<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; ego</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/ego/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Korkularınızı paylaşın ama zayıflıklarınızı yansıtmadan!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/11/848/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/11/848/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 20:31:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[yansıtma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=848</guid>
		<description><![CDATA[Korkularını, zayıflıkları ile birlikte başkalarına yansıtan kişilere yazılan bir yazı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/iStock_000009899913XSmall.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-854" title="iStock_000009899913XSmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/iStock_000009899913XSmall-300x198.jpg" alt="iStock_000009899913XSmall" width="300" height="198" /></a>Her insan korkularını, endişelerini, hüzünlerini, isteklerini, çaresizliklerini, içsel karmaşasını az ya da çok paylaşmak ister. Nasihat ister, teselli ister, yardım ister, yol yöntem keşfetmek ister. Bunlar çok normal şeylerdir. Ama bir de bu durumunu kendi zayıflığı, plansızlığı, tembelliği, vizyonsuzluğu, kendine güvensizliği, basiretsizliği, hırs çukurundaki saldırganlığı ile çevresine yansıtan tipler vardır. Ve tabi ki konuşma tarzı da, vücut dili de, bakışları da irrite edicidir. Böyle bir insanı kim dinler, kim yardım eder, ya da böyle bir insana ne kadar sabredilebilir sizce?<span id="more-848"></span></p>
<p style="text-align: justify;">İnsan öğrenerek, tecrübe ederek gelişen bir varlıktır. Daha bilinçli, daha sorumlu, daha bilgili olma ile ilgili bir butonumuz ya da ilacımız bulunmamaktadır. Hem kariyer yolunda, hem de özel yaşam yolumuzda ne dereler, ne tepeler, ne virajlar aşar gideriz en sondaki kapıya doğru. Son kapının da nereye açıldığı malum zaten. Bazen tüm planlarımızın alt üst olduğunu, yaşama heyecanımızı yitirdiğimiz zannederiz. Ve hep başa döndüğümüzü, irademizin felç olduğunu zannederiz. Evet başa dönmeler de, geriye gitmeler de, hatalar da, günahlar da v.s. hepsi doğrudur. Ama nefes alıp verdikçe, yol aldığımız sürece yeniden, daha da kılı kırk yaracasına düşünmeli, rotayı düzeltmeli, yörüngeye oturmalı ve hayat kıvamını yakalamalıyız. Tüm bu karmaşa anlarında duygusal dalgalanmalarımız, yardım çığlıklarımız, atalet çırpınışlarımız aslında herkesin gözüne çarpar. Varsa yanımızda ailemiz, canımız, cananımız dostlarımız zaten yardıma koşarlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yardımına koşulmayan kimdir biliyor musunuz? Yapay davranışlar sergileyen, bencillik girdabında yüzen, işine geldiğinde yanınızda olan, işine gelmediğinde kaçan, kendi zayıflıklarının herkeste öyle olduğunu zanneden, “ama”ları “bana bahane uydurma” diyerek dinlemeyen, işini iyi yapan para kazanan ama “insani iletişimi” gözden kaçıranlardır. Ve bu tipleri genelde iş yaşamında görürüz. Ki, genelde de müdür-patron kimliklerinde. Bu insanlar, arkalarından neler konuşulduğunun hiç mi hiç farkında olmazlar. Kişisel markla olmayı sadece “güçlü ve zengin” olmak zannederler. İşleri güçleri “büyüme ve para göstergeleri” dir. Rekabetsiz, başarısız, “iş”siz yaşayamazlar. Gidin bakın özel yaşamlarına ne büyük boşluklar vardır. Bu boşluklar da çocukluktan itibaren doldurulamamşıtır aslında. Yani 40-50-60 yaşlarında dahi çocuklukta tatmin edilemeyen duyguların öcünü almaya çalışırlar. Bu intikam duygusunu bilirsiniz Türk filmlerinde çok vardır. Filmlerde intikam alınabilir ama gerçek hayat bu kadar da kolay değildir. Çünkü hayat filminin asıl yönetmeni bir “insan” değildir ve senaryosu bir “insan” tarafından yazılmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilirsiniz psikolojide <span style="color: #800000;"><strong>“yansıtma”</strong></span> diye bir kavram var. Bu konuda <a href="http://sozluk.sourtimes.org/" target="_blank">ekşi sözlükte</a> güzel bir açıklama okudum: <em><span style="color: #99ccff;"><span style="color: #3366ff;">kendisiyle </span><span style="color: #3366ff;"><span style="color: #3366ff;">yuzlesemeyen kisilerin basvurdugu bir kacis yontemidir..zayifligini kabullenmek istemeyen kisilerin kacmak istedikleri duygularini karşısındakilere aitmis, onlardan kaynaklanan bir problemmis gibi gorup isin kolayina kacmak istemeleridir..boyle kisiler egolarinin yaralanmasini kaldiramayacaklarindan</span> bu sekilde yapay bir sekilde olayi karsi tarafa yikarak yapay bir ego tatmini yapmaya bile gidebilirler..ha evet her insan zaman zaman yasayabilir, kacmak daha kolay daha acisiz gelebilir, ama bunu hayat dusturu haline getirmis insanlardan ozenle kacinmak uzak durmak lazimdir.. <span style="color: #800000;">(cressida, 20.03.2003 21:29) </span></span></span></em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu gibi durumları anlaması için insanların psikoloji bölümünü bitirmesine de gerek yok. İçimizde öyle insan sarrafları var ki Jung’u Freud ile birlikte suya götürür de susuz getirir <span style="color: #800000;"><strong> <img src='http://www.markasizsiniz.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </strong></span> Korkularınızı, endişelerinizi anlatın, paylaşın, yardım isteyin, talimatlar verin, planlar yapın ama insanları aptal yerine koymayın. İşinizi de evinizi de iyi takip edin. Masa başlarından ahkam kesmeyin. Önce kendinize sonra da insanlara güvenmeyi öğrenin. Ve dünyanın sonu gelinceye kadar da insanların asla “robot”, robotların da asla “insan” olamayacağını unutmayın.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/11/848/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel marka olmak, popüler kültürün dayatması mı?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/kisisel-marka-olmak-populer-kulturun-dayatmasi-mi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/kisisel-marka-olmak-populer-kulturun-dayatmasi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 12:08:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[amaç]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[Ben-lik]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[fayda]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[nüfuz]]></category>
		<category><![CDATA[Obama]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sorgulamak]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Yalın]]></category>
		<category><![CDATA[yansıma]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[you]]></category>
		<category><![CDATA[zaman algısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=516</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde şöyle bir soru geldi, önemli bir medya kanalından. “Kişisel markalaşma denilen şey moda mıdır, yani gelip geçici midir?” diye. Aslında sorunun cevabı kendisinde gizli. Eğer geçici olursa o kişi zaten marka olmamış, kendini ve çevresini kandırmaya çalışmıştır sadece. Tekrar ediyorum kişisel marka olmayı lütfen “ünlü, zengin, nüfuz” sahibi olmak ile karıştırmayın. Bu özelliklerin tümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Geçenlerde şöyle bir soru geldi, önemli bir medya kanalından. <strong>“Kişisel markalaşma denilen şey moda mıdır, yani gelip geçici midir?”</strong> diye. Aslında sorunun cevabı kendisinde gizli. Eğer geçici olursa o kişi zaten marka olmamış, kendini ve çevresini kandırmaya çalışmıştır sadece. Tekrar ediyorum kişisel marka olmayı lütfen <strong>“ünlü, zengin, nüfuz”</strong> sahibi olmak ile karıştırmayın. <span id="more-516"></span>Bu özelliklerin tümü sizde olabilir ama adınız bir yerde geçtiğinde, sizinle ilgili insanların zihninde iyi şeyler oluşmuyorsa hiçbir şey ifade etmezsiniz. Ona bakarsanız “mafya” lar da bu üç özelliği fazlasıyla barındırıyorlar bünyelerinde.</p>
<p style="text-align: justify;">Adına <strong>“postmodern”</strong> deyin, ne derseniz deyin ama son elli yıldır baskın olan madde hakimiyeti yerini başka şeylere bırakıyor artık. Çünkü tatmin olamıyor insanlık geçici hırslarla, heveslerle. Ekonomik olarak da kendini gösterdi zaten. Şimdi artık gerçek, faydalı, özgür, doğal insan modeli çiziliyor her yerde. Time, kapağını “you” diye çıkarmadı mı milenyuma girerken? Herkes bugünlerde Obama’yı konuşmuyor mu? Küreselleşme derken medeniyet çekirdeklerinde tekrar hareketlenmeler olmuyor mu? Belki biz göremeyeceğiz ama kendini ve her şeyi sorgulayan insan modeli daha çok görülmeye başlanıyor. Evet, popüler kültürün rengi, sesi, kokusu medya araclığı ile damarlarımıza kadar işledi. Şimdi de internet ve mobil dünya ayağı sürüklüyor bizi peşinden.</p>
<p style="text-align: justify;">“Moda mı acaba” diye düşünenleri rahatlatmak ve konunun önemini tekrar ortaya koymak için gelin marka insanların bazı özelliklerini tekrarlayalım. Ama bu maddeler daha içsel bazı dinamik parametrelerimize referansta bulunsun.</p>
<p style="text-align: justify;">1- <strong>Zamanı algısı :</strong> Bazı insanlar, zamanı doğrusal bir düzlem olarak değil, hacmi olan dairesel bir şekil olarak algılarlar. Ve merkezinde, her tarafı ayna gibi yaratılan evrenin çekirdeği olduğunu düşünürler. Ve bu kıyaslama aracının zhinlerde oluştuğunu bilirler. Geçmiş ve geleceğin göreceli bir kavram olduğunu ve aslında hiçbir şeyin kaybolmadığını da bilirler. Önemli olan zamana sıkışmadan yaşayabilmektir. Reenkarnasyon tezleri de buradan çıkmıştır. Rüyalarda neden gelecekle ilgili bir şeyler görülür, geçmiş tekrar tekrar hayale gelir. Maddenin kayıtsızlığını kavrayabilmek için oluşturulan bir araçtır zaman. Tanrısal özelliklerin insana ve evrene yansıması zamanı da, maddeyi de, boşluğu da, hepsini kapsar. Önemli olan verimli yönetebilmektir zaman algısını, dakikaları saymak ve panik olmak değil.</p>
<p style="text-align: justify;">2- <strong>Benliği tekrar keşfetmek:</strong> Benlik, ego denilen şey insanın kendini keşfedebilmesi için yaratılış ile sunulan bir özelliktir. Evrendeki kanunlar da bu şekilde algılanır. Gereğinde fazla önem verilirse bir insan çıkarak “bu dünyanın tek hakimi benim” diyebilir. Sonuçta bu da bir araçtır, zaman gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">3- <strong>Yaratılış ve evren yansıması:</strong> İnsan küçük bir evrendir. Ve evrendeki en yüksek kabiliyetlerle donatılan bir varlık. Sonsuz isteklere sahip olsa da kendisi sonludur. Hatta gece uyurken dahi ruhu bir yerlerde gezer, geri gelir. Geri gelmez ise ölmüştür zaten. Düşüncelerine dahi hükmedemez, yani çok zayıftır aslında. Ama irade açısından bu özgürlüğü sonsuz gibi hisseder. Önemli olan evrenden ve tabi ki yaratıcısından kendisine yansıyan özellikelri doğru şekilde kullanabilmesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">4-<strong> Sevgi insanı olma:</strong> Gelişen toplumlara bakın. Sevgiyi, hoşgörüyü ve saygıyı en çok yerine getirenlerdir. İnsanın özünde sevgi de vardır nefret de. Önemli olan hangisinin nerede, ne şekilde kullanıldığıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">5- <strong>İlk fayda teorisi:</strong> Tüm başarılı ilişkiler karşılıksı fayda üzerine kuruludur ve uzun süreli olur. Çıkar amaçlı ticari kaygılardan bahsetmiyorum. Kendimize ve başkalarına ısarla faydalı olmaya çalışmak en güzel depresyon tedavisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">6- <strong>Sadelik, yalınlık ve tevazu:</strong> İletişim ve maddi imkanlar açsından çözülemeyen bir karmaşa içinde yaşıyoruz ve yönetemiyoruz. Hırslarımız, israfımız, şikayetlerimiz ve motivasyon kaybımız da bundan kaynaklanıyor. Zaruri ihtiyaçlarla, lüks ihtiyaçları listeleyin göreceksiniz hem kalbinizdeki, hem beyninizdeki hem de üzerinizdeki fazlalıkları.</p>
<p style="text-align: justify;">7- <strong>İyilik için hırs gösterme:</strong> Bencilliğin körüklendiği bir dünyada bu tarz bir davranışa sahip olmak çok zor. Ama yapabilen kazanıyor ve kazandırıyor geleceği bizlere.</p>
<p style="text-align: justify;">8- <strong>Sürekli eğitim, öğretim: </strong>Okumak, okudukça düşünmek ve düşündükçe de değişmeye çalışmak. Ve yaşam boyu bunu devam ettirmek.</p>
<p style="text-align: justify;">9- <strong>Düşünce yığınlarını süpürmek:</strong> Keşke fiziki olarak böyle bir şey mümkün olsa idi ama değil. Bilinçli farkındalığı yakalamak için şart. Sabahları yorgun uyanıyorsanız hem fiziksel hem de duygusal büyük sorunlarınız var demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">10- <strong>Örnek olmak :</strong> Kötülükler değil iyilikler örnek olmak zorunda. İyiliği, güzelliği, sevgiyi yansıtmayan da bencildir ve haindir.</p>
<p style="text-align: justify;">11- <strong>Verici, üretici olmak:</strong> Hep bana rabbena diyerek “sürekli al” diyen bir kültürün çocuklarıyız. Tüm ekolojik auraya ne kattığımızı hiç sorgulamıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">12- <strong>Araçlar ve amaçlar:</strong> Kişisel gelişim ve kişisel markalaşma gibi bunları da içien alan tüm öğretiler insanlığa hizmet etmeli. Fakirliğe, savaşa, süper egoya, kibirli olmaya ve paraya hizmet etmemeli sadece.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi bu yazdıklarımızın popüler kültür ile bir ilgisi var mı? Hayır. Tam tersi gibi. O zaman kişisel markalaşmayı böyle bir <strong>“üst dil”</strong> ile düşünenler ve uygulayanlar modanın oyuncağı olmayacaktır. Tüm bunların yanınıda, trendleri takip etmek ve insanlara bilgiyi doğru ölçü ve kanallarla sunmak da çok önemli. Yani amaç popüler kültürü aşağılamak değil imkanlarını doğru şeyler için kullanabilmektir. Buna sosyal medya araçları da dahil.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsana ait yüksek değerlerin moda olarak algılanmaması dileği ile.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/kisisel-marka-olmak-populer-kulturun-dayatmasi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>5 temel kriter</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/5-temel-kriter/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/5-temel-kriter/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2009 10:14:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[balon]]></category>
		<category><![CDATA[brand]]></category>
		<category><![CDATA[brand you]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[piyon]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[viral]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[Marka kelimesi günlük yaşamımıza iş dünyasından girmiştir değil mi? Kelimenin temel anlamı olarak da karşımıza “farklılaşma, farklılaştırma” çıkar. Örneğin görsel stok ajanslarının portföyünde “brand” kelimesi ile arama yaparsanız hayvanlara vurulan damga işleminin resimlerini görürsünüz. Fakat bu kavram, pazarlama ve satış stratejileri çerçevesinde ele alınınca geniş bir yelpaze ortaya çıkıyor. Örneğin “marka konumlandırma” bunlardan sadece biri. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Marka kelimesi günlük yaşamımıza iş dünyasından girmiştir değil mi? Kelimenin temel anlamı olarak da karşımıza <strong>“farklılaşma, farklılaştırma”</strong> çıkar. Örneğin görsel stok ajanslarının portföyünde <strong>“brand”</strong> kelimesi ile arama yaparsanız hayvanlara vurulan damga işleminin resimlerini görürsünüz. Fakat bu kavram, pazarlama ve satış stratejileri çerçevesinde ele alınınca geniş bir yelpaze ortaya çıkıyor. Örneğin <strong>“marka konumlandırma”</strong> bunlardan sadece biri.<span id="more-499"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Aslında yaşamdaki tüm değerlerin, dayanak noktalarının yine insanların düşünce ve davranış dünyasından çıktığını biliyoruz. Fakat şirketler bu çerçevedeki kuralları bir paket halinde mükemmel bir şekilde uygulamaya çalıştığı ve uygulayınca da müthiş kazanımlar elde ettiği için “marka” kavramını insanlar da sahiplenmeye başladılar. Halbuki insan ticari bir “meta” değildir. Şirketler de artık bildiğiniz gibi müşterilerine, potansiyel hedef kitlesine daha duygusal yollarla ulaşmaya çalışıyor. Viral kampanyalar, alternatif pazarlama kampanyaları, sosyal sorumluluk kampanyaları ve daha insan odaklı yaklaşım getiren projeler geliştiriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Marka Sizsiniz&#8221; ifadesi de Tom Peters’in daha yakın zamanda ifade ettiği <strong><span style="color: #800000;">“brand you”</span></strong> kavramının Türkçe&#8217;sidir. Bu “marka” ifadesi ile pazarlama kurallarını insani boyutla karşılaştırın, güzel sonuçlar elde edeceksiniz. Fakat “insan” öyle bir varlık ki kullandığımız “marka” ifadesi dahi bu anlamda yetersiz kalıyor. Bir çok kişinin algısı bunu iyi kavrayabildiği için bu ifade kullanılıyor. Biz de bu şekilde hitap ediyoruz fakat bu seslenişimizin altında yatan daha derin nedenler ve prensipler var.  Önce kendim için, sonra da sizler için bazı MarkaSizsiniz’in bazı temel taşlarını özetlemek istiyorum;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1-</strong> Yaşamımızın tek ve asıl hakimi biz değiliz. Evet, “özgür irade”mizle düşünce ve davranışlarımıza yön veriyor görünebiliriz fakat evrendeki eşsiz ahengi hiç unutmamak gerek. Tabi ki “piyon” da değiliz. Burada yaratılış ve kader ilgili tartışmalara girmek anlamsız olur ama her şeyi basit nedenlere bağlı sonuçlar gibi ele almak bana göre baştan kaybetmektir. Hiç bir hareketin, oluşumun metafizik yönünü kaçırmayın derim. Bu noktadaki doğru bakış açısını kaybederseniz hiç bir matematiksel formül problemlerinize çözüm bulamaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2-</strong> İnsanları kendi dünyasına göre yorumlamak gerek. Her insanın kişiliği karakteri, mizacı, doğuştan gelen sosyal çevre faktörü farklıdır. Genetik kodlamayı dahi göz ardı edemeyiz. Böyle olunca “şu kuralları uygula, kesin başarılı, mutlu olsursun” yaklaşımları uzun vadeli büyük yalanlardır. İnsan, benliğini, kişilik ve karakter datasını keşfedemediği sürece bütün çabalar “havanda su dövme” ye benzetilebilir. Okumak, araştırmak ve kaybolmadan düşünmek gerek. Profesyonel anlamda destekler de önemli.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3-</strong> İnsan, “motivasyon gazı” ile doldurulacak bir “balon” değildir. Ego, şişirilmeye çok müsait olsa da buna izin vermemek ve dengeli olmak gerekir. Kendini keşfetmek demek, kendine tapmak, gurur-kibir tapınağı olmak demek değildir. Tam tersi, eksik ve geliştirilmesi gereken yönlerimizi belirleyerek insanlığa daha faydalı olmaya çalışmaktır. Lütfen sadece bu motivasyon gazı için ticari oyunlara gelmeyin, yanlış düşünce kalıplarına hapsolmayın.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4-</strong> Düşündüklerimiz bizi şekillendirdiğine göre fikren ve ruh anlamında nerelere seyahat ettiğimizi bilmek zorundayız. Özellikle kalp ve beyin ikilisini çok, hem de çok araştırmak gerek. İlla ki psikolog ya da filozof olmak gerekmiyor. Sadece bazı referans bilglere hakim olmak yeterli.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5-</strong> Kariyer ve para yaşam için sadece bir araçtır. Kişisel markalaşma çabalarımızın hedefi yalnız maddi çıkarlara bağlanırsa yapaylıktan kurtulamayız. Yani ters teper, boşuna zaman ve enerji kaybedersiniz. İçinizi etkileyen dış, dışınızı etkileyen de bir iç dünyanız olduğunu unutmayın. Yaşamdaki duruşunuzu her zaman cebinizdeki para belirlemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlar, Murat Esenli’nin düşünceleri. Katılmayabilirsiniz, eleştirebilirsiniz, sorgulayabilirsiniz. Zaten her bilgiye ilk duyduğunuzda şüphe ile yaklaşmalısınız. Zorlama, doğal olmayan kuralları benimsemeyin derim. Okuduğunuz her şeyi, yaşadığınız her tecrübeyi başkalarının algısı ile yorumlamayın. Yaşamdaki duruşunuzu kendi ruh yapınıza göre ele alın ve tabi ki geliştirmeye çalışın. MarkaSizsiniz derken ne demek istediğimi daha net iafde edebilmişimdir umarım.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/5-temel-kriter/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aslında kişisel markanızla ilgilenen yok!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/aslinda-kisisel-markanizla-ilgilenen-yok/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/aslinda-kisisel-markanizla-ilgilenen-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 12:44:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Sıtkı]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[fayda]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[realite]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam ağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=396</guid>
		<description><![CDATA[Evet, aslında kişisel markanızla değil, realiteye yansıması ile ilgilenir insanlar, kurumlar. Gözden kaçan, bizi aldatan da bu sanırım. Kendimizi harika, süper, dört dörtlük tanımlayabiliriz, egomuzu okşayabiliriz. Tamam, buna da ihtiyacımız var aslında. Ama bunun bana, ona ne faydası var? Sosyal medyada namınız yayılmış olabilir ama gerçek dünyada bu duruş size ne katar, siz başkalarına ne katarsınız? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Evet, aslında kişisel markanızla değil, realiteye yansıması ile ilgilenir insanlar, kurumlar. Gözden kaçan, bizi aldatan da bu sanırım. Kendimizi harika, süper, dört dörtlük tanımlayabiliriz, egomuzu okşayabiliriz. Tamam, buna da ihtiyacımız var aslında. Ama bunun bana, ona ne faydası var? Sosyal medyada namınız yayılmış olabilir ama gerçek dünyada bu duruş size ne katar, siz başkalarına ne katarsınız?<span id="more-396"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bu durum, en yaratıcı fikirlerin uygulamaya alınmaması ve raflarda çürümeye bırakılmasına benzer. Projesini doğru şekilde sunmayarak <strong><span style="color: #800000;">“venture capital”</span></strong> bekleyen acemi girişimcilere benzer. İşte tam bu noktada kişisel markalaşmanın iki yönlü hareketi ile karşılaşırız. <strong>Biri,</strong> <span style="color: #3366ff;">markalaşma adına özel anlamda kendini geliştirmek</span>. <strong>İkincisi ise,</strong> <span style="color: #3366ff;">bunu sunmaktır. </span>Bu iki hareket sürekli mekik dokuyan bir <strong><span style="color: #800000;">&#8220;ağ&#8221; </span></strong>gibidir ya da iki sütun şeklinde düşünülebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok çalışkan bir öğrencisiniz, hocalarınız sizi seviyor ama arkadaş çevreniz yok ise,<br />
İş arkadaşlarınız sizi başarılı, proaktif, uyumlu, katma değeri yüksek biri olarak tanıyor fakat yönetim ile aranız bir türlü düzelmiyor ise,<br />
Internette yüzlerce, binlerce sanal arkadaşlarınız var ama çok azı sizi bayramda, özel günlerinizde hatırlıyor, özellikle telefon ile arıyor ise,<br />
Çok sayıda girişimci fikirleriniz var ama bir türlü çevrenizde hem maddi hem manevi destek oluşmuyor ise,</p>
<p style="text-align: justify;">iki sütundan biri sağlam değil, ağ örülemiyor, yansımalar yetersiz demektir. Cahit Sıtkı Tarancı&#8217;nın idi sanırım şu serzeniş dolu sorgulama;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">“Fakat nedendir Ya Rab bu susuzluğumuz, suyu gürül gürül akan çeşme başında” </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">İnsanlar hikayenizi dinler, saygı duyar, imrenir, bir anlamda <strong>“talebeniz”</strong> olmaya can atabilir. Ama asıl amacı gerçek yaşamda sizden bir fayda bekler. Somut başarılar ister. Şirketler, sizi büyük umutlarla, iyi paralarla işe alır. Durşunuzu çok beğenmiştir ama sürekli sizden girişimci fikirler, süreç yalınlaştırıcı çözümler bekler.<br />
Siz dahi kendinizden, tüm potansiyelinizi en doğru şekilde kullanabilmeyi istersiniz. Eğer sonuç alamazsanız büyük hayal kırıklıkları ile sekteye uğratırsınız markalaşma sürecinizi.</p>
<p style="text-align: justify;">Demiyorum ki bırakın bu <strong><a href="http://www.markasizsiniz.com/nedir/" target="_blank">“kişisel markalaşma”</a> </strong>uygulamalarını. Aksine hepsini ısrarla uygulamaya çalışın ama bir de sonuçlarına bakın, ölçün diyorum. Yani gerçek hayatta size ve başkalarına ne kattığına.</p>
<p style="text-align: justify;">Yola hep kendinizden başlayın, ama hep başkalarına, başka yerlere uğrayın ve her iletişiminizde bir <strong><span style="color: #800000;">”fayda yumağı”</span></strong> bırakın. Ve tekrar kendinize dönün.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/aslinda-kisisel-markanizla-ilgilenen-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni olan ne?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/yeni-olan-ne/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/yeni-olan-ne/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 12:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[buluş]]></category>
		<category><![CDATA[ego]]></category>
		<category><![CDATA[İş Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Network]]></category>
		<category><![CDATA[Yalın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1006</guid>
		<description><![CDATA[Buluşların haricinde yeni bir şey yok desem. Örneğin GSM teknolojisi yeni olabilir. Ama mobil dünya üzerinde değişik projeler ortaya koymak ”geliştirmek” sayılabilir. Bir araştırma sonucundan hatırladığım kadarıyla buluşlar aslında belli tarih aralıklarında daha yoğun olmuş. Yakın zamanda daha az diyebiliriz. Fakat yakın zamanda, belki son 20-30 yılda olan bir şey var ki o da innovasyonla, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp0.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SH4Geyu51zI/AAAAAAAAAEA/0P40GLoq0sg/s1600-h/arazi.bmp"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223619743880697650" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" src="http://bp0.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SH4Geyu51zI/AAAAAAAAAEA/0P40GLoq0sg/s320/arazi.bmp" border="0" alt="" /></a><span style="font-family: verdana;">Buluşların haricinde yeni bir şey yok desem. Örneğin GSM teknolojisi yeni olabilir. Ama mobil dünya üzerinde değişik projeler ortaya koymak <strong><span style="color: #3366ff;">”geliştirmek”</span></strong> sayılabilir. Bir araştırma sonucundan hatırladığım kadarıyla buluşlar aslında belli tarih aralıklarında daha yoğun olmuş. Yakın zamanda daha az diyebiliriz. Fakat yakın zamanda, belki son 20-30 yılda olan bir şey var ki o da innovasyonla, yaratıcılıkla birleşen geliştirmelerin fazlalığı. İnsanlar daha ayrıntı, daha özel, daha faydalı süreçleri inceliyorlar. Ve çıkan projeler harika. Semantik mantıklı arama motorlarından, web bilmem kaç nokta sıfır yazılımlarına varana kadar. Bu gelişme sadece iş dünyası olarak değil insan faktörü ile birlikte gelşiyor. Bireysel ve sosyal algılamalarımız da gelişiyor, değişiyor ve bu aşamalar sürekli devam ediyor.<br />
</span><br />
<span style="font-family: verdana;">Peki, bu kadar bilgi, beceri, zeka daha önce yok muydu? Kesinlikle vardı ama araçlar ve yöntemler daha farklı idi. Bir de toplumsal hedefler de insanoğlunun hızını etkiliyordu. Yani arz, talep meselesi. Geçenlerde bir arkadaşım <span style="color: #3366ff;">&#8220;yaşadığımız bu yılların zekaya yönelik olduğunu, sannırım 2010’lu yıllar ve sonrasının daha içsel, daha romantik, daha özel hislerin yoğun olarak yaşanacağı yıllar olacağını&#8221;</span> ifade etti. Tabi neye göre. Astroloji bilimine göre. Doğru olduğunu varsayıyorum ve şöyle bir yorum getiriyorum;Zeka durmaz devam eder fakat insanlar, toplumlar daha fazla ”ben” ile uğraşıyor artık. Bilirsiniz <strong><span style="color: #3366ff;">”ben”</span></strong> demek aslında <strong><span style="color: #3366ff;">”ego”</span></strong> demektir. Bireylerin olduğu gibi toplumların da egoları, içsel dünyaları vardır. Daha çok kişiselleştirilmiş uygulamalar, daha niş ”social community” projeleri gibi. Bu terimler size sadece internet, web dünyasını hatırlatabilir ama değil. Din, medeniyet, kültür ve diğer etkenlerle insanların aidiyet duyguları nerede birleşiyorsa oraya daha hızlı ve keskin dönüşler yapacaklar. Ayrışma gibi görünen bu durum aksine globalleşme denilen iç içe network katmanlarını ortaya çıkaracak. Bireyin kendini daha rahat, daha güvenli ve daha özgür ifade edebilmesi diyebiliriz. İletişim ve teknolojinin bu denli gelişmesi, bu talebi sürekli karşılamaya çalıştığı için her alanda etkisini hissettirecek.</p>
<p>Yeni olan ne, sorumuza dönersek. Mısır pramitlerini yapan insanların astronomi konusunda müthiş bir bilgiye sahip olduklarını biliyoruz. Kişisel markalaşma diye anlatılan bir çok şeyin de tarihte yaşamış bir çok erdemli insan tarafından nasıl anlatıldığını da biliyoruz. Ama şu anda yöntem ve araçlar çok daha farklı ve mükemmelliğe doğru gidiyor. Tarihte insanların daha özel ve dar alanlarda, daha sade yaşamlar sürdüğünü biliyoruz. İhtişamlı saray yaşantılarından bahsetmiyorum. İnsanlar güç ve para ile dağıldıkça bir yandan da toparlanmaya çalışıyor gibi. Çünkü sonsuz isteklerin harcadığı bir şeyler var. O da yaşamı kaçırma ile ilgili.</p>
<p>Neden kişisel markalaşma diyoruz, sosyal medya diyoruz, network diyoruz! Daha kişisel ve daha basit kurgular tasarlıyoruz. İnsan mükemmel bir varlık olmakla birlikte içinde büyük bir <strong><span style="color: #3366ff;">”yalın”</span></strong> olma durumu vardır. İçsel tatmin her zaman önde gelir. Çünkü sürekli kendi egosuna bağlanmak ister. Ancak bu şekilde anlayabilir varlığı, yaratılışı ve ”son” suzluğu. Eskilerde çekirdek hükmünde olan bilgileri müthiş bir ar-ge ile öyle kullanışlı hale getirir ki bize tüm bunlar yeni imiş gibi gelir.</p>
<p>Buluşlar gerçekleştirelim. Ama daha önemlisi bulunmuşlar üzerinde dünya çapında geliştirmeler yapalım. Zekayı, mantığı durdurmayalım fakat paralel bir şekilde varlığı ve kendimizi dinleyelim. Ses ve görüntü karmaşasından kurtularak doğru yansımaları keşfedelim. Her bir kişisel markalaşma adımının toplumsal gelişime katkıda bulunacağını ve bizden sonraki nesillerin ne kadar teşekkür edeceklerini unutmayalım.</p>
<p>Tüm bu gelişmelerin yeni diye adlandırıldığını düşünürsek o zaman<strong><span style="color: #3366ff;"> ”siz”</span></strong> hep yeni olansınız aslında. Unutmayın zaten marka sizsiniz, reklamınızı yapın.</p>
<p><span style="font-family:verdana;">Saygılarımla.</p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/yeni-olan-ne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
