<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; Girişim</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/girisim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Hedeflere ara vermek, ama nasıl olur !</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/hedeflere-ara-vermek-ama-nasil-olur/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/hedeflere-ara-vermek-ama-nasil-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 11:41:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[b planı]]></category>
		<category><![CDATA[Divan şairi Rahmi]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[gemileri yakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Girişim]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[gün doğmadan]]></category>
		<category><![CDATA[Hedefler]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[Yahoo]]></category>
		<category><![CDATA[zaman algısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=731</guid>
		<description><![CDATA[Gün doğmadan neler doğabileceğini düşünerek kişiel hedeflerimizi tekrar gözden geçirmek için beklemek, sabretmek, hayatı akışına bırakmak ile ilgili.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/06/button-pause-256x256.png"><img class="alignleft size-full wp-image-732" title="button-pause-256x256" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/06/button-pause-256x256.png" alt="button-pause-256x256" width="256" height="256" /></a>&#8220;Gün doğmadan meşime-i şebden neler doğar&#8221;</strong> demiş divan şairlerinden Rahmi. <strong>&#8220;Meşime-i şeb&#8221;</strong> ifadesi sanırım Farsça’dan gelmiş “ana rahmindeki karanlık, döl yatağı” gibi açıklamaları var. Yani karanlıktan yeni aydınlıklara kapılar açıldığında hayatın ne getireceğinin bilinmemesi ve sürprizlerle dolu olması. Büyük hırslarla hedeflerine kilitlenmiş insanlar, zorunluluk hissederek aynı kapıları, aynı şartlarla zorlayabiliyorlar. Beklemiyorlar, sabretmiyorlar, hayatı akışına bırakarak dingin bir ruh hali ile algılarını tazeleyemiyorlar. Ve gün doğmadan neler doğabileceğini hiç düşünmüyorlar. Bu da isyana, depresyona, yanlış sulara açılmaya doğru itebiliyor bizi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kişisel marka yönetimi için her yerde yazılan çizilen maddeler arasında tutku ile bağlı olmamız gereken hedeflerden bahsedilir. Ben de bir çok yazımda bu maddeyi vurgulamışımdır. Fakat hiç düşündünüz mü, bu hedeflerin kendi algı dünyamızda besleyerek büyüttüğümüz, gerçeklikten uzak illüzyonlar olup olmadığını. Örneğin internet, yazılım ve teknoloji girişimciliği diyelim. Google, Apple, Facebook, Yahoo gibi rüyalarımızı süsleyen hikayeler. Geçenlerde Friendfeed’de bir arkadaş sordu, girşimcilik demek sadece internet mi demektir diye. Maalesef özenti nedeniyle tüm dünyada<span id="more-731"></span> start-up çılgınlığı devam ediyor. Ben de yılarca interaktif dünya, mobil dünya ile ilgili hayallerimin peşinden koştum. Ama sanal hayallerden gerçek kariyer dünyasına tekrar yöneldiğimde ( 3 yıl oldu ) ticaret piyasası ile ilgili hiç bir şey bilmediğimi fark ettim. İleride, daha sağlam adımlarla, günlerin getirdiği yeni fırsatları da kollayarak yapacağım girişimler için o kadar güzel hazırlıklar yapıyorum ki.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanoğlu çok rahat gerçek verilerle oynayabiliyor. Yani maddi imkanlardan, ailevi şartlara varana kadar ortaya çıkan matematiği görmezden gelebiliyor. İşte tam bu noktada gemileri yakma hırsı devreye giriyor. Ama hayat o kadar kolay değil ki ! Fırsatları kaçırın, arkanıza aldığınız rüzgarı görmezden gelin demiyorum. Asla. İnnovasyon, yaratıcı fikirler tutkunu şirketler de her bir çalışanına girişimci kimliğini aşılamaya çalışıyor artık. Bu girişim örneğinden yola çıkarak hayatımızdaki tüm hedefleri bu şekilde sorgulamalıyız, hem de her gün.</p>
<p style="text-align: justify;">Ümitlerimizle, hayallerimizle yaşadığımız doğrudur. Hedef koymanın da nasıl bir motivasyon aracı olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Hatta hedefi somut halde görerek ona kilitlenme ile ilgili hikayeler de vardır. İsmini hatırlayamadım ama bir yüzücü rekor denemsi yaparken çok fazla sis bastığı için ulaşacağı sahili göremeyince yarışı bırakmış. <span style="color: #800000;"><strong>&#8220;Hedefi göremiyorum, göremeyince de güç alamıyorum&#8221;</strong> </span>diye.</p>
<p style="text-align: justify;">Hangi hedef olursa olsun iş ya da özel yaşam fark etmez. Gelin her iki kategori için beş madde yazalım. Ve bu her maddeyi şu kriterlerle tekrar düşünelim;</p>
<p style="text-align: justify;">- Yakın, orta ve uzun vadede bana ne kazandıracak?</p>
<p style="text-align: justify;">- Hayatımdaki öncelik yeri neresi?</p>
<p style="text-align: justify;">- Hayatın gerçek şartlarına uygun mu, bu konuda ne kadar realistim yoksa ne kadar ütopik?</p>
<p style="text-align: justify;">- Sadece kendi nefsim için mi düşünüyorum, aileme, çevreme, tüm insanlığa faydası nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">- Olmazsa B planları var mı? Başarısız olma durumunda ne hissederim?</p>
<p style="text-align: justify;">- Her gün, dünyadaki son günüm olabilir diye düşünürsem bu hedefler için attığım her adımın, her saniyenin huzurum için bana katkısı ne?</p>
<p style="text-align: justify;">- Beni hayattan, sevdiklerimden koparacak kadar sert mi yoksa hayatın akışına çok uygun, paralel şekilde uygulanabilecek mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bu kriterlerle düşündüğünüzde emin olun bir çoğunu, ya da en azından uygulama aşamalarını değiştireceksiniz. Hiçbir şey yapamıyorsanız, bir karara varamıyorsanız lütfen ara verin, askıya alın, beklemede kalın. Gece yatarken, sabah kalktığınızda, işe geldiğinizde, <strong>“tüh, ah, vah yine bir şey yapamadım”</strong> diyerek kendinizi yıpratmayın. Zaten bir hedefinizle ilgili bir şey yapamıyorsanız o hedefinizle ilgili büyük sorunlar var demektir. Bu da ayrı bir konu.</p>
<p style="text-align: justify;">Son yazılarımda, <a href="http://www.markasizsiniz.com/2009/05/neye-nasil-nicin-yatirim-yapiyorsunuz/" target="_blank">hayatımıza yapacağımız yatırımlardan</a>, <a href="http://www.markasizsiniz.com/2009/05/her-karar-bir-ticaret-gibidir/" target="_blank">alacağımız kararlardan </a>ve <a href="http://www.markasizsiniz.com/2009/06/gereksiz-seylerin-esiri-olmak/" target="_blank">nelerin bize  ne ölçüde gerekli olup olmadığından </a>bahsetmiştim Bu da o çerçevede bir yazı oldu. Zaman aleyhte bir düşman gibi görünse de öyle değil. Hani çok çabuk geçti diye bahaneler sıralarız ya. Önemli olan koşturmalarımız, çırpınmalarımız değil soluklanma anlarında verdiğimiz kararlardır. Mevlana demişti ya, <strong><span style="color: #800000;">&#8220;sen düşüncelerinden ibaretsin&#8221;</span> </strong>diye. Düşünmek için durmak gerek, durmak için hızımızı ve duraklarımızı ayarlamak gerek. Olan olmuştur artık konuşmamak gerek, gelecek daha yaratılmamıştır korkuya kapılmamak gerek. Belki de Baykuş gibi on adet av fırsatından sadece ikisi için havalanarak yüzde yüz başarı sağlamak gerek. Panter gibi on adet av fırsatının hepsine saldırarak yorulmamak gerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Ben böyle rahat rahat yazıyorum ama bunları yapmanın pek de kolay olmayacağını ama nasihat almaktan asla vazgeçilmemesi gerektiğini de bilmek gerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/hedeflere-ara-vermek-ama-nasil-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her karar, bir ticaret gibidir.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/05/her-karar-bir-ticaret-gibidir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/05/her-karar-bir-ticaret-gibidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 19:17:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[çıkış noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Girişim]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[karar vermek]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=697</guid>
		<description><![CDATA[Bir karar verirken hangi süzgeçlerden geçmek gerektiği ile ilgili. Öyle böyle değil, zor kriterler bunlar. M.E.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bugünlerde hayatıma radikal değişiklikler  verebilecek bir kararı analiz ediyorum. İki haftadır yoğun bir şekilde devam ediyor. Konusunu ve sonucunu burada anlatmaya gerek yok. Kariyer, iş, maddi v.s. bir çok şeyi etkileyebilir. Asıl önemli olan bu süreçte neler yaşadığımı, öğrendiğimi ve tekrar tekrar hatırladıklarımı anlatmak istiyorum;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1-</strong> Aslında her kararın arkasında büyük sebepler yattığını öğrendim. Çocukluk hayalleri, özentileri, hırsları, travmaları v.s. Ve siz birine bu <span id="more-697"></span>konuyu danıştığınızda büyük ihtimalle buz dağının altta kalan kısmını fark edemeyeceği ya da kendi algıları ile yorumlayacağı için derdinizi tam olarak anlatamayabilirsiniz. Sakın üzülmeyin, herkesin hayata farklı bir bakış açısı vardır ve asla danıştığınız kişilerin önerilerini duymazdan gelmeyin. Akıl akıldan üstündür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2-</strong> Bir sorunu çözerken, bir kararı verirken üzerinden zaman geçtikçe çok fazla dallanıp budaklandığını ve asıl çıkış noktasındaki kaldıraç görevi gören “neden”i kaybettiğimi fark ettim. Buna sıfır noktası diyebiliriz. Bu noktaya hemen ama hemen dönmem gerektiğini anladım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3-</strong> Karar verme sürecinde, konunun farklı olabileceği ama kalıpların aynı kalması durumda sonuçların da bizi aynı hataya sürükleyebileceğini öğrendim. Aynı hata kalıbını kimse doldurmak istemez değil mi!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4-</strong> Her karara bir ticaret yapıyor gibi bakılması gerektiğini fark ettim. Hem maddi hem de manevi olarak. Finansal hesaplama gibi karlılık analizlerine benzeyebilir. Sadece paradan, yatırımdan bahsetmiyorum en değerli şey olan tüm yaşamınızın ticaretini yapıyorsunuz, unutmayın.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5-</strong> Hayata dair hesaplar yaparken insanların aslında net verilerle oynayabildiğini anlamaya çalıştım. <strong>1+1=3</strong> yapmaya çalışmak gibi. Matematiksel sonuçların göz ardı edilmeden realitenin görülmesi gerektiğini öğrendim. </p>
<p style="text-align: justify;"><strong>6-</strong> Her kararın başkaları için de olumsuz sonuçlar, riskler doğurabileceğini ve her an buna hazır olmaları gerektiğini anladım. Yani her şey &#8220;çantada keklik&#8221; olmuyor hiç bir zaman. Parametreler, değişkenler hiç yerinde durmuyor ki yaşamda.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7-</strong> Sağlığın ve huzurun her kararda en ön planda tutulması gereken şeyler olduğunu bir kez daha anladım. Bir şeylerin, birilerinin rağmına karar almanın kul hakkından, hırs hasarına varıncaya kadar insana bir çok kayıplar getirebileceğini fark ettim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>8-</strong> Cesaretin, girişimin, risk almanın da bir usulü olması gerektiğini düşünüyorum. Gemileri yakmanın ne demek olduğunu iyi anlamak gerek. Ve cahil cesaretini zaten anlamış olmak gerek.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>9-</strong> Ertelenen hayallerin, girişimlerin, denemelerin zaman ilerledikçe daha zor yapılabilir hale geldiğini fark ettim. Yani her şey zamanında olabiliyorsa ne güzel. Ama olmuyorsa da &#8220;40 yaşından sonra üniversite okunur mu&#8221; gibi sorular sormayın lütfen. Gerekiyorsa, bir şekilde o-ku-na-cak. </p>
<p style="text-align: justify;"><strong>10-</strong> Kendine dahi fazla gelen, kabına sığmayan, büyük hedefler rüyasını süsleyen, amaçlarına ulaşamadığı için uykuları kaçan ve en önemlisi de insanlığa daha çok nasıl faydalı olabilirim diye çırpınan insanların hiç mi hiç sakinleşemeyeceğini öğrendim. Gözlerdeki o parıltı, içteki o heyecan ölene kadar dinmeyecek eminim. Bu insanların kararları sanırım yıllar sonra daha iyi anlaşılacak. </p>
<p style="text-align: justify;">Bunun gibi onlarca madde yazabilirsiniz. Hangi süzgeçten geçmesi gerekiyorsa geçecek. Ve karar öyle verilecek. &#8220;Çok zaman alır, ben o kadar bekleyemem, zaten çok hızlı karar verebilme yeteneğim var&#8221; diyorsanız o başka! Ama unutmayalım ki bugünkü doğrularımız on yıl sonra da kesinlikle doğrudur diyemeyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Kılı kırk yararcasına, bin düşünüp bir karar verebilmemiz dileği ile.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/05/her-karar-bir-ticaret-gibidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir &#8220;tohum&#8221; ve &#8220;15 fidan&#8221;</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/bir-tohum-ve-15-fidan/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/bir-tohum-ve-15-fidan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 12:13:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Büyükdemir]]></category>
		<category><![CDATA[CEO]]></category>
		<category><![CDATA[e-tohum]]></category>
		<category><![CDATA[Girişim]]></category>
		<category><![CDATA[internet proje]]></category>
		<category><![CDATA[lider]]></category>
		<category><![CDATA[Marka İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=471</guid>
		<description><![CDATA[Nasıl irtibat kurduğumu hatırlamıyorum ama sanırım bir kaç ay önce idi “e-tohum” ve tabi ki “Burak Büyükdemir” ile tanışmam. Gittim, gördüm ve emin olun “bu arkadaşlar da boşuna mı çırpınıyorlar, yazık” diye düşündüm. Bu karamsar görüşüm; üç yıl kadar önce batırdığım girişimin, bulamadığım yatırımların getirdiği psikoloji yüzünden idi. Fakat gün geçtikçe, Burak bey ve etrafında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/01/etohum.gif"><img class="alignright size-medium wp-image-472" title="etohum" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/01/etohum-300x97.gif" alt="" width="300" height="97" /></a>Nasıl irtibat kurduğumu hatırlamıyorum ama sanırım bir kaç ay önce idi <a href="http://www.etohum.com/" target="_blank">“e-tohum”</a> ve tabi ki <a href="http://burakbuyukdemir.com/" target="_blank">“Burak Büyükdemir”</a> ile tanışmam. Gittim, gördüm ve emin olun <strong>“bu arkadaşlar da boşuna mı çırpınıyorlar, yazık”</strong> diye düşündüm. Bu karamsar görüşüm; üç yıl kadar önce batırdığım girişimin, bulamadığım yatırımların getirdiği psikoloji yüzünden idi. <span id="more-471"></span>Fakat gün geçtikçe, Burak bey ve etrafında toplanan pırlanta gibi genç arkadaşların bu işin peşini hiç bırakmadıklarını fark ettim. Frienfeed gibi kanalların da desteği ile gerçekten çok değerli arkadaşlarla tanıştım. İletişimde olduğum herkese bana yaptıkları katkıdan dolayı çok teşekkür ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Burak Büyükdemir’in çabası, sonuç getiriyor artık. 31 Ocak, Cumartesi günü, İTÜ İşletme Mühendisliği Maçka’da, verimli toprağımıza atılan tohumun 15 fidanı açıklanacak. Yani 15 internet projesi. Aslında bu da sürecin bir parçası. Yatırım yapma ve projelerin uygulanma aşamaları da olacaktır eminim. Daha fazla bigiyi e-tohum sitesinden alabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Fark ediyor musunuz, <strong><span style="color: #800000;">birileri nelerle uğraşıyor, birileri nelerle</span></strong>. Birlikte olmayı nerede, nasıl kaybetmişsek tekrar bulmaya çalışıyoruz büyük gayretlerle. Karamsarlığı, tembelliği, kıskançlığı, bencilliği lügatımızden silmeye çalışıyoruz. Ama hep lider gerekiyor, markalaşmış kişiler gerekiyor bu işlere gönül verecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Girşimcilikten, internet ve mobil proje sevdasından güzel bir darbe yemiş olsam dahi sonuna kadar destekliyorum arkadaşlar E-tohum projesini ve katılımcılarını. Sponsor firmalarına da tek tek teşekür ediyorum. 31 Ocak Cumartesi gelin arkadaşlar, o heyecanı görün. Keşke 10 holding CEO’su da gelse.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/bir-tohum-ve-15-fidan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dün ne öğrendim, bugün ve her gün nasıl uygulayabilirim?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/dun-ne-ogrendim-bugun-ve-her-gun-nasil-uygulayabilirim/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/dun-ne-ogrendim-bugun-ve-her-gun-nasil-uygulayabilirim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 08:22:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[dipnot]]></category>
		<category><![CDATA[Girişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[lop]]></category>
		<category><![CDATA[nefes egzersizi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[talebe]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=400</guid>
		<description><![CDATA[1- Beynimizin arka lopunun bizi çok iyi bildiğimiz, öğrendiğimiz, alışık olduğumuz davranışlara yönlendirdiğini. Ön lop ise bizi bilinçli farkındalık ile yeni, yaratıcı, ezber bozucu, değişim getirecek davranışlara yönlendirdiğini. Yeni şeyleri uygulamanın daha maliyetli olduğunu beynimizin bildiğini ve bir çeşit “tasarruf” yapmak isteyerek bizi arka lobun kurallarına hapsetmeye çalıştığını. Belki de değişime direnmenin öncelikle böyle bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>1- </strong></span>Beynimizin arka lopunun bizi çok iyi bildiğimiz, öğrendiğimiz, alışık olduğumuz davranışlara yönlendirdiğini. Ön lop ise bizi bilinçli farkındalık ile yeni, yaratıcı, ezber bozucu, değişim getirecek davranışlara yönlendirdiğini. Yeni şeyleri uygulamanın daha maliyetli olduğunu beynimizin bildiğini ve bir çeşit “tasarruf” yapmak isteyerek bizi arka lobun kurallarına hapsetmeye çalıştığını. Belki de değişime direnmenin öncelikle böyle bir fiziksel zorunluluktan kaynaklanıyor olabileceğini öğrendim.<span id="more-400"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">2-</span></strong> Yaşadığımız anı tüm gerçekliğiyle hissedebilmek için pratik nefes egzersizleri yapmamız gerektiğini, bilincimizi bu şekilde kontrol ederek uzaklarda gezen dşüncelerimizden sıyrılarak kendi evimize nasıl tekrar dönülebileceğini öğrendim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">3-</span></strong> Düşüncelerimizin yoldan geçen herhangi bir taksi, araç olabileceğini ve bunlara binip giderek yaşamımıza yön verdiğimizi, yalancı rüyalara kandığımızı ve bunların baş edilemeyecek çoklukta sürekli devam ettiğini ve bunlara nasıl da kandığımızı öğrendim.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>4-</strong> </span>İnsan en kaliteli varlık olduğuna göre, her nefes alıp verişi dahil tüm davranışlarını, hareketlerini bilinçli bir şekilde yapması gerektiğini, yoksa öylesine bir hayat yaşayarak bunu ilerleyen yaşlarda değiştirmenin çok zor olacağını öğrendim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">5-</span></strong> Dün katıldığım yazarlar, editörler toplantısında kitaptaki ana yazıların yanında, dipnotlarının, kaynaklarının çok daha önemli olduğunu ve her cümlenin bir kitap değerinde olduğu düşünülerek üzerinde detaylı kafa yorulması gerektiğini öğrendim.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>6-</strong> </span>Bazı kitaplar, yazılar vardır ki tekrar tekrar okunduğunda o andaki algı gücümüze göre çok farklı şeyler anlayabileceğimi öğrendim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">7-</span></strong> Bilim adına, ilim adına gelecek nesillere en doğru bilgileri aktarabilmek için birilerinin ömürlerini buna adadığını, sadece <strong><span style="color: #3366ff;">“para, para, para”</span></strong> demeden, bıkmadan bu konuda ölene kadar çalışmaya kararlı olduklarını, her bilginin gönüllü öğretmen gibi çevreye yayılması gerektiğini öğrendim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">8-</span></strong> Düşündüğümüz projeleri yeterince doğru ve ısrarlı bir şekilde vurgulayarak, üzerinde çalışmayı devam ettirirsek bazı fırsatların kendiliğinden geleceğini, önemli olan bu fırsatları verimli kullanmak olduğunu öğrendim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">9-</span></strong> Çok küçük yaşlardan itibaren yaşamımda asıl korumam gereken fikir, kişi, proje ve hedefleri nasıl da unutmuş olduğumu, ne kadar da çok oyalayan “şey” olduğunu öğrendim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">10-</span></strong> Öğrenciliğin çocuklara iyi not alma amaçlı bir zorunluluk olduğunu, o nedenle gerekli okullar zar zor bittikten sonra okuma, araştırma, öğrenme gibi çabaların gereksiz olarak algılandığını, halbuki eski dilde <strong><span style="color: #3366ff;">“talebe”</span></strong> dendiğini hatırlayarak bilgiyi sürekli <strong><span style="color: #3366ff;">“talep”</span></strong> etmem gerektiğini öğrendim.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu öğrendiklerimi unutmadan her gün nasıl uygulayabilirim bilemiyorum. Ama sürekli içinde bulunduğumuz web, mobil dünyada öncelikle kendim için bunları bana hatırlatacak uygulamalar peşindeyim. Hatta çıkardığım bazı analizler için yazılım hazırlıkları dahi yapıyorum. Soyut gibi duran bu konular nasıl uygulama olur derseniz, yurt dışındaki öğrenci takip programlarının bile, kişisel markalaşma çerçevesinde bu davranışları sürekli ölçtüklerini bilmenizi isterim.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/dun-ne-ogrendim-bugun-ve-her-gun-nasil-uygulayabilirim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;da bir Türk girişimci markası, Ahmet Kirtok</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/amerikada-bir-turk-girisimci-markasi-ahmet-kirtok/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/amerikada-bir-turk-girisimci-markasi-ahmet-kirtok/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 10:43:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kirtok]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[bilginin değeri]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Girişim]]></category>
		<category><![CDATA[Venture Capital]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[Anadolu insanının, dünya çapında girişimler yaptığını, hem maddi hem manevi olarak kişisel markasını nasıl sürekli geliştirdiğini, görmek bana gurur veriyor. Genelde, yurdum insanının hem ekonomik, hem bilgi, hem de psikolojik fakirliğini görmekten de kahroluyorum. Bu cümleleri vatan, millet … diye okumayın lütfen. Yaşadığımız çağ iletişim, teknoloji, ekonomi ve sosyal kültür gibi kavramların, her bir bireyde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2008/11/ahmetkirtok.gif"><img style="float: right" title="ahmetkirtok" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2008/11/ahmetkirtok-300x250.gif" alt="" width="300" height="250" /></a>Anadolu insanının, dünya çapında girişimler yaptığını, hem maddi hem manevi olarak kişisel markasını nasıl sürekli geliştirdiğini, görmek bana gurur veriyor. Genelde, yurdum insanının hem ekonomik, hem bilgi, hem de psikolojik fakirliğini görmekten de kahroluyorum. Bu cümleleri vatan, millet … diye okumayın lütfen. Yaşadığımız çağ iletişim, teknoloji, ekonomi ve sosyal kültür gibi kavramların, her bir bireyde fazlasıyla ön plana çıkacağını ve çoktaaan başladığını gösteriyor.</p>
<p>Dün akşam, Amerika’da global internet, e-ticaret projeleri yapan ve ülkesi ile irtibatını, katkısını hiç kesmeyen sevgili Ahmet Kirtok ile tanıştık. Kendisi Türkiye’de üç haftalığına tatilde ( bu kişilerin tatilde dahi neler yaptığını incelemek, örnek almak gerek). Bilen, tanışmak isteyenlerden uygun olan girişimci ruhlu arkadaşlarla Profilo AVM’de buluştuk.</p>
<p>Ahmet’in değerlendirmeleri;<span id="more-195"></span></p>
<p>- Öğrenmenin gücü. 1 yıl önce dahi ne kadar çok yanlış yaptığımı fark ediyorum. Üniversiteden mezun olduğumda, iş hayatına atılırken yaptığım yanlışları hiç sormayın. Biz de bazı projelerde başarısız oluyoruz ama ümitsizlik yok. Tekrar öğrenme, planlama ve uygulama var.</p>
<p>- Ekonomik kriz e-ticareti olumlu etkileyebilir. E-bay örneği. Bu işi ısrarla, doğru şekilde yaparak direnen girişimciler başarılı olacak. Hem dünyada, hem Türkiye’de köşe başları henüz çok boş. Ölçeklenmek için bir çok niş alanda fırsat var. 5. caddede 400 dolara satılan bir ürünü internette 40 dolara buluyorsanız, bunu iyi düşünmek gerek.</p>
<p>- 1997’de Türkiye’de ilk e-ticaret modellerini çevremdekilere, işadamlarına anlatınca bana “uzaydan gelmişim” gibi bakıyorlardı.</p>
<p>- Girişimci kazanmaz, kurum kazanır. Kurumsal bir proje, ticarette yerini bulur, arkasından girişimci kazanır. Kurumsal bir duruşla, başka kurum ve kişilere bir fayda kazandırın, para kazandırın. Bir şekilde ticari modelinizin içine çekin. Bu döngüyü sizin tetiklemeniz gerek.</p>
<p>- Halen “daha ucuzu” mantığı ile e-ticaret yapmak isteyenler var. Markalaşma yok, hizmet kalitesi yok, stok yönetimi yok.</p>
<p>- E-ticaret yapmak basit bir yazılımla başkalarını ürünlerini web sayfasına koyarak satmaya çalışmak değildir. Daha özgün bir yapısı ve çalışma yöntemleri var.</p>
<p>- Niş alanları keşfedin, göreceksiniz çok açık var. http://www.e-ekmek.com örnek verildi.</p>
<p>- Taklit proje yapmaktan korkmayın, çekinmeyin. Zaten neredeyse hepsi bir birinin aynısı. Sadece uygulamalar, hizmet kalitesi, pazarlama farklı. Siz daha iyisini yapabilecekseniz, neden denemiyorsunuz!</p>
<p>- Ne yaparsanız yapın bir şekilde parayı hedeflediğiniz kesindir. Ne kendinizi, ne de kimseyi kandırmaya çalışmayın.</p>
<p>- Çok fazla biligi eksikliği var. Herkes yabancı dil bilemeyebilir. Türkçe referans siteleri çok az. Bloglar bu konuda öncü ve cesur. Tüm dünyada da aynı şekilde.</p>
<p>- Tio, kapanmamalıydı. Ya da birileri tarafından devam ettirilmeli idi.</p>
<p>- Uğur Özmen, dünyadaki internet kullanıcı sayılarını örnek verdi. Sosyal network ve e-ticaret için bu kapasiteyi kullanamamak akılsızlık olur, karamsar olmayalım, fırsatları takip edelim.</p>
<p>- Önder Eren, takasmerkezi.com u kurarken bir POS alabilmek için verdiği savaşı anlattı. Bankalar, prosedürler, insan algıları.</p>
<p>Ahmet Kirtok ile devam;</p>
<p>- Amerika’da 1000 doları bulmayan bir rakam ile bir haftada tüm şirket kurma işlemleri tamamlanıyor ve 3 yıl vergisiz gibi opsiyonlar da var.</p>
<p>- Sorun VC sermayesi ya da melek yatırımcı bulmak değil Türkiye için. Boş şeylerle uğraşmayın, plan yapın başlayın ve önce kendi yakın çevrenizin katkısıyla geri dönülemez bir noktaya getirin. Batırıyorsanız zaten ya fikir yanlıştır, ya da planınız.</p>
<p>- Şu sizin bloglarınızda ısrarla belli bir konu üzerine yoğunlaşarak yazdıklarınızı ( sağolsun Uğur Özmen ve Marka Sizsiniz bloglarından bahsetti) şu haliyle İngilizce olarak dünyaya duyursanız, şu anda burada bu sohbeti yapacak vakit dahi bulamayabilirdiniz! Eğitimin, bilginin, danışmanlığın değeri biliniyor ama ülkemizde çok az.</p>
<p>- Kişisel markalaşma ya da “reputation” değerinizi bloglar, yayınlar, konferanslar, danışmanlık aracılığı ile çok rahat geliştirebiliyorsunuz.<br />
Kısaca bunları not alabildim. Bizim insanımız, ama düşünce sistematiği değişmiş. Almanya’daki yeni Türk nesil de artık eski dşünce kalıplarını bırakıyor, dünya kalıplarını örnek alıyor. Bakıyorum, Guy Kawasaki gibi konuşuyorlar. Türkiye’de ise sanki bilerek algılarımızı bozuyoruz. Ve yanlış şeyler yapıyoruz. İyi ki geldin, iyi ki bize vakit ayırdın. Ahmet Kirtok, kardeşi, ablası ve isimlerini tam sayamayacağım diğer tüm arkadaşlara teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/amerikada-bir-turk-girisimci-markasi-ahmet-kirtok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Girişimciler, önce kişisel markanızı keşfedin!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/10/girisimciler-once-kisisel-markanizi-kesfedin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/10/girisimciler-once-kisisel-markanizi-kesfedin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 10:24:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Asla Yalnız Yeme]]></category>
		<category><![CDATA[finansal planlama]]></category>
		<category><![CDATA[Girişim]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Siz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1031</guid>
		<description><![CDATA[“Nedenlerini, niçinlerini tartışmanın pek de bir anlamı yok. İflah olunmaz bir hastalık gibi ama yapan için büyük bir tatmin duygusu barındıyor.” Siz de bu cümleye katılıyorsanız girişimcisiniz demektir. Tamam “girişimcisiniz” ama en nihayetinde etten kemikten bir insansınız. İster zengin olun, ister milyonlarca dolar yatırım bulmuş olun, isterse bilmem kaç kişilik ekibiniz olsun. En başta kendinize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-family: verdana;"><strong><span style="color: #3366ff;">“Nedenlerini, niçinlerini tartışmanın pek de bir anlamı yok. İflah olunmaz bir hastalık gibi ama yapan için büyük bir tatmin duygusu barındıyor.”</span></strong> </span></div>
<div></div>
<div><span style="font-family: verdana;">Siz de bu cümleye katılıyorsanız girişimcisiniz demektir. Tamam <span style="color: #3366ff;"><strong>“girişimcisiniz”</strong></span> ama en nihayetinde etten kemikten bir insansınız. İster zengin olun, ister milyonlarca dolar yatırım bulmuş olun, isterse bilmem kaç kişilik ekibiniz olsun. En başta kendinize sormanız gereken soru şudur; <span style="color: #3366ff;"><strong>“kişisel marka duruşum nasıl?” </strong></span></span><span style="font-family: verdana;">Bu soruyu kendinize sormayı akıl edebildiniz ise ve süreklilik arz ediyorsa başarılı olma ihtimaliniz de yüksektir. Neden mi, bakalım.</span></div>
<div>Girişimciler genelde hırslı insanlardır, hırs da doğru yönlendirilemiyor, kontrol altına alınamıyorsa külliyen zarar getirir. Özellikle bizim gibi Akdeniz mizaclı insanlar bu hırsın üzerine bir de acelecilik eklerler. Gerisini siz düşünün. Buraya hepsini yazamayacağım bu gibi alışkanlıklar nedeni ile ilk girişimler genelde acı-tatlı bir hatıra olmaktan öteye gidemez. İşte tam bu noktada gözden kaçan şey yaşamın ta kendisi yani <span style="color: #cc0000;"><strong>“kendimiz”</strong></span> olur. Genel durumu özetleyerek devam edelim;</div>
<div><strong>-</strong> Yaş 25-40 arası değişebilir (küçük ya da büyük olanlar alınmasın lütfen)</div>
<div><strong>-</strong> % 95′i aslında bir yerlerde kariyerine devam etmek zorundadır.</div>
<div><strong>-</strong> Aslında 6 ay kadar dahi cepten yiyebilecek durumu yoktur bir çoğunun.</div>
<div><strong>-</strong> Hevesimiz, fikrimiz vardır ama birileri tarafından sorgulanmış bir iş planı dahi yoktur.</div>
<div><strong>-</strong> Daha önce yaşanmış bir tecrübe de yok denecek kadar azdır.</div>
<div>Bu liste devam edebilir fakat şimdilik yeter. Bu durumdaki girişimci arkadaşım kendine şu soruları sürekli sorarak kişisel markalaşma planı yapabilmiş midir acaba! İşte sorular;</div>
<div><strong>-</strong> En önemli soru; şu anda bu girişimi yapmak zorunda mıyım? Yoksa 20′li yaşlardaki garaj hikayeleri mi beni zorlamaktadır !</div>
<div><strong>-</strong> Yapacağım girişim konusunda yeterince bilgi sahibi miyim? Değil isem bilgisi olanları yönetebilecek kadar tecrübem, kapasitem var mı? Damarlarımdaki kanda yüzde kaç koçluk, liderlik oranı mevcuttur?</div>
<div><strong>-</strong> Hayallerim, yaşamımdaki gerçek hedeflerim midir ve bu hedeflerim bir yerlerde yazılı mıdır? Ve bu hedeflerim hakkında kaç kişi beni gerçek anlamda eleştirmiştir?</div>
<div><strong>-</strong> Hayatımda okuduğum kitap, tanıştığım insan, gezdiğim farklı yer sayısı ne kadardır? Buna göre entellektüel iletişim kapasitem nedir?</div>
<div><strong>- </strong>İletişim kurma yeteneğim nedir? <span style="color: #3366ff;"><strong>“Asla Yalnız Yeme”</strong></span> adlı kitabın adını duymuş muyumdur? Duydum ise okudum mu, okudum ise, kendime kaç puan vermişimdir?</div>
<div><strong>-</strong> 10-15 yıllık iş tecrübem var ise şu ana kadar kendime nasıl bir sosyal network kurabilmişimdir?</div>
<div><strong>-</strong> Dostluk, arkadaşlık adına örneğin işsiz ya da parasız kalsam benim için çırpınacak insan sayısı kaç kişidir?</div>
<div><strong>-</strong> İnternet dünyasında sosyal medya uıygulamalarındaki yerim nedir? Kendimi ne kadar ifade etmişimdir?</div>
<div><strong>-</strong> Konuşma, yazma, vücut dili yeteneklerim ne durumdadır?</div>
<div><strong>-</strong> Kendimi bir iki cümle ile <strong><span style="color: #cc0000;">“elevator speech”</span></strong> şeklinde anlatabilir miyim?</div>
<div><strong>-</strong> Sadece yaratıcı fikirlerime mi güvenirim, yoksa uygulama kısmında hızlı ve tecrübeli miyim?</div>
<div><strong>-</strong> Özel yaşamımda finansal olarak bugüne kadar kaç kez battım? Örneğin kredi kartlarından. Şu andaki finansal planlamam nedir?</div>
<div>Son madde olarak kısaca, adım bir yerde geçtiğinde başkalarının zihninden geçen nedir?</div>
<p><span style="font-family: verdana;"><span style="font-family:verdana;"></p>
<div>Bu liste uzayıp gider. Büyük kısmına da olumsuz cevaplar verileceği de bir gerçektir. Lütfen yanlış anlaşılmasın <strong><span style="color: #3366ff;">“her şey dört dörtlük olursa girişimcilik güzeldir”</span></strong> demek istemiyorum. Ama kervanın yolda düzelemeyeceği durumlara düşmemek için bunların hepsini sorgulamak gerekir.</div>
<p></span></span></p>
<div><strong><span style="color: #cc0000;">1-</span></strong> Girişiminiz adına kişisel katkı sağlayabileceğiniz güçlü yanlarınızı ortaya koyun. Topluluk önünde konuşmaktan, çözüm üretmekten, güzel yazılar yazabilme yeteneğinize kadar. Sizin dahi bilmediğiniz güçlü yanlarınızı fark edeceksiniz ve daha da geliştireceksiniz.</div>
<div><strong><span style="color: #cc0000;">2-</span></strong> Köşenize, kabuğunuza kapanmayın. Çıkın sahneye ve anlatın hem kendinizi, hem de girişiminizi. Sosyal medya siteleri yeter, artar bile.</div>
<div><strong><span style="color: #cc0000;">3-</span></strong> Özel yaşamınızda ve aile ilişkisindeki dinamikleri atlamayın. Zamanınızı, enerjinizi tamamen projenize harcarsanız psikolojiniz ne hale gelir bilmem. Ve arkasından başarısızlık.</div>
<div><strong><span style="color: #cc0000;">4-</span></strong> Açık olun, kendinizi mütevazi bir şekilde daha çok anlatın, tanıtın. Doğru bilgi vermek önemli.</div>
<div><strong><span style="color: #cc0000;">5-</span></strong> Danışın, sürekli danışın, sorun ve araştırın.</div>
<div><strong><span style="color: #cc0000;">6-</span></strong> Her şeyin sizin etrafınızda döneceğini düşünmeyin. Aksine sürekli bir şeylerin etrafında döneceksiniz. Kendinizle yüzleştiğinizde bir çok adımınızın gereksiz olduğunu göreceksiniz. Sizi oyalayacak yer, kişi ve olayları takip etmekten vazgeçin.</div>
<div><strong><span style="color: #cc0000;">7-</span></strong> Gemileri yakmayı unutun. Öyle bir duruş sergileyin ki, başka kişiler, başka firmalar sizin için gemileri yakmaya hazır olsun.</div>
<div><strong><span style="color: #cc0000;">8-</span></strong> Ticari fırsatları gözlemleyin, hava atacağınız ortamları değil.</div>
<div><span style="color: #cc0000;"><strong>9-</strong></span> Kimseye çaktırmadan en kötü sonuca hazırlıklı olun, kriz yönetim planınıız yedekte dursun.</div>
<div><strong><span style="color: #cc0000;">10-</span></strong> Hiç<br />
bir şeyin sizden, yaşamınızdan daha değerli olduğunu unutmayın. En önemli proje sizsiniz aslında. İlk pazarlama planınızı kendiniz için yapın.</div>
<div>Sürekli ve tekrar, tekrar okumak gerek. Özellikle girişmcilerin, yöneticilerin yaşamdaki duruşlarını, düşünme ve karar verme yöntemlerini incelemek gerek. <span style="color: #3366ff;"><strong>“Ben yaptım oldu, para zoruyla da olsa bu girişim olacak” </strong></span>dememek gerek. İnternet dünyasında, bu konu hakkında o kadar çok yazı var ki artık. Okuyun, not alın, ve siz de yazın hem başarılarınızı, hem de hatalarınızı.<br />
Unutmayın, “marka sizsiniz…!”</div>
<div><strong><span style="font-size: 85%; color: #cc0000;">*** Bu yazı </span></strong><a href="http://www.webgirisim.com/"><strong><span style="font-size: 85%; color: #cc0000;">http://www.webgirisim.com</span></strong></a><strong><span style="font-size: 85%; color: #cc0000;"> adresinde de yayınlanmıştır.</span></strong></div>
<p><span style="font-family: verdana;"><span style="font-family:verdana;"></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/10/girisimciler-once-kisisel-markanizi-kesfedin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Markalaşma Çile Doldurmak mıdır?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-markalasma-cile-doldurmak-midir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-markalasma-cile-doldurmak-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 10:32:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Baba]]></category>
		<category><![CDATA[BETA]]></category>
		<category><![CDATA[Çile doldurmak]]></category>
		<category><![CDATA[Girişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1008</guid>
		<description><![CDATA[Bağırarak ve büyük bir hiddetle “EVET“ diyorum. Hangi işi disiplinsiz, plansız yaptık da başarılı olduk. Ben olamadım, büyük ihtimalle siz de olamadınız. Atadan, babadan gelen şöhret ve zenginlikle bir yerlere geldi iseniz bu yazıyı okumakla zaman kaybetmyin lütfen. Golf oynamaya, ya da köşkünüzün havuzuna yüzmeye gidebilirsiniz. Markalaşmak, büyük baskılar altında zoru başarmaktır aslında. Hem iş,hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp2.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SIHG3CC3JPI/AAAAAAAAAEI/DeOtD8sjym4/s1600-h/beklee.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224675691470464242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" src="http://bp2.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SIHG3CC3JPI/AAAAAAAAAEI/DeOtD8sjym4/s320/beklee.jpg" border="0" alt="" /></a><span style="font-family: verdana;">Bağırarak ve büyük bir hiddetle <strong><span style="color: #3366ff;">“EVET“</span></strong> diyorum. Hangi işi disiplinsiz, plansız yaptık da başarılı olduk. Ben olamadım, büyük ihtimalle siz de olamadınız. Atadan, babadan gelen şöhret ve zenginlikle bir yerlere geldi iseniz bu yazıyı okumakla zaman kaybetmyin lütfen. Golf oynamaya, ya da köşkünüzün havuzuna yüzmeye gidebilirsiniz. Markalaşmak, büyük baskılar altında zoru başarmaktır aslında. Hem iş,hem de özel yaşamında dikkat etmen gerek bir çok kural çıkar ortaya. En rahat insanlar bile o rahatlıklarının içinde kendilerini alıştırmış oldukları öyle kurallar gizlerler ki, asla o kuralları çiğnemezler. Başkasının da çiğnemesine izin vermezler.Yaşamın kendisi ölüme giden bir yoldur. İnsan bu kısacık yolda mutlu, başarılı, sağlıklı ve faydalı olmak ister. Kimi çok ister, kimi de haline şükreder oturur. Markalaşmaya çalışmak bir hırstır. Fakat güzel bir hırstır. Öyle anlamsız bir çaba değildir. Ayakta alkışlanacak bir gayrettir bu. Düşünce dünyamız hep buna göre şekillenir. Hedeflerimiz hep bu şekildedir. Bir de kişisel kazancımızı biriktirdiğimiz <strong><span style="color: #3366ff;">“kovamız“</span></strong> büyük ise tatmin olmak da zorlaşır. Halbuki küçük şeylerle de kanaat ederek mutlu olmayı bilmek gerekir. Varlığın düzeninde tek düzelik yok ki. Hep bir birini tamamlayan ölçekler, hareketler var evrende.</p>
<p>Ülkemiz şartlarında bir insanın ruh halini anlayabilmek için iki örnek verelim bu yazımızda;</p>
<p><strong>1-</strong> <span style="color: #3366ff;">Girişimci</span><br />
<strong>2-</strong> <span style="color: #3366ff;">Ve bu girişimci baba<br />
</span><br />
<strong><span style="color: #3366ff;">Girişimci;</span></strong></p>
<p><strong>-</strong> Adamdan zeka fışkırır, hayatı kitap okumakla, ve entel bilgi depolamakla geçmiştir. Ama varsayalım ki Anadolu’daki orta halli bir ailenin delikanlısıdır. Kariyer yapmak dahi ona basit gelmektedir, yüksek bir maaşla genel müdür ve CEO olmak bile. Sürekli fikirler, projeler üretir ama ne parası ne de pulu vardır. Bazı denemeler yapar, ümitsizliğe kapılır, batar, çıkar ama hala denemeye devam eder. Ben bu yazıyı yazrken o hala denemelere, çırpınmalara devam eder.</p>
<p><strong>-</strong> Dünya çapında ün yapan bazı internet projelerine bakarak iç çeker, ben de yatırımcı bulabilirim der. Ama bilmez ki yaşadığı yer Türkiye’dir. Bencilliğin, kıskançlığın, hep bana rabbenanın,“biz“ kelimesinin sadece savaşlarda ve zor şartlarda akıllara geldiği bir ülke olduğunu unutur. Yine kendi imkanları ile bir şeyler yapmaya devam eder. Ha bu arada geçindirmek zorunda olduğu bir ailesi vardır ve bu girişimlerini mesai ile birlikte yapar. Yani aslında imkansız ile uğraşır.</p>
<p><strong>-</strong> Ticareti bilmez, çünkü yüz yıllardır topraklarında hep başkaları bu işi yapmıştır ve dedeleri, babaları hep emir altında çalışmışlardır. Genlerinde dahi ticaret yapma ruhu kalmamıştır neredeyse. Okullarda ise sadece sınavdan geçilir, eli yüzü düzgün bir iş bulabilmek için. Yani ezberle oğlum, geçersin demişlerdir.</p>
<p><strong>-</strong> Ağır, aksak projesini ortaya koyar ama destek yerine köstek daha çok olur. Ülkesindeki insanlar o kadar sessiz, o kadar tepkisiz ve o kadar günü birlik yaşarlar ki.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Baba;<br />
</strong></span><br />
<strong>-</strong> Yukarıdaki girişimci iki çocuk babasıdır diyelim. Eşine çocuklarına daha fazla zaman ayırmak, ilgilenmek, iyi örnek olmak ister. Bu zaman planını yapmakta o kadar zorlanır ki yaşı zaten 40 olmuştur diyelim. Yine de vazgeçmez, hem işinde hem de evinde başarılı olacaktır ya.</p>
<p><strong>-</strong> Bu baba çok performans gösterdiği için yaşamına, tarzına dikkat etmek zorundadır. Marka olacak ya. Bu kadar yoğunluktan neredeyse bildiği her şeyi unutur, belki bir çoğunu yapamaz.</p>
<p><strong>-</strong> Babanın ve eşinin de aile çevresi vardır. Sorunlu da olsa sorunsuz da olsa belli bir ilgi gerektirir. Koştur baba koştur.</p>
<p>Bu üç beş madde markalaşmada ortalama puan almak içindir bu arada. Yapılması gereken maddeler o kadar çoktur ki. Bu konuda yazılan kitapları, makaleleri okuyun bunalırsınız eminim. Gerçek bu mudur, yine koca bir <span style="color: #3366ff;">EVET</span>. İç ve dış disiplin, stratejik planlama, diplomatik davranışlar, pratik ve aksiyoner olma v.s.</p>
<p>Kendimden başlayarak bir çok insanımızın kolaycılığa ve kaderciliğe mahkum olduğunu farkediyorum. Nasıl mı;</p>
<p><strong>-</strong> Proje yaptım olmadı. Bir çok başarılı proenin BETA süreci dahi yıllar almıştır aslında.</p>
<p><strong>- </strong>Çalıştım çabaladım ama bir türlü para biriktiremedim. Savurganlığımızın hesabını hiç yapmamışızdır aslında.</p>
<p><strong>-</strong> Çocuklarım beni dinlemiyor. Her gece göbeğini kaşıyarak sadece tv de maç izledi isen ne olsun ki.</p>
<p><strong>-</strong> Patronumla, müdürmle anlaşamıyorum. Onun şapkasını takarak hiç düşünmemişsindir ki.</p>
<p><strong>-</strong> Yabancılar müthiş başarılı valla, bizden adam olmaz. Sadece son 100 yıla bakın derim. Ne kadarını örnek almışızdır ki şöhret ve sınırsız maddi tatmin haricinde.</p>
<p><strong>-</strong> Bir fikrim var ama destek bulamıyorum, yatırımcı bulamıyorum. İyi bir iş planı ve sunum için bana 10 madde say desem sınıfta kalırsın eminim.</p>
<p><strong>-</strong> Girişim yaptım battı, çok borca girdim artık risk alamam. Kaç kişi ilk girişiminde başarılı olmuş ki. Kendin için, toplumun için, bütün insanlık için en büyük riski aldın bile. Otur, keyfine bak.</p>
<p>- Benim ailem zaten zengin, bana ne. Doğru ya üretim ve istihdamın ekonomideki yerini anlatsam da anlayamazsın zaten. Seni gidi miras yedi.</p>
<p>Bu yazıyı yazdığım <span style="color: #3366ff;"><strong>19 Temmuz 2008 saat 13:00</strong></span> itibari ile düşünün arkadaşlar. Geçmişten gelen perişanlıklar, korkular, baskılar sizi hiç bırakmayacak. Siz onları bırakın. Kişisel markalaşma çabası şu anda zor ise gelecekte daha da zor olacaktır emin olun. Çünkü derler ya aslında ”<strong><span style="color: #3366ff;">gün, günden zor gelirmiş”</span></strong> önlemini almazsan.</p>
<p>Yazıyı buraya kadar okuyanlar şunu düşünebilir. Murat, amma da kastın yani. Kusura bakmayın ama dervişler, ruhbanlar gibi çile doldurmaktan bahsetmiyorum ki. Normal hayat akışınızda zaten bir çabanın, bir zorluğun içinde olduğunuzu söylüyorum. Vazgeçmeyin, sebat edin sabredin, daha hızlı, daha iş bitirici ve daha vizyoner olun diyorum. Bu bir sınavdır ve illa ki 100 almanız gerekir demiyorum. Siz sadece 70 alsanız ben şimdi gelir önünüzda saygı ile eğilirim.</p>
<p>Dün akşam bir partide, büyük yaşına rağmen hala koşturan bir iş adamı ile görüştüm. Dedi ki <span style="color: #3366ff;">”Siz benim iyi halimi görüyorsunuz. 50 yılımın nasıl geçtiğini sormuyorsunuz” </span>dedi. Kıymetli eşi de yanında öyle bir iç çekişle başını salladı ki. Ben de daha 11 yıllık çalışma hayat olan birisi olarak düşündüm. Ben daha ne yaptım ki, ne çile çektim ki. Kişisel markam için daha ne yaptım ki. Bazen de çok yorulduğumu, yıprandığım filan düşünürüm. Hadi oradan&#8230;</p>
<p><span style="font-family:verdana;">Sevgilerimle.</p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-markalasma-cile-doldurmak-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
