<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; hata</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/hata/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Bebekleri izleyin, yenilgiler karşısında ne kadar da az kırılıyor cesaretleri!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/02/bebekleri-izleyin-yenilgiler-karsisinda-ne-kadar-da-az-kiriliyor-cesaretleri/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/02/bebekleri-izleyin-yenilgiler-karsisinda-ne-kadar-da-az-kiriliyor-cesaretleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 10:17:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[Denemek]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[John Gardner]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Orta yaş]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[y kuşağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=901</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerdeki cesaret ve büyüdükçe bu özgüvenin nasıl da törpülendiğine dair bir yazı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Olgunlaştıkça, aşama aşama hayatımızdaki fırsatları ve çeşitliliği daraltırız. İlgi duyduğumuz pek çok konudan sadece birkaçı üzerinde dururuz. İlişki kurabileceğimiz pek çok insandan sadece bir kısmını seçeriz. Kendimizi değişmez ilişkiler ağı içinde buluruz. İşleri yürütmek için belirli yöntemler geliştiririz.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Yıllar geçtikçe yakın çevremizi daha zayıf bir algılamayla izleriz. Her gün gördüğümüz insan yüzlerine ya da günlük olaylara artık canlı, meraklı gözlerle bakmayız.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Hayattaki büyük değişikliklerin, evlilik, başka bir şehre taşınmak, iş değişikliği ya da ülkesel çapta yaşanan olağanüstü bir durumun yaşama biçimimizi değiştirmesi ve bizi kendimize ördüğümüz ağın içinde nasıl hapsolduğumuzu göstermesi alışılmadık bir şey değildir.<span id="more-901"></span></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Olgun insanların gençlerden daha az öğrenme eğiliminde olmasının nedenlerinden biri, daha az risk almak istemeleridir. Öğrenme riskli bir iştir ve yetişkinler başarısız olmak istemezler. Çocuk bebeklik döneminde – bir daha asla ulaşamayacağı – olağanüstü bir hızda öğrenmekte iken, aynı zamanda çok sayıda yenilgi de yaşamaktadır. Bebeğinizi izleyin. Deneyip yanıldığı pek çok şey göreceksiniz. Ve bakın, yenilgileri cesaretini ne kadar az kırıyor.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Bebek geçen her yılla birlikte başarısızlıkları konusunda daha az kaygısız olur. Ergenlik döneminde ise, tersine, başarısız olma riskini alma arzusu büyük ölçüde azalır. Aileler çocuklarını korkutarak, cezalandırarak ya da başarıya fazlasıyla değer vererek onları bu yola daha çok iterler.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Orta yaşlara geldiğimizde, birçoğumuzun kafasında bir kez denediğimiz ve başarısız olduğumuz ya da hedeflediğimizden daha az başarılı olduğumuz ve yeniden deneme niyetimizin olmadığı şeylerden oluşan uzun bir liste vardır.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Hayatımızın yarısı geride kaldığında, çoğumuz kendinden kaçan firarilere dönüşmüşüzdür.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Gardner, John. Self – Renewal: The individual and the Innovative Society. New York W.W. Norton, 1964, p 64</strong></p>
<p style="text-align: justify;">John Gardner’ın 1964 yılında söyledikleri çok açık. Ne de çok <strong>“cahil cesareti”</strong> olarak bakılır risk alan insanlara. Kimse de <strong>“bak işin cahillik kısmını şu şekilde haledebilirsin”</strong> diyerek alternatif çözümler, öneriler, planlar sunmaz. Sadece eleştirir, küçümser, statükonun kanatları altında yaşar ve risk alan kişilere kıs kıs güler. Bir girişimin sonunda bir de o kişiye göre başarısızlık var ise <strong>“bak, ben sana söylemiştim, gördün gününü” </strong>der durur.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>Girişimci ruhun bu kadar çok olduğu halde bir o kadar da sindirildiği başka bir ülke, toplum var mıdır dünyada bilemiyorum.</strong>  </span>Tamam, KOBİ’ler ve kayıt dışı ekonomi değirmene çok büyük katkı sağlıyor fakat bu durum hiç de dünya çapında finansal bir güce ulaşmamıza yetmiyor. Bunun nedenlerini siyasi iktidarlarda aramak ya da politik argümanlarla ortaya koymak yersiz bir çaba olur. Daha derinlerde yatan sebeplere inmek, bireyin ve toplumun psikolojik gelişimini incelemek gerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı gözlemlerimi listelemek isterim;</p>
<p style="text-align: justify;">1- 15- 16 yıllık eğitim hayatımız boyunca meslek edinmiyor sadece okuyoruz. Üniveristede tabi ki bir mesleğe yönelik okuyoruz ama büyük ihtimalle o mesleği yapmıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">2- İşin teorisini öğrenerek, bol bol inekleyerek sınavları geçiyor ve mezun oluyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">3- <strong>“Sen sus bakim”</strong> uyarı cümlesini hem aile içinde hem de okullarda fazlasıyla duyuyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">4- Çocukların her şeyine yardım ediyoruz, <strong>“dur sen yapamazsın çocuğum bana bırak”</strong> diyoruz ve onlar da büyüyünce her sorunlarını getirip önümüze koyuyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Fakirliği görüyoruz, öğreniyoruz ama asıl zenginliğin tasarruf etmek, kanaat etmek, şükretmek olduğunu öğrenemeyince elimize ne para geçerse geçsin har vurup harman savuruyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">6- Başarılı olan öğrencileri daha fazla başarılı yapmaya çalışıyor, gerisi için “aman ne uğraşacağım” diyen eğitim sistemleri kurguluyoruz. Zaten kişisel kabiliyetlere dayalı bir ölçme sisteminden de ömür boyu mahrum kalacak gibiyiz bu gidişle.</p>
<p style="text-align: justify;">7- <strong>“Çocuğum devlete kapağı at”</strong> gerisini merak etme diyoruz. Mümkün ise mesleğini de biz seçiyoruz, hangisinin parası bol ise.</p>
<p style="text-align: justify;">8- <strong>“Çocuğum bir an önce evlen, bir an önce evini arabanı al, çoluğa çocuğa karış bırak bu hayalleri”</strong> diyoruz.<br />
9- Özellikle 3-5 yaşına kadar çocuğun kulaklarında şu kelimeler çınlıyor. <strong>“Yapma, etme, bırak, saçmalama, dur, öyle olmaz”</strong> v.s. yaratıcılığı ve serbest düşünceyi engelleyecek ne kelime varsa telaffuz ediyoruz. O da sadece kurallara uyuyor, hiçbir bilgiyi sorgulamıyor artık.</p>
<p style="text-align: justify;">10- Analitik düşünce sistematiğini, süreç analizi yapma ve iş bitirici olma gibi temel eğitimler yerine <strong>“en hızlı yoldan nasıl zengin olunur”</strong> un eğitimini veriyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu maddeler sonsuza kadar devam edebilir belki de. Kimseye ümitsizlik aşılamak ya da şikayet etmek değil amacım. Ama bu topraklarda kimi nasıl harcadığımızı bilmek gerekiyor artık. Geçenlerde eski ortak iş yaptığım arkadaşlardan biri, bir zamanlar yaptığım girişim konusunda bir itirafta bulundu. “Hocam, sana gerektiği kadar destek olamadık, yazık oldu o güzel fikirlere, projelere” dedi.  Halbuki bu arkadaşın bana verdiği destek bir hayli fazla idi. Ama yeterli olmadığını o da kabul ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kabul edelim arkadaşlar, <strong>“destek” </strong>denilen kelime bu ülke insanlarının lügatinden silinmiş ve bir türlü yerine gelmiyor tekrar. X kuşağı Y kuşağı filan diyoruz ama zihniyet aynı kaldığı sürece daha çok kuşaklar gelir geçer aynı yazıları yazar dururuz.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey anneler babalar, çocuğunuzun içindeki sese kulak verin artık. Bırakın kişisel korkularınızı, zaaflarınızı yansıtmayı çocuklarınıza. Onları gerçek dünya ile tanıştırın, fanus içinde saklamayın ne olur. Zorlamadan, dövmeden, baskı kurmadan anlatın güzellikleri. Sonra sizin öcünüzü onlar almak istiyor hayattan. Hayat öc almak değil dolu dolu huzurlu yaşamaktır sadece.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey müdürler, patronlar, bırakın daha fazla hata yapsın çalışanlarınız. Her hatayı birlikte inceleyin usluca, çözümler üretin hızlıca. Kariyer hayatı için nasıl sabır ve uzun soluklar gerektiğini öğretin onlara. Güvenin, hata yapacağını bile bile işi emanet edin, sorumluluk verin onlara. Her projeyi girişimci bir ruhla üstlensinler. İşinizi de, insan kaynaklarınızı da ölçün ölçebildiğiniz kadar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">Gelin şu bebek cesaretini örnek alalım tekrar. Bu cesaret bitmesin biz ölene kadar.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/02/bebekleri-izleyin-yenilgiler-karsisinda-ne-kadar-da-az-kiriliyor-cesaretleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl &#8220;kişisel marka&#8221; oluyorlar?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/nasil-kisisel-marka-oluyorlar/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/nasil-kisisel-marka-oluyorlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 14:29:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analitik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[beden dili]]></category>
		<category><![CDATA[çile]]></category>
		<category><![CDATA[cv]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce networkü]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği planlamak]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[kendini bilmek]]></category>
		<category><![CDATA[maliyet]]></category>
		<category><![CDATA[sebep sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır noktası]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=650</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel marka olanların yaşamlarında uyguladıkları 25 madde. Yetersiz olduğunuz 3 maddeyi seçerek geliştirmeye ne dersiniz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">1- Kendilerini net olarak tanımlayabiliyorlar fakat kalıplara, sınırlara hapsetmiyorlar. Açıklar, şeffaflar, rahat uyum sağlanabilir bir görüntü veriyorlar. CV’lerinde dahi bunu görebiliyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Tutkuları var. Hem maddi hedefler anlamında hem de toplumsal dayanışmaya, bireysel özgürlüklere bakış anlamında ufuk açıcı duruş sergiliyorlar. Ama asla tutkularının esiri olmuyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">3- Hırsları tavan yapıyor aslında fakat kontrol altında tutmayı başarmak zorunda olduklarını biliyorlar. Daha planlı bir şekilde bu hırsı tüm yaşama yayarak sürekli gelişim içinde bulunuyorlar.<span id="more-650"></span></p>
<p style="text-align: justify;">4- Yaşamlarında hep tutku ile sarıldıkları hedefleri oluyor. Ve bu konuda kendilerini sürekli geliştiriyorlar. Geçici heves şeklinde değil yıllar sonrası için planlar yaparak adım adım ilerliyorlar. Aksiyona geçme konusunda bir eksiklikleri yok fakat acele etmiyor, her şeye her zaman atlamıyorlar. Yani tez canlı değiller. Ölçerek, biçerek, iyice analiz yaparak karar veriyorlar. Aynı zamanda bu hedefleri ulu orta her yerde anlatarak, görgüsüzce reklamını yaparak işi ayağa düşürmüyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Maliyet, getiri ve karlılık hesaplamasını  sadece finansal bir zorunluluk olarak değil yaşamı daha gerçekçi algılayabilmek için kullanıyorlar. Düşüncede, davranışta, her zaman bu hesabı yapmaya çalışıyorlar. Tasarruf hesabı diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">6- Sıfır noktasında bulunmayı seviyorlar. Negatif ve pozitif yönlerde fazla kalmadan, bilinçli farkındalık duruşundan uzaklaştıklarında hemen bu noktaya dönebiliyorlar. Özellikle iletişimi bu saflıkta başlatıyorlar. Yani ön yargıları, yanlış algıları da sıfırlıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">7- Eski olanla değil yeni olanla kıyaslıyorlar ama eskiden ibret almayı asla ihmal etmiyorlar. Hiç unutmuyolar geçmişlerini aslında.</p>
<p style="text-align: justify;">8- Geleceği planlıyorlar, trendlere öncülük ediyorlar. Önce algıları bozuyor ve yeni beyinler inşa ediyorlar. Geleneksel modelleri yaratıcılık ve innovasyon teknikleri ile daha verimli hale getiriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">9- Kendi düşünce networklerini yönetiyorlar. Çünkü insanların düşünce yolculuklarında kaybolduklarını biliyorlar. Not tutuyorlar, kayıt altına alıyorlar, arşiv oluşturuyorlar ve etkili hatırlatma araçlarını kullanıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">10- Gerektiği kadar sahnede oluyorlar. Yüzlerini çok da eskitmiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">11- Giyim kuşamlarından, yürümelerine, gülmelerine, konuşmalarına kadar tüm beden dili kurallarına uymaya çalışıyorlar. Fakat hiç de yapmacık ve zorlama şeklinde değil. Zaten bu duruşlarını fazlasıyla tekrarlayarak refleks haline getiriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">12- Çevrelerine güven ve huzur yayıyorlar. Buna pozitif enerji de diyebilirsiniz. Kiminin hitabeti, kiminin bakışı, kiminin gülüşü v.s. Tavırları “dil” halinde bize mesaj olarak geliyor. Öğretmen gibi, anne gibi, dost gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">13- En kolay, en basit, en kısa, en verimli yolları, çözümleri tercih ediyorlar. Oyalamaktan ve oyalanmaktan nefret ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">14- Sebep-sonuç ilişkisini ve dolayısıyla evrendeki düzeni anlamış oluyorlar fakat nedenleri çok iyi yorumlayarak sonuçlara odaklanıyorlar. O nedenle lider yönetici olarak insanlara, şirketlere yön veriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">15- Danışmaktan, sormaktan, dinlemekten çekinmiyorlar. Bu konuda müthiş tevazu sahibi oluyorlar. Sonuçta değişmekten de korkmuyorlar, direnmiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">16- Onların da kafalarında bin bir tilki geziyor fakat sapla samanı bir birine karıştırmıyor olabildiğince analitik düşünüyorlar. Parçaların bağlantılarını atlamadan ayırıyorlar, ayırıyorlar, ayırıyorlar. Böylece beyinleri daha hızlı ve basitçe çözüm bulabiliyor sorunlarına.</p>
<p style="text-align: justify;">17- Nasıl oluyorsa beş duyu haricindeki akıl, mantık, his, sezgi, ilham gibi özellkleri daha çok kullanıyorlar. Sanırım bu özelliklerini geliştirebiliyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">18- Sabır göstermenin erdemini “her şeyde hayır vardır” diyerek uyguluyorlar. Anlık tepkiler değil – yaşama ihtimallerini düşünerek- belki elli yıllık tepkiler veriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">19- Hava atmıyorlar. Başkaları onu överek onun namına yeterince hava atıyor zaten.</p>
<p style="text-align: justify;">20- Her yaptıklarında sosyal-bireysel faydayı, dayanışmayı, hakkaniyeti ön plana çıkarıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">21- Her şeye hakim olmaya, baskı kurmaya çalışmıyorlar. Doğal olan akışı tercih ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">22- Hataları tecrübe olarak yorumluyor ve insanları eksiklikleri ile kabulleniyor, yardımcı olmaya çalışıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">23- Görünüşte çok rahat, zengin, güçlü görünebilirler. Aslında konumlarını korumak, prensiplerini çiğnememek için mücadele ediyorlar, çile çekiyorlar. Dışarıdan göründüğü gibi rahat değiller aslında. Çevrelerine ümitsizlik aşılamak istemedikleri için dengeli davranıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">24- Başkalarının ne düşündüğünü tabi ki önemsiyorlar fakat bunu sadece faydalı bir geri bildrim olarak ele alıyor, sonuçlar çıkarıyorlar. Asla “başkaları ne der” kompleksi ile yaşamıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">25- Israrla aynı duruşu sergiliyorlar. Yanar döner olmuyorlar. Ve bu duruşlarını yıllar sonra daha da perçinleyerek tarihe isimlerini yazdırmış oluyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunların hiç birini yapmayarak kötülüğüyle ün yapan insanlardan bahsetmediğimiz ortada. Bunların tümünü çok iyi yapan bir insan bulmak da zor aslında. Demek istediğim bu konulara dikkat eden, eksiklerini geliştirebilenler markalaşıyor gerçekten. Eksik olduğunuz üç maddeyi seçin ve geliştirerek değiştirmeyi deneyin. Siz değiştikçe başkalarının da değiştiğini göreceksiniz. Ailenizde, iş yerinizde ve tüm yaşamınızda. Kolaylıklar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/nasil-kisisel-marka-oluyorlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bana paradan bahset!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/bana-paradan-bahset/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/bana-paradan-bahset/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 10:39:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[algı karmaşası]]></category>
		<category><![CDATA[ayna]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[mihenk taşı]]></category>
		<category><![CDATA[networking]]></category>
		<category><![CDATA[paranın kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=392</guid>
		<description><![CDATA[Onlarca, belki yüzden fazla kişisel gelişim kitabı okuduk, bir çok girişimci hikayesi dinledik ve belki de bir, iki girişim denemesi de kendimiz yaptık. İnternet kurdu gibi hala bir şeyler bulmaya çalışıyoruz. Projemize yatırımcı arıyoruz, finansal getirisi sorgulanıyor. Zengin, ünlü biri ile tanışıyoruz paranın kokusu ve “korkusu” ağır basıyor. İlişkiler ağımızı geliştirmek, kişisel anlamda markalaşmak diyoruz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Onlarca, belki yüzden fazla kişisel gelişim kitabı okuduk, bir çok girişimci hikayesi dinledik ve belki de bir, iki girişim denemesi de kendimiz yaptık. İnternet kurdu gibi hala bir şeyler bulmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Projemize yatırımcı arıyoruz, finansal getirisi sorgulanıyor. Zengin, ünlü biri ile tanışıyoruz paranın kokusu ve <strong>“korkusu”</strong> ağır basıyor. İlişkiler ağımızı geliştirmek, kişisel anlamda markalaşmak diyoruz yine de yollar paraya çıkıyor. Sonuçta aklımızda kalan şu; <strong>“bu para konusu ne olacak”.</strong> Doğru para olmadan bazı şeyleri yapamıyoruz fakat bazı şeyleri uygulamadan da paranın kapısını açamıyoruz. Kapıyı açmayı bırakalım, genellikle kapıları dahi göremiyoruz.<span id="more-392"></span></p>
<p>Yumurta, tavuk hikayesi gibi görünüyor ama o kadar da ümitsiz değil. Şu maddeleri ne kadar doğru uyguluyoruz da para kazanamıyoruz, gelin kendimizi sorgulayalaım.</p>
<p>- Networkümüzü gerçek anlamda kontrol edemiyoruz. Kiminle en son ne zaman konuştuğumuzu, en önemli kontaklarınızla en son yüz yüze ne konuştuğumuzu, örneğin 2009 yılında kimlerle tanışmak, kendimizi tanıtmak istediğimizi bilmiyoruz. Sosyal medya üzerinde yüzlerce bağlantımız var ama kimin kime ne fayda sağladığını bilmiyoruz ve ölçemiyoruz.</p>
<p>- Büyüüüük şirketlerde, büyüüük projeler yönetiyoruz ama hayatımızını en önemli projesi olan kişisel markalaşmamızı aynı ciddiyetle yönetemiyoruz.</p>
<p>- Bir günlük zaman dilimindeki saniyeleri ve dakikaları hesaplayarak zaman planımızı daha verimli şekilde yapamıyoruz.</p>
<p>- <strong>&#8220;Web sayfam var, bloğum var&#8221;</strong> diyerek sayılarla, istatistiklerle övünüyoruz. Asıl odaklanmamız gereken noktaları ölçmüyoruz.</p>
<p>- Bir anda dikey yükselme hayallerimiz var. Yatay genişleme ve daha da derinleşme, uzmanlaşma yollarını aramıyoruz. Sebat etmiyoruz, çabuk pes ediyoruz.</p>
<p>- İşin havasındayız, ünlü olmak istiyoruz, alkış istiyoruz. Ama yeterince çok çalışmıyoruz. Çalışmadan para kazanmayı daha akıllıca buluyoruz. Kaç örneği var çevrenizde, var ise bu durumu ölene kadar o şekilde mi devam etti, yoksa günü birlik maddi kazançlar mı bunlar?</p>
<p>- Oyunu, evrensel ama uyguması yerel kurallara göre oynamıyoruz. Geleneksel satış, pazarlama kurallarına takılıp kalıyoruz.</p>
<p>- Hedeflerimizi kendimize göre değil başkalarına göre yapıyoruz. Aile, yakın çevre, iş arkadaşları, patron ve eleştiren kesim gibi. Israrla <strong>“yok kardeşim, kusura bakma, bu benim planıma uymuyor”</strong> diyemiyoruz.</p>
<p>- Çocukluktan başlayarak kendimizi hep bir yarışın, rekabetin içinde buluyoruz. Ve <strong>“mihenk taşı”</strong> mız da bu şekilde oluyor. Neye göre, kime göre, hangi mantığa, hangi modele göre ölçümleme yaptığımızı unutuyoruz.</p>
<p>- Tanıştığımız herkesi ya para şeklinde görüyor, saldırıyor ve kaçırıyoruz. Ya da fırsat olduğunu keşfedemiyoruz, yeterince ilgilenemiyoruz ve yine kaçırıyoruz.</p>
<p>- Çevremize bir hırsla, görgüsüzlükle kendimizi kabul ettirmeye çalışıyoruz. Maymun iştahlı oluyoruz ve dengesizi bir görüntü veriyoruz. Kişisel anlamda markalaşmak bu değil ki!</p>
<p>- Yanlışlarımızı her an yüzümüze çarpan biri yok. Bunu kendimiz de yapmayınca yanlışlara devam ediyoruz. Bir de kendimizi <strong>“en iyisini ben bilirim”</strong> havalarında satmaya çalışıyoruz.</p>
<p>- Burun seviyesi hep yukarılarda, tevazu göstergesi ise hep diplerde oluyor. Yerine göre olmalı ama genelde tam tersi olmalı.</p>
<p>- Yaşadığımız çevrenin, iş piyasasının hangi kurallarla işlediğini öğrenmiyoruz. Hep kendi yöntemlerimizi savunuyoruz.</p>
<p>- Kendimizi doğru pazarlayamıyoruz. Ya abartıyoruz, ya da sönük kalıyoruz. İkisi de işe yaramıyor.</p>
<p>- Bilgi ve algı karmaşasında boğuluyoruz. Elimizdeki  ve başkalarının elindeki küçük aynalarla büyük resmi görmeye çalışıyoruz. Çok zor!</p>
<p>- Başkalarının hikayelerini imrenerek okuyoruz ama dönüp bir de kendi hikayemize bakmıyoruz. Kronolojik olarak dahi zor hatırlıyoruz. Bilnçsizce ne yanlışlar yaptığımızı ya da akıllıca neleri başardığımızı kendimize harılatmıyoruz. Ve başkalarına da bu hikayeyi sunmuyoruz.</p>
<p>- Ya çok duygusal, ya da fazla mantık odaklı kararlar vermeye çalışıyoruz.</p>
<p>- <strong>“Elin gavuru yapmış”</strong> diyoruz, ne çabalarla yaptığını öğrenmiyoruz. “<strong>Şu kişi çok zengin bir aileden gelmiş zaten”</strong> diyoruz ama zenginlerin o zenginliği nasıl koruyabildiğini öğrenmiyoruz.</p>
<p>- “Yaratıcı fikirlerim var ama kimseye satamıyorum” diyoruz ama hadi uygulanmış prototipini bir yana bırakalım, elimizde sunumu dahi olmuyor. Uygulamanın gücünü kaçırıyoruz, denemiyoruz.</p>
<p>- Bir şeye, bir projeye, bir sosyal gruba, bir hataya, bir başarıya takılıp kalıyoruz. Neleri kaçırdığımızı ancak başkaları yapınca anlıyoruz.</p>
<p>- Doğru çözümler için zor zamanları bekliyoruz. <strong>“Yumurta kapıya gelince”,</strong> tutuşuyoruz. Zamanın aldatmacasına kanarak, hep<strong> “sonra, sonra”</strong> diyerek kendimizi kandırıyoruz.</p>
<p>Fark ettiniz mi paradan çok az bahsettim aslında. Biz bu maddelerin % 30’unu gerçek anlamda uygulayalım, olmuyorsa “kader, kısmet” diyelim. Ve tekrar başlayalım. Para konusunda pek başarılı olduğum söylenemez. Ama yukarıdaki birkaç maddeyi çok iyi uygulamaya çalışınca güzel şeyler oluyor. Daha fazlasını kazanbilir miyim? Tabi ki, neden olmasın! Ama okuduklarımı ve bu gibi yazdıklarımı daha daha çok uygularsam olur. Olmazsa, döner hatalarıma bakar, yine yoluma devam ederim.</p>
<p>Ben paradan böyle bahsettim, siz nasıl bahsediyorsunuz?</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/bana-paradan-bahset/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş dünyası kuralları, özellikle orta düzey yöneticiler için</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/is-dunyasi-kurallari-ozellikle-orta-duzey-yoneticiler-icin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/is-dunyasi-kurallari-ozellikle-orta-duzey-yoneticiler-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 08:49:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[delege etmek]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[iş dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[kumpas]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[lobi]]></category>
		<category><![CDATA[mavi yakalı]]></category>
		<category><![CDATA[ölçmek]]></category>
		<category><![CDATA[raporlama]]></category>
		<category><![CDATA[sahnede olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Network]]></category>
		<category><![CDATA[Tecrübe]]></category>
		<category><![CDATA[üst yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[uzlaşmacı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[zaman yönetimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=326</guid>
		<description><![CDATA[- 10-15 yıllık tecrübenizi konuşturmanın tam zamanı. Hemen her konuda örnek bir hikayeniz vardır. Hava atmadan, dramatize etmeden paylaşın. Özellikle kriz yönetimi ve çözümü imkansız problemler karşısında. - Unutmayın, siz de bir zamanlar mavi yakalı gibiydiniz (her nekadar bu ayrım bana itici gelse de). Çalışanlarınıza liderlik, koçluk yapın. &#8220;Yöneticiyi yönetici yapan çalışanlarıdır&#8221; mantığını unutmayın. - [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- 10-15 yıllık tecrübenizi konuşturmanın tam zamanı. Hemen her konuda örnek bir hikayeniz vardır. Hava atmadan, dramatize etmeden paylaşın. Özellikle kriz yönetimi ve çözümü imkansız problemler karşısında.</p>
<p>- Unutmayın, siz de bir zamanlar mavi yakalı gibiydiniz (her nekadar bu ayrım bana itici gelse de). Çalışanlarınıza liderlik, koçluk yapın. &#8220;Yöneticiyi yönetici yapan çalışanlarıdır&#8221; mantığını unutmayın.</p>
<p>- İşinizi sevmeseniz dahi, çok iyi yapmaya gayret edin. &#8220;İş hayatında her basamağı iyi değerlendirmek&#8221; kuralını unutmayın.<span id="more-326"></span></p>
<p>- İşi bilmelisiniz ama içinde kaybolmamalısınız. Sorumluluk verin, delege edin ve takip edin.</p>
<p>- Üst yönetime yakın olun ama yalakalık yapmayın. Öneri getirin, sorun, öğrenin. Ve onların hassasiyetlerine öncelik verin. Yanlış olduğunu düşünyorsanız lobi çalışmalarına başlayın, kamuoyu oluşturun ama sakın çıban başı olmayın.</p>
<p>- Zamanınız daha da azaldı değil mi? En doğru ve özet bilgiye daha hızlı ulaşmanın yollarını arayın. Teknolojiyi kullanın.</p>
<p>- Giyiminize özen gösterin. &#8220;Ye kürküm ye olayı&#8221; daha önemli olacak.</p>
<p>- Hem aileniz, özel yaşamınız için, hem de işleri yetiştirebilmek için size zaman kaybettiren ne varsa silmeye başlayın. Eski alışkanlıklar değişmeli.</p>
<p>- Hedefinizdeki departman ya da konum için daha özel gayret gösterme zamanı. Bu bir finans departmanı ise bu konuya özel her şey kapsama alanınızda olmalı. Özellikle örnek vakalar ve kişiler rüyalarınıza girmeli.</p>
<p>- Üst yönetim sizden net cevaplar bekleyecektir. Kesin tarihler, planlar, yaptırımlar v.s. Politik konuşmayı, yuvarlak laflar etmeyi bırakın.</p>
<p>- Ölçün, olabildiğince ölçün. Hem çalışanlarınıza, hem ekibinize bunu empoze edin. Raporlama canavarı olun. Emin olun herkes karşınızda ölçerek konuşmak zorunda kalacak. Ve tabiki akla karayı ayırmanın kolay yolu değil mi!</p>
<p>- Hatalarınızı kabul edin ve nasıl düzeltebileceğinizi net olarak üst yönetime iletin. Hata affedilir ama çözüme gayret etmemek affedilmez.</p>
<p>- Kuruma, markaya saygı duyun. Dedikodulara, saygısız tepkilere karışmayın. Objektif olmanın da yeri ve zamanı olduğunu unutmayın ama. En azından nötr kalmayı bilin.</p>
<p>- Hem kendi cebinizden, hem şirket bütçesinden ayırabildiğiniz kadar eğitiminize harcayın. Dil öğrenme, yönetim ve liderlik ya da işinizle iligil profesyonel eğitimler, seminerler, konferanslar.</p>
<p>- Entellektüel bilginizi mütevazi bir şekilde ifade edin. Sadece iş konuşmayın, muhabbetlere katılın. Gereksiz, abartıya kaçmadan.</p>
<p>- İnsiyatif kullanmaktan korkmayın ama “kırmızı çizgi” kurallarına kesinlikle uyun.</p>
<p>- Toplantılara zamanında gidin ve toplantıda sıkılsanız dahi uyumayın.</p>
<p>- Telefon ve mailleri cevapsız bırakmayın. Ama gerekli, gereksiz her mesajın size gelmesini hemen engelleyin, sorumlu adresi iletin, yönlendirin.</p>
<p>- Hep masanızda oturmayın, sadece beyniniz değil vücudunuz da çalışsın. Sahnede olmak önemli.</p>
<p>- O şirkette yükselmek istiyorsanız kişi ve departmanların duruşunu iyi gözlemleyin. Ayak oyunlarına gelmeyin. Herhangi bir kumpas ile karşı karşıya olduğunuzu sezdiğiniz anda yöneticilerinizle paylaşın. Bu kumpası onlar kuruyorsa zaten olay bitmiştir.</p>
<p>- Özgeçmişiniz sürekli hazır olsun. Fırsatları takip edin. Ama o iş senin, bu iş benim gezip durmayın. Piramitteki konumunuzu kaybetmemeye çalışın.</p>
<p>- Internetteki sosyal networklerde kendinizi tanıtın, ilişkiler ağınızı genişletin, faydalı bilgiler sunun. Hem iş dünyasında, hem özel yaşamınızda. Beklentisiz olarak önce faydayı siz sunun. Karşılığı gelirse gelir, gelmezse de tecrübe olur, kişisel markanıza değer katar.</p>
<p>- En aksi, en ters genel müdür ya da yönetim kurulu başkanlarına karşı stratejileriniz olsun, hemen pes etmeyin. Onlar için oyunun kuralları ne ise belli zamanlarda o şekilde oynayın.</p>
<p>- Özel yaşamınızdaki kaliteyi artırın. Ne de olsa maaşınız da iyidir. Burnu yükseklerde olmayın ama belli bir yaşam stiliniz olduğunu ve buna çok önem verdiğinizi iş yerindekilere hissettirin. Yetenekleriniz, hobileriniz, yaşam felsefeniz v.s. Bu konuda açık olun. Size güç katar.</p>
<p>- Uzlaşmacı ve çözümcü olun. Sakinliğinizi koruyun. Ses tonunuzdan, vücut dilinize varana kadar size bakanlar daha da stres olmasın, huzur bulsunlar.</p>
<p>- Korkuyor olsanız dahi belli etmeyin. Duruşunuz, bakışınız hep kendinden emin bir görüntü vermeli. Yoksa böcek gibi ezer geçerler.</p>
<p>- Yaşamınızdaki en önemli proje sizsiniz unutmayın. Aileniz, sağlığınız, yaşamdaki toplam huzurunuz işten daha önemli. Kendinize ve ailenize zaman ayırın. Bahane üretmeyin, daha planlı olun yeter.</p>
<p>- Kahraman olmaya çalışmayın, kahraman diyerek alkışlayan herkese de kanmayın. Unutmayın ki, kimler geldi geçti o süreçlerden.</p>
<p>Bu maddelerin her biri için örnek hikayelerinizi hatırlayarak bir karne çıkarın. Performansı en düşük maddeleri anlık, saatlik, günlük takibe alın. Bunu sizin için için eşiniz bile yapmaz emin olun. Sızlanmayı bırakın ve bu takibi vücudunuzun bir refleksi haline getirin.</p>
<p>Unutmayın, marka sizsiniz, reklamınızı yapın.<br />
Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/is-dunyasi-kurallari-ozellikle-orta-duzey-yoneticiler-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
