<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; girişimci</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/girisimci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Bebekleri izleyin, yenilgiler karşısında ne kadar da az kırılıyor cesaretleri!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/02/bebekleri-izleyin-yenilgiler-karsisinda-ne-kadar-da-az-kiriliyor-cesaretleri/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/02/bebekleri-izleyin-yenilgiler-karsisinda-ne-kadar-da-az-kiriliyor-cesaretleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 10:17:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[Denemek]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[John Gardner]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Orta yaş]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[y kuşağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=901</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerdeki cesaret ve büyüdükçe bu özgüvenin nasıl da törpülendiğine dair bir yazı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Olgunlaştıkça, aşama aşama hayatımızdaki fırsatları ve çeşitliliği daraltırız. İlgi duyduğumuz pek çok konudan sadece birkaçı üzerinde dururuz. İlişki kurabileceğimiz pek çok insandan sadece bir kısmını seçeriz. Kendimizi değişmez ilişkiler ağı içinde buluruz. İşleri yürütmek için belirli yöntemler geliştiririz.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Yıllar geçtikçe yakın çevremizi daha zayıf bir algılamayla izleriz. Her gün gördüğümüz insan yüzlerine ya da günlük olaylara artık canlı, meraklı gözlerle bakmayız.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Hayattaki büyük değişikliklerin, evlilik, başka bir şehre taşınmak, iş değişikliği ya da ülkesel çapta yaşanan olağanüstü bir durumun yaşama biçimimizi değiştirmesi ve bizi kendimize ördüğümüz ağın içinde nasıl hapsolduğumuzu göstermesi alışılmadık bir şey değildir.<span id="more-901"></span></span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Olgun insanların gençlerden daha az öğrenme eğiliminde olmasının nedenlerinden biri, daha az risk almak istemeleridir. Öğrenme riskli bir iştir ve yetişkinler başarısız olmak istemezler. Çocuk bebeklik döneminde – bir daha asla ulaşamayacağı – olağanüstü bir hızda öğrenmekte iken, aynı zamanda çok sayıda yenilgi de yaşamaktadır. Bebeğinizi izleyin. Deneyip yanıldığı pek çok şey göreceksiniz. Ve bakın, yenilgileri cesaretini ne kadar az kırıyor.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Bebek geçen her yılla birlikte başarısızlıkları konusunda daha az kaygısız olur. Ergenlik döneminde ise, tersine, başarısız olma riskini alma arzusu büyük ölçüde azalır. Aileler çocuklarını korkutarak, cezalandırarak ya da başarıya fazlasıyla değer vererek onları bu yola daha çok iterler.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Orta yaşlara geldiğimizde, birçoğumuzun kafasında bir kez denediğimiz ve başarısız olduğumuz ya da hedeflediğimizden daha az başarılı olduğumuz ve yeniden deneme niyetimizin olmadığı şeylerden oluşan uzun bir liste vardır.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #2984e0;">Hayatımızın yarısı geride kaldığında, çoğumuz kendinden kaçan firarilere dönüşmüşüzdür.</span></em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Gardner, John. Self – Renewal: The individual and the Innovative Society. New York W.W. Norton, 1964, p 64</strong></p>
<p style="text-align: justify;">John Gardner’ın 1964 yılında söyledikleri çok açık. Ne de çok <strong>“cahil cesareti”</strong> olarak bakılır risk alan insanlara. Kimse de <strong>“bak işin cahillik kısmını şu şekilde haledebilirsin”</strong> diyerek alternatif çözümler, öneriler, planlar sunmaz. Sadece eleştirir, küçümser, statükonun kanatları altında yaşar ve risk alan kişilere kıs kıs güler. Bir girişimin sonunda bir de o kişiye göre başarısızlık var ise <strong>“bak, ben sana söylemiştim, gördün gününü” </strong>der durur.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>Girişimci ruhun bu kadar çok olduğu halde bir o kadar da sindirildiği başka bir ülke, toplum var mıdır dünyada bilemiyorum.</strong>  </span>Tamam, KOBİ’ler ve kayıt dışı ekonomi değirmene çok büyük katkı sağlıyor fakat bu durum hiç de dünya çapında finansal bir güce ulaşmamıza yetmiyor. Bunun nedenlerini siyasi iktidarlarda aramak ya da politik argümanlarla ortaya koymak yersiz bir çaba olur. Daha derinlerde yatan sebeplere inmek, bireyin ve toplumun psikolojik gelişimini incelemek gerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı gözlemlerimi listelemek isterim;</p>
<p style="text-align: justify;">1- 15- 16 yıllık eğitim hayatımız boyunca meslek edinmiyor sadece okuyoruz. Üniveristede tabi ki bir mesleğe yönelik okuyoruz ama büyük ihtimalle o mesleği yapmıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">2- İşin teorisini öğrenerek, bol bol inekleyerek sınavları geçiyor ve mezun oluyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">3- <strong>“Sen sus bakim”</strong> uyarı cümlesini hem aile içinde hem de okullarda fazlasıyla duyuyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">4- Çocukların her şeyine yardım ediyoruz, <strong>“dur sen yapamazsın çocuğum bana bırak”</strong> diyoruz ve onlar da büyüyünce her sorunlarını getirip önümüze koyuyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Fakirliği görüyoruz, öğreniyoruz ama asıl zenginliğin tasarruf etmek, kanaat etmek, şükretmek olduğunu öğrenemeyince elimize ne para geçerse geçsin har vurup harman savuruyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">6- Başarılı olan öğrencileri daha fazla başarılı yapmaya çalışıyor, gerisi için “aman ne uğraşacağım” diyen eğitim sistemleri kurguluyoruz. Zaten kişisel kabiliyetlere dayalı bir ölçme sisteminden de ömür boyu mahrum kalacak gibiyiz bu gidişle.</p>
<p style="text-align: justify;">7- <strong>“Çocuğum devlete kapağı at”</strong> gerisini merak etme diyoruz. Mümkün ise mesleğini de biz seçiyoruz, hangisinin parası bol ise.</p>
<p style="text-align: justify;">8- <strong>“Çocuğum bir an önce evlen, bir an önce evini arabanı al, çoluğa çocuğa karış bırak bu hayalleri”</strong> diyoruz.<br />
9- Özellikle 3-5 yaşına kadar çocuğun kulaklarında şu kelimeler çınlıyor. <strong>“Yapma, etme, bırak, saçmalama, dur, öyle olmaz”</strong> v.s. yaratıcılığı ve serbest düşünceyi engelleyecek ne kelime varsa telaffuz ediyoruz. O da sadece kurallara uyuyor, hiçbir bilgiyi sorgulamıyor artık.</p>
<p style="text-align: justify;">10- Analitik düşünce sistematiğini, süreç analizi yapma ve iş bitirici olma gibi temel eğitimler yerine <strong>“en hızlı yoldan nasıl zengin olunur”</strong> un eğitimini veriyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu maddeler sonsuza kadar devam edebilir belki de. Kimseye ümitsizlik aşılamak ya da şikayet etmek değil amacım. Ama bu topraklarda kimi nasıl harcadığımızı bilmek gerekiyor artık. Geçenlerde eski ortak iş yaptığım arkadaşlardan biri, bir zamanlar yaptığım girişim konusunda bir itirafta bulundu. “Hocam, sana gerektiği kadar destek olamadık, yazık oldu o güzel fikirlere, projelere” dedi.  Halbuki bu arkadaşın bana verdiği destek bir hayli fazla idi. Ama yeterli olmadığını o da kabul ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kabul edelim arkadaşlar, <strong>“destek” </strong>denilen kelime bu ülke insanlarının lügatinden silinmiş ve bir türlü yerine gelmiyor tekrar. X kuşağı Y kuşağı filan diyoruz ama zihniyet aynı kaldığı sürece daha çok kuşaklar gelir geçer aynı yazıları yazar dururuz.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey anneler babalar, çocuğunuzun içindeki sese kulak verin artık. Bırakın kişisel korkularınızı, zaaflarınızı yansıtmayı çocuklarınıza. Onları gerçek dünya ile tanıştırın, fanus içinde saklamayın ne olur. Zorlamadan, dövmeden, baskı kurmadan anlatın güzellikleri. Sonra sizin öcünüzü onlar almak istiyor hayattan. Hayat öc almak değil dolu dolu huzurlu yaşamaktır sadece.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey müdürler, patronlar, bırakın daha fazla hata yapsın çalışanlarınız. Her hatayı birlikte inceleyin usluca, çözümler üretin hızlıca. Kariyer hayatı için nasıl sabır ve uzun soluklar gerektiğini öğretin onlara. Güvenin, hata yapacağını bile bile işi emanet edin, sorumluluk verin onlara. Her projeyi girişimci bir ruhla üstlensinler. İşinizi de, insan kaynaklarınızı da ölçün ölçebildiğiniz kadar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">Gelin şu bebek cesaretini örnek alalım tekrar. Bu cesaret bitmesin biz ölene kadar.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/02/bebekleri-izleyin-yenilgiler-karsisinda-ne-kadar-da-az-kiriliyor-cesaretleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişiler ne zaman markalaşır, KOBİ’ler de ancak o zaman markalaşır.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/10/kisiler-ne-zaman-markalasir-kobi%e2%80%99ler-de-ancak-o-zaman-markalasir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/10/kisiler-ne-zaman-markalasir-kobi%e2%80%99ler-de-ancak-o-zaman-markalasir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 08:25:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analist]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[KOBİ]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Network]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[zaman planı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=786</guid>
		<description><![CDATA[Bir şirketi kim yönetir? İnsanlar. İnsanları ne, kim yönetir? Kişiliği, karakteri, zihni, kalbi, düşünce dünyası, tecrübeleri, eğitimi, vizyonu, cesareti, hedefleri v.s. Şirketler, ürünler nasıl markalaşır? Tabi ki bizim gibi “insan” denilen “gelişme ve gerileme” potansiyeli en yüksek varlıkların stratejileri ile. Peki KOBİ’ler hep neden şikayetçi olur? Vergilerden, enflasyondan, hammadde fiyatlarından v.s. Şimdi burada duralım ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir şirketi kim yönetir? İnsanlar. İnsanları ne, kim yönetir? Kişiliği, karakteri, zihni, kalbi, düşünce dünyası, tecrübeleri, eğitimi, vizyonu, cesareti, hedefleri v.s. Şirketler, ürünler nasıl markalaşır? Tabi ki bizim gibi <strong>“insan”</strong> denilen “gelişme ve gerileme” potansiyeli en yüksek varlıkların stratejileri ile. Peki KOBİ’ler hep neden şikayetçi olur? Vergilerden, enflasyondan, hammadde fiyatlarından v.s. Şimdi burada duralım ve bir kısır döngüyü dile getirelim.<span id="more-786"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Girişimci, esnaf, KOBİ, holding fark etmiyor, istisnalar dışında, genelde insan hataları ile batar. Hatta, üst üste yıllardır yığılan hatalarla. Örnek kısır döngü; finansal döngüsünü sağlama alamayan, borç içinde yüzen esnaf kardeş bu moral bozukluğu ile ne işine ne de müşterilerine konsantre olamaz, yeni, yaratıcı fikirler bulamaz ve batar. Suç, doğal olarak devlete ya da başka faktörlere atılır. Fakat, stratejisini yenileyen, tekrar uzun vadeli planlar yapan, yeni firkir ve uygulamalar peşinde olan girişimci sürekli adım atar ve bunlardan biri tuttuğu anda kısır döngü kırılmış olur. Aslında onun da sorunları aynıdır ama ümitsizliğe kapılarak, düşünce derinliklerinde boğulmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelin bu kısır döngüleri kırmak için şu soruları kendimize soralım. Tek başımıza çaresiz dahi olsak, bu maddelerden kaçını yapıyoruz bakalım. Hani esnaf, KOBİ gözüyle.</p>
<p style="text-align: justify;">1- Kriz kapıda göründü, durumlar kötü. Büyüme hedeflerinizi, stratejilerinizi, en sağlam müşterilerinizi nasıl kaybetmeyebileceğinizi gözden geçirdiniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">2- Tasarruf yaptığınızı zannediyorsunuz, hiç başkalarına sordunuz mu? Azami tasarruf tedbirlerinizi gözden geçirdiniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">3- Hep büyük işler yapmaya alıştınız. Küçük işler yaparak şirketinizi nasıl ayakta tutabileceğinizi düşündünüz mü?</p>
<p style="text-align: justify;">4- Hep aynı işi aynı şekilde devam ettirdiniz. Hiç yeni ürünler, yeni tasarımlar, küçük ama etkili çözümleri araştırdınız mı? Kaç tane yabancı kataloğu alarak ben de buna benzer ürünler üretebilirim, satabilirim diye  sordunuz. Çin’lilerin kopyalama yeteneği onlara mı özel sadece!</p>
<p style="text-align: justify;">5- Ne internette adınız var, ne kataloğunuz, ne de pratik insert ya da el ilanlarınız. Pazarlama-reklam maliyetinin mi sizi batıracağını zannediyorsunuz!</p>
<p style="text-align: justify;">6- Ne kadar kitap okuyor, kaç kişiden bir çeşit ücretsiz danışmanlık alıyorsunuz? Beyin fırtınası yaparak çevrenizle fikir alışverişi yapıyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">7- O kadar kişi ile tanıştınız, görüştünüz, iş yaptınız yıllarca. Bu sosyal networkü nasıl değerlendirdiniz? İletişim kanallarınızı ne kadar güçlü tuttunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">8- Şirketinizde her işi bir “proje” disiplini ile ele aldınız mı? İş planı nedir? İnsan kaynakları yönetimi konusunda destek aldığınız birileri var mı? Belki de gerek yok değil mi! İdari işler, personel v.s. hepsini bir arada halledersiniz zaten.</p>
<p style="text-align: justify;">9- Kişisel zaman planınız nasıl? Stresli durumlarda özel yaşam ve iş yaşamı dengesini tutturabiliyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">10- İş süreçlerinizi adım adım, saniye saniye <strong>“analist”</strong> gibi gözden geçirdiniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">11- Her hatanın şirketinize maliyetini fark ederek, o hatanın nedenlerini ve çözümlerini derinlemesine incelediniz mi?</p>
<p style="text-align: justify;">12- Çalışanlarınıza sadece patronluk mu yapıyorsunuz dedelerinizden kalma yöntemlerle. Liderlik ve koçluk kavramları size “kişisel gelişim” salatası gibi mi geliyor?</p>
<p style="text-align: justify;">13- Başarısızlığı, yenilgiyi, çaresizliği kabullenebildiniz mi? Yoksa cahil cesareti gibi ümitsiz hayaller mi kuruyorsunuz hala.</p>
<p style="text-align: justify;">14- Çalışanlarınızın, müşterilerinizin, ailenizin kısaca tüm çevrenizin gözünde kişisel olarak ne kadar markalaştınız? Ses tonunuz, vücut diliniz, düşünce sistematiğiniz, kriz yönetiminiz, koçluk becerileriniz, hedefleriniz, tutkularınız kısaca tüm davranışlarınızın kişisel marka duruşunuza katkısı ne?</p>
<p style="text-align: justify;">15- Ticaretin sadece işi dünyasında “para” ölçü birimleri ile yapıldığını mı zannediyorsunuz. Alış-veriş ve karlılık hesabını, formüllerini tüm yaşamınızda uygulamanız gerektiğini biliyor musunuz? Her hareketinizde bir ticaret yaptığınızı fark edebiliyor musunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">Bazıları beni eleştiriyor, aynı şeyleri yazıyorsunuz diye. Ne yapayım, insanoğlu hep aynı şeyleri konuşuyor, aynı tavırları sergiliyor, aynı bahaneleri sunuyor da ondan. Ben de bu aynı şeyleri farklı yöntemlerle ifade ederek anlatmaya çalışıyorum. Ama hep işin merkezinde insan var, “siz” varsınız.</p>
<p style="text-align: justify;">İşi, piyasayı, devleti, vergiyi, iş ortaklarınızı v.s. her şeyi sorgulayabilirsiniz. Ama lütfen önce kendimizi sorgulayalım. Bir gün değil bir saniye sonra bile algılarınız ve davranışlarınız değişebilir. Bir günde dört değil, kırk dört mevsim dönüşümü yaşarsınız belki. Başka kişilerde, başka yerlerde kaybolmadan kendimizde kalırsak, ruhsal “beslenme kaynaklarımızı” kurutmazsak kendimizin farkında olmayı başarabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Son 3 aydır depomuzdaki tadilat nedeni ile bir çok KOBİ şirketi ile tanıştım, çalıştım. Gözlemlerimi yazmak istedim. Saygıdeğer KOBİ patronları, yöneticileri, yularıdaki maddelerde çok değil % 60 başarı sağlarsanız</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>K</strong></span>olay <strong><span style="color: #800000;">O</span></strong>lacak <strong><span style="color: #800000;">B</span></strong>u <strong><span style="color: #800000;">İ</span></strong>şler.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/10/kisiler-ne-zaman-markalasir-kobi%e2%80%99ler-de-ancak-o-zaman-markalasir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Basit gibi görünen bilgilerin Google’da ne kadar arandığını biliyor musunuz?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/basit-gibi-gorunen-bilgilerin-google%e2%80%99da-ne-kadar-arandigini-biliyor-musunuz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/basit-gibi-gorunen-bilgilerin-google%e2%80%99da-ne-kadar-arandigini-biliyor-musunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 15:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon planı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiyi paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[delege etmek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İş Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[iyi insan]]></category>
		<category><![CDATA[kartvizit]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[Size basit gelen bilgilerin bir çk kişi tarafından hiç bilinmediğini unutmamak gerek. İletişim ve algı sorunlarına bir de bu açıdan yaklaşmak gerek.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Başkalarının da bir çok şeyi bildiğini varsayıyoruz genelde, saf bir yaklaşımla. Şöyle düşünüyoruz. Üniversite mezunu canım, bu konuları çok rahat bilir. Kamu görevlisi, protokolden çok iyi anlar. İnternete çok takılıyor bu arkadaş, kesin sosyal medya konularında uzmandır. Kaç yıllık iş tecrübesi var, proje yönetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilir. Yıllarca satış departmanlarında çalışmış, iyi satıcıdır herhalde. Matematik okumuş bu raporun parametrelerini anlayıverir. Gibi gibi.<span id="more-626"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Hayır arkadaşlar, maalesef öyle değil. Google istatistiklerinize bakarsanız o kadar çok basit, net, kısa, öz bilgilere ihtiyaç duyuluyor ki. Bunları arayanların bir çoğu da öğrenci filan değil koca koca adamlardır emin olun. Neden mi? Okul yıllarımızda sadece sınıf atlamışızdır, bilinç kazanmamışızdır. İş yaşamında ise hakim olan anlayış genelde pratik yaptırmak ve alaylı diye tabir edilen yöntemlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni birisi ile tanıştınız diyelim. Kartvizitinde de bilmem ne uzmanı ya da yöneticisi yazıyor. Sizce bu arakadaş o işte ne kadar uzmandır. Kısa bir süre anlarsınız ki, ya o göreve yeni gelmiş, ya torpille gelmiş, ya da birileri zorla o görevi ona vermiş. Sonuç; bilgi ve uzmanlık sıfır gibi bir şey. Daha kırk küsür fırın ekmeğe ihtiyacı vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir de herkesin dilinde dolaşan moda, trend laflar vardır. Bu kelimelerle de acaip karizma yaparlar hani. Örneğin, kişisel marka olmak, sosyal medya iletişimi, start-up, kişilik, karakter, trend uzmanlığı, resesyon v.s Hani sorsanız birine kişilik ne zaman oluşur, hangi tiplerde hangi özellikleri vardır, karakter nedir diye. Emin olun bir cümle dahi kuramaz. Aslında doğal olarak işin uzmanı değildir ama havasını atar.</p>
<p style="text-align: justify;">Web sayfama Google’dan hangi anahtar kelime ve cümlelerle ulaşıldığını takip ediyorum. Basit gibi görünen bir çok bilgiye, bir çok insanın aç olduğunu gözlemliyorum. İnternetteki Türkçe içerik konusunda pek de iyi bir noktada olmadığımız için, arayıp duruyor insanımız. İşte bazı örnekler;</p>
<p style="text-align: justify;">- İş geliştirme ne demek?</p>
<p style="text-align: justify;">- İş bulma stratejileri nelerdir?</p>
<p style="text-align: justify;">- İyi insan nasıl olunur?</p>
<p style="text-align: justify;">- Girişimci ne demek?</p>
<p style="text-align: justify;">- Delege etmek ne demek?</p>
<p style="text-align: justify;">- İnsiyatif kullandırmak nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">- İnsan neden “bilmem” der?</p>
<p style="text-align: justify;">- Hedef kitle nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">- Hayat dolu yaşam nasıl olur?</p>
<p style="text-align: justify;">- Faydalı insan projesi nasıl olur?</p>
<p style="text-align: justify;">- Düzenli insan nasıl olur?</p>
<p style="text-align: justify;">- Bir insan olarak öğrenci nasıl olmalı?</p>
<p style="text-align: justify;">- Aksiyon planı nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">- 18 yaşında kişilik nasıl olmalı?</p>
<p style="text-align: justify;">- Nasıl sosyal insan olunur?</p>
<p style="text-align: justify;">- Bilgiyi paylaşmak ne demek?</p>
<p style="text-align: justify;">Bilgiyi ölçmek ve paylaşmak adına şu sonuçları çıkardım;</p>
<p style="text-align: justify;">1- Hiçbir bilgiyi basit algılama</p>
<p style="text-align: justify;">2- Temel bilgilere her zaman ihtiyaç duyulur.</p>
<p style="text-align: justify;">3- En küçük bilgi dahi paylaşılmaya değerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">4- Başkalarının bilgi seviyesi hiç de zannettiğin kadar değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Her konuda uzman olamazsın, az-öz ve doğru bilgileri hap gibi almaya çalış ama sakın hava atma!</p>
<p style="text-align: justify;">6- Entelektüel bilgi diye zihnini çöp yapma.</p>
<p style="text-align: justify;">7- Her bilgiye şüphe ile yaklaş, öğrenmenin temeli de budur.</p>
<p style="text-align: justify;">8- Somut örnekler, görsel hafızada canlanır ve daha çabuk öğrenilir.</p>
<p style="text-align: justify;">9- En doğru olanı anlatmaya, öğretmeye çalış. O kadar çok yanlış bilgi ile yaşıyoruz ki!</p>
<p style="text-align: justify;">10- Bildiklerinle övünme, bilmediklerini daha çok düşün.</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak çok tekrarlanan yanlışı tekrar vurgulamak istiyorum. Doğru bildiğimizi, doğru algıladığımızı zannettiğimiz şeyler yıllar sonra değişebiliyor. Peki “doğru” ise neden değişiyor? Değişen doğru değil çünkü “biz”leriz. Eşinize, arkadaşınıza, yöneticinize, çalışanınıza bir şey söylediniz ve hemen bilinçli şekilde algılayacağını ve ona göre davranacağını düşünüyorsunuz değil mi? Sakın aldanmayın. Tarihten, bilimden, toplumlardan, psikolojiden, felsefeden gelen ve insanların kanına işleyen yanlışları burada yazsam, yazsam, yazsam bitmez.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/basit-gibi-gorunen-bilgilerin-google%e2%80%99da-ne-kadar-arandigini-biliyor-musunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Bir fikrim var” diyenler için</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/%e2%80%9cbir-fikrim-var%e2%80%9d-diyenler-icin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/%e2%80%9cbir-fikrim-var%e2%80%9d-diyenler-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 12:05:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[dahi]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[gemileri yakmak]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer]]></category>
		<category><![CDATA[maliyet]]></category>
		<category><![CDATA[ölçeklenme]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[proje planı]]></category>
		<category><![CDATA[prototip]]></category>
		<category><![CDATA[takdir]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı fikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=557</guid>
		<description><![CDATA[1- Ne yapalım yani, bu fikri senden başka düşünen  en az bir kişi olmuştur. Hayata geçmemiş olabilir. Şimdi deneme sırası sana gelmiştir. Olayı büyütme, kendini dünyanın en yaratıcı, dahi çocuklarından zannetme. Önce kendine sonra da başkalarına karşı mütevazi ol. Çok fazla takdir edilmeyi de unut. 2- Daha önce uygulanmış olup olmadığını, ya da benzeri olup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000003188225xsmall.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-558" style="margin: 10px;" title="istock_000003188225xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000003188225xsmall.jpg" alt="" width="423" height="284" /></a>1- </span></strong>Ne yapalım yani, bu fikri senden başka düşünen  en az bir kişi olmuştur. Hayata geçmemiş olabilir. Şimdi deneme sırası sana gelmiştir. Olayı büyütme, kendini dünyanın en yaratıcı, dahi çocuklarından zannetme. Önce kendine sonra da başkalarına karşı mütevazi ol. Çok fazla takdir edilmeyi de unut.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>2-</strong> </span>Daha önce uygulanmış olup olmadığını, ya da benzeri olup olmadığını araştırabilirsin. Ama unutma ki sen çok daha farklı katma değerlerle projeni ortaya koyabilirsin. Fikrin aynı olması seni ümitsizliğe sevketmesin. Pazar payını ya da “ölçeklenme”yi araştır ama kaygılarını büyüterek baştan pes etme.<span id="more-557"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>3-</strong> </span>İyi bir analize ya da geliştirmeye başlamadan en kötü ihtimali düşünerek yola çık. Yani “tutmama” ihtimalini göz önünde bulundurarak “attığın taş, ürküttüğün kuş” hesabını yap.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>4-</strong> </span>Geliştirmeye hemen başlama. En az 1 ay daha analize devam. Her analiz versiyonunda hep bir şeyler eklemek yerine çıkarmayı da dene. Kullanıcı için en anlamlı ihtiyacı ve en yalın süreci keşfet.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">5-</span></strong> Prototipi geliştirmeden ve ilk testleri geçmeden konu hakkında kimseye bahsetme. Büyük ihtimalle aradan 6 ay geçmesi gerekir. Dilini tutabilecek misin? Bence “hayır”. O zaman tüm eleştirilere ve cesaret kırıcı, aşağılayıcı telkinlere hazır ol. Özellikle de başkası tarafından kopyalanma riskine karşı.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>6-</strong> </span>Hemen patent filan almaya çalışma. Belki de ölü doğacak bir proje için 1000 TL daha harcama lüksünü sana kim veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>7-</strong> </span>Başlangıç maliyetlerini en aza indirmeye çalış. Bedava uygulamalardan, bedava networklere varana kadar her imkanı değerlendir. “Çok az” diyeceğin maliyetleri toplasan ikinci el bir araba alabilir. Ama büyük ihtimalle senin araban yoktur ve yollarda sürünüyorsundur. Ha, bu durumda hala taksiyi kullanıyorsan da batma ihtimalin yüksektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>8-</strong> </span>“Fikir” aşamasında iken ne ortak ara, ne de yatırımcı. Aklından bile geçirme. Sessiz, sakin, büyük hırs ve beklentilere kapılmadan devam et.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>9-</strong> </span>İster analiz, ister uygulama, ister pazarlama planı, ister satış anlamında çok küçük dahi olsa her gün bir şeyler yap ve sabırlı ol. Başka bir yerlerden gelirin var ise onunla idare et. Bütün ümidini yeni fikrine bağlama. &#8220;Gemileri yakacak kadar projeye güveniyorum&#8221; diyorsan o başka, yak da gör bakalım tekrar sahile çıkana kadar neler gelecek başına.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">10-</span></strong> Daha önce girişim yapmış ama başarılı olamamış isen önceki yaptıklarını listele. Doğru yöntemleri daha güçlü şekilde uygula, yanlış yöntem ve kanalları hayatından çıkar. Özellikle de sosyal network anlamında daha seçici olarak ilerle. Aynı kişi, yöntem ve çabalarla yine aynı sonuca ulaşırsın.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>11-</strong> </span>Fikrini, projeni haftada, ya da ayda bir tahtaya kaldır ve sorgula. Ya da belli bir aşamaya gelmiş ise güvendiğin başka kişilere sorgulat, fikirlerini al, danış.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">12-</span></strong> Fikrini denemeye aç ve tüm geri bildirimleri değerlendir. Site ziyaretçi sayısına da bak ama hangi “keyword”lerle geldiklerini, ne kadar süre site içinde kaldıklarını, kullanım oranlarını, aktif olup olmadıkları gibi kriterleri daha çok incele. Yani hedef kitleni bul, değiştir ve perçinle.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>13-</strong> </span>Projeni ilerletemiyorsan kendini heba etme. Rafa kaldır, ileride tekrar değerlendirilebilir. Şirketlerin de kişilerin de beyinlerindeki raflarda o kadar çok bekleyen dosya vardır ki. Yalnız değilsin bu konuda.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>14-</strong> </span>Dikkat, insanların, toplumun, ülkenin belki 10 yıl sonra alışabileceği, kullanabileceği bir fikir bulmuş olabilirsiniz. Başka ülkelerde “tuttu” diye aldanmayın. Kullanıcı da, yatırımcı da hazır değil ise çırpınmanın bir anlamı yok.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>15-</strong> </span>Girişimci ruhlu insanlar duramaz bilirim. Ama ne olur her fikri “proje” olarak değerlendirmeyin. Her ne yaparsanız yapın hayatı kaçırmadan girişimcilik yapın. Çok çalışmak da, planlı olmak da, bütçenin yetersiz olması da sizi yaşamdan koparmasın. <strong>Hayatınızın en önemli projesi, yine “hayatınız”dır, unutmayın.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/%e2%80%9cbir-fikrim-var%e2%80%9d-diyenler-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Doğal olana karşı gelmek&#8221; midir kişisel markalaşmak?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/dogal-olana-karsi-gelmek-midir-kisisel-markalasmak/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/dogal-olana-karsi-gelmek-midir-kisisel-markalasmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 11:45:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[akıntıya kürek çekmek]]></category>
		<category><![CDATA[denizaltı]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğal döngü]]></category>
		<category><![CDATA[Doğallık]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[koz]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[poz]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[sürü psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[taş devri]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=551</guid>
		<description><![CDATA[Evet, bir açıdan bakınca öyle görünüyor. Şu yazıyı dahi anlaşılır yazamazsam ben de karşı geliyorumdur doğal olana. Kıymeti bilinmeyen, vefa gösterilmeyen, hak ettiği karşılığı alamayan her şey doğaya hükmeden bazı kanunlara karşı çıkıyor demektir. Çok kısa sürede de hesabı görülür, bunun bedelini öder. İnsanın gelişmesi, de toplumun gelişmesi de belli bir zamanın geçmesini gerektirir. Dünyanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000004667283xsmall.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-552" title="istock_000004667283xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/02/istock_000004667283xsmall.jpg" alt="" width="284" height="423" /></a>Evet, bir açıdan bakınca öyle görünüyor. Şu yazıyı dahi anlaşılır yazamazsam ben de karşı geliyorumdur doğal olana. Kıymeti bilinmeyen, vefa gösterilmeyen, hak ettiği karşılığı alamayan her şey doğaya hükmeden bazı kanunlara karşı çıkıyor demektir. Çok kısa sürede de hesabı görülür, bunun bedelini öder. İnsanın gelişmesi, de toplumun gelişmesi de belli bir zamanın geçmesini gerektirir. Dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyenler de, haksızlığa karşı çıkanlar da ve tabi ki aslında  insanlardan bir insan olan peygamberler de eziyete, dışlanmaya ve anlaşılamamaya maruz kalmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Marka olmak, sürü psikolojisinden farklılaşmak ve ısrarla aynı mesajı doğru şekilde çevremize ulaştırmaktır. Peki ne kadar hazırdır insanlık bu mesajı anlamaya. Sabır üstüne sabır, strateji üstüne strateji gerekir bir şeyleri anlatabilmek, insanların içine sindirebilmek için. Ha, üç beş yıldan bahsetmiyorum. Yüz yıllar süren bilgi ve algı yanlışları hala düzeltilmeye çalışılıyor, değil mi!</p>
<p style="text-align: justify;">Gelin şunu kabul edelim. İnsan kendisine dahi <strong>“ağır”</strong> gelen bir varlıktır. Çünkü ne düşüncelerine ne de içsel isteklerine bir türlü tam anlamıyla hakim olamaz. Bir de yaratılıştan gelen en büyük potansiyele sahip varlık olma özelliğini de taşıyınca, tut tutabilirsen. Kişisel marka olmak yaşamdaki hedeflerin bütünüdür. Bu hedefler de baskın şekilde hırslara dayanır. İster girişimci olun, ister akademisyen, ister müdür fark etmez. Ağzınızla kuş tutmanız, dahice fikirler saçmanız sürekli saygı ve takdir göreceğiniz anlamına gelmez. Tam tersi büyük kavgalara, oyunlara, stratejilere hazırlıklı olmanızı gerektirir. En yakınınızdan en uzağınıza kadar <strong>“garip”</strong> davranışlara maruz kalacaksınız.<span id="more-551"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Nasıl ki bir ağacın yetişmesi yıllar alıyor, mevsimler belli zaman dilimlerinde oluşuyor, insanlık taş devri günlerinden bugünlere binlerce yıl sonra ancak gelebiliyorsa fikirler de projeler de aksiyonlar da bu şekilde doğal bir süreçte gelişmek için beklemek zorunda kalacaktır. Bilinçlenme süreci organik ve doğal kanunlara bağlı bir süreçtir. Bir kişiye, bir olaya bakış açınız on yıl önce de aynı mıydı? Çok az kişi bu soruya “evet” cevabı verebilir. Aslında değişimden bahsediyorum, fark ettiğiniz gibi. Ama bir çırpıda olmuyor ki bu. Ya da bir düğmeye basınca hemen her şey değişmiyor ki.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, bugünlerde daha çok fark ediyorum zamanın doğal döngüsüne karşı geldiğimi. Hızımı, ağırlığımı, hacmimi doğal olana karşı ayarlayamazsam ve sabırsız hırslarımı dizginleyemezsem hiç mi hiç başarılı olamayacağımı. Herkesi, her şeyi aynı ölçüde görmek saflıktan başka bir şey değildir. İnsan kendi hızına dahi yetişemez, kontrol edemez iken nasıl olur da başkalarından “aynı” olmasını bekleyebilir. O zaman sürekli madalyonun diğer yüzünü çevirerek her davranışımızın çevremize nasıl yansıdığını düşünmemiz gerek. Pes etmek, vazgeçmekten bahsetmiyorum. “Doz”u, “poz”u ve “koz”u ayarlamaktan bahsediyorum. Bir denizaltının aşırı hızla derinlere inmesi ile ana gövdedeki perçinlerin, vidaların aşırı basınçtan nasıl patlayacağını düşünün diyorum. Bu ince ayarları yapmadan sadece ama sadece hırs rüzgarı ile  koşmak yetmeyecektir hedefe varmak için.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğadaki dengeyi atlamadan, çevremize ağır gelmeden, organik gelişime karşı çıkmadan, zamanın öğreticiliğini anlamadan, yalancı rüzgarlara kapılmadan, düşünce gezintilerinde kaybolmadan ve algı kafeslerine hapsolmadan yaşayabilmemiz dileği ile.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne doğal akıntıda sürüklenin, ne de karşı yönde kürek çekin. Bu işin dengesini bulan var ise bana da bildirsin lütfen.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/dogal-olana-karsi-gelmek-midir-kisisel-markalasmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009&#8242;da parayı görmek !</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/2009da-parayi-gormek/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/2009da-parayi-gormek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 15:15:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beyin fırtınası]]></category>
		<category><![CDATA[ciro]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[iş modeli]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[maaş]]></category>
		<category><![CDATA[maliyet]]></category>
		<category><![CDATA[patron]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[satış]]></category>
		<category><![CDATA[sonuç odaklılık]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=434</guid>
		<description><![CDATA[Aslında 2008’de ya da daha öncesinde bir şeyler yapmadı isek bu biraz hayal gibi. Yine rayiç maaş zamları ya da, girşimci isek aynı satış ciroları ile yerimizde sayabiliriz. Üstelik krizin etkisiyle statükomuzu korumak dahi zorlaşabilir. Kendimde ve bir çok kişide gördüğüm hatalardan yola çıkarak şöyle bir liste oluşturdum; - Maliyet oluşturan en küçük birimi dahi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında 2008’de ya da daha öncesinde bir şeyler yapmadı isek bu biraz hayal gibi. Yine rayiç maaş zamları ya da, girşimci isek aynı satış ciroları ile yerimizde sayabiliriz. Üstelik krizin etkisiyle statükomuzu korumak dahi zorlaşabilir.</p>
<p>Kendimde ve bir çok kişide gördüğüm hatalardan yola çıkarak şöyle bir liste oluşturdum;<span id="more-434"></span></p>
<p>- Maliyet oluşturan en küçük birimi dahi gözden kaçırmamak. Ve hepimizin bildiği <strong>“attığın taş ürküttüğün kuş”</strong> sözünden yola çıkarak <span style="color: #800000;"><strong>maliyet-karlılık</strong> </span>hesabını doğru yapmak.</p>
<p>- Olan maliyetlerde nasıl tasarrufa gidilebileceği konusunda kalem, kalem inceleyerek beyin fırtınası yapmak, yaratıcı, hem kısa hem de uzun vadede fayda getirici çözümler üretmek.</p>
<p>- Her süreci, sürekli analiz etmek ve hızlı çözüm aksiyonları alarak hep sonuca odaklanmak. Özel yaşamda da, iş yaşamında da patron gibi düşünerek <strong><span style="color: #3366ff;">“sonuç ne”</span></strong> demek.</p>
<p>- Kariyerin rekabetini farketmek ve gerçekten uzun vadeli hedefler koymak. Asla <strong>“maçı idare etmek ya da salla başı al maaşı”</strong> gibi düşünmemek. Sergilediğimiz duruş ile rekabetin mihenk taşı olmak.</p>
<p>- <span style="color: #800000;"><strong>“Satış”</strong> </span>yapmak. Fikir satmak, ürün satmak, hayal-umut satmak, tecrübe satmak v.s. Yani her hareketin satış ve pazarlama açısından değerini ölçmek ve gerekli önlemleri almak.</p>
<p>- Özel yaşam ve iş yaşamındaki global ve lokal trendleri iyi takip etmek. Giyim tarzından, gündemle ilgili sohbet edebilmeye kadar geniş bir alanı kapsar.</p>
<p>- Satın alırken kazanmak. <strong>“Pazarlık yapmayı hiç sevmem, yapamam”</strong> diyenler dahi denesin lütfen. Pazarlığın gücüne hayran kalacaksınız.</p>
<p>- Teknoloji ya da başka imkanlar kullanarak bir işin en kısa sürede, en doğru şekilde nasıl yapılacağını araştırmak.</p>
<p>- Gerçek anlamda ticaretin ne olduğunu kavramak. Zengin patronun adımlarını ve başarılı şirketin iş modelini sıkıca incelemek, örnek almak.</p>
<p>- Girişken olmak, sahnenin ve iletişimin gücünü hakkını vererek kullanmak.</p>
<p>- Girişimci ruhların hemen finansal getiri planlarına girerek yaratıcı fikirlerini rafa kaldırmalarını hiç istemem ama realiteyi gözönüne alarak altıncı ay için de, altıncı yıl için de sağlam öngörülerde bulunmak.</p>
<p>- Parayı konuşmadan parayı çekebilmek. Yani işe odaklanmak ve sonucu almak. Böyle olunca doğal olarak başkaları paranızı konuşmaya başlayacak ve para parayı çekecektir.</p>
<p>- <strong>Zaman, kişi, geçmiş, gelecek</strong> gibi kaygıların, finansal planlarımıza hiçbir şekilde darbe vurmamasını sağlamak.</p>
<p>- <span style="color: #800000;"><strong>&#8220;Hırs&#8221;,</strong> </span>parayı kaçırıyor gibi bir tezim var. Sakin ve sessizce ilerlemek gerek. Değil başkalarının, insanın kendi kendine dahi nazarı değermiş.</p>
<p>- Hep büyüklerimiz der ya <strong><span style="color: #3366ff;">“paranın kıymetini bil”</span></strong> diye. <strong>“Paranın değeri nedir”</strong> diye bir iktisat, maliye, ekonometri uzmanına sorun, bakın, neler söyleyecekler neler. Ekonomi döngüsündeki bir kuruşun dahi değerini anlamaya çalışmak gerek.</p>
<p>Son olarak, <a href="http://www.dincerk.net" target="_blank">Dinçer Keskinpala </a>gibi uzman arkadaşların sade, anlaşılır yorumlarına kulak vermek. </p>
<p>Son 2-3 yıldır bunların bir kısmında kişisel farkındalığımı artırdım. Her ne kadar geç kalmış gibi görünsem de 40 ya da 50 yaşında <strong>“tüh”</strong> demekten iyidir. Rakamlarla aram pek iyi olmadığı için zihnimde oluşan kavramlarla açıklamaya çalıştım. 2009’da çok net bir şekilde parayı görebilmeniz ve ulaşabilmeniz dileği ile.</p>
<p>Ama yine de, öncelikli dileğimin sağlık ve huzur olduğunu bilmenizi isterim.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/2009da-parayi-gormek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>www.takasmerkezi.com ve Önder Eren’in girişimci markası!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/wwwtakasmerkezicom-ve-onder-eren%e2%80%99in-girisimci-markasi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/wwwtakasmerkezicom-ve-onder-eren%e2%80%99in-girisimci-markasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 13:43:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[e-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[Önder Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Takas Merkezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1011</guid>
		<description><![CDATA[Önder Eren ile tanışmadım. Sadece e-postadan iletişim kurdum, sesini dahi duymadım. TakasMerkezi.com ile ilgili bana mail geldi ve ardından kurucusu Önder beyden özel bir mail geldi. Ve beni, yani Reklamhavuzu girişimimi çok sıkı takip etmiş olduğunu ve bu gibi girişimlere çok değer verdiğini ifade etti. Yaklaşım mütevazi, samimi ve yalın. Yıllardır yaptığı girişimlerden de aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana;">Önder Eren ile tanışmadım. Sadece e-postadan iletişim kurdum, sesini dahi duymadım. <span style="color: #3366ff;"><strong>TakasMerkezi.com</strong></span> ile ilgili bana mail geldi ve ardından kurucusu Önder beyden özel bir mail geldi. Ve beni, yani <strong><span style="color: #3366ff;">Reklamhavuzu</span></strong> girişimimi çok sıkı takip etmiş olduğunu ve bu gibi girişimlere çok değer verdiğini ifade etti. Yaklaşım mütevazi, samimi ve yalın. Yıllardır yaptığı girişimlerden de aslında ne kadar çok çalıştığı, ve ne kadar çok yorulduğu ortadadır. Kısmet olursa tanışacağım ve bu derin marka insan ile fikir alışverişinde bulunacağım.Şimdi diyeceksiniz ki Murat reklam yapıyor. Öyle değil, ben girişimciliğin, kalkınmanın, üretimin, istihdamın, geleceğin reklamını yapıyorum aslında. Fakat birileri ısrarla hala kendi reklamını yapıyor, kendini ön plana çıkarıyor, özel çıkarları toplumun genel faydasına tercih ediyor. Her yerde havalı havalı boy gösteriyor. Büyük grupların anlamsız, bir iki yıl sonra batacak girişimlerinin altına sığınıyor. Bu arada parayı da bulabiliyor tabi ki ve güç kazanıyor. Akıllıca değil mi? Evet bireysel olarak akıllıca, toplumsal açıdan akılsızca. <strong><span style="color: #3366ff;">”Benden sonrası tufan”</span></strong> yaklaşımı&#8230;</p>
<p>Bu iki paragraf dahi yurdum insanının kişisel markalaşma konusundaki yanlış ve gelecek karartan algısını anlatıyor aslında. Bireyin markalaşması sosyolojik parametrelerle güçleniyor aslında. Buna demokrasi kültürünü benimseme de dahil, teknolojik kabiliyetlerimizin gelişmesi de. Yoksa en zeki, en kabiliyetli insanlar dahi yalnız kalır, korkar ve siner. Yalnız kalan bir insanın markalaşması da düşünülemez. Gelin bu girişimci insanların nasıl yalnız kaldığını ve böyle giderse Türkiye’den Google’ın ”G” sinin dahi çıkamayacağını madde madde anlamaya, anlatmaya çalışalım.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">1-</span></strong> Yoldan geçen bir insan bana dese ki; ” Murat bey ben şöyle bir girişim yaptım, bana yardımcı olur musunuz?”. Göreyim ki, girişim tek kelime ile berbat aslında. Ama o insanın motivasyonunu kırmamak, bilgim dahilinde doğru yönlendirmek için o iş abesle iştigal dahi olsa elimden gelen desteği, tavsiyeyi vermeye çalışırım. Reklamhavuzu da freelance arkadaşlar için aynı destekle yola çıkmıştı. Ve hala akıllarda. Demek istemiyorum ki gereksiz işlerle vakit kaybedin, kendinize yatırım yapmayın. Sadece önce değer verin, saygı ile karşılayın.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">2-</span></strong> Yeni bir internet projesi gördük diyelim. <span style="color: #3366ff;">&#8220;Ya adama bak, parayı götürecek valla. Hadi hemen biz de yapalım, pastadan pay kazanalım.&#8221;</span> Hatta mümkün ise karşı reklam yapıyoruz diye çomak sokalım. Hep bana rabbena. Bilmez ki o kişinin, ekibinin onu ortaya çıkarana kadar akla karayı seçtiğini.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">3-</span></strong> Benim fikrim, benim projem en güzelidir diyerek kendinin kandıran girişimci tipler var ya. Onlar da o rüyadan en kısa zamanda uyanıyorlar merak etmeyin.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">4-</span></strong> Büyük holdinglerin internet, mobil projelere yatırımlarını düşünelim. İnsaf, Turkcell dahi Shubuo da yanlışlar yapmışken siz daha dünkü çocuk sayılırsınz. Yüz binlerce dolarlar yatırır, sonunda ”aaa olmadı” diyerek değiş ton ton yaparsınız. Bana parmakların sayısnı geçecek kadar örnek gösterebilir misiniz, büyük sermayenin küçük ama gelecek vadeden internet, mobil projelerine destek verdiğini ve devam ettiğini.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">5-</span></strong> Elitleşme sorunu var hala ülkemizde. Elit takılırsa daha çabuk yükselebileceğini düşünen tipler. Sonuç, ya zengin bir aile kızı bulunur ya da dolgun bir maaş ile yola devam. Girişim mi, ne uğraşacağım kardeşim.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">6-</span></strong> Bu ükede doğdum, KOBİ kelimesini duydum, yaşım oldu 35 hala KOBİ kelimesini duyuyorum. Daha yeni yeni Avrupa Birliği fonları, KOSGEB v.s. fonları sık konuşulmaya başlandı. Halbuki ekonomin % 70’i herhalde bu kategori üzerinde dönüyor. Yani ter kokusuna saygı duyulması gereken esnafımız.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">7-</span></strong> İnsanoğlu kıskançtır, gururludur, nankördür, zalimdir, cahildir. İsterseniz genetik yapıyı araştırın, bu yaratılıştan böyle. Ah şu kıskanma güdümüz, imrenmeye dönüşse de daha fazla çalışsak ve daha çok yardımcı olmaya çalışsak.</p>
<p><span style="font-family:verdana;"><strong><span style="color: #cc0000;">8-</span></strong> Venture ya da seed capital firmaları iş planı istiyor. Hadi yaptık gönderdik diyelim iyi kötü. Hiç bu sürecin sonuçlarını inceleyen var mı? Yurt dışında değil belki ama ülkemizde hala ”tanıdık” ayakları daha önemlidir. Keşfedilmek için ya popçu ya topçu mantığı hala geçerlidir. İş adamlarının bizim internet projelerini araştırdığımız kadar zamanları, iletişim imkanları yok mu? Fazlası ile var ama vizyon o yöne değil ki.</p>
<p></span></span></p>
<p><span style="font-family: verdana;">Ben de bu vizyonu aklım erdi ereli merak etmişimdir. Acaba hükümetlerin 50 yıllık bir planı olsa nereye yatırımı olur, olmuştur, olacaktır. Hayvancılık, tarım desen <strong><span style="color: #3366ff;">”köylü”</span></strong> imajı kötüdür ya hadi taknolojiye. Teknoloji, o da yok. Hadi organik tarıma. O ne zaman olur, bilmem ki. O da olmadı, hadi turizme bakalım. Çocuğum bana böyle bir soru sorarsa oturup ağlamam lazım herhalde.<span style="font-family:verdana;">10 madde bile yazmak istemiyorum, çünkü moral kalmıyor. Ben en başa Önder Eren ve bu gibi girişimci ruhun kendilerini kıskıvrak sardığı ve içten bir gayretle yola devam eden insanlara dönmek istiyorum.</p>
<p></span></span></p>
<p><span style="font-family: verdana;">Ey girişimci arkadaşlar, sizler benim bu yazdıklarımı unutun, yolunuza mantıklı, istikrarlı, planlı ve sabırlı bir şekilde devam edin. Motivasyonunuzu bozan, size, emeğinize saygı duymayan her şeyi çöpe atın. Sizin gibi girişimcilere gerçekten, gönülden yardımcı olun ve birilerine ders verin. Girişimci insanların marka değerini ısrarla anlatın.Başarılar TakasMerkezi.com, Önder Eren ve nice girişimci arkadaşlara.</p>
<p><span style="font-family:verdana;">Saygılarımla.</p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/wwwtakasmerkezicom-ve-onder-eren%e2%80%99in-girisimci-markasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Girişimciler, Önce Siz Marka Olmalısınız</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/girisimciler-once-siz-marka-olmalisiniz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/girisimciler-once-siz-marka-olmalisiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 06:48:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[imaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=994</guid>
		<description><![CDATA[Girişimci olmak hayatta alınabilecek en büyük risklerden biri. Hayatınızı ortaya koyuyorsunuz, belki gemileri yakıyorsunuz. En doğru iş planını uygulamaya koyuluyorsunuz. Çevrenizin, portföyünüzün, pazardaki rüzgarın size yardımcı olacağını düşünüyorsunuz. Aslında bunların en başında değeri yükseltilmesi gereken etken sizsiniz. Çünkü bu işin ilk sorumluluğu her zaman sizde olacak. Öncelikle gireceğiniz sektörle ilgili dolu dolu bilgi, hatta pratik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp2.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SGndA5DYLmI/AAAAAAAAACE/hgYBECFgRLI/s1600-h/2190991379_a434436385.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5217944650670157410" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" src="http://bp2.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SGndA5DYLmI/AAAAAAAAACE/hgYBECFgRLI/s320/2190991379_a434436385.jpg" border="0" alt="" /></a><span style="font-family: verdana;">Girişimci olmak hayatta alınabilecek en büyük risklerden biri. Hayatınızı ortaya koyuyorsunuz, belki gemileri yakıyorsunuz. En doğru iş planını uygulamaya koyuluyorsunuz. Çevrenizin, portföyünüzün, pazardaki rüzgarın size yardımcı olacağını düşünüyorsunuz. Aslında bunların en başında değeri yükseltilmesi gereken etken sizsiniz. Çünkü bu işin ilk sorumluluğu her zaman sizde olacak.<br />
Öncelikle gireceğiniz sektörle ilgili dolu dolu bilgi, hatta pratik ve tecrübe sahibi olmalısınız. Paranızın olması ve bir sürü adam işe almak da sizi bir noktaya kadar kurtarabilir. Örneğin reklam ajansı kuracak birinin tasarım kursuna gitmesi, kendine bir Macintosh alması, en az bir kitaplık dolusu pazarlama kitabı alıp okuması, mümkün ise başka ajanslarda staj yapması gibi.</span><br />
<span style="font-family: verdana;"><br />
Artık ücretli değil iş veren konumuna geçtiğiniz için liderlik, koçluk ve idari yönetim işlerinin tümü üzerinizde demektir. İlk başta tabi ki zorlanmalar olacaktır fakat bu bölüme kadar yazdıklarımızı bir girişimci azami seviyede uyguluyor olmalı ki kişisel markanın gücü sattığı ürün ve hizmetlerin ağırlığını kaldırabilisin. İşi yönetmek her şeye karışmak demek değildir. Delegasyon yapmak, insiyatif kullandırmak, hata durumlarında öğretici olmak, analiz kavramını mantıklı olarak sürekli kullanmak gibi.Adı üzerinde girişimci-lik. Yani önce konuşulacak sizsiniz. Sizi değerlendirecek olumlu ya da olumsuz görüş bildireceklerdir. İlk zamanlarda kurumsal iletişim süreci sürekli sizin üzerinizden akacak. Bir çok yerde boy göstermeniz gerekecek. Giyiminizden, konuşmanıza varana kadar bir çok şeye bakacaklar. Özellikle de hayat hikayenize bakarak marka değerinizi ölçecekler.</p>
<p>İşte ilk başta pazarlamanız gereken bu hayat hikayeniz olacak. En değerli bölümleri ön plana çıkaracaksınız ve sizinle röportaj yapmak için sıraya girmeliler. Sonra ürün ve hizmetiniz bu değerle birleşecek ve kurumsallaşmaya başlayacaksınız.</p>
<p>Müşterileriniz tüm sorunlarda size ulaşmaya çalışacaklar. Kişisel ve kurumsal marka hedefinize uygun imaj duruşunuzu koruyacakasınız fakat müşteriyi de memnun edeceksiniz. Sadece sizden ürün ya da hizmet alanlar değil, yanınızda çalışanlar da sizin müşteriniz olacak. Ülkemizde bol örneği olduğu gibi sürekli patronluk yapmak isteyen bir tip mi olacaksınız, yoksa çalışanlarınız arasında ayrım yapmadan her birine değer veren, onları dinleyen, öğreten, hataları karşısında “kovarım ha” moduna girmeyen bir yönetici mi olacaksınız.</p>
<p>Maalesef ki ülkemizde sanayi ve ticaretin gelişmemesi, dünya çapında söz sahibi olamayşımız en başta insan kalitesinden geçiyor. Türk tarzı değil uluslar arası iş yapma standartlarına sahip olmak bilgi, eğitim ve tecrübe gerektirir. Amacımız kimseyi küçümsemek, hor görmek değil. Ama rica ediyorum bakın orta ölçekli şirketlerin durumuna, hatta büyük holdinglerdeki yöneticilere. Hangi iş süreçlerini uygulamaya çalıştıklarını bir görün. Aile şiketi dahi olsa belli bir süre içerisinde kurumsal yapıya geçebilmeli.</p>
<p>Girişimci insan vizyoner olmalı, dünyadaki trendleri takip ediyor olmalı ve sürekli kendisini geliştirmeli, kişisel eksiklerini tamamlamalı. Dışa açık, herkesle iletişim kurabilen, fırsatları değerlendirebilen bir yapıda olmalı. Networkünü, etiketlerini segilemeli. Ve bu farklılıklarını kullanabilmeli.</p>
<p>Girişimciler, aslında işi siz almazsınız imajınız alır. Giyiminizden, kullandığınız arabaya, yanınızdaki kişilerin güzelliğine varana kadar bakılır. Mütevazi olmanız bir çok yerde aslında size eksi puan getirebilir. Bir çok potansiyel müşteri sizden daha havalı olmanızı bekler.</p>
<p>Kartviziti olmayan, web sayfası omayan, randevularına geç kalan, hitap yeteneği olmayan bir girişimcinin başarılı olması düşünülemez. Pazarlaması yapılan ürün ve hizmetin sürekli sahnede olması gerekir. Bu da girişimcinin sahnede olması, basın bültenleri yayınlaması, medyaya tanıtım yapması gibi yollardan geçer.</p>
<p>Tarihin adım taşları insanlardan oluşur. Bir tek kişi savaş da çıkarabilir, barış da yapabilir. Ülkelerin kaderlerine yön veren birkaç insan ve onların aileleridir. Aslında tüm ülkeyi o kişilerin algısı yönetir. Girişimciler için de öyle. Önce kendi kişisel marka imajınızı oluşturun. Hatta bu imaj güçlü ise ürün ve hizmetinizin kalitesi düşük dahi olsa tercih edilebilir, ama bir süre sonra bu da yetmez. Kişi ve kurum, ürün markası eş değerlerde olmalıdır.</p>
<p>Kabiliyetleriniz, ilgi alanlarınız, hedefleriniz, deneyimleriniz, kaynaklarınız neler, önce bunları keşfedin. Şirketinizin misyon, vizyon ve marka mesajını yazdığınız, reklamını yaptığınız gibi kişisel hedeflerinizi de yazın ve reklamını yapın. Sabırlı olmak, sebat etmek, sorunlar kaşısında pes etmemek, dik durmak, anlaşılır olmak, finansal planlamayı yapabilmek, maliyet muhasebesini kavramış olmak gibi bir çok özellik girişimcilerde olmak zorunda.</p>
<p>İsterseniz bir deneyin girişimciliği ve anlayın hayatı, marka değerinizi, hemen her şeyi. Neden mi, nasıl mı? Zor zamanlarınızda yanınızda olan kim, size müşteri açısından destek sözü verip hiç aramayan sormayan kim, maddi ve manevi açıdan en zor zamanlarınızda derdinizi kaç kişiye anlatabiliyorsunuz? Bu soruları siz çoğaltın, bu riski üstlenenlere gidin sorun. Çok kötü cevaplar alacaksınız, bunalacaksınız. Ama zaten bu bunalımdan çıkabilenler başarılı girişmci oluyor. Hem kişisel markasını zirveye çıkarıyor, hem de hedef pazarında genişleyebiliyor.</p>
<p><span style="font-family:verdana;"> </p>
<p></span></span></p>
<p><span style="font-size:85%;"><span style="color: #3366ff;">***</span> </span><a href="http://www.markasizsiniz.com/"><span style="font-size:85%;">www.markasizsiniz.com</span></a><span style="font-size:85%;"> <span style="color: #3366ff;">da yayınlanan e-kitaptan alıntıdır.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/girisimciler-once-siz-marka-olmalisiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
