<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; İletişim</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/iletisim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Feb 2011 22:45:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>İnsanlarla nasıl ilişki kurmalı?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/12/insanlarla-nasil-iliski-kurmali/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/12/insanlarla-nasil-iliski-kurmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:07:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ikna]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif yönler]]></category>
		<category><![CDATA[tartışma]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=877</guid>
		<description><![CDATA[Karl Albrecht'in insanlarla ilşkiler hakkında 10 maddesi. Süper!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #3366ff;">Karl Albrecht&#8217;in Sosyal Zeka Profili&#8217;nden alıntıdır. San Diego, Albrecht Publishing Company, 2004</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1- Sosyal durumları &#8220;okuyabilmek&#8221; için kendiniz eğitin. Burada neler oluyor? Buradaki insanların ilgileri, ihtiyaçları, hissettikleri ve muhtemel niyetleri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2- İnsanlara saygı gösterin, onları onaylayın ve değer verin. Böyle yaptığınız takdirde çoğunun size saygıyla karşılık verdiğini göreceksiniz. İnsanları aşağılamak size hiçbir şey kazandırmaz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3- Dikkatle, saygıyla ve öğrenme isteğiyle dinleyin.<span id="more-877"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">4- Bir kişinin söylediği söze cevap vermeden önce bir an için durup bekleyin. Bu, kelimeleri yerli yerinde seçebilmeniz için size ekstra zaman sağlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">5- Tartışmanın, bir kişinin fikrini değiştirmek için en etkisiz yollardan biri olduğunu unutmayın; kazanmak için her zaman mücadele etmek zorunda değilsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">6- Başkalarının fikirlerine katılmadığınız zaman, ilk önce onların da istedikleri gibi düşünmeye hakları olduğunu kabul edin, daha sonra saygılı bir biçimde kendi fikirlerinizi sunun.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">7- İnsanları bir konuda ikna etmek istiyorsanız, karşılaştırmalardan ziyade soru sorma yöntemini uygulayın.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">8- Toksik insanlarla çatışmaktan uzak durun; onlarla birlikteyken sadece işinizi yapın.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">9- &#8220;Kedileri ve köpekleri&#8221; konuşmanızın dışında tutun; dogmatik ve sınıflandırıcı demeçleri en aza indirin.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">10- Daima pozitif yönleri vurgulayın; size en çok fayda sağlayarak geri dönecek olanlar bunlardır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/12/insanlarla-nasil-iliski-kurmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişiler ne zaman markalaşır, KOBİ’ler de ancak o zaman markalaşır.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/10/kisiler-ne-zaman-markalasir-kobi%e2%80%99ler-de-ancak-o-zaman-markalasir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/10/kisiler-ne-zaman-markalasir-kobi%e2%80%99ler-de-ancak-o-zaman-markalasir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 08:25:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analist]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[KOBİ]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Network]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[zaman planı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=786</guid>
		<description><![CDATA[Bir şirketi kim yönetir? İnsanlar. İnsanları ne, kim yönetir? Kişiliği, karakteri, zihni, kalbi, düşünce dünyası, tecrübeleri, eğitimi, vizyonu, cesareti, hedefleri v.s. Şirketler, ürünler nasıl markalaşır? Tabi ki bizim gibi “insan” denilen “gelişme ve gerileme” potansiyeli en yüksek varlıkların stratejileri ile. Peki KOBİ’ler hep neden şikayetçi olur? Vergilerden, enflasyondan, hammadde fiyatlarından v.s. Şimdi burada duralım ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir şirketi kim yönetir? İnsanlar. İnsanları ne, kim yönetir? Kişiliği, karakteri, zihni, kalbi, düşünce dünyası, tecrübeleri, eğitimi, vizyonu, cesareti, hedefleri v.s. Şirketler, ürünler nasıl markalaşır? Tabi ki bizim gibi <strong>“insan”</strong> denilen “gelişme ve gerileme” potansiyeli en yüksek varlıkların stratejileri ile. Peki KOBİ’ler hep neden şikayetçi olur? Vergilerden, enflasyondan, hammadde fiyatlarından v.s. Şimdi burada duralım ve bir kısır döngüyü dile getirelim.<span id="more-786"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Girişimci, esnaf, KOBİ, holding fark etmiyor, istisnalar dışında, genelde insan hataları ile batar. Hatta, üst üste yıllardır yığılan hatalarla. Örnek kısır döngü; finansal döngüsünü sağlama alamayan, borç içinde yüzen esnaf kardeş bu moral bozukluğu ile ne işine ne de müşterilerine konsantre olamaz, yeni, yaratıcı fikirler bulamaz ve batar. Suç, doğal olarak devlete ya da başka faktörlere atılır. Fakat, stratejisini yenileyen, tekrar uzun vadeli planlar yapan, yeni firkir ve uygulamalar peşinde olan girişimci sürekli adım atar ve bunlardan biri tuttuğu anda kısır döngü kırılmış olur. Aslında onun da sorunları aynıdır ama ümitsizliğe kapılarak, düşünce derinliklerinde boğulmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelin bu kısır döngüleri kırmak için şu soruları kendimize soralım. Tek başımıza çaresiz dahi olsak, bu maddelerden kaçını yapıyoruz bakalım. Hani esnaf, KOBİ gözüyle.</p>
<p style="text-align: justify;">1- Kriz kapıda göründü, durumlar kötü. Büyüme hedeflerinizi, stratejilerinizi, en sağlam müşterilerinizi nasıl kaybetmeyebileceğinizi gözden geçirdiniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">2- Tasarruf yaptığınızı zannediyorsunuz, hiç başkalarına sordunuz mu? Azami tasarruf tedbirlerinizi gözden geçirdiniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">3- Hep büyük işler yapmaya alıştınız. Küçük işler yaparak şirketinizi nasıl ayakta tutabileceğinizi düşündünüz mü?</p>
<p style="text-align: justify;">4- Hep aynı işi aynı şekilde devam ettirdiniz. Hiç yeni ürünler, yeni tasarımlar, küçük ama etkili çözümleri araştırdınız mı? Kaç tane yabancı kataloğu alarak ben de buna benzer ürünler üretebilirim, satabilirim diye  sordunuz. Çin’lilerin kopyalama yeteneği onlara mı özel sadece!</p>
<p style="text-align: justify;">5- Ne internette adınız var, ne kataloğunuz, ne de pratik insert ya da el ilanlarınız. Pazarlama-reklam maliyetinin mi sizi batıracağını zannediyorsunuz!</p>
<p style="text-align: justify;">6- Ne kadar kitap okuyor, kaç kişiden bir çeşit ücretsiz danışmanlık alıyorsunuz? Beyin fırtınası yaparak çevrenizle fikir alışverişi yapıyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">7- O kadar kişi ile tanıştınız, görüştünüz, iş yaptınız yıllarca. Bu sosyal networkü nasıl değerlendirdiniz? İletişim kanallarınızı ne kadar güçlü tuttunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">8- Şirketinizde her işi bir “proje” disiplini ile ele aldınız mı? İş planı nedir? İnsan kaynakları yönetimi konusunda destek aldığınız birileri var mı? Belki de gerek yok değil mi! İdari işler, personel v.s. hepsini bir arada halledersiniz zaten.</p>
<p style="text-align: justify;">9- Kişisel zaman planınız nasıl? Stresli durumlarda özel yaşam ve iş yaşamı dengesini tutturabiliyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">10- İş süreçlerinizi adım adım, saniye saniye <strong>“analist”</strong> gibi gözden geçirdiniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">11- Her hatanın şirketinize maliyetini fark ederek, o hatanın nedenlerini ve çözümlerini derinlemesine incelediniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">12- Çalışanlarınıza sadece patronluk mu yapıyorsunuz dedelerinizden kalma yöntemlerle. Liderlik ve koçluk kavramları size “kişisel gelişim” salatası gibi mi geliyor?</p>
<p style="text-align: justify;">13- Başarısızlığı, yenilgiyi, çaresizliği kabullenebildiniz mi? Yoksa cahil cesareti gibi ümitsiz hayaller mi kuruyorsunuz hala.</p>
<p style="text-align: justify;">14- Çalışanlarınızın, müşterilerinizin, ailenizin kısaca tüm çevrenizin gözünde kişisel olarak ne kadar markalaştınız? Ses tonunuz, vücut diliniz, düşünce sistematiğiniz, kriz yönetiminiz, koçluk becerileriniz, hedefleriniz, tutkularınız kısaca tüm davranışlarınızın kişisel marka duruşunuza katkısı ne?</p>
<p style="text-align: justify;">15- Ticaretin sadece işi dünyasında “para” ölçü birimleri ile yapıldığını mı zannediyorsunuz. Alış-veriş ve karlılık hesabını, formüllerini tüm yaşamınızda uygulamanız gerektiğini biliyor musunuz? Her hareketinizde bir ticaret yaptığınızı fark edebiliyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">Bazıları beni eleştiriyor, aynı şeyleri yazıyorsunuz diye. Ne yapayım, insanoğlu hep aynı şeyleri konuşuyor, aynı tavırları sergiliyor, aynı bahaneleri sunuyor da ondan. Ben de bu aynı şeyleri farklı yöntemlerle ifade ederek anlatmaya çalışıyorum. Ama hep işin merkezinde insan var, “siz” varsınız.</p>
<p style="text-align: justify;">İşi, piyasayı, devleti, vergiyi, iş ortaklarınızı v.s. her şeyi sorgulayabilirsiniz. Ama lütfen önce kendimizi sorgulayalım. Bir gün değil bir saniye sonra bile algılarınız ve davranışlarınız değişebilir. Bir günde dört değil, kırk dört mevsim dönüşümü yaşarsınız belki. Başka kişilerde, başka yerlerde kaybolmadan kendimizde kalırsak, ruhsal “beslenme kaynaklarımızı” kurutmazsak kendimizin farkında olmayı başarabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Son 3 aydır depomuzdaki tadilat nedeni ile bir çok KOBİ şirketi ile tanıştım, çalıştım. Gözlemlerimi yazmak istedim. Saygıdeğer KOBİ patronları, yöneticileri, yularıdaki maddelerde çok değil % 60 başarı sağlarsanız</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>K</strong></span>olay <strong><span style="color: #800000;">O</span></strong>lacak <strong><span style="color: #800000;">B</span></strong>u <strong><span style="color: #800000;">İ</span></strong>şler.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/10/kisiler-ne-zaman-markalasir-kobi%e2%80%99ler-de-ancak-o-zaman-markalasir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarzım sorunlu ise, kişisel markam da sorunludur.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/tarzim-sorunlu-ise-kisisel-markam-da-sorunludur/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/tarzim-sorunlu-ise-kisisel-markam-da-sorunludur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2009 21:06:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beden dili]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[dinlemek]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel duruş]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[niyet]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi dalgaları]]></category>
		<category><![CDATA[tarz]]></category>
		<category><![CDATA[tavır]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=726</guid>
		<description><![CDATA[Tarz, tavır, duruş, söyleyiş şekli ile ilgili eleştirel bir yazı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Davranışlarımızda görünen, algılanan ve yorumlanarak tepki verilen tarzdır, tavırdır, duruştur, gayrettir, niyettir. Kimse bizim zihnimizi, kalbimizi okuyamaz. Müneccim olmasını bekleyemeyiz insanlardan. Çevremize sunduğumuz imaj ne ise biz <strong>&#8220;O&#8221;</strong> yuz. Beden dilimiz, ifadelerimiz, bakışlarımız, kıyafetimiz v.s. Bilirsiniz bazı insanların güzelliği yüzüne yansır sanki. Bazı insanların yanında rahat, yakın hissederiz kendimizi. Ne bakışlarından, ne de sözlerinden bir anlam çıkarmaya çalışmayız. Saflık akar dört bir yanından o insanların. Biz de o saflıktan payımızı almaya çalışırız.<span id="more-726"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Gelin görün ki bu dünyaya direk kalacakmış gibi hırslar, ekmeğimizi çalacakmış gibi çelme takmalar, kıskançlık haset damarı ile hırlamalar, gurur akan damarlarımızın neredeyse patlayacak noktaya gelmesi. Tüm bunlar bu stres-kaygı-korku çağında kuşatmış her yanımızı. Bu kuşatmayı yarmak için, topa tutuyoruz çevremizi ve aslında kalbimizin en derinlerdeki en narin örgülerini, liflerini. Hep koşuyoruz, durmuyoruz, dinlenmiyoruz, dinlemiyoruz, anlamaya ve anlatmaya çalışmıyoruz derdimizi. Evde, işte, trafikte, çarşıda v.s. her yerde. Sonuç mu, tabi ki hüsran. Nasıl oluyormuş gelin bakalım;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Aşkım, ben seni çok seviyorum.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yapma ya. Nasıl oluyor o &#8220;sevmek&#8221; dediğin şey. Yoksa sadece yatak odasında mı? En son ne zaman mutafağa girdin ya da çocuğun dağınık odasını düzenledin? En son ne zaman aşkına bir sürpriz yaptın? En son ne zaman onun dünyasıyla ilgilendin ve sorunlarını dinledin? En son ne zaman evliliğin ya da birlikteliğin özgürlüğü kısıtlamak olmadığını davranışlarınla anlatmaya çalıştın? Eve geldiğinde asıl ve en önemli mesainin yeni başladığını ne zaman fark ettin? Evde yapılacak işlerin planına, iş yerindeki projen kadar önem verebildin mi?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Harika bir insanım, neden iş yerinde hep iletişim sorunu yaşıyorum ki!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Allah, Allah, demek harika bir insansın. O nedenle mi,</p>
<p style="text-align: justify;">- İnsanların yanından geçerken selam vermiyor, gülümsemiyor, hal-hatır sormuyorsun.</p>
<p style="text-align: justify;">- Telefonu açtığında insanlara ya alaycı, ya kızgın, ya da emredici bir tonda hitap ediyorsun.</p>
<p style="text-align: justify;">- Yazdığın e-postalarda emredici, sorgulayıcı, şirketin sahibi gibi tavırlar koyuyorsun.</p>
<p style="text-align: justify;">- Ağzındaki lafı eveleyip geveliyorsun ve bir türlü yaptığın hatayı kabullenmiyor, &#8220;kendimi bu konuda daha çok geliştirmeliyim&#8221; demiyorsun.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bir türlü dinlemiyorsun, anlamdan ahkam kesiyorsun.</p>
<p style="text-align: justify;">- Sürekli eleştiriyor, hiç takdir etmiyor, hiç mi hiç bilgi aktarmıyor ve yardım etmiyorsun.</p>
<p style="text-align: justify;">- Patronunun ya da diğer iş arkadaşlarının senin düşmanın olma ihtimali yüzde kaçtır? Gerçekten anlamayı ve ısrarla derdini aynı düşük tonda anlatmayı ve sadece işini çok iyi yapmayı denedin mi?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bir türlü sosyal olamıyorum, bu insanlar neden benimle arkadaşlık kurmuyor, hiç dostum yok!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yazık, yerinde olmak istemezdim. Sebepleri şunlar olabilir mi?</p>
<p style="text-align: justify;">- Çıkar amaçlı ilişki kurduğun gözlerinden anlaşılmış olabilir mi?</p>
<p style="text-align: justify;">- İlk iletişimi, ya da iletişimi devam ettirmeyi hep başkalarından bekliyor olmayasın!</p>
<p style="text-align: justify;">- Vefa kelimesi senin için ne anlam ifade ediyor?</p>
<p style="text-align: justify;">- Eğlenmeye gittiğinizde dahi iş konuşan “kolik” tiplerden olma ihtimalin nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">- Havalı, burnundan kıl aldırmayan, her şeyi bilirim edası senden bir şeyler götürmüş olmasın.</p>
<p style="text-align: justify;">- İnsanları gerektiğinde düşündürmeyi, gerektiğinde de güldürmeyi başarabiliyor musun?</p>
<p style="text-align: justify;">İşte tüm bunlar tarzdır, gayrettir, niyettir. Ve emin olun hemen fark edilir. Başaramayabilirsiniz, birinci olamayabilirsiniz ama çabalamak, ısrarla devam etmek en güzel ifade tarzıdır. &#8220;Dostların attığı gül bile incitir&#8221; derler. Varın gerisini siz düşünün. Bilinçli farkındalık ile sıfır noktasında durmayı ne kadar başarabiliyoruz ki! Bir çok kişi iletişime ya çok negatif ya da gereksiz pozitif noktalardan başlamıyor mu? Bilesiniz ki insanlar yalın, saf yaklaşımlar istiyorlar. Sizin sorunlarınız var da başkalarının yok mu? Sizin önceliklerinizle, değerlerinizle başkalarının bir olma ihtimali ne kadar olabilir ki!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>&#8220;Benim tarzım bu. Kişiliğim, karakterim, fıtratım böyle ne yapayım&#8221;</strong> </span>Pardon ama, savaşa davetiye çıkarmaktan başka bir şey değildir bu cümle. İş yerinde de, okulda da, evde de her yerde. Saygı kurallarını hiçe sayan, vicdan mekanizmasının çalışmadığı, sevgi dalgalarının yayılmadığı tüm iletişimler <strong><span style="color: #800000;">&#8220;çöp&#8221; </span></strong>tür arkadaşlar. Ve bu çöpler kişisel marka kaplarınızı siz fark etmeden iyice doldurur. Sonra atar atar bitiremezsiniz. Söylemedi demeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/tarzim-sorunlu-ise-kisisel-markam-da-sorunludur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden sosyal network, neden sosyal medya?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/neden-sosyal-network-neden-sosyal-medya/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/neden-sosyal-network-neden-sosyal-medya/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 13:59:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiyi paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[detay]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Frienfeed]]></category>
		<category><![CDATA[geek]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[internet proje]]></category>
		<category><![CDATA[iş bağlantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Linkedin]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[startup]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[task]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[web]]></category>
		<category><![CDATA[Xing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=573</guid>
		<description><![CDATA[En etkili projeler en çok ihtiyaç duyduğumuz konulardan çıkar. En çok ihtiyaç duyduğumuz konular da genelde bir çok insanın gözden kaçırdığı detaylardır. Başarı da detaylar da gizli olunca ortaya çıkan uygulamalar harikalar yaratır. Son beş yılda harikalar yaratan uygulamaların en dikkat çekici olanı da sosyal network ve medya uygulamaları diyebiliriz. Facebook sadece erkek/kız arkadaşı bulmak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">En etkili projeler en çok ihtiyaç duyduğumuz konulardan çıkar. En çok ihtiyaç duyduğumuz konular da genelde bir çok insanın gözden kaçırdığı detaylardır. Başarı da detaylar da gizli olunca ortaya çıkan uygulamalar harikalar yaratır. Son beş yılda harikalar yaratan uygulamaların en dikkat çekici olanı da sosyal network ve medya uygulamaları diyebiliriz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"><strong>Facebook</strong> sadece erkek/kız arkadaşı bulmak, <strong>Linked-in</strong> sadece iş bağlantısı kurmak, <strong>Xing </strong>sadece farklı insanlar tanımak için değildir. <strong>Twitter </strong>sadece şu anda ne yaptığını yazmak, <strong>Friendfeed</strong> de sadece bilgi paylaşmak için değildir. Bir çok insan yaşamda kaçırdıkları bir çok detayı buralarda bulabildiği için yüz milyonarca kişilik kayıtları hatta paralı abonelikleri olmuştur.<span id="more-573"></span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Gerçekten ihtiyaç mı, yoksa yapay şekilde pompalanan ihtiyaçlar mı? Bana göre yapay olanlar bir süre sonra batıyor zaten. Yani kimseyi daha fazla kandıramıyorlar. Bu zorunlu ve detay ihtiyaçları birkaç madde çerçevesinde toplayabiliriz;</span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"><span style="mso-list: Ignore">-<span style="font-size: xx-small; font-family: Times New Roman;"><span style="FONT: 7pt 'Times New Roman'">  </span></span></span></span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">İlişkide olduğumuz ve olmamız gereken insanları takip etmek istiyoruz. O kişiler hakkında sürekli güncellenen bilgilere ulaşmak ve sürekli bağlantıda kalmak istiyoruz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"><span style="mso-list: Ignore">-<span style="font-size: xx-small; font-family: Times New Roman;"><span style="FONT: 7pt 'Times New Roman'">   </span></span></span></span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Yaşadıklarımızı, bildiklerimizi, düşündüklerimizi paylaşmak istiyoruz. Bir çeşit <strong>&#8220;iz&#8221;</strong> bırakmak istiyoruz bir yerlere, insanlığa faydalı olsun diye.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"><span style="mso-list: Ignore">-<span style="font-size: xx-small; font-family: Times New Roman;"><span style="FONT: 7pt 'Times New Roman'">    </span></span></span></span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">İletişim bu derece hızlı olunca <strong>“an”</strong>lık ne yaptığımızı ve başkalarının da ne yaptığını merak ediyoruz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"><span style="mso-list: Ignore">-<span style="font-size: xx-small; font-family: Times New Roman;"><span style="FONT: 7pt 'Times New Roman'">  </span></span></span></span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Bloglar, yazılar, “podcast”ler, videolar, resimler, müzikler v.s. derken sosyal medyada kendimize özel bir şöhret alanı yaratmak istiyoruz.</span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Bu uygulamaların tümü bir yandan rahatlık sunsa da bir yandan da yaptırım uyguluyor aslında. Kilo-beslenme kontrolünden, kişisel finans planınızı yönetmeye varana kadar bir çok uygulama var. Sosyal networkler de bu şekilde. Çocukluk arkadaşınızdan, eski patronunuza varana kadar bir çok kişi sosyal ağınızda bulunur. Ve tanışmak istediğiniz bir çok kişiyi de bu gibi platformlarda bulabilirsiniz. Sonuçta; &#8220;hem olan, hem de olması gereken&#8221; bir network ortaya çıkar. En son ne zaman mesaj yazdığınızdan, hangi işi konuştuğunuza, karşılıklı ne fayda sağladığınıza varana kadar ölçmek zorunda kalırsınız. Bu doğal yaptırımın faydası, uzun vadede kişisel markalaşma olarak ortaya çıkacaktır.</span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Gelişen dünyada çok fazla bilgiye maruz kalmak, aşırı stres yükü ile başa çıkmaya çalışmak, sosyal trendlerin baskısını hissetmek insanlara bir çok detayı unutturabiliyor. Ve bu gibi web-mobil uygulamalar her yerde, her zaman yaşamı kontrol edebilme imkanını sunuyor. İlerleyen zamanlarda, büyük resmi daha rahat takip edebileceğimiz uygulamalar çıkacak. Düşündüğümüz şeylerden tüm davranışlarımıza kadar bir kontrol mekanizması olacak. Örneğin sosyal network anlamında daha niş uygulamalar;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"><span style="mso-list: Ignore">-<span style="font-size: xx-small; font-family: Times New Roman;"><span style="FONT: 7pt 'Times New Roman'">          </span></span></span></span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Akraba ve aile dostlarının üye olabilidiği özel networkler.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"><span style="mso-list: Ignore">-<span style="font-size: xx-small; font-family: Times New Roman;"><span style="FONT: 7pt 'Times New Roman'">          </span></span></span></span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Arkadaş, dost, iş arkadaşı, koç-mentor ilişkileri gibi kategorilerde oluşacak networkler.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"><span style="mso-list: Ignore">-<span style="font-size: xx-small; font-family: Times New Roman;"><span style="FONT: 7pt 'Times New Roman'">          </span></span></span></span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Hedefler, hobiler, tutkular çerçevesinde oluşacak networkler.</span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Düşündüklerimizi, gördüklerimizi, duyduklarımızı arşivleme ve paylaşma adına da daha özel uygulama örnekleri de şöyle olabilir;</span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Aklınıza gelen bir kelimeden yola çıkarak, bu kelimeyi yaşamınıza yansıtabilir ve takip edebilirsiniz. Örneğin <strong>bisiklet</strong>. Bisiklet ile ilgili bağlantılar açabilirsiniz. <strong>Kızım</strong>, kızım için doğum günü hediyesi, <strong>doğum günü</strong> için parti organizasyonu, <strong>organizasyonun</strong> tanıtım için reklam ajansı, bisiklet <strong>firmasını</strong> tanımak, firmadaki <strong>boş pozisyon</strong> için iş başvurusu, o firmada çalışan bir kişi ile samimi olmak ve <strong>networke</strong> eklemek v.s. bu zinciri istediğiniz kadar uzatabilir ve tüm bilgilerinizi, tasklarınızı, hedeflerinizi takip edebilirsiniz.</span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">&#8220;Bu kadar bilgiyi kim girecek, web-mobil ortamını bu kadar kim kullanacak&#8221; demeyin. İhtiyacı olan, iş ve özel yaşamını daha verimli hale getirmek isteyen, yaşamında marka olmak isteyen herkes kullanacak. Önemli olan ne kadar “fayda” amaçlı kullanıldığı olacak. Bu kadar bilgiyi devlet de kullanabilir, teröristler de, radikal gruplar da.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"><strong>&#8220;</strong></span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"><strong>Geek&#8221;</strong> değilim ama bir çok uygulamayı takip etmeye çalışıyorum. Gün geçtikçe daha çok kişinin ortak ihtiyaçlarına cevap verebilecek uygulamalar çıkıyor. Bir yandan &#8220;Google Notes&#8221; kapanıyor ama diğer yandan çok daha kullanışlı uygulamaların haberleri geliyor. Bir çok ihtiyacımı karşılamayan yığınla startup ve projeleri var. Ama hiç durmuyorlar ve çalışıyorlar biliyorum.</span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Yukarıda örneğini verdiğim &#8220;bir kelimeden yola çıkarak düşündüklerimizi kayıt altına alma ve takip etme&#8221; ile ilgili sorusu olanlar bana yazabilirler.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial">Saygılarımla.</span></span><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Arial"> </span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/neden-sosyal-network-neden-sosyal-medya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sessiz iletişim, düşünmektir</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/sessiz-iletisim-dusunmektir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/sessiz-iletisim-dusunmektir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 13:39:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analitik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[düşünmek]]></category>
		<category><![CDATA[geri bildirim]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[müneccim]]></category>
		<category><![CDATA[problem]]></category>
		<category><![CDATA[sessizlik]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam döngüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=544</guid>
		<description><![CDATA[İşin zor kısmı da bu ya. Hatta dayanılmaz sabır gerektiren aşaması. İnsan konuşurken bir yandan da düşünebilir mi? Evet, çok yönlü düşünme ve çıkarım yeteneği olanlar bu konuda başarılı olabilir. Farklı konulara dalmak ise o iletişimi yanlış yönlendirebilir. Sessiz kaldığımız halde düşünmüyorsak, bir şeyleri değerlendiremiyorsak bu da zamanı israf ettiğimizi gösterir. Bu da yaşamımızda kendi kendimize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000006067077xsmall.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-545" title="istock_000006067077xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000006067077xsmall-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>İşin zor kısmı da bu ya. Hatta dayanılmaz sabır gerektiren aşaması. İnsan konuşurken bir yandan da düşünebilir mi? Evet, çok yönlü düşünme ve çıkarım yeteneği olanlar bu konuda başarılı olabilir. Farklı konulara dalmak ise o iletişimi yanlış yönlendirebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sessiz kaldığımız halde düşünmüyorsak, bir şeyleri değerlendiremiyorsak bu da zamanı israf ettiğimizi gösterir. Bu da yaşamımızda kendi kendimize kaldığımız anlardaki fırsatları değerlendirememek olur. İş hayatındaki sorunlardan, özel yaşamdaki problemlere varana kadar çoğunda gereksiz diyaloglar olduğunu farkederiz. Hani<strong> &#8220;iletişim&#8221;</strong> her şeydir ya. Konuşalım da anlaşalım diye bir hırsla yola koyuluruz. Bir anda çözüm bulmaya çalışırız. Tüm sorunları daha da bir birine karıştırarak analitik düşünme yetisini kaybetmiş bir şekilde yanlış kararlar veririz. Hayatı akışına bıraksak, biraz düşünsek diyerek kendimize ve karşımızdakine analiz fırsatı vermeyiz.<span id="more-544"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Analiz kelimesi sadece iş dünyasındaki bilgi işlem projeleri için geçerli değildir. Aksine analitik düşünmek, çözümlemek hayatın vazgeçilmez prensibidir. Emin olun, bir bilgi işlem projesinin adımlarını hayatınızdaki problemlerin çözümü için uyguladığınızda çok güzel sonuçlar alırsınız. İşte sessiz kalmanın da en avantajlı yönü bu analizi daha doğru yapabilmektir. Yine iş hayatından örnek verirsek gelen sinri bozucu bir e-postaya hemen cevap vermeyin. Var ise çözümünü birebir görüşün anlayın, konuya ne kadar önem verdiğinizi gösterin. Ne uzun konuşun, ne de uzun yazın. Çünkü problemler uzun uzun konuşularak, yazılarak çözülmez. Çözüm yok ise bekleyin ve ilgili herkesi bekletin. Yani o sorun dünyasını küçük periyodlarla durdurun ve en başta kendi zihninizi, algınızı düzenleyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğru analiz ederek bin düşünüp bir karar vermek çok zor gelir insana. Özellikle de iletişimin ilgili tarafları “bak hala cevap vermedi, hala çözüm bulamadı“ modunda olur ve sizi çiğ çiğ yemeye hazırdır! Aman siz siz olun sessizlik için izin isteyin yaşamınızda. Yaşam döngü hızına göre düşünün ve acele etmeyin karar vermek için. Ve etrafınızda dönen dünyayı iyi gözlemleyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu anlattıklarım gerçekten de sessiz ortamlarda daha verimli olarak uygulanabilir. Örneğin, geceleri çalışmayı, okumayı, kendimi dinlemeyi severim. Tabi ki uyku da gereklidir. Zaten uykunun kendisi dahi derin bir sessizliktir. Bilinç altındaki bozulan yapı taşlarını yerlerine koymaya, düzenlemeye çalışır. Türlü, türlü rüyalar görürüz. Bilimsel olarak bir çok problemin uyuyarak çözüldüğü belirlenmiştir. En sağlıklı öğrenmenin de yoğun bilgi aktarımından sonra rahat bir uyku ile olduğu söylenir. Uykuda kimse ile iletişim kurmayız, aksine içimizdeki iletişim başlar ve bize bir şeyler sunmaya çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">Siz sustunuz, ya da sessiz kaldınız. Peki karşınızdakine bu mesajı doğru verdiniz mi? Müneccim miyiz ki karşımızdaki kişinin konuyu düşündüğünü, belki biraz zaman ihtiyacı olduğunu anlayalım! Bu geri bildirim önemli. Ama rica ederim bu geri bildirim olmasa dahi insanları iyi gözlemleyerek karar verme sürecinde hangi aşamada olduğunu biraz anlamaya çalışalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugünlerde iletişim adına kendimizi kandırdığımız konu şu; “bu kişinin iletişimi kötü, bu kişi ile yıldızım hiç barışmıyor” gibi cümleler. Olabilir, gerçekten doğru olabilir yanlış anlaşılmalar, iletişim kazaları. Önemli olan yangına körükle gitmemektir. Her iki tarafın yer değiştirerek durumu anlaması gerekir. Örneğin patronlar, patronluk yapmak ister. Onlara bu konuda izin vereceksiniz. Ki bazı aile şirketleri hepten patronluk yaparlar. Kurumsal değerler değil, iki dudak arasından çıkanlar her şeyin üzerindedir. Net cevaplar isterler, “ama” kelimesinden sonrasını dinlemek onlar için bir zayıflıktır, dayanamazlar. Halbuki gereksiz bahaneler hariç gerçek nedenleri dinlerlerse çok şey kazanacaklarını unuturlar. O nedenle maçı idare etmek bir tarafın sorumluluğuna kalır. İki taraf da katkıda bulunursa tadından yenmez ve sorunlar çözülür. En çetin patronlara karşı bile, işimi gerçekten çok iyi yaparak sessizlik stratejisini uygulamışımdır. Ve sonuç her ne kadar zorlu bir sabır gerektir se de iki tarafın da yararına olmuştur. <strong>“Taraf”</strong> kelimesini kullandığıma bakmayın. İletişimde <strong>“karşılıklı kazanç”</strong> esas amaç olmalıdır. Yani birimiz anlatmaya, birimiz de anlamaya çalışmalıyız. Her ikisindeki herhangi bir eksiklik her iki tarafı da zarara sokabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısaca, sessizliğin nedenini anlamak için müneccim olmaya gerek yoktur. Fakat gereksiz yere sessizlik tepkisini uzatanlara karşı da önleminizi zaten alırsınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Sessizliğe gömülmeyin, bu duruşunuzun önemini, anlamını farkettirin insanlara. Ve onlara da tavsiye edin bu düşünme, analiz etme, düşünceleri hesaba çekme aşamalarını. Sakın gaza gelmeyin, durun, bekleyin, düşünün ve karar verin. Hayat zaten çok kısa, sürekli konuşarak gelinen yanlış noktalar için pişman olmayın. Düşünmekle geçirdiğiniz sessizlik saniyelerini ya da günlerini kayıp saymayın. Tabi ki bu düşünce yolculuklarından kendinize, gerçek dünyaya  dönmeyi ihmal etmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/sessiz-iletisim-dusunmektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal ağınızın hamallığını yapmayın !</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/sosyal-aginizin-hamalligini-yapmayin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/sosyal-aginizin-hamalligini-yapmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 12:26:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[marka algısı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=456</guid>
		<description><![CDATA[Yeni tanıştığınız, katvizitini aldığınız ya da sadece mail, telefon, sosyal ağlarla irtibat kurduğunuz kişiler yaşamınızda ne kadar yer alıyor. İlişki dünyanızdaki her bireyin size olan katkısını ve sizin ona sağladığınız fayda değerini nasıl ölçüyorsunuz? İşte bazı kriterler; - Ne kadar tanıdınız, kendinizi ne kadar tanıttınız? Birlikte bir yemek yiyerek güzel bir sohbet ettiniz, ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/01/social_graph_vk-771063.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-457" title="social_graph_vk-771063" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/01/social_graph_vk-771063-300x249.gif" alt="" width="300" height="249" /></a>Yeni tanıştığınız, katvizitini aldığınız ya da sadece mail, telefon, <a href="http://www.markasizsiniz.com/2008/08/sosyal-medyada-kisisel-markaniz/" target="_blank">sosyal ağlarla</a> irtibat kurduğunuz kişiler yaşamınızda ne kadar yer alıyor. İlişki dünyanızdaki her bireyin size olan katkısını ve sizin ona sağladığınız fayda değerini nasıl ölçüyorsunuz? İşte bazı kriterler;<span id="more-456"></span></p>
<p style="text-align: justify;">- Ne kadar tanıdınız, kendinizi ne kadar tanıttınız? Birlikte bir yemek yiyerek güzel bir sohbet ettiniz, ya da birlikte hiç seyahat ettiniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">- Özel ya da iş yaşamınızda hangi kategoride? Arkadaş adayı, arkadaş, dost ya da sadece bağlantı mı, hangisi?</p>
<p style="text-align: justify;">- Ne kadar sıklıkta, hangi nedenle, hangi iletişim kanalları ile irtibat kurmanız gerekiyor, sizin için önem derecesi ne?</p>
<p style="text-align: justify;">- Ne fayda sundunuz, o size ne fayda sundu, beklentiniz var mı? Buradaki fayda, direkt çıkar ilişkisinden farklı, “katma değer” şeklindedir.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kişisel markanızı, başkalarına virütik şekilde yayabilecek pazarlama kapasitesi var mı?</p>
<p style="text-align: justify;">- O’na göre siz nesiniz, size göre O, ne ifade ediyor?</p>
<p style="text-align: justify;">- En son ne zaman, hangi kanalla irtibat kurdunuz?<br />
      o Telefon<br />
      o E-posta<br />
      o Sosyal ağ<br />
      o MSN, chat, Gtalk v.s.<br />
      o Yüz yüze</p>
<p style="text-align: justify;">- Sizde bıraktığı kişisel marka algısı, ölçüsü ne oldu? Aynı soru sizin için de geçerli.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kariyer ya da özel yaşamınızda size liderlik, mentorlük yapabilecek özelliklere sahip mi?</p>
<p style="text-align: justify;">- Bu kişi ile iletişim kurduğunuzda O da, siz de huzur buluyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">- İlişkiler ağınızda, önemli bir yer tutması gerektiğini düşünerek bu yönde hangi adımlar atıyorsunuz? O kişi de aynı şekilde mi düşünüyor?</p>
<p style="text-align: justify;">Diyeceksiniz ki, <strong>“bu kadar kasmaya ne gerek var, bu sorgulama ile ne arkadaş bulunur, ne dost, ne de lider”.</strong> Bu cümleye, <span style="color: #800000;"><strong>“hayır”</strong> </span>cevabını vermek zorundayım.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşamdaki her şeyin bir sebebi ve kuralı vardır. Siz bu kuralları uygulamıyor gibi görünürsünüz ama kişiliğiniz, karakteriniz, tecrübeniz, yaşama bakışınız v.s. tüm filtrelerle düşünce ve davranışlarınıza, kendi kurallarınız çerçevesinde yön verirsiniz aslında. Bir refleks hızı ve rahatlığı vardır o kadar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yanlış anlaşılmasın lütfen. İnsanları etiketlendirin, ayrım yapın, küçümseyin, takmayın demiyorum. Aksine sıfır noktasında durma ve saygı ile ile ilgili o kadar çok şey yazdım ki! Sadece “dikkat” diyorum. <strong>&#8220;Algılarınızı bozan, düşünce sistematiğinizi alt üst edecek her şeye, herkese dikkat edin&#8221;</strong> diyorum. Sosyal medyadaki ilişkiler ağınızı genişletirken kendiniz için çok uzun olmayan bir kriter listesi oluşturun. Göreceksiniz ki çok fazla eleme yapmak zorunda kalacaksınız. Yıllar sonra yaşamın hamallığını yaptığınızı farkederek bunu yapacağınıza, baştan yapmanız daha mantıklı değil mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Ben yaptım da, oradan biliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/sosyal-aginizin-hamalligini-yapmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hazırda olan&#8221; ın gücü</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/hazirda-olan-in-gucu/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/hazirda-olan-in-gucu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2008 11:47:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[akraba]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iş modeli]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[özür]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=381</guid>
		<description><![CDATA[Yaşam boyu elde ettiğiniz kazanımların yüzde otuzundan fazlasını kullanabiliyorsanız harika işler başarıyorsunuz demektir. Belki abarttım ama beynimizin de çok az bir kısmını kullanabildiğimizi biliyoruz değil mi! Üniversiteyi bitirdiniz, iş hayatına atıldınız, evlendiniz, çoluk çocuk sahibi de oldunuz diyelim. Aile, akraba haricinde o kadar çok kişi ile tanıştınız ki. O kadar çok kitap okudunuz, o kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam boyu elde ettiğiniz kazanımların yüzde otuzundan fazlasını kullanabiliyorsanız harika işler başarıyorsunuz demektir. Belki abarttım ama beynimizin de çok az bir kısmını kullanabildiğimizi biliyoruz değil mi!</p>
<p>Üniversiteyi bitirdiniz, iş hayatına atıldınız, evlendiniz, çoluk çocuk sahibi de oldunuz diyelim. Aile, akraba haricinde o kadar çok kişi ile tanıştınız ki. O kadar çok kitap okudunuz, o kadar çok başarı ve başarısızlıkla karşılaştınız ki.<span id="more-381"></span></p>
<p>Ve şimdi ofisinizde, evinizde bilgisayarınızın başında bu yazıyı okuyorsunuz. En kötü ihtimalle bir iki dost diyebileceğiniz, on kadar arkadaş diyebileceğiniz, ve bir şekilde sosyal kapsama alanınıza girmiş yüzlerce tanıdığınız insan var diyelim. Hayal kırıklıklarınız ve tabi ümitleriniz kulağınızda küpe gibi sallanıyor değil mi? Ne tarafa bakarsanız birini görüyorsunuz, karşılaştırıyorsunuz, ders alıyorsunuz. Şimdi sizden ricam, elinize kağıt kalemi alın ya da bilgisayarınızda bir doküman açın. Ve aşağıdaki listedeki her bir madde için kendinize not verin.</p>
<p><strong>1-</strong> Aileniz ve akrabalarınızdan en son kimlerle irtibat kurdunuz? Kimlere ne kadar vefasızlık yaptınız, kanınızdan, toprağınızdan insanlara en son neyi danıştınız ve onlara en son ne fayda sundunuz?</p>
<p><strong>2-</strong> Ailenizin olmadığı bir yerde yaşıyorsanız en zor zamanınızda yardımınıza koşacak, en özel sorunlarınızı dahi çekinmeden anlatabileceğiniz kaç dost edindiniz? Var olduğunu düşünüyorsanız siz onlara en son ne zaman dostluk sundunuz?</p>
<p><strong>3-</strong> Öncesini bırakalım, sadece 2008 yılı içinde kimlerle tanıştınız, onlardan ne öğrendiniz, iletişiminizi hangi kanallardan, ne kadar sıklıkla devam ettirdiniz?</p>
<p><strong>4-</strong> Çalıştığınız iş yerine bu yıl içinde ne katma değer sundunuz? Takdir edilmesini bir yana bırakın, performansınızdan öncelikle siz memnun kaldınız mı?</p>
<p><strong>5-</strong> Firmanızın iş modelini örnek alarak, ticaretin ne olduğunu daha iyi anlayarak girişimcilik planlarınıza ne kadar katkıda bulundunuz?</p>
<p><strong>6-</strong> Son bir yılda kendinizi hangi konularda geliştirdiniz? Özellikle yanlış algıladığınız konularda doğruyu bulma adına mesafe alabildiniz mi?</p>
<p><strong>7-</strong> Kaç kez özür dilediniz, yoksa “aman ne olacak ki” diyerek üstüne mi yattınız?</p>
<p><strong>8-</strong> Zamanınızı doğru yöneterek, öncelikleri doğru belirleyerek yaşamınızı hızlı, dinamik olsa dahi ne kadar sade, yalın bir hale getirebildiniz?</p>
<p><strong>9-</strong> İş yaşamınızda ve daha öncesinde kazandığınız tüm birikimleri kime, ne zaman, ne ölçüde sunabildiniz? Yoksa hep kendinize mi sakladınız?</p>
<p><strong>10-</strong> 2008 için hedefleriniz ne idi, ne kadarını gerçekleştirdiniz? 10 yıllık planınızda bu yıl yapılması gerekenleri tamamladınız mı?</p>
<p><strong>11-</strong> 1 Ocak 2008’de yazdığınız özgeçmiş ile 31 Aralık 2008 Cumartesi günü yazacağınız özgeçmiş arasındaki olumlu farklar alkışlanacak düzeyde mi, yoksa değişen bir şey yok mu?</p>
<p><strong>12-</strong> Yabancı diliniz vardı, ne kadar faydalandınız? Hitap yeteneğiniz süperdi, en son nerede konuştunuz? Yazdıklarınız bir çırpıda okunuyordu, en son nereye makale gönderdiniz? Sürekli, hızlı internet imkanınız vardı da sosyal medyada kişisel markanız için ne yaptınız? Yöneticisiniz, çalışanlarınıza koçluk yaparak örnek oldunuz mu? En son kime neyi öğrettiniz, entellektüel bilginizi ne kadar kullandınız?</p>
<p><strong>13-</strong> <span style="color: #800000;"><strong>“Gün günden zordur”</strong></span> sözüne inanarak elinizdeki fırsatları ne kadar değerlendirebildiniz?</p>
<p><strong>14-</strong> Sizi oyalayan iş ve kişilerden ne kadar uzaklaşabildiniz?</p>
<p><strong>15-</strong> Bu gibi yazıları o kadar çok okudunuz ki, ne kadarını not aldınız, ne kadarını başucu kitabı şeklinde süreli takip ettiniz?</p>
<p>Verdiğiniz puanları merak etmiyorum. Benim puanlarımı merak ediyorsanız, emin olun sınıfta kaldım. Sürekli öğreniyoruz ve anlamlar çıkararak harekete geçiyoruz. Düşünüyoruz, algılıyoruz ve ona göre şekilleniyoruz.<br />
Ama lütfen bir bakalım kendimize, odak noktamızdan çok uzaklardayız, olmayacak dualara amin diyoruz, şükretmiyoruz halimize, sabırla her bir cevherimizi değerlendirmeye çalışmıyoruz, kıskanıyoruz, özeniyoruz, heybemizdekilerin kıymetini hiç mi hiç bilmiyoruz.</p>
<p>Rahmetli babam <span style="color: #800000;"><strong>“hazırı gayba değişme oğlum”</strong> </span>derdi. Buradaki &#8220;gayb&#8221;, kayıp, yani olmayan anlamında.<br />
Siz hangisini tercih ediyor ve kovalıyorsunuz?</p>
<p>Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/hazirda-olan-in-gucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir &#8220;Çağrı Merkezi&#8221; hikayesi ve örnek bir iletişim</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/bir-cagri-merkezi-hikayesi-ve-ornek-bir-iletisim/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/bir-cagri-merkezi-hikayesi-ve-ornek-bir-iletisim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 11:44:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beden dili]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ses tonu]]></category>
		<category><![CDATA[ses yükseltme]]></category>
		<category><![CDATA[sorun çözme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[1997-1998 yılında, Türkiye’de bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda çağrı merkezi vardı. Ve bunlardan en ön plana çıkanı da Citibank idi. Çünkü dünya çapında ve yılların tecrbesi ile bu işi yapıyorlardı. Kredi kartı ve bankacılık işlemleri ile ilgili talepler, şikayetler bitmez bilirsiniz. Ve bazen çalışan sayısının yetişemeyeceği kadar çok telefon gelir. Artık sırada bekleyen müşterilerden dolayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1997-1998 yılında, Türkiye’de bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda çağrı merkezi vardı. Ve bunlardan en ön plana çıkanı da Citibank idi. Çünkü dünya çapında ve yılların tecrbesi ile bu işi yapıyorlardı. Kredi kartı ve bankacılık işlemleri ile ilgili talepler, şikayetler bitmez bilirsiniz. Ve bazen çalışan sayısının yetişemeyeceği kadar çok telefon gelir. Artık sırada bekleyen müşterilerden dolayı departman içinde alarm çalmaya başlar.<br />
Bakarsınız müdürler dahi çağrıları almaya ve işlem yapmaya başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine böyle yoğun günlerin birinde, ben bunalmış bir şekilde telefonlara yetişmeye çalışıyorum. Bir bayan sorununu anlatmaya çalışıyor ama nedense ben bir türlü yardımcı olacak şekilde anlamaya çalışmıyorum.<br />
Benim gibi sakin bir insan bile stresten kopmuş durumda yani öyle düşünün. Bayan sesini yükseltiyor, ben de yükseltiyorum. Hangimiz daha önce bağırmaya başladı hatırlamıyorum valla <img src='http://www.markasizsiniz.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ve telefon konuşması bir anda kavga gibi devam ediyor. Düzgün ve anlaşılır konuşan hanımefendi ne dedi biliyor musunuz, <strong><span style="color: #800000;">“Murat bey, ikimiz de sesimizi yükselttik, bu durumda problemimizi çözebileceğimizi hiç sanmıyorum, beni lütfen çağrı havuzuna yönlendirebilir misiniz, başka bir arkadaşınız ile görüşsem&#8221;.</span></strong> Ben tabi şok bir şekilde, saniyeler ama saatler süren bir düşünce derinliğine inerek, <span style="color: #800000;"><strong>“tabi ki efendim, benim için de aynı şey geçerli, iyi günler&#8221;</strong> </span>diyerek havuza aktardım. Sonrasında takip edemedim ama kesinlikle çözlmüştür. Ha bende kalsa çözülmez miydi? Evet, yine çözülrdü ama biraz sinirleri zorlardık.</p>
<p style="text-align: justify;">O günden bu yana ses tonu yüksek her iletişimden korkarım, <strong><span style="color: #3366ff;">“aman dikkat”</span></strong> diyerek içimden dualar etmeye başlarım. Gerçekten bağırdığım zamanlar olmuştur ama o mesele de ancak o ses tonu ile çözülmüştür yani. Onu da atlamayalım. İletişimde duruş, bakış ve ses tonu o kadar önemli ki. Başka hikayelerim de olacak bu konularda. Örnek olabilmesi dileğiyle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/bir-cagri-merkezi-hikayesi-ve-ornek-bir-iletisim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşini, şirketini, patronunu sevmeyenler için 10 madde</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/10/isini-sirketini-patronunu-sevmeyenler-icin-10-madde/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/10/isini-sirketini-patronunu-sevmeyenler-icin-10-madde/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2008 13:53:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iş arama]]></category>
		<category><![CDATA[İş Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[patron]]></category>
		<category><![CDATA[Şirket]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1036</guid>
		<description><![CDATA[1- Hala neden orada olduğunuza karar verin. Geçici olarak mı, yeni tecrübeler için mi, maaş için mi? Hangi nedenle olursa olsun öncelikle bu nedeni kabullenin. Büyük ihtimalle çıkarınız var demektir. “Çaresizlikten” diyebilirsiniz ama çare bulana kadar orada çalışmak ta bir stratejidir, geçerli bir nedendir.2- Tecrübenizi, birikiminizi, zekanızı, iş bitiriciliğinizi v.s. her ne güçlü yanınız var [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana;"><br />
<strong><span style="color: #cc0000;">1-</span></strong> Hala neden orada olduğunuza karar verin. Geçici olarak mı, yeni tecrübeler için mi, maaş için mi? Hangi nedenle olursa olsun öncelikle bu nedeni kabullenin. Büyük ihtimalle çıkarınız var demektir. <span style="color: #3366ff;"><strong>“Çaresizlikten”</strong></span> diyebilirsiniz ama çare bulana kadar orada çalışmak ta bir stratejidir, geçerli bir nedendir.<strong><span style="color: #cc0000;">2-</span></strong> Tecrübenizi, birikiminizi, zekanızı, iş bitiriciliğinizi v.s. her ne güçlü yanınız var ise bu iş için kullanın. Sakın sonraya, başka işe, başka göreve, geleceğe saklamayın. Ertelemeyin.<span id="more-63"></span></span><br />
<span style="font-family: verdana;"><br />
<span style="font-family: verdana;"><strong><span style="color: #cc0000;">3-</span></strong> Alt, orta, üst her hangi bir şekilde yönetici statüsünde iseniz giyiminize, durşunuza, konuşmanıza tüm tavırlarınıza daha bir özen gösterin. İlk kez yöneticilik yapıyorsanız deneyim adına çok şey kazanmaya bakın.</span><br />
<span style="font-family: verdana;"><strong><span style="color: #cc0000;">4-</span></strong> Yaptığınız işi sevmiyor olsanız dahi inceliklerini, önemli noktalarını çok iyi öğrenin ve uygulayın. Daha da geliştirin.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">5-</span></strong> Üstleriniz ile hiç anlaşamıyorsanız, anlaşmaya da çalışmayın. Sürekli savaş değil, barış, uzlaşma stratejileri üretin. Bu konuda beyin fırtınası yapın. Hiçbir şey yapamıyorsanız, onlara hak verin, yani <strong><span style="color: #3366ff;">“EVET, TAMAM”</span></strong> deyin, geçin.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">6-</span></strong> Başkasının işine karışmayın ama yeri ve zamanı geldiğinde öyle öneriler sunun ki yönetim şaşırsın kalsın.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">7-</span></strong> Çok samimi olmaya gerek yok ama herkese açık olun, muhabbet edin, küçüklere tavsiyelerde bulunun, büyüklerden nasihat alın.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>8-</strong></span><br />
<span style="color: #000000;"> Biliyorum çok mutsuzsunuz ama kendi ruh haliniz için gülümseyin, yani kimseye durumunuzu çaktırmayın. Zaten yardım etmez, size daha da sorun transfer ederler.<strong><span style="color: #cc0000;">9-</span></strong> Sevmiyorsanız, boş zamanlarınızı değerlendirin. Networkünüzü harekete geçirin, kendinizi daha iyi tanıtın, araştırmaya ağırlık verin.</span><br />
<span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #cc0000;">10-</span></strong> Entellektüel bilgi ve paylaşım adına gerçek seviyenizi herkese yansıtın.<br />
<span style="font-family: verdana;"><span style="color: #000000;">Şimdi diyeceksiniz ki <strong><span style="color: #3366ff;">“insan bu kadar şeyi yapsa, oradan ayrılmayı düşünmez ki”</span></strong> diye. Mantıklı ise ne gereği var, zaten kriz zamanlarındayız. Aslında bu maddelerle gelmek istediğim nokta şu;</span></span><br />
<span style="font-family: verdana;"><span style="color: #000000;"> </p>
<p></span></span></span><br />
<span style="font-family: verdana;"> </span><br />
<span style="font-family: verdana;"> </p>
<p></span> </p>
<p></span></span></p>
<p> <br />
<span style="font-family: verdana;"><span style="color: #000000;">Yaşamınızı zehir etmeden, kariyerinizde bulunduğunuz basamak her ne olursa olun onu çok iyi değerlendirin. İşinizi çok iyi öğrenin ve uygulayın. Bu başarı zaten kısa zamanda sizi çok iyi noktalara taşıyacaktır. İster aynı firmada, ister başka yerlerde. Sabırsız olmayın, bunları uygulayın, uygulayın.<span style="font-family: verdana;"><span style="color: #000000;"><span style="font-size:85%;"><strong><span style="color: #cc0000;">NOT:</span> </strong></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: verdana;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: verdana;"><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 85%; color: #3366ff;"><strong>Gerçek yaşam hikayesinden çıkarılmıştır.</strong></span><br />
<span style="font-family: verdana;"><span style="font-size: 85%; color: #3366ff;"><strong>Gerçek yaşam hikayesinden çıkarılmıştır.</strong></span></span><br />
</span></span></span><span style="font-family: verdana;"> </p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/10/isini-sirketini-patronunu-sevmeyenler-icin-10-madde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İletişim Kültürümüz</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/iletisim-kulturumuz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/iletisim-kulturumuz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 14:20:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[beden dili]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[marj]]></category>
		<category><![CDATA[uzlaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=999</guid>
		<description><![CDATA[Hayatımızı baştan sona etkileyen faktör diyebiliriz buna. Tek başımıza yaşayamayacağımız için bizim dışımızdaki her varlıkla iletişim kurmak zorundayız. Ticari marka pazarlama hareketleri de “iletişim” faaliyetleri olarak adlandırılır. Hatta her firmanın kurumsal iletişim departmanı vardır. Duyurular standart yapılır, krizler ustalıkla yönetilir. Şirketin imajını zedeleyecek hiçbir harekete izin verilmez. Burada marka olarak kendimizi ele aldığımızda tüm iletişim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp2.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SHIrbKnSscI/AAAAAAAAADA/hYF4Q_ncRD0/s1600-h/communication.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5220282663781446082" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" src="http://bp2.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SHIrbKnSscI/AAAAAAAAADA/hYF4Q_ncRD0/s320/communication.jpg" border="0" alt="" /></a><span style="font-family: verdana;">Hayatımızı baştan sona etkileyen faktör diyebiliriz buna. Tek başımıza yaşayamayacağımız için bizim dışımızdaki her varlıkla iletişim kurmak zorundayız. Ticari marka pazarlama hareketleri de <span style="color: #3366ff;"><strong>“iletişim”</strong></span> faaliyetleri olarak adlandırılır. Hatta her firmanın kurumsal iletişim departmanı vardır. Duyurular standart yapılır, krizler ustalıkla yönetilir. Şirketin imajını zedeleyecek hiçbir harekete izin verilmez.<br />
</span></p>
<div><span style="font-family: verdana;">Burada marka olarak kendimizi ele aldığımızda tüm iletişim sürecini bizim yönetmemiz gerekiyor. Olmazsa olmaz nezaket kuralları bu kitabı okuyan bir insan için basit olmalıdır zaten. Selam vermek, centilmen olmak, yardım etmek, başkasının sorunlarına yardım etmek v.s. Kişisel marka iletişimimizde bizi yücelten ya da düşüren noktalara bir göz atalım.<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;"><span style="color: #3366ff;"><strong><em>- Bakış, duruş</em></strong></span></span></div>
<p>“Cool”, “karizmatik” gibi kelimeler kullanırız beğendiğimiz, saygı duyduğumuz insanlarla ilgili. Bu kelimelerin anlamını sorsalar bize anlatamayız eminim. Ben de burada bu kelimelerin anlamını vermeye çalışmayacağım zaten. Ama anladığınız sonuç bu kelimelerden daha fazla yardımcı olacak umarım.</p>
<div><span style="font-family: verdana;">Doğuştan gelen fiziksel özellikler kesinlikle iletişimdeki başarımızı da etkilidir. Fakat kesin başarıyı getirmez. Bakış, içimizi yansıtır. Meraklı bakış, kızgın bakış, burnu büyük bakış, korkak bakış v.s. “Gözlerinin içi gülüyor” deriz ya işte bu cümle de markamızı tanımlayan öğelerden biri olur.</span></div>
<p>Yeni tanıştığımız insanlara karşı ilk bakışımız çok önemli. İstekli, iletişime açık, anlaşılır ifadelerle dolu, güler yüzlü bir göz ifadesi gerekiyor en başta. Sonraki dakikalarda soru cevap ve muhabbet faslı ile göz tepkileri ortaya çıkıyor.<br />
Örneğin gözlerini kaçırarak sizinle konuşan isanların büyük kısmı ile iletişimde başarısız olursunuz. Ya da siz konuşurken gözü başka yerlerde olan bir insanla da aynı durum geçerlidir.</p>
<div><span style="font-family: verdana;">Gözlerden sonra yüzümüzde oluşan mimik ifadeleri ve kaslar iletişimi nasıl devam ettirdiğimizi gösterir.Sakın bunları küçümsemeyelim, alnımızdaki kırışıklıklar dahi ne kadar stresli bir hayat geçirdiğimizi gösteriyor araştırmalara göre. Bana göre göz ve yüzdeki ifade vücudun tümündeki iletişim duruşumuzu büyük ölçüde etkiler. Tabi ki giydiğimiz kıyafet ve vücut dili de etkili olacak. Eliniz cepte ya da kollarınızı bağalayarak konuşmanız ya da parmaklarınızla oynayarak utangaç, bir şeyi saklamak istercesine duruşunuz karşınızdaki kişi önemlidir.</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Burada anlattığım her konunun kendi çapında özel dehaları vardır, eğitimler vermektedirler ve kitaplar yazılmaktadır. Önemli olan belli bir yaşa gelmiş kişisel markanızın eksik yönlerini fark etmeniz ve o konulara yönelmenizdir. Bu konu bir insan için en acıklı iletişim konusu diyebiliriz. Çünkü ilk bakıştaki 30 saniye dendiğine göre daha konuşmadan, derdinizi anlatmadan hakkınızda büyük ihtimalle önyargılı bir karar veriliyor.</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Yapılacak olan şu; sıfıra yakın bir yüz ifadesi. Ne çok istekli, ne çok atılgan, ne çok samimi, ne çok uzak. Amaç karşınızdaki kişiye kötüye yorumlayacağı bir done vermemek. Buna biraz korkaklık, anlamsızlık gibi bakabilirsiniz fakat emin olun her insan yeni tanıştığı her kişiye önce şüpheli yaklaşır.</span></div>
<p>Türk insanı sıcak kanlıdır, dokunma refleksi ile sürekli samimiyet ve güven vermek ister. Halbuki bu duruş, iş hayatında -esnaf jargonu- hariç pek de başarı getirmez. Sıfıra yakın duruştan ve bir kaç cümle konuştuktan sonra asıl iletişim başlar.<br />
İş görüşmelerinde, satış randevularında bu adımlar hayati önem taşıyor. Fakat tüm bu anlattıklarımızı kapsayan bir durum var. O da rahat, sakin ve emin olmak. Durumu abartmadan basit olmak ve algıyı daha sonra yönlendirmek gerek.</p>
<div><span style="font-family: verdana;">İletişiminizi asla karşı tarafın algı yönetimine kurban etmeyin. Bir sorun olduğunda önce durun, karşınızdaki kişiyi de durdurun ve konuyu en baştan tekrar ele alın ve tabi ki kendinizi koruyun. Aceleci bir yapıdaki kişi ile bir işi hemen halletmeyin bırakın kalsın, kendinize iletişimi ölçme süresi verin. Markanızı yerlerde süründürebilir hiç ummadığınız kişiler. Pozitif ve negatif hiçbir davranışta bulunmadan sıfır noktasında iletişime başlamak basitlik ve duruluk açısından önemli. Bu duruşa kişisel iletişiminizin temeli de diyebiliriz.</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;"><strong><em><span style="color: #3366ff;">- Ses tonu, diksiyon</span></em></strong></span></div>
<p>Doğuştan gelen bir özellik. Herkesin sesi güzel olmayabilir. Burada bahsedeceğimiz ses tonunu, vurgusunu doğru şekilde ayarlamak. Diksiyon güzelliği ise belki çok kitap okuma, güzel Türkçe’yi çok dinleme, insanlara daha çok hitap etme gibi çalışmalarla elde edilebilir.</p>
<p>Doğru ve net anlaşılmak için bu iki faktör çok etkili. Kısık sesle konuşmak, harfleri heceleri yutmak ya da yuvarlamak gibi hatalar markamıza zarar verir. İnsanlar doğru ve diksiyonu güzel bir şekilde konuştuğu halde yanlış anlaşılabiliyor. Bir de tersini düşünün, bu şekilde nasıl sorun çözebilir, iş ve kişi takip edebilir. Stres ve heyecanın etkisi ile cümlelerin sonu gelmez bazen ya da hiçbir cümle çıkmaz ağzımızdan. Bu aşamada küçük nefes kontrolleri zihnimizi ve fiziki özelliklerimizi açar, bizi tutukluluktan kurtarır.</p>
<div><span style="font-family: verdana;">Cümlelerdeki tonlamayı sürekli tanımlıyoruz ve iletişimi ona göre devam ettiriyoruz. Alaycı, baskın gelme, istekli, emredici, hafife alıcı v.s. Sonra uğraşmaya başlıyoruz algıyı düzeltmek için. Müthiş zaman ve enerji kaybı markalaşmak isteyen bir insan açısından.</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">İki kelime konuşamayan insanlardan olmak bence büyük bir zaaftır. Hani bazılarının konuşma, bazılarının yazma kabiliyeti yüksek olur fakat bazıları da hiç konuşmaz. Ortalama güzellik noktasını yakalamak gerekiyor. </span></div>
<div><span style="font-family: verdana;"><strong><em><span style="color: #3366ff;">- Telefon, e-posta<br />
</span></em></strong><br />
Sesler, renkler, kokular ve ifadeler toplumları yönetebilir, sevk edebilir. Hiç tanımadığınız bir kişiyle çok büyük bir sorunu telefonda ya da elektronik posta ile çözebilirsiniz. Ve kendinizi çok iyi ifade edebilirsiniz.</span></div>
<p>Daha önce bahsettiğimiz şekilde telefonda ilk kullandığınız kelimedeki vurgu ile başlıyor her şey. Alo, merhaba, buyurun, efendim gibi. Bu vurgu iletişimin temelini oluşturuyor. Kızgın mısınız, çözüm odaklı mısınız, nazik misiniz, dinleme ya da zorla dinletme odaklı mısınız gibi algılar anında karşınızdaki kişide oluşuyor.</p>
<div><span style="font-fa: verdana;">Örneğin iş hayatımızda sürekli telefon trafiğindeyiz. “Merhaba, nasılsınız” diye soran birine teşekkür ederek “siz nasılsınız” diye sormamız emin olun o işi batırmaz ve sizin zamanınızı öldürmez. Karşınızdaki kişiye müdahele etmeden onu dinleme ve anlamaya çalışmak bir problemin çözümünü daha kısa ve pratik şekilde yapabilmek için çok faydalı. O kadar çok yanlış anlaşılmadan kaynaklanan daha büyük sorunlarla karşılaşıyoruz ki. </span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Çok kısa bir telefon konuşmasında hızlı analiz gerekiyor. Bilmiyorsak, bilmiyorum diyebilmeliyiz. Hayır dememiz gerekiyorsa uygun bir dille bunu ifade etmeliyiz. Ve her konuşulan önemli konuyu not ederek karşımızdaki kişiye tekrar tekrar sormamalıyız aynı şeyleri. Çağrı merkezlerinde her çalışanın masasına bir ayna konur. Konuşurken takındığı yüz ifadesini görmesi ve sanki yüz yüze konuşuyormuş gibi mimiklerini ayarlaması içindir. Yine de ön planda olan ses tonu ve ifade tarzınızdır.</span></div>
<p>Büyük bir yabancı bankanın çağrı merkezinde çalıştım profesyonel iş yaşamımın ilk yılında. O kadar çok şey gördüm ve öğrendim ki iletişime dair. Çok yoğun telefon gelen günlerden birinde, müşteri sorunlarından bunalmışken ve sırada bekleyen onlarca müşteri varken bir hanımefendi ile konuşmaya başladık. O bana kredi kartı ile ilgili bir sorununu anlatıyordu, ben de çözmeye çalışıyordum. Fakat hem onun hem benim ses tonum stres yayarcasına yükselmeye başlamıştı. Müşteri şöyle dedi <span style="color: #3366ff;">“ Murat bey, ikmiz de sesimizi yükselttik. Bu durumda sorunumuzu asla çözemeyiz. Beni çağrı merkezi telefon havuzuna atarak başka bir arkadaşınıza yönlendirebilir misiniz”</span> dedi. Birkaç saniye durdum ve <span style="color: #3366ff;">“doğru söylüyorsunuz”</span> diyerek yönlendirdim. Takip ettim, gerçekten sorunu başka bir arkadaş çözdü. Ben de kalsa belki yine çözülürdü ama kavgalı bir şekilde, müşteriyi memnuniyetsiz bırakarak çözülürdü.</p>
<div><span style="font-family: verdana;">Herkesin anlayabileceği dilden konuşmak kısa ve net cümleler kurmak da iletişimi kolaylaştırır. Havalı, uzun cümleler işi daha da karmaşık hale getirebilir.<br />
Bu iletişim trafiğinde de her iki taraf kontrolü elde tutmaya çalışır. Siz rahat olun, aklınıza takılan her şeyi sorun ve nasıl bir çözüm gerektiğini ifade edin. Çok aceleci bir insan size “yavaş” diyebilir. Bırakın desinler. Yoksa çözüm için üç beş katı zaman harcayabilirsiniz birlikte.</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Tabi ki her telefonda sorun çözmüyoruz fakat bir hal hatır sorma telefonunda dahi bir amaç ve bir iş var. E-posta trafiğinde de her kullandığımız cümledeki hitap şekli karşımızdaki kişiyi etkiliyor. Örneğin hem telefon hem de e-posta sonunda iyi çalışmalar, ya da görüşmek üzere, selamlar gibi ifadeleri kullanmayanlardan insan nasıl bir hassasiyet bekleyebilir ki.</span></div>
<p>E-postadaki cümlelerinizin de konuşmadan bir farkı yoktur aslında. Bağırabilirsiniz, kırıcı olabilirsiniz, bilgi verici ya da takdir edici olabilirsiniz. Sizin iradeniz altında oluşan algılar var aslında.</p>
<div><span style="font-family: verdana;"><strong><em><span style="color: #3366ff;">- Problem mi, çözüm mü? İletişimde analizin gücü.</span></em></strong></span></div>
<p>Değişik yazılarda, düşüncelerimizin davranışlarımızı nasıl şekillendirdiğini anlatmıştık. İletişimdeki bir problemi çözüm odaklı düşünmek kesinlikle bize farklı kapılar açacaktır. Daha da önemlisi düşünmeye başlamadan önce sorunun analizini yapmak bu hayatta herkese nasip olmaz. Eee marka olmak da herkese nasip olmuyor ya.</p>
<div><span style="font-family: verdana;">İş hayatında kısaca analiz nasıl olur? Analitik düşünme, bir konunun analizini yapabilmektir. Analiz ise işin tamamına, tüm hikayesine hakim olmayı gerektirir. Bu düşünme sistematiği yavaş yavaş ve adım adım ilerlemek demektir. Örneğin bir analiz çıkarırken gerekli adımlara kısaca bakalım;</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">- Problemin tanımı<br />
- Büyük resim (tüm süreç) içerisinde bulunması gereken sorunlu adımlar hangileri?<br />
- Çözüm için hedeflenen ne?<br />
- Çözüm yolu için gerekli parametreler, değerler, kişiler<br />
- Araştırma, soru-cevap, bilgilenme süreci<br />
- Çözüm kararını mümkün ise en az bir kişiye (çalışan, patron fark etmez işe hakim olması yeterli) danışarak verme<br />
- Çözümü planlama<br />
- Çözüm bekleyenlere, sorunla ilgisi olan herkese geri bildirim.<br />
- Ve sonuç</span></div>
<p>En kullanışlı çözümler en basit olanlardır. Uzun süreç ve işlem gerektiren çözümler iş verimsizliğine yol açar.</p>
<p>Bazı toplumlar belki genetik özellikler, belki de eğitimle, yaşam şartları ile bağlantılı olarak hayata bakış açıları çok farklı. Bazı toplumlar ve kişiler olumsuz düşünmenin büyüsüne kapılmış sanki. Ve bu durumdan ruhlarını besliyorlar, tatmin oluyorlar. Israrla bardağın boş tarafına odaklanarak hayatını şikayet üzerine bina etmiş kişiler bunlar.</p>
<div><span style="font-family: verdana;">Örneğin sıfır hata ya da sıfır problem diye bir şey yoktur. Öyle olsa idi bu dünyanın ve insaların, kainatın olmaması gerekirdi. Çünkü yaratılış, insanların hataya açık bırakıldığı bir alan olarak bırakılmıştır. Önemli olan hataları listelemek ve en aza indirmek, bir daha tekrarlamamak için iş süreçlerini gözden geçirmektir. Bu konuda performans ve hedef kriterleri konulabilir.</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Olumlu düşünmenin gücünü hissedin, ilaç gibidir. Etrafınıza pozitif enerji yayarsınız. Negatif enerjiyi mümkün olduğunca yakın yerinize yaklaştırmayın.<br />
Problemlere insan faktörünü, ilgili kişinin markalaşma sürecini dikkate alarak yaklaşın. Ve süre verin, marj gösterin. <strong><span style="color: #990000;">&#8220;</span><span style="color: #cc0000;">Birileri size marj verdiği için bu noktaya gelmişsinizidir. Anneniz, babanız, öğretmeniniz, müdürünüz.&#8221;</span></strong> Fakat asla suistimal ettirmeyin olayları ve sonuçlarını sürekli değerlendirerek takip edin.</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Yaşadığımız sürece herkesle anlaşmak zorunda değiliz. Bu iş hayatında daha da belirginleşir. Hiç bir şekilde karşılıklı hakarete girmeden ne pozitif ne negatif sadece <strong><span style="color: #3366ff;">“nötr“</span></strong> pozisyon alınabilir. Nötr durmak ve sadece işini yapmak ve onunla değil de başkaları ile samimi olabilmek emin olun o kişiye çok şey anlatır. Ama bir konudan daha emin olun ki genelde anlar ve değişmezler. O kişileri iyi seyredin, görürsünüz ki iş hayatında pek de başarılı olamazlar. </span></div>
<div><strong><em><span style="color: #3366ff; font-family: verdana;">- Uzlaşma</span></em></strong></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Uluslar arası ilişkilerde üzerinde en çok konuşulan kavramlardan biridir. Kişiler ve kurumlar arası iletişim için de geçerlidir. Bu dünyanın sahibi hiçbir zaman tek bir kişi, bir grup ya da bir millet olmayacağına göre ve birlikte yaşama zorunluluğu olduğu sürece “uzlaşmak” büyük bir zorunluluktur. Güçlü taraf bunu es geçebilir fakat günlerin ne getireceği belli olmaz. Bir gün herkesin uzlaşmaya ihtiyacı olabilir. </span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Konulara, sorunlara sürekli kendi açısından bakan bir insan çevresinde marka olamaz. Olsa olsa benc<br />
il ve gururlu olur. Uzlaşmak, yenilgiyi ya da haksızlığı kabul etmek değildir. Aksine, ileriye dönük akıllıca bir harekettir.</span></div>
<div><strong><em><span style="color: #3366ff; font-family: verdana;">- Hoşgörü, farklılıklara saygı</span></em></strong></div>
<div><span style="font-family: verdana;">DNA’lar farklı, eğitim farklı, her şey farklı. Örneğin kadın ve erkeğin yaratılıştan gelen düşünme sistematiği bile farklı. Herkesi sevmeyebilirsiniz ama anlamak, saygı duymak, anlaşmak zorunda kalırsınız.</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Sabrın sınırını zorlayan durumlarda dahi saygınlığı kaybetmeden karşınızdaki kişinin durumunu da göz önüne alarak davranmalısınız. Saldırgan ve ben bilirim diyen kişilerin marka değerini ölçemezsiniz bile. Çünkü yoktur öyle bir değer.<br />
Başarılı ve uzun süre hüküm süren tüm milletler, topraklarında barındırdıkları toplumlara, dinlere, değerlere saygı göstermiş ve belli kurallara bağlanmışlardır. Özgürlüğünü sınırlamaya çalıştığınız bir kişi ile asla iletişime geçemessiniz. Aksine nötr de kalınamaz ve savaş çıkar. </span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Farklılığın güzelliğini görmek ve ders almak gerekir. Örneğin iş dünyasında ortaya çıkan farklı fikirler bize bakış açılarını ve bilinç sistmelerini öğretir. Düşünme ve çözümleme yeteneğimizi artırır. </span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">İnsan, iklimler, mevsimler gibi değişen farklı özellikleri olan bir yapıya sahip. Gün içinde, hatta saniye farkı ile davranışlarımız bir birini tutmayabiliyor. Bir de doğru iletişimden bahsediyoruz. Dinamik ve esnek olmak gerek. Sakin, aralarda derin nefesler alarak cümleler kurmak gerek. Sessizliğin de bir iletişm olduğunu unutmamak gerek.</span></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Bırakın <strong><span style="color: #3366ff;">“yönetilebilir” </span></strong>olduğunuzu düşünsünler. Zaten her zaman yöneten olamazasınız, olmamalısınız da. Bir süre bu duruma sabretmek size ne kaybettirir ki!</span></div>
<p>İletişim kültürü adına burada yazılanların hepsini yapabilmek çok zordur, doğru. Ama yapmaya çalışmak bile insanlar arasında sevilmenize neden olur. Mümkünse yavaş konuşun, az konuşun ama çok iş yapın, güler yüzlü olun, dik durun kendinize güvenin, kötü kişilerin elinde markanızı oyuncak yapmayın. Kişisel markanıza o kadar çok ihtiyacınız var ki cebinizdeki metelik olmasa dahi potansiyel zenginliğin gücünü korumuş olursunuz. Bu potansİyel güç de emin olun sizi maddi olarak güzel bir noktaya getirecektir.</p>
<div><span style="font-family: verdana;">İletişim kazalarına uğramayacağınız günler dilerim.</span></div>
<p><span style="font-family: verdana;"><span style="font-family:verdana;"></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/iletisim-kulturumuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

