çalışıyoruz. Fakat gelin görün ki bizden ve çevreden gelen etkenlerle bu yapı bir yandan yıkılabiliyor, zarar görebiliyor. Sürekli bir kontrol ve tamir, tadilat gerekiyor. Bazen de temeli sağlamlaştırmak için değişik çözümlere gitmek gerekebiliyor. Yine İngilizce ifade olarak bu anlamda “ruin” kelimesi kullanılıyor harap etmek anlamında. Genelde kişisel anlamda çok kullanılıyor bu ifade. Başlık olarak da “How to ruin your personal brand?” gibi sorular kullanılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İnşa ettiği bir şeyi kim yıkmak ister! Ya da herhangi bir kişi ya da hadise tarafından yıkılmasını ister miyiz? Kimse istemez. Genelde negatif etkilerin, yıkımların dışarıdan geldiğini düşünürüz ve başkalarını suçlarız. Aslında kendi yanlışlarımız daha çok başkalarını harekete geçirir ve negatif enerjiyi üstümüze çekeriz. Zihnimizde besleyip büyüttüğümüz her şey bir şekilde karşımıza çıkar. Somut ya da soyut bir şekilde. Kişisel Marka binamıza zarar verecek şeyleri de bu şekilde üzerimize çekmiş oluruz. <a href="http://www.markasizsiniz.com/2009/01/bunlari-yap-kisisel-marka-olmayi-unut/" target="_blank">“Bunları yap, kişisel marka olmayı unut” </a>diye bir yazım var konu ile ilgili. Algıyı olumsuz çağrışımlar üzerinden yakalayabilmek için bu konuda genel bir toparlama yapalım isterseniz. Hangi yanlış hareketler mahvediyormuş kişisel markamızı, görelim.<span id="more-1040"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>1- </strong></span>Özgün olmayın. Sıradan, genel geçer işlerle uğraşarak günübirlik yaşayın. Gerçek kendinizi ortaya koyacak yeni bir hayata cesaret etmeyin. Kim uğraşacak şimdi bunlarla. Bunca memleket meselesi ve çevre baskısı varken.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">2-</span></strong> Hedeflerinizi gözden geçirmeyin. “Zaten yok” diyorsanız emin olun sizden rahatı yok. Bırakın hayat bildiği gibi aksın. Hangi mecralarda, yollarda aktığınız sorgulamayın. Öylesine, rüzgarda savrulan bir yaprak olarak yaratılmışsınız zaten.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">3-</span></strong> Sizi ve dolayısıyla ailenizi huzurlu kılacak tutkularınızı, ideallerinizi gömün daha derinlere bir yerlere. Sadece para kazanmaya odaklanın. Çünkü para her şeydir. İşe gidin eve gelin, işe gidin eve gelin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">4-</span></strong> Hayattan ne istediğinizi açıkolarak ifade etmeyin, bir formüle oturtmayın hayallerinizi ve arzularınızı görselleştirmeyin, yazmayın, çizmeyin. Sadece hayıflanın “bir türlü olmuyor işte” diyerek.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">5-</span></strong> Kimseye yardım etmeyin, bildiklerinizi, tecrübelerinizi paylaşmayın. Kendinize saklayın ve mezara birlikte gidin. Bu bencilliğin çok işe yaradığını göreceksiniz, devam edin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">6-</span></strong> Evinizde oturun, dışarıya çıkmayın, sosyal olmayın. “Aslı yalnız yeme” diyen kimse yanlış söylemiş siz yalnız yemeye devam edin. Sosyal ağ olarak size aileniz ve yaşadığınız semt yeter. Başka yerler, başka insanlar, başka fikirlerle tanışmak için yormayın kendinizi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">7-</span></strong> Eğlenceli, ilginç, sıra dışı olmayın. Olduğunuz yerde kalın. “Challenge” denilen ataletinize meydan okuyacak hareketlere kalkışmayın.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">8-</span></strong> Tutarsız, çelişkili, karmaşık mesajlar verin çevrenize kendinizle ilgili. Bir gün “evet” deyin, bir gün “hayır”. Bir gün “öyle” olun, bir gün “böyle”. İş ya da özel hayatınızdaki duruşunuzu kimse anlayamasın ve sizi bir yerlere konumlandıramasınlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">9-</span></strong> Denemeye çalışmayın, başarısızlıktan korkun ve çevre ne der baskısından çekinin. Böylece yeni şeyler öğrenmenize de gerek kalmaz. Ne güzel değil mi!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">10-</span></strong> Bir mentor, koç ya da danışmana gitmenize gerek yok. Yani biliyorum korkmuyorsunuz, çekinmiyorsunuz aslında. Zaten biliyorsunuz her şeyi ne gerek var ki şimdi para vermeye.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">11-</span></strong> Sosyal medya ve internet denilen şeyin ne olduğuna kafa yormanıza gerek yok. Profildi, paylaşımdı, network vs. hiç gerek yok uğraşmanıza. Görmezden gelin bu iletişim trendlerini. Klasik ilişkiler ağınıza devam.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">12-</span></strong> Gönüllü olarak bir beklenti içine girmeden yardım organizasyonlarına katılmayın. Bir faydanız olacaksa sadece kendinize olsun ya da parasal karşılığı olsun.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">13-</span></strong> Her yerde, her zaman kendinizden bahsedin “marka” olacağım diye. Baskın olan hep siz olun, önde olan, sahnede olan hep siz. Bakın nasıl kişisel marka oluyorsunuz negatif anlamda.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">14-</span></strong> Kendinize hep aynı soruları sorun ve aynı cevapları verin, bahaneleri sıralayın. Farklı sorulara sorarak beyninizi zorlamayın, sonra değişmek zorunda kalırsınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">15-</span></strong> Kendinizi “monitor” etmeyin. Not tutmayın, hedeflerinizi yazmayın, kimsenin sizi sorgulamasına da izin vermeyin. Hayatın da karnesi mi olurmuş canım. Tadını çıkarın, kasmayın kendinizi.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, bunları yapın ve inşa edilen bir şeylerin nasıl yerle bir olduğunu görün. Başarı dilemiyorum bu maddeleri yapmanız için. Yapmamayı temenni ediyorum hem kendim, hem de sizler için.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>NOT: </strong><span style="color: #000000;"><span style="color: #808080;">Bu maddelerin tuzağına nasıl düşmeyebiliriz konsunda daha detaylı bilgiler sunacağımız</span><a href="http://www.markasizsiniz.com/2009/11/marka-sizsiniz-atolye-calismalari-basliyor/" target="_blank"><span style="color: #808080;"> <strong><span style="color: #3366ff;">&#8220;Kişisel Markalaşma Semineri&#8221;</span></strong></span></a><span style="color: #808080;"><span style="color: #3366ff;"> </span>ni kaçırmayın. 26 Aralık 2010 Pazar günü. 2011 yılına, yani 21.yy&#8217;ın ikinci on yılına kişisel markanız nasıl girecek ve aksiyon planımız ne olmalı konusunda atölye çalışmaları yapacağız. İletişim için murat@markasizsiniz.com</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/12/kisisel-marka-insasini-yerle-bir-etmek-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zor zamanlarınızı daha da zorlaştıracak 15 kusurlu hareket!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/09/zor-zamanlarinizi-daha-da-zorlastiracak-15-kusurlu-hareket/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/09/zor-zamanlarinizi-daha-da-zorlastiracak-15-kusurlu-hareket/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 04:37:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1020</guid>
		<description><![CDATA[1- SIZLANMAK Ona buna dert yanarız. Belki sakinleşmek, belki de bir çözüm bulmak, yardım almak için fakat sızlanacağınız en yakınınızdaki kişinin dahi bir süre sonra size “sızlanıp duruyor işte” diyerek küçümseme ihtimali yüksek. Bu hareket sizi daha da ümitsizliğe itecektir. Çünkü koçluk dilinde yaygın olan “olumlama” psikolojisine tam ters bir hareket yapıyorsunuz demektir. Dikkat etmek gerek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">1- SIZLANMAK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ona buna dert yanarız. Belki sakinleşmek, belki de bir çözüm bulmak, yardım almak için fakat sızlanacağınız en yakınınızdaki kişinin dahi bir süre sonra size “sızlanıp duruyor işte” diyerek küçümseme ihtimali yüksek. Bu hareket sizi daha da ümitsizliğe itecektir. Çünkü koçluk dilinde yaygın olan “olumlama” psikolojisine tam ters bir hareket yapıyorsunuz demektir. Dikkat etmek gerek, harflerin, kelimelerin gücü sandığımızdan da fazla. Hatta konuştuğumuz şeylerin “dua” yerine geçme ihtimali de yüksek. “Aura”mızı kirleten ya da pırıl pırlı yapan bir sır, bir güç var kelimelerde. Aynı zamanda her şeyi tenkit etmeye doğru gider bu hareket ve arkasından da “ben haklıyım, ben en iyisiyim, niye bunlar benim başıma geliyor ki” isyanları başlar. Aman dikkat.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">2- DANIŞMA-MAK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Danışmak derken birinci madde ile birlikte önüne gelene dert yanmaktan bahsetmiyoruz. <span id="more-1020"></span>Adamakıllı, sizi gerçekten “empati” ile dinleyebilecek, konunuzla ilgili engin tecrübeleri olan, ör yargılı olmayan kişilerden bahsediyoruz. Bu da bir elin parmaklarının sayısını geçmez sanırım. Ve tabi ki dinleyecekseniz danışın. Kendi masallarınıza devam etmeniz bir anlam taşımıyor. Mümkün ise durumunuzu hiç bilmeyen, farklı bir bakış açısı sunabilecek kişilere de danışmakta fayda var. Yani sosyal bir konuyu mühendis bir zeka ile masaya yatırmak gibi. Amaç algı çukurundan çıkmak ve körlüğü yenmek, perdeleri açmak.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">3- ÇIRPINMAK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bir yerde okumuştum “denizde boğulan tek canlı insandır” diye. Çünkü suyun kaldırma kuvvetine karşı üstün zekası!!! İle çözüm bulmaya çalışan, kendini o gücün sakinliğine bırakmayan, korkan ve çırpınan, çırpındıkça da batan yaratık diyorlar insan için. Bu sakinlik, sukûn, eski dilde “sekine” gibi kelimelerin kalbimizde ve ruhumuzdaki etkisi iyi araştırmak gerek. Hemen çözüm bulmaya çalışmak, aynı algılar üzerinden ısrarla devam etmek, sağa sola savruluyormuş gibi çaresizlikle ne yapacağını şaşırmak hiçbir şekilde fayda getirmeyecektir. Sizi ve çevrenizi üzmekten başak bir işe yaramaz. Bu çırpınma fiilinin en güçlü nedeni de “korku”dur. Yani geçmişteki korkuları ve geleceğe ait kaygıları ve o anın sıkışıklığını birlikte yaşamak. Aman uzak durun.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">4- SÜREKLİ KONUŞMAK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Birinci madde ile de bağlantılı. Nedir bu her şeyi konuşma isteği. Güya iletişim kuruyoruz. Hayır kardeşim, kusura bakmayın ama iletişim diyerek konuştukça batıyor battıkça da konuşuyoruz. Bunu yerine içe doğru bir iletişim kursak da hayatımızın en can alıcı tespitlerini yapmaya çalışsak nasıl olur. Tabi, yanındaki kişi ile konuşmak kolay ama içimizdeki “ben”e ulaşmak o kadar zor ve uzun bir yol ki! Sessizliğin gücünü keşfetmek gerek. Rahatlayacağım diye ağza geleni söylemek, kendi yalanlarımızı başkasına da kabul ettirmeye çalışmak ahmaklıktan başka bir şey değildir. Konuştuklarımızın esiri, konuşmadıklarımızın hükümdarıyız. Yerinde, zamanında ve basit bir anlatımla iletişim kurmayı deneyin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">5- SUÇLAMAK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">En iyi başardığımız madde diyebiliriz buna. Ve tabi ki bir de bahanelere sığınmak. Eğer bu suçlama ve bahanelerde haklı iseniz zaten yapacağınız bir şey kalmamış ve olan olmuştur. Ah, vah etmeye ne gerek. Kendimiz eder kendimiz buluruz genelde. Hayatın parametrelerini tümüyle kontrol etmeye çalışmak kaderi inkâr etmek demektir aslında. Hâl bu ki kader adildir, kul ise zalim. Bu adaletin ne anlama geldiği yıllar sonra kendini gösterebilir. Önemli olan niyeti temiz tutmak ve gayret ipine sarılmaktır.  Hep de kişileri konuşuruz, bol bol dedikodu, yargılama, belki de bela savurma. Tüm bu suçlamaların bize dönüşü olacaktır sakın unutmayın.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">6- SÜREKLİ DÜŞÜNMEK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Düşünmek, fikir alışverişinde bulunmak, çözüm aramak güzel şeylerdir. Fakat uzun süre ve çıldırasıya aynı konu üzerinde yol almak size yolu da unutturur, hedefi de. İkinci madde ile bağlantılı olarak şöyle bir kenara çekilsek, dinlesek, dinlensek, içe doğru yolculuğa çıksak, bir süre o konudan blok halinde uzaklaşsak. Belki bir gün belki de 1 ay o konuda hiçbir şey yapmamak. Yani hayata müdahale etmeye çalışmadan akışına bıraksak nasıl olur. Deneyin, o konuya tekrar döndüğünüzde zamanın ilaç gibi yaraları sarmaladığınızı, zihindeki tıkanmaların açıldığını fark edeceksiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">7- YAKININIZDAKİLERİN ANLAYACAĞINI DÜŞÜNMEK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Genelde tam tersi olur. İletişimin bozulacağı ilk halkalardır onlar. Ben yakınımdakiler kesin anlar diyerek hemen kendinizi kandırmayın. Durumunuzu kaldırabilecek kişiler size yakındır, diğerleri kim olursa olsun uzaktır bu anlamda. Birinci ve dördüncü maddeler için de bu kişilere ümit bağlamayın. Bu cümleler sizi yalnızlığa itsin diye yazmıyorum. Hayal kırıklığına uğramayın, beklentiniz büyük olmasın diye yazıyorum. Çünkü bu çekirdek çevredeki ümitsiz yaklaşımlar enerjinizi daha da sömürecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">8- KİŞİSEL MARKA DEĞERİNİ UNUTMAK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çevrenizde cereyan eden hemen her şey sizin değerinizi yok saymaya ya da alçaltmaya çalışır. Bir de siz kendinize bu kötülüğü yapmayın. Bir hata, bir ayıp geriye kalan tüm güzellikleri örtmez. Ve insan hataya açık yaratılmıştır. Sanki bu zamana kadar hayatında başarı ve huzuru hiç yakalayamamış gibi davranmaya başlarla size. Yok böyle bir şey. Her insan değerlidir, yaratıklar içerisinde en üstün özelliklerle donatılmıştır. Kimse kimseyi yargılayacak, değer biçecek konumda değildir. Hayat bir üniversite sınavı ya da yazılı sınav filan değildir. Kuralları koyanın da, sonunda not verecek gücün insan olmadığı da açıktır. Sakın böyle bir girdaba sürüklenmeyin. Olumsuzluk hissi veren şeylerden, kişilerden uzak durun ya da kulak tıkayın, sabredin. Ve kişisel marka haritanızı tekrar tekrar gözden geçirin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">9- SEN SUÇLUSUN</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tamam, doğru. “Peki şimdi ne olacak? Bilmem valla, ne yaparsan yap. Her şeyi mahvettin zaten.” İşte bu ifadeler dolaşır durur atmosferinizde. Ve siz bu tabakayı bir türlü aşamazsınız. Çünkü roket enerjisi gerekiyor bir çeşit. Hatayı kabul etmek ve düzeltmeye çalışmak, özür dilemek büyük bir erdemdir. Fakat siz bu düzeltmeleri yaparken içi kara, kanlık insanlar sürekli size bunu fısıldar. “Senin suçun” diye. Ve siz de artık çözümden ziyade kendinizi suçlamaya çalışarak zor zamanlarınızı daha da zor hale getirmeyi başarmışsınızdır. Kolay gelsin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">10- KORKMAK VE ENDİŞE ETMEK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hayatı zindan edecek bir madde daha. Üçüncü madde ile de ilgili. Korku plansız, çözüm odaklı olmayan zihinlerin eseridir. Başkaları da bu korku yangınına ateş atar söndürmeye çalışacağı yerde.  Korku, endişe ölçülü olunca harekete geçmeye yarar. Fazlası gerçekten yakar, bitirir. Bu durumunuzdan kötü anlamda faydalanmak isteyenler olacaktır. Korkuya, endişeye, vehimlenmeye ayıracağınız vakti, enerjiye, ümitli olmaya ve çözüm bulmaya ayırsanız daha akıllıca değil mi! Fark ettiğim şu ki; herhangi bir sor durumla karşılaştığımızda eski korkularımızı da sırtımıza yüklenerek, yeni korkularla beraber yola koyuluyoruz. Ve aylar geçiyor biz hâlâ korkmaya devam ediyoruz. Yazık geçen zamana.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">11- YÜZLEŞMEKTEN KAÇINMAK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu “yüzleşme” kelimesinin kendisi dahi ağır bir kelime zaten. Ben bu durumu çok fazla ağırlaştırmama taraftarıyım. Yoksa daha da yıkıcı olabiliyor ve yukarıda yazdığım birçok maddeye negatif anlamda katkıda bulunuyor. Kendinizi gözlemleyin, sorgulayın, sorgulatın, başkalarından kendinizi dinleyin, algılarınız hesaba çekin vs. Hayatın belli aşamalarında bu yüzleşme, siz isteseniz de istemeseniz de olacak zaten. Hayatın yedi dönemine ait araştırma yapabilirsiniz. Bence zaten sürekli küçük ama etkili yüzleşmeler gerekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">12- EYVAH DEPRESYONA GİRDİM NE OLACAK ŞİMDİ!</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Merak etmeyin, robot değilsiniz zaten ki resetleme düğmenize basalım. Konuyu abartmayalım, üzülürüz, kalbimiz sıkışır, mantığımız durur, tüm çözüm yolları kapanmış gibi algılarız ve hatta cinnetin kıyısına dahi yaklaşabiliriz. Önemli olan insanın doğasında olan bu geçiş süreçlerini doğru yönetebilmektir. Çaresiz kaldığımız durumlarda yardım istemeyi bilmeliyiz. Bu yardım ikinci madde kapsamına girer, birinci ve üçüncü madde kapsamına girmez, yanlış anlaşılmasın. Siz zannediyor musunuz ki herkes güllük gülistanlık yaşıyor da bir tek siz bu haldesiniz. İsterseniz hapishaneleri, hastaneleri ziyaret edebilirsiniz. Ona varana kadar bazı gazetelerin ikinci üçüncü sayfalarına göz gezdirmek yeterli.  Beslenme çantanız, güç kaynaklarınız olsun hazırda ve bunlardan sürekli yararlanın.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">13- HEMEN BİR ÇÖZÜM BULMALIYIM, KARAR VERMELİYİM ARTIK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">İşte en kusurlu hareketlerden biri de bu. Bu maddeden önce onuncu, sekizinci ve üçüncü maddelerin ölümcül atmosferinden çıkın. Acele ve sabırsızlıkla gelen zoraki, yıpratıcı, akıl dışı çözümler kimseye bir fayda getirmez. İlginç olan ise sizin ve çevrenizin size olan baskısı hep bunu ister. Sakın aldanmayın. Herkes sorunlarına iki günde mi çözüm bulmuş, iki ayda mı, iki yılda mı bir araştırın. Ahkâm kesenlerin gazına gelmeyin. Bir tamirci, bir cerrah, bir hafiye, bir diplomat edasıyla yaklaşın sorunlara ve kararlarınızı öyle verin. Bekleyerek fırsatları kaçırın ya da sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getirin demiyorum. Sadece beklemenin, sabrın, analizin, zamanın gücünü hissedin demeye çalışıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">14- VAZGEÇMEK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Size fayda getirmeyen, daha büyük yanlışlara sürükleyen bir şeyden vazgeçebilirsiniz. Fakat bu kelimenin kendisi “yokluğu” hatırlatıyor zaten. Evren, varlıkla, var olma ile yaşar, güzelleşir. Ötedeki sonsuz hayat da, içinden yoklukların çekilip alındığı saf, temiz, duru bir hayattır. Radikal kararlarda, hayatın dönemeçlerinde hep vazgeçişler vardır ama tehlikelidir de. Yeniden planlamak, denemek, sebat etmek, gayret etmek insan makinesinin doğasında vardır. Hani, bu makinenin bir düğmesini kapatmak gibi olmasın, sonra daha büyük arızalara yol açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">15- MİSKİN MİSKİN OTURMAK, SADECE OTURMAK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dünyanın en sıkıntılı insanı çalışmayan, âtıl kalan insandır. Zor zamanları daha da zora sokan şey, o kadar alternatif çözüm olduğu halde ayağa kalkarak harekete geçmemektir. Hep birilerinden bir şeyler beklemek, &#8220;can sıkıntısı işte&#8221; diyerek boş boş oturmak ve yukarıdaki maddelerle birlikte daha da derinlerde kaybolmak. On dördüncü maddenin iyice açığa çıkmış halidir bu. Ve artık ya bir mucize gelir sizi bulur ya da bir musibet. Çünkü boş kalmak da bir harekettir varlıklar için ve her hareketin de bir bedeli vardır. Zamanında, planlı şekilde yapılmayan aksiyonların bedeli ise hep ağır olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kusurlu hareketleri yapsak dahi hakemden kırmızı kart değil de sarı kart görmemiz dileği ile : )</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/09/zor-zamanlarinizi-daha-da-zorlastiracak-15-kusurlu-hareket/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel markalaşma yolundaki 10 tuzak!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/07/kisisel-markalasma-yolundaki-10-tuzak/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/07/kisisel-markalasma-yolundaki-10-tuzak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 03:11:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[tuzak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1001</guid>
		<description><![CDATA[ 1- Kendini tanıma çilesi: Yapacağınız SWOT çalışmalarından kişilik ve davranış testlerine varana kadar birçok şey size bu konuda yardımcı olacaktır. Fakat siz sürekli geliştiğiniz ya da dönüştüğünüz için tüm bunlar net bir anlam ifade etmeyecektir. Bir insanı tanımak, kainatı keşfetmek kadar zordur bence. Eksik, zayıf ya da güçlü yanlarınızı listeyebilir ve üzerinde çalışabilirsiniz. Fakat bu çalışma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"> 1- <span style="color: #800000;">Kendini tanıma çilesi: </span>Yapacağınız SWOT çalışmalarından kişilik ve davranış testlerine varana kadar birçok şey size bu konuda yardımcı olacaktır. Fakat siz sürekli geliştiğiniz ya da dönüştüğünüz için tüm bunlar net bir anlam ifade etmeyecektir. Bir insanı tanımak, kainatı keşfetmek kadar zordur bence. Eksik, zayıf ya da güçlü yanlarınızı listeyebilir ve üzerinde çalışabilirsiniz. Fakat bu çalışma sizi kendinizle çok fazla uğraştırmamalı, savaştırmamalı. Tam tersi, bir çocuğu terbiye eder gibi yaklaşmalı insan kendisine. Bazen sert, bazen tatlı ama ısrarla hatırlatarak, öğreterek. Bu konuda başkalarına kulak verin ama sakın ola kalbinizi okur gibi sizi değerlendirenlere aldanmayın. Kendiniz gerçek anlamda bir mentor, koç bulun.</p>
<p style="text-align: justify;">2- <span style="color: #800000;">Network oluşturmak, sosyal olmak:</span> Sosyal olacağım, bir sürü insanla tanışacağım, kendimi lanse edeceğim, çevre yapacağım, hava atacağım diye o parti senin, bu gezi benim diyerek her şeye koşarsanız hiçbir yere varamazsınız. Aslında kendinizden, sıfır noktanızdan uzaklaşmış olursunuz. Önemli kişiler, gerekli organizasyonlar, verimli muhabbetler sizin için yeterli. Sosyal medya denilen platformların da doğru kullanılmadığı takdirde nasıl boş işler olduğunu biliyorsunuz zaten. Realite şudur; herkes önce kendi nefsini, çıkarını düşünür. Sana sıra gelene kadar yaşlanmış olabilirsin. Her şey ve herkes değil çok azı aslında sizi ilgilendiriyor. Eğlence konusunda da, sosyal ağ oluşturma konusunda da “az” olanın gücünü keşfedin.</p>
<p style="text-align: justify;">3- <span style="color: #800000;">Ah şu hedefler:</span> Bir türlü tutturamıyorsunuz değil mi? <span id="more-1001"></span>Çünkü maymun iştahlılık, hayalcilik, ölçememek ve az da olsa devam etmemek gibi sorunlarınız vardır eminim. Bende de var çünkü. Azaltın, yavaşlayın, &#8220;odaklandım&#8221; derken hayatı kaçırmayın, arada bir uzaklaşın ve uzaktan bakın hedeflerinize. Merdiveni yanlış duvara dayamış dahi olabilirsiniz. Bunu anlamak için 35-40 yaşını beklemeyin. Herkese de dillendirmeyin, zaten büyük ihtimalle ya anlamayacaklar ya da kıskanacaklardır. Sadece “yapın”, her gün az da olsa bir şeyler yapın hedefleriniz için. Çok uğraşmayın ama yazın, çizin, takip edin, çetele tutun, zekanıza çok güvenmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">4- <span style="color: #800000;">Tutku esareti:</span> Sevdiğiniz, tutkuyla bağlı olduğunuz bir iş, kişi, hobi ya da hedef, onun esiri olmanızı gerektirmez. Faydası ölçüsünde bağlanmak gerek. Örneğin avcılık tutkusunun, bir hastalık gibi olduğunu duymuşumdur. Kumarbaz kumarı bırakır ama avcı, avcılığı bırakamaz derler. Ya da girişimcilik tutkusu diyelim, fark etmez. Kişisel marka özelliği gibi algılansa da tutkunuz, ömür harcamaya, uğruna bir şeyleri feda etmeye değer mi bir bakın derim.</p>
<p style="text-align: justify;">5- <span style="color: #800000;">Duruş, denge, kıvam:</span> Bu üç kelimeyi korumak çok zor, bilirim. Her an, bir kişi, bir olay, bir haber kimyanızı alt üst edebilir. Ve kendini toparlama süresi. Bu çok fazla yaşandığında irade iyice zayıflar. Genelde kişiler bunu yapar ve onlara hiçbir şey olmaz. Çünkü onların kişisel markalaşma sürecinde ideal bir insan olma diye bir hedefi yoktur. Bir çayın kıvamını, bir terazinin dengesini ve bir viyadük sütununun duruşunu düşünün. İç dünyanıza ait disiplini değil başkası, siz dahi bozamazsınız. Yasaktır, çünkü toplumsal vicadana ve tabiattaki kanunlara da aykırıdır. Negatif enerji saçan ve sizin enerjinizi sömüren her şeyi tespit edin ve uzaklaşın ondan her ne ise.</p>
<p style="text-align: justify;"> 6- <span style="color: #800000;">İyimserlik:</span> Kendine ve dolayısıyla başkalarına iyimser davranmayı seçen bir insanım genelde. Ama bu iyimserlik, hoşgörü ve uzlaşmacı kimliğin yıllar sonra bizi ele geçirdiğini ve başkalarına koz vediğini düşünüyorum. Kendimizi eleştirme noktasında arada bir sert olmakta fayda var. Başka kişileri ve olayları yorumlarken de net tavır koymayı öğrenmek gerekiyor. Tabi ki kırıcı olmadan. Bıçak sırtı gibi ama şu soruyu sık sık soralım; “Çok mu iyi-mser davrnıyorum kendime” diye.</p>
<p style="text-align: justify;">7- <span style="color: #800000;">Sorgulama ve kontrol:</span> Belki altıncı maddedeki iyimserlik tuzağını bu madde ile dengeleyebilriz. Kendinizi sürekli gözlemleyebilir ya da başkalrından görüş alabilirsiniz. Ama öyle insanlar tanıyorum ki o kadar sorguladıktan sonra çaresizliğine kendisi de inanmaya başlıyor. Yok öyle bir şey. Mahkeme filan kurmuyoruz. Haya bir nimettir, dolu dolu yaşayabilene. Sadece arada bir ibreyi ayarlamak gerekiyor. Ve gerçekten okuldan sonra bize pek de karne veren olmuyor. İş karnesi yapay ve idare edilebiliyor. Ama özel hayatın karnesi depresyonlarda ve boşanmalarda, şiddetlerde görülüyor ancak. Azaltarak, öncelikli, verimli ne istiyorsanız onları listeleyini ölçün, takip edin oyun gibi. Ve bu oyuna kimsenin karışmasına, laf atmasına izin vermeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">8- <span style="color: #800000;">Devrim:</span> Hayatta rönesans gibi gelişmeler ve devrim niteliğinde dönüşümler güzeldir, olumlu ve faydalı ise. Ama her hareketi, yeniliği devrim gibi algılamak ve heyecana kapılmak yersiz. Çünkü o kadar kolay değil. Kolay olsa idi her sokak gösterisinden bir devrim çıkardı. Evrendeki olgunlaşma sürecine aykırı devrimler yapamazsınız. En etkili ve uzun soluklu devrimler insan tabiatın aykırı olmayan, sessizce ve belli bir yavaşlıkta, devamlı olanlardır. Yedinci madde size bu fırsatı verir. Kendinize işkence yapmanıza gerek yok. Kılıktan kılığa bürünerek yapay tavırlar sergilemeye hiç gerek yok.</p>
<p style="text-align: justify;">9- <span style="color: #800000;">Vicdan ve realite:</span> Bu biraz altıncı madde ile arkadaş gibi. Siz zannedersiniz ki, sizdeki vicdani prensipler herkeste var. Ya da hayatta her şey süt liman devam eder. Hayır, elbette öyle olmaz. Doğmadan önce bize dünyayı gösterselerdi büyük ihtimalle istemezdik. Ama doğduktan sonra yaşamayı da bilmek gerek. Gerçek hayat acımasız ama arabeskliğin ve savaş-rekabet dürtüsüne saplanmanın gereği yok. Siz ne kadar kasarsanız kasın, su belli yönlere belli yollardan akar. Her söylenilene, her davranışa kanmamak gerek. Ve beklentiye girmemek gerek. Kendi vicdani sorumluluğumuz ile örnek olsak yeterli. Davranışlar, tarzlar, duruşlar bir kaplanı bile dize getirebilir. Başkalarının neden yapmadığını sorgulamaya, ayıplamaya gerek yok, kendimize bakmamız yeterli.</p>
<p style="text-align: justify;">10- <span style="color: #800000;">Ün, şöhret:</span> Ünlü olmak istiyorsak futbolcu, sanatçı, mafya olabilir ya da zengin biriyle evlenerek kısa yoldan şöhreti yakalayabiliriz. Kişisel marka olmak; yıldızı parlamak, çok zengin ve güçlü olmak demek değildir. Tabi ki bunlar kendiliğinden gelebilir başarılı olduğunuz, insanlara fayda sunduğunuz zaman. Ama gösteriş delisi olan kimse sevilmez. Sürekli kendini öven, sahneden inmek istemeyen, sürekli ben yaptım diyerek kulakları tırmalayan bir insan negatif yöne doğru markalaşıyordur. Kişisel marka olmanın ilk kuralı olan &#8220;kendini tanımak&#8221; hakkıyla yerine getirilse bize tevazuyu işaret eder. Samimi, doğal, insanları kucaklayıcı, hoşgörülü, burun seviyesi tam yerinde olmak en etkili marka insan olmaktır. Yani tam kıvamında, sevilen, sayılan ideal bir insan olmak. Ticari marka olmakla karıştırmamak, bu tuzağa da düşmemek gerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Başarılar diliyorum. Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/07/kisisel-markalasma-yolundaki-10-tuzak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

