<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; Katma Değer</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/katma-deger/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>İş yaşamında “kaybeden”lerin 40 özelliği</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/is-yasaminda-%e2%80%9ckaybeden%e2%80%9dlerin-40-ozelligi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/is-yasaminda-%e2%80%9ckaybeden%e2%80%9dlerin-40-ozelligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 13:13:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[acelecilik]]></category>
		<category><![CDATA[analitik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmak]]></category>
		<category><![CDATA[bahane]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz yaka]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[delege etmek]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[Hedefler]]></category>
		<category><![CDATA[his]]></category>
		<category><![CDATA[insiyatif]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kaderci]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetmek]]></category>
		<category><![CDATA[kazanmak]]></category>
		<category><![CDATA[kıskanmak]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<category><![CDATA[mavi yaka]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[negatif enerji]]></category>
		<category><![CDATA[özel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[politik]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif enerji]]></category>
		<category><![CDATA[proaktif]]></category>
		<category><![CDATA[sahnede olmak]]></category>
		<category><![CDATA[saplantı]]></category>
		<category><![CDATA[şöhret]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[statüko]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[tembellik]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[üretmek]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=576</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle bazı kriterleri belirtmek istiyorum. - “Kazanmak” ve “kaybetmek” yaşamda göreceli olgulardır. Zaman, olgunlaşmanın, bilinçlenmenin en etkili ve acımasız ilacıdır.Her iki kelime arasında kesin bir ayrım yoktur. &#8220;Her şeyde bir hayır vardır&#8221; düşüncesi önemlidir. - Bu kırk maddenin hepsini, her zaman, tam olarak uygulayan bir insan olamaz. Ben görmedim, gören varsa bildirsin lütfen. - Kişilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Öncelikle bazı kriterleri belirtmek istiyorum.<img class="alignright size-medium wp-image-577" title="istock_000008728165xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/03/istock_000008728165xsmall-200x300.jpg" alt="istock_000008728165xsmall" width="200" height="300" /></p>
<p style="text-align: justify;">- <strong>“Kazanmak”</strong> ve <strong>“kaybetmek”</strong> yaşamda göreceli olgulardır. Zaman, olgunlaşmanın, bilinçlenmenin en etkili ve acımasız ilacıdır.Her iki kelime arasında kesin bir ayrım yoktur. &#8220;Her şeyde bir hayır vardır&#8221; düşüncesi önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu kırk maddenin hepsini, her zaman, tam olarak uygulayan bir insan olamaz. Ben görmedim, gören varsa bildirsin lütfen.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kişilik tiplerimiz, karakterimiz ve davranış modellerimize göre yaşam biçimimiz farklılaşır. Yani her yiğidin bir yoğurt yeme tarzı vardır. Her insanın yaşam algısı farklılık gösterebildiğinden uygulamalar da farklılaşabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Önemli olan eksik yönleri fark ederek sabırla geliştirmeye, iyileştirmeye çalışmaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu gibi yazıları yazan, eğitimleri veren, en üst düzey yönetici olanlar kişilerde de bu hataların bir çoğu bulunmaktadır. Yani yalnız değilsiniz.<span id="more-576"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Faydalı olabilmesi dileği ile …</p>
<p style="text-align: justify;">1- <strong>Hedef yok:</strong> Ne orta vadede, ne de uzun vadede iş dünyasında ne yapmak istediği ile ilgili net hedefleri bulunmaz. Bir iş bulmuş, çalışmaya başlamış ve maçı idare ederek günü kurtarmaya devam ediyordur. Yıllar sonra, kendisiyle aynı dönemde işe başlayan bazı kişilerin çok daha başarılı olduklarını görünce “eyvah” der. Ne mezun olduğu branş ile ilgili, ne tutkunu olduğu meslek ile ilgili hedefi bulunmaz. Ya da hedefi olsa bile sadece lafta kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">2- <strong>Strateji yok:</strong> Bu kelime onun için ağır gelir. Her mesai gününün stratejik olarak kendisine ne fayda sağladığını ölçmez. Analitik düşünmek, bazı durumlarda doğal, bazı durumlarda politik davranmak gibi düşünceleri yoktur. “Yaptım, oldu” der. Önünü, arkasını düşünmeden hareket eder. Ve sonuçlarına da katlanır.</p>
<p style="text-align: justify;">3- <strong>Tembeldir:</strong> Lafa gelince, çok hırsa gerek olmadığını söyler. Mağaza vitrinine bakınca da &#8220;ah param olsa&#8221; der. Ama para kazanmak, hedeflerini gerçekleştirmek için “doğru ve gerektiği” kadar çalışmaz. Sonra da “olmadı, kahretsin” der. Daha da ümitsizliğe kapılır. Zaman planını tekrar tekrar, saniyelerine kadar gözden geçirmez.</p>
<p style="text-align: justify;">4- <strong>Vizyon sıfır:</strong> Hedefi olmayınca kendine bir vizyon da çizemez ve vizyoner insanları da örnek almaz. Geleceği görmeye, trendleri anlamaya çalışmaz. Uzun vadeli stratejiler ortaya koymaz. Verdiği her kararın on, yirmi yıl sonrasını nasıl etkileyeceğini düşünmez.</p>
<p style="text-align: justify;">5- <strong>Takip yok:</strong> Gereksiz bir çok şeyi takip eder de bir türlü kişisel gelişimi ve hedefleri ile ilgili bir takip planı yapmaz. İşten eve, evden işe öylesine gider gelir. Aslında görür ki, ne aile hayatında kişisel marka olabilmiş ne de iş yaşamında.</p>
<p style="text-align: justify;">6- <strong>Sahnede değil:</strong> Ya iş yerinde masasında, ya da evdeki koltuğunda oturur durur. Selam vermez, gülümsemez, sohbet etmez, yemeğe çıkmaz, arkadaş çevresini genişletmez, sosyal anlamda içine kapanıktır. Sonra da “neden beni keşfetmiyorlar” diye çırpınır durur.</p>
<p style="text-align: justify;">7- <strong>Proaktif değil:</strong> Elindeki doneleri iyi değerlendirerek, analiz yaparak sonraki aşamalarda karşışına çıkabilecek zorlukları düşünmez. Ve önceden çalışmalar, hazırlıklar yapmaz. Tedbirli olmak onun için korkmaktır. Fazla kontrollü olmanın yaşamını zindana çevireceğini düşünür. Önceden harekete geçmez, olunca telafi etmek için harekete geçer. O da işe yaramaz.</p>
<p style="text-align: justify;">8- <strong>Trendleri takip etmez:</strong> Yaptığı mesleğin, hedefindeki işin dünyadaki trend yelpazesinde nerede durduğunu araştırmaz. Hangi trendlerin iş dünyasına, paraya ve dolayısıyla da yaşama nasıl yön vereceğini anlamaya çalışmaz. Bir yerde durur, o yerden bakar ve emekli olur, gider.</p>
<p style="text-align: justify;">9- <strong>Okumaz, araştırmaz, üretmez:</strong> Sadece işini yapar, emir kuludur ya. Farklı, yaratıcı, geliştirici, innovatif fikirleri bulmak için okumaz, araştırmaz, beyin fırtınaları yaparak projeler üretmez. Ne şirketine, ne de kendi yaşamına katma değer sunmaz. &#8220;Sallarım başımı, alırım maaşımı&#8221; diyerek ortalarda gezinir durur.</p>
<p style="text-align: justify;">10- <strong>Bahanelere sığınır:</strong> Başarızısızlık,  % 99 sebep sonuç ilişkisine göredir. Kaderde bir musibet, öngörülemeyen bir rahatsızlık v.s. olursa tabiî ki söylecek bir şey olamaz. Ama “en iyi bahane, yine de bahanedir” Çözümleri değil daha çok problemleri, engelleri konuşur. Yeniden, zaman kaybetmeden başlamayı değil hep bitişleri, kayboluşları, ümitsizlikleri konuşur.</p>
<p style="text-align: justify;">11- <strong>Fazlasıyla kadercidir:</strong> Eşeğini sağlam kazığa bağlamaz ve sonra da “çalındı işte, kader” der. Yaratıcı’nın her kapıyı kendisine sonuna kadar açacağını, ve fırsatları eline vereceğini düşünür. Olan her şey kaderde vardır ama kişisel iradesini ne kadar da kötü ve verimsiz kullandığını düşünmez.</p>
<p style="text-align: justify;">12- <strong>Acele oluversin ister:</strong> Çok kısa sürede ünlü olmak, zengin olmak ve güçlü olmak ister. Hemen öğrenbileceğini, hemen uygulayabileceğini, hemen bilinç kazanabileceğini düşünür ve aldanır. Başını bir kayaya toslayınca anlar.</p>
<p style="text-align: justify;">13- <strong>“Proje” bakış açısı yok:</strong> İşlere, problemlere “proje yönetimi” açısından yaklaşmaz. Pratik olacağım, hızlı olacağım diye masabaşı bir toplantı, bir iki not alma ve “tamam, şöyle olur” deyiverir. Sonra hataları düzeltmek için çok çok fazla zaman-adam harcamak zorunda kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">14- <strong>Analiz sıfır:</strong> 1 ay analiz yaparak 1 haftada yazılım yaptırmaz. “1 hafta analiz yeter” der, ama 1 ayda yazılımı bitiremez. Çünkü o kadar eksik kalan, kaçan nokta vardır ki. Bu arada çok yorulur ve motivasyonu düşer, belki de başka önceliklerden dolayı proje rafa kalkar.</p>
<p style="text-align: justify;">15- <strong>Şöhret ister:</strong> Ünlü, zengin, şöhret olan iş adamlarına, iş kadınlarına özenir. Özenmesi normaldir ama “tavuk olmadan “tar”a ( kümesteki yükselti) çıkmak” isteyince düşüverir. Ve gerçek konumunu anlar.</p>
<p style="text-align: justify;">16- <strong>Tevazu yok, burun havalarda:</strong> Her şeyi ben bilirim, en iyisini ben uygularım havalarındadır. Ekip yoktur, her şeyi kendisi yapmıştır zaten. Küçük tepeleri bırakın bir toz taneciğini bile kendisinin yaratmadığını kısa bir süre sonra anlatır birileri.</p>
<p style="text-align: justify;">17- <strong>Empati mi, oda ne:</strong> Her şeye mantıksal yaklaşır. Başkalarının algısı ve düşünce dünyası ile olaylara bakmaz. Herkes, kendisi ile aynı olsun ister. Duygusal zeka onun için aptallık gibi bir şeydir. Karar verir, mümkün ise zorbalıkla uygulatır.</p>
<p style="text-align: justify;">18- <strong>Ya fazla mantık, ya fazla his:</strong> Ya hep kalbi ile düşünür, ya da hep beyni ile. İkisini birden gerektiği oranda kullanmaz. Verdiği kararlara şu gibi yakıştırmalar yapılır. &#8220;Kalpsizin teki&#8221; ya da &#8220;beyinsiz&#8221; gibi. Vicdani duygular da, sistematik çıkarımlar da birlikte kullanılmazsa kötü sonuçlara yol açar.</p>
<p style="text-align: justify;">19- <strong>Alıngandır, her şeyi gurur yapar:</strong> Her uyarıdan, her tavsiyeden alınır, kendini aşağılanmış hisseder, konuyu &#8220;kişisel&#8221; algılar. Aslında müdürünün de kendisinin de para için çalıştığını, sonuçta “iş”i konuştuklarını unutur. Sabırla kendisini iyileştirmeye çalışmaz, aksine yönetimi değiştirmeye çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-578" title="istock_000005881622xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/03/istock_000005881622xsmall-240x300.jpg" alt="istock_000005881622xsmall" width="240" height="300" />20- <strong>Arkadan konuşur:</strong> Dedikodu yapar, herkesi çekiştirir, kötüler. Kimsenin karşısına çıkarak uygun bir dille yanlışını söyleyemez, yönlendirmez. Bilmez ki bu kadar rahat bir insanın arkasından başkalrı da çok rahat konuşur ve kuyusunu kazabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">21- <strong>Dolap çevirmeye bayılır:</strong> Türlü türlü dolaplar çevirmeden, ayak oyunları yapmadan kariyer yaşamında yükselemeyeceğini saplantı halinde beynine kazımıştır. Halbuki, sadece işini en doğru şekilde yaparak ve sunarak ve duruşunu bozmayarak başarılı olabileceğini bir türlü fark etmez. Aslında insan zulmeder, kadere hükmetmeye çalışır. Ama asıl adaletli olan kaderdir, insan değil.</p>
<p style="text-align: justify;">22- <strong>Hakkı olmayanı kıskanır, mümkün ise çelme takar:</strong> Hak etmediğine uzanır, ısrarla almak ister. Hak edenleri de kıskanır, çekemez. Örnek almak, desteklemek yerine çelme takmaya çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">23- <strong>Özel yaşam-iş yaşamı birbirine karışır:</strong> İşten çıkar evde müdürlük yapmaya devam eder, ya da işe gelir eşiyle kavga ediyor gibi çalışanlarına saldırır. Aslında özel yaşamın çok daha önemli bir “iş” olduğunu unutur. İki kategoriyi de bir bütün olarak görmek gerek ama birbirlerine negatif etkisi çok az düzeyde olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">24- <strong>Tutkularına sarılmaz:</strong> Kendisini mutlu eden, huzur veren tutkularını, hobilerini gerçekleştirmeyi günlük telaşlar içinde unutur. İşine tutku ile bağlı olmayabilir ama yaşama dair tutkularını da kaybederse iş yaşamında da başarısız ve huzursuz olur.</p>
<p style="text-align: justify;">25- <strong>Günü kurtarır:</strong> Günübirlik yaşar, geleceğe kafa yormaz. O günü tamamlar ve yorganı üzerine çektiği anda her şeyin bittiğini zanneder. Zamandaki “gün” diliminin yine ömrümüzün bir parçası olduğu bilincinde değildir. Sonra da yıllar, ne de çabuk geçti diyerek hayıflanır.</p>
<p style="text-align: justify;">26- <strong>Negatif enerji saçar:</strong> Sabah gülen bir ifade ile günaydın demek, akşam çıkarken iyi akşamlar demek dahi bu insanlar için zor gelir. Çevresini görmezden gelir. Bilmez ki, doğuştan görmeyen insanların dahi gülen ve somurtan insanı ayırt edebildiğini. Her şeyi olumsuz algılar ve etrafına negatiflik saçar. Ümitsizdir, çözümsüzdür, başlangıçlara değil bitişlere odaklanmıştır. Kimseden de yardım istemez, almaz.</p>
<p style="text-align: justify;">27- <strong>“Ekipten” olamaz, ekip yönetemez:</strong> Bencildir, tek başına hareket etmek ister. Şirketin, ekibin çıkarını değil de önce kendi çıkarını düşünür. Kendine saygılıdır ama başkaları için hep kaygılıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">28- <strong>Sosyal değildir:</strong> Konuşmak, paylaşmak, birlikte eğlenmek, tanışmak, iletişim kurmak, bağlantıda olmak, sosyal ağını genişletmek için çaba sarfetmez. “Cool” olduğunu düşünür. Halbuki büyük bir yalnızlığa yol alır ama farkında değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">29- <strong>Sosyal medyada görülmez:</strong> İlişkilerimizi, bağlantılarımız kontrol etmek adına büyük faydalar sunan internetteki sosyal networklere yabancıdır. Bu gibi aplikasyonları kullanmayı gereksiz görür. Vefasızlık yapar, unutur ve unutulanlardan olur.</p>
<p style="text-align: justify;">30- <strong>Yaşam tarzında standartları yoktur:</strong> Oturup kalkmasından, konuşmasına, yeme-içmesine varana kadar belli bir duruş sergilemez. O nedenle, hakkında bir marka algısı oluşmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">31- <strong>Radikal değişim kararları almaktan korkar: </strong>Statükocudur, yeni olanı yıpratırcasınıa sorgular ve uygulamaktan korkar. Değişimin hep negatif etkilerini düşünür ve karşı çıkar. Ve aynı sorunlar tekrar tekrar karşısına çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">32- <strong>Delege etmez:</strong> Her şeyi kendi yapmak ister. Organizasyon kurmaya önem vermez ve başkalarına güvenmez. Hata yapmalarından korkar. Halbuki en büyük hatayı sorumluluğu paylaştırmayarak kendisi yapmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">33- <strong>İnsiyatif almaktan çekinir:</strong> Tek başına karar almaktan korkar. Danışmak, tavsiye almak iyidir fakat bu kişi hep destek ister. Önemli kararların altına imzasını atmaktan korkar. Bu da işi iyi bilmediği ve yönetemediği anlamına gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">34- <strong>Sürekli muhaliftir:</strong> Bilip bilmeden, araştırmadan hep karşı çıkar, muhalefet yapar. Yapıcı olmaktan çok yıkıcı ve bezdirici yöntemlere başvurur. Kendi içini kararttığı gibi başkalarına da bu karartıyı bulaştırmaya çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">35- <strong>Hep yönetimi suçlar, kendine bakmaz:</strong> Değişmesi gereken tek tarafın yalnızca “yönetim” olduğunu düşünür. Kendisini onların yerine koymaz. Suçlar, eleştirinin dozunu kaçırır, iletişimi yanlış yerlere çeker.</p>
<p style="text-align: justify;">36- <strong>“Mavi, beyaz, gri” yaka diyerek çalışanları hep kategorilere ayırır:</strong> Herkesin aynı gemide olduğunu, herkesin yaptığı işin bir değeri olduğunu unutur ve saygı duymaz. Birileri aşağıdadır, birileri yukarıda. Ona göre davranır ve tabi ki sevilmez.</p>
<p style="text-align: justify;">37-<strong> Fırsatları görmez, görse de değerlendiremez: </strong>Kabiliyetlerinin farkında dahi değildir. Kendine uygun fırsatları, boşlukları görmez bir türlü. E-postaları iyi okumaz, gelişmeleri değerlendirmez, aktif rol almaz. Sonra da “hakkımı yiyorlar” diyerek ah vah eder.</p>
<p style="text-align: justify;">38-<strong> Vermez, hep almak ister:</strong> Bilgiyi, tecrübeyi, kazancını paylaşmaz, yaymaz. Ama hep almak ister. Kendisi asık suratlı iken başkalarının kendisine hep gülümsemesini ister. Bildiğini kendisine saklarken, başkalarının kendisine hep öğretmesini ister.</p>
<p style="text-align: justify;">39- <strong>Boş içini dolu gibi satmak ister, konuşur da konuşur:</strong> Çok konuşur ama içi boştur. Bir şekilde geldiği görevin hakkını verememektedir aslında. Lafla peynir gemisinin yürümediği kısa sürede ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">40- <strong>Her şeyin kendi etrafında döndüğünü zanneder:</strong> Şirketin patronun kendisi olduğunu zanneder. Her şeyi, herkese yaptırabileceğini düşünür. “Herkes bana itaat etmeli, güç bende” der. Ve bu düşüncelerinin altında ezilir. Yaşamın tüm parametrelerine hükmettiğini düşünür. Evrendeki kuralları dahi anlamaz, zorladıkça zorlar. Düşüncelerini, davranışlarını dahi yönetemeyen bir insanın tüm yaşamı da yönetemeyeceğini de unutur.</p>
<p style="text-align: justify;">Başarılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/is-yasaminda-%e2%80%9ckaybeden%e2%80%9dlerin-40-ozelligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yeter artık, gına geldi bu yazıları okumaktan&#8221; diyorsanız &#8230;</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/yeter-artik-gina-geldi-bu-yazilari-okumaktan-diyorsaniz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/yeter-artik-gina-geldi-bu-yazilari-okumaktan-diyorsaniz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 11:47:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiyi paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[iz bırakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı çağı]]></category>
		<category><![CDATA[kendini keşfet]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=561</guid>
		<description><![CDATA[Adına “trend” mi, “lifestyle” mı, “lifestream” mi dersiniz bilmem ama son zamanlarda en çok tekrar edilen konular şöyle; - İş yaşamı gelecekte nasıl olacak? - Kaygı çağının getirdikleri ile nasıl başa çıkılır? - İş yaşamı ve özel yaşam dengesi nasıl olmalı? - Sosyal medyaya nasıl yansıyoruz, o bize nasıl yansıyor? - Bilginin ve paylaşımın gücü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adına <strong>“trend”</strong> mi, <strong>“lifestyle”</strong> mı, <strong>“lifestream”</strong> mi dersiniz bilmem ama son zamanlarda en çok tekrar edilen konular şöyle;</p>
<p>- İş yaşamı gelecekte nasıl olacak?</p>
<p>- Kaygı çağının getirdikleri ile nasıl başa çıkılır?</p>
<p>- İş yaşamı ve özel yaşam dengesi nasıl olmalı?<span id="more-561"></span></p>
<p>- Sosyal medyaya nasıl yansıyoruz, o bize nasıl yansıyor?</p>
<p>- Bilginin ve paylaşımın gücü nereye kadar uzanacak?</p>
<p>- Bireysel ve sosyal ihtiyaçlara bağlı olarak değişen pazarlama kuralları neler?</p>
<p>- Durmak bilmeyen teknolojik gelişmeler neyi sunamıyor aslında?</p>
<p>- Küreselleşirken aslında aslında nerelerde ayrışıyoruz? Bu ikilemin adı başka bir şey mi?</p>
<p>- Trend denilen şey pazarlama ve medya baskısı mı?</p>
<p>- Sanal dünyada oluşturulan yapay ve uyumsuz alt kişilik rolleri gerçek yaşamımızı nasıl etkiliyor?</p>
<p>- İnsan, yaşam, zaman v.s. “şey”lerle ilgili yanlış bilgi ve algılarımız neler?</p>
<p>- Kişisel marka olmak zorunda mıyız? Her insan kendine göre marka değerini nasıl oluşturabilir?</p>
<p><strong>“Yeter artık, gına geldi bu yazıları okumaktan”</strong> diyebilirsiniz. <strong>“Kişisel Gelişim”</strong> kitaplarını görmek istemediğiniz gibi. Ama boşuna, bu konuların modası hiç geçmeyecek gibi geliyor bana. Çünkü insan başardıkları ile yetinemeyen, hırslarını pek de kontrol edemeyen bir varlık. Tüm evreni ve bu evrene içindeki her şeyi tanımak, yapılabileceklerin tümünü yapmak ve biraz da şöhret şemsiyesi altında <strong>“iz”</strong> bırakmak istiyor hayata. Bir yandan karmaşıklaştırıyor, bir yandan da sadeleşmeye çalışıyoruz hayatı. Bir toplumun 20 yıl önce eskittiğini bir toplum henüz yeni öğrenmeye başlıyor ve öğrenme döngüsü sürekli devam ediyor.</p>
<p>Aslında insanoğlu tüm bunları kendisini yeterince tanımadığı, ya da yanlış tanıdığı ve hayatın gerçekliğini fark edemediği için yapıyor. Genel olarak bir çaba, bir çırpınma gibi görünse de bazıları tüm imkanları ile bir bataklık oluşturuyor, bazıları da gelecek nesiller için <strong>“katma değerli”</strong> bir zemin. Ve bu noktada sorgulama tüm evrenden, tüm insanlıktan bireye indirgenmiş oluyor. Bu yazıların tümü de bu konularda fikir verebilmek, yorum katmak, algıyı değiştirmek için yazılan yazılar. Herkes kendini yazıyor, kendini yansıtıyor aslında. Her birinin özünde de kişisel felsefi, sosyolojik ve psikoljik algılamalar var. Zorlama yöntemlerle, aynı olmaya da ayrı olmaya da çalışmamak gerek. <strong>“Gereksiz, boşuna, bana ne”</strong> gibi ifadeleri de bırakarak ne alabiliyorsak onu almamız gerek. Bu aldıklarımızı da süzgeçten geçirerek tekrar sunmak gerek.</p>
<p>Bu konularda kendi vizyon ve misyon belgelerinizi hazırlayabilmeniz dileği ile.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/yeter-artik-gina-geldi-bu-yazilari-okumaktan-diyorsaniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Bir fikrim var” diyenler için</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/%e2%80%9cbir-fikrim-var%e2%80%9d-diyenler-icin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/%e2%80%9cbir-fikrim-var%e2%80%9d-diyenler-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 12:05:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[dahi]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[gemileri yakmak]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[maliyet]]></category>
		<category><![CDATA[ölçeklenme]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[proje planı]]></category>
		<category><![CDATA[prototip]]></category>
		<category><![CDATA[takdir]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı fikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=557</guid>
		<description><![CDATA[1- Ne yapalım yani, bu fikri senden başka düşünen  en az bir kişi olmuştur. Hayata geçmemiş olabilir. Şimdi deneme sırası sana gelmiştir. Olayı büyütme, kendini dünyanın en yaratıcı, dahi çocuklarından zannetme. Önce kendine sonra da başkalarına karşı mütevazi ol. Çok fazla takdir edilmeyi de unut. 2- Daha önce uygulanmış olup olmadığını, ya da benzeri olup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000003188225xsmall.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-558" style="margin: 10px;" title="istock_000003188225xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000003188225xsmall.jpg" alt="" width="423" height="284" /></a>1- </span></strong>Ne yapalım yani, bu fikri senden başka düşünen  en az bir kişi olmuştur. Hayata geçmemiş olabilir. Şimdi deneme sırası sana gelmiştir. Olayı büyütme, kendini dünyanın en yaratıcı, dahi çocuklarından zannetme. Önce kendine sonra da başkalarına karşı mütevazi ol. Çok fazla takdir edilmeyi de unut.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>2-</strong> </span>Daha önce uygulanmış olup olmadığını, ya da benzeri olup olmadığını araştırabilirsin. Ama unutma ki sen çok daha farklı katma değerlerle projeni ortaya koyabilirsin. Fikrin aynı olması seni ümitsizliğe sevketmesin. Pazar payını ya da “ölçeklenme”yi araştır ama kaygılarını büyüterek baştan pes etme.<span id="more-557"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>3-</strong> </span>İyi bir analize ya da geliştirmeye başlamadan en kötü ihtimali düşünerek yola çık. Yani “tutmama” ihtimalini göz önünde bulundurarak “attığın taş, ürküttüğün kuş” hesabını yap.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>4-</strong> </span>Geliştirmeye hemen başlama. En az 1 ay daha analize devam. Her analiz versiyonunda hep bir şeyler eklemek yerine çıkarmayı da dene. Kullanıcı için en anlamlı ihtiyacı ve en yalın süreci keşfet.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">5-</span></strong> Prototipi geliştirmeden ve ilk testleri geçmeden konu hakkında kimseye bahsetme. Büyük ihtimalle aradan 6 ay geçmesi gerekir. Dilini tutabilecek misin? Bence “hayır”. O zaman tüm eleştirilere ve cesaret kırıcı, aşağılayıcı telkinlere hazır ol. Özellikle de başkası tarafından kopyalanma riskine karşı.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>6-</strong> </span>Hemen patent filan almaya çalışma. Belki de ölü doğacak bir proje için 1000 TL daha harcama lüksünü sana kim veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>7-</strong> </span>Başlangıç maliyetlerini en aza indirmeye çalış. Bedava uygulamalardan, bedava networklere varana kadar her imkanı değerlendir. “Çok az” diyeceğin maliyetleri toplasan ikinci el bir araba alabilir. Ama büyük ihtimalle senin araban yoktur ve yollarda sürünüyorsundur. Ha, bu durumda hala taksiyi kullanıyorsan da batma ihtimalin yüksektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>8-</strong> </span>“Fikir” aşamasında iken ne ortak ara, ne de yatırımcı. Aklından bile geçirme. Sessiz, sakin, büyük hırs ve beklentilere kapılmadan devam et.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>9-</strong> </span>İster analiz, ister uygulama, ister pazarlama planı, ister satış anlamında çok küçük dahi olsa her gün bir şeyler yap ve sabırlı ol. Başka bir yerlerden gelirin var ise onunla idare et. Bütün ümidini yeni fikrine bağlama. &#8220;Gemileri yakacak kadar projeye güveniyorum&#8221; diyorsan o başka, yak da gör bakalım tekrar sahile çıkana kadar neler gelecek başına.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">10-</span></strong> Daha önce girişim yapmış ama başarılı olamamış isen önceki yaptıklarını listele. Doğru yöntemleri daha güçlü şekilde uygula, yanlış yöntem ve kanalları hayatından çıkar. Özellikle de sosyal network anlamında daha seçici olarak ilerle. Aynı kişi, yöntem ve çabalarla yine aynı sonuca ulaşırsın.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>11-</strong> </span>Fikrini, projeni haftada, ya da ayda bir tahtaya kaldır ve sorgula. Ya da belli bir aşamaya gelmiş ise güvendiğin başka kişilere sorgulat, fikirlerini al, danış.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">12-</span></strong> Fikrini denemeye aç ve tüm geri bildirimleri değerlendir. Site ziyaretçi sayısına da bak ama hangi “keyword”lerle geldiklerini, ne kadar süre site içinde kaldıklarını, kullanım oranlarını, aktif olup olmadıkları gibi kriterleri daha çok incele. Yani hedef kitleni bul, değiştir ve perçinle.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>13-</strong> </span>Projeni ilerletemiyorsan kendini heba etme. Rafa kaldır, ileride tekrar değerlendirilebilir. Şirketlerin de kişilerin de beyinlerindeki raflarda o kadar çok bekleyen dosya vardır ki. Yalnız değilsin bu konuda.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>14-</strong> </span>Dikkat, insanların, toplumun, ülkenin belki 10 yıl sonra alışabileceği, kullanabileceği bir fikir bulmuş olabilirsiniz. Başka ülkelerde “tuttu” diye aldanmayın. Kullanıcı da, yatırımcı da hazır değil ise çırpınmanın bir anlamı yok.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>15-</strong> </span>Girişimci ruhlu insanlar duramaz bilirim. Ama ne olur her fikri “proje” olarak değerlendirmeyin. Her ne yaparsanız yapın hayatı kaçırmadan girişimcilik yapın. Çok çalışmak da, planlı olmak da, bütçenin yetersiz olması da sizi yaşamdan koparmasın. <strong>Hayatınızın en önemli projesi, yine “hayatınız”dır, unutmayın.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/%e2%80%9cbir-fikrim-var%e2%80%9d-diyenler-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal ağınızın hamallığını yapmayın !</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/sosyal-aginizin-hamalligini-yapmayin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/sosyal-aginizin-hamalligini-yapmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 12:26:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[marka algısı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=456</guid>
		<description><![CDATA[Yeni tanıştığınız, katvizitini aldığınız ya da sadece mail, telefon, sosyal ağlarla irtibat kurduğunuz kişiler yaşamınızda ne kadar yer alıyor. İlişki dünyanızdaki her bireyin size olan katkısını ve sizin ona sağladığınız fayda değerini nasıl ölçüyorsunuz? İşte bazı kriterler; - Ne kadar tanıdınız, kendinizi ne kadar tanıttınız? Birlikte bir yemek yiyerek güzel bir sohbet ettiniz, ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/01/social_graph_vk-771063.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-457" title="social_graph_vk-771063" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/01/social_graph_vk-771063-300x249.gif" alt="" width="300" height="249" /></a>Yeni tanıştığınız, katvizitini aldığınız ya da sadece mail, telefon, <a href="http://www.markasizsiniz.com/2008/08/sosyal-medyada-kisisel-markaniz/" target="_blank">sosyal ağlarla</a> irtibat kurduğunuz kişiler yaşamınızda ne kadar yer alıyor. İlişki dünyanızdaki her bireyin size olan katkısını ve sizin ona sağladığınız fayda değerini nasıl ölçüyorsunuz? İşte bazı kriterler;<span id="more-456"></span></p>
<p style="text-align: justify;">- Ne kadar tanıdınız, kendinizi ne kadar tanıttınız? Birlikte bir yemek yiyerek güzel bir sohbet ettiniz, ya da birlikte hiç seyahat ettiniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">- Özel ya da iş yaşamınızda hangi kategoride? Arkadaş adayı, arkadaş, dost ya da sadece bağlantı mı, hangisi?</p>
<p style="text-align: justify;">- Ne kadar sıklıkta, hangi nedenle, hangi iletişim kanalları ile irtibat kurmanız gerekiyor, sizin için önem derecesi ne?</p>
<p style="text-align: justify;">- Ne fayda sundunuz, o size ne fayda sundu, beklentiniz var mı? Buradaki fayda, direkt çıkar ilişkisinden farklı, “katma değer” şeklindedir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kişisel markanızı, başkalarına virütik şekilde yayabilecek pazarlama kapasitesi var mı?</p>
<p style="text-align: justify;">- O’na göre siz nesiniz, size göre O, ne ifade ediyor?</p>
<p style="text-align: justify;">- En son ne zaman, hangi kanalla irtibat kurdunuz?<br />
      o Telefon<br />
      o E-posta<br />
      o Sosyal ağ<br />
      o MSN, chat, Gtalk v.s.<br />
      o Yüz yüze</p>
<p style="text-align: justify;">- Sizde bıraktığı kişisel marka algısı, ölçüsü ne oldu? Aynı soru sizin için de geçerli.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kariyer ya da özel yaşamınızda size liderlik, mentorlük yapabilecek özelliklere sahip mi?</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu kişi ile iletişim kurduğunuzda O da, siz de huzur buluyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">- İlişkiler ağınızda, önemli bir yer tutması gerektiğini düşünerek bu yönde hangi adımlar atıyorsunuz? O kişi de aynı şekilde mi düşünüyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Diyeceksiniz ki, <strong>“bu kadar kasmaya ne gerek var, bu sorgulama ile ne arkadaş bulunur, ne dost, ne de lider”.</strong> Bu cümleye, <span style="color: #800000;"><strong>“hayır”</strong> </span>cevabını vermek zorundayım.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşamdaki her şeyin bir sebebi ve kuralı vardır. Siz bu kuralları uygulamıyor gibi görünürsünüz ama kişiliğiniz, karakteriniz, tecrübeniz, yaşama bakışınız v.s. tüm filtrelerle düşünce ve davranışlarınıza, kendi kurallarınız çerçevesinde yön verirsiniz aslında. Bir refleks hızı ve rahatlığı vardır o kadar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yanlış anlaşılmasın lütfen. İnsanları etiketlendirin, ayrım yapın, küçümseyin, takmayın demiyorum. Aksine sıfır noktasında durma ve saygı ile ile ilgili o kadar çok şey yazdım ki! Sadece “dikkat” diyorum. <strong>&#8220;Algılarınızı bozan, düşünce sistematiğinizi alt üst edecek her şeye, herkese dikkat edin&#8221;</strong> diyorum. Sosyal medyadaki ilişkiler ağınızı genişletirken kendiniz için çok uzun olmayan bir kriter listesi oluşturun. Göreceksiniz ki çok fazla eleme yapmak zorunda kalacaksınız. Yıllar sonra yaşamın hamallığını yaptığınızı farkederek bunu yapacağınıza, baştan yapmanız daha mantıklı değil mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Ben yaptım da, oradan biliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/sosyal-aginizin-hamalligini-yapmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hazırda olan&#8221; ın gücü</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/hazirda-olan-in-gucu/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/hazirda-olan-in-gucu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2008 11:47:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[akraba]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iş modeli]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[özür]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=381</guid>
		<description><![CDATA[Yaşam boyu elde ettiğiniz kazanımların yüzde otuzundan fazlasını kullanabiliyorsanız harika işler başarıyorsunuz demektir. Belki abarttım ama beynimizin de çok az bir kısmını kullanabildiğimizi biliyoruz değil mi! Üniversiteyi bitirdiniz, iş hayatına atıldınız, evlendiniz, çoluk çocuk sahibi de oldunuz diyelim. Aile, akraba haricinde o kadar çok kişi ile tanıştınız ki. O kadar çok kitap okudunuz, o kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam boyu elde ettiğiniz kazanımların yüzde otuzundan fazlasını kullanabiliyorsanız harika işler başarıyorsunuz demektir. Belki abarttım ama beynimizin de çok az bir kısmını kullanabildiğimizi biliyoruz değil mi!</p>
<p>Üniversiteyi bitirdiniz, iş hayatına atıldınız, evlendiniz, çoluk çocuk sahibi de oldunuz diyelim. Aile, akraba haricinde o kadar çok kişi ile tanıştınız ki. O kadar çok kitap okudunuz, o kadar çok başarı ve başarısızlıkla karşılaştınız ki.<span id="more-381"></span></p>
<p>Ve şimdi ofisinizde, evinizde bilgisayarınızın başında bu yazıyı okuyorsunuz. En kötü ihtimalle bir iki dost diyebileceğiniz, on kadar arkadaş diyebileceğiniz, ve bir şekilde sosyal kapsama alanınıza girmiş yüzlerce tanıdığınız insan var diyelim. Hayal kırıklıklarınız ve tabi ümitleriniz kulağınızda küpe gibi sallanıyor değil mi? Ne tarafa bakarsanız birini görüyorsunuz, karşılaştırıyorsunuz, ders alıyorsunuz. Şimdi sizden ricam, elinize kağıt kalemi alın ya da bilgisayarınızda bir doküman açın. Ve aşağıdaki listedeki her bir madde için kendinize not verin.</p>
<p><strong>1-</strong> Aileniz ve akrabalarınızdan en son kimlerle irtibat kurdunuz? Kimlere ne kadar vefasızlık yaptınız, kanınızdan, toprağınızdan insanlara en son neyi danıştınız ve onlara en son ne fayda sundunuz?</p>
<p><strong>2-</strong> Ailenizin olmadığı bir yerde yaşıyorsanız en zor zamanınızda yardımınıza koşacak, en özel sorunlarınızı dahi çekinmeden anlatabileceğiniz kaç dost edindiniz? Var olduğunu düşünüyorsanız siz onlara en son ne zaman dostluk sundunuz?</p>
<p><strong>3-</strong> Öncesini bırakalım, sadece 2008 yılı içinde kimlerle tanıştınız, onlardan ne öğrendiniz, iletişiminizi hangi kanallardan, ne kadar sıklıkla devam ettirdiniz?</p>
<p><strong>4-</strong> Çalıştığınız iş yerine bu yıl içinde ne katma değer sundunuz? Takdir edilmesini bir yana bırakın, performansınızdan öncelikle siz memnun kaldınız mı?</p>
<p><strong>5-</strong> Firmanızın iş modelini örnek alarak, ticaretin ne olduğunu daha iyi anlayarak girişimcilik planlarınıza ne kadar katkıda bulundunuz?</p>
<p><strong>6-</strong> Son bir yılda kendinizi hangi konularda geliştirdiniz? Özellikle yanlış algıladığınız konularda doğruyu bulma adına mesafe alabildiniz mi?</p>
<p><strong>7-</strong> Kaç kez özür dilediniz, yoksa “aman ne olacak ki” diyerek üstüne mi yattınız?</p>
<p><strong>8-</strong> Zamanınızı doğru yöneterek, öncelikleri doğru belirleyerek yaşamınızı hızlı, dinamik olsa dahi ne kadar sade, yalın bir hale getirebildiniz?</p>
<p><strong>9-</strong> İş yaşamınızda ve daha öncesinde kazandığınız tüm birikimleri kime, ne zaman, ne ölçüde sunabildiniz? Yoksa hep kendinize mi sakladınız?</p>
<p><strong>10-</strong> 2008 için hedefleriniz ne idi, ne kadarını gerçekleştirdiniz? 10 yıllık planınızda bu yıl yapılması gerekenleri tamamladınız mı?</p>
<p><strong>11-</strong> 1 Ocak 2008’de yazdığınız özgeçmiş ile 31 Aralık 2008 Cumartesi günü yazacağınız özgeçmiş arasındaki olumlu farklar alkışlanacak düzeyde mi, yoksa değişen bir şey yok mu?</p>
<p><strong>12-</strong> Yabancı diliniz vardı, ne kadar faydalandınız? Hitap yeteneğiniz süperdi, en son nerede konuştunuz? Yazdıklarınız bir çırpıda okunuyordu, en son nereye makale gönderdiniz? Sürekli, hızlı internet imkanınız vardı da sosyal medyada kişisel markanız için ne yaptınız? Yöneticisiniz, çalışanlarınıza koçluk yaparak örnek oldunuz mu? En son kime neyi öğrettiniz, entellektüel bilginizi ne kadar kullandınız?</p>
<p><strong>13-</strong> <span style="color: #800000;"><strong>“Gün günden zordur”</strong></span> sözüne inanarak elinizdeki fırsatları ne kadar değerlendirebildiniz?</p>
<p><strong>14-</strong> Sizi oyalayan iş ve kişilerden ne kadar uzaklaşabildiniz?</p>
<p><strong>15-</strong> Bu gibi yazıları o kadar çok okudunuz ki, ne kadarını not aldınız, ne kadarını başucu kitabı şeklinde süreli takip ettiniz?</p>
<p>Verdiğiniz puanları merak etmiyorum. Benim puanlarımı merak ediyorsanız, emin olun sınıfta kaldım. Sürekli öğreniyoruz ve anlamlar çıkararak harekete geçiyoruz. Düşünüyoruz, algılıyoruz ve ona göre şekilleniyoruz.<br />
Ama lütfen bir bakalım kendimize, odak noktamızdan çok uzaklardayız, olmayacak dualara amin diyoruz, şükretmiyoruz halimize, sabırla her bir cevherimizi değerlendirmeye çalışmıyoruz, kıskanıyoruz, özeniyoruz, heybemizdekilerin kıymetini hiç mi hiç bilmiyoruz.</p>
<p>Rahmetli babam <span style="color: #800000;"><strong>“hazırı gayba değişme oğlum”</strong> </span>derdi. Buradaki &#8220;gayb&#8221;, kayıp, yani olmayan anlamında.<br />
Siz hangisini tercih ediyor ve kovalıyorsunuz?</p>
<p>Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/hazirda-olan-in-gucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Marka Nasıl Olunur?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-marka-nasil-olunur/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-marka-nasil-olunur/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 06:41:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Doğallık]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Susmak]]></category>
		<category><![CDATA[Taner Özdeş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1005</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba, yakın zamanda “Satışın 10 Altın Kuralı“ adlı kitabı ile gerçekten bize altın kuralları fısıldayan Taner Özdeş’in kişisel markalaşma ile ilgili yazısı aşağıda. Bu güzel yazı için teşekkürler sevgili Taner Özdeş. Kişisel Marka Nasıl Olunur? Murat Esenli’nin “Marka Sizsiniz“ konspeti (sitesi) benim “Limit Sizsiniz” (seminerlerimin) konsepti ile çok paraleldir ; iki konseptt de insanları düşündürmeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp3.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SHxIwRbgfOI/AAAAAAAAADw/XBlvVZ-7WjU/s1600-h/1_about-us_10.gif"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223129661992631522" style="CURSOR: hand" src="http://bp3.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SHxIwRbgfOI/AAAAAAAAADw/XBlvVZ-7WjU/s400/1_about-us_10.gif" border="0" alt="" /></a><br />
<span style="font-size: 85%; font-family: verdana;">Merhaba, yakın zamanda “Satışın 10 Altın Kuralı“ adlı kitabı ile gerçekten bize altın kuralları fısıldayan Taner Özdeş’in kişisel markalaşma ile ilgili yazısı aşağıda. Bu güzel yazı için teşekkürler sevgili Taner Özdeş.</span></p>
<p><strong><span style="color: #990000;">Kişisel Marka Nasıl Olunur?</span></strong></p>
<p><span style="font-family: verdana;">Murat Esenli’nin <strong><span style="color: #3366ff;">“Marka Sizsiniz“</span></strong> konspeti (sitesi) benim <strong><span style="color: #3366ff;">“Limit Sizsiniz”</span></strong> (seminerlerimin) konsepti ile çok paraleldir ; iki konseptt de insanları düşündürmeyi ve iç dünyalarını keşfetmeyi hedefler ..</span></p>
<p>İnsanın kontrol edebileceği tek güç kendisidir . Kendisi derken &#8211; düşüncesi,tutumu, bakış açısı, yaşam tarzı, hayat felsefesi, değerleri, yargıları, tepkileri, sorgulamaları. Bu gücü ne kadar doğru kullanırsak hayatta o kadar başarılı olur, doyumlu, mutlu ve huzurlu yaşarız.</p>
<p>Ajda Pekkan, Müjde Ar, Serdar Ortaç, Hülya Avşar, Gülben Ergen, Tarkan, İbrahim Tatlıses, Beyaz, Cem Yılmaz, Fatih Terim bunlar birer markadır. Marka olmanız demek mükemmelsiniz demek değildir ! Sizin belli bir kesimi temsil etmenizdir. Temsil ettiğiniz kişilerin sizi karizmatik, farklı, başarılı bulduklarının teyididir. Marka olmak süreklilik gerektirir. Süreklilik çaba gerektirir. Hülya Avşar’ın “Meşgul et , meşgul ol ! “ söyleyişi bunu çok güzel bir şekilde ifade eder.<br />
<span style="font-family: verdana;"><br />
Şu anda Etiler’deki All Sports Cafe ‘den-<br />
<a href="http://www.allsportscafe.com/tr"><span style="font-family: verdana;">www.allsportscafe.com/tr</span></a><span style="font-family: verdana;"> bu yazımı yazıyorum. Burası kendi konusunda bir markadır. 14 yıl önce ülkemizde Cafe kültürü &#8211;Starbucks, Gloria Jeans, Kahve Dünyaları ülkemizde yokken- bir karı koca bu işi kurmuşlar: Zehra Aktay , Robert Kolej mezunu, ve kayınbiraderi Metin Akta.y Aydın Aktay ise Zehra’nın eşi benimden bankacılık sektöründen bir müşterim. Konseptleri güzel bir ortamda dostlarınızla kahve içerek ve hafif yemek yiyerek hoşça vakit geçirmek. 15 yıldır çizgilerini hiç bozmadılar. Kaliteden taviz vermediler. Müşteri profilleri seçkin insanlar, hayat tarzı aynı olan, aynı kültür ve çevreden gelen insanlar. Buraya gelmemin en önemli sebebi atmosferi, kahveleri, güzel seçkin mutfağı, mükemmel ve sıcak hizmeti ve tabii ki hoş müziği. İstanbul’un en yoğun yerinde ağaçlar arasında kozmik bir enerji deposu. Bugün bazı insanlar sabah, öğle ve akşam bu mekanlara gidiyorlar. Evlerinde yemek bile yemiyorlar. Yani buraları bazı insanlar için bir ev.. All Sports Cafe web sitesinde şöyle diyor : <span style="color: #3366ff;">&#8220;UNUTMAYIN, GÖNÜL NE KAHVE İSTER NE KAHVEHANE, GÖNÜL SOHBET İSTER KAHVE BAHANE&#8221;. </span></span><span style="font-family: verdana;"><br />
Kişisel marka yaratmak bir cafe, restorandan farklı değildir. Öncelikle içini doldurmanız lazım. Amacınız nedir? Hedef kitleniz nedir? Prensipleriniz, değerleriniz nedir? İnsanların sizden nasıl bahsetmelerini istersiniz. Vizyonunuz nedir? Bunları belirledikten sonra tutarlı olmak, yaptığınız işe uygun imajınızı yaratmak ve sürekli gelişim . Bitmek bilmeyen bir gelişim. Bunu sağlayacak olan para değilidir. Ne istediğiniz, hedefiniz ve amacınızdır. Marka olmak demek insanlar tarafından ulaşılabilir, görünür olmak demektir.<br />
</span></span></p>
<p>Ufak yaşlardan itibaren insanları seven, aşırı sosyal, dışa dönük, insanların iyi yanlarını gören, ne olursa olsun şaka kaldıran ve kafasına hiç bir şeyi takmayan bir karakterim vardır. <span style="color: #990000;">En büyük felsefem; insanları sevmek, onlara karşılıksız yardımcı olmak ve iyilik etmektir.</span> Bunun en büyük nedeni insanlara yardım ettiğinizde kendinizi değerli ve iyi hissetmenizdir ( Jeffrey Gitamor buna sağlıklı bencillik diyor- başkalarına yardım ederken aslında kendinize de iyilik yapıyorsunuz diyor- bir bakış açısı!). Sosyal ağlar ve bağlantıların insanın hem sosyal hem de iş hayatında ne kadar önemli olduğunu ufak yaşlardan keşfetmem bana bir çok kapı açtı.</p>
<p>Nasıl sosyal oluruz? Sosyal olmak demek kendimizden farklı insanlarla tanışmak, zaman geçirebilmek ve onların networkuna ( sosyal ağlarına) dahil olmak demektir. Herkes ile kısa zamanda diyalog kurabilmek, kendinizi hiç tanımadığınız insanlara kendinizden emin olarak tanıtabilmektir. Sosyal olmak demek; işten eve gitmeyi unutmanız demektir. Ben 23 senedir evli olmama rağmen işten eve direkt gittiğim çok nadirdir. Ya spora giderim, ya bir etkinliğe, ya bir toplantıya ya da kültürel bir faaliyete. Hayatta başarı bir bedel ödemektir.</p>
<p>Bu bedeli maalesef benim dışımda eşim ve çocuklarıma da ödetmek zorundaydım. Beni bu konuda destekledikleri için öncelikle eşime ve çocuklarıma minnetarım. Özellikle çocuklarım beni ufak yaşlardan beri gözlemleyerek sosyal olmanın önemini anlamışlardır. Onlar da babaları gibi erken yaşlarda kendilerine mükemmel bir çevre oluşturdular. Sosyal olmalarını gururla izliyorum.</p>
<p>Kişisel marka olmak sadece sosyal olmak ile de olmuyor. Sosyal olmak bunun bir parçası. Önemli olan sizin bir <strong><span style="color: #3366ff;">değer</span></strong> oluşturmanız. Marka olmak demek diğer kişilerden farklı olmak demektir. Örneğin bir spor (kültürel) dalında başarılı olmanızı da gerektirir. Ben küçük yaşlardan beri babamdan dolayı spor tutkusu ile büyüdüm. 12 yaşına kadar düzenli yüzdüm. Daha sonra kayak, atletizm, basketbol vb bir çok spor denedim. Sonrasında şu anda düzenli yaptığım tenisin en çok sevdiğim spor olduğuna karar verdim. 13 yaşından beri düzenli haftada en az iki kere tenis oynarım. Veteran tenisçiler arasındaki turnuvalara düzenli katılırım. Türkiye’de kendi kategorimde ilk 30-40 tenişçinin arasına her zaman girmişimdir. Tenis vasıtasıyla kendime geniş bir çevre edindim. Bu çevre benim için oldukça yeniydi. Tenis oynamasaydım bu kişilerle tanışma imkanım olmayacaktı. Kış tatillerinde düzenli kayak yaparım. Kayak da tenis gibi size yeni insanlarla tanışma imkanı verir. Spor konusunda en büyük sosyal ağımı Hillside sayesinde yaptım. Hillside yazılarımda bahsettiğim gibi bir spor klübü değil bir yaşam tarzıdır. Hillside’a haftada iki veya üç kere düzenli giderim. Bunun dışında bir çok başka spor klübüne de giderim. Spor günümüzde yeni neslin hayat tarzı olmuştur.</p>
<p>Sosyal olmak, düzenli spor yapmak bunlar sizi tek başına marka yapmaz. İçini doldurmanız lazım. Bir konuda uzmanlaşmanız lazım. Mehmet Öz örneğin sağlık konusunda uzmanlığı ile marka olmuştur. Uzmanlığı dışında sosyal kişiliği, medyatik olması markalaşma süreceni hızlandırmıştır. İnsanların peşinizden sürükleyebileceğiniz bir konu bulmanız ve başarılı olmanız gerektirir.<br />
İş hayatınızda başarılı olmadan sadece sosyal bir kişilikle başarılı olamazsanız. İş hayatınızda ve aile hayatınızda başarı sizi daha yukarılara taşır.</p>
<p>Kendi sektörünüzde de güvenilir, tanınan bir profil oluşturmanız lazım. Basına ve medyaya her zaman yakın olmak, iyi ilişkiler geliştirmek, alçakgönüllü olmak isminizin hızla yayılmasına sebep olacaktır<br />
. Ben kendime iki konu seçtim : “satış” ve “insan psikolojisi”. Bu iki konuda da sürekli kendimi geliştirip, bilgimi ve tecrübemi paylaşmaya çalışıyorum. “Satışın 10 Altın Kuralı” kitabımda, ne biliyorsam her şeyi en açık ve samimi şekilde okuyucularımla paylaştım. Bu konularda kendimi geliştirmek için haftada en az 12-16 saat bu konudaki araştırma, kitap ve gözlemleri okumaya, bu konuda uzman kişilerle sohbet ederek öğrenmeye çalışıyorum.</p>
<p>İş hayatının dışında derneklere ( iş ve sosyal) üye olmanız da marka olmanıza fayda sağlayacaktır. Gyiad, Tüsiad, Propeller, Jaycees, Tügiad, Rotary, Lions vb derneklere üye olmanız, aktif görevler ve sorumluluklar üstlenmeniz, marka olmanız yolunda size kapılar açacak, sosyal ağınızı, bağlantılarınızı genişletecektir.</p>
<p>Son on yıldır bir çok dernekte aktif sorumluluk alma dışında, üniversitelerden gelen tekliflerin hiç birini reddetmedim. Rotary, Jaycees ve belli başlı üniversitelerde bir karşılık beklemeden bilgimi paylaştım. Bir çok gazete, TV/radyo kanalının röportaj/söyleşi taleplerini en yoğun zamanımda bile kabul ettim. Her gelen teklife öncelikle evet deyip, sonra yapmanın yollarını araştırdım. Risk almak ve kendinize güvenmek marka yolunda sahip olmanız gereken iki önemli özelliktir.<br />
Zaman teknoloji ve Internet çağı. İsminizi yaymak ve bilginizi paylaşmak için her başarılı mutlaka bir web sitenizin veya bloğunuzun olması gerekir. Bunu yazacağınız kitap, dergi, gazete ve online haber portallarında makale/köşe yazılarınızla desteklemeniz sizi tanımayan kişilere ulaşmanız için çok başarılı ve ekonomik bir yöntem olacaktır. Bunun dışında sosyal ağ sitelerine üye olmanızı da öneririm. İş için tavsiyem “Linkedin” , sosyal için “Facebook”tur. Bu siteler vasıtasıyla istediğiniz birçok kişiye ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Sosyal sorumluluk projelerinde yer almak, gönüllü olarak faaliyetlere katılmak kişiliğinizi zengilleştirir, sizi yüceltir. İstanbul’da gönüllü olarak 200 Emniyet mensubuna Duygusal Zeka konusunda eğitim verdim. Türkiye’de satış ve duygusal zeka konularında 10,000 kişinin üzerinde kişiye eğitim ve seminer verdim. Yakın zamanda arkadaşlarımızla gerçekleştirdiğimiz Hatay’daki ilkokul yapımı projesinde yer aldım. Türkiye’nin dışa tanıtımına katkısı olacağına inandığım Türkiye Jaycees Genç Müteşebisler derneğinin 2002 Avrupa konferansı için beş sene gönüllü çalıştım. Bu, beş sene boyunca bu organizyon için tüm yıllık izinlerinizi kullanmanız, işiniz kadar veya daha çok zaman ve çaba harcamanız anlamına geliyor.</p>
<p>Eminim şu soruyu bana sormak istiyorsunuz: “Taner bey, bu kadar şeyi yapacak zamanı nereden buluyorsunuz?” Başarılı mı olmak istiyorsunuz, zamanınızı çok iyi değerlendirin. Zamanı doğru ve planlı kullanabilmek başarının en önemli unsurudur . Az uyuyun, az televizyon seyredin. Her zaman yanınızda okuyacak bir kitap veya dergi olsun.</p>
<p>Yazacak daha o kadar çok şey var ki.. Bu anlatıklarımı yaparak her normal insan bir markaya dönüşebilir.</p>
<p><span style="color: #3366ff;">Benim tavsiyem, öncelikle doğru insan olun, kendinize karşı dürüst olun, kendinizi sevin ve takdir edin. Dünyada en değerli kişi sizsiniz. Dış dünyaya kendinizi marka olarak tanıtmadan önce kendinizi olduğu gibi kabul edin. Samimiyet, içtenlik, doğallık, tutarlılık ve sevgi dolu olmak marka olmak isteyen kişi için olmazsa olmazlardır. İş ve sosyal hayatınızda önceliğiniz çalışmak kadar eğlenmek ve hayattan keyif almak olsun.</span></p>
<p>Albert Einstein şöyle demiş; A= Hayatta başarılı olmak diyelim<br />
O zaman A= x+y+z<br />
X= çalışmak; y= eğlenmek; z=susmak</p>
<p>Allsports Cafe’nin web sitesindeki sözleriyle yazımı bitirmek istiyorum, bu bir firmanın marka olarak kalabilmek için pazara verdiği bir taahhütdür.<br />
<strong>“Nerelerden geldiğimizi ve nerelere gitmeyi arzuladığımızı biliyoruz ve bu doğrultuda elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz; yeter ki sizlerin de, bizlerin de sıhhatleri ve neşeleri yerinde olsun.”</strong><br />
Siz de marka mı olmak istiyorsunuz, bana her zaman yazabilirsiniz.<br />
<a href="mailto:taner@tanerozdes.com"><span style="font-family: verdana;">taner@tanerozdes.com</span></a><br />
<span style="font-family: verdana;">Marka olma yolunuzda sizlere başarılar dilerim..</span></p>
<p>Sevgiler</p>
<p><a href="http://www.tanerozdes.com/"><span style="font-family: verdana;">www.tanerozdes.com</span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-marka-nasil-olunur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendinizden ne kadar uzaktasınız?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kendinizden-ne-kadar-uzaktasiniz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kendinizden-ne-kadar-uzaktasiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 10:16:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Ben-lik]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[Kendinden uzaklaşmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=998</guid>
		<description><![CDATA[En güzel özelliklerle donatılan varlık, insandır. Kimse doğuştan suçlu, doğuştan sinirli olamaz. Tabi ki genlerimizden kalıtımla gelen özellikleri de taşıyabiliriz. Fakat iyilik de, kötülük de insanın doğru yönde kullanması gereken hazineleri gibidir. Örneğin hırsınızı insanlara yardım etmek için mi kullanmak istersiniz, yoksa sadece para kazanmak, güçlü olmak, insanlara hükmetmek için mi! Bu kabiliyetleri ikinci bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp0.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SG9PxS9igRI/AAAAAAAAACw/XncaQmB4slI/s1600-h/1440032773-26Bhudda.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5219478201467830546" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" src="http://bp0.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SG9PxS9igRI/AAAAAAAAACw/XncaQmB4slI/s320/1440032773-26Bhudda.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<div><span style="font-family: verdana;">En güzel özelliklerle donatılan varlık, insandır. Kimse doğuştan suçlu, doğuştan sinirli olamaz. Tabi ki genlerimizden kalıtımla gelen özellikleri de taşıyabiliriz. Fakat iyilik de, kötülük de insanın doğru yönde kullanması gereken hazineleri gibidir. Örneğin hırsınızı insanlara yardım etmek için mi kullanmak istersiniz, yoksa sadece para kazanmak, güçlü olmak, insanlara hükmetmek için mi! Bu kabiliyetleri ikinci bir kişilik gibi üzerimize almaya başlarız anne karnından başlayarak. 3 yaşına kadar büyük kısmını, ergenlik sonuna kadar da tamamını bitirmiş oluruz ve kişilik prototipimiz bitmiş olur. Aslında oluşan şey ikinci bir kişilik, fıtrat gibi bir durumdur. Bir eğitmen, <span style="color: #3366ff;">”küçük çocuklardaki yanlış tuvalet eğitiminin ileride çocuğun çok cimri olmasına yol açabileceğine”</span> dair tezler olduğun söylemişti. Hala şaşkınım&#8230;</span></div>
<p>Kişisel markalaşma deyince de işin merkezinde <span style="color: #3366ff;"><strong>”biz”</strong></span> varız. Her hareketimiz, her sözümüz, her düşündüğümüz bizi bir yerlere götürür. Bu kadar güzel donanımlı insan bir süre sonra ailenin haricinde, okuldan, mahallesinden, iş yaşamından bir çok kişi ve olay ile iletişimde bulunurak aslında kendinden uzaklaşmaya başlar. Yani sıfır noktasını unutur. Ve tüm psikolojik tesler, seanslar, kişisel gelişim eğitimleri de insanı zor da olsa kendine döndürmeye çalışır. Genelde çözümler problemlerin içindeki parametrlerde gizlidir. Daha ayrıntılı incelenerek daha yalın ve basit çözümler bulunur. Yıllrca yaptığım süreç analizlerinden bunu çıkardım Bilişim projelerinde. Konuya aynen bir proje analizi gibi yaklaşmalıyız.</p>
<p><span style="color: #3366ff;">Kendimizden nasıl mı uzaklaşıyoruz, bakalım;</span></p>
<p>Aile ve okuldaki eğitim-öğretim sistemi bizi tembelliğe, öz güvensizliğe, çaresizliğe sürüklemiş olabilir. Bunun ayrıntılarına girmeyeceğim. İçinden doğruları seçmek ancak büyük gayretler sonucunda olur. Kitap okursunuz, araştırırsınız, değerli insanlarla tanışır, tavsiyeler alırsınız. Ama varsayalım gelmişsinizdir 30 yaşına. İşinizde ailnizden daha fazla vakit geçirirsiniz, para ve kariyer için. Kimler vardır? Patronlar, müdürler, burnu büyükler, ukalalar, yalakalar v.s. Hepsini dinlersiniz ve büyük <strong><span style="color: #3366ff;">&#8220;SABIR&#8221;</span></strong> lar çekerek eve gelirsiniz. Evde dahi arkadaşlarınız, yakınlarınız, televizyon bile sizi hep kendinizden başka yerlere taşır. Bir türlü <span style="color: #3366ff;">”kendini dinlemek”</span> lütfuna erişemezsiniz. Aynı kısır döngü ısrarla sizi eskitmeye devam eder. Zaman rüzgarı sizi yaşlandırır sürekli. Ve siz hala zamanı, başlangıç ve bitişi olan bir çizgisel doğru halinde algılarsınız. Hiç dairesel düşünerek, ve büyük resme yukarıdan bakarak aslında çok küçük bir boyutta tırmalayıp durduğunuzu farkedemezsiniz. Bu paragraf da iç karartıcı oldu değil mi! Fakat bence kendinizi, kişisel marka değerinizi, yaşamdaki duruşunuzu, başkaları tarafından nasıl algılandığınızı düşünmeye başlamışsınızdır eminim.</p>
<p>Hafta sonudayız, Cumartesi çalışanlar da olsa Pazar tatili vardır herhalde. Gelin, kendimizden ne kadar uzaklaştığımıza bakalım. Asıl ilham almamız gereken dostlarımızdan, bizi mutlu eden hayatın renklerinden, bizi eski güzelliklere götüren kokulardan, ve içimize neşe katan seslerden nasıl uzaklaştığımıza bakalım. Bir on dakika, belki yarım saat. Havalı havalı kişisel markalaşmaktan bahsetmeyelim, gerçekten etrafımızda kaç marka insanla yaşadığımızı düşünelim. Kariyer yapacağım diye, aile hayatımızdaki markalaşma zorunluluğunu nasıl unuttuğumuzu düşünelim. Çocuğumuza nasıl örnek bir marka insan olabileceğimizi düşünelim. Bizi kitap okurken ne kadar görüyor, gülerken ne kadar, birine yardım ederken ne kadar. Yoksa sürekli, kızan, bağıran hatta belki de şiddet uygulayan biri olarak mı görüyor.</p>
<p>Evet yazının başında donanımlarımızdan bahsetmiştim. Bu donanımlarla bize virüs gibi yapışan ve kemiren, hatta çaktırmadan kanımızda dolaşan bu yiyicileri hayatımızdan çıkarmaya çalışalım. Hemen değil, daha stratejik davranarak. Çünkü kötülükler hep daha akıllıca konumlanır hayatımıza.</p>
<p>Bu yazı fazla içsel ve humanist gibi mi oldu? Kendine dönen insan, çevresine tekrar baktığında daha realist ve objektif düşünür. Burnu büyük davranışlara, bencilliklere, vurdum duymazlıklara karşı da daha net önlemler almaya başlar. Gücünü de zayıflığını da hisseder. Sıfır noktasına dönüşleri belli periyodlarda uygularsanız ondan sonrası hatırlatıcı unsurları sürekli tekrar etmeye kalır iş. Bilirsiniz, nefes egzersizleri dahi bunun içindir. Yoga da v.s.</p>
<p>Bir Cumartesi yazısı bu oldu. Kendinizden değil, kendinize doğru aykırı şeylerden uzaklaşın lütfen. Ama sakın kabuğunuza çekilmeyin. Aksine daha dışa açık, iletişime açık, kolay bir insan olun. Kişisel marka değerinize değer katın. Katma değerli servisler konusunda başarılı bir şirket gibi olun : )</p>
<p>Saygılarımla.</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kendinizden-ne-kadar-uzaktasiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
