<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; ödül</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/odul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Feb 2011 22:45:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>En son ne zaman “takdir ettiniz, edildiniz”, en son ne zaman?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/en-son-ne-zaman-%e2%80%9ctakdir-ettiniz-edildiniz%e2%80%9d-en-son-ne-zaman/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/en-son-ne-zaman-%e2%80%9ctakdir-ettiniz-edildiniz%e2%80%9d-en-son-ne-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 08:20:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlar Erol]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Girişimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş Veli]]></category>
		<category><![CDATA[iltifat]]></category>
		<category><![CDATA[JCI]]></category>
		<category><![CDATA[marifet]]></category>
		<category><![CDATA[mavi yaka]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[takdir]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Peters]]></category>
		<category><![CDATA[TOYP]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Emre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=440</guid>
		<description><![CDATA[JCI ( Junior Chamber International ) adında, dünya çapında olan bir derneğin şubesi var Türkiye’de. Adı, &#8220;Genç Girişimciler Derneği&#8221; olarak geçiyor. 2006 yılı, Boğaziçi Şubesi (İstanbul bölgesinde bir şube) başkanlığını yaptım. Pek başarılı olduğum söylenemez ama denedim işte. İnsanların bir birini takdir ettiği, övdüğü, eğitim verdiği bu dernek gibi başka çok az topluluk gördüm desem abartı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://jciturkey.biz/" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><strong>JCI</strong></span> ( Junior Chamber International ) </a>adında, dünya çapında olan bir derneğin şubesi var Türkiye’de. Adı, &#8220;Genç Girişimciler Derneği&#8221; olarak geçiyor. 2006 yılı, Boğaziçi Şubesi (İstanbul bölgesinde bir şube) başkanlığını yaptım. Pek başarılı olduğum söylenemez ama denedim işte. İnsanların bir birini takdir ettiği, övdüğü, eğitim verdiği bu dernek gibi başka çok az topluluk gördüm desem abartı olmaz. Sürekli kişisel ve toplumsal konularda eğitimler, gönüllü kampanyalar, her üyeye verilen görevler, ödüller, yönlendirmeler ve dünya çapında sanırım 50 yıldan fazla bir süredir de büyük başarı ortaya koyuyorlar. Bildiğiniz gibi her yıl düzenledikleri TOYP, &#8220;yılın en iyi girişimcisi&#8221; yarışmasında <a href="http://www.caglarerol.com/2008/10/20/jcidan-bir-odul/" target="_blank"><strong><span style="color: #3366ff;">Çağlar Erol </span></strong></a>da ödül almıştı. Adı üzerinde zaten, girişimcileri elinden geldiği kadar destekliyor.<span id="more-440"></span></p>
<p>Bu tanıtıma ek olarak bir soru ile konuya devam edelim.<span style="color: #800000;"><strong> “brand you”</strong> </span>kavramı ile kişisel markalaşmayı <strong>( personal branding )</strong> olarak yaşamımıza katan kim? Tabi ki <strong><span style="color: #3366ff;"><a href="http://www.tompeters.com/" target="_blank">Tom Peters</a></span></strong>. On yıldan fazla oldu oldu <strong><span style="color: #3366ff;">“ the brand called you”</span></strong> kitabını yazalı.</p>
<p>Peki, JCI’ı tanıyana kadar ya da Tom Peters’ten bu ifadesini duyana kadar bizim ve başka ülkelerin kültürlerinde de “insana saygı” yok muydu? Tabi ki vardı, hem de en güzel anlatımlarla. Sadece pazarlamanın gücünü kişisel yaşama yansıtan, bireyin özgürlüğüne değer veren, insan varlığını derinlemesine inceleyen  kültürler bu kavramı daha çok ön plana çıkardı. Ticari çıkarlar için olsa dahi bu argümanlarını insanlara hatırlatmak, dikkatini çekmek büyük hizmet.</p>
<p>Biz ne yaptık? Hangi liderimizi, hangi sanatçımızı, hangi yazarımızı, hangi bilim adamımızı, hangi din adamımızı, hangi teknik insanımızı, hangi öğretmenizi ön plana çıkardık, takdir ettik, destekledik ve dünyaya sunduk? Hangimiz yaşamımızdaki insanlara hiç çıkar düşünmeden takdir ve övgü mesajları gönderdik? Çocukluktan başladık dövmeye, kızmaya, kısıtlamaya büyüyünce de bir birimize çelme takarak yolumuza devam ettik. Ve sonunda da “vay be, elin gavuru yapmış” dedik. Ne eğitim sistemimizi değiştirdik ne de psikolojik yaklaşımlarımızı. Sonuçta dünyayı en az 20-30 yıl geriden takip eden, kendi coğrafyasını, medeniyetini anlamayan, tarihini bilmeyen, <span style="color: #800000;"><strong>insanı önce insan olduğu için sevmeyen</strong> </span>bir topluluk haline geldik.</p>
<p>Değer vermiyoruz arkadaşlar, saygı duymuyoruz. Hatayı, hemen adaletsizce cezalandırıyor, başarıyı da kıskanıyoruz. <strong>“Marifet iltifata tabidir”</strong> cümlesindeki kökü eski dilde olan şu üç kelimeyi dahi anlamıyor yeni nesil. Savaş ve tüketim pazarlamasının kuklaları gibiyiz. Sevmiyoruz ne kendimizi, ne de başkalarını. Hatta yaşamı dahi. Yapmacık gülücükler dağıtıyor, bin bir çeşit alt kişiliklerle geçiştiriyoruz hayatı. Biri bizi övmeye başlarsa “kesin bir çıkarı vardır” diyoruz. Birini övmeyi düşünecek olsak “aman, benim ondan neyim eksik, o beni takdir etsin” diyoruz. Kapalı yaşıyoruz, kapılarımızı sadece azıcık açarak ilişkilere çok dar bir çerçeveden bakıyoruz. Algılarımızın ve başka algıların peşinden sürükleniyoruz.</p>
<p>İnsan, algıladığınız tüm varlık dünyasında yaratılırken dahi en fazla takdir edilecek özelliklerle yaşama başlıyor. Ve insanın önce kendini sevmesi, keşfetmesi ve kalbindeki hazineleri çevresine faydalı bir şekilde sunması isteniyor. Tüm dinlerde de, tüm dillerde de bu söyleniyor.</p>
<p>Ne olur, kendinize, çevrenize övgüler yağdırın. Her insanı kendi yetiştiği ortama, kişilğine, karakterine, kabiliyetlerine göre objektif bir şekilde değerlendirin, kabul edin, kabullenin. Kollektif bilincin, kişisel bilinçlerden oluştuğunu unutmayın. Tarihi, insanların, hatta birkaç insanın yazdığını hatırlayın. Bu medeniyetin beşiğinde büyüyen Mevlana’yı, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş Veli’yi dinleyin, anlamaya çalışın. Mavi yakalı, beyaz yakalı v.s. diyerek yaşamınızı fil dişi kulelerinde geçirmeyin. Bizi her öven kişi için “acaba ne çıkarı var” diye düşünmeden ilk fayda teorisini uygulayın.</p>
<p>Marka Sizsiniz diyerek bunu yapmaya çalışıyorum. Amacım kimseyi şımartmak değil.Tam tersi, hedef gösteriyorum, sorumluluk yüklüyorum ama saygı duyarak, hikayeleriniz takdir ederek yola çıkıyorum.<br />
2009’da ve sonrasında da daha çok takdir etmeniz ve edilmeniz dileği ile.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/en-son-ne-zaman-%e2%80%9ctakdir-ettiniz-edildiniz%e2%80%9d-en-son-ne-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Blog yazarlarına &#8220;emir&#8221; gibi hatırlatmalar, tabi ki Chris Brogan&#8217;dan</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/blog-yazarlarina-emir-gibi-hatirlatmalar-tabi-ki-chris-brogandan/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/blog-yazarlarina-emir-gibi-hatirlatmalar-tabi-ki-chris-brogandan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2008 14:30:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[blog kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[blog yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[blogger]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Brogan]]></category>
		<category><![CDATA[geri bildirim]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[konsept]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[SEM]]></category>
		<category><![CDATA[SEO]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=384</guid>
		<description><![CDATA[http://www.chrisbrogan.com/40-ways-to-deliver-killer-blog-content/ adresinden, anladığım kadarı ile çevirdim. &#8220;Zaten İngilizce&#8217;sini okuduk, ne gerek vardı&#8221; diyenler boşuna vakit kaybetmesin! Temel kurallar - Uzmanlık yaklaşımı ile en öz, en özet olanı ifade et. - İlk paragraf hep ana konuyu barındırsın. Sonra hikayeye devam et. - Büyük harfler kullanma. Etkilemek zorunda değil açık olmak zorundasın. - Örnekler ve karşılatırmalar daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.chrisbrogan.com/40-ways-to-deliver-killer-blog-content/">http://www.chrisbrogan.com/40-ways-to-deliver-killer-blog-content/</a> adresinden, anladığım kadarı ile çevirdim. <strong>&#8220;Zaten İngilizce&#8217;sini okuduk, ne gerek vardı&#8221;</strong> diyenler boşuna vakit kaybetmesin!</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Temel kurallar</span></strong></p>
<p>- Uzmanlık yaklaşımı ile en öz, en özet olanı ifade et.<br />
- İlk paragraf hep ana konuyu barındırsın. Sonra hikayeye devam et.<br />
- Büyük harfler kullanma. Etkilemek zorunda değil açık olmak zorundasın.<br />
- Örnekler ve karşılatırmalar daha anlaşılır olmanıza yardımcı olur.<br />
- Hikaye oluştur, olan hikayeleri anlat.<span id="more-384"></span><br />
- Kısa paragraflar kullan.<br />
- Okuyucunun yanında imişsin gibi yaz, onları tanı.<br />
- Daha kısa, azalt, azalt, azalt.<br />
- Düşündüğün kelimeyi yaz, etkilemeye, aşırı nazik olmaya çalışma.</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Konsept ve büyük resim</span></strong></p>
<p>- Düzenli indeks olsun ve yeni yazılarında bir önceki postlarına link ver.<br />
- Okuyucuya ilham ver.<br />
- Hem düşündür, hem yardım et.<br />
- İşinle bağlantılı olsun, geleceğe yürürken okuyucuyu yanına al.<br />
- Karışık yap. Liste ver, röportaj yap, haber yaz, v.s. hep aynı formatı tekrarlama.<br />
- İlgilenemiyorsan, odaklanamıyorsan o gün yazma. Ama aradan çok gün de geçirme.<br />
- Mümkünse hiç “ben” kelimesini kullanma.</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Hız kazan</span></strong></p>
<p>- Kullanıcıyı dikkate al ama tutkuların üzerinden yola çık.<br />
- Eveleyip geveleme, söyle.<br />
- Soru sor, diyalog başlat.<br />
- Yazdığın her kişinin linki olsun.<br />
- Sık sık başka blogları, yazarlarını anlat.<br />
- Tag kullan, Technorati, Alltop gibi kayıtlara önem ver.<br />
- Göründüğün her yerde, her sosyal medyada linkin olsun.<br />
- Yazılarını mail ile gönderme, herkes için “en güzel ödül” gibi yazılar hazırla.<br />
- Neyi, niçin yaptığını bil. Sık sık kendine bunu sor ve bu oyunu iyi oynamak için farklı yollar bul.</p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Tekrarla, geri bildirim</span></strong></p>
<p>- Yorumları yorumsuz bırakma.<br />
- Onların da linklerini kontrol et ve bloglarını geliştirmeleri için yardım et.<br />
- Kendi “community”ini bir yerlerde oluştur.<br />
- SEO ve SEM hakkında daha çok şey öğren.<br />
- En yaratıcı fotoğrafları kullan.<br />
- Favori yazarın gibi olmayı dene, ama kendin ol.<br />
- Ara sıra çok farklı şeyler dene.<br />
- Başarısızlıktan değil, yeterince ilgi çekememekten kork.<br />
- Sana inanmış birinin varlığını hisseder gibi yaz. Sonrasında gelecek çünkü.</p>
<p>Her yazımı bu kurallara bakarak, tekrar gözden geçirmeden yayınlamamalıyım. Başarı dileklerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/blog-yazarlarina-emir-gibi-hatirlatmalar-tabi-ki-chris-brogandan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

