<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; cv</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/cv/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Yeni mezun, kariyer yoluna yeni çıkanlar için;</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/09/yeni-mezun-kariyer-yoluna-yeni-cikanlar-icin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/09/yeni-mezun-kariyer-yoluna-yeni-cikanlar-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 20:52:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[cv]]></category>
		<category><![CDATA[iş bulmak]]></category>
		<category><![CDATA[iş görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni mezun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=772</guid>
		<description><![CDATA[Mezun olacak, yeni mezun ya da iş hayatına yeni başlamış olanlar için kişisel marka duruşu tüyoları.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Üniversiteden yeni mezun oldunuz ya da çok az kaldı. İş bulmak için torpiliniz hazır ise, ya da mükemmele yakın özellikleriniz var ve piyasada sizi havada kapacak şirketler hazır bekliyorsa bu yazıya ihtiyacınız olmayabilir. Hiç de öyle olmadığını ve büyük oranda olmayacağını da biliyorum aslında. Gelin önce bir durum tespiti yapalım, bakalım ortalama 25 yaşında iken hangi avantaj ve dezavantajlarımız var?<span id="more-772"></span></p>
<p style="text-align: justify;">- Tecrübeniz yok gibi sadece staj ya da part time yaptığınız işler var. Onlar da bir uzmanlığa yönelik değil. Bundan doğal ne olabilir ki, adı üzerinde 4-5 yıldır okuyorsunuz çalışmıyorsunuz ki!</p>
<p style="text-align: justify;">- Bir bölümden mezun oldunuz ama ne o sektörde iş var, ne de sizin isteğiniz sektörde. İki arada bir derede nereden başlamalıyım diye düşünüyorsunuz. Bu da normal, kendi işini yapan kaç üniversite mezunu var örneğin ülkemizde?</p>
<p style="text-align: justify;">- Hazırlık okumuş olabilirsiniz ama yabancı diliniz yeterli değil, bir mülakat yapacak olsalar, ya da bir çeviri, çuvallama ihtimali yüksek.</p>
<p style="text-align: justify;">- Bölümünüzle ilgili süper bilginiz var ama işe alırken sosyal iletişiminize ve entelektüel bilgi seviyenize de bakılacak. Ne kadar kitap okudunuz, ne kadar kişiyi örnek aldınız, hikayelerini dinlediniz?</p>
<p style="text-align: justify;">- Bir an önce çalışmaya başlamak istiyorsunuz çünkü ailenize daha fazla yük olmak istemiyorsunuz, kendi ayaklarınız üzerinde durmak istiyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">- Doğru düzgün bir özgeçmiş ve kapak yazısı hazırlayamadınız, yazacak bir şey bulamıyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kriz hep var, rekabet çok fazla sizden çok daha iyi okullardan ve puanı yüksek bölümlerden mezun olanlar var, ümitsizliğe kapılıyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">- Her taraf torpilli kaynıyor ve herkes tanıdık yoluyla iş bulmaya çalışıyor, bunun da hakkaniyeti yıprattığını düşünüyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">v.s, v.s. Bir bu kadar da siz ekleyin ve içiniz daha da kararsın olur mu? Tabi ki olmaz, olmamalı. Ben de hatırlıyorum tek sayfalık büyük puntolarla, fazla boşluk bırakarak yazdığım ilk özgeçmişimi. Ben de hatırlıyorum Gayrettepe-Mecidiyeköy hattında aylarca iş aradığımı ve hangi bakışlara maruz  kaldığımı. Ve ben de hatırlıyorum “yok ya bu böyle olmayacak en iyisi babamın dediği gibi memlekete dönmek” diye düşündüğümü. Gelin beraber yapıcı ve olması gereken bir duruştan bahsedelim. O da “yeni mezunların kişisel marka duruşu” olsun.</p>
<p style="text-align: justify;">Neden bu duruştan bahsediyoruz biliyor musunuz? Çünkü iş görüşmesinde sizin sadece okulunuza, yabancı dil seviyenize, tecrübenize bakmayacaklar. Emin olun danışmanlık firmasındaki yetkili ya da şirketin insan kaynakları yetkilisi özgeçmişinize ilk baktığında belli kriterlere uygun olduğunuz için, belli filtrelerden geçtiğiniz için sizi çağırmıştır. Ve mülakatın tümünde sizi 360 derceden daha derin bir değerlendirmeye alacaktır. Algı bütünlüğü neyi ortaya çıkarıyorsa sizin notunuz da o olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">1- Yolun başındasınız ve gerçekten “çömez” olduğunuzu kabul etmelisiniz. Allah ömür verirse diyelim 40 yıl daha çalışacaksınız. Bir şekilde bir yerden başlamak istiyorsunuz, size fırsat verilmesini istiyorsunuz. Bu düşünce size mütevazi ve saygılı olmayı getirecektir. Kesinlikle “ben çok iyiyim, her şeyi biliyorum, her şeyi süper yaparım” havalarına girmeyin. Evet aktif görünün, pozitif enerjiniz, heyecanınız yüzünüze yansısın ama rahat olun. Her iş görüşmesi bir ihtimaldir sadece ve bunun gibi yüzlerce, binlerce ihtimal vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Kendinizi net ifade edin. Bildiğiniz, bilmediğiniz, tecrübe sahibi olduğunuz olmadığınız her şeyi doğru olarak ifade edin. O işi istemekle kendiniz için ve ilgili şirket için neyi hedeflediğinizi anlatın. Branşınızla ilgili olabilir de olmayabilir de. Burada tutkularınız, meraklarınız, hobileriniz devreye girebilir. Ve işte tam bu noktada yetkili kişi sizi daha iyi anlamaya başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">3- İş yaşamından hedeflediğiniz sadece zengin olmak mı bilemiyorum ama potansiyelinizin tüm insanlık için işe yarayacağını hissettirin. Hırslısınız, çalışkansını, o işi istiyorsunuz ama karşınızdaki kişiye bu düşünce derinliğinizi hissettirmezseniz “sıradan” bir görüntü verirsiniz ve elenirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">4- Sosyal dünyamızın ve tabi ki beraberinde gelen iletişim dünyamızın ne kadar önemli olduğunu vurgulayın. Bu, sizin ekip çalışması, uyumluluk, uzlaşmacı olmak gibi yönlerinizi yansıtacaktır. Ve için de sabır ve saygı barındıran ifadeler olacaktır. Bazı yöneticiler özgeçmişi bir kenara koyarak sadece bu konularda sizi ölçmek isteyecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Heyecanlanacaksınız, terleyeceksiniz, iki kelimeyi bir araya getiremeyeceksiniz, elleriniz ve ayaklarınızı bir türlü sabitleyemeyeceksiniz. Bunlar çok normal fakat abartmaya gerek yok. Karşınızdaki de bir insan, canavar değil. Hayati bir konuyu değil sadece ihtimallerden birini değerlendiriyorsunuz. Üstelilk her iki tarafın da birbirine ihtiyacı var. Elilnizden gelen en iyisini yapmaya çalışacak ve gerisini iyi dileklere, dulara bırakacaksınız. Kadere inanmıyorsanız, kasmaya devam edebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">6- 5. maddedeki “ihtiyaç” ifadesini tekrar vurgulamak istiyorum. Görüşmeyi yapan kişinin gözlerinin içine bakarak “bu şirkete şu, şu, şu katma değerleri sunmaya hazırım. Eksiklerim, yanlışlarım tabi ki olacak ama öğrenmeye açık ve çalışmayı seven bir insanım” diyeceksiniz emin ifadelerle. Gerçekten de pırlanta gibi bir çok arkadaşı bir şirket almayabilir ama başkası havada kapabilir. Sonrasında işe alan yönetici “ya iyi ki bu arkadaşı işe almışız” diyecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">7- İş görüşmesini tek başına insan kaynakları yetkililerinin sözleri ve gözleri yönetemez. Asla buna izin vermeyin. Sözünü kesin, nezaket kurallarını çiğneyin demiyorum. Ama siz de onu sorgulayın örneğin. İşin içeriğini, şirketin konumunu, çalışanlara sağladığı hakları v.s. Zaten bu gibi sorular sormazsanız ilgisiz olduğunuz düşünülebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">8- Giyiminize, oturup kalkmanıza, merhabalaşmanıza, ses tonlamanıza varana kadar bir çok etken karşıdaki kişide bir algı oluşturacaktır. Örneğin ben depoya eleman alırken, cv elimde o kişiyle beraber depoyu geziyoruz ve muhabbet ediyoruz. Adı muhabbet ama nelere dikkat ediyorum biliyor musunuz;</p>
<p style="text-align: justify;">a. Benim yürüme hızıma ayak uyduruyor mu yoksa geride mi kalıyor?</p>
<p style="text-align: justify;">b. Depoyu gezerken sorduğum sorulara konsantre olarak net cevaplar verbiliyor mu?</p>
<p style="text-align: justify;">c. Daha önce yaptığı işi net olarak anlatabiliyor mu? Özelikle süreci iyi analiz ederek öğrenmiş mi?</p>
<p style="text-align: justify;">d. Eli cebinde mi, belinde mi, rahat mı, fazla mı rahat?</p>
<p style="text-align: justify;">e. Konuşurken benimle mi ilgili yoksa aklı başka yerler de mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Fark ettiniz mi hiç işten, bilgiden bahsetmiyorum. Ve neredeyse 25 arkadaş işe aldım. İnsan kaynakları uzmanı olmamama rağmen seçmedeki başarı oranımız yüksek.</p>
<p style="text-align: justify;">9- Okuldaki eğitimden ne kazandığınızı, part time ya da stajdan hangi tecrübeleri edindiğinizi ve ne işe yarayacaklarını vurgulayın. Yani öylesine geçen 4 yıl gibi o zamanı çöpe atmayın. Pazarda komşunuzla üzüm satmışsanız dahi bir başarı hikayenizi anlatın. Ve paranın değerini, ticaretin önemi anlamaya çalıştığınızı fark ettirin.</p>
<p style="text-align: justify;">10- Son olarak, ne yaparsanız yapın “üniversite okumuş ama aklı beş karış havada, boş bu insan” dedirtmeyin kendinize. Geçmişinizle, gelecekteki hedeflerinizle, çalışma ve öğrenme azminizle kişisel marka olma potansiyelinizi hissettirin. Kendinizi överek, gururlanarak sürekli “ben” diye konuşun demiyorum. Ama bu kararlı duruş size başkalarından farklı bir gömlek giydirecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Burada ÖSS yok, yanlışlar doğruları götürüyor diye bir şey de yok, katsayı filan da. İki insan var. Biri istiyor, diğeri de değerlendiriyor. Kazanan kaybeden savaşı filan da değil. Her iki tarafın doğru ifadelerle birbirini anlama isteği diyebiliriz. Zaten bu çabalardan fazlasını siz yönetemezsiniz. Hakkınızda yanlış karar verildiğini de düşünebilirsiniz ama önünüz açık, fırsatlar çok fazla önemli olan şartları yerine getirebilmek.</p>
<p style="text-align: justify;">Birçok iş arayan genç görüyorum ki cv’leri eksik, yanlış, karmaşa içinde. İki paragraflık kapak yazısı yamaktan aciz isek bizi nasıl işe alsınlar. Bundan 11 yıl önce kapak yazım vardı ve görüşmeye çağıran fimalar orada yazdıklarım üzerinden bana sorular yöneltiyorlardı. Çünkü etkilenmişlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Evet yaşamdaki bir basamaktasınız ve bir atlama taşına ihtiyacınız var. Anneniz, babanız sizi yetiştirdi, öğretmenleriniz sizlere yol gösterdi ve üniversiteyi bitirerek küçük bir azınlığın içine girmiş oldunuz. Ama asıl macera şimdi başlıyor. Derin, çoook derin bir nefes alarak sabırla, hırs göstermeden, telaşa kapılmadan, ümitsiz olmadan kapıları çalacaksınız. Gözünüzü dört değil sekiz açacaksınız ki fırsatları kaçırmayın. İşi, maaşı küçümsemeyeceksiniz. Nereden başlarsanız başlayın o işi en iyi şekilde yapmaya çalışacaksınız ve göreceksiniz ki aslında hakkıyla çalışana hayat adil davranıyor. Tembel, ümitsiz, kendine yatırım yapmayan, kendine bir “marka” gözüyle bakmayan insanlara hayat haklı olarak adil davranmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bu yazdıklarımın kolay olacağını söylemiyorum. Hızlı ve değişik kariyer hayatımı size anlatsam şaşırır kalırsınız. Şanslı olduğumu söylerle ama hiç de kolay olmadı belli bir noktaya gelmek. Çevrenizi iyi gözlemleyin. Başarıya adım adım yaklaşan insanların hangi sabrı gösterdiklerini iyi anlayın. Ne olur acele etmeyin. Başkalarının da iş bulmasına yardım edin, onların sıkıntılarını paylaşın. Bu gibi desteklerin karşılıksız kalmadığını göreceksiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kadar yeter, marka sizsiniz, gidin ve o işi alın !</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/09/yeni-mezun-kariyer-yoluna-yeni-cikanlar-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl &#8220;kişisel marka&#8221; oluyorlar?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/nasil-kisisel-marka-oluyorlar/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/nasil-kisisel-marka-oluyorlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 14:29:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[analitik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[beden dili]]></category>
		<category><![CDATA[çile]]></category>
		<category><![CDATA[cv]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce networkü]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği planlamak]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[kendini bilmek]]></category>
		<category><![CDATA[maliyet]]></category>
		<category><![CDATA[sebep sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır noktası]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<category><![CDATA[tutku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=650</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel marka olanların yaşamlarında uyguladıkları 25 madde. Yetersiz olduğunuz 3 maddeyi seçerek geliştirmeye ne dersiniz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">1- Kendilerini net olarak tanımlayabiliyorlar fakat kalıplara, sınırlara hapsetmiyorlar. Açıklar, şeffaflar, rahat uyum sağlanabilir bir görüntü veriyorlar. CV’lerinde dahi bunu görebiliyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Tutkuları var. Hem maddi hedefler anlamında hem de toplumsal dayanışmaya, bireysel özgürlüklere bakış anlamında ufuk açıcı duruş sergiliyorlar. Ama asla tutkularının esiri olmuyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">3- Hırsları tavan yapıyor aslında fakat kontrol altında tutmayı başarmak zorunda olduklarını biliyorlar. Daha planlı bir şekilde bu hırsı tüm yaşama yayarak sürekli gelişim içinde bulunuyorlar.<span id="more-650"></span></p>
<p style="text-align: justify;">4- Yaşamlarında hep tutku ile sarıldıkları hedefleri oluyor. Ve bu konuda kendilerini sürekli geliştiriyorlar. Geçici heves şeklinde değil yıllar sonrası için planlar yaparak adım adım ilerliyorlar. Aksiyona geçme konusunda bir eksiklikleri yok fakat acele etmiyor, her şeye her zaman atlamıyorlar. Yani tez canlı değiller. Ölçerek, biçerek, iyice analiz yaparak karar veriyorlar. Aynı zamanda bu hedefleri ulu orta her yerde anlatarak, görgüsüzce reklamını yaparak işi ayağa düşürmüyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">5- Maliyet, getiri ve karlılık hesaplamasını  sadece finansal bir zorunluluk olarak değil yaşamı daha gerçekçi algılayabilmek için kullanıyorlar. Düşüncede, davranışta, her zaman bu hesabı yapmaya çalışıyorlar. Tasarruf hesabı diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">6- Sıfır noktasında bulunmayı seviyorlar. Negatif ve pozitif yönlerde fazla kalmadan, bilinçli farkındalık duruşundan uzaklaştıklarında hemen bu noktaya dönebiliyorlar. Özellikle iletişimi bu saflıkta başlatıyorlar. Yani ön yargıları, yanlış algıları da sıfırlıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">7- Eski olanla değil yeni olanla kıyaslıyorlar ama eskiden ibret almayı asla ihmal etmiyorlar. Hiç unutmuyolar geçmişlerini aslında.</p>
<p style="text-align: justify;">8- Geleceği planlıyorlar, trendlere öncülük ediyorlar. Önce algıları bozuyor ve yeni beyinler inşa ediyorlar. Geleneksel modelleri yaratıcılık ve innovasyon teknikleri ile daha verimli hale getiriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">9- Kendi düşünce networklerini yönetiyorlar. Çünkü insanların düşünce yolculuklarında kaybolduklarını biliyorlar. Not tutuyorlar, kayıt altına alıyorlar, arşiv oluşturuyorlar ve etkili hatırlatma araçlarını kullanıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">10- Gerektiği kadar sahnede oluyorlar. Yüzlerini çok da eskitmiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">11- Giyim kuşamlarından, yürümelerine, gülmelerine, konuşmalarına kadar tüm beden dili kurallarına uymaya çalışıyorlar. Fakat hiç de yapmacık ve zorlama şeklinde değil. Zaten bu duruşlarını fazlasıyla tekrarlayarak refleks haline getiriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">12- Çevrelerine güven ve huzur yayıyorlar. Buna pozitif enerji de diyebilirsiniz. Kiminin hitabeti, kiminin bakışı, kiminin gülüşü v.s. Tavırları “dil” halinde bize mesaj olarak geliyor. Öğretmen gibi, anne gibi, dost gibi.</p>
<p style="text-align: justify;">13- En kolay, en basit, en kısa, en verimli yolları, çözümleri tercih ediyorlar. Oyalamaktan ve oyalanmaktan nefret ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">14- Sebep-sonuç ilişkisini ve dolayısıyla evrendeki düzeni anlamış oluyorlar fakat nedenleri çok iyi yorumlayarak sonuçlara odaklanıyorlar. O nedenle lider yönetici olarak insanlara, şirketlere yön veriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">15- Danışmaktan, sormaktan, dinlemekten çekinmiyorlar. Bu konuda müthiş tevazu sahibi oluyorlar. Sonuçta değişmekten de korkmuyorlar, direnmiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">16- Onların da kafalarında bin bir tilki geziyor fakat sapla samanı bir birine karıştırmıyor olabildiğince analitik düşünüyorlar. Parçaların bağlantılarını atlamadan ayırıyorlar, ayırıyorlar, ayırıyorlar. Böylece beyinleri daha hızlı ve basitçe çözüm bulabiliyor sorunlarına.</p>
<p style="text-align: justify;">17- Nasıl oluyorsa beş duyu haricindeki akıl, mantık, his, sezgi, ilham gibi özellkleri daha çok kullanıyorlar. Sanırım bu özelliklerini geliştirebiliyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">18- Sabır göstermenin erdemini “her şeyde hayır vardır” diyerek uyguluyorlar. Anlık tepkiler değil – yaşama ihtimallerini düşünerek- belki elli yıllık tepkiler veriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">19- Hava atmıyorlar. Başkaları onu överek onun namına yeterince hava atıyor zaten.</p>
<p style="text-align: justify;">20- Her yaptıklarında sosyal-bireysel faydayı, dayanışmayı, hakkaniyeti ön plana çıkarıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">21- Her şeye hakim olmaya, baskı kurmaya çalışmıyorlar. Doğal olan akışı tercih ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">22- Hataları tecrübe olarak yorumluyor ve insanları eksiklikleri ile kabulleniyor, yardımcı olmaya çalışıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">23- Görünüşte çok rahat, zengin, güçlü görünebilirler. Aslında konumlarını korumak, prensiplerini çiğnememek için mücadele ediyorlar, çile çekiyorlar. Dışarıdan göründüğü gibi rahat değiller aslında. Çevrelerine ümitsizlik aşılamak istemedikleri için dengeli davranıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">24- Başkalarının ne düşündüğünü tabi ki önemsiyorlar fakat bunu sadece faydalı bir geri bildrim olarak ele alıyor, sonuçlar çıkarıyorlar. Asla “başkaları ne der” kompleksi ile yaşamıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">25- Israrla aynı duruşu sergiliyorlar. Yanar döner olmuyorlar. Ve bu duruşlarını yıllar sonra daha da perçinleyerek tarihe isimlerini yazdırmış oluyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunların hiç birini yapmayarak kötülüğüyle ün yapan insanlardan bahsetmediğimiz ortada. Bunların tümünü çok iyi yapan bir insan bulmak da zor aslında. Demek istediğim bu konulara dikkat eden, eksiklerini geliştirebilenler markalaşıyor gerçekten. Eksik olduğunuz üç maddeyi seçin ve geliştirerek değiştirmeyi deneyin. Siz değiştikçe başkalarının da değiştiğini göreceksiniz. Ailenizde, iş yerinizde ve tüm yaşamınızda. Kolaylıklar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/04/nasil-kisisel-marka-oluyorlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk özgeçmişinizde neler vardı?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/ilk-ozgecmisinizde-neler-vardi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/ilk-ozgecmisinizde-neler-vardi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 11:42:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[cv]]></category>
		<category><![CDATA[görsel cv]]></category>
		<category><![CDATA[ilk özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[insan kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[iş görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[niversite]]></category>
		<category><![CDATA[Tecrübe]]></category>
		<category><![CDATA[yeni mezun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=358</guid>
		<description><![CDATA[Üniversiteden mezun oldunuz, ya da olmaya yakınsınız, birkaç dersiniz var ama devamlı bir işte çalışabileceksiniz. Ve geçiyorsunuz bilgisayarın başına, başlıyorsunuz özgeçmiş hazırlamaya. Kişisel kimlik v.s. bilgleri girdiniz en kolay alanları doldurdunuz. İş tecrübesi, eğitimler, başarılar bölümlerine ne yazacaksınız? Yok değil mi, yalan söylemenin de bir anlamı yok. Ve kara kara düşnüyorsunuz, &#8220;beni kim işe alır&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2008/11/cv001.jpg"><img class="size-medium wp-image-360 alignleft" style="border: 1px dotted grey; margin: 0px 10px;" title="cv001" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2008/11/cv001.jpg" alt="" width="222" height="140" /></a>Üniversiteden mezun oldunuz, ya da olmaya yakınsınız, birkaç dersiniz var ama devamlı bir işte çalışabileceksiniz. Ve geçiyorsunuz bilgisayarın başına, başlıyorsunuz özgeçmiş hazırlamaya. Kişisel kimlik v.s. bilgleri girdiniz en kolay alanları doldurdunuz. İş tecrübesi, eğitimler, başarılar bölümlerine ne yazacaksınız? Yok değil mi, yalan söylemenin de bir anlamı yok. Ve kara kara düşnüyorsunuz, <span style="color: #800000;">&#8220;beni kim işe alır&#8221;</span> diye. İş arayan o kadar çok mühendis, iletişim mezunu, işletme mezunu genç var ki!</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bunları 10-15 yıl önce yaşadınız eminim. Şu anda da yaşayan bir çok genç olduğuna eminim. İlk özgeçmişimde bir iki satış tecrübesinden başka bir şey yoktu. Hedefimi nasıl yazmıştım onu bile hatırlamıyorum. Kapak yazısının ne olduğunu sonra öğrendim ve çok da işime yaradı. 1996’da İnsan Kaynakları, danışmanlık firmaları, kariyere verilen önem daha yeni yeni telaffuz ediliyordu. Şu andaki bilgi ve tecrübeme o zaman sahip olsa idim, güzel bir cv yazmak için neler yapardım neler? Şu anda okuyan ya da mezun olacak kişiler neler yapabilir anlatmaya çalışacağım.<span id="more-358"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle hazırlıktan başlayarak üniversite yaşamında ne yapılabilir ona bakalım.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>-</strong> </span>Derslerimi aksatmayacak şekilde ister bölümüm ile ilgili staj, ister farklı sektörlerde part time işlerde çalışırdım. Hem tecrübe kazanır, hem de harçlığımı çıkarırdım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>İster üniversite ilgili, ister başka sosyal aktivitelere, yarışmalara, seminerlere, toplumsal kampanyalara katılırdım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Branşım ile ilgili, ya da uzman olmak istediğim konu ile ilgili olarak blog dünyasına hemen katılır ve ısrarla hiç ara vermeden yazmaya, paylaşmaya devam ederdim.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;"><strong>-</strong> </span>Yabancı dil için ne yapar eder para ve zaman ayırarak mezun olana kadar bu işi hallederdim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Bu 4-5 yıl içerisinde ( illa ki bu kadar sürmesi gerekmiyor) hangi işi yapmak istediğim konusunda karar verir hazırlıklarımı ona göre yaprdım. Örneğin reklamcı olmak istiyorsam boş zamanlarımı bu sektörü tanımaya ayırırdım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Daha çok gezer, daha çok insan tanır ve ilişkilerimi üniversite sonrasına da taşırdım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Farklı bir konuda, öğrencilerin igisini çekebilecek sosyal bir kulüp kurardım. Örneğin kişisel markalaşma ile igili yurt dışındaki üniversitelerde ders verildiğini, aktiviteler yapıldığını biliyor muydunuz?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Yurt dışı öğrenci değişim programlarına katılır, ya da burslu şekilde işe başlamadan yurt dışı deneyimi de edinirdim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Üniversite ve reel sektör işbirliği olan, yatırım verilen, desteklenen yapılar içerisinde rol alırdım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Münazara yarışmalarından, ses yarışmalarına kadar kendimi ortaya koyabileceğim ne aktivite varsa katılırdım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Liderlik denemesi olarak üniversite yönetimine belli konuları sunar, tartışır, öncülük yapardım. Tabi ki kurallar çerçevesinde.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Internetteki tüm sosyal network sitelerini araştırır, en faydalı olanları takip ederek kişisel markamı belli bir seviyeye getirirdim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Çok araştırır, çok okur, karşıma çıkan fırsatları iyi gözlemleyerek değerlendirmeye çalışırdım.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısacası, özgeçmişime gururla yazabileceğim her şey için, düşünmeyi bırakır hemen aksiyona geçerdim.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir örnek vermek gerekirse;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #3366ff;">3.sınıfta iken, bir üniversite hazırlık dersanesinin Bursa’ya yakın bir ilçesindeki irtibat bürosunda yaz tatilinde çalıştım. Özel radyolar daha yeni çıkmıştı ve arka fonda yabancı bir parça eşliğinde her saat başı haberlerden önce reklam vermiştik. Zaman, içerik, müzik seçimi, hepsi bana aitti. Takip eden günlerde bütün gençler ofise yığıldı. Reklam çok güzel olmuş, tebrik ederiz diye. Ve tabi ki diğer pazarlama faaliyetleri. <strong><span style="color: #800000;">&#8220;Telemarketing&#8221; </span></strong>kavramını o zamanlar bilmiyordum ama uygulamışım meğer. Hedef kitlemize giren öğrencilerin evlerini arayarak velilerini ofise davet ettim. Hatırlıyorum da, uzun bir listeydi, konuşmaktan sesim kısılmıştı. Neyse, bir gün Bursa’ya giderken yolda bir kaza olduğu için otobüste bekliyoruz. Yanımda yaşlıca bir beyefendi var ve elinde bazı boşürler var. &#8220;Merhaba&#8221; dedi, tanıştık. &#8220;Burada ne yapıyorsun&#8221; diye sordu ve ben de sakin sakin anlattım. Bana ne desin, &#8220;Muratçım benimle çalışmak ister misin&#8221; diyerek elindeki broşürü bana uzattı. Manyas Termal Turizm Tesisleri’nin broşürü. &#8220;Okuldan arkadaşlarınla ekip kur, sat, sana ve arkadaşlarına şu kadar prim&#8221; dedi. Ben tabi şok bir şekilde okul, filan derken kendimi fakülte kapısına ilan yapıştırırken buldum. Çok fazla devam etmedi ama ilk paramı oradan kazanmıştım sanırım. Ne tatlıydı ama. Ve özgeçmişime bunu gururla yazdım. </span></p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi de cv yi yazmaya gelelim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Öncelikle kendi bölümüm ile direkt ilgili mi yoksa farklı alanda mı çalışmak istediğime karar verirdim. Her ikisi için de denemek istersem iki farklı cv hazırlardım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Yukarıda bahsettiğim ve bana katkısı olabileceğim her şeyi özgeçmişime eklerdim. Kesinlikle merak edip soruyorlar ve siz de anlatıyorsunuz. Çok başarılı olmasa dahi sizin iş yapabilme kabiliyet ve cesaretinizi, sabrınızı ölçüyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Beni, hedeflerimi anlatabilecek en fazla yarım sayfa, hayatımın en etkili konuşmasını yapar gibi bir kapak yazısı hazırlardım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Tüm iletişim bilgierimi, sosyal network üyeliklerim de dahil olmak üzere yazardım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>İster blogumda, ister sunum olarak dijital medyanın tüm nimetlerinden faydalanarak sıkıcı olmayan görsel cv hazırlardım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Hedeflerimi ve sunabileceğim katma değeri net bir şekilde ifade ederdim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Her yere bombardıman şeklinde değil, seçici davranarak belli kişi ya da firmalara e-posta olarak gönderirdim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #800000;">- </span></strong>Ulaşabilirsem yetkili kişilere sektörle ilgili öneriler sunarak cv’mi ekler gönderirdim. Ukalalık olarak algılamayın, fikir sunmaktan kim ölmüş.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak, iş yaşamına başlamak da zor tutunmak da. Hazırlığa erken başlamak, yol almak gerek. Öğrenciler de, öğretmenler de, devlet de bunu kaçırıyor. Sonra da yığınla insan anlamsızca geziyor sokaklarda.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğrenci arkadaşlar, kişisel marka değerinize odaklanın. Kendinize hep bir şeyler ekleyin, gereksiz olanları da çıkarın. Asıl zorluk kariyer dünyasında başlar ve tutunma çabaları ile devam eder. Çocuklarınıza ilk özgeçmişinizi anlattığınızda size imrensin ve örnek alsın. Ve size beş çekecek daha güzel ilk özgeçmişini yazsın.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgiler, saygılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/ilk-ozgecmisinizde-neler-vardi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üniversite öğrencisine de kartvizit mi sorulur!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/universite-ogrencisine-de-kartvizit-mi-sorulur/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/universite-ogrencisine-de-kartvizit-mi-sorulur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 14:47:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[cv]]></category>
		<category><![CDATA[gümrk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[ilk iş görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kartvizit]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[profesör]]></category>
		<category><![CDATA[tez]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı dil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=354</guid>
		<description><![CDATA[Yıl 1996, Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde “Gümrük Birliği” konulu tezimi hazırlıyorum. Kaynak araştırması yaparken tabi ki soluğu Ankara’da aldım. Bilkent’te bir profesörden de randevu almıştım. Hem de bazı enstitülerin kütüphanelerinden kaynak toplamak istiyordum. Bilkent’teki randevuma gittim, hocamızla görüştüm ve bazı bilgiler aldım. Teşekkür ederek ayrılırken bana “kartvizitini alabilir miyim” diye sordu. Ben şaşkın ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yıl 1996, Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde <strong><span style="color: #3366ff;">“Gümrük Birliği”</span></strong> konulu tezimi hazırlıyorum. Kaynak araştırması yaparken tabi ki soluğu Ankara’da aldım. Bilkent’te bir profesörden de randevu almıştım. Hem de bazı enstitülerin kütüphanelerinden kaynak toplamak istiyordum. Bilkent’teki randevuma gittim, hocamızla görüştüm ve bazı bilgiler aldım. Teşekkür ederek ayrılırken bana <strong>“kartvizitini alabilir miyim”</strong> diye sordu. Ben şaşkın ve şok olmuş bir şekilde “hocam, daha okuyoruz, ne kartviziti” dedim. <strong>“Olmaz, şimdiden kendini sunmayı, tanıştığın kişilere seni hatırlatacak bir şey bırakmayı öğrenmen lazım, tezini hazırla, kartvizitini de dosyana koy ve bana gönder” </strong>diyerek bana o zamandan kişisel markalaşma dersi verdi.<span id="more-354"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Her ne kadar bana ve arkadaşlarıma o zamanlar komik gelse de söylediğini aynı şekilde yaptım. Ve o kartları çok yerde de kullandım. Şimdi o değerli profesörümüzün tavsiyesine kesinlikle inanıyorum. Evet, üniversite öğrencisinin de kartviziti olmalı. Kişisel markalaşma sadece CEO’lar için gerekmiyor. Çocukluk zamanlarımızı saymazsak yaşamımızın her aşamasında marka değerimizi sunmamız gerekiyor. Bir üniversite öğrencisi bu konuda neler yapabilir bakalım.</p>
<p style="text-align: justify;">- Öncelikle okulunu bitirmeye çalışmalı. Türkiye şartlarında bu önemli. Hoş, mezun olmak da yetmiyor ama olsun.</p>
<p style="text-align: justify;">- İlgi duyduğu alanda imkanı var ise yurt dışında ya da ülkesinde yüksek lisans yapmalı.</p>
<p style="text-align: justify;">- Her ne şartlar altında olursa olsun İngilizce’yi üniversite bitene kadar halletmiş olmalı. İkinci bir yabancı dili de orta sevilerde bilirse süper.</p>
<p style="text-align: justify;">- Internetteki sosyal netwoklerde sadece arkadaş bulmak için çaba harcamamalı. İlgi duyduğu, kendisini geliştirmek istediği, iş hayatında faydası olabilecek kişilerle bağlantılar kurmalı, tanışmalı.</p>
<p style="text-align: justify;">- İster okuduğu branşın, ister ilgi ve tecrübe alanının adı yazılı bir kartviziti olmalı. Sosyal network adreslerini de ekleyebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">- İster okuldan bir hocası, ister sosyal networkünden bir ya da birkaç kişiyi kendine mentor seçmeli. Genç yaşta alınan bir çok kararın yanlışlığı bildiğiniz üzere 20- 30 yıl sonra bile karşınıza çıkabiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">- Hadi web sayfası zor diyelim, bir bloğu kesinlikle olmalı. Sadece günlük tutsa bile yeter. Ki yazacakları daha farklı o kadar çok şey var ki!</p>
<p style="text-align: justify;">- Zengin, fakir fark etmez. Bir şekilde part-time bir yerlerde çalışmalı. Ya da amatör ticaretle uğraşmalı. İş hayatına sıfırdan başlamamış olur. CV’ye yazılacak her tecrübe ilk iş görşmelerinde o kadar önemli ki.</p>
<p style="text-align: justify;">- Konferanslara, yarışmalara, gezilerle ve benzer bir çok aktiviteye katılmalı. Tabi ki dersleri ihmal etmeden.</p>
<p style="text-align: justify;">- Kitap okumuyorsa, mecburen kendisini alıştırmalı. Bu alışkanlık 40 yaşından sonra daha zor emin olun.</p>
<p style="text-align: justify;">- 100 yıllık yakın tarihi daha fazla incelmeli, araştırmalı. Sormalı, sorgulamalı, her şeye hemen inanmamalı. Bilgiye şüphe ile yaklaşmayı öğrenmeli.</p>
<p style="text-align: justify;">- Ders müfredatının haricinde ayrı yıllık, 4 yıllık planı olmalı.</p>
<p style="text-align: justify;">- Yaşam stiline farklılıklar, güzellikler katmalı. İş yaşamındaki stres içinde zamanı yönetmek daha zor.</p>
<p style="text-align: justify;">- İster alt sınıf, ister lisedeki öğrencilerle bilgisini ve tecrbesini paylaşmayı bilmeli.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu maddeler yaz yaz bitmiyor. Sevgili öğrenci arkadaşlar, yaşamınızın 4-5 yılını sadece ders çalışarak geçirmeyin. Yazık. Sadece müfredata uymayın. Hedeflerinizi, yaşamdaki duruşunuzu henüz o anfilerde iken sorgulayın. Planlayın, danışın, öğrenin ve tabi ki çok çalışın. İletişim ve insanlarla ilgili bir çok soruna da hazırlıklı olun.</p>
<p style="text-align: justify;">Başarı dileklerimle, sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/11/universite-ogrencisine-de-kartvizit-mi-sorulur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öyle bir cv olsun ki ;</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/09/oyle-bir-cv-olsun-ki/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/09/oyle-bir-cv-olsun-ki/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 14:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif cv]]></category>
		<category><![CDATA[cv]]></category>
		<category><![CDATA[görsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1026</guid>
		<description><![CDATA[1- Word şablonlarından biri kesinlikle olmasın.2- Bu bir ppt sunum, blog, web sayfası v.s. olabilir. 3- Doğum yerim Google Earth&#8217;e link olsun. 4- Medeni durumum evlilik fotoğrafım olsun. 5- Doğum tarihim bir sayaç ya da takvim görseli olsun. 6- Okuduğum okulların resimleri olsun. 7- Çalıştığım firmaların logoları ve kısa tanıtımları olsun. 8- Kişisel özelliklerim slogan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana;"><span style="color: #cc0000;"><strong>1-</strong></span> Word şablonlarından biri kesinlikle olmasın.<span style="color: #cc0000;"><strong>2-</strong></span> Bu bir ppt sunum, blog, web sayfası v.s. olabilir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>3-</strong></span> Doğum yerim Google Earth&#8217;e link olsun.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>4-</strong></span> Medeni durumum evlilik fotoğrafım olsun.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>5-</strong></span> Doğum tarihim bir sayaç ya da takvim görseli olsun.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>6-</strong></span> Okuduğum okulların resimleri olsun.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>7-</strong></span> Çalıştığım firmaların logoları ve kısa tanıtımları olsun.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>8-</strong></span> Kişisel özelliklerim slogan ya da etiket şeklinde hızlıca görülebilsin.</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>9-</strong></span> Hedeflerimi resmedebileyim</p>
<p><span style="color: #cc0000;"><strong>10-</strong></span> Tüm bu gibi maddeler kendimden bir şeyler, espriler de katabilmeliyim.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">v.s v.s.</span></strong></p>
<p>Kısaca kendimi daha net ve yormadan anlatabileyim. Sesli olsun, görüntülü olsun. Arkadaşlarım ya da eski patronlarım beni anlatabilsin. Bu cv yi izleyen kişi kişisel markalaşma gelişimimi rahatça anlayabilsin ve ona göre karar versin. Bir ya da iki sayfalık word dökümanı neyi anlatabilir ki. O nedenle artık görsel cv projeleri artmaya başladı. Kişiler kendilerini ifade edecek şekilde bloglar, web sayfaları, sunumlar hazırlıyorlar.</p>
<p>Göze, kulağa hitap etmenin çok daha etkili olduğu ortada. Zaten ilk önce soft ortamlarda tanındığımıza göre sanırım eski model cv ler tarih olacak. Bir de bu görselliği en can alıcı spotlarla karşımızdakine sunabilir, kendimizi anlatabilirsek harika olur. Linkedin, Xing gibi platformlar da bu görselliği yakalamaya çalışıyor aslında. Ama konuya özel projeler de artık revaçta. Youtube, Facebook, Slideshare gibi platformlar da bu amaçla çok verimli kullanılabiliyor. Visualcv.com sadece bunlardan biri. Bu görsellikten yola çıkarak sosyal medyadaki kişisel markamızı daha ayrıntılı anlatabilecek bir platform harika olurdu değil mi?</p>
<p><span style="font-family:verdana;">Kendinizi en kısa ve en doğru şekilde anlatabilmeniz dileği ile.</p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/09/oyle-bir-cv-olsun-ki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal medyada kişisel markanız</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/sosyal-medyada-kisisel-markaniz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/sosyal-medyada-kisisel-markaniz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2008 13:58:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[cv]]></category>
		<category><![CDATA[metamorfoz]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1016</guid>
		<description><![CDATA[İnternet ya da mobil entegrasyonlu sosyal network uygulamaları ya da kendimizi ifade edebildiğimiz kanalların bütününe artık “sosyal medya“ diyoruz. Hani onlarca yerde kaydımız, profilimiz, kısacası yaşamımız boy gösteriyor. Peki bu kadar uygulamadaki, milyonlarca kişi arasından nasıl seçilebileceksiniz? Amaç sadece arkadaş bulmak mı, ya da iş kapmak mı olmalı. Hayır. Aslında kendinizi yansıtıyorsunuz o sosyal medya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_6Bb_Oe0OclU/SKBVeqRMUoI/AAAAAAAAAE4/u7ZnNCuURiU/s1600-h/intro.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233276752235352706" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" src="http://1.bp.blogspot.com/_6Bb_Oe0OclU/SKBVeqRMUoI/AAAAAAAAAE4/u7ZnNCuURiU/s320/intro.jpg" border="0" alt="" /></a><span style="font-family: verdana;">İnternet ya da mobil entegrasyonlu <strong><span style="color: #3366ff;">sosyal network</span></strong> uygulamaları ya da kendimizi ifade edebildiğimiz kanalların bütününe artık <span style="color: #cc0000;"><strong>“sosyal medya“</strong></span> diyoruz. Hani onlarca yerde kaydımız, profilimiz, kısacası yaşamımız boy gösteriyor. Peki bu kadar uygulamadaki, milyonlarca kişi arasından nasıl seçilebileceksiniz? Amaç sadece arkadaş bulmak mı, ya da iş kapmak mı olmalı. Hayır. Aslında kendinizi yansıtıyorsunuz o sosyal medya denilen deryada. </span></p>
<p><span style="font-family: verdana;">Kişisel markalaşma için büyük fırsatlar taşıyan bu iletişim kanallarını ne kadar verimli kullanabiliyoruz bakalım;<strong><span style="color: #cc0000;">1-</span></strong> Facebook, Linkedin ya da Xing gibi platformlarda kendinizi ne kadar net ortaya koyabiliyorsunuz. Kimsiniz, ne iş yaparsınız, hangi konularda uzmansınız, ilişki dünyanızda kimler var, fotoğrafınızın verdiği mesaja varana kadar. İnsanlar sizinle irtibata geçebilmek için heyecan duymalı. Profilinize çok kısa dahi olsa göz atan biri sizden bir <span style="color: #3366ff;"><strong>“marka“</strong></span> algısı hissedebilmeli.</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">2-</span></strong> Networkünüze eklediğiniz kişilere katkınız ne, o kişilerin size katkısı ne?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">3-</span></strong> Düşünce dünyanızı, hedeflerinizi ne kadar anlatabiliyorsunuz?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">4-</span></strong> Ölçülmüş başarılarınızı kim, ne kadar farkedebiliyor?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">5-</span></strong> Belki iş bulmak için değil ama yaşamdaki duruşunuzu ifade açısından hayatınızın <span style="color: #3366ff;"><strong>“cv“</strong></span> sini yazmak gibi önem veriyor musunuz profilinize?</p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">6-</span></strong><span style="color: #000000;"> Hobileriniz, meraklarınız, keşfetmek istediklerinizle ilgili ne kadar ipucu veriyorsunuz sizi izleyenlere?<strong><span style="color: #cc0000;">7-</span></strong> Varsa yazılarınızı, notlarınızı bir blog ya da web üzerinden ne kadar kişiye ulaştırabiliyorsunuz. Yaşama böyle bir değer kattığınızı kim biliyor?</p>
<p><span style="color:#000000;"> </p>
<p></span></span></p>
<p><strong><span style="color: #cc0000;">8-</span></strong><span style="color: #000000;"> Her uygulamda aynı <strong><span style="color: #3366ff;">“siz“ </span></strong>i anlatabiliyor musunuz? Uygulamaların farklı özellikleri, konuları dahi olsa markanız gerçekliğini koruyabiliyor mu?<span style="font-family:verdana;"><span style="color:#000000;">Yoksa tüm bunları atlayarak her yere sedece isim fotoğraf bırakarak markanızı fosilleşmeye mi bırakıyorsunuz! Sosyal medya canlı bir ortamdır. Gerçek yaşamın yansımasıdır sadece. Bir çok kişi sizi gerçekte tanımaz ama bu dünyada ayrılmaz bir dostunuz gibidir.</p>
<p></span></span></span></p>
<p><span style="font-family:verdana;"> </p>
<p></span></span><br />
<span style="font-family: verdana;"></span><br />
<span style="font-family: verdana;"><span style="color: #000000;">Düşünelim, daha 10 yıl öncesine kadar en azından ülkemizde ne böyle bir internet, ne de böyle sosyal ağlar vardı. Dikkat edin, bu çağ çok hızlı. Hızlıca dondurup, hızlıca eritebiliyor yaşamları, kişilkleri, gelecekleri. Ve sürekli bir değişim, dönüşüm, <strong><span style="color: #3366ff;">&#8220;metamorfoz&#8221;</span></strong> yaşıyor sanki. Bu iletişim kanallarını kişisel markalaşmamız için verimli kullanmak zorundayız.<span style="font-family:verdana;"><span style="color:#000000;">Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi iz bırakıyoruz yaşama. Ve bu izlerin geleceğimizi kaplayacağını da. Hem kendimizi, hem başkalarını, hem yaşamımızı etiketliyoruz. Hem biz, hem başkaları faydalansın diye. Bu izler 20-30 yıl sonra çocuklarınızın, sonra da torunlarınızın karşısında olacak. Ve onlar da bir marka değeri biçecekler emin olun. Ona göre …</p>
<p></span></span></span><span style="font-family:verdana;"> </p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/08/sosyal-medyada-kisisel-markaniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KİŞİSEL MARKALAŞMA, ŞOV YAPMAK MIDIR?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-markalasma-sov-yapmak-midir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-markalasma-sov-yapmak-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2008 08:43:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[cv]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[niş]]></category>
		<category><![CDATA[şov]]></category>
		<category><![CDATA[teşhir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=996</guid>
		<description><![CDATA[Hareketli, neşeli, kabına sığmayan, esprili insanlar sevilirler. Gelin görün ki genelde iş hayatında rastladığımız, kendini yapay davranışlarla kabul ettirmeye çalışan kişiler vardır. Ve daha kötüsü bunlara kanan yöneticiler de. Ortaya balon bir marka çıkar. Bu balonu biri patlatmazsa uzun süre değerini korur, hatta öyle perçinler ki hiçbir işe yaramadan terfi eder, maaşı yükselir, başka hakları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp3.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SGya6yme7SI/AAAAAAAAACY/m7_hwmJ1xC4/s1600-h/mafiaboss.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5218716403021835554" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" src="http://bp3.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SGya6yme7SI/AAAAAAAAACY/m7_hwmJ1xC4/s320/mafiaboss.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<div><span style="font-family: verdana;">Hareketli, neşeli, kabına sığmayan, esprili insanlar sevilirler. Gelin görün ki genelde iş hayatında rastladığımız, kendini yapay davranışlarla kabul ettirmeye çalışan kişiler vardır. Ve daha kötüsü bunlara kanan yöneticiler de. Ortaya balon bir marka çıkar. Bu balonu biri patlatmazsa uzun süre değerini korur, hatta öyle perçinler ki hiçbir işe yaramadan terfi eder, maaşı yükselir, başka hakları olur v.s. Bazıları da bu kişilere içten içe söylenir durur. Bu söylenenler haklı mıdır? Bence haksızdır. Çünkü kendi değerini, doğru ve saygılı bir şekilde kimseye sunamamıştır. Büyük ihtimalle bu konuda ne bir kitap okumuş, ne de bir seminere katılmıştır. </span></div>
<p>Ticari bir marka, pazarlama stratejileri çerçevesinde tüketici algısını yönetir, reklam yapar. Markanın kendisinde bir kalitesizlik var ise çekirge bir sıçrar iki sıçrar ve yalancının mumu ancak yatsıya kadar yanar. Kaliteli ürün ve hizmete sahip bir firma daha az reklamla pazar payını alıverir.</p>
<p>Kişisel marka açısından da reklam kaçınılmazdır. Fakat bu reklamın doğal olması önemlidir. Sabah iş arkadaşlarına günaydın demek, arkadaşlarına zor zamanda yardım etmek, haklı olanı savunmak gibi özellikler insan doğasından gelen reklam özellikli davranışlardır zaten. Bu gibi doğal özelliklerin üzerine sürekli iyilikler ve güzellikler eklenerek daha da geliştirilebilir.</p>
<p>İnsan bir katalog gibidir aslında. İhtiyacı olanlar bu katalogdan ürün ve hizmet seçerek faydalanmak isterler. Çevrenize sürekli bir şeyler sunmalısınız ya da birileri sizden bir şeyler istemeli. Bu iki sunuştan biri bazen ağır gelebilir. Her ikisindeki eksiklik, aslında sizde eksik olan bir şeylerdir.</p>
<p>Kullanım kitapçığımız var mı, yok. Neden? Kendimiz dahi kendimizi kullanmayı bilmiyoruz ki. İnsanlara açık olun, sizi anlasınlar ve kolayca iletişim kurabilsinler.<br />
Standartlarınızı öğretin çevrenize ve kabul ettirin. Ticari bir markanın yaptığı maliyet hesapları gibi tüm davranışlarınızın maliyetlerini düşünün. Kendi kendinize maliyetiniz ve başkalarının, başka işlerin size maliyeti ne?</p>
<p>Satıştaki <strong><span style="color: #3366ff;">“teşhir tuzakları”</span></strong> gibi markanızı daha iyi tanıtan, imaj sunan, satış sonuçlandırıcı özel ama doğal davranışlarınız olsun. Zorlama hareketlerle kendisini çevresine kabullendirmeye çalışan, <span style="color: #3366ff;"><strong>“beni sevin”</strong></span> diyen hiç kimse bu konuda başarılı olamamıştır. Ve hemen fark edilir, dışlanır. Doğal olmanın, doğru olmanın, içi dışı bir olmanın gücü ticari markalar için dahi geçerlidir. Örneğin bir araba markası, üretim arızası nedeni ile 500.000 aracını piyasadan topluyor ve hatasını düzeltebiliyor. Büyük bir maddi kayıp olarak bilançoya yazılsa da şirketin kurumsal marka duruşu için o kadar büyük bir kazançtır ki.</p>
<p>Her marka sahnede olmak, sürekli iletişim içinde olmak ister hedef kitlesi ile. Hatta şov da yapabilir. Birey de kendisini evine, ya da iç dünyasına kapatarak marka iletişimini başaramaz. Hedeflerine ulaşmak için sürekli bağlantı halinde ve aktif olmak zorundadır.</p>
<p>Bazen bilerek nabza göre şerbet verilen durumlar olabilir. Çünkü doğallığın anlaşılamayacağı durumlar da çok olur. Örneğin bir partiye rahat bir giyimle gitmek istersiniz ama çok klasik iş adamları geleceği ve iş konuşulacağını bildiğiniz için takım giyersiniz. Bu durumlar çok olmayabilir ama ihmal de etmemek gerekir.</p>
<p>Realiteye bakarsak, dış görünüşe ve yapay davranışlara çok önem verildiği, kişilerin ve olayların iyi analiz edilemediği günümüzde bu <span style="color: #3366ff;"><strong>&#8220;davranış jargonları&#8221; </strong></span>nı iyi öğrenmek gerekir. Yoksa atı alan Üsküdar’ı geçer ve arkasından bakakalırız.<br />
Kişisel markanız için <span style="color: #3366ff;"><strong>“çok havalı, burnu büyük, snob, ukala, çok bilmiş”</strong></span> demesinler. Halka uzak kalan burnu büyük ticari markalar bile bu açığı kapatana kadar milyonlarca dolarlık imaj reklamı kampanyalarına girişiyorlar.</p>
<p>Örneğin erkeklerde görünümde dahi trend üç beş yıl öncesine kadar sakalların traş edilmiş ve hatta yüz bakımı, epilasyon v.s. her şeyi yapılmış şekilde görünüm moda iken, şimdi kirli sakal ve rahat giyim moda. Ya da bazı geçmiş dönemlerde din ve medeniyet olgusundan köşe bucak kaçarken, toplumların bugünlerde hep kendi öz kimliklerini savunmaları, milliyetçilik, din söylemlerini yükseltmeleri neden?</p>
<p>Doğallığın saf gücünü çevrenize yansıtın, dik durun ve güven veren bakışlarınız olsun. İçinizden geleni uygun zamanda söyleyin. Geç de olsa muhakkak söyleyin. Hakkınızda şüpheye düşülecek hareketleri yapmadan önce bin kez düşünün.<br />
İnsan doğası ne ise onu görmek, duymak, almak ister çevresinden. Siz de doğal olun ve daha da yalın, net davranışlarla çevrenize mesajlar verin. Hem çevrenizle ilgili, hem kendinizle ilgili sizi güçlendiren tüm faktörleri kullanın. Bunlar sizin etiketlerinizdir ve yaşam size bunları kullanabilmeniz için sunmuştur. Tanıdığınız ünlü kişiler, gördüğünüz ülkeler, bulduğunuz fikirler, kazandığınız yarışmalar&#8230;</p>
<p>Bilgiyi kullanmak da en büyük reklamdır. Fakat “ukala” lık yapmadan. Yerinde ve zamanında kullanacağınız bir cümle sizi bir anda kahraman yapabilir. Bilginizi yayın, kullandırın. Ve bu bilginin sizden çıktığı bilinsin, başaksı sahiplenmesin. Kulaktan kulağa öyle bir yayılır ki şaşırırsınız.</p>
<p>Ticari markalar gibi <span style="color: #3366ff;"><strong>“niş”</strong></span> diye tabir edilen özel bazı alanlarda uzmanlığınızı ortaya koyun. Sadece piyano taşımacılığı yapan bir kargo şirketi ya da sadece mobilya bağlantı mekanizmaları satan bir hırdavat şirketi gibi.</p>
<p>Kişisel marka reklamınız için bir reklam ajansı gerekmez. Sizi yöneten bir patron da yoktur. Yani kimse bu konuda size baskı kuramaz. Ancak bilgi almak ve danışmanlar bulmak önemli olabilir. Her şeyi yeniden keşfetmeye gerek yok değil mi! Profesyonel hizmet gerektiren durumlar da ortaya çıkabilir.</p>
<p>İş başvurusunda verdiğiniz özgeçimiş de hayatınızın reklamıdır aslında. Vaatlerinizi, yararlarınızı, güvencenizi, kendinizi çok iyi ifade etmeniz gerekir o işi alabilmek için. Ve her yeni tanıştığınız kişiye de bir <span style="color: #3366ff;"><strong>&#8220;cv&#8221;</strong></span> bırakmış olursunuz aslında. Bu özgeçmiş, bir kelimelik, bir cümlelik, bir “merhaba” laşmalık ya da bir bakışlık, olabilir. Nasıl ki, işe kabul ya da reddedilirsiniz. Kişisel markanız da çevreniz de bu şekilde kabul görür ya da ilgilenilmez, dışlanır.</p>
<p>Her gün yaptıklarımızı keşke bir reklam filmi gibi seyretsek ve not versek. O kadar çok zayıf alırız ki. Bu mümkün olmayacağına göre başkaları not vermeden kendiniz her gününüzü, her ayınızı, her yılınızı değerlendirin, not verin. Aslında yaşamın içinde markanızın kendine özgü mesajını hedef kitlenize ulaştıracak o kadar önemli anlar vardır ki</p>
<p>Gereksiz şekilde şov yapmanıza gerek yok. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilere kendinizi ifade etmeniz yeterli. Yeter ki adım atmaktan korkmayı<br />
n, bırakın <span style="color: #3366ff;"><strong>“reklam yapıyor”</strong></span> desinler. O reklamın içi dolu ve istikrarlı bir trendi var ise bunu elbette anlayacaklardır.</p>
<p>Unutmayın, <strong><span style="color: #3366ff;">&#8220;Marka Sizsiniz&#8221;</span></strong>. Kişisel markanıza saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-markalasma-sov-yapmak-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
