<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; özel yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/ozel-yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Feb 2011 22:45:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>İş yaşamında “kaybeden”lerin 40 özelliği</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/is-yasaminda-%e2%80%9ckaybeden%e2%80%9dlerin-40-ozelligi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/is-yasaminda-%e2%80%9ckaybeden%e2%80%9dlerin-40-ozelligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 13:13:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[acelecilik]]></category>
		<category><![CDATA[analitik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmak]]></category>
		<category><![CDATA[bahane]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz yaka]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[delege etmek]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[Hedefler]]></category>
		<category><![CDATA[his]]></category>
		<category><![CDATA[insiyatif]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kaderci]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetmek]]></category>
		<category><![CDATA[kazanmak]]></category>
		<category><![CDATA[kıskanmak]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<category><![CDATA[mavi yaka]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[negatif enerji]]></category>
		<category><![CDATA[özel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif enerji]]></category>
		<category><![CDATA[proaktif]]></category>
		<category><![CDATA[sahnede olmak]]></category>
		<category><![CDATA[saplantı]]></category>
		<category><![CDATA[şöhret]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[statüko]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[tembellik]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[üretmek]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=576</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle bazı kriterleri belirtmek istiyorum. - “Kazanmak” ve “kaybetmek” yaşamda göreceli olgulardır. Zaman, olgunlaşmanın, bilinçlenmenin en etkili ve acımasız ilacıdır.Her iki kelime arasında kesin bir ayrım yoktur. &#8220;Her şeyde bir hayır vardır&#8221; düşüncesi önemlidir. - Bu kırk maddenin hepsini, her zaman, tam olarak uygulayan bir insan olamaz. Ben görmedim, gören varsa bildirsin lütfen. - Kişilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Öncelikle bazı kriterleri belirtmek istiyorum.<img class="alignright size-medium wp-image-577" title="istock_000008728165xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/03/istock_000008728165xsmall-200x300.jpg" alt="istock_000008728165xsmall" width="200" height="300" /></p>
<p style="text-align: justify;">- <strong>“Kazanmak”</strong> ve <strong>“kaybetmek”</strong> yaşamda göreceli olgulardır. Zaman, olgunlaşmanın, bilinçlenmenin en etkili ve acımasız ilacıdır.Her iki kelime arasında kesin bir ayrım yoktur. &#8220;Her şeyde bir hayır vardır&#8221; düşüncesi önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu kırk maddenin hepsini, her zaman, tam olarak uygulayan bir insan olamaz. Ben görmedim, gören varsa bildirsin lütfen.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kişilik tiplerimiz, karakterimiz ve davranış modellerimize göre yaşam biçimimiz farklılaşır. Yani her yiğidin bir yoğurt yeme tarzı vardır. Her insanın yaşam algısı farklılık gösterebildiğinden uygulamalar da farklılaşabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Önemli olan eksik yönleri fark ederek sabırla geliştirmeye, iyileştirmeye çalışmaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu gibi yazıları yazan, eğitimleri veren, en üst düzey yönetici olanlar kişilerde de bu hataların bir çoğu bulunmaktadır. Yani yalnız değilsiniz.<span id="more-576"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Faydalı olabilmesi dileği ile …</p>
<p style="text-align: justify;">1- <strong>Hedef yok:</strong> Ne orta vadede, ne de uzun vadede iş dünyasında ne yapmak istediği ile ilgili net hedefleri bulunmaz. Bir iş bulmuş, çalışmaya başlamış ve maçı idare ederek günü kurtarmaya devam ediyordur. Yıllar sonra, kendisiyle aynı dönemde işe başlayan bazı kişilerin çok daha başarılı olduklarını görünce “eyvah” der. Ne mezun olduğu branş ile ilgili, ne tutkunu olduğu meslek ile ilgili hedefi bulunmaz. Ya da hedefi olsa bile sadece lafta kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">2- <strong>Strateji yok:</strong> Bu kelime onun için ağır gelir. Her mesai gününün stratejik olarak kendisine ne fayda sağladığını ölçmez. Analitik düşünmek, bazı durumlarda doğal, bazı durumlarda politik davranmak gibi düşünceleri yoktur. “Yaptım, oldu” der. Önünü, arkasını düşünmeden hareket eder. Ve sonuçlarına da katlanır.</p>
<p style="text-align: justify;">3- <strong>Tembeldir:</strong> Lafa gelince, çok hırsa gerek olmadığını söyler. Mağaza vitrinine bakınca da &#8220;ah param olsa&#8221; der. Ama para kazanmak, hedeflerini gerçekleştirmek için “doğru ve gerektiği” kadar çalışmaz. Sonra da “olmadı, kahretsin” der. Daha da ümitsizliğe kapılır. Zaman planını tekrar tekrar, saniyelerine kadar gözden geçirmez.</p>
<p style="text-align: justify;">4- <strong>Vizyon sıfır:</strong> Hedefi olmayınca kendine bir vizyon da çizemez ve vizyoner insanları da örnek almaz. Geleceği görmeye, trendleri anlamaya çalışmaz. Uzun vadeli stratejiler ortaya koymaz. Verdiği her kararın on, yirmi yıl sonrasını nasıl etkileyeceğini düşünmez.</p>
<p style="text-align: justify;">5- <strong>Takip yok:</strong> Gereksiz bir çok şeyi takip eder de bir türlü kişisel gelişimi ve hedefleri ile ilgili bir takip planı yapmaz. İşten eve, evden işe öylesine gider gelir. Aslında görür ki, ne aile hayatında kişisel marka olabilmiş ne de iş yaşamında.</p>
<p style="text-align: justify;">6- <strong>Sahnede değil:</strong> Ya iş yerinde masasında, ya da evdeki koltuğunda oturur durur. Selam vermez, gülümsemez, sohbet etmez, yemeğe çıkmaz, arkadaş çevresini genişletmez, sosyal anlamda içine kapanıktır. Sonra da “neden beni keşfetmiyorlar” diye çırpınır durur.</p>
<p style="text-align: justify;">7- <strong>Proaktif değil:</strong> Elindeki doneleri iyi değerlendirerek, analiz yaparak sonraki aşamalarda karşışına çıkabilecek zorlukları düşünmez. Ve önceden çalışmalar, hazırlıklar yapmaz. Tedbirli olmak onun için korkmaktır. Fazla kontrollü olmanın yaşamını zindana çevireceğini düşünür. Önceden harekete geçmez, olunca telafi etmek için harekete geçer. O da işe yaramaz.</p>
<p style="text-align: justify;">8- <strong>Trendleri takip etmez:</strong> Yaptığı mesleğin, hedefindeki işin dünyadaki trend yelpazesinde nerede durduğunu araştırmaz. Hangi trendlerin iş dünyasına, paraya ve dolayısıyla da yaşama nasıl yön vereceğini anlamaya çalışmaz. Bir yerde durur, o yerden bakar ve emekli olur, gider.</p>
<p style="text-align: justify;">9- <strong>Okumaz, araştırmaz, üretmez:</strong> Sadece işini yapar, emir kuludur ya. Farklı, yaratıcı, geliştirici, innovatif fikirleri bulmak için okumaz, araştırmaz, beyin fırtınaları yaparak projeler üretmez. Ne şirketine, ne de kendi yaşamına katma değer sunmaz. &#8220;Sallarım başımı, alırım maaşımı&#8221; diyerek ortalarda gezinir durur.</p>
<p style="text-align: justify;">10- <strong>Bahanelere sığınır:</strong> Başarızısızlık,  % 99 sebep sonuç ilişkisine göredir. Kaderde bir musibet, öngörülemeyen bir rahatsızlık v.s. olursa tabiî ki söylecek bir şey olamaz. Ama “en iyi bahane, yine de bahanedir” Çözümleri değil daha çok problemleri, engelleri konuşur. Yeniden, zaman kaybetmeden başlamayı değil hep bitişleri, kayboluşları, ümitsizlikleri konuşur.</p>
<p style="text-align: justify;">11- <strong>Fazlasıyla kadercidir:</strong> Eşeğini sağlam kazığa bağlamaz ve sonra da “çalındı işte, kader” der. Yaratıcı’nın her kapıyı kendisine sonuna kadar açacağını, ve fırsatları eline vereceğini düşünür. Olan her şey kaderde vardır ama kişisel iradesini ne kadar da kötü ve verimsiz kullandığını düşünmez.</p>
<p style="text-align: justify;">12- <strong>Acele oluversin ister:</strong> Çok kısa sürede ünlü olmak, zengin olmak ve güçlü olmak ister. Hemen öğrenbileceğini, hemen uygulayabileceğini, hemen bilinç kazanabileceğini düşünür ve aldanır. Başını bir kayaya toslayınca anlar.</p>
<p style="text-align: justify;">13- <strong>“Proje” bakış açısı yok:</strong> İşlere, problemlere “proje yönetimi” açısından yaklaşmaz. Pratik olacağım, hızlı olacağım diye masabaşı bir toplantı, bir iki not alma ve “tamam, şöyle olur” deyiverir. Sonra hataları düzeltmek için çok çok fazla zaman-adam harcamak zorunda kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">14- <strong>Analiz sıfır:</strong> 1 ay analiz yaparak 1 haftada yazılım yaptırmaz. “1 hafta analiz yeter” der, ama 1 ayda yazılımı bitiremez. Çünkü o kadar eksik kalan, kaçan nokta vardır ki. Bu arada çok yorulur ve motivasyonu düşer, belki de başka önceliklerden dolayı proje rafa kalkar.</p>
<p style="text-align: justify;">15- <strong>Şöhret ister:</strong> Ünlü, zengin, şöhret olan iş adamlarına, iş kadınlarına özenir. Özenmesi normaldir ama “tavuk olmadan “tar”a ( kümesteki yükselti) çıkmak” isteyince düşüverir. Ve gerçek konumunu anlar.</p>
<p style="text-align: justify;">16- <strong>Tevazu yok, burun havalarda:</strong> Her şeyi ben bilirim, en iyisini ben uygularım havalarındadır. Ekip yoktur, her şeyi kendisi yapmıştır zaten. Küçük tepeleri bırakın bir toz taneciğini bile kendisinin yaratmadığını kısa bir süre sonra anlatır birileri.</p>
<p style="text-align: justify;">17- <strong>Empati mi, oda ne:</strong> Her şeye mantıksal yaklaşır. Başkalarının algısı ve düşünce dünyası ile olaylara bakmaz. Herkes, kendisi ile aynı olsun ister. Duygusal zeka onun için aptallık gibi bir şeydir. Karar verir, mümkün ise zorbalıkla uygulatır.</p>
<p style="text-align: justify;">18- <strong>Ya fazla mantık, ya fazla his:</strong> Ya hep kalbi ile düşünür, ya da hep beyni ile. İkisini birden gerektiği oranda kullanmaz. Verdiği kararlara şu gibi yakıştırmalar yapılır. &#8220;Kalpsizin teki&#8221; ya da &#8220;beyinsiz&#8221; gibi. Vicdani duygular da, sistematik çıkarımlar da birlikte kullanılmazsa kötü sonuçlara yol açar.</p>
<p style="text-align: justify;">19- <strong>Alıngandır, her şeyi gurur yapar:</strong> Her uyarıdan, her tavsiyeden alınır, kendini aşağılanmış hisseder, konuyu &#8220;kişisel&#8221; algılar. Aslında müdürünün de kendisinin de para için çalıştığını, sonuçta “iş”i konuştuklarını unutur. Sabırla kendisini iyileştirmeye çalışmaz, aksine yönetimi değiştirmeye çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-578" title="istock_000005881622xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/03/istock_000005881622xsmall-240x300.jpg" alt="istock_000005881622xsmall" width="240" height="300" />20- <strong>Arkadan konuşur:</strong> Dedikodu yapar, herkesi çekiştirir, kötüler. Kimsenin karşısına çıkarak uygun bir dille yanlışını söyleyemez, yönlendirmez. Bilmez ki bu kadar rahat bir insanın arkasından başkalrı da çok rahat konuşur ve kuyusunu kazabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">21- <strong>Dolap çevirmeye bayılır:</strong> Türlü türlü dolaplar çevirmeden, ayak oyunları yapmadan kariyer yaşamında yükselemeyeceğini saplantı halinde beynine kazımıştır. Halbuki, sadece işini en doğru şekilde yaparak ve sunarak ve duruşunu bozmayarak başarılı olabileceğini bir türlü fark etmez. Aslında insan zulmeder, kadere hükmetmeye çalışır. Ama asıl adaletli olan kaderdir, insan değil.</p>
<p style="text-align: justify;">22- <strong>Hakkı olmayanı kıskanır, mümkün ise çelme takar:</strong> Hak etmediğine uzanır, ısrarla almak ister. Hak edenleri de kıskanır, çekemez. Örnek almak, desteklemek yerine çelme takmaya çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">23- <strong>Özel yaşam-iş yaşamı birbirine karışır:</strong> İşten çıkar evde müdürlük yapmaya devam eder, ya da işe gelir eşiyle kavga ediyor gibi çalışanlarına saldırır. Aslında özel yaşamın çok daha önemli bir “iş” olduğunu unutur. İki kategoriyi de bir bütün olarak görmek gerek ama birbirlerine negatif etkisi çok az düzeyde olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">24- <strong>Tutkularına sarılmaz:</strong> Kendisini mutlu eden, huzur veren tutkularını, hobilerini gerçekleştirmeyi günlük telaşlar içinde unutur. İşine tutku ile bağlı olmayabilir ama yaşama dair tutkularını da kaybederse iş yaşamında da başarısız ve huzursuz olur.</p>
<p style="text-align: justify;">25- <strong>Günü kurtarır:</strong> Günübirlik yaşar, geleceğe kafa yormaz. O günü tamamlar ve yorganı üzerine çektiği anda her şeyin bittiğini zanneder. Zamandaki “gün” diliminin yine ömrümüzün bir parçası olduğu bilincinde değildir. Sonra da yıllar, ne de çabuk geçti diyerek hayıflanır.</p>
<p style="text-align: justify;">26- <strong>Negatif enerji saçar:</strong> Sabah gülen bir ifade ile günaydın demek, akşam çıkarken iyi akşamlar demek dahi bu insanlar için zor gelir. Çevresini görmezden gelir. Bilmez ki, doğuştan görmeyen insanların dahi gülen ve somurtan insanı ayırt edebildiğini. Her şeyi olumsuz algılar ve etrafına negatiflik saçar. Ümitsizdir, çözümsüzdür, başlangıçlara değil bitişlere odaklanmıştır. Kimseden de yardım istemez, almaz.</p>
<p style="text-align: justify;">27- <strong>“Ekipten” olamaz, ekip yönetemez:</strong> Bencildir, tek başına hareket etmek ister. Şirketin, ekibin çıkarını değil de önce kendi çıkarını düşünür. Kendine saygılıdır ama başkaları için hep kaygılıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">28- <strong>Sosyal değildir:</strong> Konuşmak, paylaşmak, birlikte eğlenmek, tanışmak, iletişim kurmak, bağlantıda olmak, sosyal ağını genişletmek için çaba sarfetmez. “Cool” olduğunu düşünür. Halbuki büyük bir yalnızlığa yol alır ama farkında değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">29- <strong>Sosyal medyada görülmez:</strong> İlişkilerimizi, bağlantılarımız kontrol etmek adına büyük faydalar sunan internetteki sosyal networklere yabancıdır. Bu gibi aplikasyonları kullanmayı gereksiz görür. Vefasızlık yapar, unutur ve unutulanlardan olur.</p>
<p style="text-align: justify;">30- <strong>Yaşam tarzında standartları yoktur:</strong> Oturup kalkmasından, konuşmasına, yeme-içmesine varana kadar belli bir duruş sergilemez. O nedenle, hakkında bir marka algısı oluşmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">31- <strong>Radikal değişim kararları almaktan korkar: </strong>Statükocudur, yeni olanı yıpratırcasınıa sorgular ve uygulamaktan korkar. Değişimin hep negatif etkilerini düşünür ve karşı çıkar. Ve aynı sorunlar tekrar tekrar karşısına çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">32- <strong>Delege etmez:</strong> Her şeyi kendi yapmak ister. Organizasyon kurmaya önem vermez ve başkalarına güvenmez. Hata yapmalarından korkar. Halbuki en büyük hatayı sorumluluğu paylaştırmayarak kendisi yapmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">33- <strong>İnsiyatif almaktan çekinir:</strong> Tek başına karar almaktan korkar. Danışmak, tavsiye almak iyidir fakat bu kişi hep destek ister. Önemli kararların altına imzasını atmaktan korkar. Bu da işi iyi bilmediği ve yönetemediği anlamına gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">34- <strong>Sürekli muhaliftir:</strong> Bilip bilmeden, araştırmadan hep karşı çıkar, muhalefet yapar. Yapıcı olmaktan çok yıkıcı ve bezdirici yöntemlere başvurur. Kendi içini kararttığı gibi başkalarına da bu karartıyı bulaştırmaya çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">35- <strong>Hep yönetimi suçlar, kendine bakmaz:</strong> Değişmesi gereken tek tarafın yalnızca “yönetim” olduğunu düşünür. Kendisini onların yerine koymaz. Suçlar, eleştirinin dozunu kaçırır, iletişimi yanlış yerlere çeker.</p>
<p style="text-align: justify;">36- <strong>“Mavi, beyaz, gri” yaka diyerek çalışanları hep kategorilere ayırır:</strong> Herkesin aynı gemide olduğunu, herkesin yaptığı işin bir değeri olduğunu unutur ve saygı duymaz. Birileri aşağıdadır, birileri yukarıda. Ona göre davranır ve tabi ki sevilmez.</p>
<p style="text-align: justify;">37-<strong> Fırsatları görmez, görse de değerlendiremez: </strong>Kabiliyetlerinin farkında dahi değildir. Kendine uygun fırsatları, boşlukları görmez bir türlü. E-postaları iyi okumaz, gelişmeleri değerlendirmez, aktif rol almaz. Sonra da “hakkımı yiyorlar” diyerek ah vah eder.</p>
<p style="text-align: justify;">38-<strong> Vermez, hep almak ister:</strong> Bilgiyi, tecrübeyi, kazancını paylaşmaz, yaymaz. Ama hep almak ister. Kendisi asık suratlı iken başkalarının kendisine hep gülümsemesini ister. Bildiğini kendisine saklarken, başkalarının kendisine hep öğretmesini ister.</p>
<p style="text-align: justify;">39- <strong>Boş içini dolu gibi satmak ister, konuşur da konuşur:</strong> Çok konuşur ama içi boştur. Bir şekilde geldiği görevin hakkını verememektedir aslında. Lafla peynir gemisinin yürümediği kısa sürede ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">40- <strong>Her şeyin kendi etrafında döndüğünü zanneder:</strong> Şirketin patronun kendisi olduğunu zanneder. Her şeyi, herkese yaptırabileceğini düşünür. “Herkes bana itaat etmeli, güç bende” der. Ve bu düşüncelerinin altında ezilir. Yaşamın tüm parametrelerine hükmettiğini düşünür. Evrendeki kuralları dahi anlamaz, zorladıkça zorlar. Düşüncelerini, davranışlarını dahi yönetemeyen bir insanın tüm yaşamı da yönetemeyeceğini de unutur.</p>
<p style="text-align: justify;">Başarılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/is-yasaminda-%e2%80%9ckaybeden%e2%80%9dlerin-40-ozelligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşten eve dönmeyin, yine &#8220;iş&#8221;e gidin</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/isten-eve-donmeyin-yine-ise-gidin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/isten-eve-donmeyin-yine-ise-gidin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2009 11:18:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[Hedefler]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[marka konumlandırma]]></category>
		<category><![CDATA[marka yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[mesai]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri memnuniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[özel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[zaman yönetimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=565</guid>
		<description><![CDATA[Nasıl mı? Şöyle; Hayatı kaçırdığımız nokta buradan başlıyor bence. Kavramlarda saklı bir hayat yaşıyoruz ama farkında değiliz. Örneğin “kişisel marka” diyoruz. Neden özellikle bu iki kelimeyi kullanıyoruz? Öncelikle yaşamın kişisel algılarımızdan, davranışlarımızdan oluştuğunu unutuyoruz. Ve “marka” kelimesini de başarılı şirketlerin tüm yönetim stratejilerini örnek alarak kullandığımızı unutuyoruz. İş yaşamında her türlü çabayı gösterirken, bu gayreti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-566" style="margin-right: 15px; margin-bottom: 15px;" title="istock_000005879279xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/03/istock_000005879279xsmall.jpg" alt="istock_000005879279xsmall" width="338" height="227" />Nasıl mı? Şöyle;</p>
<p style="text-align: justify;">Hayatı kaçırdığımız nokta buradan başlıyor bence. Kavramlarda saklı bir hayat yaşıyoruz ama farkında değiliz. Örneğin <strong>“kişisel marka”</strong> diyoruz. Neden özellikle bu iki kelimeyi kullanıyoruz? Öncelikle yaşamın kişisel algılarımızdan, davranışlarımızdan oluştuğunu unutuyoruz. Ve <strong>“marka”</strong> kelimesini de başarılı şirketlerin tüm yönetim stratejilerini örnek alarak kullandığımızı unutuyoruz. İş yaşamında her türlü çabayı gösterirken, bu gayreti özel yaşamımızda gösteremiyoruz. Çünkü işten <strong>“ev”</strong>e gidiyoruz. Hassasiyetle ve ciddiyetle bir şeyleri uygulamaya çalışırsak özel yaşamımızın sıkıcı olacağını düşünüyoruz. Bence tam tersi. Eve giderken daha önemli, daha hayati bir <strong>“mesai”</strong>nin başladığını düşünmemiz gerekiyor. Peki bu nasıl olacak, yani özel çevremize de müdür gibi mi davranacağız? Evet. Aynen öyle. İşte bazı örnek konular;<span id="more-565"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Zaman planlama</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Her çalışanın bir mesai planı vardır. O gün, o hafta, o ay tamamlaması gereken sorumlu olduğu işleri vardır. Bir anne, baba, ya da öğrencinin de aynı şekilde zaman planı olmalıdır. İş yaşamında ertelenen, geciken işler sorun yaratır. Patronunuzdan fırça yemeniz ya da işten çıkarılmanızın faturası ile, özel yaşamda alacağınız benzer tepkilerin faturası aynı değildir. Çocuğunuza zaman ayıramamanız ilerleyen yaşlarında onunla daha fazla uğraşmanızı gerektirecektir. Eşinize zaman ayıramamanız sevgi yumağınızın gizli bir şekilde içten içe yanmasını sağlayacaktır. Ve söndürmeniz, eski haline getirmeniz çok uzun zaman alabilir. Anne, babanıza ya da sevdiklerinize yaptığınız vefasızlık onlar bu dünyadan göçtüklerinde daha çok içinize batacaktır. Ve telafisini ancak rüyalarda arayabilirsiniz. Tutkunu olduğunuz hobilerinize zaman ayıramamanız sizi asosyal bir insan haline getirecektir. Ve özellikle iç dinginliğinize ulaşmak için uygulamanız gereken şeylere zaman ayıramazsanız, her gününüz karanlık kabuslardan aydınlık kabuslarına uyandıracaktır sizi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hedefler</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Her başarılı şirket doğru, realist hedefler koyarak bu hedeflere ne kadar ulaştığını sürekli ölçer. Süreçlerini de, insan kaynaklarını da, bütçesini de buna göre ayarlar. Sağlıklı beslenmeden, spor yapmaya, yabancı dil öğrenmeden, resim yapma hedeflerine varana kadar her şey özel hayatınızda hedef olarak sizleri bekler. Aradan yıllar geçer, aynı hedefleri tekrarlar dururuz. Ama yaşın, fiziki durumun, statünün ve karmaşıklaşan bilncin yan etkileri bu hedefleri uygulamanızda size daha çok köstek olmaya başlamıştır. Öncelikler karışmış, zaman bir rüzgar gibi üzerinizden geçerek sizleri yıpratmıştır. Hırsa ve korkuya kapılarak panik şekilde kırk yaş sendromu özel yaşamınızı daha da alt üst edebilir. Dikkat!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İç ve dış müşteri memnuniyeti</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Marka olmuş şirketlerin bu memnuniyet veren derecesi gerçekten çok yükseklerdedir. İç müşteri olarak çalışanlarının, dış müşteri olarak da kullancılarının sorunlarını çözmek zorundadırlar. Varsayalım iç müşteri sizin kişisel algı ve düşünceleriniz olsun. Dışınızdaki herkes de dış müşteri olsun. Siz ve çevrenizdeki insanlar sizden ne kadar “memnun” hiç düşündünüz mü?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Marka konumandırma</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Marka farklılaşır, söz verir, hedeflerini yerine getirir, doğru iletişim kanalları ile sürekli iletişimde bulunur. Değerlerinin eskimesine asla izin vermez. Aynı duruşu sergilemeye çalışır. Her ürününde, her iletişiminde nasıl algılandığını ölçer. İnsanlar da kendi çevresinde belli kelimelerle zihinde kalır. Çalışkan, cana yakın, soğuk, stres dolu, sakin, uzlaşmacı, kavgacı gibi. Eşiniz de, arkadaşınız da, çocuğunuz da sizi bir yerlerde konumlandırır. Ve bu konumlandırma için sizden izin almaz. Algısı ne ise onun için siz “o” sunuzdur. Bunu tekrar değiştirmek yıllarınızı alabilir. Ölmez yaşarsanız !</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sosyal sorumluluk</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bugünlerde çok moda. Üretilen değerleri ve sonuçları bencilce kendisi için harcayan şirketler ve patronlar şimdilerde topluma yardım kampanyalarına soyunuyorlar. Bazıları içten, samimi olabilir ama çoğunluk da yine pazarlama adımı olarak görüyor bunu. Bizim kültürümüzde yardımlaşmak, faydalı olmak, katkıda bulunmak yasa yerine geçen teamüller gibidir. Burun ve bencillik seviyeniz de sizi toplumdan dışlanmanızı sonuçlandırabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Pazarlama</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Her departmanın ayrı bir değeri vardır. Fakat reklam denilen şey öyle böyle bir şey değil. Algının, bilincin yönetilmesi için türlü türlü numaralar uygulanır. Ve gerçekten de medya gücü insanları yönlendirir. Renkler, sesler, kokular, şekiller bizi ister istemez etkiler. Evinizde giydiğiniz pijamadan, diksiyonunuza, yemek yeme kültürünüze varana kadar her şey sizi başkalarına sunar. Ve artık bir “paket” sinizdir çevreniz için.</p>
<p style="text-align: justify;">Burada sadece ve sadece dört örnek vermeye çalıştım. Yüzlercesini yazabilir, değerlendirebilirsiniz. Saat 18:00’da işten çıktığınızda, sabah saat 09:00’da tekrar işe başlayana kadar neleri yapabilidiğinizi, yapamadığınızı günlük, haftalık, aylık, yıllık olarak değerlendirin. Göreceksiniz ki saniye ve dakikalardan ne de çok şey kaybetmişsiniz. Kişisel şiketinizi çok da iyi yönetemediğiniz ortaya çıkacak. Bu da kişisel marka olma sürecinizin hangi noktalarda sekteye uğradığını size gösterecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç mu? Ne olur işten eve dönmeyin. Yine işe, daha önemli bir mesaiye doğru yola çıkın. Bildiğiniz tüm yönetim, pazarlama, finans, teknoloji, sosyal medya kurallarını bu mesai için de uygulayın. İşinizi &#8220;yağdan kıl çeker gibi&#8221;, ya da &#8220;gözü kapalı&#8221; rahatlığı ile yapıyorsanız özel yaşamınızdaki öncelikleri de bu şekilde uygulayana kadar bıkmadan çalışın.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu mesaideki kazancın değeri ölçülemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/isten-eve-donmeyin-yine-ise-gidin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ortaya karışık bir salata&#8221; değildir hayat !</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/ortaya-karisik-bir-salata-degildir-hayat/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/ortaya-karisik-bir-salata-degildir-hayat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2009 13:11:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Algı atmosferi]]></category>
		<category><![CDATA[an]]></category>
		<category><![CDATA[analitik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[atalet]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce sistematiği]]></category>
		<category><![CDATA[genellemek]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[özel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[sebep sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=526</guid>
		<description><![CDATA[İnsan olmak, yaşamak bir nimettir. Nimete nankörlük etmek ise insanın yapısında bulunmaktadır. Zamanın nakit kadar değerli olduğu sözü de aldanan insanı uyarma niteliğindedir. Beyin, belli bir sistematik üzerine düşünür aslında. Kategorilere, önceliklere ayırır görevlerini. Vücut, zaten yaşamımız hakkında sürekli sinyaller verir bize. Dinleyen kim! Yemek, içmek gibi alışkanlıklarımızdan uyku düzenimize kadar hemen tüm kuralları es [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnsan olmak, yaşamak bir nimettir. Nimete nankörlük etmek ise insanın yapısında bulunmaktadır. Zamanın nakit kadar değerli olduğu sözü de aldanan insanı uyarma niteliğindedir. Beyin, belli bir sistematik üzerine düşünür aslında. Kategorilere, önceliklere ayırır görevlerini. Vücut, zaten yaşamımız hakkında sürekli sinyaller verir bize. Dinleyen kim! Yemek, içmek gibi alışkanlıklarımızdan uyku düzenimize kadar hemen tüm kuralları es geçerek devam ederiz yaşama. Sonra da bahane üstüne bahaneler ve başarısızlık ah-vah ları. Ve derin ümiztsizlik çukurlarında kaybolup gitmeler …<span id="more-526"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Evet, <a href="http://www.markasizsiniz.com/2009/02/nedenlerin-ham-maddesi-de-sonuclardaki-bas-rol-oyuncusu-da-insandir/" target="_blank">bir önceki yazımda belirttiğim gibi </a>yaşamda her şey birbirini tetikler, müthiş bir sebep sonuç ilişkisi vardır, doğrudur. Ama nedense hep karışır yaşamdaki sebep ve sonuçlar birbirine. İş hayatı özel yaşamı etkiler, bir <strong>&#8220;insan&#8221;</strong> algımız tüm insanlara bakışımız değiştirir, bir hata tüm davranışlara mal edilir, ne özür dilenilir, ne de hoşgörü gösterilir. İddialı bir duruş sergilemek ile, gurur deryasında yüzmek bir birine karıştırılır. Çocukluk anıları sürekli peşimizden gelir ve bizi bir yerlere sürükler. Ve bakarsınız ki ne hedefler tutmuş, ne tutkular yaşanabilmiş, ne de kabiliyetler en yüksek seviyede değerlendirilebilmiştir. Yine ah-vah senaryolarını oynamaya devam.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir iki örnek verelim isterseniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>örnek 1: </strong>Bugün genel müdürüm bana kızdı. Haksız idi, aslında, ama şöyle, böyle. Moralim bozuldu, ekibime de, işime de özen gösteremedim. Eve gittiğimde çocuğumla da oynamadım, eşimle bir iki kelime bile muhabbet etmeden, doğru yatağa. Sabah kalktığımda gece garip rüyalarla boğuştum ve güne heycansız başladım. Zaten bu kariyer yaşamı böyle, kendini beğenmiş üst yönetim müdürleri, bir de kayırmalar. Yok yok, iş mi değiştirsem acaba v.s.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>örnek 2: </strong>Dün eşimle bir konuda tartıştım. Onu çok seviyorum ama beni bir türlü anlamıyor. İşe moralsiz başladım. Kimseye gülmedim, yapmam gereken işleri yetiştiremedim. Bir de genel müdürden fırça yedim. Moralim bozuk olduğu için diyet ve spor programımı atladım. En iyisi bir tatile çıkayım, para da yok ama kredi kartından takılırız artık.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Fark ettiniz değil mi nasıl bir zincirleme reaksiyonla hayat perişan olabiliyor. <strong>“pireye yorgan yakmak”</strong> aslında budur. Genellemeler yapmak, sorunların hepsini aynı dosyaya işlemek, aynı kapta karıştırmak. Sonra da <strong>“gel ayıkla pirincin taşını”</strong> durumuna gelerek düşünce zindanlarında çözüm aramak.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir durun arkadaşlar, mecazi anlamda şu dünyayı bir durdurun. Hiçbir şeyi düşünmeyin, algılamayın, yorumlamayın birkaç dakikalığına da olsa. Şöyle, sıfır noktasına gelin bir oturun. Fark edin bilincinizi, derin nefes egzersileri yaparak. Olumsuzluklardan uzaklaşın hem fiziki mekan, hem de algı atmosferi olarak. Gözünüze, kalbinize başka güzellikler gösterin. Tüm düşünce seyahatlerinizi avucunuzun içine alın ve size ümitsizlik, atalet ve karamsarlık aşılayanları kasırga gücüyle savurun gitsin avucunuzdan. Bu durumu saniyeler içerisinde yaşamak isterseniz, yerinizi değiştirin, farklı yerlere geçin, ona kadar sayın, mümkün ise dışarıya çıkın v.s.</p>
<p style="text-align: justify;">Çözümler çok ve kendimiz de keşfedebiliriz hangi yöntemlerle yaşamı yönetebileceğimizi. Önemli olan bu karışıklıklarla zaman kaybetmemek ve hem kendimize, hem çevremize zarar vermemektir. Yenilenmenin sürekli olduğu evrende, iç evreninizi basit nedenlerle karartmayın. İyiyi, güzeli, doğruyu, ümit ve cesaret veren şeyleri düşünün. Düşünün ki siz <strong>“marka”</strong> sınız, farklısınız. Çocuğunuz dahi size benzemez, dostlarınız dahi sizi anlamayabilir. Her şeyi anlamak, her durumunuzu anlatabilmek zorunda değilsiniz. Dünyayı, aslında kendinizi dahi siz yönetmiyorsunuz. Sadece irade kullanımı konusunda güç sizde o kadar. Ne geçmişe müdahele edebilirsiniz, ne de geleceği görebilirsiniz. <strong>“An”</strong> dır yaşadığınız, o kadar.</p>
<p style="text-align: justify;">Galaksilerdeki, burçlardaki, tabiattaki tüm ahengi düşünelim, fark edelim. Ve yaratılıştan içimizde var olan yansımaları, özellikleri, analitik düşünce sistemine oturtalım. Hızlıca analiz etmeden hiç bir kararı vermeyelim. Ve bunu refleks haline getirelim ki damarlarımıza işleyen aceleci olmak, ön yargılı olmak, genelleme yapmak, her şeyi bildiğimizi ve doğru algıladığımız zannetmek gibi fiiller ortaya çıkmasın.</p>
<p style="text-align: justify;">Garson arkadaşa <strong>“ortaya karışık salata”</strong> siparişi verebilirsiniz tabi ki ama hayatınız için asla böyle bir sipariş vermeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/ortaya-karisik-bir-salata-degildir-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yatalım ameliyat masasına !</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/yatalim-ameliyat-masasina/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/yatalim-ameliyat-masasina/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2008 10:53:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[cerrah]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[odam olmak]]></category>
		<category><![CDATA[özel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[Bu blogu ziyaret edenler bana kızıyorlar mı bilmem. Ama genelde kötü şeylere vurgu yaparak iyiliği, güzelliği ön plan çıkarmak gibi yazı kurgularım var. Belki de algıyı bozmaya çalışıyorum. Ne kadar başarılı oluyorum bilmem. Bugünlerde yine bir yazı yazayım diye niyetleniyorum ama ülkemiz insanına bakarak çok kötümser fikirlere kapıldığım için bırakıyorum. Neyse, sonunda böyle bir giriş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu blogu ziyaret edenler bana kızıyorlar mı bilmem. Ama genelde kötü şeylere vurgu yaparak iyiliği, güzelliği ön plan çıkarmak gibi yazı kurgularım var. Belki de algıyı bozmaya çalışıyorum. Ne kadar başarılı oluyorum bilmem. Bugünlerde yine bir yazı yazayım diye niyetleniyorum ama ülkemiz insanına bakarak çok kötümser fikirlere kapıldığım için bırakıyorum. Neyse, sonunda böyle bir giriş yaparak yazmaya karar verdim.</p>
<p>Hemen konuya gireyim. Ya sevgili arkadaşlarım, saygıdeğer büyüklerim; klişe bir söz vardır ya “biz ne zaman adam oluruz” diye. Gerçekten merak ediyorum, ne zaman?<br />
<span id="more-177"></span><br />
- Yaşam, insanlık, akıl, kalp, algı, düşünce, bilinç v.s. kavramlarını araştırmadan boş boş konuşmalar.</p>
<p>- Yönetici diye zorbalıkla, kibirle çalışanına karşı hakimiyet kuranlar.</p>
<p>- Tarihten nefret derecesinde uzak olup da geleceğe şekil vermek isteyenler.</p>
<p>- Geçmişin ve geleceğin, evrenin özü olan insanda çekirdek gibi saklı olduğunu anlamayanlar.</p>
<p>- İşini iyi yapmayarak, gelecek nesillerin ekonomilerine balta vuranlar.</p>
<p>- Standart, plan, uygulama, vizyon gibi kavramları es geçerek sadece cebini düşünenler. Ve bu tipleri mecburen besleyen bizler.</p>
<p>- Çocuklarımızın anne karnından başlayarak neler neler öğrendiğini ve sonra bunları nasıl tek tek uyguladığını fark edemeyen ve davranışlarına çeki düzen vermeyen anne babalar.</p>
<p>- Lafla peynir gemisi yürütmeye çalışanlar. Sonuç başarısız olunca da bahane stüne bahane sunanlar.</p>
<p>- Ne Avrupa, ne Amerika, ne Avusturalya v.s. kültürlerden kopya bile çekemeyenler.</p>
<p>- Kendi insanını, medeniyetini, kültürünü hor görerek farklı kalıplara yerleşmeye çalışanlar.</p>
<p>- İnternet, mobil sektörlerde dünya fırsatlarını gözlemleyen, projeler üretenlere kayıtsız kalan, bir de arkasından ileri geri konuşanlar.</p>
<p>Ve son olarak, bu gibi yazıları, ticari düzenbazlık gibi algılanan “kişisel gelişim” kategorisine alarak ağzına geleni söylenler.</p>
<p>Kuzum Allah aşkına neyimiz var bizim. Hangi genimizde saklı bu tembellik, kör cehalet, saygısızlık, sevgisizlik. Yatalım ameliyat masasına her birimiz ne olur. Aldıralım cerrahlara bu kötü genleri, ilgili ne organik yanımız varsa hepsini.</p>
<p>Cerrahlar kim olacak peki !</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/yatalim-ameliyat-masasina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşamınızın en iyi versiyonu</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/yasaminizin-en-iyi-versiyonu/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/yasaminizin-en-iyi-versiyonu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 19:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[amaç]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Nurhayat İnan]]></category>
		<category><![CDATA[özel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1019</guid>
		<description><![CDATA[Dünyaya geliş amacınızı hiç düşündünüz mü? Diyelim ki, hayattaki nefes alma süreniz doldu ve öbür dünyaya gittiniz. Sizi bu dünyada çok büyük işler başarmış birisi karşıladı. Örneğin; Atatürk, Edison, Newton, Nobel, Galile, Einstein veya Mimar Sinan… Size ne söylemesini isterdiniz? Lütfen bir an için okumayı bırakın, gözlerinizi kapatın ve durumu hayal edin. Size ne denmesini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Dünyaya geliş amacınızı hiç düşündünüz mü? </span></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Diyelim ki, hayattaki nefes alma süreniz doldu ve öbür dünyaya gittiniz. Sizi bu dünyada çok büyük işler başarmış birisi karşıladı. Örneğin; Atatürk, Edison, Newton, Nobel, Galile, Einstein veya Mimar Sinan… Size ne söylemesini isterdiniz? Lütfen bir an için okumayı bırakın, gözlerinizi kapatın ve durumu hayal edin. Size ne denmesini isterdiniz? </span></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Eminim bir cevabınız vardır. Cevap her ne olursa olsun, önemli olan var olması. Eğer cevabınız yoksa bunu hemen düşünmeye başlasınız iyi edersiniz, derim. Burada en ideal cevap, <span style="color: #3366ff;"><strong>“Aferin evlat, iyi iş başardın”</strong></span> olurdu. </span></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: verdana;"><span style="color: #cc0000;">Yaşam, sadece doğumlu ölüm arasındaki çizgiden ibaret değildir. Önemli olan bu iki nokta arasındaki noktaların sayısı ve nitelikleridir.</span> Bunun üzerinde düşünmeniz, ne yaptığınızı, ne yapacağınızı tekrar gözden geçirmeniz gerekir. Tekrar diyorum; çünkü dünya durağan değil, çünkü hayat sürekli değişmekte ve gelişmekte, çağdaş yaşam bizleri sürekli olarak bir yerlere doğru sürüklemekte ve dolayısıyla bizler de bununla uyum içinde, hemen her gün değişmekteyiz. Bu değişim içinde önemli olan en iyiyi, en güzeli, en doğruyu, en zekice olanı, en keyif vereni; hayat geminizin dümenini çağdaş yaşamın delice esen rüzgârlarına bırakmadan yaşamaktır. Yani yaşamınızın dümenine geçip en iyi versiyonuna ulaşmak hepimizin hakkı. </span></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Peki, bunu nasıl yapacağız? Kendi kendimize bunu nasıl yapabiliriz? Bunun bir yolu, yöntemi var mıdır? Elbette vardır? Hem de çok basit deyip,size kısa bir formül vermemi beklemeyin. Çünkü bu potansiyel herkesin kendi içinde zaten var. Bunun cevabı ne bende, ne de bir başkasında olamaz. Sadece sizde. </span></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Şimdiye kadar ki tüm yanılgımız yanıtların yaşamımızı değiştireceğini sanmamızdandır. Oysa önemli olan sorulardır. Doğru sorular, sihirli sorular, bizi ileriye taşıyan, çözüme odaklı sorular. Yani bir nevi kendi kendinize koçluk yapmanız, doğru sorular sormanız, iyi seçimler yapmanız, kendinizi tanımanız, ne istediğinizi hem de gerçekten neyi istediğinizi bulmanız, sizi engelleyen noktaların ne olduğunu tespit etmeniz, bunlar üzerine odaklanıp, yeni yeni şeyler denemeniz, kendinizi sürekli kontrol etmeniz… </span></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Takılıp kalmak, işin içinden çıkamamak, neden-niçin sorularıyla boğuşmak, çünkü cevabına ulaşamamak, sürekli didinip yorulmak ve sonunda pes etmek bu yüzdendir. Hep bunlar kendi kendinize doğru sorular soramadığınız için olur. </span></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Bu işi profesyonelce yapan hayat koçları sizlerin yaşam amaçlarınızı bulmanıza, vizyonunuzu belirlemenize, hayatınızın tüm yaşam alanlarında (iş, para, kariyer, aşk hayatı vs.) arzuladığınız gibi bir hayata kavuşmanızda size yol arkadaşlığı yaparken asla sorularınıza cevap vermezler. Ama büyülü soruları ile sizin içinizdeki cevheri çıkarmanıza yardımcı olurlar. Ayrıca hayat koçları kişilere sadece profesyonel olarak yardım etmekle kalmaz, kişinin kendisine koçluk yapması için nasıl bir yol izlemesi gerektiğini de öğretirler. Bir kez koçluk hizmeti alan kişi, artık kendisine ne sorular soracağını bilir, yaşamının nasıl en iyi versiyonuna ulaşacağını, bunu nasıl devam ettirebileceğini de… </span></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Kendi kendinize doğru sorular sorabildiğiniz oranda ilerlersiniz, farkına varırsınız, vizyonunuzu belirlersiniz, kısaca yaşamınızı daha kaliteli hale getirebilir, hatta bir marka olursunuz.</span></div>
<div><span style="font-size: 85%; color: #cc0000; font-family: verdana;"><strong>NURHAYAT İNAN </strong></span></div>
<div><span style="font-size: 85%; color: #cc0000; font-family: verdana;"><strong>YAŞAM KOÇU </strong></span></div>
<div><a href="mailto:hayatkoc@gmail.com"><span style="font-size: 85%; color: #cc0000; font-family: verdana;"><strong>hayatkoc@gmail.com</strong></span></a></div>
<div><span style="color: #3366ff;"><strong>***</strong> <span style="font-size: 85%; color: #000000; font-family: verdana;">Sevgili Nurhayat İnan&#8217;a bu değerli yazı için teşekkür ediyorum. Faydalı olabilmesi dileği ile. M.E.</span></span></div>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/yasaminizin-en-iyi-versiyonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Markanızın İnşası için</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/06/kisisel-markanizin-insasi-icin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/06/kisisel-markanizin-insasi-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 09:35:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[açık agresif]]></category>
		<category><![CDATA[gurur]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[karakter]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[özel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Network]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=988</guid>
		<description><![CDATA[- Sosyal networklerden yeterince ve doğru şekilde faydalanın. - Farklılığınızı, güçlü yanlarınızı ortaya koyun ve gerçekten insanların bunu doğal olarak farketmesini sağlayın. - Kişiliğinize, karakterinize, eğitim ve tecrübenize zıt işler yapmayın. Cesaret gerektiren işlere girebilirsiniz fakat yine de aynı güçlü yanlarınızı kullanırsınız. En uygun olan işi seçmek ve paraya dönüştümek size daha mutlu bir yaşam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp0.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SGS_BhNIgOI/AAAAAAAAABk/AyIxkeujiy8/s1600-h/starting.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216504301216104674" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" src="http://bp0.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SGS_BhNIgOI/AAAAAAAAABk/AyIxkeujiy8/s320/starting.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<div><strong></strong></div>
<div><span style="font-family: verdana;"><strong>- </strong>Sosyal networklerden yeterince ve doğru şekilde faydalanın.</span></div>
<p><strong>-</strong> Farklılığınızı, güçlü yanlarınızı ortaya koyun ve gerçekten insanların bunu doğal olarak farketmesini sağlayın.</p>
<p><strong>-</strong> Kişiliğinize, karakterinize, eğitim ve tecrübenize zıt işler yapmayın. Cesaret gerektiren işlere girebilirsiniz fakat yine de aynı güçlü yanlarınızı kullanırsınız. En uygun olan işi seçmek ve paraya dönüştümek size daha mutlu bir yaşam sunar.</p>
<p><strong>-</strong> Başkalarına yardım edin, kazanmalarına yardımcı olun. Networklerde adınız daha güzel anılır. Bu aslında marka duruşunuzu sağlamlaştırmak için başkalarına verdiğiniz bir prim gibidir.</p>
<p><strong>-</strong> Kendinizi bolca anlatarak kişisel markanızı inşa edemezsiniz. Bırakın başkaları sizden övgü ile bahsetsin. Yani hem reklamınızı yapın, hem de yaptırın.</p>
<p><strong>-</strong> Köşenizde oturarak bu işi başaramzsınız. Görünün, internette, sektörünüzde, sosyal ortamlarda. İnsanlar sizinle birlikte oldukalrı anları unutamasınlar.</p>
<p><strong>-</strong> Gerçek yaşam duruşunuzu ortaya koyun ve kendiniz olun. İnsanlar güvenilir, zeki ve karizmatik kişilerden etkilenirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/06/kisisel-markanizin-insasi-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

