<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; Hedef</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/hedef/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kendi moral yazınızı kendiniz yazın. Nasıl mı?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/05/kendi-moral-yazinizi-kendiniz-yazin-nasil-mi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/05/kendi-moral-yazinizi-kendiniz-yazin-nasil-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 21:24:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[moral]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[ümit]]></category>
		<category><![CDATA[yazı yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=970</guid>
		<description><![CDATA[Şöyle; önce bir durum tespiti yapın; 1- Şu anda halime şükretmem, kanaat etmem ve hakkında olumlu düşünmem gereken hayat parametreleri, sebepleri neler? Listele. 2- Yaşadığım olumsuz durum-lar için suçlu aramak, sebeplerde boğulmak yerine çözüm adına ne üretiyorum? 3- Hayata, olaylara ve kişilere bakış açımda bir yanlışlık var mı? Kişisel marka duruşumu kimseye danıştım mı? Eleştiri, tavsiye, yönlendirme aldım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Şöyle; önce bir durum tespiti yapın;</p>
<p style="text-align: justify;">1- Şu anda halime şükretmem, kanaat etmem ve hakkında olumlu düşünmem gereken hayat parametreleri, sebepleri neler? Listele.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Yaşadığım olumsuz durum-lar için suçlu aramak, sebeplerde boğulmak yerine çözüm adına ne üretiyorum?</p>
<p style="text-align: justify;">3- Hayata, olaylara ve kişilere bakış açımda bir yanlışlık var mı? Kişisel marka duruşumu kimseye danıştım mı? Eleştiri, tavsiye, yönlendirme aldım mı? Yoksa yalnızlığın şeytani şemsiyesi altında mı günlerim geçiyor?</p>
<p style="text-align: justify;">4- Ulaşamadığım hedefler için bulunduğum noktadan tekrar planlama (iş ya da özel) yapmaya başladım mı? Ve bu planı daha radikal, daha değişime açık ve daha disiplinli ve daha uygulanabilir hale nasıl getirebilirim?</p>
<p style="text-align: justify;">5- Kişiliğimi, karakterimi, davranış stillerimi tekrar tekrar gözden geçirebiliyor muyum? Her yıl her gün, her saat tek “ben” üzerine bir çok ben giydirirken iç dünyamı nelerle besliyorum?</p>
<p style="text-align: justify;">6- Hangi ihtiyaçlar ne kadar ihtiyaç ve karşılığında verdiğim çaba ve moral gücü ne? Yalancı, yapay statüler peşinde koşarak maddeye, paraya ne kadar bağımlıyım? Eskilerin deyimiyle “derd-i maişet” denilen geçim konusunu ne derece doğru anlıyorum?</p>
<p style="text-align: justify;">7- Sorunlarımla ona buna saldırmaktan, kızmaktan, hayatın kıvamını daha da bozmaktan başka yapabileceğim bir şey yok mu?</p>
<p style="text-align: justify;">8- Kadere inanıyorsam bu dünyanın tüm yükünü neden ben kaldırmaya çalışıyor ve her şeye hakim olabilecekmişim gibi davranıyorum? Güzel niyet, doğru hedef, azami gayret ve hayatını akışına bırakmak varken çırpınmak ve batmak niye?</p>
<p style="text-align: justify;">9- Moral ibrem sıfırlandığında, motivasyon havuzumun suyu çekildiğinde “beslenme kaynaklarım” neler? Yok ise artık bu kaynakları hayatıma perçinlemenin vakti gelmedi mi?</p>
<p style="text-align: justify;">10- Yanlış zaman kullanımından, yanlış kişi ve olaylara oyalanmaya varana kadar hangi perdeler geldi gözümün önüne de bakışlarım bulandı, kendi gerçek hayatımı göremez oldum?</p>
<p style="text-align: justify;">v.s. diyerek “acımasızca” soruları tokat gibi kendinize  vurmakla işe başlayabilirsiniz? Mümkün ise tek başına yapmayalım, “kamil” birilerine danışarak yapalım bu işi.</p>
<p style="text-align: justify;">Durum değerlendirmemizi yaptık diyelim. Zaman kaybetmeden önce özel, sonra iş yaşamı için çok kısa cümlelerle yeni proje planı yapalım. Zaman denilen şeyi saniyelerle kaybettiğimizi, sevgi denilen şeyi asık bir surat ile yok ettiğimizi, tavır denilen şeyi  yanlış beden dili ve bakışlarla zedelediğimizi, iç huzur denilen şeyi de hiçbir şekilde kalıcı olmayan “madde”sel ölçülere kurban ettiğimizi fark ederek yapalım bu planımızı.<br />
Bu arada tüm bunları yapabilmek için sakin bir kafa, düzenli bir oda-masa, sessiz bir ortam ya da beğenilen bir müzik ve yalnızlığın güç aldığı Yaratıcı’ya tevekkül ederek yapmak gerek. Yoksa karmaşa içerisinde yine karmaşa doğar emin olun.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir şeyler yazdınız diyelim ama uygulama zorluğu çıkacak belli. Uygulama zorluğu çıkaran şeyler sizin daha önce hayatınıza bilerek dahil ettiğiniz şeylerdir. Bu bir kişi ise değişmesini, ayak uydurmasını uygun tavırla tavsiye etmelisiniz, yoksa bırakın. Bu bir alışkanlık ise sanki uyuşturucu gibi ele alın ve tedavi ihtiyacı hissederek o kötü alışkanlık ne ise bırakın. Zaman yok eden virüsleri çıkarın hayatınızdan. Size kendinizi unutturan, planlarınızı görmezden gelen, dalga geçen, küçümseyen, sizi huzursuz kılan ne varsa tek tek yazın ve zamanla icabına bakın bunların.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bunları yaparken herkesin çok konuştuğu ama pek kimsenin de doğru anlayamadığı insan, zaman, kişilik, benlik, karakter, hayat v.s. gibi konularda daha doğru bilgilere ulaşmaya çalışın. Özellikle yeni moda yazılarla değil tarihi eski ama içeriği sonsuz güzellikleri anlatan kitaplara yönelin.</p>
<p style="text-align: justify;">Diyelim bunları yapabilmek adına biraz zaman geçirdik ve yazılı hale getirdik şimdi sıra geldi asıl sözleri hazırlamaya. Tavsiyeler;</p>
<p style="text-align: justify;">1- Kendinizi üç beş cümlede anlatmaya çalışın. O cümle-leri tekrar tekrar okuduğunuzda “tam da beni anlatıyor” deyin.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Hem hatalarınızı, hem başarılarınız aksettiren cümleler kurun geçmişinizle ilgili. İtiraflar da, hüsranlar da, gurur duyacağınız cümleler de olsun içinde.</p>
<p style="text-align: justify;">3- 2. Madde çerçevesinde sizi en çok etkileyen, ders aldığınız önemli kişi ve olaylardan bazılarını kulağa küpe şeklinde serpiştirin yazıya.</p>
<p style="text-align: justify;">4- Önce insan olmanın, sonra da “kişisel” duruşunuzla ilgili sorumluluklarınızı hatırlatan öğeler ekleyin yazınıza.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Erteleyerek biriktirdiğiniz şeylerin bulunduğu sepeti boşaltın biraz ortalığa. Geciken özürler, teşekkürler, tamamlanamayan hedefler, güzelliklerle doldurulmayan başka hayat sepetleri  v.s. dökün eteklerinizde sakladığınız ne varsa.</p>
<p style="text-align: justify;">6- Ümit aşısını tekrar yenileyin bir fidan gibi bedeninizin, ruhunuzun bir tarafına. Ve bu aşı tutmazsa ölene kadar tekrar, tekrar her baharda aşılayacağınıza söz verin.</p>
<p style="text-align: justify;">7- Karşınıza çıkan, oyalayan ve yanlış yollara sürükleyen şeytan tiplilere sorun tekrar “sahi, siz kimsiniz, kim oluyorsunuz, benim hayatımda işiniz ne” diye.</p>
<p style="text-align: justify;">Ben uzatıyorum ama siz daha fazla uzatmadan bitirin yazınızı. Siz şimdi zannediyorsunuz ki, bu gibi yazıları insan yılda bir defa ancak yazar diye. Yanlış, hemen unutun bu düşüncenizi. Müdürünüz, öğretmeniniz ya da komutanınız olsam emrederdim bu gibi değerlendirmeleri az ve öz, çok boğulmadan en az haftada bir kez yapın diye.</p>
<p style="text-align: justify;">“Sen yapıyor musun ki?” diye sorarsanız Marka Sizsiniz’deki yazılara bakın derim. Ve bu yazı dahi niçin yazıldı zannediyorsunuz. Motivasyon ve moral gücü için kitap okumaktan, büyüklerime danışmaktan, dua etmeye varana kadar bir çok şey yaparım bir de üstüne böyle yazılar yazarım. Belki hem bana hem sizlere faydası olur diye.</p>
<p style="text-align: justify;">Umarım işe yarar, saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/05/kendi-moral-yazinizi-kendiniz-yazin-nasil-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel markanızı her gün yeniden konumlandırın.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/kisisel-markanizi-her-gun-yeniden-konumlandirin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/kisisel-markanizi-her-gun-yeniden-konumlandirin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2009 11:19:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış notları]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[her gün]]></category>
		<category><![CDATA[karne]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[konumlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=744</guid>
		<description><![CDATA[Her gün yeniden konumlanmak, hem kendimize, hem de çevremize karşı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Her gün, yeni bir fırsattır. Nefes aldığımızda tekrar verebilme nimetini yaşamak gibi. Geceye dalmak ve güne uyanmak. Bir gün önce olanlar vardır, bir de bugün olacaklar. Olacakları bilemeyiz, sadece düşündüklerimiz, planladıklarımız vardır. Her şey, her varlık gerçekliği ile durur karşımızda. Biz onlardan, onlar da bizlerden bir şeyler bekler. Dünün güzellikleri ve pişmanlıkları aslında hep asılıdır boynumuzda. Hep bir karne ile yatar, o karne ile kalkarız. Şimdiler de var mı bilemiyorum ama bir zamanlar İlköğretim karnelerinde <strong>“Hal ve Gidiş”</strong> diye bir not vardı. Karnenin sağ tarafındaki bu davranış notları Matematik, Türkçe gibi soldaki derslerden farklı bir bölümde olurdu. Yıllar sonra anladım bu sağ taraftaki notların çok ama çok daha önemli olduğunu.<span id="more-744"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kişisel marka olmak önce ailede başlar. Yani yakın çevrenizde. Sonra günün büyük bölümünü kapsayan iş yerinde devam eder. Geriye kalan da geniş aile ve arkadaş, dost çevresi olarak devam eder. Çocuk için anne baba kişisel marka örneğidir. Eşler de en fazla birbirlerinin konumlanmasını anlamaya çalışır durur yaşadığı sürece.Ve artarak devam etmesi gereken saygı duymak, sevgi vermek gibi zorunlulukları vardır. Beklentiler de bu yönde gelişir. Öğrenci öğretmenden, çocuk babadan, işçi patrondan v.s. hep bir marka duruşu bekler. Ve bunu her gün, daha da gelişmiş halde görmek ister. İşte “hal ve gidiş” notu bu şekilde çevremiz tarafından sürekli verilir bize, boynumuzda asılı duran karneye yazılır. Bilirsiniz ya melekler de yazar. Meleklerin de sadece dini bazı gereklilikleri yazdığını mı düşünüyorsunuz. Onlar da iyiliği, güzelliği ve çirkinlikleri yazar. Yani hal ve gidişi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hedeflerimiz, ya yeni konumlanma süreçleri içindir ya da zaten karar verdiğimiz konumlanma stratejimizin gelişerek devam etmesi içindir. Nasıl ki ticari bir marka yeni bir ürünün lansmanında, hedef kitlesini seçer, pazarlama kanallarını ayarlar ve reklamını yapmaya başlar. Ya da olan bir ürününü aynı strateji ile pazarlayarak daha çok satmak ister. Biz insanlar da böyleyiz, pek bir farkımız yok aslında.</p>
<p style="text-align: justify;">İster iş yerinde, ister evde, ister arkadaş çevresinde herkes tutarlı ve sürekli aynı mesajları almak ister bizden. Çünkü başkalarını etkileyen tutkularımız, hedeflerimiz, empati gücümüz, uzlaşmacı yanımız, heyecanlarımız, romantiklik ya da mantıklılık derecemiz, şefkatimiz, hoş görümüz, vizyonerliğimiz, proaktifliğimiz, sebatımız, aksiyonerliğimiz, ilişki gücümüz v.s. özelliklerimizdir. Duruş budur. Yanlış duruşlar algıları bozar, üzerinde bulunduğumuz sosyal zemin altımızdan kaymaya başlar. Ama ısrarla aynı mesajı, aynı sözü, aynı güveni vererek insanlara yaklaşmak bizi yıkılmaz bir sütun haline getirir. “Yıkılmaz” kelimesi de iddialı oldu. Günün getireceği kötü sürprizler o kadar çoktur ki bu duruşu korumak zannettiğimizden daha da zordur. Kişisel marka sütunu yara alabilir, sendeleyebilir, hatta yıkılabilir de. Ama önemli olan yaşandığı sürece tekrar, tekrar konumlanmayı başarabilmektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Akşam zaman ayıramadığınız çocuğunuza telafisi için bir sonraki gün daha çok zaman ayırın ve tekrar konumlanın. Bir gün önce yanlış imaj sunduğunuz müdürünüze ya da çalışanlarınıza gerçek “siz” i tekrar anlatın, algılarda konumlanın. Aile içi bir problemde gösterdiğiniz yanlış duruşu hiç zaman kaybetmeden değiştirin ve tekrar konumlayın. En önemlisi de, sabah hayır duaları ve iyi dileklerle yatağınızdan kalktığınızda, yüzünüzü yıkayarak aynaya baktığınızda kendinize karşı tekrar konumlanın. Boynunuzda asıl duran karnenizi gözden geçirin. Yaptığınız hiçbir hata için ümitsizliğe kapılmayın. Yaratılan her şey aslında sürekli yenilenerek tekrar yaratılırken, iyi genlerimiz dahi kötülerini etkilerken, vücudumuzdaki yaraları hücreler tamire çalışırken, her şey bu döngüde devam ederken siz siz olun konumlanma sürecinizi sekteye uğratmayın. Vazgeçmeyin. Ertelemeyin. Üşenmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Ticari markaların konumlanma stratejilerini çok iyi inceleyin. Sizin kişisel markanız bu şirketlerin maddi hedeflerinden daha mı az önemli yoksa.</p>
<p style="text-align: justify;">En güzel hedefleriniz için, her gün az dahi olsa sürekli bir şeyler yapabilmeniz dileği ile.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/kisisel-markanizi-her-gun-yeniden-konumlandirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neye, nasıl, niçin yatırım yapıyorsunuz?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/05/neye-nasil-nicin-yatirim-yapiyorsunuz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/05/neye-nasil-nicin-yatirim-yapiyorsunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 10:49:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[burjuva]]></category>
		<category><![CDATA[güvence]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[korkularımız]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk durağı]]></category>
		<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[statüko]]></category>
		<category><![CDATA[ukde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=658</guid>
		<description><![CDATA[Hayata ait kararları nasıl bir yatırım strateji analizi yaparak alıyoruz ve sonuçları nasıl değerlendiriyoruz? M.E.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hayatın borsası yok. Ama ekonomik enstrümanlar için var. Hedefler de buna göre şekilleniyor. Ev almam gerek, araba almalıyım, bir de yazlığım olmalı. Çocuğumun geleceği için belli miktarda güvence oluşturacak yatırım yapmalıyım. Neden? Çünkü herkes öyle yapıyor. Kriz var, işim iyi, başka hedefler peşinde koşmanın ne anlamı var! Küçük, özenti burjuva hedefleri kuşatıyor hayatımızı, ilişkilerimizi, geleceğimizi. Çalışmak güzeldir, alın teri ile para kazanmak güzel. Peki bu kadar yatırımın doğru olduğunu size kim söyledi? Hemen cevaplayalım; korkularımız, algılarımız, geleneksel düşünce ve davranış modellerimiz, statüko ihtiyaçlarımız bize tüm yaptıklarımızın “doğru” olduğunu sürekli fısıldıyor.<span id="more-658"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bugünlerde bir çok kişiden “hedefim yok, boşlukta gibiyim” sözleri işityorum. Hani “kaygı çağı” diyorlar ya öyle bir şey. Kaygılar, korkular, algılar düşünce balonlarıdır. Bu balonlarla seyahat eder durursunuz, ama bir türlü sizi “mutluluk” durağına bırakmaz. Tüm bunlar nasıl aşılır? Bilmiyorum, bu blogda yüz kırk küsür yazı yazdım kişisel markalaşma ve yaşamdaki duruşumuzla ilgili. Ama emin olun ben de insan dinamiklerini kavramakta zorluk çekiyorum. Sadece tüm parametreleri, doneleri nasıl daha iyi değirlendirerek verimli sonuçlar alabilirim onu anlatmaya çalışıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kadar analiz yapınca ortaya çıkan en büyük sonuçlardan biri şu oluyor. <strong>Yaşamımızdaki yatırım kararlarını bir ekonomi uzmanı gibi yönetemiyoruz. </strong>Özellikle de masaya yumruğumuzu vurarak <strong>“radikal” </strong>kararlar alamıyoruz. Hep bir şeylerin eksik olduğunu bilerek devam ediyoruz hayata. İş değiştirmekten korkuyoruz, girişimci olup batmaktan korkuyoruz, yurt dışına açılım yapmaktan korkuyoruz, sormaktan, danışmaktan dahi korkuyoruz. Sonuçta da &#8220;gözü açık&#8221; gidiyoruz öteki dünyaya. Bir ukde kalıyor içimizde hep yapamadıklarımız ve gelecek nesillere sunamadıklarımızla ilgili. Çok iyi anlıyorum, paramız yok, destekçimiz yok, güvencemiz yok, tecrübemiz yok v.s. Yığınla bahaneler ve sığındığımız yorgan altı geceler, kariyer baskısındaki gündüzler.</p>
<p style="text-align: justify;">Hepsi yalan yansımalardan ibaret arkadaşlar. Gerçek zannediyoruz, <strong>“zan”</strong> larımızı. Gerçekten çok istemiyoruz bir şeyleri. Ama bolca konuşuyoruz, dertleşiyoruz. “Hayırlısı” diyerek açılmıyoruz yeni ufuklara. Bir proje planı gibi ele almıyoruz hayatı. Hangi yatırımın bize neyi kazandıracağını ölçmüyoruz. İhtimalleri değerlendirmiyor, fırsatları kovalamıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Lütfen şu algıyı değiştirelim. Yapamadıklarımız için geç kaldığımızı düşünüyoruz. Neye göre, hangi kritere göre. 25 yaş, 35’e göre gençtir, 35 de 55’e göre. Kalkın ve aynaya bakın. Gerçekten çok istiyorsanız tüm korkularınızla yüzleşin. Ben daha sık yapıyorum bugünlerde. Ve hem ilişki hem de para biriktiriyorum kendimce. Ev almak istiyordum ama artık istemiyorum. Bir yaşam tarzı satın almak istiyorum. Gelecek için dört duvara değil, potansiyelime yatırım yapmak istiyorum. Bir örnek olarak da yurt dışı tecrübesine adım atmak ve yabancı dilimi geliştirmek için.</p>
<p style="text-align: justify;">Siz bugünlerde, hangi radikal yatırım kararını aldınız hayatınız için, öğrenebilir miyim, çok özel değil ise.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/05/neye-nasil-nicin-yatirim-yapiyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl &#8220;kişisel marka&#8221; oluyorlar?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/nasil-kisisel-marka-oluyorlar/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/nasil-kisisel-marka-oluyorlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 14:29:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analitik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[beden dili]]></category>
		<category><![CDATA[çile]]></category>
		<category><![CDATA[cv]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce networkü]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği planlamak]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[kendini bilmek]]></category>
		<category><![CDATA[maliyet]]></category>
		<category><![CDATA[sebep sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır noktası]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=650</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel marka olanların yaşamlarında uyguladıkları 25 madde. Yetersiz olduğunuz 3 maddeyi seçerek geliştirmeye ne dersiniz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">1- Kendilerini net olarak tanımlayabiliyorlar fakat kalıplara, sınırlara hapsetmiyorlar. Açıklar, şeffaflar, rahat uyum sağlanabilir bir görüntü veriyorlar. CV’lerinde dahi bunu görebiliyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Tutkuları var. Hem maddi hedefler anlamında hem de toplumsal dayanışmaya, bireysel özgürlüklere bakış anlamında ufuk açıcı duruş sergiliyorlar. Ama asla tutkularının esiri olmuyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">3- Hırsları tavan yapıyor aslında fakat kontrol altında tutmayı başarmak zorunda olduklarını biliyorlar. Daha planlı bir şekilde bu hırsı tüm yaşama yayarak sürekli gelişim içinde bulunuyorlar.<span id="more-650"></span></p>
<p style="text-align: justify;">4- Yaşamlarında hep tutku ile sarıldıkları hedefleri oluyor. Ve bu konuda kendilerini sürekli geliştiriyorlar. Geçici heves şeklinde değil yıllar sonrası için planlar yaparak adım adım ilerliyorlar. Aksiyona geçme konusunda bir eksiklikleri yok fakat acele etmiyor, her şeye her zaman atlamıyorlar. Yani tez canlı değiller. Ölçerek, biçerek, iyice analiz yaparak karar veriyorlar. Aynı zamanda bu hedefleri ulu orta her yerde anlatarak, görgüsüzce reklamını yaparak işi ayağa düşürmüyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Maliyet, getiri ve karlılık hesaplamasını  sadece finansal bir zorunluluk olarak değil yaşamı daha gerçekçi algılayabilmek için kullanıyorlar. Düşüncede, davranışta, her zaman bu hesabı yapmaya çalışıyorlar. Tasarruf hesabı diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">6- Sıfır noktasında bulunmayı seviyorlar. Negatif ve pozitif yönlerde fazla kalmadan, bilinçli farkındalık duruşundan uzaklaştıklarında hemen bu noktaya dönebiliyorlar. Özellikle iletişimi bu saflıkta başlatıyorlar. Yani ön yargıları, yanlış algıları da sıfırlıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">7- Eski olanla değil yeni olanla kıyaslıyorlar ama eskiden ibret almayı asla ihmal etmiyorlar. Hiç unutmuyolar geçmişlerini aslında.</p>
<p style="text-align: justify;">8- Geleceği planlıyorlar, trendlere öncülük ediyorlar. Önce algıları bozuyor ve yeni beyinler inşa ediyorlar. Geleneksel modelleri yaratıcılık ve innovasyon teknikleri ile daha verimli hale getiriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">9- Kendi düşünce networklerini yönetiyorlar. Çünkü insanların düşünce yolculuklarında kaybolduklarını biliyorlar. Not tutuyorlar, kayıt altına alıyorlar, arşiv oluşturuyorlar ve etkili hatırlatma araçlarını kullanıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">10- Gerektiği kadar sahnede oluyorlar. Yüzlerini çok da eskitmiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">11- Giyim kuşamlarından, yürümelerine, gülmelerine, konuşmalarına kadar tüm beden dili kurallarına uymaya çalışıyorlar. Fakat hiç de yapmacık ve zorlama şeklinde değil. Zaten bu duruşlarını fazlasıyla tekrarlayarak refleks haline getiriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">12- Çevrelerine güven ve huzur yayıyorlar. Buna pozitif enerji de diyebilirsiniz. Kiminin hitabeti, kiminin bakışı, kiminin gülüşü v.s. Tavırları “dil” halinde bize mesaj olarak geliyor. Öğretmen gibi, anne gibi, dost gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">13- En kolay, en basit, en kısa, en verimli yolları, çözümleri tercih ediyorlar. Oyalamaktan ve oyalanmaktan nefret ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">14- Sebep-sonuç ilişkisini ve dolayısıyla evrendeki düzeni anlamış oluyorlar fakat nedenleri çok iyi yorumlayarak sonuçlara odaklanıyorlar. O nedenle lider yönetici olarak insanlara, şirketlere yön veriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">15- Danışmaktan, sormaktan, dinlemekten çekinmiyorlar. Bu konuda müthiş tevazu sahibi oluyorlar. Sonuçta değişmekten de korkmuyorlar, direnmiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">16- Onların da kafalarında bin bir tilki geziyor fakat sapla samanı bir birine karıştırmıyor olabildiğince analitik düşünüyorlar. Parçaların bağlantılarını atlamadan ayırıyorlar, ayırıyorlar, ayırıyorlar. Böylece beyinleri daha hızlı ve basitçe çözüm bulabiliyor sorunlarına.</p>
<p style="text-align: justify;">17- Nasıl oluyorsa beş duyu haricindeki akıl, mantık, his, sezgi, ilham gibi özellkleri daha çok kullanıyorlar. Sanırım bu özelliklerini geliştirebiliyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">18- Sabır göstermenin erdemini “her şeyde hayır vardır” diyerek uyguluyorlar. Anlık tepkiler değil – yaşama ihtimallerini düşünerek- belki elli yıllık tepkiler veriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">19- Hava atmıyorlar. Başkaları onu överek onun namına yeterince hava atıyor zaten.</p>
<p style="text-align: justify;">20- Her yaptıklarında sosyal-bireysel faydayı, dayanışmayı, hakkaniyeti ön plana çıkarıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">21- Her şeye hakim olmaya, baskı kurmaya çalışmıyorlar. Doğal olan akışı tercih ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">22- Hataları tecrübe olarak yorumluyor ve insanları eksiklikleri ile kabulleniyor, yardımcı olmaya çalışıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">23- Görünüşte çok rahat, zengin, güçlü görünebilirler. Aslında konumlarını korumak, prensiplerini çiğnememek için mücadele ediyorlar, çile çekiyorlar. Dışarıdan göründüğü gibi rahat değiller aslında. Çevrelerine ümitsizlik aşılamak istemedikleri için dengeli davranıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">24- Başkalarının ne düşündüğünü tabi ki önemsiyorlar fakat bunu sadece faydalı bir geri bildrim olarak ele alıyor, sonuçlar çıkarıyorlar. Asla “başkaları ne der” kompleksi ile yaşamıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">25- Israrla aynı duruşu sergiliyorlar. Yanar döner olmuyorlar. Ve bu duruşlarını yıllar sonra daha da perçinleyerek tarihe isimlerini yazdırmış oluyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunların hiç birini yapmayarak kötülüğüyle ün yapan insanlardan bahsetmediğimiz ortada. Bunların tümünü çok iyi yapan bir insan bulmak da zor aslında. Demek istediğim bu konulara dikkat eden, eksiklerini geliştirebilenler markalaşıyor gerçekten. Eksik olduğunuz üç maddeyi seçin ve geliştirerek değiştirmeyi deneyin. Siz değiştikçe başkalarının da değiştiğini göreceksiniz. Ailenizde, iş yerinizde ve tüm yaşamınızda. Kolaylıklar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/nasil-kisisel-marka-oluyorlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tom Peters, “brand you” diyerek ne demek istedi?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/tom-peters-%e2%80%9cbrand-you%e2%80%9d-diyerek-ne-demek-istedi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/tom-peters-%e2%80%9cbrand-you%e2%80%9d-diyerek-ne-demek-istedi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2009 15:30:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[brand you]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Peters]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=583</guid>
		<description><![CDATA[- Hedef gösterdi: Marka kelimesinin yalnız ticari ürünler için değil insanlar için de geçerli olduğunu fark ettirdi. Markalaşma süreçlerinin insanların iş ve özel yaşamları için de uygulayanabileceğini vurguladı. Farklı, yaratıcı, yaşamın ne olduğunu anlamak ve kendini tanımak isteyen her insan için hedef gösterdi. “Zaten potansiyel bir markasın, marka ol, marka kal, marka öl” dedi. - [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-584" title="tompeters" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/03/tompeters-244x300.jpg" alt="tompeters" width="244" height="300" />- <strong>Hedef gösterdi: </strong>Marka kelimesinin yalnız ticari ürünler için değil insanlar için de geçerli olduğunu fark ettirdi. Markalaşma süreçlerinin insanların iş ve özel yaşamları için de uygulayanabileceğini vurguladı. Farklı, yaratıcı, yaşamın ne olduğunu anlamak ve kendini tanımak isteyen her insan için hedef gösterdi. <strong>“Zaten potansiyel bir markasın, marka ol, marka kal, marka öl” </strong>dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">- <strong>Emir verdi:</strong> Tavsiye etti ama emir gibiydi aslında. <strong>“Mutlu olmak ve başarmak istiyorsan marka olmak zorundasın”</strong> dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">- <strong>Saygı sundu:</strong> Evrendeki en muhteşem özelliklerle donatılan insanın, öncelikle insan olarak saygıyı hak ettiğini gösterdi. Kişisel markalaşma çabaları ile bu saygınlığının daha da artacağını anlatmaya çalıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">- <strong>Yöntem gösterdi:</strong> Davranışlarımızın düşüncelerimizle şekillendiğini ve her konuda ilk çıkış noktasının insanın kendisi olduğunu anlatmaya çalıştı.<span id="more-583"></span></p>
<p style="text-align: justify;">- <strong>Faydalı olun:</strong> İnsanın hem kendisine hem de çevresine markalaşarak daha faydalı olacağını vurguladı.</p>
<p style="text-align: justify;">- <strong>Reklamın gücü:</strong> Kabuğunuza çekilmeyin, sahnede olun, güçlü ve zayıf özelliklerinizi keşfederek sürekli kendinizi sunun, pazarlayın, reklamınızı yapın dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">- <strong>Trend/Moda etkisi:</strong> Trend, moda olarak yaşamımızı etkileyen her olguyu yine insanların ürettiği ve takip ettiğini ama <strong>“insan gibi insan”</strong> olmanın modasının hiç mi hiç geçmeyeceğini hatırlattı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve tüm bu verdiği mesajlarla bir çığır açtı. Değişik açılım ve algılamalarla kişisel markalaşma üzerine bir çok kitap ve makale yazıldı. Ve hala da devam ediyor. En derin saygı ile teşekürlerimi sunuyorum <a href="http://www.tompeters.com" target="_blank">Tom Peters’e. </a></p>
<p style="text-align: justify;">Sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/tom-peters-%e2%80%9cbrand-you%e2%80%9d-diyerek-ne-demek-istedi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hazırda olan&#8221; ın gücü</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/hazirda-olan-in-gucu/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/hazirda-olan-in-gucu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2008 11:47:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[akraba]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iş modeli]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[özür]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=381</guid>
		<description><![CDATA[Yaşam boyu elde ettiğiniz kazanımların yüzde otuzundan fazlasını kullanabiliyorsanız harika işler başarıyorsunuz demektir. Belki abarttım ama beynimizin de çok az bir kısmını kullanabildiğimizi biliyoruz değil mi! Üniversiteyi bitirdiniz, iş hayatına atıldınız, evlendiniz, çoluk çocuk sahibi de oldunuz diyelim. Aile, akraba haricinde o kadar çok kişi ile tanıştınız ki. O kadar çok kitap okudunuz, o kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam boyu elde ettiğiniz kazanımların yüzde otuzundan fazlasını kullanabiliyorsanız harika işler başarıyorsunuz demektir. Belki abarttım ama beynimizin de çok az bir kısmını kullanabildiğimizi biliyoruz değil mi!</p>
<p>Üniversiteyi bitirdiniz, iş hayatına atıldınız, evlendiniz, çoluk çocuk sahibi de oldunuz diyelim. Aile, akraba haricinde o kadar çok kişi ile tanıştınız ki. O kadar çok kitap okudunuz, o kadar çok başarı ve başarısızlıkla karşılaştınız ki.<span id="more-381"></span></p>
<p>Ve şimdi ofisinizde, evinizde bilgisayarınızın başında bu yazıyı okuyorsunuz. En kötü ihtimalle bir iki dost diyebileceğiniz, on kadar arkadaş diyebileceğiniz, ve bir şekilde sosyal kapsama alanınıza girmiş yüzlerce tanıdığınız insan var diyelim. Hayal kırıklıklarınız ve tabi ümitleriniz kulağınızda küpe gibi sallanıyor değil mi? Ne tarafa bakarsanız birini görüyorsunuz, karşılaştırıyorsunuz, ders alıyorsunuz. Şimdi sizden ricam, elinize kağıt kalemi alın ya da bilgisayarınızda bir doküman açın. Ve aşağıdaki listedeki her bir madde için kendinize not verin.</p>
<p><strong>1-</strong> Aileniz ve akrabalarınızdan en son kimlerle irtibat kurdunuz? Kimlere ne kadar vefasızlık yaptınız, kanınızdan, toprağınızdan insanlara en son neyi danıştınız ve onlara en son ne fayda sundunuz?</p>
<p><strong>2-</strong> Ailenizin olmadığı bir yerde yaşıyorsanız en zor zamanınızda yardımınıza koşacak, en özel sorunlarınızı dahi çekinmeden anlatabileceğiniz kaç dost edindiniz? Var olduğunu düşünüyorsanız siz onlara en son ne zaman dostluk sundunuz?</p>
<p><strong>3-</strong> Öncesini bırakalım, sadece 2008 yılı içinde kimlerle tanıştınız, onlardan ne öğrendiniz, iletişiminizi hangi kanallardan, ne kadar sıklıkla devam ettirdiniz?</p>
<p><strong>4-</strong> Çalıştığınız iş yerine bu yıl içinde ne katma değer sundunuz? Takdir edilmesini bir yana bırakın, performansınızdan öncelikle siz memnun kaldınız mı?</p>
<p><strong>5-</strong> Firmanızın iş modelini örnek alarak, ticaretin ne olduğunu daha iyi anlayarak girişimcilik planlarınıza ne kadar katkıda bulundunuz?</p>
<p><strong>6-</strong> Son bir yılda kendinizi hangi konularda geliştirdiniz? Özellikle yanlış algıladığınız konularda doğruyu bulma adına mesafe alabildiniz mi?</p>
<p><strong>7-</strong> Kaç kez özür dilediniz, yoksa “aman ne olacak ki” diyerek üstüne mi yattınız?</p>
<p><strong>8-</strong> Zamanınızı doğru yöneterek, öncelikleri doğru belirleyerek yaşamınızı hızlı, dinamik olsa dahi ne kadar sade, yalın bir hale getirebildiniz?</p>
<p><strong>9-</strong> İş yaşamınızda ve daha öncesinde kazandığınız tüm birikimleri kime, ne zaman, ne ölçüde sunabildiniz? Yoksa hep kendinize mi sakladınız?</p>
<p><strong>10-</strong> 2008 için hedefleriniz ne idi, ne kadarını gerçekleştirdiniz? 10 yıllık planınızda bu yıl yapılması gerekenleri tamamladınız mı?</p>
<p><strong>11-</strong> 1 Ocak 2008’de yazdığınız özgeçmiş ile 31 Aralık 2008 Cumartesi günü yazacağınız özgeçmiş arasındaki olumlu farklar alkışlanacak düzeyde mi, yoksa değişen bir şey yok mu?</p>
<p><strong>12-</strong> Yabancı diliniz vardı, ne kadar faydalandınız? Hitap yeteneğiniz süperdi, en son nerede konuştunuz? Yazdıklarınız bir çırpıda okunuyordu, en son nereye makale gönderdiniz? Sürekli, hızlı internet imkanınız vardı da sosyal medyada kişisel markanız için ne yaptınız? Yöneticisiniz, çalışanlarınıza koçluk yaparak örnek oldunuz mu? En son kime neyi öğrettiniz, entellektüel bilginizi ne kadar kullandınız?</p>
<p><strong>13-</strong> <span style="color: #800000;"><strong>“Gün günden zordur”</strong></span> sözüne inanarak elinizdeki fırsatları ne kadar değerlendirebildiniz?</p>
<p><strong>14-</strong> Sizi oyalayan iş ve kişilerden ne kadar uzaklaşabildiniz?</p>
<p><strong>15-</strong> Bu gibi yazıları o kadar çok okudunuz ki, ne kadarını not aldınız, ne kadarını başucu kitabı şeklinde süreli takip ettiniz?</p>
<p>Verdiğiniz puanları merak etmiyorum. Benim puanlarımı merak ediyorsanız, emin olun sınıfta kaldım. Sürekli öğreniyoruz ve anlamlar çıkararak harekete geçiyoruz. Düşünüyoruz, algılıyoruz ve ona göre şekilleniyoruz.<br />
Ama lütfen bir bakalım kendimize, odak noktamızdan çok uzaklardayız, olmayacak dualara amin diyoruz, şükretmiyoruz halimize, sabırla her bir cevherimizi değerlendirmeye çalışmıyoruz, kıskanıyoruz, özeniyoruz, heybemizdekilerin kıymetini hiç mi hiç bilmiyoruz.</p>
<p>Rahmetli babam <span style="color: #800000;"><strong>“hazırı gayba değişme oğlum”</strong> </span>derdi. Buradaki &#8220;gayb&#8221;, kayıp, yani olmayan anlamında.<br />
Siz hangisini tercih ediyor ve kovalıyorsunuz?</p>
<p>Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/hazirda-olan-in-gucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marka İnsanlar</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/06/marka-insanlar/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/06/marka-insanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 12:04:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[Marka İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Network]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=980</guid>
		<description><![CDATA[Marka insanlar menümüzde şu anda çok az sayıda kayıt var. Projeyi haber verdiğimiz kişiler marka insan kaydı yapmak için biraz düşünmeleri gerektiğini söylediler. Kesinlikle doğru. Bir insanın hayatındaki herkes, o insan için gerçekten etkili bir marka olamaz. Biz de zaten onu rica ediyoruz. Hayatınızdaki en özel marka insanları, sıradışı yaşamları olan, insanları etkileyen kahramanlarınızı yazın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana;">Marka insanlar menümüzde şu anda çok az sayıda kayıt var. Projeyi haber verdiğimiz kişiler marka insan kaydı yapmak için biraz düşünmeleri gerektiğini söylediler. Kesinlikle doğru. Bir insanın hayatındaki herkes, o insan için gerçekten etkili bir marka olamaz. </span></p>
<p><span style="font-family: verdana;">Biz de zaten onu rica ediyoruz. Hayatınızdaki en özel marka insanları, sıradışı yaşamları olan, insanları etkileyen kahramanlarınızı yazın diyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana;">Yakın zamanda projenin bazı gizli detaylarını da buradan paylaşacağız.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana;"><span style="color: #3366ff;">Hedefimiz 2010&#8242;lu yıllar</span> ama günlük, aylık hedeflerimiz dahi var.</span></p>
<p><span style="font-family: verdana;">Bu arada sormakta fayda var; direkt bu konseptte bir sosyal network sitesi duyan bilen var mıydı?</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/06/marka-insanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
