Hep merak etmişimdir. Eski model arabaların tasarımları neden hoş değil? Şimdikilerin metal ya da cam kıvrımlarını verebilecek makine o zaman yok muydu? Ya da ön konsolu daha kullanışlı dizayn edecek personel mi yoktu? Ya da sinyaller neden sönük, sönük yanıyor ona yetecek enerji sağlanamıyor muydu? Bu gibi belki yüzlerce soru çıkarılabilir. İnsan o zaman da insan idi, yollar o zaman da aynı yol idi. İhtiyaçlar mı değişti, beyinler mi gelişti, nedir tüm bunların sebebi?

Bu örneği, tüm yaşamda verilen kararların, yapılan çalışmaların, alınan sonuçların hepsi için genişletebiliriz. İnsanoğlu düşündüğü, karar verdiği her şeyi hemen uygulayamıyor, doğru. Bazı gerekçeler de sayabiliriz. Toplumsal dinamikler, bütçe yetersizliği, yönetim yanlışlıkları, yanlış algılar, tehlikeli iletişim yöntemleri v.s. Peki, yapan nasıl yapmıştır. Ülke olarak da düşünün insan olarak da. Herkesin başına gökten zenbille mi inmiştir teknolojiler, icatlar, yaratıcı fikirler. Tabi ki, HAYIR.

Bir örnek daha vererek devam edelim. Diyelim ki mobil pazarlama ya da interaktif pazarlama stratejileri. Bu işleri yapan bir ajans iseniz gider projenizi sunarsınız, önemini anlatırsınız. Şirket yetkilileri, patronlar “ne gerek var canım, bizim insanımız henüz böyle şeylere alışık değil, belki “gelecekte” diyerek sizi kapıdan uğurlar. Bakarsınız ki beş yıl sonra kuzu kuzu yapmaya başlamış. Ama beş yıl önce yapmaya başlayanların kazancını görerek, “tüh geç kaldık” telaşı ile. Bu örnek, devleti yöneten siyasetçiler için de aynen geçerlidir. On-yirmi yıl önce verdiği kararın yanlış olduğunu itiraf edenler, özür dileyenler, kendini affettirmeye çalışanlar. Pardon ama demokrasi ya da insan hakları o zaman farklı mıydı ki! Neden?

Son sözümü şimdiden söyleyeyim. “Öyle bir hayat yaşıyoruz ki, herkesin herkese belki bir saniye önce düşündüğü ve yanlış karar verdiği her hangi bir durum nedeni ile özür dileme borcu var.” Patronun işçiye, çocuğun anneye, devleti yönetenlerin halka, öğretmenin öğrenciye v.s. Çünkü o anda doğru kararı verebilmek, verimli sonuçlar alabilmek için yeterince çırpınmamıştır da ondan. Hatalarından ders almamıştır da ondan.

Kainatta cereyan eden tüm “şey” ve “hadise” lerin görünürdeki aktörü kim? Tabi ki insan, yani “siz” siniz. On yıl önceki algılarınız, düşünceleriniz, davranışlarınızla şimdikiler arasında dağlar kadar fark var mı? EVET. O zaman neden doğru olanı yapmadınız? Şartlar, bahaneler sıralanır cevap verebilmek için. Bu yazıyı ümitsizliğe kapılalım diye yazmıyorum. Ben de biliyorum bilincimizin, mantığımızın, hislerimizin bir organizma gibi zaman içinde geliştiğini, değiştiğini, olumlu ya da olumsuz çok farklı formlara girebildiğini.

“Zaman içinde” dedik ya bir önceki cümlede. İşte bizi geleceğe esir eden bu ifadenin ta kendisidir. Nasıl mı? Sen çocuğa üç-beş yaşına kadar gerekli eğitimi, terbiyeyi verme zamana bırak. Şirketinin, girişiminin iş planını, stratejik planını yapma, zamana bırak. Sen en doğru olan bilgi vermeye çalışma, sonraya bırak. “Kervan yolda düzelir” mantığı ile gidenler dünyanın sonuna kadar o kervanı düzeltemeyebilirler.

Tüm bunları ele alarak kendimize dönelim. Gelecekte ne olabileceği ihtimalinin örnekleri fazlasıyla mevcut çevremizde. Kendinizden beş on yaş büyüklere, onların tecrübelerine, pişmanlıklarına, eksik kararlarına bakmamız yeterli. Araba tasarımı örneği ile başlamıştık. En derin hazine potansiyeline sahip “insan” olarak biz kendimizi nasıl tasarlıyoruz? Yoksa yirmi yıl sonra mı aklımızın başımıza gelmesini bekliyoruz? Neden uzun vadeli planların arkasına saklanarak, en kısa anları ölçmüyoruz? Neden her algımızın, her düşüncemizin hayatımıza ve çevremize yön verdiğini atlıyoruz? Neden stratejik karar verdiğimiz bir konuda mevzimizi sürekli terk ediyoruz. Yoksa iç disiplin savaşının kolay olduğunu mu zannediyoruz!

Gelecek, “şimdi” lerden ouşur. “Şimdi”lerde, “an”lar saklıdır. Çabalayan, kendini eğiten insan, her anında zaman denilen şeyi genişletebilir. Hatta zaman olgusuna da artık takılmaz olur. Geçmişin, şimdinin ve geleceğin aslında bir biri ile iç içe geçmiş daireler kadar yakın olduğunu fark eder ve ona göre davranır. Tabi ki planlı, önceliklendirilmiş ve gerçekten hedefine hızla giden bir ok gibi konsantrasyon bozulmayacak bir şekilde. “Gün günden zor gelir” derler. Gelecek, eskiye göre yenilerini getiriyor fakat sorunlar da beraberinde geliyor. Bu yazdığım cümle bittiği anda hayatınızda yeni bir şey yapın ve hemen yapın, ne olur geleceğe bırakmayın.

Saygılarımla.

« « Arı gibi düşün, arı gibi düşün, …| Var ya, ben bu işi O’ndan kat kat iyi yaparım! » »

Toplam : Bir Yorum Var

    zühtü soylu Temmuz 18th, 2009 at 2:57 am

    Murat bey dediğiniz gibi “şimdi”ler “an”lar yaşıyor!!! Bir insanın yapmak istemesiyle herşey olmasa da bir insan onu yapmak için çabalasa 5 yıl önceki planlar şimdi değilde 5 yıl önce yapılabilirdi. Patronum bunu onaylamadı düşüncesi! Sen bir işi yapmak için patronunu cazip kılacak fikirler gerçekleştirdiğini sanıyorsan patronun değil başkaları bile fikrini reddemez. Murat bey güzel fikirleri ve düşüncesiyle örnek aldığım bir kaç kişiden birisi olarak benim planlarımda benim fikirlerimde önemli rol üstlenerek yazılarınızı zevkle okuyorum. Görüşmek üzere hayırlı günler…

Yorumunuz:


  • July 17, 2009 at 1:33 pm Dinçer Keskinpala
    '' Öyle bir hayat yaşıyoruz ki, herkesin herkese belki bir saniye önce düşündüğü ve yanlış karar verdiği her hangi bir durum nedeni ile özür dileme borcu var.” . Elinize sağlık Murat Bey.
  • July 17, 2009 at 3:33 pm Murat Esenli
    Teşekkür ederim arkadaşlar. Daha uzun bir yazı olarak planlamıştım ama bu kadar dile getirebildim.

Add a comment on FriendFeed