<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; çocuk</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/cocuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jul 2010 03:12:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Arı gibi düşün, arı gibi düşün, &#8230;</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/07/ari-gibi-dusun-ari-gibi-dusun/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/07/ari-gibi-dusun-ari-gibi-dusun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 14:25:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[arı]]></category>
		<category><![CDATA[Baba]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce sistematiği]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[rol model]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=747</guid>
		<description><![CDATA[Arı gibi düşünmek, baba gibi düşünmek. Bir çizgi filmden yola çıkarak çocuk ve ilk örnek aldığı anne-baba rol-model ilişkisi üzerine.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/resim-052.jpg"></a><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/resim-052.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-748" title="resim-052" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/resim-052-300x225.jpg" alt="resim-052" width="300" height="225" /></a>2,3 yaşındaki Tuna oğlumuz bir kaç çizgi filmin hastası oldu bile. Bunlardan biri de <span style="color: #800000;"><strong>&#8220;Arı Filmi&#8221;. </strong></span>Seyretmeyen büyükler varsa tavsiye olunur. Ben de parça parça seyrettim, film çok yaratıcı ve eğlendirici. Filmde ne varsa tabi ki Tuna’cık da taklidini yapıyor. Filmde arılar bir işe ekip halinde başlarken ya da bir sorunu çözmeye çalışırken <strong>“Arı gibi düşün, arı gibi düşün”</strong> diyorlar koro halinde. Beni daha çok şaşırtan ve düşündüren Tuna’nın şu cümlesi oldu. <strong>“Baba gibi düşün, baba gibi düşün”.</strong> Eyvah dedim. Çocuk, annenin ve babanın düşünce kalıplarını dahi taklit edebiliyor ve o şekilde düşünmeyi öğreniyorsa ne olacak! Ve korktum, bu sorumluluk bana ağır geldi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Garip bir el hareketi ile burnumu kaşıyorum, aynısını yapıyor. Arabayı kullanırken gözünü benden ayırmıyor. Baba senin göbeğin kocaman, benimki minik diye karşılaştırma da yapıyor. Bir yemeği “dürüm” haline getirmişsem illa ki onu deniyor, ondan tatmak istiyor. Koltukta benim rahat oturduğum gibi oturarak taklidimi yapıyor v.s. Neyse, uzadı.<span id="more-747"></span></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Evet genler tamam, doğuştan gelen karakter desenleri, benliğini keşfetme mekanizması da tamam.  Kimi 3 yaş diyor, kimi de 5 yaş. Tüm kişiliğin oturması ile ilgili kısa bir zamandan bahsediyoruz. Ergenlik döneminden sonra ise tabiri caizse zorlama eğitimlerle disiplin altına almaya çalışıyoruz. Bilemiyorum, 2,3 yaşına kadar Tuna’ya neleri verebildik, veremedik, ya da yanlış verdik. Ama rol-model olarak bizim gibi çekirdek aile tiplerinde en önde gelen tabi ki anne ve baba. Bu taklitlerden yola çıkarak belki de düşünce sistematiğimizi dahi örnek alıyordur. Kim, kendisinden bir kopya daha çıkmasını ister ki! Herkes daha iyisini ister bence.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Arılar çalışkan, her birinin görevi var, sorgulamadan sadece işlerini yapıyorlar. Ekip ruhu ve motivasyon ve hiyerarşi müthiş. Doğadaki görevleri ne ise onu tamamlayarak ölüyorlar. Zaten filmde de “insanlar neden bizim ballarımızı satıyor” diyerek mahkemeye veriyorlar, kazanıyorlar fakat bal yapmayı bıraktıkları için tüm çiçekler kurumaya başlıyor. Yani polenler dağılmadığı için. Filmde bencillikten, ırkçılıktan, kıskançlıktan, hata yapmaya kadar bir çok şey anlatılıyor. Doğal olarak arı gibi düşünmenin de eksik yanları olacaktır. Çünkü her varlığın evrende bir görevi ve ona göre bir duruşu vardır. En mükemmel seviyeye gelebilecek de <strong><span style="color: #800000;">“insan”</span></strong>dır bildiğiniz gibi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Son zamanlarda kişilik tiplerini yorumlarken panter, yunus, tavus kuşu, baykuş gibi benzetmelerden yola çıkılır. Her birinin özellikleri, davranış modelleri farklıdır. Bir insan bunların her birini belirli ve gerektiği ölçülerde kullanarak huzur içinde yaşayabilir. Baskın olarak birini kullananlar da kendilerine uygun iş alanlarında başarılı olabilirler. İnsan kaynakları departmanları da artık bu yöntemleri kullanarak bu insanları o şekilde kabulleniyor ve işe yerleştiriyorlar. Yani “tek tip” diye bir şey yok. Arı gibi düşün, yunus gibi düşün, baykuş gibi düşün diyebilir Tuna ve tüm insanlar.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Geçenlerde bir yazımda ifade etmiştim. <strong>“Kişisel marka olmak ailede başlar”</strong> diye. Arı gibi düşün cümlesinden yola çıkarak baba gibi düşün, anne gibi düşün diyen çocuğunuzun düşünce sistematiğine de hükmettiğinizi düşünsenize. Ne büyük bir sorumluluk.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Aman, bizim aynımız olmasınlar. Zaten farklı olacaklar da. Dileğimiz; bizden, herkesten, her şeyden en iyilerini alsınlar. Evet, değişik varlıklar gibi düşünsünler, davransınlar. Aynı kalıptan çıkmış insan modelleri gezmesin dünyamızda. Diğer dünyaya yaklaşan bu dünyayı artık savaşlardan, katliamlardan, ırkçılıktan, haksız kazançtan, tembellikten, şiddetten arındırsınlar. Arı gibi düşünsünler, panter gibi atak yapsınlar, baykuş gibi avlarına göz koysunlar, yunus gibi uyumlu, tavus kuşu gibi neşeli, dışa dönük olsunlar. Baba gibi de, anne gibi de, dede gibi de düşünsünler, örnek alsınlar geçmişi ve bu derslerle inşa etsinler geleceği.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">En güzel, en insancıl, en doğal düşünce modellerini benimsemen ve uygulaman dileği ile Tuna’cık.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/07/ari-gibi-dusun-ari-gibi-dusun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel markanızı her gün yeniden konumlandırın.</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/kisisel-markanizi-her-gun-yeniden-konumlandirin/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/kisisel-markanizi-her-gun-yeniden-konumlandirin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2009 11:19:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış notları]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[her gün]]></category>
		<category><![CDATA[karne]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Markalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[konumlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=744</guid>
		<description><![CDATA[Her gün yeniden konumlanmak, hem kendimize, hem de çevremize karşı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Her gün, yeni bir fırsattır. Nefes aldığımızda tekrar verebilme nimetini yaşamak gibi. Geceye dalmak ve güne uyanmak. Bir gün önce olanlar vardır, bir de bugün olacaklar. Olacakları bilemeyiz, sadece düşündüklerimiz, planladıklarımız vardır. Her şey, her varlık gerçekliği ile durur karşımızda. Biz onlardan, onlar da bizlerden bir şeyler bekler. Dünün güzellikleri ve pişmanlıkları aslında hep asılıdır boynumuzda. Hep bir karne ile yatar, o karne ile kalkarız. Şimdiler de var mı bilemiyorum ama bir zamanlar İlköğretim karnelerinde <strong>“Hal ve Gidiş”</strong> diye bir not vardı. Karnenin sağ tarafındaki bu davranış notları Matematik, Türkçe gibi soldaki derslerden farklı bir bölümde olurdu. Yıllar sonra anladım bu sağ taraftaki notların çok ama çok daha önemli olduğunu.<span id="more-744"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kişisel marka olmak önce ailede başlar. Yani yakın çevrenizde. Sonra günün büyük bölümünü kapsayan iş yerinde devam eder. Geriye kalan da geniş aile ve arkadaş, dost çevresi olarak devam eder. Çocuk için anne baba kişisel marka örneğidir. Eşler de en fazla birbirlerinin konumlanmasını anlamaya çalışır durur yaşadığı sürece.Ve artarak devam etmesi gereken saygı duymak, sevgi vermek gibi zorunlulukları vardır. Beklentiler de bu yönde gelişir. Öğrenci öğretmenden, çocuk babadan, işçi patrondan v.s. hep bir marka duruşu bekler. Ve bunu her gün, daha da gelişmiş halde görmek ister. İşte “hal ve gidiş” notu bu şekilde çevremiz tarafından sürekli verilir bize, boynumuzda asılı duran karneye yazılır. Bilirsiniz ya melekler de yazar. Meleklerin de sadece dini bazı gereklilikleri yazdığını mı düşünüyorsunuz. Onlar da iyiliği, güzelliği ve çirkinlikleri yazar. Yani hal ve gidişi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hedeflerimiz, ya yeni konumlanma süreçleri içindir ya da zaten karar verdiğimiz konumlanma stratejimizin gelişerek devam etmesi içindir. Nasıl ki ticari bir marka yeni bir ürünün lansmanında, hedef kitlesini seçer, pazarlama kanallarını ayarlar ve reklamını yapmaya başlar. Ya da olan bir ürününü aynı strateji ile pazarlayarak daha çok satmak ister. Biz insanlar da böyleyiz, pek bir farkımız yok aslında.</p>
<p style="text-align: justify;">İster iş yerinde, ister evde, ister arkadaş çevresinde herkes tutarlı ve sürekli aynı mesajları almak ister bizden. Çünkü başkalarını etkileyen tutkularımız, hedeflerimiz, empati gücümüz, uzlaşmacı yanımız, heyecanlarımız, romantiklik ya da mantıklılık derecemiz, şefkatimiz, hoş görümüz, vizyonerliğimiz, proaktifliğimiz, sebatımız, aksiyonerliğimiz, ilişki gücümüz v.s. özelliklerimizdir. Duruş budur. Yanlış duruşlar algıları bozar, üzerinde bulunduğumuz sosyal zemin altımızdan kaymaya başlar. Ama ısrarla aynı mesajı, aynı sözü, aynı güveni vererek insanlara yaklaşmak bizi yıkılmaz bir sütun haline getirir. “Yıkılmaz” kelimesi de iddialı oldu. Günün getireceği kötü sürprizler o kadar çoktur ki bu duruşu korumak zannettiğimizden daha da zordur. Kişisel marka sütunu yara alabilir, sendeleyebilir, hatta yıkılabilir de. Ama önemli olan yaşandığı sürece tekrar, tekrar konumlanmayı başarabilmektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Akşam zaman ayıramadığınız çocuğunuza telafisi için bir sonraki gün daha çok zaman ayırın ve tekrar konumlanın. Bir gün önce yanlış imaj sunduğunuz müdürünüze ya da çalışanlarınıza gerçek “siz” i tekrar anlatın, algılarda konumlanın. Aile içi bir problemde gösterdiğiniz yanlış duruşu hiç zaman kaybetmeden değiştirin ve tekrar konumlayın. En önemlisi de, sabah hayır duaları ve iyi dileklerle yatağınızdan kalktığınızda, yüzünüzü yıkayarak aynaya baktığınızda kendinize karşı tekrar konumlanın. Boynunuzda asıl duran karnenizi gözden geçirin. Yaptığınız hiçbir hata için ümitsizliğe kapılmayın. Yaratılan her şey aslında sürekli yenilenerek tekrar yaratılırken, iyi genlerimiz dahi kötülerini etkilerken, vücudumuzdaki yaraları hücreler tamire çalışırken, her şey bu döngüde devam ederken siz siz olun konumlanma sürecinizi sekteye uğratmayın. Vazgeçmeyin. Ertelemeyin. Üşenmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">Ticari markaların konumlanma stratejilerini çok iyi inceleyin. Sizin kişisel markanız bu şirketlerin maddi hedeflerinden daha mı az önemli yoksa.</p>
<p style="text-align: justify;">En güzel hedefleriniz için, her gün az dahi olsa sürekli bir şeyler yapabilmeniz dileği ile.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/kisisel-markanizi-her-gun-yeniden-konumlandirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdanınız yanınızda mı, iyice kontrol edin, düşürmüş olmayasınız!</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/vicdaniniz-yaninizda-mi-iyice-kontrol-edin-dusurmus-olmayasiniz/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/vicdaniniz-yaninizda-mi-iyice-kontrol-edin-dusurmus-olmayasiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 12:30:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[merhamet]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=406</guid>
		<description><![CDATA[Bugün 21 aylık bebeğimizi hastaneye götürdük. Öksürük, solunum yolları tıkanmış v.s. Randevu almadığımız için her zamanki doktoruna değil de son zamanlarda her yer de forslu şubeler açan hastanelerden birine gidiverdik. Neyse sıraya yazıldık. Çocuk, hastaneyi, doktor teyzeyi “aaaa” yaparak ağzını açacağını ta evdeyken söylemeye başladı. Yani bilinç tam. Doktora yardıma eden “abla” üstünü çıkarayım dedi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bugün 21 aylık bebeğimizi hastaneye götürdük. Öksürük, solunum yolları tıkanmış v.s. Randevu almadığımız için her zamanki doktoruna değil de son zamanlarda her yer de forslu şubeler açan hastanelerden birine gidiverdik. Neyse sıraya yazıldık. Çocuk, hastaneyi, doktor teyzeyi “aaaa” yaparak ağzını açacağını ta evdeyken söylemeye başladı. Yani bilinç tam. Doktora yardıma eden “abla” üstünü çıkarayım dedi ama ufaklık ağlıyor, baba, anne diye. Tamam biz de yardım edelim, oynayalım, yok. Doktor sırtına, kulaklarına, ağzına bakıyor ama çocuk bas bas bağırıyor. Ve bayan doktor, hem masasında eşime sorular yöneltirken,<span id="more-406"></span> hem de çocuğu muayene ederken ne sakinleştirici, bir söz, ne oynama, ne biraz bekleme, hiçbir şey yok ve surattan düşen bin parça, sanki zorla yapıyor ya da bir an önce göndereyim şeklinde. Sırada bekleyen onlarca da çocuk  da yok koridorda. Ve dünyanın parasını bayıldığınız, devlet imkanlarının geçmediği bir hastane. Beni ter bastı, çocuk bağırdıkça, ben de sessizce çığlıklar attım <span style="color: #800000;"><strong>“nedir bu vicdansızlık”</strong></span> diye.</p>
<p style="text-align: justify;">Yolda telefonla konuşan bayan bir sürücü, en soldan aheste aheste gidiyor, tekrar bağırdım sessizce <span style="color: #800000;"><strong>“nedir bu vicdansızlık” </strong></span>diye.</p>
<p style="text-align: justify;">Okul önündeki öğrenci kalabalığını (doğal olarak) yönetemeyen okul ve belediye yönetimi ve kurallara uymayarak, çantasını bile zor taşıyan küçüklere karşı saygısızca davranan sürücülere, <span style="color: #800000;"><strong>&#8220;ne vicdansızlıktır bu&#8221;</strong> </span>diyerek yine bağırdım, sessizce.</p>
<p style="text-align: justify;">İşe geldim. Bir müdür ve mali danışmanlar karar almışlar günlerdir yapılan işi, efendim şöyle yapılacakmış diye. Yıl sonuna 1 hafta kalmış, çocukların canı çıkmış bu iş bitsin diye. Geçen yıl niye söylemediniz, bunca zaman bilmiyor muydunuz bu kanunları, bilmem neleri. Ve yine sessizce bağırdım <strong><span style="color: #800000;">“nedir bu vicdansızlık”</span></strong> diye.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha saymayayım isterseniz. Nerede, ne zaman kaybettik bu vicdan denilen pırlanta kıymetindeki özelliği. <span style="color: #3366ff;">Öğretmen öğrencisine, patron çalışanına, doktor hastasına, anne-baba çocuğuna, iktidar halkına v.s.</span> vicdansızca davranarak hangi iyi noktaya gelmiş bana söyleyecek bir var mı?</p>
<p style="text-align: justify;">Zalimlik yapmayı, en başta kendi kişiliğine zarar vermeyi ne çok sever insan. Ve bundan zevk alarak etrafına bu negatifliği, bencilliği, duygusuzluğu nasıl da yayar. Pedagojik formasyonum yok, öğretmen de değilim, psikolog da. Kendi çocuğuma da ne kadar doğru bir eğitim verebildiğimi sanırım o büyüyünce anlayacağım. Tabi ki, eşimle birlikte anlayacağız. Ama o kadar yanlışlar var ki yapılan, şikayet etmeye hiç hakkımız yok gibi bir durum söz konusu.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelin zorlayalım çocuklarımızı, yemek için, uyku için, ilaç için, dersleri için v.s. Önünde kavga edelim, her şeyi konuşalım yanında, “aman ne anlar ki” diyelim. Yanında kitap okumayalım, gülümsemeyelim, yakınlarımıza sevgi sözcükleri söylemeyelim. Kavga edelim onunla büyük adam gibi. Zor olduğunu düşünelim bu anne – babalığın. Ne kadar yorgun eve gelsek de odaklanarak bir yarım saat dahi ayırmayalım ona. Meraklı sorularını cevaplamayalım, “aman yatsa da biraz işlerime baksam” diye söylenip duralım.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey yaşça büyük ama aklı, kalbi, bilinci, ruhu karmakarışık olmuş, pırlanta özelliklerini taşa çevirmiş bizler. Kendimize ve yaşıtlarımıza vicdansıza zulmediyoruz, bu çok açık. Ne olur, fiziken küçük ama akıl ve kalp kovası bizden daha derin olan çocuklarımıza bari bu vicdansızlığı yapmayalım. Merhametin yaşamdaki en kapsayıcı özellik olması gerektiğini unutmayalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgilerimle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/12/vicdaniniz-yaninizda-mi-iyice-kontrol-edin-dusurmus-olmayasiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
