<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; Eğitim</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/egitim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Feb 2011 22:45:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>“İnsan Kaynağı”nı “Marka İnsan Kaynağı” yapmayı hedefleyen şirketler</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2011/01/%e2%80%9cinsan-kaynagi%e2%80%9dni-%e2%80%9cmarka-insan-kaynagi%e2%80%9d-yapmayi-hedefleyen-sirketler/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2011/01/%e2%80%9cinsan-kaynagi%e2%80%9dni-%e2%80%9cmarka-insan-kaynagi%e2%80%9d-yapmayi-hedefleyen-sirketler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Jan 2011 16:23:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[insan kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[İpek Aral Kişioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel marka eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Misyon Beyanı]]></category>
		<category><![CDATA[Kişsiel Marka Sözü]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Marka İnsan Kaynağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=1147</guid>
		<description><![CDATA[Dün, büyük bir şirketin eğitmenlerine “Kişisel Marka” olmakla ilgili genel anlamda demo denilebilecek bir sunum yaptım. Teklif onlardan gelmişti ve konuya olan ilgilerini görünce çok sevindim. Marka Sizsiniz’i takip ettiklerini ve yaklaşımımı beğendiklerini ifade ettiler. Türkiye’de de bazı şirketler uzmanlarını, ekip liderlerini, yöneticilerini ve üst düzey yöneticilerini bir “marka çalışan” yapmak için bu konuya özel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dün, büyük bir şirketin eğitmenlerine “Kişisel Marka” olmakla ilgili genel anlamda demo denilebilecek bir sunum yaptım. Teklif onlardan gelmişti ve konuya olan ilgilerini görünce çok sevindim. Marka Sizsiniz’i takip ettiklerini ve yaklaşımımı beğendiklerini ifade ettiler. Türkiye’de de bazı şirketler uzmanlarını, ekip liderlerini, yöneticilerini ve üst düzey yöneticilerini bir “marka çalışan” yapmak için bu konuya özel eğitim planları hazırlıyorlar artık, biliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle bu sunum için araştırma yaptığımda gördüm ki artık dünyada liderlik eğitimleri dahi “liderlik ilişkilerinde kişisel markalaşma” başlığıyla veriliyor. Kariyer yolunda marka olmaya daha çok önem veriliyor. Çalışanların gerçek değerini ortaya çıkarmak ve uzun dönemli verimli çalışma ortamı oluşturmak için İnsan Kaynakları departmanları değişik eğitim paketleri hazırlıyorlar. Örneğin Pricewaterhouse Coopers “Personal Brand Week” olarak değişik önerilerde bulunuyor. Yurt dışında birçok danışman, kariyer eğitimleri içerisine bu konuyu da dahil ediyor. Dünkü demo eğitimden sonra akşam sosyal medyada İpek Aral Kişioğlu’nun İşveren Markası: Intel yazısını gördüm. USB’nin mucidi Ajah Bhatt için yapılan rock yıldızı konseptinde çalışanı marka gibi sunan bir tanıtım filmi vardı. <a href="http://www.kaynagiminsan.com/2011/01/18/isveren-markasi-intel/">http://www.kaynagiminsan.com/2011/01/18/isveren-markasi-intel/</a> Çalışanları markalaştırma ve marka gibi saygı gösterme anlamında güzel bir mesaj. İpek Hanım’ın deyişiyle <em>“21. yüzyılda şirketler sadece ürettiği ürünlerle değil, işveren olarak markasını reklamlara taşıyor. Neden? Yetenekli profesyonelleri kendilerine çekmek, mevcutları bünyesinde tutmak için. Artık İnsan Kaynakları pazarlama süreçlerine de bilfiil girmiş bulunuyor.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Eğitime ve danışmanlık hizmetlerine yeterli bütçe ayırmayan, çalışanlarının değerlilik ve yeterlik algılarını ölçemeyen, kendilerini nasıl sunmaları gerektiğini ve kariyer dünyasında nasıl bir duruş sergilemeleri gerektiğini öğretmeyen firmaların başarılı olduğunu hiç görmedim. “Patron ya da yönetici bağırır çağırır, çalışan da kuzu kuzu katlanır” devri çoktan geçti artık. Ki “Y” jenerasyonu için yepyeni modeller uygulanmaya başlandı artık.</p>
<p style="text-align: justify;">Marka Sizsiniz diyerek Türkiye’de kişisel marka konusunda bir farkındalık yaratmaya çalışıyorum uzun bir zamandır. Artık danışmanlık ve eğitim hizmetleri ile daha profesyonel anlamda çalışmalara başladık. Aynı tipte, bilinen formatta, demode uygulamalarla hazırlamıyoruz eğitimlerimizi. Ve kurumların kendi içinde bu eğitimleri tekrar edebilmeleri için bir “know-how” aktarımında bulunmaya çalışıyorum. Bazı eğitim başlıkları ve içerikleri için <a href="http://www.markasizsiniz.com/hakkimizda/">http://www.markasizsiniz.com/hakkimizda/</a> linkine bakabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Kariyer yolunda kişisel marka duruşunun çalışan ne faydası olacak? Kısaca bakalım;</p>
<p style="text-align: justify;">1- Öncelikle kendilerini daha iyi tanımaya ve sunmaya başlayacaklar. Kişilik tipinden, güçlü ve zayıf yönlerine varana kadar.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Sosyal duruş, iletişim ve ilişkiler açısından davranışlarını sorgulayacak ve algı dünyalarını düzeltmeye başlayacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">3- Hem iş hem de özel yaşamlarına anlam katan hayalleri ve tutkularını ele alarak hedefleri için yeni yol haritaları çizecekler.</p>
<p style="text-align: justify;">4- Görsel anlamda imaj yönetimi için yeni çözümler keşfedecekler. Varoluş değerlerini daha doğru sunacak ve olumlu geri dönüşler alacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Bulunduğu kariyer basamağının ne anlama geldiğini ve zamanı yanlış yorumlayarak acele etmeden ama kararlı bir şekilde kariyer yıldızını nasıl parlatabileceğini görmeye başlayacak.</p>
<p style="text-align: justify;">6- Liderlik özelliklerini ön plana çıkararak hangi alanlara yoğunlaşabileceğini fark edecek.</p>
<p style="text-align: justify;">7- <strong>&#8220;Kişisel Marka Sözü&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;Kişisel Misyon Beyanı&#8221;</strong> gibi çalışmalarla sürekli yazılı olarak kontrol mekanizmaları oluşturacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">8- Kişisel Marka olmanın en başta ailede, özel çevrede, yakın iletişimde başladığını fark ederek iş-özel yaşam dengesini kurabilecekler.</p>
<p style="text-align: justify;">9- İşveren ve yöneticilerle hiyerarşik ilişkilerini daha düzeyli, kişisel ve kurumsal yapıya uygun şekilde ele alarak tam bir iletişim uzmanı gibi yol alacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">10- Tüm bu adımların doğal olarak huzur, terfi ve kazanç getirdiğini anlayarak kendilerini en önemli bir proje gibi ele almaya devam edecekler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu maddelerde başarılı şekilde yol alan bir çalışan, şirketi açısından da doğal olarak<strong> “Marka İnsan Kaynağı”</strong> na dönüşmüş olacak. Bir çalışanın 360° bu şekilde ele alınması iş yapma süreçlerini ve verimliliği, kârlılığı doğrudan etkileyecek. <strong><em><span style="color: #888888;">“Marka”ları marka yapanlar yine insanlardır.</span> </em></strong>Her çalışanın şirketine bir katkısı elbette vardır ama bazıları “lider kişisel marka” olarak daha fazla katkıda bulunurlar. Hem iş hayatlarına, hem de özel hayatlarına. İnsan kaynakları ve Eğitim departmanlarının, bu konuda en azından bazı pilot uygulamalara başlamaları ümidiyle.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2011/01/%e2%80%9cinsan-kaynagi%e2%80%9dni-%e2%80%9cmarka-insan-kaynagi%e2%80%9d-yapmayi-hedefleyen-sirketler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gençler merak ediyor!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2010/03/gencler-merak-ediyor/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2010/03/gencler-merak-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2010 20:32:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale 18 Mart Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gençler]]></category>
		<category><![CDATA[Konferans]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=924</guid>
		<description><![CDATA[üniversite konferansları hakkında.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Evet, <strong>“merak ilmin hocasıdır”</strong> derler. Üniversiteli arkadaşlar da gerçekten meraklı ve biraz da kaygılılar tabi ki. Kişisel markalaşmayı, liderliği, koçluğu, iş hayatını, özel hayatta nasıl huzurlu olacaklarını v.s. birçok şeyi merak ediyorlar. Konferans verme konusunda her ne kadar çok tecrübem olmasa da geçen haftalarda iki üniversitede arkadaşlarla bilgi paylaşımında bulundum. Davet edenler de girişimcilik, halkla ilişkiler gibi öğrenci kulüplerindeki aksiyoner arkadaşlar. Azimlerine, koşturmalarına hayran kaldım.<span id="more-924"></span></p>
<p style="text-align: justify;">23 Şubat günü <strong>Fatih Üniversitesi’</strong>nde idim. <strong>Zühtü Soylu</strong> arkadaşımızın daveti ve tabi ki üniversitedeki Kariyer Planlama Merkezi’nin koordinasyonu ile bu etkinlik gerçekleşti. Anfiyi dolduran meraklı öğrenci ve bazı hocalarımız dinlemeye geldiler sağ olsunlar. Hocalarımızdan biri sordu; “Murat bey bu yazıların bir gün modası geçer mi” diye? Ben de “imkansız” diye cevap verdim. İnsan var olduğu sürece bu yazdıklarımın, anlattıklarımın modası geçmeyecek. Zaten kişisel markalaşma kavramının popüler kültürün malzemesi olmadığını yazılarımda da anlatmaya çalışıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC03840yeni1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-926" title="DSC03840yeni" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC03840yeni1.jpg" alt="" width="533" height="400" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Diğer bir konferans ise Çanakkale – Biga’da idi. Otobüsle yemyeşil ovaları, bayırları seyrederek gittim. Kısa bir tatil gibi oldu.<strong> Çanakkale 18 Mart Üniversitesi</strong>’nin İktisadi ve İdari Bilimler Kampüsü Biga’da. Küçük ve şirin bir yer. Öğrenci nüfusu fazla ve bu da şehrin sosyal, ekonomik  seviyesini de etkiliyor olumlu anlamda.<strong> Bekir Yıldırım</strong> arkadaşımızın daveti ile gitmiş oldum. Genç Girişimciler Topluluğu düzenledi organizasyonu. <strong>Hasan Gülbay, Emir Bozkurt</strong> ve ismini sayamayacağım birçok arkadaş görev almıştı organizasyonda. Ama bir baktım ki, bu üniversite öğrenci kulübü kaynıyor zaten. Sanırım 100’den fazla kulüp varmış. Merak ettim her üniversitede böyle mi diye. <strong>“Hayır, bu konularda en girişimci üniversite biziz”</strong> dediler. Sayın rektör ve hocalarımız da o kadar çok katkıda bulunuyorlarmış ki.  Harika bir organizasyondu. Biga’ya ayak basmamdan tekrar otobüse binene kadar öyle harika bir görev paylaşımı yapmışlardı ki şaşarsınız. Onlarca genç arkadaş sürekli koşturuyorlardı çevremde. Konferans salonunda yüzlerce öğrenciyi görünce heyecanlanmadım değil yani. İki saatten fazla, soru cevap faslı da yaparak konferansı bitirdim. Çok güzel sorular geldi. Umarım faydalı olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/03/canakkale-foto.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-927" title="canakkale foto" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/03/canakkale-foto.jpg" alt="" width="604" height="453" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Hep şunu anlatmaya çalışıyorum. İster lisede olsun, ister üniversitede. Öğrenci arkadaşların bir üst müfredatları olmalı. Girişimlerde bulunmalılar, farklı alanlarda kitaplar okumalı ve kendilerini geliştirmeliler. Entelektüel bilgi seviyelerini geleceğe hazır hale getirmeliler. Ve bu konuda hocalar, danışmanlar yani onlardan daha tecrübeli ve bilgili herkes bu konularda seferber olmalı. Çünkü açlar. Çünkü onların adı talebe, yani talep edecekler. Meraklarını, kaygılarını giderecekler. Geleceğe daha bir ümitle bakacaklar. Her iki üniversitede de öğrenci arkadaşlarla birlikte yemek yedik. O kısa sürede dahi o kadar çok soru sordular ki.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu organizasyonları yapanlar ve zaman planları çerçevesinde katılabilenler zaten kişisel markalaşmaya adım atan gençler. Öyle dört yıllık okulu 7 yılda bitirmeyle, sadece arkadaşlarla günü gün edip eğlenmeyle bu işin olmayacağını fark ediyor gençler. Okuyorlar, staj yapıyorlar, yabancı dillerini geliştiriyorlar, etkinliklere katılıyorlar. Öylesine yan gelip yatmıyorlar yani. Bu da bana gurur veriyor. İddia ediyorum. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’ndeki kulüpler ve girişimci öğrencileri gibi sadece 10 üniversitemiz bu şekilde olsa geleceğin Türkiye’si daha umutlu olacaktır. Bakın siyasetten, kategorilerden, ekonomik rekabetten bahsetmiyoruz. İlimden, bilimden, insandan bahsediyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak bu iş sadece İstanbul ve Ankara ile olmuyor arkadaşlar. En ücra diyebileceğiniz, vatanın herhangi bir köşesinde kurulmuş bir enstitü dahi olsa oradaki öğrencilerin merakını gidermek, farklı bilgiler sunmak imkanı olanların borcu. Seferberlik sadece savaşta değildir. En büyük savaş insanın cehaletine karşı yaptığı savaş olduğuna göre demek ki bu sefer hiç bitmemeli.</p>
<p style="text-align: justify;">Organizasyonları düzenleyen ve katılan tüm öğrenci arkadaşlara teşekkürlerimi ve sevgilerimi iletiyorum tekrar.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2010/03/gencler-merak-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Markalaşma Semineri</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/11/marka-sizsiniz-atolye-calismalari-basliyor/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/11/marka-sizsiniz-atolye-calismalari-basliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 10:45:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel marka yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Marka Sizsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Esenli]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[workshop]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=828</guid>
		<description><![CDATA[21. yy&#8217;da &#8220;SİZ&#8221; İkinci on yıla kişisel markanız nasıl girecek? Hazır mısınız? - İnsan ve hayat! - Kişisel markalaşma nedir, ne değildir, gerekli midir? - Nasıl marka olunur? Bu süreç nasıl yönetilir? ( 3.sayfa sonundaki diyagram ) - Kişilik, karakter, genetik kodlarımız, yıldız haritamız gibi bağlayıcı etkenler varken nasıl marka olacağız? - Marka değerini sürekli korumak ve algıyı yönetmek nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #000000;">21. yy&#8217;da <span style="color: #800000;">&#8220;SİZ&#8221;</span> </span></h1>
<h1><span style="color: #000000;">İkinci on yıla kişisel markanız nasıl girecek? Hazır mısınız?</span></h1>
<h1><span style="color: #000000;"> </span></h1>
<p><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/muratesenlifotobilgi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1024" title="muratesenlifotobilgi" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/muratesenlifotobilgi.jpg" alt="" width="620" height="138" /></a></p>
<p>- İnsan ve hayat!<br />
- Kişisel markalaşma nedir, ne değildir, gerekli midir?<br />
- Nasıl marka olunur? Bu süreç nasıl yönetilir? ( 3.sayfa sonundaki diyagram )<br />
- Kişilik, karakter, genetik kodlarımız, yıldız haritamız gibi bağlayıcı etkenler varken nasıl marka olacağız?<br />
- Marka değerini sürekli korumak ve algıyı yönetmek nasıl bir çalışmayı gerektiriyor?<br />
- “Marka” ürün ya da şirketler inşa eden “marka insan” nasıl olunur? Kariyere bakan yönleri neler?<br />
- Sosyal medyada ve tümüyle online dünyada kişisel marka nasıl konumlandırılmalı?<br />
- Aksiyon planımız yok, ya da var ama uygulayamıyoruz. Pratik ve uygulanabilir öneriler neler?</p>
<p><span style="color: #800000;">Atölye çalışmalarından bazıları:</span></p>
<p>- Kendini tanıma çalışması<br />
- Hedef  belirleme çalışması<br />
- Uygulanabilir aksiyon planı<br />
- Kişisel Marka Sözü (elevator speech) geliştirme<br />
- Kişisel Değerler Profili ve sonuçları değerlendirme</p>
<p><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/erhanresimbilgi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1025" title="erhanresimbilgi" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/erhanresimbilgi.jpg" alt="" width="620" height="172" /></a></p>
<p><span style="color: #800000;">Fark SIZ MISINIZ?</span></p>
<p>- Amaç hayatta farklı olmak mı, farklı hissetmek mi?<br />
- Farklılıkların fark edilmesi için neler yapılmalı?<br />
- Kişisel pazarlama, sizi farklı kılan nedir?<br />
- İş hayatında fark yaratmak için ipuçları(mülakatlar, toplantılar, önemli sorumluluklar, tartışma anları…)</p>
<p><span style="color: #800000;">Eray Sarıca -</span> Kişisel Markanızın kaderi yıldız haritanızda mı gizli?</p>
<p><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/eraybilgi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1026" title="eraybilgi" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/eraybilgi.jpg" alt="" width="620" height="126" /></a></p>
<h2><span style="color: #800000;">Görüntülü konferans ile seminere katılacak danışmanlar;</span></h2>
<p><span style="color: #800000;">Melih Arat -</span> Sıra Dışı Yaşam Becerileri kazanmanın kişisel markalaşmaya katkısı.</p>
<p><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/meliharatbilgi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1027" title="meliharatbilgi" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/meliharatbilgi.jpg" alt="" width="620" height="156" /></a></p>
<p><span style="color: #800000;">Ümit Hayri Koç -</span> Kişisel Marka Yönetimi için koçluk hizmetlerinden destek almanın önemi.</p>
<p><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/11/ümithayriBİLGİ.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1028" title="ümithayriBİLGİ" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2010/12/umithayrikocbilgi.jpg" alt="" width="620" height="152" /></a></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Seminer detay bilgileri:</span></strong></p>
<p><strong>Tarih       :</strong> 26 Aralık 2010 Pazar<br />
<strong>Saat         :</strong> 09:30 -12:30 (öğle arası) 13:30-16:00<br />
<strong>Yer          :</strong> Katılımcı sayısına göre belirlenecek ve haber verilecek.<br />
<strong>Ücret      :</strong> 100 TL – Öğrenci 50 TL ( banka transferi hesap bilgileri için lütfen irtibata geçiniz. Salonda<br />
ödeme yapılabilir. )<br />
<strong>İletişim :</strong> Zehra Ekinci -  <a href="mailto:zehraekinci@ttmail.com">zehraekinci@ttmail.com</a><br />
Murat Esenli – <a href="mailto:murat@markasizsiniz.com">murat@markasizsiniz.com</a><br />
<a href="mailto:bilgi@markasizsiniz.com">bilgi@markasizsiniz.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/11/marka-sizsiniz-atolye-calismalari-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nerede kalmıştık?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/10/nerede-kalmistik/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/10/nerede-kalmistik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 11:53:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer koçu]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel marka yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Marka Sizsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam koçu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=784</guid>
		<description><![CDATA[Marka Sizsiniz son durum değerlendirmesi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Merhaba, <strong>Marka Sizsiniz</strong> diyerek yola çıktığım tarihten bu yana aslında bir yıl geçti. Eski versiyonu pek kimse hatırlamaz. Haziran 2008’de açılmıştı sayfa. Orada bir kitapçık yayımlamıştım ve bazı marka insanlar vardı o kadar. Asıl başlangıcı, yeni tasarımla birlikte, Blogspot’tan çıktığım tarih olan Kasım’ın ortaları olarak kabul ediyorum. 164 yazı paylaşmışım bugüne kadar sizlerle. Fark etmişsinizdir kişisel marka yönetimi ile başladım ama hayata dair insanı etkileyen bir çok önemli konuya değinmeye çalıştım. Çünkü bireysel markalaşma yaşamın her anı için geçerli. Her bir yazıdan bir madde, bir cümle örnek olabildi ise benim için büyük mutluluk. Ama bildiğiniz gibi her yazıda bir çok madde var örnek alınması gereken. Çok güzel yorumlar, tepkiler geldi bir çok kişiden. Herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.<span id="more-784"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Son 2-3 aydır iş yoğunluğundan ve tatillerden dolayı yazıları biraz aksattım. Biraz da hızlı gittiğimi düşünerek dinlenmeye çekildim dersem yalan olmaz. Bu süre içerisinde bana gelen talepleri düşündüm “nasıl yardımcı olabilirim” diye. Eğitim istekleri, kariyer – yaşam koçluğu isteyenler, yazı isteyenler v.s. Biliyorsunuz, Marka Sizsiniz resmi bir kurum değil. Ama kendi çapımda özel hizmetler vermeye çalışıyorum fırsat buldukça.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugünlerde Marka Sizsiniz “Atölye” ve Marka Sizsiniz “Kişisel Marka Yönetimi” paketi analizlerimi, iş akışlarımı ve formatlarımı hazırlıyorum. Aslında uzun zamandır kuluçkada bekliyordu bazı fikirler. Hazır olduğunda, program özellikleri ve tarihleri belirlendiğinde sizlere bilgi vereceğim. Şimdilik profesyonel iş yaşamım ile birlikte devam edeceğim. Gelen talep ve kazanımlara göre kurumsallaşmaya, belki de tekrar girişimci olup olmamaya karar vereceğim.</p>
<p style="text-align: justify;">Ben de memleketimi, insanımı tanıyorum herkes gibi ama son bir yıldır bu işle yoğun ilgilenince gerçekten ne kadar çok ihtiyaç olduğunu anladım. Faydalı olmak en başta vicdani bir sorumluluk. Hayatın zorlukları benim için de sizler için de geçerli. Su gibi ihitiyacımız var bazı beslenme kaynaklarına. Bu bir kitap olur, web sayfası olur, danışman olur, koç olur, dost olur v.s. İletişimin hızına yetişemiyoruz ama yeterince verim alarak yönetemiyoruz da. Herkes birbirine daha yakınlaşmış gibi oluyor ama kalpler uzaklaşınca bir anlamı kalmıyor. Ve takip yöntemlerimiz, kontrol noktalarımız, planlarımız, gerekli araçlarımız yok denecek kadar az. Her şeyi birbirine karıştırıyoruz iş, aile, aşk, arkadaş, para, kişisel sorunlar v.s. Neyse yazılarımda tüm bu konuları ele almaya çalışıyorum zaten.</p>
<p style="text-align: justify;">“Acele etmiyorum” bir önceki yazımda belirttiğim gibi. Allah sağlık versin daha konuşacak, yazacak, yapacak o kadar çok şey var ki. Vermeyi de, almayı da bilene yarayacak hepsi.</p>
<p style="text-align: justify;">“Atölye” ve “Kişisel Marka Yönetimi” paketi ile ilgili düşüncelerinizi, önerilerinizi, taleplerinizi beklerim.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/10/nerede-kalmistik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir süredir blogunuza yazmıyorsunuz sanki, hersey yolundadır umarım?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/bir-suredir-blogunuza-yazmiyorsunuz-sanki-hersey-yolundadir-umarim/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/bir-suredir-blogunuza-yazmiyorsunuz-sanki-hersey-yolundadir-umarim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2009 08:50:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[blog yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[danışman]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Marka Sizsniz]]></category>
		<category><![CDATA[muratesenli.com]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=602</guid>
		<description><![CDATA[Marka Sizsiniz son durum yazısı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haftaya başlarken Marka Sizsiniz’i takip eden bir arkadaştan böyle mesaj almak ne güzel. Aslında yazmayalı daha bir hafta oldu fakat o kadar çok yazıyorum ki, neredeyse her gün yazı beklenir oldu. 4 aylık süre içerisinde 136 post oldu sanırım. Üretmek ve paylaşmak ile ilgili bir sorun yok. Yazmak için sırada bekleyen o kadar çok konu var ki. Hatta o kada çok yazılmış düzenlenmeyi bekleyen yazılar var ki. Ama bildiğiniz gibi sebepler, bahaneler, zorluklar dünyasında yaşıyoruz. Bu nazik mesajdan yola çıkarak Marka Sizsiniz’in son durum raporunu siz değerli okuyucularıma iletmek istedim.<span id="more-602"></span></p>
<p>Bir firmada yönetici olarak yoğun bir şekilde devam eden mesaim var aslında. İki, üç yılda kat kat büyüyen, binlerce ürün satan bir firmanın Lojistik-Depo süreçlerini yönetmeye çalışıyorum. Yazılarımın bir çoğu da bu yoğunluk arasında yazılmıştır. İş hayatında daha çok insan ve ilişkilerini gözlemleme fırsatım oluyor. Kendi eksiklerimi de daha çok fark ediyorum. Evimde sosyal medyaya ya da blog güncellemeye ayırabildiğim zaman kısıtlı oluyor doğal olarak. Herkesin kendine göre zor bir durumu vardır eminim. Karşılığında maddi kazancın hemen hiç olmadığı çabalar, katkılar, paylaşımlardır blog yazarlarının yaptığı. Tabi ki ileriye yönelik hedefler de bulunmakta ama ne zaman olur bilmem.</p>
<p>Bir rüya görmüştüm “yazmak” ile ilgili. Konuyu da &#8220;kişisel markalaşma&#8221; olarak seçtim ve yola çıktım. Yazmaktan sıkılmadım ama hedef kitle bildiğiniz gibi farklılıklar istiyor. Videolar, sesli yayınlar, röportajlar, küçük eğitimler, yaşamdan bir şeyler istiyor okuyucular. Bu içerik farklılaştırması üzerine neler yapabilirim ona bakıyorum bugünlerde.</p>
<p>Konuyu dağıtmak istemiyorum ama kişisel markalaşma deyince aslında insana, yaşama dair ne varsa hepsini kapsıyor. En başta düşündüğüm “herkes kendine göre marka insanlarını anlatsın” konsepti üzerine ağırlık veremedim. Yalnızca bazı çok bilinen örnek diyebileceğimiz kişileri bu alana ekleyebildim. Bu konsepti de geliştirmeyi düşünüyorum fırsat buldukça.</p>
<p>Eğitim vermemi, danışmanlık – koçluk yapmamı isteyenler var. Ben de isterim tabi ki ama maaşımı bu işlerden almıyorum ki. Ve iki mesai şeklinde yaşamımı bölersem başıma neler geleceğini biliyorum daha önceki &#8220;reklamcılık&#8221; girişimimden. Belli bir noktaya gelene kadar, kendimi hazır hissedene kadar böyle bir girişim başlatmak istemiyorum. Çünkü başlangıçlar büyük hırslar doğuruyor bende ve hırslar da cahil cesaretini getirebiliyor. Sadece ben değil, herkes bu konuda dikkatli olmalı. Yanlış anlaşılmsın lütfen, kendimi geliştirme adına eğitim şirketlerinden gelen teklifleri de değerlendiriyorum. Hatta yakında demo çalışmalarımız olacak bir firma ile. Kişisel markalaşma konusunda iş yaşamından çok fazla talep geldiğini ilettiler.</p>
<p>Yurt dışından iletişimde bulunduğum kişiler beni ve anlattığım şeyleri dil açısından anlayamadığı için <a href="http://www.muratesenli.com">http://www.muratesenli.com</a> sayfamı açtım ama sadece İngilizce. Burada da hem sosyal  medya hem de kişisel markalaşma ile ilgili yazılar olacak. Aslında bir çoğu da Marka Sizsiniz’deki yazıların çevirisi gibi olacak. Tek farkı kişisel anlamda da kendimi anlatmak istiyorum bu sayfalarda.</p>
<p>İlk girişimini batıran biri olarak devam eden öyle hedeflerim var ki şaşırırsınız. Örneğin dünyada hiç kimsenin telaffuz etmediği <strong>“personal branding process management” </strong>web-mobil aplikayonunu geliştirmek istiyorum. Ama sosyal medya entegrasyonu ile. Ve şu anda not tutma ihtiyacından, network takibine varana kadar kullanmak zorunda olduğumuz uygulamalarda çok fazla eksiklik görüyorum. Belki bir gün bu fikirleri girişime ve kazanca dönüştürme fırsatını bulabilirim. Ama asla “tek başıma” ve “parasız” şekilde değil. Daha yere basan adımlarla olmalı.</p>
<p>Sonuç;</p>
<p>Yazmayı, paylaşmayı, insanlara faydalı bir şeyler sunmayı çok sevdim. Ve devam ediyorum fırsat buldukça. Marka Sizsiniz’e artık her gün 100’e  yakın ziyaretçi geliyor ve yorumlar da artıyor. Bir hafta kadar yazmayınca merak eden takipçilerim  arttıkça sanırım daha güzel şeyler olacak.</p>
<p>Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/03/bir-suredir-blogunuza-yazmiyorsunuz-sanki-hersey-yolundadir-umarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;İnsan&#8221; diye bir ders olmalı</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/insan-diye-bir-ders-olmali/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/insan-diye-bir-ders-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 10:40:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[davranış modelleri]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[düşünmek]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[kronoloji]]></category>
		<category><![CDATA[not]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sorgulamak]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=482</guid>
		<description><![CDATA[Evet biliyorum, bütün dersler insanın, insanlığın gelişimi için tasarlanmıştır. Ve değişik metodlarla uygulanır, sonuç alınamazsa revizyonlar yapılır. Tüm saygıdeğer öğretmenler de bu çaba içerisinde gelecek nesillere faydalı olabilmek için çırpınır durur. Peki kreş, ana okulu, ilköğretim, orta öğretim, lisans, yüksek lisans derken bu 20 yıla yakın eğitim serüveninden çıkan sonuçlar nasıl incelenir? &#8220;Devlet İstatistik Enstitüsü, Google arama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Evet biliyorum, bütün dersler insanın, insanlığın gelişimi için tasarlanmıştır. Ve değişik metodlarla uygulanır, sonuç alınamazsa revizyonlar yapılır. Tüm saygıdeğer öğretmenler de bu çaba içerisinde gelecek nesillere faydalı olabilmek için çırpınır durur. Peki kreş, ana okulu, ilköğretim, orta öğretim, lisans, yüksek lisans derken bu 20 yıla yakın eğitim serüveninden çıkan sonuçlar nasıl incelenir? <a href="http://www.markasizsiniz.com/2008/12/devlet-istatistik-enstitusu-google-arama-sonuclarina-bakar-mi/" target="_blank">&#8220;Devlet İstatistik Enstitüsü, Google arama kelimelerine bakar mı&#8221;</a> diye bir yazı yazmıştım. Acaba bu konudaki makro anlamda raporları nelerdir bilmek isterim. Kendi istatistiklerimden biraz bahsedeyim.<span id="more-482"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Biyoloji dersinde kaç öğrenci fiziksel yapımızın nasıl bir denge içinde yaşadığını, hangi organımızın hangi yaşam tarzı ile nasıl verimli olabileceğini öğrenir? Ve aslında biyolojik performansımızın ruhsal durumumuzu nasıl da etkilediğini anlar. Her organın görevleri, yerleri ezberlenir. Kaç öğrenci sisnir sistemimizin ve beyin loplarının davranışlarımıza nasıl yön verdiğini anlar?</p>
<p style="text-align: justify;">Psikoloji dersinde, biyolojik gelişimimizi de ele alarak genom haritası, sosyal çevre etkisi, karakter, kişilik, alt kişilik, benlik, davranış modellerini gerçekten anlayarak ilerideki yaşamına bu çerçevede yön verir?</p>
<p style="text-align: justify;">Tarih dersinde kronoloji ve kişi adı ezberlemekten canımız çıkar. Kaç öğrenci, tarihin ve insanlığın gelişimi adına her hangi bir tarihte dünyanın her yerinde neler yaşandığını anlar, öğrenir? Kaç öğrenci o kadar tarih ezberler de yakın tarihini daha net yorumlar? Kaç öğrenci savaşların, barışların hangi hırslar, çıkarlar uğruna kişilerin rüyaları ile olduğunu anlar?</p>
<p style="text-align: justify;">Mantık derslerindeki “ve” ler “veya” lar, Matematik dersindeki aksiyomlar, teoriler, analitik sistemler gerçek yaşamdaki düşünce sistematiğimizi nasıl etkilediğini kaç öğrenci anlar?</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer dersleri siz sorgulayın&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, belki hiçbir eğitim sistemi yirmi yılda her şeyi bilinçli bir şekilde kavrayan mezunlar vermez, sadece yaşama hazırlar ama neden daha hızlı, daha özet, daha öncelikli, daha kişiliğe uygun eğitimler verilmez! İş hayatına atılan, yuva kuran, yaşamın zorlukları ile karşılaşan her insanın sürekli kitap okuyacağı ve kendini geliştirmeye devam edeceği mi düşünülür? Genlerimizin ve sosyal yaşam standartlarımızın ta anne karnından başlayarak bizi nasıl etkilediği, 0-5 yaş arası kişilik ve karakter oluşumu ve ergenlik dönemini tamamlayana kadar nelerin bizi etkilediği neden ısrarla vurgulanmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha yakın bir zamanda, <strong>“kişilik tipleri ve davranış şekilleri”</strong> eğitimi alındıktan sonra 30’lu, 40’lı yaşlardaki insanların <strong>“aaa öyle miymiş”</strong> diye şaşırmalarına ne dersiniz? Bu gibi şeyleri öğrenmek için doktora yapmak ya da 40 yaşını aşmak mı gerek? HAYIR. Eğitim sistemlerinde insan ve yaşam dinamiklerinin ön planda olduğu, diğer tüm derslerle bağlantısının da kurulacağı <strong><span style="color: #800000;">“free”</span></strong> tarzda dersler olmalı. Sakın bana “rehberlik dersleri var, rehber hocalar” var demeyin. Eşim öğretmen ve neyin nasıl <strong><span style="color: #800000;">“uygulanamadığını”</span></strong> sürekli takip ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuklara önce konuşmayı değil, susmanın erdemini öğretmek gerek. Önce ezberlemeyi değil, konunun önemini bilincine yerleştirmek gerek. Yüzeysel anlatımlar değil, derin anlamların ipuçlarını göstermek gerek. Ve bunu sadece okuldaki öğretmenlere, devlete bırakmamak gerek. Düşünmenin, sorgulamanın, öğrenmenin sürekli devam etmesi geektiğini anlatmak gerek. En başta aile içierisinde bunlara dikkat etmek gerek. Ama gelin görün ki en çok şiddet uygulayan kitlenin üniversite mezunları olduğu belirtiliyor. Yani hem eşine, hem çocuğuna. O zaman nerede yanlış yapılıyor? Hangi iktidar koltuklarına yapışmak yerine, yüz yıllar sonraki nesilleri ihya edecek sistemler üzerinde beyin patlatıyor. Bunu yapan bazı milletler ve ülkeler var, çok iyi biliyoruz. Ve bu güçlerini, kendi dünyalarını yaratmak için kullananlar. Kafasını kuma gömenler de fark edince pişmanlıkla bağırıyorlar. Ama boşuna, iş işten geçmiş oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelin kurtulalım o <strong>ders</strong> ve <strong>not </strong>korkularından. Hangi yaşta olursak olalım, kendimiz için yeni öğrenim stratejileri, disiplinleri koyalım. Ve çocuklarımızın <span style="color: #800000;"><strong>“insan”</strong> </span>olmak ile ilgili anne karnından itibaren hangi eğitimleri alması gerektiğini listeleyelim. Her hangi bir varlık ve hadisenin çocuklara kötü şeyler öğretmemesi için çırpınalım. Okumayan her kız çocuğunun vebalini taşıyacağımızı unutmayalım. Tüm yaratılan alemler içerisinde en mükemmel varlığın insan olduğunu ve beklentilerin de o şekilde olduğunu unutmayalım.</p>
<p style="text-align: justify;">“İnsan” lığın ne olduğunu öğrenebilmek ve öğretebilmek dileği ile.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/insan-diye-bir-ders-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En son ne zaman “takdir ettiniz, edildiniz”, en son ne zaman?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/en-son-ne-zaman-%e2%80%9ctakdir-ettiniz-edildiniz%e2%80%9d-en-son-ne-zaman/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/en-son-ne-zaman-%e2%80%9ctakdir-ettiniz-edildiniz%e2%80%9d-en-son-ne-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 08:20:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlar Erol]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Girişimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş Veli]]></category>
		<category><![CDATA[iltifat]]></category>
		<category><![CDATA[JCI]]></category>
		<category><![CDATA[marifet]]></category>
		<category><![CDATA[mavi yaka]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[takdir]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Peters]]></category>
		<category><![CDATA[TOYP]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Emre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=440</guid>
		<description><![CDATA[JCI ( Junior Chamber International ) adında, dünya çapında olan bir derneğin şubesi var Türkiye’de. Adı, &#8220;Genç Girişimciler Derneği&#8221; olarak geçiyor. 2006 yılı, Boğaziçi Şubesi (İstanbul bölgesinde bir şube) başkanlığını yaptım. Pek başarılı olduğum söylenemez ama denedim işte. İnsanların bir birini takdir ettiği, övdüğü, eğitim verdiği bu dernek gibi başka çok az topluluk gördüm desem abartı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://jciturkey.biz/" target="_blank"><span style="color: #3366ff;"><strong>JCI</strong></span> ( Junior Chamber International ) </a>adında, dünya çapında olan bir derneğin şubesi var Türkiye’de. Adı, &#8220;Genç Girişimciler Derneği&#8221; olarak geçiyor. 2006 yılı, Boğaziçi Şubesi (İstanbul bölgesinde bir şube) başkanlığını yaptım. Pek başarılı olduğum söylenemez ama denedim işte. İnsanların bir birini takdir ettiği, övdüğü, eğitim verdiği bu dernek gibi başka çok az topluluk gördüm desem abartı olmaz. Sürekli kişisel ve toplumsal konularda eğitimler, gönüllü kampanyalar, her üyeye verilen görevler, ödüller, yönlendirmeler ve dünya çapında sanırım 50 yıldan fazla bir süredir de büyük başarı ortaya koyuyorlar. Bildiğiniz gibi her yıl düzenledikleri TOYP, &#8220;yılın en iyi girişimcisi&#8221; yarışmasında <a href="http://www.caglarerol.com/2008/10/20/jcidan-bir-odul/" target="_blank"><strong><span style="color: #3366ff;">Çağlar Erol </span></strong></a>da ödül almıştı. Adı üzerinde zaten, girişimcileri elinden geldiği kadar destekliyor.<span id="more-440"></span></p>
<p>Bu tanıtıma ek olarak bir soru ile konuya devam edelim.<span style="color: #800000;"><strong> “brand you”</strong> </span>kavramı ile kişisel markalaşmayı <strong>( personal branding )</strong> olarak yaşamımıza katan kim? Tabi ki <strong><span style="color: #3366ff;"><a href="http://www.tompeters.com/" target="_blank">Tom Peters</a></span></strong>. On yıldan fazla oldu oldu <strong><span style="color: #3366ff;">“ the brand called you”</span></strong> kitabını yazalı.</p>
<p>Peki, JCI’ı tanıyana kadar ya da Tom Peters’ten bu ifadesini duyana kadar bizim ve başka ülkelerin kültürlerinde de “insana saygı” yok muydu? Tabi ki vardı, hem de en güzel anlatımlarla. Sadece pazarlamanın gücünü kişisel yaşama yansıtan, bireyin özgürlüğüne değer veren, insan varlığını derinlemesine inceleyen  kültürler bu kavramı daha çok ön plana çıkardı. Ticari çıkarlar için olsa dahi bu argümanlarını insanlara hatırlatmak, dikkatini çekmek büyük hizmet.</p>
<p>Biz ne yaptık? Hangi liderimizi, hangi sanatçımızı, hangi yazarımızı, hangi bilim adamımızı, hangi din adamımızı, hangi teknik insanımızı, hangi öğretmenizi ön plana çıkardık, takdir ettik, destekledik ve dünyaya sunduk? Hangimiz yaşamımızdaki insanlara hiç çıkar düşünmeden takdir ve övgü mesajları gönderdik? Çocukluktan başladık dövmeye, kızmaya, kısıtlamaya büyüyünce de bir birimize çelme takarak yolumuza devam ettik. Ve sonunda da “vay be, elin gavuru yapmış” dedik. Ne eğitim sistemimizi değiştirdik ne de psikolojik yaklaşımlarımızı. Sonuçta dünyayı en az 20-30 yıl geriden takip eden, kendi coğrafyasını, medeniyetini anlamayan, tarihini bilmeyen, <span style="color: #800000;"><strong>insanı önce insan olduğu için sevmeyen</strong> </span>bir topluluk haline geldik.</p>
<p>Değer vermiyoruz arkadaşlar, saygı duymuyoruz. Hatayı, hemen adaletsizce cezalandırıyor, başarıyı da kıskanıyoruz. <strong>“Marifet iltifata tabidir”</strong> cümlesindeki kökü eski dilde olan şu üç kelimeyi dahi anlamıyor yeni nesil. Savaş ve tüketim pazarlamasının kuklaları gibiyiz. Sevmiyoruz ne kendimizi, ne de başkalarını. Hatta yaşamı dahi. Yapmacık gülücükler dağıtıyor, bin bir çeşit alt kişiliklerle geçiştiriyoruz hayatı. Biri bizi övmeye başlarsa “kesin bir çıkarı vardır” diyoruz. Birini övmeyi düşünecek olsak “aman, benim ondan neyim eksik, o beni takdir etsin” diyoruz. Kapalı yaşıyoruz, kapılarımızı sadece azıcık açarak ilişkilere çok dar bir çerçeveden bakıyoruz. Algılarımızın ve başka algıların peşinden sürükleniyoruz.</p>
<p>İnsan, algıladığınız tüm varlık dünyasında yaratılırken dahi en fazla takdir edilecek özelliklerle yaşama başlıyor. Ve insanın önce kendini sevmesi, keşfetmesi ve kalbindeki hazineleri çevresine faydalı bir şekilde sunması isteniyor. Tüm dinlerde de, tüm dillerde de bu söyleniyor.</p>
<p>Ne olur, kendinize, çevrenize övgüler yağdırın. Her insanı kendi yetiştiği ortama, kişilğine, karakterine, kabiliyetlerine göre objektif bir şekilde değerlendirin, kabul edin, kabullenin. Kollektif bilincin, kişisel bilinçlerden oluştuğunu unutmayın. Tarihi, insanların, hatta birkaç insanın yazdığını hatırlayın. Bu medeniyetin beşiğinde büyüyen Mevlana’yı, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş Veli’yi dinleyin, anlamaya çalışın. Mavi yakalı, beyaz yakalı v.s. diyerek yaşamınızı fil dişi kulelerinde geçirmeyin. Bizi her öven kişi için “acaba ne çıkarı var” diye düşünmeden ilk fayda teorisini uygulayın.</p>
<p>Marka Sizsiniz diyerek bunu yapmaya çalışıyorum. Amacım kimseyi şımartmak değil.Tam tersi, hedef gösteriyorum, sorumluluk yüklüyorum ama saygı duyarak, hikayeleriniz takdir ederek yola çıkıyorum.<br />
2009’da ve sonrasında da daha çok takdir etmeniz ve edilmeniz dileği ile.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/01/en-son-ne-zaman-%e2%80%9ctakdir-ettiniz-edildiniz%e2%80%9d-en-son-ne-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;da bir Türk girişimci markası, Ahmet Kirtok</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/amerikada-bir-turk-girisimci-markasi-ahmet-kirtok/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/amerikada-bir-turk-girisimci-markasi-ahmet-kirtok/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 10:43:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kirtok]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[bilginin değeri]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Girişim]]></category>
		<category><![CDATA[Venture Capital]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[Anadolu insanının, dünya çapında girişimler yaptığını, hem maddi hem manevi olarak kişisel markasını nasıl sürekli geliştirdiğini, görmek bana gurur veriyor. Genelde, yurdum insanının hem ekonomik, hem bilgi, hem de psikolojik fakirliğini görmekten de kahroluyorum. Bu cümleleri vatan, millet … diye okumayın lütfen. Yaşadığımız çağ iletişim, teknoloji, ekonomi ve sosyal kültür gibi kavramların, her bir bireyde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2008/11/ahmetkirtok.gif"><img style="float: right" title="ahmetkirtok" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2008/11/ahmetkirtok-300x250.gif" alt="" width="300" height="250" /></a>Anadolu insanının, dünya çapında girişimler yaptığını, hem maddi hem manevi olarak kişisel markasını nasıl sürekli geliştirdiğini, görmek bana gurur veriyor. Genelde, yurdum insanının hem ekonomik, hem bilgi, hem de psikolojik fakirliğini görmekten de kahroluyorum. Bu cümleleri vatan, millet … diye okumayın lütfen. Yaşadığımız çağ iletişim, teknoloji, ekonomi ve sosyal kültür gibi kavramların, her bir bireyde fazlasıyla ön plana çıkacağını ve çoktaaan başladığını gösteriyor.</p>
<p>Dün akşam, Amerika’da global internet, e-ticaret projeleri yapan ve ülkesi ile irtibatını, katkısını hiç kesmeyen sevgili Ahmet Kirtok ile tanıştık. Kendisi Türkiye’de üç haftalığına tatilde ( bu kişilerin tatilde dahi neler yaptığını incelemek, örnek almak gerek). Bilen, tanışmak isteyenlerden uygun olan girişimci ruhlu arkadaşlarla Profilo AVM’de buluştuk.</p>
<p>Ahmet’in değerlendirmeleri;<span id="more-195"></span></p>
<p>- Öğrenmenin gücü. 1 yıl önce dahi ne kadar çok yanlış yaptığımı fark ediyorum. Üniversiteden mezun olduğumda, iş hayatına atılırken yaptığım yanlışları hiç sormayın. Biz de bazı projelerde başarısız oluyoruz ama ümitsizlik yok. Tekrar öğrenme, planlama ve uygulama var.</p>
<p>- Ekonomik kriz e-ticareti olumlu etkileyebilir. E-bay örneği. Bu işi ısrarla, doğru şekilde yaparak direnen girişimciler başarılı olacak. Hem dünyada, hem Türkiye’de köşe başları henüz çok boş. Ölçeklenmek için bir çok niş alanda fırsat var. 5. caddede 400 dolara satılan bir ürünü internette 40 dolara buluyorsanız, bunu iyi düşünmek gerek.</p>
<p>- 1997’de Türkiye’de ilk e-ticaret modellerini çevremdekilere, işadamlarına anlatınca bana “uzaydan gelmişim” gibi bakıyorlardı.</p>
<p>- Girişimci kazanmaz, kurum kazanır. Kurumsal bir proje, ticarette yerini bulur, arkasından girişimci kazanır. Kurumsal bir duruşla, başka kurum ve kişilere bir fayda kazandırın, para kazandırın. Bir şekilde ticari modelinizin içine çekin. Bu döngüyü sizin tetiklemeniz gerek.</p>
<p>- Halen “daha ucuzu” mantığı ile e-ticaret yapmak isteyenler var. Markalaşma yok, hizmet kalitesi yok, stok yönetimi yok.</p>
<p>- E-ticaret yapmak basit bir yazılımla başkalarını ürünlerini web sayfasına koyarak satmaya çalışmak değildir. Daha özgün bir yapısı ve çalışma yöntemleri var.</p>
<p>- Niş alanları keşfedin, göreceksiniz çok açık var. http://www.e-ekmek.com örnek verildi.</p>
<p>- Taklit proje yapmaktan korkmayın, çekinmeyin. Zaten neredeyse hepsi bir birinin aynısı. Sadece uygulamalar, hizmet kalitesi, pazarlama farklı. Siz daha iyisini yapabilecekseniz, neden denemiyorsunuz!</p>
<p>- Ne yaparsanız yapın bir şekilde parayı hedeflediğiniz kesindir. Ne kendinizi, ne de kimseyi kandırmaya çalışmayın.</p>
<p>- Çok fazla biligi eksikliği var. Herkes yabancı dil bilemeyebilir. Türkçe referans siteleri çok az. Bloglar bu konuda öncü ve cesur. Tüm dünyada da aynı şekilde.</p>
<p>- Tio, kapanmamalıydı. Ya da birileri tarafından devam ettirilmeli idi.</p>
<p>- Uğur Özmen, dünyadaki internet kullanıcı sayılarını örnek verdi. Sosyal network ve e-ticaret için bu kapasiteyi kullanamamak akılsızlık olur, karamsar olmayalım, fırsatları takip edelim.</p>
<p>- Önder Eren, takasmerkezi.com u kurarken bir POS alabilmek için verdiği savaşı anlattı. Bankalar, prosedürler, insan algıları.</p>
<p>Ahmet Kirtok ile devam;</p>
<p>- Amerika’da 1000 doları bulmayan bir rakam ile bir haftada tüm şirket kurma işlemleri tamamlanıyor ve 3 yıl vergisiz gibi opsiyonlar da var.</p>
<p>- Sorun VC sermayesi ya da melek yatırımcı bulmak değil Türkiye için. Boş şeylerle uğraşmayın, plan yapın başlayın ve önce kendi yakın çevrenizin katkısıyla geri dönülemez bir noktaya getirin. Batırıyorsanız zaten ya fikir yanlıştır, ya da planınız.</p>
<p>- Şu sizin bloglarınızda ısrarla belli bir konu üzerine yoğunlaşarak yazdıklarınızı ( sağolsun Uğur Özmen ve Marka Sizsiniz bloglarından bahsetti) şu haliyle İngilizce olarak dünyaya duyursanız, şu anda burada bu sohbeti yapacak vakit dahi bulamayabilirdiniz! Eğitimin, bilginin, danışmanlığın değeri biliniyor ama ülkemizde çok az.</p>
<p>- Kişisel markalaşma ya da “reputation” değerinizi bloglar, yayınlar, konferanslar, danışmanlık aracılığı ile çok rahat geliştirebiliyorsunuz.<br />
Kısaca bunları not alabildim. Bizim insanımız, ama düşünce sistematiği değişmiş. Almanya’daki yeni Türk nesil de artık eski dşünce kalıplarını bırakıyor, dünya kalıplarını örnek alıyor. Bakıyorum, Guy Kawasaki gibi konuşuyorlar. Türkiye’de ise sanki bilerek algılarımızı bozuyoruz. Ve yanlış şeyler yapıyoruz. İyi ki geldin, iyi ki bize vakit ayırdın. Ahmet Kirtok, kardeşi, ablası ve isimlerini tam sayamayacağım diğer tüm arkadaşlara teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/amerikada-bir-turk-girisimci-markasi-ahmet-kirtok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Algılarımız, sınırlarımızdır.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/algilarimiz-sinirlarimizdir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/algilarimiz-sinirlarimizdir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2008 11:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Algı atmosferi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce sistematiği]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[öteki]]></category>
		<category><![CDATA[reputation]]></category>
		<category><![CDATA[şans]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[Zaman ve mekan algımızın bir ölçüsü var. Bu ölçü her birimizde farklıdır. Düşünme, karar verme, uygulama aşamalarında dahi belli kalıplar kullanırız. Çocukluğumuzdan bu yana bir şeyler bize sayılı boyutlarla anlatılır, öğretilir. Bunların hepsi sınırlarımızdır. Bu sınırları aşabilmek, doğuştan üstün özelliklere sahip ya da kendini fazlasıyla geliştirmiş kişilere nasip olur.Belli kabiliyetlerimiz var ama biz daha fazla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-family: verdana;">Zaman ve mekan algımızın bir ölçüsü var. Bu ölçü her birimizde farklıdır. Düşünme, karar verme, uygulama aşamalarında dahi belli kalıplar kullanırız. Çocukluğumuzdan bu yana bir şeyler bize sayılı boyutlarla anlatılır, öğretilir. Bunların hepsi sınırlarımızdır. Bu sınırları aşabilmek, doğuştan üstün özelliklere sahip ya da kendini fazlasıyla geliştirmiş kişilere nasip olur.Belli kabiliyetlerimiz var ama biz daha fazla başarı istiyorsak yanılırız. Önemli olan bu kabiliyetleri doğru iş alanlarında kullanmak ve sürekli geliştirmeye çalışmaktır. Şans, kısmet deriz ya, kadere inansak da inanmasak da şunu biliriz ki, doğru “<strong><span style="color: #3366ff;">yer, zaman ve kişi”</span></strong> üçgeni birleştiğinde bu kısmetler bizi bulur. Çok az örneği vardır ki, tembel, iki kelimeyi bir araya getiremeyen, düşünmekten aciz insanlara fırsat kapıları açılsın. Eğer bir şekilde o fırsat kapısı denk geliyor ve kişi o kapıdan girerek verimli bir şekilde değerlendiriyorsa işte bu gerçekten şanstır. Ya da “yürü ya kulum” denmiştir yaygın bir tabir ile.</span></div>
<p><span style="font-family: verdana;">Gelin yaşamımızdaki bazı kategorileri nasıl algıladığımızı ele alalım. Örneğin şunları düşünüyor muyuz?<span id="more-181"></span></p>
<div><span style="font-family: verdana;"><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Kendi dilimiz yerine hava atmak için yabancı kelimlere kullanıyorsak gelecek nesilleri nasıl bir tehlike bekler?</span></div>
<p><span style="font-family: verdana;"><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Tarih bilincini sadece bir ders, bir sınav aracı gibi düşünürsek ve en azından belli noktalarını öğrenerek, ders alarak çocuklarımıza doğru şekilde anlatmazsak ne olur.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Internet, sosyal medya, <strong><span style="color: #3366ff;">“reputation”</span></strong> v.s. diyerek aslında kendimizi oyalayarak hedef algımızı bilmeden sulandırıyorsak ne olur?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Zamanı, mekanı, yaşamdaki tüm olayları ve araçlarını nasıl algılıyoruz? Tüm bunları lehimize mi aleyhimize mi kullanıyoruz?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Kalbimizin de, nasıl beyin gibi düşündüğünü hiç araştırdık mı?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Tecrübelerimizi neden unuttuğumuzu ve aynı hatalara nasıl düştüğümüzün nedenlerini daha derinlerde aradık mı?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Biz ve öteki algısının toplumları hangi facialara sürüklediğini kavrayabildik mi?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Yönetmek ile hakim olmak arasındaki farkı anlayarak, iş ve özel yaşamımızda uygulayabiliyor muyuz?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Günlük yaşamda renk, ses, koku, resim v.s. gibi duyularımıza hitap eden her şeyin algımıza, düşünce sistematiğimize hangi perdeleri çekmiş olabileceğini biliyor muyuz?</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>-</strong> </span>Çocukluğumuzda nasıl bir eğitim aldık ve şu andaki problemlerimizi hangi yöntemlerle çözüyoruz? Yoksa yaşamı günü birlik mi zannetttik, tedbirler almadık mı hala?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">- </span></strong>Düşüncelerimizin bize nasıl şekil verdiğini, ısrarla yaptığımız her hareketin bizde nasıl karakter refleksine dönüşeceğini fark ettik mi?</p>
<p>Son olarak annemizin rahminde yaşamımız başladığı andan itibaren algıladığımız her şeyin bizi aslında sınırladığı, etrafımıza duvarlar ördüğü, gerçeği gizlediğini anladık mı? Hadi anladık diyelim bu duvarları yıkabilimek, aşabilmek için kaçımız yaşamımızda radikal değişikliklere gittik?</p>
<p>Yoksa siz de benim gibi emeklilik, ya da hep sonraya ertelenen çözümlerin hayalleriyle mi yaşıyosunuz !</p>
<div><span style="font-family: verdana;"><strong><span style="color: #3366ff;">Hayat, hayatın içinde o da bir evren gibi uçsuz bucaksız olan <span style="color: #cc0000;">“insan” </span>da gizli.<br />
</span></strong></span></div>
<p><span style="font-family: verdana;"> </p>
<p></span> </p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/algilarimiz-sinirlarimizdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Markalaşma nasıl oluyor ya da olamıyor?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/06/kisisel-markalasma-nasil-oluyor-ya-da-olamiyor/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/06/kisisel-markalasma-nasil-oluyor-ya-da-olamiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2008 20:35:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan sarrafı]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilik Testi]]></category>
		<category><![CDATA[Ufuk Koç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=985</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır kişilikle, davranışlarla, iletişimle ilgili farklı eğitimler aldım. Bazıları gerçekten çok etkileyici oluyor. Çünkü insan denilen varlığın daha iç dünyasına iniyor ve analiz, çözümleme yapıyor. Yani sıfır noktasından, hatta annemiz bize hamile kaldığından itibaren. Bu gibi konuları bilmek için illa ki psikoloji okumaya gerek yok. Bilimsel uzmanlık için tabi gerek var ama özet bilgileri öğrenmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana;">Yıllardır kişilikle, davranışlarla, iletişimle ilgili farklı eğitimler aldım. Bazıları gerçekten çok etkileyici oluyor. Çünkü insan denilen varlığın daha iç dünyasına iniyor ve analiz, çözümleme yapıyor. Yani sıfır noktasından, hatta annemiz bize hamile kaldığından itibaren. Bu gibi konuları bilmek için illa ki psikoloji okumaya gerek yok. Bilimsel uzmanlık için tabi gerek var ama özet bilgileri öğrenmek herkes için zorunlu. Özellikle patronlar, yöneticiler ve tabi ki satışçılar için.Bugünlerde çok beğendiğim, saygı duyduğum Ufuk Koç ekibinden Arcan beyin yaptığı iki testin sonucunu anlattığı eğitime katıldım. Önce belki bir çok kişinin bildiği şaşırtıcı gerçekleri tekrarlayalım;</p>
<p><strong>1-</strong> 5 yaşına kadar kişiliğimizin % 85’i oluşuyor.<br />
<strong>2-</strong> 5-14 yaş arası, yani ergenliğe kadar da % 15’i oluşuyor.</p>
<p>Yani olay bitti mi? Bundan sonra gerçekten de çocukluğumuzu yaşıyoruz. Sadece eğitim ve kontrollerle hatalı yönlerimizi düzeltmeye çalışıyoruz.</p>
<p>Özellikle bir çocuğun ilk üç yılı altın değerinde. İşle işleyebildiğin kadar. Güzel işleyemezsen ileride bir sorun paketi önünde. Bu eğitimi doğru verebilmek için isterseniz 3 üniversite 2 yüksek lisans bitirin. Yine de bakacaksınız ki çocuk 3 yaşına gelmiş olacak ve aslında bir çok eksik olduğun farkedeceksiniz. Tabi ki elinizden geleni yapmış olacaksınız belki ama yanlışlarınızı kim sorgulayacak. Tabi ki çocuğunuz büyüyünce onun yaşam karnesi aslında anne babaya verilmiş not olacak.</p>
<p>Bu işin çocukluk kısmı. Büyüdük ve 30 yaşına geldik diyelim. Bir şirkette çalışıyoruz. Yüzlerce, belki binlerce insan var iletişimde bulunduğumuz. Her biri ayrı telden çalıyor. Hiç biri birbirine benzemiyor. Ama şirket çıkarları ve para kazanmak için doğru iletişim kurma zorunluluğumuz var. Hani <strong>“insan sarrafı”</strong> derler ya o durumda da bir çoğumuz olamayabiliriz. O zaman ne olacak. Psikoloji, insan kaynakları araştırmaları artık çok gelişti. Bu değerlendirmelerden ikisini ele alalım. Eğitimin özeti gibi olsun.</p>
<p><span style="font-family:verdana;"> </p>
<p></span></span></p>
<p><span style="font-family: verdana;"><span style="color: #3366ff;">1- Davranış Tarzı Testi (28 soru)<br />
2- Kişilerarası Etkileşim (40 soru)</span><br />
550 soruluk olanlar da varmış, şükredelim.Davranış tarzına göre bazı sonuçlar;</p>
<p>Görev Odaklı-İnsan Odaklı-Pasif-Agresif gibi açılımlar var. Testin sonucunda örneğin görev odaklı ve agresif yelpazesinde çıkabiliyorsunuz. Yani sürekli güç, prestij, denetim, hedef, başarı isteyen panter, yönlendirici bir kişi. Ya da insan odaklı ve pasif yelpazesinde. Yani onay bekleyen, ekip isteyen, sadık, vefalı, aidiyeti bol olan bir kişi.</p>
<p>Kişilerarası Etkileşime göre bazı sonuçlar;</p>
<p>Örneğin baskı altındaki davranışlarımız. Çözüm için ne kadar girişkeniz ve düşündüklerimizi ne kadar, hangi şekilde ifade ediyoruz? Hangi sürede, ne kadar agresif oluyoruz. Ne zaman pes ediyor, ya da ne kadar süre içimize atarak, kin tutarak <strong>“hımmm ben sana gösteririm</strong>” diyoruz.</p>
<p>Tüm bunları tekrar tekrar okuyunca, eğitimini alınca kişisel markalaşmanın ne demek olduğunu sanırım daha iyi anlıyoruz. Bu eğitimlerin amacı öncelikle insanın kendini, varlığı, hayatı tanımasıdır. Kimse “ben böyleyim, ne yapayım” diyemez. O zaman bir çoğumuzun anne ve babası bu eğitimleri almış ve doğru uygulamış olmalı. Bu da imkansız gibi bir şey. Önemli olan çocukluktan ya da genlerden gelen güzellikleri, güçlü ve doğru davranışları korumak, eksik, zayıf ve hatalı yönleri de ısrarla değiştirmeye çalışmaktır. Ama bu arada zorlama ile gastrit olmadan.</p>
<p>Biraz uzun oldu ama konumuz kişisel markalaşma ve marka insanlar idi. Bu iki kavrama uyan insanları iyi inceleyin. Göreceksiniz ki bu anlattıkarımızı, eğitimini almamış olsa dahi çok iyi bilen, ona göre davranan gün görmüş, sabırlı, anlayışlı, yerinde konuşan, yerinde susan, sadece bakışları ile bir çok mesaj verebilen insanlardır. Bu arada “insan sarrafı” olmak için illa ki 70 yaşında olmaya gerek yoktur. Henüz 30 yaşındaki bir satışçı da hedef kitlesini, müşterilerini iyi analiz ederek bu sonuçlara ulaşır ve en uygun satışı yapar. Genç bir yönetici de her biri farklı kişilikleri olan 100 kişilik bölümünü de her birine bu testleri yapmış ve sonucunu biliyormuş gibi davranır ve yüksek verim alır.</p>
<p>Sonuç; Arcan beyin de eğitim sonunda ifade ettiği gibi &#8220;en zor olan insanını kendini yönetmesidir.&#8221; Bu da zaten marka insan olabilmenin olmazsa olmaz şartıdır. Sakın bu yazıdan sonra anne babanıza ve çeverenize kızmayın <img src='http://www.markasizsiniz.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Halinize şükredin ve kendimi daha çok nasıl geliştirebilirim, insanlığa daha çok nasıl faydalı olabilirm diye düşünün.</p>
<p><span style="font-family:verdana;">Saygılarımla ve teşekkürler Ufuk Koç ve ekibi.</p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/06/kisisel-markalasma-nasil-oluyor-ya-da-olamiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

