<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MarkaSizsiniz &#187; Baba</title>
	<atom:link href="http://www.markasizsiniz.com/etiket/baba/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.markasizsiniz.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Feb 2011 22:45:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Arı gibi düşün, arı gibi düşün, &#8230;</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/07/ari-gibi-dusun-ari-gibi-dusun/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/07/ari-gibi-dusun-ari-gibi-dusun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 14:25:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[arı]]></category>
		<category><![CDATA[Baba]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce sistematiği]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Marka]]></category>
		<category><![CDATA[rol model]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=747</guid>
		<description><![CDATA[Arı gibi düşünmek, baba gibi düşünmek. Bir çizgi filmden yola çıkarak çocuk ve ilk örnek aldığı anne-baba rol-model ilişkisi üzerine.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: justify"><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/resim-052.jpg"></a><a href="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/resim-052.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-748" title="resim-052" src="http://www.markasizsiniz.com/wp-content/uploads/2009/07/resim-052-300x225.jpg" alt="resim-052" width="300" height="225" /></a>2,3 yaşındaki Tuna oğlumuz bir kaç çizgi filmin hastası oldu bile. Bunlardan biri de <span style="color: #800000;"><strong>&#8220;Arı Filmi&#8221;. </strong></span>Seyretmeyen büyükler varsa tavsiye olunur. Ben de parça parça seyrettim, film çok yaratıcı ve eğlendirici. Filmde ne varsa tabi ki Tuna’cık da taklidini yapıyor. Filmde arılar bir işe ekip halinde başlarken ya da bir sorunu çözmeye çalışırken <strong>“Arı gibi düşün, arı gibi düşün”</strong> diyorlar koro halinde. Beni daha çok şaşırtan ve düşündüren Tuna’nın şu cümlesi oldu. <strong>“Baba gibi düşün, baba gibi düşün”.</strong> Eyvah dedim. Çocuk, annenin ve babanın düşünce kalıplarını dahi taklit edebiliyor ve o şekilde düşünmeyi öğreniyorsa ne olacak! Ve korktum, bu sorumluluk bana ağır geldi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Garip bir el hareketi ile burnumu kaşıyorum, aynısını yapıyor. Arabayı kullanırken gözünü benden ayırmıyor. Baba senin göbeğin kocaman, benimki minik diye karşılaştırma da yapıyor. Bir yemeği “dürüm” haline getirmişsem illa ki onu deniyor, ondan tatmak istiyor. Koltukta benim rahat oturduğum gibi oturarak taklidimi yapıyor v.s. Neyse, uzadı.<span id="more-747"></span></p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Evet genler tamam, doğuştan gelen karakter desenleri, benliğini keşfetme mekanizması da tamam.  Kimi 3 yaş diyor, kimi de 5 yaş. Tüm kişiliğin oturması ile ilgili kısa bir zamandan bahsediyoruz. Ergenlik döneminden sonra ise tabiri caizse zorlama eğitimlerle disiplin altına almaya çalışıyoruz. Bilemiyorum, 2,3 yaşına kadar Tuna’ya neleri verebildik, veremedik, ya da yanlış verdik. Ama rol-model olarak bizim gibi çekirdek aile tiplerinde en önde gelen tabi ki anne ve baba. Bu taklitlerden yola çıkarak belki de düşünce sistematiğimizi dahi örnek alıyordur. Kim, kendisinden bir kopya daha çıkmasını ister ki! Herkes daha iyisini ister bence.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Arılar çalışkan, her birinin görevi var, sorgulamadan sadece işlerini yapıyorlar. Ekip ruhu ve motivasyon ve hiyerarşi müthiş. Doğadaki görevleri ne ise onu tamamlayarak ölüyorlar. Zaten filmde de “insanlar neden bizim ballarımızı satıyor” diyerek mahkemeye veriyorlar, kazanıyorlar fakat bal yapmayı bıraktıkları için tüm çiçekler kurumaya başlıyor. Yani polenler dağılmadığı için. Filmde bencillikten, ırkçılıktan, kıskançlıktan, hata yapmaya kadar bir çok şey anlatılıyor. Doğal olarak arı gibi düşünmenin de eksik yanları olacaktır. Çünkü her varlığın evrende bir görevi ve ona göre bir duruşu vardır. En mükemmel seviyeye gelebilecek de <strong><span style="color: #800000;">“insan”</span></strong>dır bildiğiniz gibi.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Son zamanlarda kişilik tiplerini yorumlarken panter, yunus, tavus kuşu, baykuş gibi benzetmelerden yola çıkılır. Her birinin özellikleri, davranış modelleri farklıdır. Bir insan bunların her birini belirli ve gerektiği ölçülerde kullanarak huzur içinde yaşayabilir. Baskın olarak birini kullananlar da kendilerine uygun iş alanlarında başarılı olabilirler. İnsan kaynakları departmanları da artık bu yöntemleri kullanarak bu insanları o şekilde kabulleniyor ve işe yerleştiriyorlar. Yani “tek tip” diye bir şey yok. Arı gibi düşün, yunus gibi düşün, baykuş gibi düşün diyebilir Tuna ve tüm insanlar.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Geçenlerde bir yazımda ifade etmiştim. <strong>“Kişisel marka olmak ailede başlar”</strong> diye. Arı gibi düşün cümlesinden yola çıkarak baba gibi düşün, anne gibi düşün diyen çocuğunuzun düşünce sistematiğine de hükmettiğinizi düşünsenize. Ne büyük bir sorumluluk.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Aman, bizim aynımız olmasınlar. Zaten farklı olacaklar da. Dileğimiz; bizden, herkesten, her şeyden en iyilerini alsınlar. Evet, değişik varlıklar gibi düşünsünler, davransınlar. Aynı kalıptan çıkmış insan modelleri gezmesin dünyamızda. Diğer dünyaya yaklaşan bu dünyayı artık savaşlardan, katliamlardan, ırkçılıktan, haksız kazançtan, tembellikten, şiddetten arındırsınlar. Arı gibi düşünsünler, panter gibi atak yapsınlar, baykuş gibi avlarına göz koysunlar, yunus gibi uyumlu, tavus kuşu gibi neşeli, dışa dönük olsunlar. Baba gibi de, anne gibi de, dede gibi de düşünsünler, örnek alsınlar geçmişi ve bu derslerle inşa etsinler geleceği.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: justify">En güzel, en insancıl, en doğal düşünce modellerini benimsemen ve uygulaman dileği ile Tuna’cık.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/07/ari-gibi-dusun-ari-gibi-dusun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asker Hastanesi’nde elektrikler kesilirse çamaşırlar elle yıkanır mı?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/asker-hastanesi%e2%80%99nde-elektrikler-kesilirse-camasirlar-elle-yikanir-mi/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/asker-hastanesi%e2%80%99nde-elektrikler-kesilirse-camasirlar-elle-yikanir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 14:43:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Baba]]></category>
		<category><![CDATA[çamaşır yıkamak]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Meydan Muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.markasizsiniz.com/?p=736</guid>
		<description><![CDATA[Rahmetli babamın ibretlik bir hikayesi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Tahminime göre 1960’lı yıllar, İskenderun’daki Asker Hastanesi sınavla eleman alacak. Her dönem olduğu gibi işsizlik had safhada, 100 kişilik kadroya fazlasıyla başvuru gelir. Sınava girenlerden biri de rahmetli babamdır. Sınava girer ve sonuçların açılacağı gün de herkes gibi O da gider ve heyecanlı bir şekilde komutanın açıklamasını bekler. Komutan gelir ve daha hiçbir şey söylemeden <strong>&#8220;Sadettin Esenli kim, aranızda mı&#8221;</strong> diye sorar. <span id="more-736"></span>Babam şok olmuş ve biraz korkak, biraz ürkek bir şekilde <strong>“benim”</strong> der. Komutan babamı yanına çağırır ve şöyle der; <strong>“Oğlum söyle bakalım, asker hastanesinden elektrikler kesilirse çamaşırlar elle yıkanır mı?”</strong> Babam sınavı hatırlar ve soruya verdiği cevabı da hatırlar ve &#8220;Komutanım, düşündüm ki nasıl olur o kadar askerin çamaşırı, yatak çarşafları v.s. imkanı yok yıkanamaz” diyerek <strong><span style="color: #800000;">HAYIR</span></strong> cevabını verdiğini söyler. Sen misin bunu söyleyen. Komutan biraz hiddetlenerek, tavsiye niteliğinde der ki. <strong>“Burası asker ocağı, burada elektrikler kesilirse bu çamaşırlar elle de yıkanır ayakla da” </strong>diyerek temizlik için zorunluluk olduğunu ifade eder. Ve ekler; &#8220;bu soru dışında tüm soruları doğru yapmışsın. Eğer bunu da doğru yapsaydın seni hemen alacaktım” der.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunu neden yazdım bilemiyorum. Babalar günü için gecikmiş bir yazı gibi oldu. 3. babalar günü geçirdim babasız. Ne sınavlar ne yokluklar görmüş babalarımız, dedelerimiz. İşin lafazanlığı olsun diye söylemiyorum. Hafta sonu Bursa’da tarihin derinliklerine gittim geldim. Yeşil Türbe’nin oralarda 87 yaşında bir amca dedi ki <strong>“oğlum biz açtık, aç, şimdi her şey var”</strong> dedi. Amca diyecektim, her şey var da bu defa da “fazla geliyor herhalde” diye. “Naylon çarık bulamayan dedelerin evlatları şimdilerde nankörlüğün acımasızlığı ile besleniyor” diye. Bu topraklarda, nerdeyse dünyaya hükmeden devleti kuranların rüyaları ile, Sakarya meydan savaşını planlayan komutanların da, sehitliğe koşan askerlerin de gördüğü rüyalar benzerlik gösterir aslında. Değil onların rüyalarını bizim hayal etmemiz, bir çok tarih bilgisini, bilincini çocuklarına yanlış öğreten insanlarız biz.</p>
<p style="text-align: justify;">İşe almak için sorulan sorular da, tarih derslerinin soruları da basittir aslında. Zor olan hangi bakış açısı ile düşünmek gerektiğidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ölünecek ise ölünecektir, çamaşırlar yıkanacak ise elle de, ayakla da yıkanacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazıyı hem vatanıma hem de rahmetli babama adamış olayım.</p>
<p style="text-align: justify;">Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2009/06/asker-hastanesi%e2%80%99nde-elektrikler-kesilirse-camasirlar-elle-yikanir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Markalaşma Çile Doldurmak mıdır?</title>
		<link>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-markalasma-cile-doldurmak-midir/</link>
		<comments>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-markalasma-cile-doldurmak-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 10:32:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Esenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Baba]]></category>
		<category><![CDATA[BETA]]></category>
		<category><![CDATA[Çile doldurmak]]></category>
		<category><![CDATA[Girişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/tema/?p=1008</guid>
		<description><![CDATA[Bağırarak ve büyük bir hiddetle “EVET“ diyorum. Hangi işi disiplinsiz, plansız yaptık da başarılı olduk. Ben olamadım, büyük ihtimalle siz de olamadınız. Atadan, babadan gelen şöhret ve zenginlikle bir yerlere geldi iseniz bu yazıyı okumakla zaman kaybetmyin lütfen. Golf oynamaya, ya da köşkünüzün havuzuna yüzmeye gidebilirsiniz. Markalaşmak, büyük baskılar altında zoru başarmaktır aslında. Hem iş,hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp2.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SIHG3CC3JPI/AAAAAAAAAEI/DeOtD8sjym4/s1600-h/beklee.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224675691470464242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" src="http://bp2.blogger.com/_6Bb_Oe0OclU/SIHG3CC3JPI/AAAAAAAAAEI/DeOtD8sjym4/s320/beklee.jpg" border="0" alt="" /></a><span style="font-family: verdana;">Bağırarak ve büyük bir hiddetle <strong><span style="color: #3366ff;">“EVET“</span></strong> diyorum. Hangi işi disiplinsiz, plansız yaptık da başarılı olduk. Ben olamadım, büyük ihtimalle siz de olamadınız. Atadan, babadan gelen şöhret ve zenginlikle bir yerlere geldi iseniz bu yazıyı okumakla zaman kaybetmyin lütfen. Golf oynamaya, ya da köşkünüzün havuzuna yüzmeye gidebilirsiniz. Markalaşmak, büyük baskılar altında zoru başarmaktır aslında. Hem iş,hem de özel yaşamında dikkat etmen gerek bir çok kural çıkar ortaya. En rahat insanlar bile o rahatlıklarının içinde kendilerini alıştırmış oldukları öyle kurallar gizlerler ki, asla o kuralları çiğnemezler. Başkasının da çiğnemesine izin vermezler.Yaşamın kendisi ölüme giden bir yoldur. İnsan bu kısacık yolda mutlu, başarılı, sağlıklı ve faydalı olmak ister. Kimi çok ister, kimi de haline şükreder oturur. Markalaşmaya çalışmak bir hırstır. Fakat güzel bir hırstır. Öyle anlamsız bir çaba değildir. Ayakta alkışlanacak bir gayrettir bu. Düşünce dünyamız hep buna göre şekillenir. Hedeflerimiz hep bu şekildedir. Bir de kişisel kazancımızı biriktirdiğimiz <strong><span style="color: #3366ff;">“kovamız“</span></strong> büyük ise tatmin olmak da zorlaşır. Halbuki küçük şeylerle de kanaat ederek mutlu olmayı bilmek gerekir. Varlığın düzeninde tek düzelik yok ki. Hep bir birini tamamlayan ölçekler, hareketler var evrende.</p>
<p>Ülkemiz şartlarında bir insanın ruh halini anlayabilmek için iki örnek verelim bu yazımızda;</p>
<p><strong>1-</strong> <span style="color: #3366ff;">Girişimci</span><br />
<strong>2-</strong> <span style="color: #3366ff;">Ve bu girişimci baba<br />
</span><br />
<strong><span style="color: #3366ff;">Girişimci;</span></strong></p>
<p><strong>-</strong> Adamdan zeka fışkırır, hayatı kitap okumakla, ve entel bilgi depolamakla geçmiştir. Ama varsayalım ki Anadolu’daki orta halli bir ailenin delikanlısıdır. Kariyer yapmak dahi ona basit gelmektedir, yüksek bir maaşla genel müdür ve CEO olmak bile. Sürekli fikirler, projeler üretir ama ne parası ne de pulu vardır. Bazı denemeler yapar, ümitsizliğe kapılır, batar, çıkar ama hala denemeye devam eder. Ben bu yazıyı yazrken o hala denemelere, çırpınmalara devam eder.</p>
<p><strong>-</strong> Dünya çapında ün yapan bazı internet projelerine bakarak iç çeker, ben de yatırımcı bulabilirim der. Ama bilmez ki yaşadığı yer Türkiye’dir. Bencilliğin, kıskançlığın, hep bana rabbenanın,“biz“ kelimesinin sadece savaşlarda ve zor şartlarda akıllara geldiği bir ülke olduğunu unutur. Yine kendi imkanları ile bir şeyler yapmaya devam eder. Ha bu arada geçindirmek zorunda olduğu bir ailesi vardır ve bu girişimlerini mesai ile birlikte yapar. Yani aslında imkansız ile uğraşır.</p>
<p><strong>-</strong> Ticareti bilmez, çünkü yüz yıllardır topraklarında hep başkaları bu işi yapmıştır ve dedeleri, babaları hep emir altında çalışmışlardır. Genlerinde dahi ticaret yapma ruhu kalmamıştır neredeyse. Okullarda ise sadece sınavdan geçilir, eli yüzü düzgün bir iş bulabilmek için. Yani ezberle oğlum, geçersin demişlerdir.</p>
<p><strong>-</strong> Ağır, aksak projesini ortaya koyar ama destek yerine köstek daha çok olur. Ülkesindeki insanlar o kadar sessiz, o kadar tepkisiz ve o kadar günü birlik yaşarlar ki.</p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong>Baba;<br />
</strong></span><br />
<strong>-</strong> Yukarıdaki girişimci iki çocuk babasıdır diyelim. Eşine çocuklarına daha fazla zaman ayırmak, ilgilenmek, iyi örnek olmak ister. Bu zaman planını yapmakta o kadar zorlanır ki yaşı zaten 40 olmuştur diyelim. Yine de vazgeçmez, hem işinde hem de evinde başarılı olacaktır ya.</p>
<p><strong>-</strong> Bu baba çok performans gösterdiği için yaşamına, tarzına dikkat etmek zorundadır. Marka olacak ya. Bu kadar yoğunluktan neredeyse bildiği her şeyi unutur, belki bir çoğunu yapamaz.</p>
<p><strong>-</strong> Babanın ve eşinin de aile çevresi vardır. Sorunlu da olsa sorunsuz da olsa belli bir ilgi gerektirir. Koştur baba koştur.</p>
<p>Bu üç beş madde markalaşmada ortalama puan almak içindir bu arada. Yapılması gereken maddeler o kadar çoktur ki. Bu konuda yazılan kitapları, makaleleri okuyun bunalırsınız eminim. Gerçek bu mudur, yine koca bir <span style="color: #3366ff;">EVET</span>. İç ve dış disiplin, stratejik planlama, diplomatik davranışlar, pratik ve aksiyoner olma v.s.</p>
<p>Kendimden başlayarak bir çok insanımızın kolaycılığa ve kaderciliğe mahkum olduğunu farkediyorum. Nasıl mı;</p>
<p><strong>-</strong> Proje yaptım olmadı. Bir çok başarılı proenin BETA süreci dahi yıllar almıştır aslında.</p>
<p><strong>- </strong>Çalıştım çabaladım ama bir türlü para biriktiremedim. Savurganlığımızın hesabını hiç yapmamışızdır aslında.</p>
<p><strong>-</strong> Çocuklarım beni dinlemiyor. Her gece göbeğini kaşıyarak sadece tv de maç izledi isen ne olsun ki.</p>
<p><strong>-</strong> Patronumla, müdürmle anlaşamıyorum. Onun şapkasını takarak hiç düşünmemişsindir ki.</p>
<p><strong>-</strong> Yabancılar müthiş başarılı valla, bizden adam olmaz. Sadece son 100 yıla bakın derim. Ne kadarını örnek almışızdır ki şöhret ve sınırsız maddi tatmin haricinde.</p>
<p><strong>-</strong> Bir fikrim var ama destek bulamıyorum, yatırımcı bulamıyorum. İyi bir iş planı ve sunum için bana 10 madde say desem sınıfta kalırsın eminim.</p>
<p><strong>-</strong> Girişim yaptım battı, çok borca girdim artık risk alamam. Kaç kişi ilk girişiminde başarılı olmuş ki. Kendin için, toplumun için, bütün insanlık için en büyük riski aldın bile. Otur, keyfine bak.</p>
<p>- Benim ailem zaten zengin, bana ne. Doğru ya üretim ve istihdamın ekonomideki yerini anlatsam da anlayamazsın zaten. Seni gidi miras yedi.</p>
<p>Bu yazıyı yazdığım <span style="color: #3366ff;"><strong>19 Temmuz 2008 saat 13:00</strong></span> itibari ile düşünün arkadaşlar. Geçmişten gelen perişanlıklar, korkular, baskılar sizi hiç bırakmayacak. Siz onları bırakın. Kişisel markalaşma çabası şu anda zor ise gelecekte daha da zor olacaktır emin olun. Çünkü derler ya aslında ”<strong><span style="color: #3366ff;">gün, günden zor gelirmiş”</span></strong> önlemini almazsan.</p>
<p>Yazıyı buraya kadar okuyanlar şunu düşünebilir. Murat, amma da kastın yani. Kusura bakmayın ama dervişler, ruhbanlar gibi çile doldurmaktan bahsetmiyorum ki. Normal hayat akışınızda zaten bir çabanın, bir zorluğun içinde olduğunuzu söylüyorum. Vazgeçmeyin, sebat edin sabredin, daha hızlı, daha iş bitirici ve daha vizyoner olun diyorum. Bu bir sınavdır ve illa ki 100 almanız gerekir demiyorum. Siz sadece 70 alsanız ben şimdi gelir önünüzda saygı ile eğilirim.</p>
<p>Dün akşam bir partide, büyük yaşına rağmen hala koşturan bir iş adamı ile görüştüm. Dedi ki <span style="color: #3366ff;">”Siz benim iyi halimi görüyorsunuz. 50 yılımın nasıl geçtiğini sormuyorsunuz” </span>dedi. Kıymetli eşi de yanında öyle bir iç çekişle başını salladı ki. Ben de daha 11 yıllık çalışma hayat olan birisi olarak düşündüm. Ben daha ne yaptım ki, ne çile çektim ki. Kişisel markam için daha ne yaptım ki. Bazen de çok yorulduğumu, yıprandığım filan düşünürüm. Hadi oradan&#8230;</p>
<p><span style="font-family:verdana;">Sevgilerimle.</p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.markasizsiniz.com/2008/07/kisisel-markalasma-cile-doldurmak-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

