Sıcak bir yaz günü, işlek bir caddede, hafif rampa diyebileceğimiz dört yol trafik ışıklarına yakın bir pastanede oturuyorum.  Birden korna sesleri, bağırmalar, sollamalar, aşağılayıcı bakış fırlatan tipler, el kol hareketleri v.s. Bayan sürücü en önde ve bir türlü aracı kaldıramıyor. El freni kullanıyor, dörtlüleri yakmış, tekerler cayır cayır patinaj yapıyor ama nafile. Sanırım kırmızı ışık ikinci kez  yanıyor. Yanındaki beyefendi iniyor ve arkadakilere geçmelerini işaret ediyor, sanırım direksiyona o geçecek derken araba bir anda yolu kavrıyor ve ileride sağa çekiyor adamı beklemek için.  Geçti gitti, birkaç dakikalık krizi sanki o koltukta ben varmışım gibi hissetmeye çalıştım. Belki de bugünlerde bazı krizleri yönetmem gerektiğindendir, kim bilir!

Çok küçük bir örnek ama hayatın tam içinden bir örnek aslında. Gelin bu krizi biraz inceleyelim.

1- Saniyelerle ölçülen bir zaman dilimi

2- Hava çok sıcak, kilma kar etmeyebilir.

3- Arkada uzayan araç kuyrukları.

4- ”Bayan değil mi işte” bakışı atan ve el kol hareketi yapan tipler.

5- ”Öğren de gel bak araba böyle kullanılır” diyerek sağlayan tipler.

6- Gürültü, korna sesleri, konsantrasyonu engelleyen her bir şart mevcut.

7- Herkesin işi o saniyelere bağlı imiş gibi gelen baskının sıcak rüzgarı.

8- Aracı geriye kaydırarak kazaya sebep olma ihtimali.

9- Yetemeyen kabiliyet ya da şanssızlık, panik v.s.

Anlayacağınız bir kriz için her şart mevcut. Ve gerçekten de bu baskı hissedilmeyecek, korkulmayacak, panik olmayacak gibi değil. Hayatta başımıza gelen ve gelecek bir çok krizin bu gibi baskı parametreleri vardır. Her şey sizin aleyhinize anlaşmıştır sanki, yani öyle algılarız insan olarak. Bakalım rampada araç kaldırma krizinden daha genel anlamda kriz baskıları neler;

1- Zaman baskısı vardır gerçekten. Örneğin iki aya yayarak çözmenizde bir mahsur olamayacak krizi bir haftada çözmek istersiniz ısrarla, neden?

2- Suçlu, hatalı, bundan sonra hiçbir şey iyi gitmeyecek havası hakimdir atmosferde, soluyun havayı kötümserlik kokar.

3- Herkes “bir an önce bunu çöz” bakışları ve kelimeleri ile karşınızdadır yoksa darağacına benzer bir şeyleri işaret eder dururlar. Sanki kendileri her krizi iki dakikada çözmüş ya da hiç hata yapmamış gibi.

4- İletişim kargaşası yaşanır ve herkes bir şey söyler yardım etmek isteyenler de kuyunuzu kazmak isteyenler de.

5- Hangi olay olursa olsun gerçekten de bir şekilde bir şeyler, bazı kişiler v.s. doğru ve tam performans çalışmamıştır. Bu kişi siz ya da sizin kurduğunuz bir yapı da olabilir. Yani gücünüzün yetmeyeceği bazı olumsuzluklar çıkmıştır ortaya.

6- Ve sizin moraliniz, kan basıncınız, motivasyonunuz, tüm tecrübeniz, kabiliyetleriniz v.s. iyice dengesiz bir hal almaya başlamıştır. Bu krizin altında ezilmeniz an meselesidir, Azrail başınızda beklemektedir sanki. Yani bu psikoloji içerisinde çözüm bulmaya ve tekrar yol almaya çalışırsınız ama nafile.

Bu maddeler de uzar gider. Hem iş hayatında hem de özel hayatımızda sürekli küçük büyük çapta, uzun kısa süreli krizler yaşar ve çözmeye gayret ederiz. Ama gördüğünüz gibi bir kırmızı ışıkta arabayı kaldıramamak bile başlı başına nasıl büyük bir kriz olabiliyor bu sıcak havalarda.
Bu krizi çözecek yine krizin faili olarak görülen kişiden başkası değildir. O “an”lar karar anıdır işte. Ve bazı kriz yönetimi kararları gerçekten hayati önem taşıyabilir. Örneğin bir pilot ya da şirketini iflasa sürükleyerek çalışanlarını mağdur etme ihtimali olan bir patron, girişimci ya da bir güvenlik görevlisi v.s.

Ne yapmak gerek? Bilmiyorum. Bu konuda yazılı çizili birçok şey var ama sanırım herkes kendince bir şeyler uyguluyor. Ben de gözlemlerimden çıkardığım sonuçlar çerçevesinde bazı öneriler sunmak istiyorum;

1- Öncelikle bir kriz olduğunu kabullenelim. Doğru kuralların uygulanması gereken bir kalp krizi de olabilir bu. Kaderde vuku bulan bir şey olduğunu ve herkesin başına gelebileceğini düşünelim.

2- Çaresiz çırpınışlarla ağızlara sakız yapmayalım ama yardım istemekten de çekinmeyelim. Hiçbir yerden yardım gelmeme ihtimalini de göz önünde bulunduralım ama.

3- Önyargılar, dedikodular, ezici bakışlar, kinayeli sözler, aşağılamalar v.s. hepsine maruz kalmayı göze alalım ve tüm bunlara karşı sabırlı olmanın yollarını arayalım.

4- Öncelikleri iyi ayarlayalım. Yani tüm krizleri bir anda çözmek yerine önce kucağınızda ilk önce patlamaya hazır olandan başlayalım ve zaman kazanalım.

5- Trafik ışıklarındaki kadar kısa zaman diliminde değil isek gerçekten oturalım yazalım, çizelim büyük resmi görmeye çalışalım.

6- Aynı kriz üzerinde sürekli düşünmeyelim bu bizi daha da çözümsüzlüğe götürebilir. Zaman var ise (ki vardır herkes pilot ya da o uçakta değil ya) başka şeylerle de ilgilenelim. Biraz zor ama sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatın diğer güzelliklerine biraz olsun tutunmaya çalışalım.

7- Kabuğumuza kapanmayalım, şeytanın vesvesesi daha çok alt eder bizi. Başka insanlarla konuşalım, görüş alışverişinde bulunalım.

8- Konuları, stres kaplarını birbirinden ayıralım ve her birine özel planlar yaparak çözümler üretelim. Genelde çorba yaparız her şeyi bilirsiniz ve işimiz daha da zordur artık.

9- Eyvah eyvah başıma bu da mı gelecekti demeyelim Allah ile özel mukavelemiz filan yok, sıradan bir insanız işte. Neden ben diye isyan etmeyelim yani.

10- Bizden çok daha kötü durumlarda olanlar olduğunu düşünelim. Hatta araştıralım onların çözüm yollarını inceleyelim. Case study-vak’a araştırması diyorlar ya.

11- İnsan olma kıvamımızı, dengemizi, duruşumuzu bozmayalım. En ufak sendelemenizde en yakınlarınızın bile sırt çevirme ihtimali yüksektir.

12- İş ve para krizi evet önemlidir ama hiçbir zaman aile huzurundan daha önemli değildir. Bazı şeylere birlikte sabredemeyen aile, ekip, şirket, cemiyet v.s. üyeleri ne yaptıkalrını bir kez daha sorgulasınlar bence. Özellikle eşler için gerekli.

13- İlk yardım çantası gibi beslenme kaynaklarımız olsun. Kişiler, mekanlar, kitaplar, bize huzur veren her ne var ise.

14- Kriz anında beyni, kalbi, ruhu dinç kalması gereken, korunması gereken ilk kişi sizsiniz bunu unutmayın. Her şey size kendinizi unutturmak ve yanlış kararlar aldırmak için devreye girmiştir sanki. Sakın aldanmayın.

15- Korkmanız gereken şeyler hiç de uzağınız da değildir yakınlarınızda arayın krizi çözümsüzlüğe götüren etkenleri. Çalışma masanızın dağınıklığı dahi konsantrasyonunuzu bozabilir, dikkat. Gerisini siz düşünün.

Ben bunları böyle yazıyorum ya siz bakmayın maddeleri sıraladığıma. O kırmızı ışıkta aracı kaldıramama krizi de zor, daha geniş çapta olanları da. Her şeyde bir hayır olacağını düşünmek ve hep hayırlı olanı istemek önemli. Ve tabi ki bu maddeler gibi yüzlercesini, süper hafızamızla uygulasak dahi çözemeyeceğimiz krizler olacaktır. Evren kadere bakar, kul kendi iradesine. Bizim evrene göre ölçeğimizi düşünmek yeterli bu durumda. Her şeyin hayırlısını diliyorum tüm krizlerinizde.

Saygılarımla.

« « Size özel hayatın şifreleri| Harvard Business School’da MBA yapın, kişisel marka ibreniz tavan yapsın! » »

Toplam : Bir Yorum Var

    meral özsan horasanlı Temmuz 4th, 2010 at 5:50 am

    Murat bey, Teşekkürller emek vermişsiniz.Krizler yaşantımızın parçası oldu, bu dönemlerde ön görü sahibi olmak önemli, ne gibi önlemler, alınabilir, bizimle aynı konumda olanların önlemleri nasıl onlar ne yapıyorlar takip etmek,, ve motivasyon bu çok önemli, özellikle işverenler bu dönemlerde çalışanların motivasyonunu yüksek tutmak zorunda ,bu da çalışanlara aktiviter düzenlemeli ve dikkatlerini o yöne çekmeleri gerkir. Özel ve iş yaşantımızdaki krizlerde, çok iyi yazmışsınız beyni, kalbi ruhu , dinç tutmak, , dengemizi, duruşumuzu bozmamak.Ellerinize yüreğinize sağlık

Yorumunuz:


  • June 14, 2010 at 10:26 pm Murat Esenli
    Marka Sizsiniz'e yazı gelmiyor diyenlere; az da olsa geliyor, bıraktığımı sanmayın Mindin.me işlerine filan giriştim diye :))
  • June 14, 2010 at 10:55 pm Murat Esenli
    Belki de :)) Krize sebep olanlar belli de etkilenenlerin "duruş kaybı" da çok fazla ülkemizde.
  • June 14, 2010 at 11:04 pm Murat Esenli
    Tabi ki trafiği aksatmamak gerek ve bir an önce çözüm bulmak gerek. Ama o tepkilere karşılık vermek ya da benzer tepkilere giriştiğimiz anda "duruş" bozulmuştur. Hayatta da en kötü kararlar bu baskılar gölgesinde alınan kararlardır bence. Ben de rahat rahat yazıyorum ya sanki robotmuşum gibi, zor tabi ki biliyorum, zor!

Add a comment on FriendFeed