İngilizce makalelerde kişisel markalaşma çabaları için “build” ifadesi kullanılıyor genelde. Temeli çocukluktan, aileden başlayan bu binanın inşası aslında hiç bitmiyor belki ölene kadar. Her gün üzerine bir şeyler koymak gerekiyor artı olarak. Yani imar ediyoruz, kendi binamızı kurmaya çalışıyoruz. Fakat gelin görün ki bizden ve çevreden gelen etkenlerle bu yapı bir yandan yıkılabiliyor, zarar görebiliyor. Sürekli bir kontrol ve tamir, tadilat gerekiyor. Bazen de temeli sağlamlaştırmak için değişik çözümlere gitmek gerekebiliyor. Yine İngilizce ifade olarak bu anlamda “ruin” kelimesi kullanılıyor harap etmek anlamında. Genelde kişisel anlamda çok kullanılıyor bu ifade. Başlık olarak da “How to ruin your personal brand?” gibi sorular kullanılıyor.

İnşa ettiği bir şeyi kim yıkmak ister! Ya da herhangi bir kişi ya da hadise tarafından yıkılmasını ister miyiz? Kimse istemez. Genelde negatif etkilerin, yıkımların dışarıdan geldiğini düşünürüz ve başkalarını suçlarız. Aslında kendi yanlışlarımız daha çok başkalarını harekete geçirir ve negatif enerjiyi üstümüze çekeriz. Zihnimizde besleyip büyüttüğümüz her şey bir şekilde karşımıza çıkar. Somut ya da soyut bir şekilde. Kişisel Marka binamıza zarar verecek şeyleri de bu şekilde üzerimize çekmiş oluruz. “Bunları yap, kişisel marka olmayı unut” diye bir yazım var konu ile ilgili. Algıyı olumsuz çağrışımlar üzerinden yakalayabilmek için bu konuda genel bir toparlama yapalım isterseniz. Hangi yanlış hareketler mahvediyormuş kişisel markamızı, görelim.

1- Özgün olmayın. Sıradan, genel geçer işlerle uğraşarak günübirlik yaşayın. Gerçek kendinizi ortaya koyacak yeni bir hayata cesaret etmeyin. Kim uğraşacak şimdi bunlarla. Bunca memleket meselesi ve çevre baskısı varken.

2- Hedeflerinizi gözden geçirmeyin. “Zaten yok” diyorsanız emin olun sizden rahatı yok. Bırakın hayat bildiği gibi aksın. Hangi mecralarda, yollarda aktığınız sorgulamayın. Öylesine, rüzgarda savrulan bir yaprak olarak yaratılmışsınız zaten.

3- Sizi ve dolayısıyla ailenizi huzurlu kılacak tutkularınızı, ideallerinizi gömün daha derinlere bir yerlere. Sadece para kazanmaya odaklanın. Çünkü para her şeydir. İşe gidin eve gelin, işe gidin eve gelin.

4- Hayattan ne istediğinizi açıkolarak ifade etmeyin, bir formüle oturtmayın hayallerinizi ve arzularınızı görselleştirmeyin, yazmayın, çizmeyin. Sadece hayıflanın “bir türlü olmuyor işte” diyerek.

5- Kimseye yardım etmeyin, bildiklerinizi, tecrübelerinizi paylaşmayın. Kendinize saklayın ve mezara birlikte gidin. Bu bencilliğin çok işe yaradığını göreceksiniz, devam edin.

6- Evinizde oturun, dışarıya çıkmayın, sosyal olmayın. “Aslı yalnız yeme” diyen kimse yanlış söylemiş siz yalnız yemeye devam edin. Sosyal ağ olarak size aileniz ve yaşadığınız semt yeter. Başka yerler, başka insanlar, başka fikirlerle tanışmak için yormayın kendinizi.

7- Eğlenceli, ilginç, sıra dışı olmayın. Olduğunuz yerde kalın. “Challenge” denilen ataletinize meydan okuyacak hareketlere kalkışmayın.

8- Tutarsız, çelişkili, karmaşık mesajlar verin çevrenize kendinizle ilgili. Bir gün “evet” deyin, bir gün “hayır”. Bir gün “öyle” olun, bir gün “böyle”. İş ya da özel hayatınızdaki duruşunuzu kimse anlayamasın ve sizi bir yerlere konumlandıramasınlar.

9- Denemeye çalışmayın, başarısızlıktan korkun ve çevre ne der baskısından çekinin. Böylece yeni şeyler öğrenmenize de gerek kalmaz. Ne güzel değil mi!

10- Bir mentor, koç ya da danışmana gitmenize gerek yok. Yani biliyorum korkmuyorsunuz, çekinmiyorsunuz aslında. Zaten biliyorsunuz her şeyi ne gerek var ki şimdi para vermeye.

11- Sosyal medya ve internet denilen şeyin ne olduğuna kafa yormanıza gerek yok. Profildi, paylaşımdı, network vs. hiç gerek yok uğraşmanıza. Görmezden gelin bu iletişim trendlerini. Klasik ilişkiler ağınıza devam.

12- Gönüllü olarak bir beklenti içine girmeden yardım organizasyonlarına katılmayın. Bir faydanız olacaksa sadece kendinize olsun ya da parasal karşılığı olsun.

13- Her yerde, her zaman kendinizden bahsedin “marka” olacağım diye. Baskın olan hep siz olun, önde olan, sahnede olan hep siz. Bakın nasıl kişisel marka oluyorsunuz negatif anlamda.

14- Kendinize hep aynı soruları sorun ve aynı cevapları verin, bahaneleri sıralayın. Farklı sorulara sorarak beyninizi zorlamayın, sonra değişmek zorunda kalırsınız.

15- Kendinizi “monitor” etmeyin. Not tutmayın, hedeflerinizi yazmayın, kimsenin sizi sorgulamasına da izin vermeyin. Hayatın da karnesi mi olurmuş canım. Tadını çıkarın, kasmayın kendinizi.

Evet, bunları yapın ve inşa edilen bir şeylerin nasıl yerle bir olduğunu görün. Başarı dilemiyorum bu maddeleri yapmanız için. Yapmamayı temenni ediyorum hem kendim, hem de sizler için.

Saygılarımla.

NOT: Bu maddelerin tuzağına nasıl düşmeyebiliriz konsunda daha detaylı bilgiler sunacağımız “Kişisel Markalaşma Semineri” ni kaçırmayın. 26 Aralık 2010 Pazar günü. 2011 yılına, yani 21.yy’ın ikinci on yılına kişisel markanız nasıl girecek ve aksiyon planımız ne olmalı konusunda atölye çalışmaları yapacağız. İletişim için murat@markasizsiniz.com

« « Zor zamanlarınızı daha da zorlaştıracak 15 kusurlu hareket!| Bir mektup var! » »

Toplam : Bir Yorum Var

    MarkaSizsiniz « eda's hmwrk Ocak 17th, 2011 at 9:50 am

    [...] 1. Kişisel Marka İnşasını Yerle Bir Etmek İçin [...]

Yorumunuz:


Add a comment on FriendFeed