Bu iki kelime hiç de hava atmak için kullanılacak kavramlar değil. Hani modaya, trende uyalım da internet  girişimcisi olalım ya da sosyal sorumluluk kampanyaları uygulayalım gibi. Girişimci aslında sosyal sorumluluk hisleriyle de yola çıkar sadece para kazanmak için değil. Yani insanlara faydalı bir şeyler sunmak ister. Sosyal sorumluluk da bireyin aksiyonundan başlayarak topluma olumlu anlamda yön veren bir hareket gibi devam etmelidir. Bizim kültürümüzde de esnaf olmanın etik kuralları bir çok yerde belirtilmiştir ama en akılda kalanı Ahilik teşkilatı, yani Şeyh Edebali’nin vicdan ve akıl kokan sözleridir.

Girişimci yalnızdır, aklına koyduğu proje fikrini gecenin bir saatinde eşinin yanında bulur ama yine de yalnız bulmuştur ve düşünmeye başlamıştır işte. Ama bu yalnızlığın en yakınlardan başlayarak değerlendirilmesi, enine boyuna tartışılması, mümkünse devamı için destek, anlamsız ise bırakılması için tavsiyelerde bulunulması gerekmektedir. Gelin görün ki hem maddi anlamda, hem de “düşünce tarzı” anlamında engellemeler başlar. En başta “saçmalama, doğru işine git, para kazan, kocaman adam oldun, ne evin var ne de araban, senin etin ne budun ne ki” gibi sözlerle ilk raund başlar. Ve bilirsiniz sayısı artan raundlar isterse girişimcinin cebinde milyon dolarlar olsun “hevesi” söndürür.

Çok iyi ve sosyal sorumluluğa katkıda bulunan projeler yaptığı halde şirketindeki üst yönetim ve arkadaşlarından bir kelime dahi takdir duymayan insanlar vardır emin olun. Kaç anne baba vardır ki çocuğunun girişim hayallerini, yardım etmeye gücü olmasa bile bari dinleyen, anlayışla yol göstermeye çalışan? Kaç insan vardır ki yola çıkan girişimciye hiçbir yardımda bulunamıyorsa bile içinden iyi dilekler, dualar gönderen? Bunları bırakın “vay be, adam parayı kıracak şimdi, benden akıllı da değil” diyerek önce nazar etmeye, hızını alamayarak kösteklemeye çalışan daha çok kişi bulabilirsiniz.

Şu andaki görüntü, özellikle teknolojiye ve internete dayalı girişimlerde “bir avuç” insan görüntüsü. KOBİ’lere kredi-hibe verenler var ya, bilmezler mi ki girişime başlayan kişinin daha şirketi bile yoktur. Olsa bile “en az bir yıllık” gibi şartlar da var bilirsiniz. Sonra Teknoparklar, Kosgeb, Tübitak v.s. gibi kuruluşların süreçlerinin de ömür törpüsü gibi olması nedendir? Krize çare bulmaya çalışmak güzeldir ama bir de “şu gençler ne yapıyor” diye kulak kabrtsa birileri iktidardan hoş olmaz mı? Okullardaki müfredatları daha girişimci, proje yürütücü ve analizci detaylarda yönlendirsek de üniversiteden sonra iş başa düştüğünde şok olmasa yeni yola çıkanlar.

Evet, girişimciler hem maddi hem de manevi anlamda “diğer” diyebileceğimiz insan tiplerinden destek görmüyorlar diyelim. Peki kendi tiplerinden, yani girişimci arkadaşlarından ne kadar destek görüyorlar acaba? Ha, diyeceksiniz ki, herkes kendi derdiyle meşgul, kimin derdinden kime ne! Yok öyle arkadaşlar, bence girişimciler için en büyük sosyal sorumluluk önce kendileri gibi yola çıkanlara destek olmaktır. Bu da sadece sosyal medyada abone olmakla, “like” yapmakla, birkaç yorum yazmakla olmuyor. Bunlar da tabi ki bir şey ama bir de Burak Büyükdemir gibi organizasyonlar kuranları, Uğur Özmen hocam gibi yol gösterenleri, yardım edenleri düşünün. Destek olmak için her zaman yapılabilecek daha fazla bir şeyler vardır eminim.

Çok güzel gelişmeler var, biliyorum ve umutluyum ama çook gerilerden geldiğimiz de ortada. Yarış yapmıyoruz, hırs yapmıyoruz yanlış anlaşılmasın. Adam akıllı, ayakları yere basan işler yapmak istiyoruz tabi ki! Ama girişimci isek önce kendimize bakalım. Bencillik havuzumuzun derinliğini, hep bana Rabbena tavırlarımızın baskınlığını ölçelim. Bu yazı da şikayet yazısı gibi ama artık şikayet etmeyi bırakalım. Yakın ve uzak her tehlikeye karşı nakit yönetimimizden, geliştirme stratejilerine varana kadar daha akıllıca davranalım. Zaten çevrenizde “bak ben sana söylemiştim batacaksın diye” demeyi bekleyen o kadar kendini bilmez var ki!

Ayağa kalkın, miskin miskin oturmayın bilgisayar karşısında ve yola çıkın. Hem kendi girişiminizin reklamını yapmak hem de diğer arkadaşlarınıza destek olmak için. Girişimci bir gün ölecekse oturduğu ya da yattığı yerde ölmez. Ayakta ölür, yolda ölür. Aksiyoner insan olmak, sosyal sorumluluğu yeni nesillere aşılamak da ancak böyle olur. 

Saygılarımla.