<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; düşünce sistematiği</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/dusunce-sistematigi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Arı gibi düşün, arı gibi düşün, &#8230;</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/07/ari-gibi-dusun-ari-gibi-dusun/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/07/ari-gibi-dusun-ari-gibi-dusun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 14:25:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[arı]]></category>
		<category><![CDATA[Baba]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce sistematiği]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[rol model]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=747</guid>
		<description><![CDATA[Arı gibi düşünmek, baba gibi düşünmek. Bir çizgi filmden yola çıkarak çocuk ve ilk örnek aldığı anne-baba rol-model ilişkisi üzerine.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/resim-052.jpg"></a><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/resim-052.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-748" title="resim-052" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/resim-052-300x225.jpg" alt="resim-052" width="300" height="225" /></a>2,3 yaşındaki Tuna oğlumuz bir kaç çizgi filmin hastası oldu bile. Bunlardan biri de <span style="color: #800000;"><strong>&#8220;Arı Filmi&#8221;. </strong></span>Seyretmeyen büyükler varsa tavsiye olunur. Ben de parça parça seyrettim, film çok yaratıcı ve eğlendirici. Filmde ne varsa tabi ki Tuna’cık da taklidini yapıyor. Filmde arılar bir işe ekip halinde başlarken ya da bir sorunu çözmeye çalışırken <strong>“Arı gibi düşün, arı gibi düşün”</strong> diyorlar koro halinde. Beni daha çok şaşırtan ve düşündüren Tuna’nın şu cümlesi oldu. <strong>“Baba gibi düşün, baba gibi düşün”.</strong> Eyvah dedim. Çocuk, annenin ve babanın düşünce kalıplarını dahi taklit edebiliyor ve o şekilde düşünmeyi öğreniyorsa ne olacak! Ve korktum, bu sorumluluk bana ağır geldi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Garip bir el hareketi ile burnumu kaşıyorum, aynısını yapıyor. Arabayı kullanırken gözünü benden ayırmıyor. Baba senin göbeğin kocaman, benimki minik diye karşılaştırma da yapıyor. Bir yemeği “dürüm” haline getirmişsem illa ki onu deniyor, ondan tatmak istiyor. Koltukta benim rahat oturduğum gibi oturarak taklidimi yapıyor v.s. Neyse, uzadı.<span id="more-747"></span></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Evet genler tamam, doğuştan gelen karakter desenleri, benliğini keşfetme mekanizması da tamam.  Kimi 3 yaş diyor, kimi de 5 yaş. Tüm kişiliğin oturması ile ilgili kısa bir zamandan bahsediyoruz. Ergenlik döneminden sonra ise tabiri caizse zorlama eğitimlerle disiplin altına almaya çalışıyoruz. Bilemiyorum, 2,3 yaşına kadar Tuna’ya neleri verebildik, veremedik, ya da yanlış verdik. Ama rol-model olarak bizim gibi çekirdek aile tiplerinde en önde gelen tabi ki anne ve baba. Bu taklitlerden yola çıkarak belki de düşünce sistematiğimizi dahi örnek alıyordur. Kim, kendisinden bir kopya daha çıkmasını ister ki! Herkes daha iyisini ister bence.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Arılar çalışkan, her birinin görevi var, sorgulamadan sadece işlerini yapıyorlar. Ekip ruhu ve motivasyon ve hiyerarşi müthiş. Doğadaki görevleri ne ise onu tamamlayarak ölüyorlar. Zaten filmde de “insanlar neden bizim ballarımızı satıyor” diyerek mahkemeye veriyorlar, kazanıyorlar fakat bal yapmayı bıraktıkları için tüm çiçekler kurumaya başlıyor. Yani polenler dağılmadığı için. Filmde bencillikten, ırkçılıktan, kıskançlıktan, hata yapmaya kadar bir çok şey anlatılıyor. Doğal olarak arı gibi düşünmenin de eksik yanları olacaktır. Çünkü her varlığın evrende bir görevi ve ona göre bir duruşu vardır. En mükemmel seviyeye gelebilecek de <strong><span style="color: #800000;">“insan”</span></strong>dır bildiğiniz gibi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Son zamanlarda kişilik tiplerini yorumlarken panter, yunus, tavus kuşu, baykuş gibi benzetmelerden yola çıkılır. Her birinin özellikleri, davranış modelleri farklıdır. Bir insan bunların her birini belirli ve gerektiği ölçülerde kullanarak huzur içinde yaşayabilir. Baskın olarak birini kullananlar da kendilerine uygun iş alanlarında başarılı olabilirler. İnsan kaynakları departmanları da artık bu yöntemleri kullanarak bu insanları o şekilde kabulleniyor ve işe yerleştiriyorlar. Yani “tek tip” diye bir şey yok. Arı gibi düşün, yunus gibi düşün, baykuş gibi düşün diyebilir Tuna ve tüm insanlar.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Geçenlerde bir yazımda ifade etmiştim. <strong>“Kişisel marka olmak ailede başlar”</strong> diye. Arı gibi düşün cümlesinden yola çıkarak baba gibi düşün, anne gibi düşün diyen çocuğunuzun düşünce sistematiğine de hükmettiğinizi düşünsenize. Ne büyük bir sorumluluk.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Aman, bizim aynımız olmasınlar. Zaten farklı olacaklar da. Dileğimiz; bizden, herkesten, her şeyden en iyilerini alsınlar. Evet, değişik varlıklar gibi düşünsünler, davransınlar. Aynı kalıptan çıkmış insan modelleri gezmesin dünyamızda. Diğer dünyaya yaklaşan bu dünyayı artık savaşlardan, katliamlardan, ırkçılıktan, haksız kazançtan, tembellikten, şiddetten arındırsınlar. Arı gibi düşünsünler, panter gibi atak yapsınlar, baykuş gibi avlarına göz koysunlar, yunus gibi uyumlu, tavus kuşu gibi neşeli, dışa dönük olsunlar. Baba gibi de, anne gibi de, dede gibi de düşünsünler, örnek alsınlar geçmişi ve bu derslerle inşa etsinler geleceği.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">En güzel, en insancıl, en doğal düşünce modellerini benimsemen ve uygulaman dileği ile Tuna’cık.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/07/ari-gibi-dusun-ari-gibi-dusun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bin nasihat almış olsak, bir musibet gerçekleşmeyebilir.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/bin-nasihat-almis-olsak-bir-musibet-gerceklesmeyebilir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/bin-nasihat-almis-olsak-bir-musibet-gerceklesmeyebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 11:23:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[atalarımız]]></category>
		<category><![CDATA[atasözü]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[danışman]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce sistematiği]]></category>
		<category><![CDATA[düşünmek]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[musibet]]></category>
		<category><![CDATA[nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[not]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman algısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=629</guid>
		<description><![CDATA[Sürekli ve doğru nasihat aldığımız kimler var, neler var çevremizde? Bin nasihat alamayınca, bir musibetin daha çok işe yaradığı doğrudur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/04/istock_000000598049xsmall.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-630" title="istock_000000598049xsmall" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/04/istock_000000598049xsmall-300x207.jpg" alt="istock_000000598049xsmall" width="300" height="207" /></a>“Bir musibet bin nasihatten iyidir”</strong> derler. Doğrudur fakat gelin konuyu tersinden ele alalım, şu bin nasihatı nasıl alabiliriz, onu konuşalım. İnsan öğrenerek, deneyerek gelişen ama aynı zamanda öğrendiklerini unuttuğu için de sürekli tekrarlaması, hatırlaması gereken bir varlık. Ve anne rahmine düştüğü andan itibaren sonu olan bir yolculuğa başladığı için zamanın nasıl geçtiğini bir türlü anlayamayan bir varlık. Aslında zamanı anlamaya çalışmak, bir çeşit yarış içine girmek, zamanı yıpratıcı, sıkıştırıcı bir baskı unsuru olarak görmek de yanlış ama “algı” işte. Ölçüyoruz, planlıyoruz, uyguluyoruz ama yine de yetiştiremiyoruz, ulaşamıyoruz bir şeylere. Yani zor durumdayız aslında, maddi manevi en iyi donanıma sahip olsak da. Sürekli soruyoruz, danışıyoruz, düşünüyoruz, karar veriyoruz, doğru ve yanlışlar arasında gidip geliyoruz. İşte bu noktada nasihat ve musibet ikilisi herkes tarafından dile getiriliyor.<span id="more-629"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kelimenin kendisi Arapça’dan geldiği için zaten kapsadığı bir çok anlam var. Dik ve sağlam duran bir sütun ya da bir söküğün dikilmesi gibi. Tavsiye, öneri, hatırlatma, kural, anlamlarını da biliyoruz zaten. İki türlü nasihat var bence.</p>
<p style="text-align: justify;">1- Dış dünyamızdan aldıklarımız<br />
2- İç dünyamızdan aldıklarımız</p>
<p style="text-align: justify;">Her ikisi bir bütün aslında ama kaynakları ve uygulama şekilleri farklı.<br />
Dış dünyamızdan aldıklarımız şu yollarla geliyor;</p>
<p style="text-align: justify;">- Aile büyüklerinden<br />
- Öğretmenlerden<br />
- Kitaplardan<br />
- Yaşadığımız olaylardan algıladıklarımız<br />
- Arkadaş çevremizden</p>
<p style="text-align: justify;">Kısaca dış dünyadan insanoğluna sürekli bilgi akıyor aslında. Her canlının, hatta cansızın yaşama olumlu ya da olumsuz kattığı bir şeyler var. Belli bir yaşa gelince aile koruması ve tavsiyeleri azalıyor, artık öğretmenimiz yok, çok çalışıyoruz ya para için kitap okumaya da zamanımız yok, arkadaş desen herkes kendi derdinde, yaşadıklarımız da bizi daha kötümser yapmaktan öteye gidemiyor. Demek ki dış dünyadan gelen nasihatler de azalıyor, bitme noktasına geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte tam bu noktada insan düşündükleri ve algıladıkları ile kendine nasihat etmeye başlıyor. Her bildiğini, her uyguladığını doğru varsayarak tabi ki. Ama olmuyor, aslında bildiklerinin yeterli olmadığını, algılarının yanlış olduğunu ama bir yandan da koca bir ömrün geçtiğini fark ediyor. Geçmişi düzeltmeyeceğimiz apaçık ortada. Aslında geleceğin de bize neler getireceğini de bilmemize imkan yok. Öyleyse musibet beklemek yerine nasihatlere kulak vermeye tekrar başlamak gerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Son zamanlarda teknolojinin, internetin, sosyal medyanın neden daha hızlı geliştiğini ve paylaşıldığını zannediyorsunuz. İnsan yalnızlaşıyor, insan kendini keşfetmek istiyor, paylaşmak, iletişimi güçlendirmek, en doğru bilgiye sahip olmak, en başta iç dünyasında ait mutluluğunu sağlama almak istiyor. Ve tüm bu yaşam adımlarını kontrol altına alabilecek, sürekli hatırlatma yapacak, geri bildirimlerde bulunacak sistemler üretiliyor artık.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki şu bin nasihat, hem de aynı konu için nasıl alınacak? Bu işin bir yazılım programı ya da robotu filan yok arkadaşlar. Bir şekilde, bu bin nasihatı almamız gerekiyor. Yetmediğini düşünüyorsak yeni “bin” adet daha nasıl alabiliriz ona bakmak gerekiyor. Bıkmadan, kızmadan, vazgeçmeden, sebatla.</p>
<p style="text-align: justify;"> İşte musibet gelmeden benim acizane nasihatlerim de şöyle;</p>
<p style="text-align: justify;">1- Öğrendiğiniz, doğruluğunu hiç sorgulamadığınız mantık ve düşünce sistematiğinden kurtularak artık beyin ağırlıklı değil de kalp ve vicdan ağırlıklı mekanizmalar kurun kendinize.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Güçlendirmeniz gereken eksik yönleriniz için kendinize bir hatırlatma ve raporlama sistemi oluşturun ve sıkı takip edin.</p>
<p style="text-align: justify;">3- Arkadaşlarınız, dostlarınız tamam ama bir çeşit gönüllü danışmanlarınız, mentorleriniz, koçlarınız olsun.</p>
<p style="text-align: justify;">4- Hem yakın tarihe, hem daha eskiye bakın. İnsanların, toplumların hangi aşamalardan geçtiğini ve nerelerde çaresizlik içinde yaşam sürdüklerini iyi anlayın.</p>
<p style="text-align: justify;">5- İster kendi ailenizden yaşlı, tecrübeli, gün görmüş insanlardan bir şekilde bilgi akışını sürekli sağlayın. Atalarımızı göremiyoruz ama atasözlerimizi hepimiz bilyoruz değil mi!</p>
<p style="text-align: justify;">6- Dış ve iç dünyanıza bilgi, tavsiye, öneri hatırlatma akışını kesen ne varsa hayatınızdan çıkarın. Emin olun gereksizdir.</p>
<p style="text-align: justify;">7- Kendinize zaman ayırın. Çocuk, eş, iş, akraba v.s. tamam da sizi sizden başka yönetebilecek kimse yok ki. Kader sebep sonuç ilişkilerini her zaman ezmez. İradeye müdahele değildir. Ama neticede bana göre yine de yazılıdır. Sadece Yaratıcı değiştirebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">8- Tarih aslında aynı şeyleri farklı zamanlarda farklı insanlarla yazar, tekerrür eder. İnsan da her gün, bir önceki gün düşündüklerinin % 90 aynısını düşünür. Demek ki karşı çıkmak, devrim yapmak, kalıplaşmış alışkanlıklardan vazgeçmek gerekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">9- Çok değil on madde yazın ve bu maddeler için her gün, her ay, her yıl ne yaptığınızı, nasıl yol aldığınızı inceleyin. Göreceksiniz ki aslında size yardım eden kimse yok bu hedeflerinizde aksine köstek olanlar dahi var.</p>
<p style="text-align: justify;">10- Düşüncelerinize sahip çıkın artık. Yaşamınızı düşüncelerinizin şekillendirdiğini unutmayın. İç dünyanızdan gelen nasihat akışını sürekli, kesintiye uğramayacak hale getirin. Ve bunu dıştan alcağınız yardımlarla destekleyin. Web programları mı olur, not defteri mi olur, Excel hücreleri mi olur bilmem. Unutmanın doğallığını kabul ederek hatırlama, hatırlatma önlemlerini alın. Ve saatleri değil saniyelerden daha kısa süreleri düşünce aşamasındayken planlayın. Görerek, duyarak, hissederek nerelere yol aldığınızı bilin.</p>
<p style="text-align: justify;">Biliyorum şu son madde ağır oldu. Ama insanın kendisi de kolay bir yaratık değil ki. O kadar kolay olduğunu düşünüyorsanız musibetleri beleyebilirsiniz. Asla kontrol, kural, takip manyağı olun demiyorum. Tam tersi daha yalın, daha basit, daha doğal yöntemlerden bahsediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Binlerce nasihatı, en hızlı, en kolay ve sürekli şekilde alabilmeniz dileği ile. Aslında fayda etmeyecek ve yine musibet daha etkili olacak bilyorum ama keşke musibetler tekrar etmese artık hayatımızda.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/bin-nasihat-almis-olsak-bir-musibet-gerceklesmeyebilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ortaya karışık bir salata&#8221; değildir hayat !</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/ortaya-karisik-bir-salata-degildir-hayat/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/ortaya-karisik-bir-salata-degildir-hayat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2009 13:11:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Algı atmosferi]]></category>
		<category><![CDATA[an]]></category>
		<category><![CDATA[analitik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[atalet]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce sistematiği]]></category>
		<category><![CDATA[genellemek]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[özel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[sebep sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=526</guid>
		<description><![CDATA[İnsan olmak, yaşamak bir nimettir. Nimete nankörlük etmek ise insanın yapısında bulunmaktadır. Zamanın nakit kadar değerli olduğu sözü de aldanan insanı uyarma niteliğindedir. Beyin, belli bir sistematik üzerine düşünür aslında. Kategorilere, önceliklere ayırır görevlerini. Vücut, zaten yaşamımız hakkında sürekli sinyaller verir bize. Dinleyen kim! Yemek, içmek gibi alışkanlıklarımızdan uyku düzenimize kadar hemen tüm kuralları es [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnsan olmak, yaşamak bir nimettir. Nimete nankörlük etmek ise insanın yapısında bulunmaktadır. Zamanın nakit kadar değerli olduğu sözü de aldanan insanı uyarma niteliğindedir. Beyin, belli bir sistematik üzerine düşünür aslında. Kategorilere, önceliklere ayırır görevlerini. Vücut, zaten yaşamımız hakkında sürekli sinyaller verir bize. Dinleyen kim! Yemek, içmek gibi alışkanlıklarımızdan uyku düzenimize kadar hemen tüm kuralları es geçerek devam ederiz yaşama. Sonra da bahane üstüne bahaneler ve başarısızlık ah-vah ları. Ve derin ümiztsizlik çukurlarında kaybolup gitmeler …<span id="more-526"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Evet, <a href="http://www.markasizsiniz.com/2009/02/nedenlerin-ham-maddesi-de-sonuclardaki-bas-rol-oyuncusu-da-insandir/" target="_blank">bir önceki yazımda belirttiğim gibi </a>yaşamda her şey birbirini tetikler, müthiş bir sebep sonuç ilişkisi vardır, doğrudur. Ama nedense hep karışır yaşamdaki sebep ve sonuçlar birbirine. İş hayatı özel yaşamı etkiler, bir <strong>&#8220;insan&#8221;</strong> algımız tüm insanlara bakışımız değiştirir, bir hata tüm davranışlara mal edilir, ne özür dilenilir, ne de hoşgörü gösterilir. İddialı bir duruş sergilemek ile, gurur deryasında yüzmek bir birine karıştırılır. Çocukluk anıları sürekli peşimizden gelir ve bizi bir yerlere sürükler. Ve bakarsınız ki ne hedefler tutmuş, ne tutkular yaşanabilmiş, ne de kabiliyetler en yüksek seviyede değerlendirilebilmiştir. Yine ah-vah senaryolarını oynamaya devam.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir iki örnek verelim isterseniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>örnek 1: </strong>Bugün genel müdürüm bana kızdı. Haksız idi, aslında, ama şöyle, böyle. Moralim bozuldu, ekibime de, işime de özen gösteremedim. Eve gittiğimde çocuğumla da oynamadım, eşimle bir iki kelime bile muhabbet etmeden, doğru yatağa. Sabah kalktığımda gece garip rüyalarla boğuştum ve güne heycansız başladım. Zaten bu kariyer yaşamı böyle, kendini beğenmiş üst yönetim müdürleri, bir de kayırmalar. Yok yok, iş mi değiştirsem acaba v.s.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>örnek 2: </strong>Dün eşimle bir konuda tartıştım. Onu çok seviyorum ama beni bir türlü anlamıyor. İşe moralsiz başladım. Kimseye gülmedim, yapmam gereken işleri yetiştiremedim. Bir de genel müdürden fırça yedim. Moralim bozuk olduğu için diyet ve spor programımı atladım. En iyisi bir tatile çıkayım, para da yok ama kredi kartından takılırız artık.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Fark ettiniz değil mi nasıl bir zincirleme reaksiyonla hayat perişan olabiliyor. <strong>“pireye yorgan yakmak”</strong> aslında budur. Genellemeler yapmak, sorunların hepsini aynı dosyaya işlemek, aynı kapta karıştırmak. Sonra da <strong>“gel ayıkla pirincin taşını”</strong> durumuna gelerek düşünce zindanlarında çözüm aramak.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir durun arkadaşlar, mecazi anlamda şu dünyayı bir durdurun. Hiçbir şeyi düşünmeyin, algılamayın, yorumlamayın birkaç dakikalığına da olsa. Şöyle, sıfır noktasına gelin bir oturun. Fark edin bilincinizi, derin nefes egzersileri yaparak. Olumsuzluklardan uzaklaşın hem fiziki mekan, hem de algı atmosferi olarak. Gözünüze, kalbinize başka güzellikler gösterin. Tüm düşünce seyahatlerinizi avucunuzun içine alın ve size ümitsizlik, atalet ve karamsarlık aşılayanları kasırga gücüyle savurun gitsin avucunuzdan. Bu durumu saniyeler içerisinde yaşamak isterseniz, yerinizi değiştirin, farklı yerlere geçin, ona kadar sayın, mümkün ise dışarıya çıkın v.s.</p>
<p style="text-align: justify;">Çözümler çok ve kendimiz de keşfedebiliriz hangi yöntemlerle yaşamı yönetebileceğimizi. Önemli olan bu karışıklıklarla zaman kaybetmemek ve hem kendimize, hem çevremize zarar vermemektir. Yenilenmenin sürekli olduğu evrende, iç evreninizi basit nedenlerle karartmayın. İyiyi, güzeli, doğruyu, ümit ve cesaret veren şeyleri düşünün. Düşünün ki siz <strong>“marka”</strong> sınız, farklısınız. Çocuğunuz dahi size benzemez, dostlarınız dahi sizi anlamayabilir. Her şeyi anlamak, her durumunuzu anlatabilmek zorunda değilsiniz. Dünyayı, aslında kendinizi dahi siz yönetmiyorsunuz. Sadece irade kullanımı konusunda güç sizde o kadar. Ne geçmişe müdahele edebilirsiniz, ne de geleceği görebilirsiniz. <strong>“An”</strong> dır yaşadığınız, o kadar.</p>
<p style="text-align: justify;">Galaksilerdeki, burçlardaki, tabiattaki tüm ahengi düşünelim, fark edelim. Ve yaratılıştan içimizde var olan yansımaları, özellikleri, analitik düşünce sistemine oturtalım. Hızlıca analiz etmeden hiç bir kararı vermeyelim. Ve bunu refleks haline getirelim ki damarlarımıza işleyen aceleci olmak, ön yargılı olmak, genelleme yapmak, her şeyi bildiğimizi ve doğru algıladığımız zannetmek gibi fiiller ortaya çıkmasın.</p>
<p style="text-align: justify;">Garson arkadaşa <strong>“ortaya karışık salata”</strong> siparişi verebilirsiniz tabi ki ama hayatınız için asla böyle bir sipariş vermeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/ortaya-karisik-bir-salata-degildir-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nedenlerin ham maddesi de, sonuçlardaki baş rol oyuncusu da &#8220;insan&#8221;dır</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/nedenlerin-ham-maddesi-de-sonuclardaki-bas-rol-oyuncusu-da-insandir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/nedenlerin-ham-maddesi-de-sonuclardaki-bas-rol-oyuncusu-da-insandir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2009 10:47:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[dşünce akımları]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce sistematiği]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[kendini keşfet]]></category>
		<category><![CDATA[küreselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[sorgulamak]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=519</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel markalaşmayı özünde insanın içe doğru yolculuğunda katettiği mesafeler olarak görüyorum. Keşifler, değişimler, gelişmeler, duraklamalar, tatminler v.s. Düşünüyoruz, hayallerde geziyoruz, davranışlarda bulunuyoruz. Her şeyin bir birini etkilediği ve denklik içinde devam ettiği dünyada öylesine kararlar alarak uyguladığımızı mı zannediyoruz? İnsanlığın hangi felsefi düşünce akımlarından nasıl etkilendiğini, tarihin hangi dönemeçlerinde medeniyetlerin yüzyıllar boyunca nasıl düşünce esareti altına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Kişisel markalaşmayı özünde insanın içe doğru yolculuğunda katettiği mesafeler olarak görüyorum. Keşifler, değişimler, gelişmeler, duraklamalar, tatminler v.s. Düşünüyoruz, hayallerde geziyoruz, davranışlarda bulunuyoruz. Her şeyin bir birini etkilediği ve denklik içinde devam ettiği dünyada öylesine kararlar alarak uyguladığımızı mı zannediyoruz?<span id="more-519"></span> İnsanlığın hangi felsefi düşünce akımlarından nasıl etkilendiğini, tarihin hangi dönemeçlerinde medeniyetlerin yüzyıllar boyunca nasıl düşünce esareti altına alındığını ve tüm insanların da kendilerini ancak bu çerçevede ifade edebildiklerini anlayabiliyor muyuz? Filozoflar, yaşamın ve insanın ne anlama geldiğini anlayabilmek için, her türlü bilgi kaynağını sorgulayarak toplumlara yön vermediler mi? Ve tüm yaşam biçimleri de din adına, bilim adına şekillenmedi mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, düşünce sistematiğinizden, giydiğiniz ayakkabının şekline ve uygulamaya çalıştığınız temizlik kurallarına varana kadar her şey neden ve sonuç ilişkisine dayanıyor. Genlerinizden, kişilik ve karakter kodlarınızdan, sosyal çevre kazanımlarınızdan, okullarda aldığınız bigi ve yaşam tecrübelerinize varana kadar her şey size ve tabi ki tüm dünyaya yön verdi. <strong>&#8220;Trend&#8221;</strong> diye bağlandığımız şeyler gökten inmedi. Birileri tarafından ısrarla uygulandı, reklamı yapıldı ve bilincimizi şekillendirdi. Zaten yanlış algılar ile boğuşan insan karşılaştığı her bilgi ve akımın ne derece kendisine uygun olduğunu ne kadar sogulayabiliyor ki. Televizyonda seyrettiğiniz, internette okuduğunuz, gördüğünüz bir şeyi değiştirebiliyor musunuz? Hayır. Sadece eleştirebiliyor ya da zor da olsa vazgeçmeye çalışıyorsunuz. Peki bu bilinci 5 ya da 13 yaşındaki çocuğunuz uygulayabilir mi? Hayır. Öyle ise nedenlerin ham maddesi olan bu çocuklar yaşlandıklarında bu nedenlerin sonuçlarını yaşayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">O nedenle <strong>“bilinçli farkındalık”</strong> diye bir kavram vardır. Yani ne düşündüğünü, ne yaptığını, nereye yolculuk ettiğini bilmek. Ve ona göre yaşama yön vermek. Bir anlamda sürekli kendini keşfetmek. Davranışlarımızın hangi düşüncelerden yola çıktığını ve bu düşüncelerin de hangi derinliklerden gelerek hayalimizi sarıp sarmaladığını bilmek.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Küreselleşme&#8221;</strong> kavramında bazı yalanlar gizlidir. İletişim ve ilişki dünyasının gelişmesi açısından bu ifade doğrudur fakat insanların, milletlerin tutumları açısından doğru değildir. Hırslar, egolar, tatmin duyguları, kıskançlıklar ve düşmanlıklar daha içsel dürtülerle yoluna devam ediyor bildiğiniz gibi. Yalnızca, bazı araçları, kendi çıkarları için verimli kullananlar başarılı oluyorlar ve toplumlara yön veriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Fizikteki etki-tepki kanununu unutmayalım. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlara ulaşamayacağımızı da. Bugün düşündüğünüz şeylerin dünkülerle % 95 oranında aynı olduğunu da. Beynimizin arka lobunun biz sürekli aynı şeyler yaptırmaya zorladığını da. Ve insanın sürekli unutan, aldanan, hayvani ve insani yanlarının kıldan ince bir sınırla ayrılmış olduğunu da. İki hırs kategorimiz olduğunu &#8220;bunlardan birinin insan olmak, diğerinin de hayvan olmak&#8221; olduğun da  &#8230; Unutmayalım lütfen.</p>
<p style="text-align: justify;"> Nedenlerin odunu, sonuçların da ateşi olmamanız dileği ile.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/nedenlerin-ham-maddesi-de-sonuclardaki-bas-rol-oyuncusu-da-insandir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siz hala aynı ekonomi ve iktisat kitaplarını okumaya, okutmaya devam edin !</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/siz-hala-ayni-ekonomi-ve-iktisat-kitaplarini-okumaya-okutmaya-devam-edin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/siz-hala-ayni-ekonomi-ve-iktisat-kitaplarini-okumaya-okutmaya-devam-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2009 13:27:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce sistematiği]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[fakir]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Marks]]></category>
		<category><![CDATA[kuruş]]></category>
		<category><![CDATA[materyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[mezun]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[şükür]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=511</guid>
		<description><![CDATA[Evet evet, sevgili üniversiteli arkadaşlar aynı ders kitaplarını okuyun, anlayın, uygulayın. Saygıdeğer hocalarım, siz de aynı dersleri vermeye devam edin. Çanlar kimse için çalmıyor zaten, dün yaptığımızı bugün de yapalım, yarın da devam edelim. Ne dünya savaşları, ne ekonomik depresyon dönemleri, ne de şu yüz yıldan fazladır dünyaya hükmeden ekonomi kartellerinin batması. Ne Afrika’daki açlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Evet evet, sevgili üniversiteli arkadaşlar aynı ders kitaplarını okuyun, anlayın, uygulayın. Saygıdeğer hocalarım, siz de aynı dersleri vermeye devam edin. Çanlar kimse için çalmıyor zaten, dün yaptığımızı bugün de yapalım, yarın da devam edelim. Ne dünya savaşları, ne ekonomik depresyon dönemleri, ne de şu yüz yıldan fazladır dünyaya hükmeden ekonomi kartellerinin batması. Ne Afrika’daki açlar. Hiç biri bizi ilgilendirmesin. Bill Gates, “fakirler bu şekilde hasta oluyorlar” diyerek kendisini dinlemeye gelenlerin üzerine sivrisinekleri salmış, <span id="more-511"></span>elindeki kavanozu açarak! Yok canım bunlar hiç de önemli şeyler değil. Bana ne aç yatan komşumdan, geleceğini çaldığım çocuğumdan. Üç günlük ömrüm var zaten, keyif çatmak varken tasarruf neyime, halime şükretmek neyime. Yaşasın nefsim ve daha da güçlü olsun hırslarım.</p>
<p style="text-align: justify;">İktisat Fakültesi’ne bağlı Uluslararası İlişkiler mezunuyum. Ekonomi ve iktisat derslerinin bizleri hangi düşünce sistematiğine yönlendirdiğini bilirim. On yıldan fazladır da Türkiye ve hatta dünya çapındaki büyük ölçekli şirketlerde çalıştım, çalışıyorum da. Son teknoloji ve trend akımların da az çok takipçisi sayılırım. Rahmetli babam köyden, pamuk tarlalarındaki çapa işinden kaçarak şehre yerleşmiş. Ve minnettarım ki, bizleri okutmuş, insanlara faydalı olalım diye. Hala ayranı bardakla değil kaşıkla içmek zorunda olan aileler var, bilir misiniz? Kimin evine ne kadar zamanda bir sucuk ya da muz girdiğinin bir raporu var mı elinizde? Bunları acındırmak için söylemiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Hangi millet, hangi din, hangi ırk yaparsa yapsın. Hırs insanlığı sefalete götürdü. Haline şükretmeyenler şikayete başladı ve savaşlar çıkmadı mı? İş yaşamında hırs, özel yaşamda hırs ve tatminsizlik diz boyu değil, omuz boyumuzu geçti, boğulmak üzereyiz hatta bazılarımız boğulduk bile. İnsanların zalim ama kaderin adaletli olduğunu ya da elbet olacağını biliyoruz. Balon şekilde yaratılan yalan ekonominin çöküşü değil midir bu maruz kaldığımız? Suçlu mu arıyorsunuz? O zaman önce kendinize bakın lütfen. En son kime yardım ettiniz, en son hangi tasarruf tedbirlerini uyguladınız? En son hangi pazarlığı yaparak bir ürünü rayiç değerinden almaya çalıştınız? En son hangi kapitalist sistemin çarkını eleştirdiniz? En son ne zaman az yediniz, acıkmadan yemediniz? Şimdi Marks’a dönüş var diyorlar. Kime dönülürse dönülsün. Tabiattaki kanunlar, insan ve sosyal yaşam için de geçerlidir. İster Sosyalizm olsun, ister Materyalizm. Hangi felsefeye dalarsanız dalın, insan olmanın anlamını kavramadığınız sürece batarsınız. </p>
<p style="text-align: justify;">Akşam haberlerine takılıp kalmak anlamsız. Hem kendimize, hem çocuklarımıza büyük resme bakmayı öğretelim. Hangi medeniyetlerin hangi aşamalardan geçtiğini, geçemediğini anlayalım. Yüz yıl önce başlayan akımların günümüzde neleri ölü doğurduğunu görelim. Hiçbir tabuya boyun eğmeden gerçek bilgiyi keşfedelim. Ticareti ve paranın gerçek değerini öğretelim çocuklarımıza öncelikle. İsrafın hırsı ve hırsın da israfı körükleyerek, sürekli nasıl şikayet ettiğimizi ve bu nedenle çalışma motivasyonumuzun nasıl kırıldığını görelim. Ve insanlık onurunu kaybederek nasıl da kendimizi muhtaç hale getirdiğimizi.</p>
<p style="text-align: justify;">Girişimciler, işadamları, profesörler kısaca topluma yön veren tüm insanlar. Bari şu son krizi ve dünyadaki değişen dengeleri görelim artık. Dünya yaşar ise yüzyıllar sonraki torunlarımızın torunlarının yaşamı için tüm eğitim müfredatımızı tekrar gözden geçirelim. Bireyin yaşamdaki onurlu duruşunu anlatalım ve bireylerin de toplumlara nasıl yön verdiğini vurgulayalım. Yani her bir insana “kişisel marka” diyelim, öyle yaklaşalım. Dogmalar doğmasın artık, tabuları tabutlara koyup uzaydaki karadeliklere gönderelim. Bilgi anlamında arz, talep, enflasyon v.s. her şeyi tabi ki anlatalım derslerde. Ama ne olur tasarruf etmeyi, şükretmeyi öğrenmeyen öğrencileri mezun etmeyelim okuldan. Eski tabirle delikli kuruşun ekonomi zincirindeki değerini bilmeyen öğrenciyi sınıfta bırakalım. Bu şekilde ders veren bir okul olursa tekrar üniversite okumaya razıyım. Hemen başlayabilrim.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/02/siz-hala-ayni-ekonomi-ve-iktisat-kitaplarini-okumaya-okutmaya-devam-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Algılarımız, sınırlarımızdır.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/algilarimiz-sinirlarimizdir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/algilarimiz-sinirlarimizdir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2008 11:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Algı atmosferi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce sistematiği]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[öteki]]></category>
		<category><![CDATA[reputation]]></category>
		<category><![CDATA[şans]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=181</guid>
		<description><![CDATA[Zaman ve mekan algımızın bir ölçüsü var. Bu ölçü her birimizde farklıdır. Düşünme, karar verme, uygulama aşamalarında dahi belli kalıplar kullanırız. Çocukluğumuzdan bu yana bir şeyler bize sayılı boyutlarla anlatılır, öğretilir. Bunların hepsi sınırlarımızdır. Bu sınırları aşabilmek, doğuştan üstün özelliklere sahip ya da kendini fazlasıyla geliştirmiş kişilere nasip olur.Belli kabiliyetlerimiz var ama biz daha fazla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-family: verdana;">Zaman ve mekan algımızın bir ölçüsü var. Bu ölçü her birimizde farklıdır. Düşünme, karar verme, uygulama aşamalarında dahi belli kalıplar kullanırız. Çocukluğumuzdan bu yana bir şeyler bize sayılı boyutlarla anlatılır, öğretilir. Bunların hepsi sınırlarımızdır. Bu sınırları aşabilmek, doğuştan üstün özelliklere sahip ya da kendini fazlasıyla geliştirmiş kişilere nasip olur.Belli kabiliyetlerimiz var ama biz daha fazla başarı istiyorsak yanılırız. Önemli olan bu kabiliyetleri doğru iş alanlarında kullanmak ve sürekli geliştirmeye çalışmaktır. Şans, kısmet deriz ya, kadere inansak da inanmasak da şunu biliriz ki, doğru “<strong><span style="color: #3366ff;">yer, zaman ve kişi”</span></strong> üçgeni birleştiğinde bu kısmetler bizi bulur. Çok az örneği vardır ki, tembel, iki kelimeyi bir araya getiremeyen, düşünmekten aciz insanlara fırsat kapıları açılsın. Eğer bir şekilde o fırsat kapısı denk geliyor ve kişi o kapıdan girerek verimli bir şekilde değerlendiriyorsa işte bu gerçekten şanstır. Ya da “yürü ya kulum” denmiştir yaygın bir tabir ile.</span></div>
<p><span style="font-family: verdana;">Gelin yaşamımızdaki bazı kategorileri nasıl algıladığımızı ele alalım. Örneğin şunları düşünüyor muyuz?<span id="more-181"></span></p>
<div><span style="font-family: verdana;"><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Kendi dilimiz yerine hava atmak için yabancı kelimlere kullanıyorsak gelecek nesilleri nasıl bir tehlike bekler?</span></div>
<p><span style="font-family: verdana;"><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Tarih bilincini sadece bir ders, bir sınav aracı gibi düşünürsek ve en azından belli noktalarını öğrenerek, ders alarak çocuklarımıza doğru şekilde anlatmazsak ne olur.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Internet, sosyal medya, <strong><span style="color: #3366ff;">“reputation”</span></strong> v.s. diyerek aslında kendimizi oyalayarak hedef algımızı bilmeden sulandırıyorsak ne olur?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Zamanı, mekanı, yaşamdaki tüm olayları ve araçlarını nasıl algılıyoruz? Tüm bunları lehimize mi aleyhimize mi kullanıyoruz?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Kalbimizin de, nasıl beyin gibi düşündüğünü hiç araştırdık mı?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Tecrübelerimizi neden unuttuğumuzu ve aynı hatalara nasıl düştüğümüzün nedenlerini daha derinlerde aradık mı?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Biz ve öteki algısının toplumları hangi facialara sürüklediğini kavrayabildik mi?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Yönetmek ile hakim olmak arasındaki farkı anlayarak, iş ve özel yaşamımızda uygulayabiliyor muyuz?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">-</span></strong> Günlük yaşamda renk, ses, koku, resim v.s. gibi duyularımıza hitap eden her şeyin algımıza, düşünce sistematiğimize hangi perdeleri çekmiş olabileceğini biliyor muyuz?</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>-</strong> </span>Çocukluğumuzda nasıl bir eğitim aldık ve şu andaki problemlerimizi hangi yöntemlerle çözüyoruz? Yoksa yaşamı günü birlik mi zannetttik, tedbirler almadık mı hala?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">- </span></strong>Düşüncelerimizin bize nasıl şekil verdiğini, ısrarla yaptığımız her hareketin bizde nasıl karakter refleksine dönüşeceğini fark ettik mi?</p>
<p>Son olarak annemizin rahminde yaşamımız başladığı andan itibaren algıladığımız her şeyin bizi aslında sınırladığı, etrafımıza duvarlar ördüğü, gerçeği gizlediğini anladık mı? Hadi anladık diyelim bu duvarları yıkabilimek, aşabilmek için kaçımız yaşamımızda radikal değişikliklere gittik?</p>
<p>Yoksa siz de benim gibi emeklilik, ya da hep sonraya ertelenen çözümlerin hayalleriyle mi yaşıyosunuz !</p>
<div><span style="font-family: verdana;"><strong><span style="color: #3366ff;">Hayat, hayatın içinde o da bir evren gibi uçsuz bucaksız olan <span style="color: #cc0000;">“insan” </span>da gizli.<br />
</span></strong></span></div>
<p><span style="font-family: verdana;"> </p>
<p></span> </p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/algilarimiz-sinirlarimizdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
