<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; Mesaj</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/mesaj/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kişisel markanızı her gün yeniden konumlandırın.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/kisisel-markanizi-her-gun-yeniden-konumlandirin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/kisisel-markanizi-her-gun-yeniden-konumlandirin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2009 11:19:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış notları]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[her gün]]></category>
		<category><![CDATA[karne]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[konumlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=744</guid>
		<description><![CDATA[Her gün yeniden konumlanmak, hem kendimize, hem de çevremize karşı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Her gün, yeni bir fırsattır. Nefes aldığımızda tekrar verebilme nimetini yaşamak gibi. Geceye dalmak ve güne uyanmak. Bir gün önce olanlar vardır, bir de bugün olacaklar. Olacakları bilemeyiz, sadece düşündüklerimiz, planladıklarımız vardır. Her şey, her varlık gerçekliği ile durur karşımızda. Biz onlardan, onlar da bizlerden bir şeyler bekler. Dünün güzellikleri ve pişmanlıkları aslında hep asılıdır boynumuzda. Hep bir karne ile yatar, o karne ile kalkarız. Şimdiler de var mı bilemiyorum ama bir zamanlar İlköğretim karnelerinde <strong>“Hal ve Gidiş”</strong> diye bir not vardı. Karnenin sağ tarafındaki bu davranış notları Matematik, Türkçe gibi soldaki derslerden farklı bir bölümde olurdu. Yıllar sonra anladım bu sağ taraftaki notların çok ama çok daha önemli olduğunu.<span id="more-744"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kişisel marka olmak önce ailede başlar. Yani yakın çevrenizde. Sonra günün büyük bölümünü kapsayan iş yerinde devam eder. Geriye kalan da geniş aile ve arkadaş, dost çevresi olarak devam eder. Çocuk için anne baba kişisel marka örneğidir. Eşler de en fazla birbirlerinin konumlanmasını anlamaya çalışır durur yaşadığı sürece.Ve artarak devam etmesi gereken saygı duymak, sevgi vermek gibi zorunlulukları vardır. Beklentiler de bu yönde gelişir. Öğrenci öğretmenden, çocuk babadan, işçi patrondan v.s. hep bir marka duruşu bekler. Ve bunu her gün, daha da gelişmiş halde görmek ister. İşte “hal ve gidiş” notu bu şekilde çevremiz tarafından sürekli verilir bize, boynumuzda asılı duran karneye yazılır. Bilirsiniz ya melekler de yazar. Meleklerin de sadece dini bazı gereklilikleri yazdığını mı düşünüyorsunuz. Onlar da iyiliği, güzelliği ve çirkinlikleri yazar. Yani hal ve gidişi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hedeflerimiz, ya yeni konumlanma süreçleri içindir ya da zaten karar verdiğimiz konumlanma stratejimizin gelişerek devam etmesi içindir. Nasıl ki ticari bir marka yeni bir ürünün lansmanında, hedef kitlesini seçer, pazarlama kanallarını ayarlar ve reklamını yapmaya başlar. Ya da olan bir ürününü aynı strateji ile pazarlayarak daha çok satmak ister. Biz insanlar da böyleyiz, pek bir farkımız yok aslında.</p>
<p style="text-align: justify;">İster iş yerinde, ister evde, ister arkadaş çevresinde herkes tutarlı ve sürekli aynı mesajları almak ister bizden. Çünkü başkalarını etkileyen tutkularımız, hedeflerimiz, empati gücümüz, uzlaşmacı yanımız, heyecanlarımız, romantiklik ya da mantıklılık derecemiz, şefkatimiz, hoş görümüz, vizyonerliğimiz, proaktifliğimiz, sebatımız, aksiyonerliğimiz, ilişki gücümüz v.s. özelliklerimizdir. Duruş budur. Yanlış duruşlar algıları bozar, üzerinde bulunduğumuz sosyal zemin altımızdan kaymaya başlar. Ama ısrarla aynı mesajı, aynı sözü, aynı güveni vererek insanlara yaklaşmak bizi yıkılmaz bir sütun haline getirir. “Yıkılmaz” kelimesi de iddialı oldu. Günün getireceği kötü sürprizler o kadar çoktur ki bu duruşu korumak zannettiğimizden daha da zordur. Kişisel marka sütunu yara alabilir, sendeleyebilir, hatta yıkılabilir de. Ama önemli olan yaşandığı sürece tekrar, tekrar konumlanmayı başarabilmektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Akşam zaman ayıramadığınız çocuğunuza telafisi için bir sonraki gün daha çok zaman ayırın ve tekrar konumlanın. Bir gün önce yanlış imaj sunduğunuz müdürünüze ya da çalışanlarınıza gerçek “siz” i tekrar anlatın, algılarda konumlanın. Aile içi bir problemde gösterdiğiniz yanlış duruşu hiç zaman kaybetmeden değiştirin ve tekrar konumlayın. En önemlisi de, sabah hayır duaları ve iyi dileklerle yatağınızdan kalktığınızda, yüzünüzü yıkayarak aynaya baktığınızda kendinize karşı tekrar konumlanın. Boynunuzda asıl duran karnenizi gözden geçirin. Yaptığınız hiçbir hata için ümitsizliğe kapılmayın. Yaratılan her şey aslında sürekli yenilenerek tekrar yaratılırken, iyi genlerimiz dahi kötülerini etkilerken, vücudumuzdaki yaraları hücreler tamire çalışırken, her şey bu döngüde devam ederken siz siz olun konumlanma sürecinizi sekteye uğratmayın. Vazgeçmeyin. Ertelemeyin. Üşenmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Ticari markaların konumlanma stratejilerini çok iyi inceleyin. Sizin kişisel markanız bu şirketlerin maddi hedeflerinden daha mı az önemli yoksa.</p>
<p style="text-align: justify;">En güzel hedefleriniz için, her gün az dahi olsa sürekli bir şeyler yapabilmeniz dileği ile.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/kisisel-markanizi-her-gun-yeniden-konumlandirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Doğal olana karşı gelmek&#8221; midir kişisel markalaşmak?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/dogal-olana-karsi-gelmek-midir-kisisel-markalasmak/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/dogal-olana-karsi-gelmek-midir-kisisel-markalasmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 11:45:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[akıntıya kürek çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[denizaltı]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğal döngü]]></category>
		<category><![CDATA[Doğallık]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[koz]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[poz]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[sürü psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[taş devri]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=551</guid>
		<description><![CDATA[Evet, bir açıdan bakınca öyle görünüyor. Şu yazıyı dahi anlaşılır yazamazsam ben de karşı geliyorumdur doğal olana. Kıymeti bilinmeyen, vefa gösterilmeyen, hak ettiği karşılığı alamayan her şey doğaya hükmeden bazı kanunlara karşı çıkıyor demektir. Çok kısa sürede de hesabı görülür, bunun bedelini öder. İnsanın gelişmesi, de toplumun gelişmesi de belli bir zamanın geçmesini gerektirir. Dünyanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000004667283xsmall.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-552" title="istock_000004667283xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000004667283xsmall.jpg" alt="" width="284" height="423" /></a>Evet, bir açıdan bakınca öyle görünüyor. Şu yazıyı dahi anlaşılır yazamazsam ben de karşı geliyorumdur doğal olana. Kıymeti bilinmeyen, vefa gösterilmeyen, hak ettiği karşılığı alamayan her şey doğaya hükmeden bazı kanunlara karşı çıkıyor demektir. Çok kısa sürede de hesabı görülür, bunun bedelini öder. İnsanın gelişmesi, de toplumun gelişmesi de belli bir zamanın geçmesini gerektirir. Dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyenler de, haksızlığa karşı çıkanlar da ve tabi ki aslında  insanlardan bir insan olan peygamberler de eziyete, dışlanmaya ve anlaşılamamaya maruz kalmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Marka olmak, sürü psikolojisinden farklılaşmak ve ısrarla aynı mesajı doğru şekilde çevremize ulaştırmaktır. Peki ne kadar hazırdır insanlık bu mesajı anlamaya. Sabır üstüne sabır, strateji üstüne strateji gerekir bir şeyleri anlatabilmek, insanların içine sindirebilmek için. Ha, üç beş yıldan bahsetmiyorum. Yüz yıllar süren bilgi ve algı yanlışları hala düzeltilmeye çalışılıyor, değil mi!</p>
<p style="text-align: justify;">Gelin şunu kabul edelim. İnsan kendisine dahi <strong>“ağır”</strong> gelen bir varlıktır. Çünkü ne düşüncelerine ne de içsel isteklerine bir türlü tam anlamıyla hakim olamaz. Bir de yaratılıştan gelen en büyük potansiyele sahip varlık olma özelliğini de taşıyınca, tut tutabilirsen. Kişisel marka olmak yaşamdaki hedeflerin bütünüdür. Bu hedefler de baskın şekilde hırslara dayanır. İster girişimci olun, ister akademisyen, ister müdür fark etmez. Ağzınızla kuş tutmanız, dahice fikirler saçmanız sürekli saygı ve takdir göreceğiniz anlamına gelmez. Tam tersi büyük kavgalara, oyunlara, stratejilere hazırlıklı olmanızı gerektirir. En yakınınızdan en uzağınıza kadar <strong>“garip”</strong> davranışlara maruz kalacaksınız.<span id="more-551"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Nasıl ki bir ağacın yetişmesi yıllar alıyor, mevsimler belli zaman dilimlerinde oluşuyor, insanlık taş devri günlerinden bugünlere binlerce yıl sonra ancak gelebiliyorsa fikirler de projeler de aksiyonlar da bu şekilde doğal bir süreçte gelişmek için beklemek zorunda kalacaktır. Bilinçlenme süreci organik ve doğal kanunlara bağlı bir süreçtir. Bir kişiye, bir olaya bakış açınız on yıl önce de aynı mıydı? Çok az kişi bu soruya “evet” cevabı verebilir. Aslında değişimden bahsediyorum, fark ettiğiniz gibi. Ama bir çırpıda olmuyor ki bu. Ya da bir düğmeye basınca hemen her şey değişmiyor ki.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, bugünlerde daha çok fark ediyorum zamanın doğal döngüsüne karşı geldiğimi. Hızımı, ağırlığımı, hacmimi doğal olana karşı ayarlayamazsam ve sabırsız hırslarımı dizginleyemezsem hiç mi hiç başarılı olamayacağımı. Herkesi, her şeyi aynı ölçüde görmek saflıktan başka bir şey değildir. İnsan kendi hızına dahi yetişemez, kontrol edemez iken nasıl olur da başkalarından “aynı” olmasını bekleyebilir. O zaman sürekli madalyonun diğer yüzünü çevirerek her davranışımızın çevremize nasıl yansıdığını düşünmemiz gerek. Pes etmek, vazgeçmekten bahsetmiyorum. “Doz”u, “poz”u ve “koz”u ayarlamaktan bahsediyorum. Bir denizaltının aşırı hızla derinlere inmesi ile ana gövdedeki perçinlerin, vidaların aşırı basınçtan nasıl patlayacağını düşünün diyorum. Bu ince ayarları yapmadan sadece ama sadece hırs rüzgarı ile  koşmak yetmeyecektir hedefe varmak için.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğadaki dengeyi atlamadan, çevremize ağır gelmeden, organik gelişime karşı çıkmadan, zamanın öğreticiliğini anlamadan, yalancı rüzgarlara kapılmadan, düşünce gezintilerinde kaybolmadan ve algı kafeslerine hapsolmadan yaşayabilmemiz dileği ile.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne doğal akıntıda sürüklenin, ne de karşı yönde kürek çekin. Bu işin dengesini bulan var ise bana da bildirsin lütfen.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/dogal-olana-karsi-gelmek-midir-kisisel-markalasmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her mesaj da cevaplanır mıymış? // İletişimde 10 madde.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/her-mesaj-da-cevaplanir-miymis-iletisimde-10-madde/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/her-mesaj-da-cevaplanir-miymis-iletisimde-10-madde/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2008 12:42:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Marka Balonları]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1017</guid>
		<description><![CDATA[Reklamhavuzu ajansımı kurduğum zamanlarda (şu anda faal değil) ister bana, ister iletişim adresime mailler gelirdi. İlgili, ilgisiz bir çok mail. Hemen hepsine en kısa sürede, olumlu, olumsuz ya da teşekkür mesajları dönerdik. Bu durum, gelen telefonlar için de aynı şekilde olurdu. Ve arkasından şu cümleler “Mesajıma cevap verileceğini hiç beklemiyordum. Ya da bu kadar erken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana;">Reklamhavuzu ajansımı kurduğum zamanlarda (şu anda faal değil) ister bana, ister iletişim adresime mailler gelirdi. İlgili, ilgisiz bir çok mail. Hemen hepsine en kısa sürede, olumlu, olumsuz ya da teşekkür mesajları dönerdik. Bu durum, gelen telefonlar için de aynı şekilde olurdu. Ve arkasından şu cümleler “<span style="color: #3366ff;"><strong>Mesajıma cevap verileceğini hiç beklemiyordum. Ya da bu kadar erken cevap geleceğini“ </strong></span>diye şaşkınlık ifadeleri. Bende hafif bir gülümseme, klasik ifade ile iletişim anlayışımız bu şekilde. Asıl ben garip karşılıyordum bu şaşkınlığı.Hep şunu gördük, hala da görüyoruz. E-postalar cevapsız bırakılır, telefonlara çıkılmaz, talepler, şikayetler, teklifler değerlendirilmez v.s. Ama sanırım devir değişiyor, biz de artık öğreniyoruz hızlı, pratik, iş bitirici ve <span style="color: #3366ff;"><strong>”net”</strong></span> olmayı. Projemle ilgili yatırımcı firma arıyorum diyelim. Avrupa ya da Amerika’daki önemli kişilerle Xing ya da Linkedin’den irtibat kuruyorum. Ve sonra mailleşiyorum. Cevaplar çok hızlı, anlaşılır ve net. Şaşkınlık içindeyim ben de. Türkiye’de de bazı kişilerle mesajlaşıyorum, yine aynı hassasiyet var. Fakat bu kişiler de yabancı kültürden nasibini fazlasıyla almış şanslı kişiler, yani azınlık.</p>
<p>Her yerde soruluyor, <span style="color: #3366ff;"><strong>&#8220;neden ülkemizde güzel şeyler olmuyor&#8221;</strong></span> diye. Işte bu iletişime, yaratıcı fikirlere, girişimciliğe saygı duyulmamasından kaynaklanıyor. Üstüne bir de bencillk, kıskançlık ve arkadan konuşma eklenince gerisini siz düşünün.</p>
<p>Kişisel markalaşmanın en önemli özelliklerinden biri alçak gönüllü olmaktır. Sürekli hava atan, burun seviyesi hep yukarılarda gezen tipler marka balonlarıdır, kişisel marka değil. Saygı ve hoşgörü ile iletişime açık olana insanlar asıl markalaşmanın bireyin tek başına değil çevresine yansıması ile gerçekleştiğini bilirler.</p>
<p>Beni tanıyanlar Nisan 2003’ten bu yana ne yapmak istediğimi çok iyi bilirler. O günden şu yazıyı yazdığım ana kadar bana bu şekilde cevap verenlere teşekkür ediyorum. Bu şekilde cevap veremediklerimden de özür diliyorum.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">Bir kaç maddeyi tekrar etmekte fayda var;</span></p>
<p><span style="color: #cc0000;">1-</span> İletişime açık olun.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">2-</span> Olumlu ya da olumsuz cevap verin. Geç kalmış olsanız dahi.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">3-</span> İletişimi başlatan ilk kişiye önce saygı duyun, sonra ilişki derecenizi ayarlayın.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">4-</span> Tutamayacağınız sözleri vermeyin, “HAYIR” denmesi gerekiyorsa, evirip çevirmeden bu kelimeyi söyleyin.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">5-</span> İletişim trafiğinizi ve algılamayı siz yönetin, başkaları değil.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">6-</span> Vücut diliniz zor ve kapalı bir insan olduğunuz izlenimini vermesin. Rahat ve yakın durun.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">7-</span> Sözlü ya da yazılı her heceniz ağzınızdan bir kez çıkar, geri alma butonu yoktur.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">8-</span> Her iletişimin kişisel markanıza kattığı ya da eksilttiği değeri sürekli ölçün.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">9-</span> Eleştirin, yol gösterin ama tarzınız sakın kırıcı olmasın.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">10-</span> Marka Sizsiniz. Doğru kanallarda, uygun zamanlarda, doğru kişilere kendinizi anlatmayı unutmayın!</p>
<p><span style="font-family:verdana;">Sevgilerimle.</p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/her-mesaj-da-cevaplanir-miymis-iletisimde-10-madde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
