<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; takdir</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/takdir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>“Bir fikrim var” diyenler için</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/%e2%80%9cbir-fikrim-var%e2%80%9d-diyenler-icin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/%e2%80%9cbir-fikrim-var%e2%80%9d-diyenler-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 12:05:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[dahi]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[gemileri yakmak]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[maliyet]]></category>
		<category><![CDATA[ölçeklenme]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[proje planı]]></category>
		<category><![CDATA[prototip]]></category>
		<category><![CDATA[takdir]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı fikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=557</guid>
		<description><![CDATA[1- Ne yapalım yani, bu fikri senden başka düşünen  en az bir kişi olmuştur. Hayata geçmemiş olabilir. Şimdi deneme sırası sana gelmiştir. Olayı büyütme, kendini dünyanın en yaratıcı, dahi çocuklarından zannetme. Önce kendine sonra da başkalarına karşı mütevazi ol. Çok fazla takdir edilmeyi de unut. 2- Daha önce uygulanmış olup olmadığını, ya da benzeri olup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000003188225xsmall.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-558" style="margin: 10px;" title="istock_000003188225xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000003188225xsmall.jpg" alt="" width="423" height="284" /></a>1- </span></strong>Ne yapalım yani, bu fikri senden başka düşünen  en az bir kişi olmuştur. Hayata geçmemiş olabilir. Şimdi deneme sırası sana gelmiştir. Olayı büyütme, kendini dünyanın en yaratıcı, dahi çocuklarından zannetme. Önce kendine sonra da başkalarına karşı mütevazi ol. Çok fazla takdir edilmeyi de unut.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>2-</strong> </span>Daha önce uygulanmış olup olmadığını, ya da benzeri olup olmadığını araştırabilirsin. Ama unutma ki sen çok daha farklı katma değerlerle projeni ortaya koyabilirsin. Fikrin aynı olması seni ümitsizliğe sevketmesin. Pazar payını ya da “ölçeklenme”yi araştır ama kaygılarını büyüterek baştan pes etme.<span id="more-557"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>3-</strong> </span>İyi bir analize ya da geliştirmeye başlamadan en kötü ihtimali düşünerek yola çık. Yani “tutmama” ihtimalini göz önünde bulundurarak “attığın taş, ürküttüğün kuş” hesabını yap.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>4-</strong> </span>Geliştirmeye hemen başlama. En az 1 ay daha analize devam. Her analiz versiyonunda hep bir şeyler eklemek yerine çıkarmayı da dene. Kullanıcı için en anlamlı ihtiyacı ve en yalın süreci keşfet.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">5-</span></strong> Prototipi geliştirmeden ve ilk testleri geçmeden konu hakkında kimseye bahsetme. Büyük ihtimalle aradan 6 ay geçmesi gerekir. Dilini tutabilecek misin? Bence “hayır”. O zaman tüm eleştirilere ve cesaret kırıcı, aşağılayıcı telkinlere hazır ol. Özellikle de başkası tarafından kopyalanma riskine karşı.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>6-</strong> </span>Hemen patent filan almaya çalışma. Belki de ölü doğacak bir proje için 1000 TL daha harcama lüksünü sana kim veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>7-</strong> </span>Başlangıç maliyetlerini en aza indirmeye çalış. Bedava uygulamalardan, bedava networklere varana kadar her imkanı değerlendir. “Çok az” diyeceğin maliyetleri toplasan ikinci el bir araba alabilir. Ama büyük ihtimalle senin araban yoktur ve yollarda sürünüyorsundur. Ha, bu durumda hala taksiyi kullanıyorsan da batma ihtimalin yüksektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>8-</strong> </span>“Fikir” aşamasında iken ne ortak ara, ne de yatırımcı. Aklından bile geçirme. Sessiz, sakin, büyük hırs ve beklentilere kapılmadan devam et.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>9-</strong> </span>İster analiz, ister uygulama, ister pazarlama planı, ister satış anlamında çok küçük dahi olsa her gün bir şeyler yap ve sabırlı ol. Başka bir yerlerden gelirin var ise onunla idare et. Bütün ümidini yeni fikrine bağlama. &#8220;Gemileri yakacak kadar projeye güveniyorum&#8221; diyorsan o başka, yak da gör bakalım tekrar sahile çıkana kadar neler gelecek başına.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">10-</span></strong> Daha önce girişim yapmış ama başarılı olamamış isen önceki yaptıklarını listele. Doğru yöntemleri daha güçlü şekilde uygula, yanlış yöntem ve kanalları hayatından çıkar. Özellikle de sosyal network anlamında daha seçici olarak ilerle. Aynı kişi, yöntem ve çabalarla yine aynı sonuca ulaşırsın.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>11-</strong> </span>Fikrini, projeni haftada, ya da ayda bir tahtaya kaldır ve sorgula. Ya da belli bir aşamaya gelmiş ise güvendiğin başka kişilere sorgulat, fikirlerini al, danış.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">12-</span></strong> Fikrini denemeye aç ve tüm geri bildirimleri değerlendir. Site ziyaretçi sayısına da bak ama hangi “keyword”lerle geldiklerini, ne kadar süre site içinde kaldıklarını, kullanım oranlarını, aktif olup olmadıkları gibi kriterleri daha çok incele. Yani hedef kitleni bul, değiştir ve perçinle.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>13-</strong> </span>Projeni ilerletemiyorsan kendini heba etme. Rafa kaldır, ileride tekrar değerlendirilebilir. Şirketlerin de kişilerin de beyinlerindeki raflarda o kadar çok bekleyen dosya vardır ki. Yalnız değilsin bu konuda.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>14-</strong> </span>Dikkat, insanların, toplumun, ülkenin belki 10 yıl sonra alışabileceği, kullanabileceği bir fikir bulmuş olabilirsiniz. Başka ülkelerde “tuttu” diye aldanmayın. Kullanıcı da, yatırımcı da hazır değil ise çırpınmanın bir anlamı yok.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>15-</strong> </span>Girişimci ruhlu insanlar duramaz bilirim. Ama ne olur her fikri “proje” olarak değerlendirmeyin. Her ne yaparsanız yapın hayatı kaçırmadan girişimcilik yapın. Çok çalışmak da, planlı olmak da, bütçenin yetersiz olması da sizi yaşamdan koparmasın. <strong>Hayatınızın en önemli projesi, yine “hayatınız”dır, unutmayın.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/%e2%80%9cbir-fikrim-var%e2%80%9d-diyenler-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Harcayın harcayın, kazanmak kolay ya !</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/harcayin-harcayin-kazanmak-kolay-ya/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/harcayin-harcayin-kazanmak-kolay-ya/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 11:46:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>
		<category><![CDATA[takdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=480</guid>
		<description><![CDATA[Başlığa bakarak yazının para ile ilgili olduğunu düşünüyorsanız, öyle değil. Blogumuzda yazılan her yazı kişisel markalaşma sürecindeki adımlarla ilgili. Bu da öyle. Reklamları, reklamcılığı, medyayı severim küçüklükten bu yana. O nedenle Turkcell’deki işimi bırakarak reklam ajansı kurmaya girişmiştim. Aslında çalışırken, yani 2003’ün başından itibaren “freelance” devam ediyordum. Baskın şekilde piyasada Reklamhavuzu konuşulmaya başlanmıştı. Tebrik edenler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Başlığa bakarak yazının <strong>para</strong> ile ilgili olduğunu düşünüyorsanız, öyle değil. Blogumuzda yazılan her yazı <strong>kişisel markalaşma</strong> sürecindeki adımlarla ilgili. Bu da öyle.</p>
<p style="text-align: justify;">Reklamları, reklamcılığı, medyayı severim küçüklükten bu yana. O nedenle Turkcell’deki işimi bırakarak reklam ajansı kurmaya girişmiştim. Aslında çalışırken, yani 2003’ün başından itibaren “freelance” devam ediyordum. Baskın şekilde piyasada Reklamhavuzu konuşulmaya başlanmıştı. Tebrik edenler, cesaret verenler, saygı duyanlar çoktu ama bir o kadar da garip mesajlar geliyordu. <strong>“İletişim mezunu musun, neden örnek reklamlar yapıyorsun, yaratıcı fikirler sadece sende mi v.s.”</strong> gibi. <span id="more-480"></span>Bir de yapmak istediğim klasik bir reklam ajansından ziyade daha çok interaktif ve mobil dünyada da ses getirecek projeler uygulamak idi. Derdimi Hawai’deki adama da, Califonia’daki bayana da anlatabilmiştim ama Türkiye’mizde bir türlü ne yatırım bulabiliyordum ne de motivasyon. Neyse yıllar geçti, ben şu anda maaşlı kariyere devam ediyorum ve bir yandan da böyle yazılar yazarak faydalı olmaya çalışıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi diyeceksiniz ki <strong>“Murat hikayesini neden sürekli anlatıyor”</strong> Bir şeyi fark edelim arkadaşlar. Hepimizin bir hikayesi var ve yaşadığımız sürece de bu hikayeye eklemeler yapıyoruz. Ve aynı hikaye, çevremizdeki kişisel marka algımızı oluşturuyor. Peki, bu hikayelere saygı duyma, cesaret verme, motive etme, tavsiyelerde bulunma, örnek alma v.s. adına ne yapıyoruz? Hadi çevremizi bırakalım, kendi hikayemizin güzelliğini, tılsımını, etkisini dahi kaybediyoruz. Bilerek söndürüyoruz volkan gibi yanan hikayeleri, tutkuları. Bezgin bir şekilde &#8220;salla başını al maaşını, evden işe, işten eve&#8221; modunda yaşlanıp gidiyoruz. Bir de bu halimiz ile çevremize negatif dalgalar yayıyoruz. Ya da başaranları kıskanıyoruz, çekemiyoruz, çelme takıyoruz v.s Ne de çabuk harcıyoruz kişisel kabiliyet hazinelerimizi ve başka hazineleri. Ne takdir ediyoruz, ne takdir ediliyoruz. Ne saygı duyuyoruz ne de saygı görüyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Her yazımda bu konulara değinmişimdir ama tekrar bazı maddeleri hatırlatmak istiyorum. <strong><span style="color: #800000;">Gelin bakalım; geri kazanması çok zor, uzun zaman alacak birikimleri-mizi bozuk para gibi harca-n-mamak için ne yapabiliriz;</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">1- Her hikayeye sıfır noktasında, saygı duruşu ile yaklaşın. Eleştirin ama saygı ile. Yol gösterin, tavsiyelerde bulunun.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Öncelikle kendi hikayenizi anlamaya, yorumlamaya, sonuçlar çıkarmaya çalışın. Ve gurur duyun ama bir o kadar da başarısızlıklarınızı bir tokat gibi yüzünüze çarpın.</p>
<p style="text-align: justify;">3- Hiçbir emeği, işi, projeyi, çabayı küçümsemeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">4- Emin olun içinizde en çok kıskanan, imrenen “ben” olabilirim. Ama kimseye çelme takmadan, sürekli örnek almaya, uygulamaya çalışırım. Ve tabi ki “kendime kızsam da” alkışlarım, alkışlarım.</p>
<p style="text-align: justify;">5- İnsan algısını yöneten kuralları öğrenin, kabul edin ve sulandırmayın, yorumlamayın.</p>
<p style="text-align: justify;">6- Her insanı kişilik ve karakter özelliklerine, onun şartlarına göre değerlendirin.</p>
<p style="text-align: justify;">7- Genelleme yapmayın, sorunları, işleri bir birine karıştırmayın. Her şeyi aynı sepete, herkesi de aynı kefeye koymayın.</p>
<p style="text-align: justify;">8- Sorun artık birilerine, <strong>“şu konudaki algım yanlış mı, beni objektif bir şekilde değerlendir”</strong> diye.</p>
<p style="text-align: justify;">9- Her düşüncenizi davranışa dönüştürmeyin. Bu, yoldan geçen her taksiye binerek amaçsızca dolaşmak demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">10- Tutkularınız ve hırslarınız önemlidir. Ama sakın “esiri” olmayın. Tüm gücünüzü iyilik, güzellik dolu niyetleriniz için seferber edin.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne olur artık harcamayın bozuk para gibi ne kendi cevherinizi, ne de başka insanlardaki hazineleri. Aksine, bu hazinelere değer üstüne değer katın. Faydalı olun, fayda bulun. Takdir edin, takdir görün. Kişisel markalaşma denilen şeyin aslında insanın özünü keşfetmek olduğunu unutmayın.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne olur bu yazımı da nutuk atmak gibi yorumlamayın. Burada açık açık söylemesem de her yazımın bir hikayesi vardır. Bu yazının hikayesi de direkt benimle ilgili değil, sabah sabah aldığım bir mesajla ilgili. Ve bana fikir veren bu acınası hikayelerdeki baş aktör de tabi ki insandır. Özellikle bu gibi kişilere ve herkese faydalı olabilmesi dileği ile.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/harcayin-harcayin-kazanmak-kolay-ya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En son ne zaman “takdir ettiniz, edildiniz”, en son ne zaman?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/en-son-ne-zaman-%e2%80%9ctakdir-ettiniz-edildiniz%e2%80%9d-en-son-ne-zaman/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/en-son-ne-zaman-%e2%80%9ctakdir-ettiniz-edildiniz%e2%80%9d-en-son-ne-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 08:20:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlar Erol]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Girişimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş Veli]]></category>
		<category><![CDATA[iltifat]]></category>
		<category><![CDATA[JCI]]></category>
		<category><![CDATA[marifet]]></category>
		<category><![CDATA[mavi yaka]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[takdir]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Peters]]></category>
		<category><![CDATA[TOYP]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Emre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=440</guid>
		<description><![CDATA[JCI ( Junior Chamber International ) adında, dünya çapında olan bir derneğin şubesi var Türkiye’de. Adı, &#8220;Genç Girişimciler Derneği&#8221; olarak geçiyor. 2006 yılı, Boğaziçi Şubesi (İstanbul bölgesinde bir şube) başkanlığını yaptım. Pek başarılı olduğum söylenemez ama denedim işte. İnsanların bir birini takdir ettiği, övdüğü, eğitim verdiği bu dernek gibi başka çok az topluluk gördüm desem abartı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://jciturkey.biz/" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><strong>JCI</strong></span> ( Junior Chamber International ) </a>adında, dünya çapında olan bir derneğin şubesi var Türkiye’de. Adı, &#8220;Genç Girişimciler Derneği&#8221; olarak geçiyor. 2006 yılı, Boğaziçi Şubesi (İstanbul bölgesinde bir şube) başkanlığını yaptım. Pek başarılı olduğum söylenemez ama denedim işte. İnsanların bir birini takdir ettiği, övdüğü, eğitim verdiği bu dernek gibi başka çok az topluluk gördüm desem abartı olmaz. Sürekli kişisel ve toplumsal konularda eğitimler, gönüllü kampanyalar, her üyeye verilen görevler, ödüller, yönlendirmeler ve dünya çapında sanırım 50 yıldan fazla bir süredir de büyük başarı ortaya koyuyorlar. Bildiğiniz gibi her yıl düzenledikleri TOYP, &#8220;yılın en iyi girişimcisi&#8221; yarışmasında <a href="http://www.caglarerol.com/2008/10/20/jcidan-bir-odul/" target="_blank"><strong><span style="color: #3366ff;">Çağlar Erol </span></strong></a>da ödül almıştı. Adı üzerinde zaten, girişimcileri elinden geldiği kadar destekliyor.<span id="more-440"></span></p>
<p>Bu tanıtıma ek olarak bir soru ile konuya devam edelim.<span style="color: #800000;"><strong> “brand you”</strong> </span>kavramı ile kişisel markalaşmayı <strong>( personal branding )</strong> olarak yaşamımıza katan kim? Tabi ki <strong><span style="color: #3366ff;"><a href="http://www.tompeters.com/" target="_blank">Tom Peters</a></span></strong>. On yıldan fazla oldu oldu <strong><span style="color: #3366ff;">“ the brand called you”</span></strong> kitabını yazalı.</p>
<p>Peki, JCI’ı tanıyana kadar ya da Tom Peters’ten bu ifadesini duyana kadar bizim ve başka ülkelerin kültürlerinde de “insana saygı” yok muydu? Tabi ki vardı, hem de en güzel anlatımlarla. Sadece pazarlamanın gücünü kişisel yaşama yansıtan, bireyin özgürlüğüne değer veren, insan varlığını derinlemesine inceleyen  kültürler bu kavramı daha çok ön plana çıkardı. Ticari çıkarlar için olsa dahi bu argümanlarını insanlara hatırlatmak, dikkatini çekmek büyük hizmet.</p>
<p>Biz ne yaptık? Hangi liderimizi, hangi sanatçımızı, hangi yazarımızı, hangi bilim adamımızı, hangi din adamımızı, hangi teknik insanımızı, hangi öğretmenizi ön plana çıkardık, takdir ettik, destekledik ve dünyaya sunduk? Hangimiz yaşamımızdaki insanlara hiç çıkar düşünmeden takdir ve övgü mesajları gönderdik? Çocukluktan başladık dövmeye, kızmaya, kısıtlamaya büyüyünce de bir birimize çelme takarak yolumuza devam ettik. Ve sonunda da “vay be, elin gavuru yapmış” dedik. Ne eğitim sistemimizi değiştirdik ne de psikolojik yaklaşımlarımızı. Sonuçta dünyayı en az 20-30 yıl geriden takip eden, kendi coğrafyasını, medeniyetini anlamayan, tarihini bilmeyen, <span style="color: #800000;"><strong>insanı önce insan olduğu için sevmeyen</strong> </span>bir topluluk haline geldik.</p>
<p>Değer vermiyoruz arkadaşlar, saygı duymuyoruz. Hatayı, hemen adaletsizce cezalandırıyor, başarıyı da kıskanıyoruz. <strong>“Marifet iltifata tabidir”</strong> cümlesindeki kökü eski dilde olan şu üç kelimeyi dahi anlamıyor yeni nesil. Savaş ve tüketim pazarlamasının kuklaları gibiyiz. Sevmiyoruz ne kendimizi, ne de başkalarını. Hatta yaşamı dahi. Yapmacık gülücükler dağıtıyor, bin bir çeşit alt kişiliklerle geçiştiriyoruz hayatı. Biri bizi övmeye başlarsa “kesin bir çıkarı vardır” diyoruz. Birini övmeyi düşünecek olsak “aman, benim ondan neyim eksik, o beni takdir etsin” diyoruz. Kapalı yaşıyoruz, kapılarımızı sadece azıcık açarak ilişkilere çok dar bir çerçeveden bakıyoruz. Algılarımızın ve başka algıların peşinden sürükleniyoruz.</p>
<p>İnsan, algıladığınız tüm varlık dünyasında yaratılırken dahi en fazla takdir edilecek özelliklerle yaşama başlıyor. Ve insanın önce kendini sevmesi, keşfetmesi ve kalbindeki hazineleri çevresine faydalı bir şekilde sunması isteniyor. Tüm dinlerde de, tüm dillerde de bu söyleniyor.</p>
<p>Ne olur, kendinize, çevrenize övgüler yağdırın. Her insanı kendi yetiştiği ortama, kişilğine, karakterine, kabiliyetlerine göre objektif bir şekilde değerlendirin, kabul edin, kabullenin. Kollektif bilincin, kişisel bilinçlerden oluştuğunu unutmayın. Tarihi, insanların, hatta birkaç insanın yazdığını hatırlayın. Bu medeniyetin beşiğinde büyüyen Mevlana’yı, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş Veli’yi dinleyin, anlamaya çalışın. Mavi yakalı, beyaz yakalı v.s. diyerek yaşamınızı fil dişi kulelerinde geçirmeyin. Bizi her öven kişi için “acaba ne çıkarı var” diye düşünmeden ilk fayda teorisini uygulayın.</p>
<p>Marka Sizsiniz diyerek bunu yapmaya çalışıyorum. Amacım kimseyi şımartmak değil.Tam tersi, hedef gösteriyorum, sorumluluk yüklüyorum ama saygı duyarak, hikayeleriniz takdir ederek yola çıkıyorum.<br />
2009’da ve sonrasında da daha çok takdir etmeniz ve edilmeniz dileği ile.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/en-son-ne-zaman-%e2%80%9ctakdir-ettiniz-edildiniz%e2%80%9d-en-son-ne-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısır döngüden çıkmak için 20 öneri</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/09/kisir-donguden-cikmak-icin-20-oneri/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/09/kisir-donguden-cikmak-icin-20-oneri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 11:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[süreç mühendisi]]></category>
		<category><![CDATA[takdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1027</guid>
		<description><![CDATA[Beni de bir çok kişiyi de bir kısır döngünün, aldanmışlığın, atalet girdabının içine sokan bazı durumlardan bahsetmek istiyorum. Daha önceki yazılarımda bu gibi durumlar için, &#8220;çaktırmadan kanımıza işleyen virüsler&#8221; diye bahsetmişitim. Bkz. http://markasizsiniz.blogspot.com/2008/06/kiisel-markanza-kar-virsler.html İşte 20 maddelik oyalayan şeyler listesi;1- Çok büyük hedefler koymak ve bu hedefleri bir an önce, anlamsız bir hırsla yapmaya çalışmak. Büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc0000; font-family: verdana;"><strong></strong></span><br />
<span style="font-family: verdana;">Beni de bir çok kişiyi de bir kısır döngünün, aldanmışlığın, atalet girdabının içine sokan bazı durumlardan bahsetmek istiyorum. Daha önceki yazılarımda bu gibi durumlar için, <span style="color: #3366ff;"><strong>&#8220;çaktırmadan kanımıza işleyen virüsler&#8221;</strong></span> diye bahsetmişitim. Bkz. </span><a href="http://markasizsiniz.blogspot.com/2008/06/kiisel-markanza-kar-virsler.html"><span style="font-family: verdana;">http://markasizsiniz.blogspot.com/2008/06/kiisel-markanza-kar-virsler.html</span></a><br />
<span style="font-family: verdana;"><br />
İşte 20 maddelik oyalayan şeyler listesi;<strong><span style="color: #cc0000;">1- </span></strong>Çok büyük hedefler koymak ve bu hedefleri bir an önce, anlamsız bir hırsla yapmaya çalışmak. Büyük hedefleri küçük adımlarla, bir plan dahilinde gerçekleştirmeye çalışmamak. Bu plan 10 yıl da olabilir 20 yıl da.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>2-</strong></span> Yazılı hedefin olmaması, bize sürekli hatırlatacak bir araca sahip olamamak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">3-</span></strong> Başkalarının her söylediğini kafaya takmak, motivasyon ve konsantrasyon bozukluğu yaşayarak amaçtan sapmak. En başa dönmek istediğinizde aynı gücü tekrar bulamayabilirsiniz.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">4-</span></strong> &#8220;En iyisini ben bilirim&#8221; diyerek kimseden tavsiye, görüş, eleştiri almamak. 2.madde ile karıştırmayalım lütfen.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">5-</span></strong> Yönettiğimiz işteki paralel adımları özel yaşamda aksine sıra ile yapmaya çalışmak. Boşuna beklemek. Bunu spordan dil öğrenmeye, ilişkiden gezmeye kadar yorumlayabilirsiniz.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">6-</span></strong> Sabırsızlığı ve hoşgörüsüzlüğü daha fazla örnek almak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">7-</span></strong> Hiçbir kazancı olmadığı halde, bir hedef peşinde oyalanıp durmak. Örneğin internet girişimcisi olacağım diye gereksiz sörflerle, takiplerle, özenmelele vakit kaybetmek. Asıl ticari görüşü kaçırmak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">8-</span></strong> İşi yapmakla yönetmenin farklını anlayamamak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">9-</span></strong> Geçmişte hangi bilinçle, nasıl tavırlar sergilediğimizi, şimdi olsa nasıl yapacağımızı düşünerek arasında farkı anlayamamak. Yani yavaş yavaş, çok yavaş bilinçlendiğimizi kabullenerek yaşamak!</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">10-</span></strong> Hem başkalarına, hem kendimize karşı yapmacık, sahte davranışlarda bulunmak. Büyük yalanlara, büyük bahanelere sığınmak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">11-</span></strong> Okumamak, araştırmamak, öğrenmemek ama sürekli ahkam kesmek, hava atmak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">12-</span></strong> &#8220;Mütevazi olmak&#8221; ile &#8220;kişisel pazarlamada sahnede olmak&#8221; kurallarını birbirine karıştırmak, yanlış yorumlamak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">13-</span></strong> Güç tatmini için insanlara korku vermek, sevgiyi insana saygıyı derin bir yerlerde hapsetmek.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">14-</span></strong> Takdir edilmeyi, keşfedilmeyi beklemek. Halbuki emeğin değerini, yapan kişinin haricinde çok az kişinin fark edebileceğini anlayamamak ve sürekli şikayet etmek.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">15-</span></strong> Kendi kendimizi yalnızlığa mahkum etmek. İletişimin, ilişkinin gücünü fark etmemiş olmak ve kabuk içinde yaşamak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">16-</span></strong> Sabırlı olacağım diye kendini ifade etmemek, saklamak. Öreğin iş dünyasında şikayet olur diye sorunu üstlerine bildirmemek.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">17-</span></strong> Sevdiklerime, işime önem vereceğim diye kedimizi unutmak, yaşamı kaçırmak. Ne için olursa olsun bir çeşit başkalarının hayatını yaşamak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">18-</span></strong> Ümitsizliğin aslında ölmekten farkı olmadığını bilememek. Karamsar olmak, etrafa negatiflik saçmak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">19-</span></strong> Süreç mühendisi gibi yaşamdaki küçük fakat toplamda büyük yer kaplayan boşlukları, verimsizlikleri fark edememek, uyaranları da bir güzel haşlamak.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">20-</span></strong> Bu maddeleri “nutuk” gibi algılayarak blogu kapatmak ve en azından bir kaçını, birkaç dakika olsa dahi düşünmemek.</p>
<p><span style="font-family:verdana;">Bugünlerde, <strong><span style="color: #3366ff;">&#8220;Marka Sizsiniz&#8221;</span></strong> için yine eski yanlış adımları tekrarlıyorum, o nedenle bu yazı önce kendime. Sizlere de faydası olabilir, deneyin.</p>
<p></span></span><br />
<span style="font-family: verdana;"><br />
Saygılarımla.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/09/kisir-donguden-cikmak-icin-20-oneri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
