<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/sosyal-medya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Girişimcilik ve sosyal sorumluluk.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/04/girisimcilik-ve-sosyal-sorumluluk/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/04/girisimcilik-ve-sosyal-sorumluluk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 11:15:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Ahilik teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[KOBİ]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Edebali]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=952</guid>
		<description><![CDATA[Bu iki kelime hiç de hava atmak için kullanılacak kavramlar değil. Hani modaya, trende uyalım da internet  girişimcisi olalım ya da sosyal sorumluluk kampanyaları uygulayalım gibi. Girişimci aslında sosyal sorumluluk hisleriyle de yola çıkar sadece para kazanmak için değil. Yani insanlara faydalı bir şeyler sunmak ister. Sosyal sorumluluk da bireyin aksiyonundan başlayarak topluma olumlu anlamda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/04/iStock_000007970225XSmall.jpg"></a><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/04/iStock_000007970225XSmall.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-953" title="iStock_000007970225XSmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/04/iStock_000007970225XSmall.jpg" alt="" width="458" height="262" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu iki kelime hiç de hava atmak için kullanılacak kavramlar değil. Hani modaya, trende uyalım da internet  girişimcisi olalım ya da sosyal sorumluluk kampanyaları uygulayalım gibi. Girişimci aslında sosyal sorumluluk hisleriyle de yola çıkar sadece para kazanmak için değil. Yani insanlara faydalı bir şeyler sunmak ister. Sosyal sorumluluk da bireyin aksiyonundan başlayarak topluma olumlu anlamda yön veren bir hareket gibi devam etmelidir. Bizim kültürümüzde de esnaf olmanın etik kuralları bir çok yerde belirtilmiştir ama en akılda kalanı <strong>Ahilik</strong> teşkilatı, yani <strong>Şeyh Edebali</strong>’nin vicdan ve akıl kokan sözleridir.</p>
<p style="text-align: justify;">Girişimci yalnızdır, aklına koyduğu proje fikrini gecenin bir saatinde eşinin yanında bulur ama yine de yalnız bulmuştur ve düşünmeye başlamıştır işte. Ama bu yalnızlığın en yakınlardan başlayarak değerlendirilmesi, enine boyuna tartışılması, mümkünse devamı için destek, anlamsız ise bırakılması için tavsiyelerde bulunulması gerekmektedir. Gelin görün ki hem maddi anlamda, hem de “düşünce tarzı” anlamında engellemeler başlar. En başta <strong>&#8220;saçmalama, doğru işine git, para kazan, kocaman adam oldun, ne evin var ne de araban, senin etin ne budun ne ki&#8221;</strong> gibi sözlerle ilk raund başlar. Ve bilirsiniz sayısı artan raundlar isterse girişimcinin cebinde milyon dolarlar olsun “hevesi” söndürür.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok iyi ve sosyal sorumluluğa katkıda bulunan projeler yaptığı halde şirketindeki üst yönetim ve arkadaşlarından bir kelime dahi takdir duymayan insanlar vardır emin olun. Kaç anne baba vardır ki çocuğunun girişim hayallerini, yardım etmeye gücü olmasa bile bari dinleyen, anlayışla yol göstermeye çalışan? Kaç insan vardır ki yola çıkan girişimciye hiçbir yardımda bulunamıyorsa bile içinden iyi dilekler, dualar gönderen? Bunları bırakın <strong>“vay be, adam parayı kıracak şimdi, benden akıllı da değil”</strong> diyerek önce nazar etmeye, hızını alamayarak kösteklemeye çalışan daha çok kişi bulabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Şu andaki görüntü, özellikle teknolojiye ve internete dayalı girişimlerde “bir avuç” insan görüntüsü. KOBİ’lere kredi-hibe verenler var ya, bilmezler mi ki girişime başlayan kişinin daha şirketi bile yoktur. Olsa bile “en az bir yıllık” gibi şartlar da var bilirsiniz. Sonra Teknoparklar, Kosgeb, Tübitak v.s. gibi kuruluşların süreçlerinin de ömür törpüsü gibi olması nedendir? Krize çare bulmaya çalışmak güzeldir ama bir de “şu gençler ne yapıyor” diye kulak kabrtsa birileri iktidardan hoş olmaz mı? Okullardaki müfredatları daha girişimci, proje yürütücü ve analizci detaylarda yönlendirsek de üniversiteden sonra iş başa düştüğünde şok olmasa yeni yola çıkanlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, girişimciler hem maddi hem de manevi anlamda “diğer” diyebileceğimiz insan tiplerinden destek görmüyorlar diyelim. Peki kendi tiplerinden, yani girişimci arkadaşlarından ne kadar destek görüyorlar acaba? Ha, diyeceksiniz ki, herkes kendi derdiyle meşgul, kimin derdinden kime ne! Yok öyle arkadaşlar, bence girişimciler için en büyük sosyal sorumluluk önce kendileri gibi yola çıkanlara destek olmaktır. Bu da sadece sosyal medyada abone olmakla, “like” yapmakla, birkaç yorum yazmakla olmuyor. Bunlar da tabi ki bir şey ama bir de <a href="http://www.etohum.com" target="_blank"><strong>Burak Büyükdemir</strong> </a>gibi organizasyonlar kuranları, <strong><a href="http://www.ugurozmen.com" target="_blank">Uğur Özmen</a></strong> hocam gibi yol gösterenleri, yardım edenleri düşünün. Destek olmak için her zaman yapılabilecek daha fazla bir şeyler vardır eminim.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok güzel gelişmeler var, biliyorum ve umutluyum ama çook gerilerden geldiğimiz de ortada. Yarış yapmıyoruz, hırs yapmıyoruz yanlış anlaşılmasın. Adam akıllı, ayakları yere basan işler yapmak istiyoruz tabi ki! Ama girişimci isek önce kendimize bakalım. Bencillik havuzumuzun derinliğini, hep bana Rabbena tavırlarımızın baskınlığını ölçelim. Bu yazı da şikayet yazısı gibi ama artık şikayet etmeyi bırakalım. Yakın ve uzak her tehlikeye karşı nakit yönetimimizden, geliştirme stratejilerine varana kadar daha akıllıca davranalım. Zaten çevrenizde <strong>“bak ben sana söylemiştim batacaksın diye”</strong> demeyi bekleyen o kadar kendini bilmez var ki!</p>
<p style="text-align: justify;">Ayağa kalkın, miskin miskin oturmayın bilgisayar karşısında ve yola çıkın. Hem kendi girişiminizin reklamını yapmak hem de diğer arkadaşlarınıza destek olmak için. Girişimci bir gün ölecekse oturduğu ya da yattığı yerde ölmez. Ayakta ölür, yolda ölür. Aksiyoner insan olmak, sosyal sorumluluğu yeni nesillere aşılamak da ancak böyle olur. </p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/04/girisimcilik-ve-sosyal-sorumluluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gereksiz şeylerin esiri olmak !</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/gereksiz-seylerin-esiri-olmak/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/gereksiz-seylerin-esiri-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 09:57:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[atalet]]></category>
		<category><![CDATA[atmak]]></category>
		<category><![CDATA[ayak bağı]]></category>
		<category><![CDATA[depo]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[Koku]]></category>
		<category><![CDATA[korkularımız]]></category>
		<category><![CDATA[maruz kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[ölçmek]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Tuncer]]></category>
		<category><![CDATA[sorgulamak]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[verim]]></category>
		<category><![CDATA[zaman yönetimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=712</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamımızdaki gereksiz şeyler, gereksiz düşünceler ve oyalayan nedenlerle ilgili. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: justify">Son zamanlarda gereksiz şeyleri hızlıca atmaya çalışıyorum hayatımdan. Atıyorum, atıyorum bitmiyor. Ve yenilerini de almamak için o kadar çok çaba safediyorum ki inanamazsınız. İşte attıklarımdan bazıları;</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Öncelikle düşüncelerimde beni hapsetmeye çalışan korkularımdan arınmaya çalışıyorum. En kötü ihtimalle sonu ne olabilir ki !</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- İş yaşamımda süreçleri analiz ederek gereksiz, oyalayıcı, yıpratıcı, motivasyon düşürücü, gereksiz iş yükü çıkaran aşamaları ve kişileri aradan çıkarıyorum. Tabi ki şirket genelinde uyulması gereken kurallar tanımlayarak ve yayınlayarak.<span id="more-712"></span></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Yine iş yaşamında her şeye “evet” demeyerek ve analiz etmeden her hangi bir söz vermemeye çalışıyorum. Altından kalkamayacağınız işlere girişmemeniz için önemli.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Kocaman bir depoyu yönettiğim için her şeyi yerli yerinde istiyorum ve gereksiz hiçbir şeyin bana alan, verim kaybettirmesine tahammül edemiyorum. Çalışanlar ve masaları da buna dahil.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Evimdeki eski kitaplardan, okul notlarından kullanılmayan eşyalara ve elbiselere varana kadar ne varsa atıyorum. Dolaplar, odalar ve tabi ki algılar o kadar rahatlıyor ki.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Girişimcilik aşkı ile düşünmeye devam ettiğim projeleri yaşamımdaki gerçek hedefler ile ölçüyorum ve gereksiz ya da önceliği olmayanları yine atıyorum.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Sosyal medya ve internetin diğer alanlarında ne kadar gereksiz şey, haber, olay v.s. varsa görmezden geliyorum. Ya da filtreliyorum.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Sosyal network diyerek kimlerin peşinden aslında koşmamak gerktiğine karar veriyor ve daha verimli ilişkiler kurmaya çalışıyorum.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Zaman yönetimi konusunda blok şeklindeki kayıpların değil, detay dakikalar toplamının büyük kayıplar olduğun fark ederek planlarımı ona göre yapıyorum.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Ve yine zihnime, kalbime damlayan düşünceler tehlikeli ve gereksiz ise onları da bir an önce atmaya çalışıyorum.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Geçenlerde kokuların bizlere neler hatırlattığından yola çıkarak <a href="http://selimtuncer.blogspot.com" target="_blank">Selim Tuncer’in </a>duyu ve algılarla ilgili <a href="http://selimtuncer.blogspot.com/2008/12/grafik-tasarmda-tek-duyudan-tesine.html" target="_blank">yazısını </a>okuma fırsatı buldum. Çok etkileyici ve düşündürücü. Sabah yataktan kalktığımızdan gece tekrar uyuyana kadar nelere maruz kaldığımızı bilmemiz açısından önemli. Tabi ki geceden, rüyalardan, farklı boyut seyahatlerinden kalan etkilerin de gün için de bize yansıyacağını unutmamak gerek. “Maruz kalmak” ifadesini kullanıyorum çünkü hayatımızı neredeyse hiç kontrol edemiyoruz aslında. Bakmayın ister kişisel markalaşma ister tüm kişisel gelişim kontrol ve yönetimleri ile ilgili sunulanlar olsun, bu karmaşadan nasıl en az yara alarak çıkabileceğimiz ile ilgili aslında. Sizi en yoğun zamanınızda ısrarla rahatsız eden çağrıları daha uyduda ike engelleyebiliyor musunuz? Bir yakınınızın, ilgilenmeniz gereken sorununu olmadan engelleme şansınız var mı? İnsanların algılarını ve dolayısyla size karşı tavırlarını anında düzeltme şansınız var mı? Tabi ki, yok.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Demek ki sorgulamak gerekiyor o zaman. Beni atalete iten ne? Neden kısa sürede sonuç alamıyorum? Korkularımla yeterince yüzleşbiliyor muyum? Başkalarının hayatını mı yaşıyorum? Karar vermek, harekete geçmek ve sonuç almak için uyguıladığım süreçler ne? Bu soruların cevapları size yaşamınızdaki fazlalıkları, gereksiz şeyleri, bir hiç uğruna yaktığınız yorganları gösterecektir. İnsan, bu kadar yükü kaldırabilecek, bu kadar girdiyi hazmedebilecek kadar güçlü değil ki! Hem fizyolojik, hem de psikolojik sınırları var.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Hemen inceleyin ve karar verin;</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Şu anda çalışma masanızda, çekmecenizde ve dolabınızda ne kadar gereksiz şey var ve ne kadar düzenli?</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Bilgisayarınızdaki dosyalar, masaüstünüz, kullandığınız tüm aplikasyonlar ne kadar verimli ve hızlıca kullanmaya uygun.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Televizyonda, radyodan, gazete-dergilerden ve internetten ne kadar gereksiz bilgi bombardımanına maruz kalıyorsunuz.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Evinizde yaşamınızı zorlaştıran, dağınıklığa iten eşyalar ve düzenleri nasıl?</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Hafta sonu tatillerinizde, akşamlarınızda ailenizle ve kendinizle olan iletişiminizi engelleyici neler var, hiç düşündünüz mü?</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">- Daha kısa söylemek gerekirse iş ve özel yaşamınızdaki uzun vadeli hedefleriniz için size ayak bağı olan her ne varsa tespit edebiliyor musunuz? Var mı böyle bir biligisayar programı, bir robot v.s.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Lütfen kendimizi kandırmayalım. Tüm bunları düşünmeniz, sorgulamanız, yazmanız ve tekrar tekrar gözden geçirmeniz dahi fazlasıyla zamanınızı alacaktır. Zaten bir defaya özel bir şey değil ki, her güne her saate özel sorgulamalar, elemeler, sadeleştirmeler bunlar. Siz, siz olun gereksiz şeylerin esiri olmayın. Önce zihninizdeki gereksiz düşünce yolcuklarından başlayın, tavırlarınıza kadar. Kendime de size de başarılar diliyorum.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/gereksiz-seylerin-esiri-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Basit gibi görünen bilgilerin Google’da ne kadar arandığını biliyor musunuz?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/basit-gibi-gorunen-bilgilerin-google%e2%80%99da-ne-kadar-arandigini-biliyor-musunuz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/basit-gibi-gorunen-bilgilerin-google%e2%80%99da-ne-kadar-arandigini-biliyor-musunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 15:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon planı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiyi paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[delege etmek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İş Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[iyi insan]]></category>
		<category><![CDATA[kartvizit]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[Size basit gelen bilgilerin bir çk kişi tarafından hiç bilinmediğini unutmamak gerek. İletişim ve algı sorunlarına bir de bu açıdan yaklaşmak gerek.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Başkalarının da bir çok şeyi bildiğini varsayıyoruz genelde, saf bir yaklaşımla. Şöyle düşünüyoruz. Üniversite mezunu canım, bu konuları çok rahat bilir. Kamu görevlisi, protokolden çok iyi anlar. İnternete çok takılıyor bu arkadaş, kesin sosyal medya konularında uzmandır. Kaç yıllık iş tecrübesi var, proje yönetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilir. Yıllarca satış departmanlarında çalışmış, iyi satıcıdır herhalde. Matematik okumuş bu raporun parametrelerini anlayıverir. Gibi gibi.<span id="more-626"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hayır arkadaşlar, maalesef öyle değil. Google istatistiklerinize bakarsanız o kadar çok basit, net, kısa, öz bilgilere ihtiyaç duyuluyor ki. Bunları arayanların bir çoğu da öğrenci filan değil koca koca adamlardır emin olun. Neden mi? Okul yıllarımızda sadece sınıf atlamışızdır, bilinç kazanmamışızdır. İş yaşamında ise hakim olan anlayış genelde pratik yaptırmak ve alaylı diye tabir edilen yöntemlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni birisi ile tanıştınız diyelim. Kartvizitinde de bilmem ne uzmanı ya da yöneticisi yazıyor. Sizce bu arakadaş o işte ne kadar uzmandır. Kısa bir süre anlarsınız ki, ya o göreve yeni gelmiş, ya torpille gelmiş, ya da birileri zorla o görevi ona vermiş. Sonuç; bilgi ve uzmanlık sıfır gibi bir şey. Daha kırk küsür fırın ekmeğe ihtiyacı vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir de herkesin dilinde dolaşan moda, trend laflar vardır. Bu kelimelerle de acaip karizma yaparlar hani. Örneğin, kişisel marka olmak, sosyal medya iletişimi, start-up, kişilik, karakter, trend uzmanlığı, resesyon v.s Hani sorsanız birine kişilik ne zaman oluşur, hangi tiplerde hangi özellikleri vardır, karakter nedir diye. Emin olun bir cümle dahi kuramaz. Aslında doğal olarak işin uzmanı değildir ama havasını atar.</p>
<p style="text-align: justify;">Web sayfama Google’dan hangi anahtar kelime ve cümlelerle ulaşıldığını takip ediyorum. Basit gibi görünen bir çok bilgiye, bir çok insanın aç olduğunu gözlemliyorum. İnternetteki Türkçe içerik konusunda pek de iyi bir noktada olmadığımız için, arayıp duruyor insanımız. İşte bazı örnekler;</p>
<p style="text-align: justify;">- İş geliştirme ne demek?</p>
<p style="text-align: justify;">- İş bulma stratejileri nelerdir?</p>
<p style="text-align: justify;">- İyi insan nasıl olunur?</p>
<p style="text-align: justify;">- Girişimci ne demek?</p>
<p style="text-align: justify;">- Delege etmek ne demek?</p>
<p style="text-align: justify;">- İnsiyatif kullandırmak nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">- İnsan neden “bilmem” der?</p>
<p style="text-align: justify;">- Hedef kitle nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">- Hayat dolu yaşam nasıl olur?</p>
<p style="text-align: justify;">- Faydalı insan projesi nasıl olur?</p>
<p style="text-align: justify;">- Düzenli insan nasıl olur?</p>
<p style="text-align: justify;">- Bir insan olarak öğrenci nasıl olmalı?</p>
<p style="text-align: justify;">- Aksiyon planı nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">- 18 yaşında kişilik nasıl olmalı?</p>
<p style="text-align: justify;">- Nasıl sosyal insan olunur?</p>
<p style="text-align: justify;">- Bilgiyi paylaşmak ne demek?</p>
<p style="text-align: justify;">Bilgiyi ölçmek ve paylaşmak adına şu sonuçları çıkardım;</p>
<p style="text-align: justify;">1- Hiçbir bilgiyi basit algılama</p>
<p style="text-align: justify;">2- Temel bilgilere her zaman ihtiyaç duyulur.</p>
<p style="text-align: justify;">3- En küçük bilgi dahi paylaşılmaya değerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">4- Başkalarının bilgi seviyesi hiç de zannettiğin kadar değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Her konuda uzman olamazsın, az-öz ve doğru bilgileri hap gibi almaya çalış ama sakın hava atma!</p>
<p style="text-align: justify;">6- Entelektüel bilgi diye zihnini çöp yapma.</p>
<p style="text-align: justify;">7- Her bilgiye şüphe ile yaklaş, öğrenmenin temeli de budur.</p>
<p style="text-align: justify;">8- Somut örnekler, görsel hafızada canlanır ve daha çabuk öğrenilir.</p>
<p style="text-align: justify;">9- En doğru olanı anlatmaya, öğretmeye çalış. O kadar çok yanlış bilgi ile yaşıyoruz ki!</p>
<p style="text-align: justify;">10- Bildiklerinle övünme, bilmediklerini daha çok düşün.</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak çok tekrarlanan yanlışı tekrar vurgulamak istiyorum. Doğru bildiğimizi, doğru algıladığımızı zannettiğimiz şeyler yıllar sonra değişebiliyor. Peki “doğru” ise neden değişiyor? Değişen doğru değil çünkü “biz”leriz. Eşinize, arkadaşınıza, yöneticinize, çalışanınıza bir şey söylediniz ve hemen bilinçli şekilde algılayacağını ve ona göre davranacağını düşünüyorsunuz değil mi? Sakın aldanmayın. Tarihten, bilimden, toplumlardan, psikolojiden, felsefeden gelen ve insanların kanına işleyen yanlışları burada yazsam, yazsam, yazsam bitmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/basit-gibi-gorunen-bilgilerin-google%e2%80%99da-ne-kadar-arandigini-biliyor-musunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir süredir blogunuza yazmıyorsunuz sanki, hersey yolundadır umarım?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/bir-suredir-blogunuza-yazmiyorsunuz-sanki-hersey-yolundadir-umarim/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/bir-suredir-blogunuza-yazmiyorsunuz-sanki-hersey-yolundadir-umarim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2009 08:50:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[blog yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[danışman]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Marka Sizsniz]]></category>
		<category><![CDATA[muratesenli.com]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=602</guid>
		<description><![CDATA[Marka Sizsiniz son durum yazısı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haftaya başlarken Marka Sizsiniz’i takip eden bir arkadaştan böyle mesaj almak ne güzel. Aslında yazmayalı daha bir hafta oldu fakat o kadar çok yazıyorum ki, neredeyse her gün yazı beklenir oldu. 4 aylık süre içerisinde 136 post oldu sanırım. Üretmek ve paylaşmak ile ilgili bir sorun yok. Yazmak için sırada bekleyen o kadar çok konu var ki. Hatta o kada çok yazılmış düzenlenmeyi bekleyen yazılar var ki. Ama bildiğiniz gibi sebepler, bahaneler, zorluklar dünyasında yaşıyoruz. Bu nazik mesajdan yola çıkarak Marka Sizsiniz’in son durum raporunu siz değerli okuyucularıma iletmek istedim.<span id="more-602"></span></p>
<p>Bir firmada yönetici olarak yoğun bir şekilde devam eden mesaim var aslında. İki, üç yılda kat kat büyüyen, binlerce ürün satan bir firmanın Lojistik-Depo süreçlerini yönetmeye çalışıyorum. Yazılarımın bir çoğu da bu yoğunluk arasında yazılmıştır. İş hayatında daha çok insan ve ilişkilerini gözlemleme fırsatım oluyor. Kendi eksiklerimi de daha çok fark ediyorum. Evimde sosyal medyaya ya da blog güncellemeye ayırabildiğim zaman kısıtlı oluyor doğal olarak. Herkesin kendine göre zor bir durumu vardır eminim. Karşılığında maddi kazancın hemen hiç olmadığı çabalar, katkılar, paylaşımlardır blog yazarlarının yaptığı. Tabi ki ileriye yönelik hedefler de bulunmakta ama ne zaman olur bilmem.</p>
<p>Bir rüya görmüştüm “yazmak” ile ilgili. Konuyu da &#8220;kişisel markalaşma&#8221; olarak seçtim ve yola çıktım. Yazmaktan sıkılmadım ama hedef kitle bildiğiniz gibi farklılıklar istiyor. Videolar, sesli yayınlar, röportajlar, küçük eğitimler, yaşamdan bir şeyler istiyor okuyucular. Bu içerik farklılaştırması üzerine neler yapabilirim ona bakıyorum bugünlerde.</p>
<p>Konuyu dağıtmak istemiyorum ama kişisel markalaşma deyince aslında insana, yaşama dair ne varsa hepsini kapsıyor. En başta düşündüğüm “herkes kendine göre marka insanlarını anlatsın” konsepti üzerine ağırlık veremedim. Yalnızca bazı çok bilinen örnek diyebileceğimiz kişileri bu alana ekleyebildim. Bu konsepti de geliştirmeyi düşünüyorum fırsat buldukça.</p>
<p>Eğitim vermemi, danışmanlık – koçluk yapmamı isteyenler var. Ben de isterim tabi ki ama maaşımı bu işlerden almıyorum ki. Ve iki mesai şeklinde yaşamımı bölersem başıma neler geleceğini biliyorum daha önceki &#8220;reklamcılık&#8221; girişimimden. Belli bir noktaya gelene kadar, kendimi hazır hissedene kadar böyle bir girişim başlatmak istemiyorum. Çünkü başlangıçlar büyük hırslar doğuruyor bende ve hırslar da cahil cesaretini getirebiliyor. Sadece ben değil, herkes bu konuda dikkatli olmalı. Yanlış anlaşılmsın lütfen, kendimi geliştirme adına eğitim şirketlerinden gelen teklifleri de değerlendiriyorum. Hatta yakında demo çalışmalarımız olacak bir firma ile. Kişisel markalaşma konusunda iş yaşamından çok fazla talep geldiğini ilettiler.</p>
<p>Yurt dışından iletişimde bulunduğum kişiler beni ve anlattığım şeyleri dil açısından anlayamadığı için <a href="http://www.muratesenli.com">http://www.muratesenli.com</a> sayfamı açtım ama sadece İngilizce. Burada da hem sosyal  medya hem de kişisel markalaşma ile ilgili yazılar olacak. Aslında bir çoğu da Marka Sizsiniz’deki yazıların çevirisi gibi olacak. Tek farkı kişisel anlamda da kendimi anlatmak istiyorum bu sayfalarda.</p>
<p>İlk girişimini batıran biri olarak devam eden öyle hedeflerim var ki şaşırırsınız. Örneğin dünyada hiç kimsenin telaffuz etmediği <strong>“personal branding process management” </strong>web-mobil aplikayonunu geliştirmek istiyorum. Ama sosyal medya entegrasyonu ile. Ve şu anda not tutma ihtiyacından, network takibine varana kadar kullanmak zorunda olduğumuz uygulamalarda çok fazla eksiklik görüyorum. Belki bir gün bu fikirleri girişime ve kazanca dönüştürme fırsatını bulabilirim. Ama asla “tek başıma” ve “parasız” şekilde değil. Daha yere basan adımlarla olmalı.</p>
<p>Sonuç;</p>
<p>Yazmayı, paylaşmayı, insanlara faydalı bir şeyler sunmayı çok sevdim. Ve devam ediyorum fırsat buldukça. Marka Sizsiniz’e artık her gün 100’e  yakın ziyaretçi geliyor ve yorumlar da artıyor. Bir hafta kadar yazmayınca merak eden takipçilerim  arttıkça sanırım daha güzel şeyler olacak.</p>
<p>Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/bir-suredir-blogunuza-yazmiyorsunuz-sanki-hersey-yolundadir-umarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş yaşamında “kaybeden”lerin 40 özelliği</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/is-yasaminda-%e2%80%9ckaybeden%e2%80%9dlerin-40-ozelligi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/is-yasaminda-%e2%80%9ckaybeden%e2%80%9dlerin-40-ozelligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 13:13:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[acelecilik]]></category>
		<category><![CDATA[analitik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmak]]></category>
		<category><![CDATA[bahane]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz yaka]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[delege etmek]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[Hedefler]]></category>
		<category><![CDATA[his]]></category>
		<category><![CDATA[insiyatif]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kaderci]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetmek]]></category>
		<category><![CDATA[kazanmak]]></category>
		<category><![CDATA[kıskanmak]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<category><![CDATA[mavi yaka]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[negatif enerji]]></category>
		<category><![CDATA[özel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif enerji]]></category>
		<category><![CDATA[proaktif]]></category>
		<category><![CDATA[sahnede olmak]]></category>
		<category><![CDATA[saplantı]]></category>
		<category><![CDATA[şöhret]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[statüko]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[tembellik]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[üretmek]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=576</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle bazı kriterleri belirtmek istiyorum. - “Kazanmak” ve “kaybetmek” yaşamda göreceli olgulardır. Zaman, olgunlaşmanın, bilinçlenmenin en etkili ve acımasız ilacıdır.Her iki kelime arasında kesin bir ayrım yoktur. &#8220;Her şeyde bir hayır vardır&#8221; düşüncesi önemlidir. - Bu kırk maddenin hepsini, her zaman, tam olarak uygulayan bir insan olamaz. Ben görmedim, gören varsa bildirsin lütfen. - Kişilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Öncelikle bazı kriterleri belirtmek istiyorum.<img class="alignright size-medium wp-image-577" title="istock_000008728165xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/03/istock_000008728165xsmall-200x300.jpg" alt="istock_000008728165xsmall" width="200" height="300" /></p>
<p style="text-align: justify;">- <strong>“Kazanmak”</strong> ve <strong>“kaybetmek”</strong> yaşamda göreceli olgulardır. Zaman, olgunlaşmanın, bilinçlenmenin en etkili ve acımasız ilacıdır.Her iki kelime arasında kesin bir ayrım yoktur. &#8220;Her şeyde bir hayır vardır&#8221; düşüncesi önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu kırk maddenin hepsini, her zaman, tam olarak uygulayan bir insan olamaz. Ben görmedim, gören varsa bildirsin lütfen.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kişilik tiplerimiz, karakterimiz ve davranış modellerimize göre yaşam biçimimiz farklılaşır. Yani her yiğidin bir yoğurt yeme tarzı vardır. Her insanın yaşam algısı farklılık gösterebildiğinden uygulamalar da farklılaşabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Önemli olan eksik yönleri fark ederek sabırla geliştirmeye, iyileştirmeye çalışmaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu gibi yazıları yazan, eğitimleri veren, en üst düzey yönetici olanlar kişilerde de bu hataların bir çoğu bulunmaktadır. Yani yalnız değilsiniz.<span id="more-576"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Faydalı olabilmesi dileği ile …</p>
<p style="text-align: justify;">1- <strong>Hedef yok:</strong> Ne orta vadede, ne de uzun vadede iş dünyasında ne yapmak istediği ile ilgili net hedefleri bulunmaz. Bir iş bulmuş, çalışmaya başlamış ve maçı idare ederek günü kurtarmaya devam ediyordur. Yıllar sonra, kendisiyle aynı dönemde işe başlayan bazı kişilerin çok daha başarılı olduklarını görünce “eyvah” der. Ne mezun olduğu branş ile ilgili, ne tutkunu olduğu meslek ile ilgili hedefi bulunmaz. Ya da hedefi olsa bile sadece lafta kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">2- <strong>Strateji yok:</strong> Bu kelime onun için ağır gelir. Her mesai gününün stratejik olarak kendisine ne fayda sağladığını ölçmez. Analitik düşünmek, bazı durumlarda doğal, bazı durumlarda politik davranmak gibi düşünceleri yoktur. “Yaptım, oldu” der. Önünü, arkasını düşünmeden hareket eder. Ve sonuçlarına da katlanır.</p>
<p style="text-align: justify;">3- <strong>Tembeldir:</strong> Lafa gelince, çok hırsa gerek olmadığını söyler. Mağaza vitrinine bakınca da &#8220;ah param olsa&#8221; der. Ama para kazanmak, hedeflerini gerçekleştirmek için “doğru ve gerektiği” kadar çalışmaz. Sonra da “olmadı, kahretsin” der. Daha da ümitsizliğe kapılır. Zaman planını tekrar tekrar, saniyelerine kadar gözden geçirmez.</p>
<p style="text-align: justify;">4- <strong>Vizyon sıfır:</strong> Hedefi olmayınca kendine bir vizyon da çizemez ve vizyoner insanları da örnek almaz. Geleceği görmeye, trendleri anlamaya çalışmaz. Uzun vadeli stratejiler ortaya koymaz. Verdiği her kararın on, yirmi yıl sonrasını nasıl etkileyeceğini düşünmez.</p>
<p style="text-align: justify;">5- <strong>Takip yok:</strong> Gereksiz bir çok şeyi takip eder de bir türlü kişisel gelişimi ve hedefleri ile ilgili bir takip planı yapmaz. İşten eve, evden işe öylesine gider gelir. Aslında görür ki, ne aile hayatında kişisel marka olabilmiş ne de iş yaşamında.</p>
<p style="text-align: justify;">6- <strong>Sahnede değil:</strong> Ya iş yerinde masasında, ya da evdeki koltuğunda oturur durur. Selam vermez, gülümsemez, sohbet etmez, yemeğe çıkmaz, arkadaş çevresini genişletmez, sosyal anlamda içine kapanıktır. Sonra da “neden beni keşfetmiyorlar” diye çırpınır durur.</p>
<p style="text-align: justify;">7- <strong>Proaktif değil:</strong> Elindeki doneleri iyi değerlendirerek, analiz yaparak sonraki aşamalarda karşışına çıkabilecek zorlukları düşünmez. Ve önceden çalışmalar, hazırlıklar yapmaz. Tedbirli olmak onun için korkmaktır. Fazla kontrollü olmanın yaşamını zindana çevireceğini düşünür. Önceden harekete geçmez, olunca telafi etmek için harekete geçer. O da işe yaramaz.</p>
<p style="text-align: justify;">8- <strong>Trendleri takip etmez:</strong> Yaptığı mesleğin, hedefindeki işin dünyadaki trend yelpazesinde nerede durduğunu araştırmaz. Hangi trendlerin iş dünyasına, paraya ve dolayısıyla da yaşama nasıl yön vereceğini anlamaya çalışmaz. Bir yerde durur, o yerden bakar ve emekli olur, gider.</p>
<p style="text-align: justify;">9- <strong>Okumaz, araştırmaz, üretmez:</strong> Sadece işini yapar, emir kuludur ya. Farklı, yaratıcı, geliştirici, innovatif fikirleri bulmak için okumaz, araştırmaz, beyin fırtınaları yaparak projeler üretmez. Ne şirketine, ne de kendi yaşamına katma değer sunmaz. &#8220;Sallarım başımı, alırım maaşımı&#8221; diyerek ortalarda gezinir durur.</p>
<p style="text-align: justify;">10- <strong>Bahanelere sığınır:</strong> Başarızısızlık,  % 99 sebep sonuç ilişkisine göredir. Kaderde bir musibet, öngörülemeyen bir rahatsızlık v.s. olursa tabiî ki söylecek bir şey olamaz. Ama “en iyi bahane, yine de bahanedir” Çözümleri değil daha çok problemleri, engelleri konuşur. Yeniden, zaman kaybetmeden başlamayı değil hep bitişleri, kayboluşları, ümitsizlikleri konuşur.</p>
<p style="text-align: justify;">11- <strong>Fazlasıyla kadercidir:</strong> Eşeğini sağlam kazığa bağlamaz ve sonra da “çalındı işte, kader” der. Yaratıcı’nın her kapıyı kendisine sonuna kadar açacağını, ve fırsatları eline vereceğini düşünür. Olan her şey kaderde vardır ama kişisel iradesini ne kadar da kötü ve verimsiz kullandığını düşünmez.</p>
<p style="text-align: justify;">12- <strong>Acele oluversin ister:</strong> Çok kısa sürede ünlü olmak, zengin olmak ve güçlü olmak ister. Hemen öğrenbileceğini, hemen uygulayabileceğini, hemen bilinç kazanabileceğini düşünür ve aldanır. Başını bir kayaya toslayınca anlar.</p>
<p style="text-align: justify;">13- <strong>“Proje” bakış açısı yok:</strong> İşlere, problemlere “proje yönetimi” açısından yaklaşmaz. Pratik olacağım, hızlı olacağım diye masabaşı bir toplantı, bir iki not alma ve “tamam, şöyle olur” deyiverir. Sonra hataları düzeltmek için çok çok fazla zaman-adam harcamak zorunda kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">14- <strong>Analiz sıfır:</strong> 1 ay analiz yaparak 1 haftada yazılım yaptırmaz. “1 hafta analiz yeter” der, ama 1 ayda yazılımı bitiremez. Çünkü o kadar eksik kalan, kaçan nokta vardır ki. Bu arada çok yorulur ve motivasyonu düşer, belki de başka önceliklerden dolayı proje rafa kalkar.</p>
<p style="text-align: justify;">15- <strong>Şöhret ister:</strong> Ünlü, zengin, şöhret olan iş adamlarına, iş kadınlarına özenir. Özenmesi normaldir ama “tavuk olmadan “tar”a ( kümesteki yükselti) çıkmak” isteyince düşüverir. Ve gerçek konumunu anlar.</p>
<p style="text-align: justify;">16- <strong>Tevazu yok, burun havalarda:</strong> Her şeyi ben bilirim, en iyisini ben uygularım havalarındadır. Ekip yoktur, her şeyi kendisi yapmıştır zaten. Küçük tepeleri bırakın bir toz taneciğini bile kendisinin yaratmadığını kısa bir süre sonra anlatır birileri.</p>
<p style="text-align: justify;">17- <strong>Empati mi, oda ne:</strong> Her şeye mantıksal yaklaşır. Başkalarının algısı ve düşünce dünyası ile olaylara bakmaz. Herkes, kendisi ile aynı olsun ister. Duygusal zeka onun için aptallık gibi bir şeydir. Karar verir, mümkün ise zorbalıkla uygulatır.</p>
<p style="text-align: justify;">18- <strong>Ya fazla mantık, ya fazla his:</strong> Ya hep kalbi ile düşünür, ya da hep beyni ile. İkisini birden gerektiği oranda kullanmaz. Verdiği kararlara şu gibi yakıştırmalar yapılır. &#8220;Kalpsizin teki&#8221; ya da &#8220;beyinsiz&#8221; gibi. Vicdani duygular da, sistematik çıkarımlar da birlikte kullanılmazsa kötü sonuçlara yol açar.</p>
<p style="text-align: justify;">19- <strong>Alıngandır, her şeyi gurur yapar:</strong> Her uyarıdan, her tavsiyeden alınır, kendini aşağılanmış hisseder, konuyu &#8220;kişisel&#8221; algılar. Aslında müdürünün de kendisinin de para için çalıştığını, sonuçta “iş”i konuştuklarını unutur. Sabırla kendisini iyileştirmeye çalışmaz, aksine yönetimi değiştirmeye çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-578" title="istock_000005881622xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/03/istock_000005881622xsmall-240x300.jpg" alt="istock_000005881622xsmall" width="240" height="300" />20- <strong>Arkadan konuşur:</strong> Dedikodu yapar, herkesi çekiştirir, kötüler. Kimsenin karşısına çıkarak uygun bir dille yanlışını söyleyemez, yönlendirmez. Bilmez ki bu kadar rahat bir insanın arkasından başkalrı da çok rahat konuşur ve kuyusunu kazabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">21- <strong>Dolap çevirmeye bayılır:</strong> Türlü türlü dolaplar çevirmeden, ayak oyunları yapmadan kariyer yaşamında yükselemeyeceğini saplantı halinde beynine kazımıştır. Halbuki, sadece işini en doğru şekilde yaparak ve sunarak ve duruşunu bozmayarak başarılı olabileceğini bir türlü fark etmez. Aslında insan zulmeder, kadere hükmetmeye çalışır. Ama asıl adaletli olan kaderdir, insan değil.</p>
<p style="text-align: justify;">22- <strong>Hakkı olmayanı kıskanır, mümkün ise çelme takar:</strong> Hak etmediğine uzanır, ısrarla almak ister. Hak edenleri de kıskanır, çekemez. Örnek almak, desteklemek yerine çelme takmaya çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">23- <strong>Özel yaşam-iş yaşamı birbirine karışır:</strong> İşten çıkar evde müdürlük yapmaya devam eder, ya da işe gelir eşiyle kavga ediyor gibi çalışanlarına saldırır. Aslında özel yaşamın çok daha önemli bir “iş” olduğunu unutur. İki kategoriyi de bir bütün olarak görmek gerek ama birbirlerine negatif etkisi çok az düzeyde olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">24- <strong>Tutkularına sarılmaz:</strong> Kendisini mutlu eden, huzur veren tutkularını, hobilerini gerçekleştirmeyi günlük telaşlar içinde unutur. İşine tutku ile bağlı olmayabilir ama yaşama dair tutkularını da kaybederse iş yaşamında da başarısız ve huzursuz olur.</p>
<p style="text-align: justify;">25- <strong>Günü kurtarır:</strong> Günübirlik yaşar, geleceğe kafa yormaz. O günü tamamlar ve yorganı üzerine çektiği anda her şeyin bittiğini zanneder. Zamandaki “gün” diliminin yine ömrümüzün bir parçası olduğu bilincinde değildir. Sonra da yıllar, ne de çabuk geçti diyerek hayıflanır.</p>
<p style="text-align: justify;">26- <strong>Negatif enerji saçar:</strong> Sabah gülen bir ifade ile günaydın demek, akşam çıkarken iyi akşamlar demek dahi bu insanlar için zor gelir. Çevresini görmezden gelir. Bilmez ki, doğuştan görmeyen insanların dahi gülen ve somurtan insanı ayırt edebildiğini. Her şeyi olumsuz algılar ve etrafına negatiflik saçar. Ümitsizdir, çözümsüzdür, başlangıçlara değil bitişlere odaklanmıştır. Kimseden de yardım istemez, almaz.</p>
<p style="text-align: justify;">27- <strong>“Ekipten” olamaz, ekip yönetemez:</strong> Bencildir, tek başına hareket etmek ister. Şirketin, ekibin çıkarını değil de önce kendi çıkarını düşünür. Kendine saygılıdır ama başkaları için hep kaygılıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">28- <strong>Sosyal değildir:</strong> Konuşmak, paylaşmak, birlikte eğlenmek, tanışmak, iletişim kurmak, bağlantıda olmak, sosyal ağını genişletmek için çaba sarfetmez. “Cool” olduğunu düşünür. Halbuki büyük bir yalnızlığa yol alır ama farkında değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">29- <strong>Sosyal medyada görülmez:</strong> İlişkilerimizi, bağlantılarımız kontrol etmek adına büyük faydalar sunan internetteki sosyal networklere yabancıdır. Bu gibi aplikasyonları kullanmayı gereksiz görür. Vefasızlık yapar, unutur ve unutulanlardan olur.</p>
<p style="text-align: justify;">30- <strong>Yaşam tarzında standartları yoktur:</strong> Oturup kalkmasından, konuşmasına, yeme-içmesine varana kadar belli bir duruş sergilemez. O nedenle, hakkında bir marka algısı oluşmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">31- <strong>Radikal değişim kararları almaktan korkar: </strong>Statükocudur, yeni olanı yıpratırcasınıa sorgular ve uygulamaktan korkar. Değişimin hep negatif etkilerini düşünür ve karşı çıkar. Ve aynı sorunlar tekrar tekrar karşısına çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">32- <strong>Delege etmez:</strong> Her şeyi kendi yapmak ister. Organizasyon kurmaya önem vermez ve başkalarına güvenmez. Hata yapmalarından korkar. Halbuki en büyük hatayı sorumluluğu paylaştırmayarak kendisi yapmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">33- <strong>İnsiyatif almaktan çekinir:</strong> Tek başına karar almaktan korkar. Danışmak, tavsiye almak iyidir fakat bu kişi hep destek ister. Önemli kararların altına imzasını atmaktan korkar. Bu da işi iyi bilmediği ve yönetemediği anlamına gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">34- <strong>Sürekli muhaliftir:</strong> Bilip bilmeden, araştırmadan hep karşı çıkar, muhalefet yapar. Yapıcı olmaktan çok yıkıcı ve bezdirici yöntemlere başvurur. Kendi içini kararttığı gibi başkalarına da bu karartıyı bulaştırmaya çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">35- <strong>Hep yönetimi suçlar, kendine bakmaz:</strong> Değişmesi gereken tek tarafın yalnızca “yönetim” olduğunu düşünür. Kendisini onların yerine koymaz. Suçlar, eleştirinin dozunu kaçırır, iletişimi yanlış yerlere çeker.</p>
<p style="text-align: justify;">36- <strong>“Mavi, beyaz, gri” yaka diyerek çalışanları hep kategorilere ayırır:</strong> Herkesin aynı gemide olduğunu, herkesin yaptığı işin bir değeri olduğunu unutur ve saygı duymaz. Birileri aşağıdadır, birileri yukarıda. Ona göre davranır ve tabi ki sevilmez.</p>
<p style="text-align: justify;">37-<strong> Fırsatları görmez, görse de değerlendiremez: </strong>Kabiliyetlerinin farkında dahi değildir. Kendine uygun fırsatları, boşlukları görmez bir türlü. E-postaları iyi okumaz, gelişmeleri değerlendirmez, aktif rol almaz. Sonra da “hakkımı yiyorlar” diyerek ah vah eder.</p>
<p style="text-align: justify;">38-<strong> Vermez, hep almak ister:</strong> Bilgiyi, tecrübeyi, kazancını paylaşmaz, yaymaz. Ama hep almak ister. Kendisi asık suratlı iken başkalarının kendisine hep gülümsemesini ister. Bildiğini kendisine saklarken, başkalarının kendisine hep öğretmesini ister.</p>
<p style="text-align: justify;">39- <strong>Boş içini dolu gibi satmak ister, konuşur da konuşur:</strong> Çok konuşur ama içi boştur. Bir şekilde geldiği görevin hakkını verememektedir aslında. Lafla peynir gemisinin yürümediği kısa sürede ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">40- <strong>Her şeyin kendi etrafında döndüğünü zanneder:</strong> Şirketin patronun kendisi olduğunu zanneder. Her şeyi, herkese yaptırabileceğini düşünür. “Herkes bana itaat etmeli, güç bende” der. Ve bu düşüncelerinin altında ezilir. Yaşamın tüm parametrelerine hükmettiğini düşünür. Evrendeki kuralları dahi anlamaz, zorladıkça zorlar. Düşüncelerini, davranışlarını dahi yönetemeyen bir insanın tüm yaşamı da yönetemeyeceğini de unutur.</p>
<p style="text-align: justify;">Başarılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/is-yasaminda-%e2%80%9ckaybeden%e2%80%9dlerin-40-ozelligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yeter artık, gına geldi bu yazıları okumaktan&#8221; diyorsanız &#8230;</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/yeter-artik-gina-geldi-bu-yazilari-okumaktan-diyorsaniz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/yeter-artik-gina-geldi-bu-yazilari-okumaktan-diyorsaniz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 11:47:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiyi paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[iz bırakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı çağı]]></category>
		<category><![CDATA[kendini keşfet]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=561</guid>
		<description><![CDATA[Adına “trend” mi, “lifestyle” mı, “lifestream” mi dersiniz bilmem ama son zamanlarda en çok tekrar edilen konular şöyle; - İş yaşamı gelecekte nasıl olacak? - Kaygı çağının getirdikleri ile nasıl başa çıkılır? - İş yaşamı ve özel yaşam dengesi nasıl olmalı? - Sosyal medyaya nasıl yansıyoruz, o bize nasıl yansıyor? - Bilginin ve paylaşımın gücü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adına <strong>“trend”</strong> mi, <strong>“lifestyle”</strong> mı, <strong>“lifestream”</strong> mi dersiniz bilmem ama son zamanlarda en çok tekrar edilen konular şöyle;</p>
<p>- İş yaşamı gelecekte nasıl olacak?</p>
<p>- Kaygı çağının getirdikleri ile nasıl başa çıkılır?</p>
<p>- İş yaşamı ve özel yaşam dengesi nasıl olmalı?<span id="more-561"></span></p>
<p>- Sosyal medyaya nasıl yansıyoruz, o bize nasıl yansıyor?</p>
<p>- Bilginin ve paylaşımın gücü nereye kadar uzanacak?</p>
<p>- Bireysel ve sosyal ihtiyaçlara bağlı olarak değişen pazarlama kuralları neler?</p>
<p>- Durmak bilmeyen teknolojik gelişmeler neyi sunamıyor aslında?</p>
<p>- Küreselleşirken aslında aslında nerelerde ayrışıyoruz? Bu ikilemin adı başka bir şey mi?</p>
<p>- Trend denilen şey pazarlama ve medya baskısı mı?</p>
<p>- Sanal dünyada oluşturulan yapay ve uyumsuz alt kişilik rolleri gerçek yaşamımızı nasıl etkiliyor?</p>
<p>- İnsan, yaşam, zaman v.s. “şey”lerle ilgili yanlış bilgi ve algılarımız neler?</p>
<p>- Kişisel marka olmak zorunda mıyız? Her insan kendine göre marka değerini nasıl oluşturabilir?</p>
<p><strong>“Yeter artık, gına geldi bu yazıları okumaktan”</strong> diyebilirsiniz. <strong>“Kişisel Gelişim”</strong> kitaplarını görmek istemediğiniz gibi. Ama boşuna, bu konuların modası hiç geçmeyecek gibi geliyor bana. Çünkü insan başardıkları ile yetinemeyen, hırslarını pek de kontrol edemeyen bir varlık. Tüm evreni ve bu evrene içindeki her şeyi tanımak, yapılabileceklerin tümünü yapmak ve biraz da şöhret şemsiyesi altında <strong>“iz”</strong> bırakmak istiyor hayata. Bir yandan karmaşıklaştırıyor, bir yandan da sadeleşmeye çalışıyoruz hayatı. Bir toplumun 20 yıl önce eskittiğini bir toplum henüz yeni öğrenmeye başlıyor ve öğrenme döngüsü sürekli devam ediyor.</p>
<p>Aslında insanoğlu tüm bunları kendisini yeterince tanımadığı, ya da yanlış tanıdığı ve hayatın gerçekliğini fark edemediği için yapıyor. Genel olarak bir çaba, bir çırpınma gibi görünse de bazıları tüm imkanları ile bir bataklık oluşturuyor, bazıları da gelecek nesiller için <strong>“katma değerli”</strong> bir zemin. Ve bu noktada sorgulama tüm evrenden, tüm insanlıktan bireye indirgenmiş oluyor. Bu yazıların tümü de bu konularda fikir verebilmek, yorum katmak, algıyı değiştirmek için yazılan yazılar. Herkes kendini yazıyor, kendini yansıtıyor aslında. Her birinin özünde de kişisel felsefi, sosyolojik ve psikoljik algılamalar var. Zorlama yöntemlerle, aynı olmaya da ayrı olmaya da çalışmamak gerek. <strong>“Gereksiz, boşuna, bana ne”</strong> gibi ifadeleri de bırakarak ne alabiliyorsak onu almamız gerek. Bu aldıklarımızı da süzgeçten geçirerek tekrar sunmak gerek.</p>
<p>Bu konularda kendi vizyon ve misyon belgelerinizi hazırlayabilmeniz dileği ile.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/yeter-artik-gina-geldi-bu-yazilari-okumaktan-diyorsaniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayal &#8220;kırık&#8221; ları</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/hayal-kirik-lari/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/hayal-kirik-lari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 11:48:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[atom bombası]]></category>
		<category><![CDATA[beklenti]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekçi]]></category>
		<category><![CDATA[hayal kırıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[hayaller]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=555</guid>
		<description><![CDATA[Adı üstünde “hayal” işte. Düşünce dünyamızda oluşturduğumuz beklentiler yığını. Ve bu yığınların altında kalmak, ezilmek. Hep umduğumuz şeylerden dolayı küsüyoruz değil mi? Peki, gerçek-çi değil ise neden takılıyoruz bu “neden” lere? Çünkü insanız, sonsuz düşünce ve ümit özgürlüğü verilmiş bize. Doğduğumuz andan itibaren yanlış örnekler, yanlış kıyaslama ölçekleri alıyoruz yaşamdan. Her ne kadar takmayalım da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Adı üstünde <strong>“hayal”</strong> işte. Düşünce dünyamızda oluşturduğumuz beklentiler yığını. Ve bu yığınların altında kalmak, ezilmek. Hep umduğumuz şeylerden dolayı küsüyoruz değil mi? Peki, <strong>gerçek-çi</strong> değil ise neden takılıyoruz bu “neden” lere? Çünkü insanız, sonsuz düşünce ve ümit özgürlüğü verilmiş bize. Doğduğumuz andan itibaren yanlış örnekler, yanlış kıyaslama ölçekleri alıyoruz yaşamdan. Her ne kadar takmayalım da desek bir <strong>virüs</strong> gibi yayılıyor bedenimize bu takıntılar. Ve her şeyi, herkesi bu ölçeklere sığdırmaya, törpülemeye, sahip olmaya çalışıyoruz. Olmadığı zaman da bahanelere, suçalamalara sığınıyoruz utanmadan, sıkılmadan, çuvaldızı kendimize batırmadan.<span id="more-555"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Zannediyor musunuz ki, hayal <strong><span style="color: #800000;">“kırık”</span></strong>larımızın hammaddeleri sadece başkaları. Biz de başkaları için bu “kırık”lardan ibaretiz aslında. Çevremizde büyük beklentiler yaratarak, hava atarak konuşurken ısrarla aksiyon göstermemiz gerekirken tembellik yapan, umursamayan biz değil miyiz?</p>
<p style="text-align: justify;">Urfa-Göbeklitepe kazılarında, Milattan 12.000 yıl önce de insanlar bir şeyler yapmaya çalışmamışlar mı? Hayallerini taşlarla ortaya koymak istememişler mi? Evet. Ama o zamanki  beklentilerle, hırslar aynı ölçekte miydi? Inernet ve sosyal medya yoktu ama onlar da bir şeyleri paylaşmak istiyorlardı gelecek nesillere faydalı olsun diye. 21.yy’a geldiğimizde yüz yıllık ekonomik hırslar bir anda dünyayı esir almadı mı? Şimdi diyebilir miyiz bilmem hangi ükedeki kriz bizi hayal kırıklığına uğrattı diye!</p>
<p style="text-align: justify;">Evrendeki standartlara müdahele edebiliyor muyuz? Atom bombası yaptık, ya da genetik kopyalamayı başardık diye müdahele ettiğimizi filan zannetmeyelim sakın. Belki de neleri bozarak sonumuzu hazırlıyoruz kim bilir? İnsan yaptı ve bedelini yine insan ödeyecek.</p>
<p style="text-align: justify;">İş yaşamımızdan özel yaşamımıza, hemen her şeyde ve herkeste hayal kırıklığına uğradığımızı düşünüyoruz. <a href="http://www.markasizsiniz.com/2009/02/dogal-olana-karsi-gelmek-midir-kisisel-markalasmak/" target="_blank">Bir önceki yazımda</a> anlatmaya çalıştım. Doğal sürece de karşı çıkıyoruz. Zorluyoruz, çırpınıyoruz ve aslında daha çok batıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugünlerde bireyler de, işletmeler de, devletler de stratejilerini daha radikal şekilde değiştiriyor. Değiştirmeyen, geleceğe tutunamayacağını biliyor. Daha yalın iş süreçleri, daha gerçekçi beklentiler, daha insani yaklaşımlar, daha çevreci politikalar, daha küresel fayda getirecek çözümler ortaya koymaya çalışıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Diyeceksiniz ki, “aklımız başımıza” geldi de ondan. Hayır arkadaşlar, bu aklımız başımıza bir gelir bir gider. Kalp bir o tarafa döner bir bu tarafa. ( <em>Arapça kelime kökü olarak da bu anlamı taşır zaten </em>) Hayallerde gezeriz bir oraya, bir buraya. Realitedeki somut sonuçlara baktığımızda beklentilerimizin çok azının gerçekleştiğini fark ederiz. Ve hayal kırıkları kalır avucumuzda, cebimizde. Kimyanızı bozan bu kırıkları bir an önce savurun avucunuzdan, atın cebinizden.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazı beklentinizi karşılamadı ve hayal kırıklığına uğradı iseniz yine aynı hataya düştünüz demektir. Bir başka yazıya geçin ama ne olur hayallerinizdeki beklentilerinize aldanmayın. <a href="http://www.markasizsiniz.com/2009/02/her-sey-icin-4-sey/" target="_blank">Şu yazımdaki </a>dört kritere başvurun ve her şeyi herkesi ona göre değerlendirin.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/hayal-kirik-lari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel marka olmak, popüler kültürün dayatması mı?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/kisisel-marka-olmak-populer-kulturun-dayatmasi-mi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/kisisel-marka-olmak-populer-kulturun-dayatmasi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 12:08:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[amaç]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[Ben-lik]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[fayda]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[nüfuz]]></category>
		<category><![CDATA[Obama]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sorgulamak]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Yalın]]></category>
		<category><![CDATA[yansıma]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[you]]></category>
		<category><![CDATA[zaman algısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=516</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde şöyle bir soru geldi, önemli bir medya kanalından. “Kişisel markalaşma denilen şey moda mıdır, yani gelip geçici midir?” diye. Aslında sorunun cevabı kendisinde gizli. Eğer geçici olursa o kişi zaten marka olmamış, kendini ve çevresini kandırmaya çalışmıştır sadece. Tekrar ediyorum kişisel marka olmayı lütfen “ünlü, zengin, nüfuz” sahibi olmak ile karıştırmayın. Bu özelliklerin tümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Geçenlerde şöyle bir soru geldi, önemli bir medya kanalından. <strong>“Kişisel markalaşma denilen şey moda mıdır, yani gelip geçici midir?”</strong> diye. Aslında sorunun cevabı kendisinde gizli. Eğer geçici olursa o kişi zaten marka olmamış, kendini ve çevresini kandırmaya çalışmıştır sadece. Tekrar ediyorum kişisel marka olmayı lütfen <strong>“ünlü, zengin, nüfuz”</strong> sahibi olmak ile karıştırmayın. <span id="more-516"></span>Bu özelliklerin tümü sizde olabilir ama adınız bir yerde geçtiğinde, sizinle ilgili insanların zihninde iyi şeyler oluşmuyorsa hiçbir şey ifade etmezsiniz. Ona bakarsanız “mafya” lar da bu üç özelliği fazlasıyla barındırıyorlar bünyelerinde.</p>
<p style="text-align: justify;">Adına <strong>“postmodern”</strong> deyin, ne derseniz deyin ama son elli yıldır baskın olan madde hakimiyeti yerini başka şeylere bırakıyor artık. Çünkü tatmin olamıyor insanlık geçici hırslarla, heveslerle. Ekonomik olarak da kendini gösterdi zaten. Şimdi artık gerçek, faydalı, özgür, doğal insan modeli çiziliyor her yerde. Time, kapağını “you” diye çıkarmadı mı milenyuma girerken? Herkes bugünlerde Obama’yı konuşmuyor mu? Küreselleşme derken medeniyet çekirdeklerinde tekrar hareketlenmeler olmuyor mu? Belki biz göremeyeceğiz ama kendini ve her şeyi sorgulayan insan modeli daha çok görülmeye başlanıyor. Evet, popüler kültürün rengi, sesi, kokusu medya araclığı ile damarlarımıza kadar işledi. Şimdi de internet ve mobil dünya ayağı sürüklüyor bizi peşinden.</p>
<p style="text-align: justify;">“Moda mı acaba” diye düşünenleri rahatlatmak ve konunun önemini tekrar ortaya koymak için gelin marka insanların bazı özelliklerini tekrarlayalım. Ama bu maddeler daha içsel bazı dinamik parametrelerimize referansta bulunsun.</p>
<p style="text-align: justify;">1- <strong>Zamanı algısı :</strong> Bazı insanlar, zamanı doğrusal bir düzlem olarak değil, hacmi olan dairesel bir şekil olarak algılarlar. Ve merkezinde, her tarafı ayna gibi yaratılan evrenin çekirdeği olduğunu düşünürler. Ve bu kıyaslama aracının zhinlerde oluştuğunu bilirler. Geçmiş ve geleceğin göreceli bir kavram olduğunu ve aslında hiçbir şeyin kaybolmadığını da bilirler. Önemli olan zamana sıkışmadan yaşayabilmektir. Reenkarnasyon tezleri de buradan çıkmıştır. Rüyalarda neden gelecekle ilgili bir şeyler görülür, geçmiş tekrar tekrar hayale gelir. Maddenin kayıtsızlığını kavrayabilmek için oluşturulan bir araçtır zaman. Tanrısal özelliklerin insana ve evrene yansıması zamanı da, maddeyi de, boşluğu da, hepsini kapsar. Önemli olan verimli yönetebilmektir zaman algısını, dakikaları saymak ve panik olmak değil.</p>
<p style="text-align: justify;">2- <strong>Benliği tekrar keşfetmek:</strong> Benlik, ego denilen şey insanın kendini keşfedebilmesi için yaratılış ile sunulan bir özelliktir. Evrendeki kanunlar da bu şekilde algılanır. Gereğinde fazla önem verilirse bir insan çıkarak “bu dünyanın tek hakimi benim” diyebilir. Sonuçta bu da bir araçtır, zaman gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">3- <strong>Yaratılış ve evren yansıması:</strong> İnsan küçük bir evrendir. Ve evrendeki en yüksek kabiliyetlerle donatılan bir varlık. Sonsuz isteklere sahip olsa da kendisi sonludur. Hatta gece uyurken dahi ruhu bir yerlerde gezer, geri gelir. Geri gelmez ise ölmüştür zaten. Düşüncelerine dahi hükmedemez, yani çok zayıftır aslında. Ama irade açısından bu özgürlüğü sonsuz gibi hisseder. Önemli olan evrenden ve tabi ki yaratıcısından kendisine yansıyan özellikelri doğru şekilde kullanabilmesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">4-<strong> Sevgi insanı olma:</strong> Gelişen toplumlara bakın. Sevgiyi, hoşgörüyü ve saygıyı en çok yerine getirenlerdir. İnsanın özünde sevgi de vardır nefret de. Önemli olan hangisinin nerede, ne şekilde kullanıldığıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">5- <strong>İlk fayda teorisi:</strong> Tüm başarılı ilişkiler karşılıksı fayda üzerine kuruludur ve uzun süreli olur. Çıkar amaçlı ticari kaygılardan bahsetmiyorum. Kendimize ve başkalarına ısarla faydalı olmaya çalışmak en güzel depresyon tedavisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">6- <strong>Sadelik, yalınlık ve tevazu:</strong> İletişim ve maddi imkanlar açsından çözülemeyen bir karmaşa içinde yaşıyoruz ve yönetemiyoruz. Hırslarımız, israfımız, şikayetlerimiz ve motivasyon kaybımız da bundan kaynaklanıyor. Zaruri ihtiyaçlarla, lüks ihtiyaçları listeleyin göreceksiniz hem kalbinizdeki, hem beyninizdeki hem de üzerinizdeki fazlalıkları.</p>
<p style="text-align: justify;">7- <strong>İyilik için hırs gösterme:</strong> Bencilliğin körüklendiği bir dünyada bu tarz bir davranışa sahip olmak çok zor. Ama yapabilen kazanıyor ve kazandırıyor geleceği bizlere.</p>
<p style="text-align: justify;">8- <strong>Sürekli eğitim, öğretim: </strong>Okumak, okudukça düşünmek ve düşündükçe de değişmeye çalışmak. Ve yaşam boyu bunu devam ettirmek.</p>
<p style="text-align: justify;">9- <strong>Düşünce yığınlarını süpürmek:</strong> Keşke fiziki olarak böyle bir şey mümkün olsa idi ama değil. Bilinçli farkındalığı yakalamak için şart. Sabahları yorgun uyanıyorsanız hem fiziksel hem de duygusal büyük sorunlarınız var demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">10- <strong>Örnek olmak :</strong> Kötülükler değil iyilikler örnek olmak zorunda. İyiliği, güzelliği, sevgiyi yansıtmayan da bencildir ve haindir.</p>
<p style="text-align: justify;">11- <strong>Verici, üretici olmak:</strong> Hep bana rabbena diyerek “sürekli al” diyen bir kültürün çocuklarıyız. Tüm ekolojik auraya ne kattığımızı hiç sorgulamıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">12- <strong>Araçlar ve amaçlar:</strong> Kişisel gelişim ve kişisel markalaşma gibi bunları da içien alan tüm öğretiler insanlığa hizmet etmeli. Fakirliğe, savaşa, süper egoya, kibirli olmaya ve paraya hizmet etmemeli sadece.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi bu yazdıklarımızın popüler kültür ile bir ilgisi var mı? Hayır. Tam tersi gibi. O zaman kişisel markalaşmayı böyle bir <strong>“üst dil”</strong> ile düşünenler ve uygulayanlar modanın oyuncağı olmayacaktır. Tüm bunların yanınıda, trendleri takip etmek ve insanlara bilgiyi doğru ölçü ve kanallarla sunmak da çok önemli. Yani amaç popüler kültürü aşağılamak değil imkanlarını doğru şeyler için kullanabilmektir. Buna sosyal medya araçları da dahil.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsana ait yüksek değerlerin moda olarak algılanmaması dileği ile.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/kisisel-marka-olmak-populer-kulturun-dayatmasi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bana paradan bahset!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/bana-paradan-bahset/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/bana-paradan-bahset/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 10:39:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[algı karmaşası]]></category>
		<category><![CDATA[ayna]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[mihenk taşı]]></category>
		<category><![CDATA[networking]]></category>
		<category><![CDATA[paranın kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=392</guid>
		<description><![CDATA[Onlarca, belki yüzden fazla kişisel gelişim kitabı okuduk, bir çok girişimci hikayesi dinledik ve belki de bir, iki girişim denemesi de kendimiz yaptık. İnternet kurdu gibi hala bir şeyler bulmaya çalışıyoruz. Projemize yatırımcı arıyoruz, finansal getirisi sorgulanıyor. Zengin, ünlü biri ile tanışıyoruz paranın kokusu ve “korkusu” ağır basıyor. İlişkiler ağımızı geliştirmek, kişisel anlamda markalaşmak diyoruz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Onlarca, belki yüzden fazla kişisel gelişim kitabı okuduk, bir çok girişimci hikayesi dinledik ve belki de bir, iki girişim denemesi de kendimiz yaptık. İnternet kurdu gibi hala bir şeyler bulmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Projemize yatırımcı arıyoruz, finansal getirisi sorgulanıyor. Zengin, ünlü biri ile tanışıyoruz paranın kokusu ve <strong>“korkusu”</strong> ağır basıyor. İlişkiler ağımızı geliştirmek, kişisel anlamda markalaşmak diyoruz yine de yollar paraya çıkıyor. Sonuçta aklımızda kalan şu; <strong>“bu para konusu ne olacak”.</strong> Doğru para olmadan bazı şeyleri yapamıyoruz fakat bazı şeyleri uygulamadan da paranın kapısını açamıyoruz. Kapıyı açmayı bırakalım, genellikle kapıları dahi göremiyoruz.<span id="more-392"></span></p>
<p>Yumurta, tavuk hikayesi gibi görünüyor ama o kadar da ümitsiz değil. Şu maddeleri ne kadar doğru uyguluyoruz da para kazanamıyoruz, gelin kendimizi sorgulayalaım.</p>
<p>- Networkümüzü gerçek anlamda kontrol edemiyoruz. Kiminle en son ne zaman konuştuğumuzu, en önemli kontaklarınızla en son yüz yüze ne konuştuğumuzu, örneğin 2009 yılında kimlerle tanışmak, kendimizi tanıtmak istediğimizi bilmiyoruz. Sosyal medya üzerinde yüzlerce bağlantımız var ama kimin kime ne fayda sağladığını bilmiyoruz ve ölçemiyoruz.</p>
<p>- Büyüüüük şirketlerde, büyüüük projeler yönetiyoruz ama hayatımızını en önemli projesi olan kişisel markalaşmamızı aynı ciddiyetle yönetemiyoruz.</p>
<p>- Bir günlük zaman dilimindeki saniyeleri ve dakikaları hesaplayarak zaman planımızı daha verimli şekilde yapamıyoruz.</p>
<p>- <strong>&#8220;Web sayfam var, bloğum var&#8221;</strong> diyerek sayılarla, istatistiklerle övünüyoruz. Asıl odaklanmamız gereken noktaları ölçmüyoruz.</p>
<p>- Bir anda dikey yükselme hayallerimiz var. Yatay genişleme ve daha da derinleşme, uzmanlaşma yollarını aramıyoruz. Sebat etmiyoruz, çabuk pes ediyoruz.</p>
<p>- İşin havasındayız, ünlü olmak istiyoruz, alkış istiyoruz. Ama yeterince çok çalışmıyoruz. Çalışmadan para kazanmayı daha akıllıca buluyoruz. Kaç örneği var çevrenizde, var ise bu durumu ölene kadar o şekilde mi devam etti, yoksa günü birlik maddi kazançlar mı bunlar?</p>
<p>- Oyunu, evrensel ama uyguması yerel kurallara göre oynamıyoruz. Geleneksel satış, pazarlama kurallarına takılıp kalıyoruz.</p>
<p>- Hedeflerimizi kendimize göre değil başkalarına göre yapıyoruz. Aile, yakın çevre, iş arkadaşları, patron ve eleştiren kesim gibi. Israrla <strong>“yok kardeşim, kusura bakma, bu benim planıma uymuyor”</strong> diyemiyoruz.</p>
<p>- Çocukluktan başlayarak kendimizi hep bir yarışın, rekabetin içinde buluyoruz. Ve <strong>“mihenk taşı”</strong> mız da bu şekilde oluyor. Neye göre, kime göre, hangi mantığa, hangi modele göre ölçümleme yaptığımızı unutuyoruz.</p>
<p>- Tanıştığımız herkesi ya para şeklinde görüyor, saldırıyor ve kaçırıyoruz. Ya da fırsat olduğunu keşfedemiyoruz, yeterince ilgilenemiyoruz ve yine kaçırıyoruz.</p>
<p>- Çevremize bir hırsla, görgüsüzlükle kendimizi kabul ettirmeye çalışıyoruz. Maymun iştahlı oluyoruz ve dengesizi bir görüntü veriyoruz. Kişisel anlamda markalaşmak bu değil ki!</p>
<p>- Yanlışlarımızı her an yüzümüze çarpan biri yok. Bunu kendimiz de yapmayınca yanlışlara devam ediyoruz. Bir de kendimizi <strong>“en iyisini ben bilirim”</strong> havalarında satmaya çalışıyoruz.</p>
<p>- Burun seviyesi hep yukarılarda, tevazu göstergesi ise hep diplerde oluyor. Yerine göre olmalı ama genelde tam tersi olmalı.</p>
<p>- Yaşadığımız çevrenin, iş piyasasının hangi kurallarla işlediğini öğrenmiyoruz. Hep kendi yöntemlerimizi savunuyoruz.</p>
<p>- Kendimizi doğru pazarlayamıyoruz. Ya abartıyoruz, ya da sönük kalıyoruz. İkisi de işe yaramıyor.</p>
<p>- Bilgi ve algı karmaşasında boğuluyoruz. Elimizdeki  ve başkalarının elindeki küçük aynalarla büyük resmi görmeye çalışıyoruz. Çok zor!</p>
<p>- Başkalarının hikayelerini imrenerek okuyoruz ama dönüp bir de kendi hikayemize bakmıyoruz. Kronolojik olarak dahi zor hatırlıyoruz. Bilnçsizce ne yanlışlar yaptığımızı ya da akıllıca neleri başardığımızı kendimize harılatmıyoruz. Ve başkalarına da bu hikayeyi sunmuyoruz.</p>
<p>- Ya çok duygusal, ya da fazla mantık odaklı kararlar vermeye çalışıyoruz.</p>
<p>- <strong>“Elin gavuru yapmış”</strong> diyoruz, ne çabalarla yaptığını öğrenmiyoruz. “<strong>Şu kişi çok zengin bir aileden gelmiş zaten”</strong> diyoruz ama zenginlerin o zenginliği nasıl koruyabildiğini öğrenmiyoruz.</p>
<p>- “Yaratıcı fikirlerim var ama kimseye satamıyorum” diyoruz ama hadi uygulanmış prototipini bir yana bırakalım, elimizde sunumu dahi olmuyor. Uygulamanın gücünü kaçırıyoruz, denemiyoruz.</p>
<p>- Bir şeye, bir projeye, bir sosyal gruba, bir hataya, bir başarıya takılıp kalıyoruz. Neleri kaçırdığımızı ancak başkaları yapınca anlıyoruz.</p>
<p>- Doğru çözümler için zor zamanları bekliyoruz. <strong>“Yumurta kapıya gelince”,</strong> tutuşuyoruz. Zamanın aldatmacasına kanarak, hep<strong> “sonra, sonra”</strong> diyerek kendimizi kandırıyoruz.</p>
<p>Fark ettiniz mi paradan çok az bahsettim aslında. Biz bu maddelerin % 30’unu gerçek anlamda uygulayalım, olmuyorsa “kader, kısmet” diyelim. Ve tekrar başlayalım. Para konusunda pek başarılı olduğum söylenemez. Ama yukarıdaki birkaç maddeyi çok iyi uygulamaya çalışınca güzel şeyler oluyor. Daha fazlasını kazanbilir miyim? Tabi ki, neden olmasın! Ama okuduklarımı ve bu gibi yazdıklarımı daha daha çok uygularsam olur. Olmazsa, döner hatalarıma bakar, yine yoluma devam ederim.</p>
<p>Ben paradan böyle bahsettim, siz nasıl bahsediyorsunuz?</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/bana-paradan-bahset/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10 maddelik öneri paketi</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/10-maddelik-oneri-paketi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/10-maddelik-oneri-paketi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 09:15:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1021</guid>
		<description><![CDATA[1- Kendiniz ve başkalarınız için yaşama kattığınız anlam nedir? İnsanlar sizi çok kısa düşündüklerinde akıllarına gelen cümle ya da “keyword“ , “tag“ ler ne olur. Marka konumlandırma uzmanları bu kelimelerin ya da cümlenin 10 kelimeyi aşmaması gerektiğini söyler. Hatta bazıları da 3 kelime ile anlatılabilmeli ve hatırlanabilmelisiniz der.2- Sizinle iletişime ilk kez geçen, görüşen bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-family: verdana;"><strong></strong></span></div>
<div><span style="font-family: verdana;"><strong><span style="color: #cc0000;">1-</span> </strong>Kendiniz ve başkalarınız için yaşama kattığınız anlam nedir? İnsanlar sizi çok kısa düşündüklerinde akıllarına gelen cümle ya da “keyword“ , “tag“ ler ne olur. Marka konumlandırma uzmanları bu kelimelerin ya da cümlenin 10 kelimeyi aşmaması gerektiğini söyler. Hatta bazıları da 3 kelime ile anlatılabilmeli ve hatırlanabilmelisiniz der.<strong><span style="color: #cc0000;">2-</span> </strong>Sizinle iletişime ilk kez geçen, görüşen bir kişi sonraki haftalarda bunu devam ettiriyor mu? Sizi başkaları ile tanıştırmak istiyor mu? Ya da yeni tanıştığınız biri size bağlantıda olabilmek için iletişim bilgilerinin ne kadarını sunuyor.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">3-</span> </strong>Tutkularınızı, farklılıklarınızı, katma değerlerinizi çevrenize söylemekten çekinmeyin. Sızma şeklinde, virüs gibi yayılmalı, transfer olmalı bu özellikleriniz. İster birebir görüşmelerle, ister yeni sosyal medya araçları üzerinden.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">4-</span> </strong>Yaşamınızda siz ve başkalrı için kaldıraç görevi yapan, harekete geçiren manivela gibi kabiliyetleriniz nelerdir? Özellikle vurgulanan, sizi farklı kılan yönünüz nedir? Sürekli, tutarlı bir şekilde bu özelliklerinizi her gün aksyona dönüştürüyor musunuz?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">5-</span> </strong>Her insan ne istediğini, hedeflerini bilemez. Bir çok noktadan gelen iletişim baskını altında gibiyiz. Kafamız daha da karışıyor. Yalın bir şekilde insanların ne istediklerini bulmalarına yardım edin, yol gösterin, birlikte deneyin. Kurtarıcı bi öncü gibi olursunuz.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">6-</span> </strong>İnsanların size bağlanmasına, sizi hissetmelerine izin verin. Her iletişiminizde kişisel marka ruhunuzdan bir iz bırakın. Bu şekilde birlikte bir şeyler yapmak daha fazla zevk ve güven verici olacaktır.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">7-</span></strong> Her insanın doğal yetenklerinin bir birinden farklı olabileceğini unutmayın. Bu yetenekleri gözden kaçırarak genelde zorlama uğraşlar peşinde koşarız. Bu bizi hem yorar, hem de maddi manevi olarak bir tatmin getirmez.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">8-</span></strong> Kıskanılabilir ya da birileri tarafından başarısız olmanız istenebilir. Bunlar doğal şeyler. Hazırlıklı ve tetikte olmanızı sağlar. Siz yine de bu insanlara tersine iyi niyet ve temennilerle karşılık verin.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">9-</span></strong> Kişisel markanızı geliştirmeyi sabırla her yerde, her alanda bir dantela gibi dokuyun. Zamanla tahmin edemeyeceğiniz şekilde size dönüşleri olacaktır.</p>
<p></span></div>
<p><span style="font-family: verdana;"><span style="font-family:verdana;"></p>
<div>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">10-</span></strong> Reklam, ısrarla tekrar etmektir aslında. Yaşamdaki marka duruşunuzu sürekli ve geliştirerek tekrar edin. Örnek almak, danışmak, geri bildirimleri değerlendirmek de önemli.</p>
<div><span style="font-size:85%;"><span style="color: #cc0000;"><strong>*** </strong></span><span style="color: #3366ff;">Paul Copcutt on February 22, 2008 in </span></span><a href="http://www.thepersonalbrandingblog.com/expressing_your_brand/index.html" target="_blank"><span style="font-size:85%;">Expressing Your Brand</span></a><span style="font-size: 85%; color: #3366ff;">&#8216;ten derlenmiştir.</span></div>
<div></div>
</div>
<p></span></span></p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/10-maddelik-oneri-paketi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
