Tahminime göre 1960’lı yıllar, İskenderun’daki Asker Hastanesi sınavla eleman alacak. Her dönem olduğu gibi işsizlik had safhada, 100 kişilik kadroya fazlasıyla başvuru gelir. Sınava girenlerden biri de rahmetli babamdır. Sınava girer ve sonuçların açılacağı gün de herkes gibi O da gider ve heyecanlı bir şekilde komutanın açıklamasını bekler. Komutan gelir ve daha hiçbir şey söylemeden “Sadettin Esenli kim, aranızda mı” diye sorar. Babam şok olmuş ve biraz korkak, biraz ürkek bir şekilde “benim” der. Komutan babamı yanına çağırır ve şöyle der; “Oğlum söyle bakalım, asker hastanesinden elektrikler kesilirse çamaşırlar elle yıkanır mı?” Babam sınavı hatırlar ve soruya verdiği cevabı da hatırlar ve “Komutanım, düşündüm ki nasıl olur o kadar askerin çamaşırı, yatak çarşafları v.s. imkanı yok yıkanamaz” diyerek HAYIR cevabını verdiğini söyler. Sen misin bunu söyleyen. Komutan biraz hiddetlenerek, tavsiye niteliğinde der ki. “Burası asker ocağı, burada elektrikler kesilirse bu çamaşırlar elle de yıkanır ayakla da” diyerek temizlik için zorunluluk olduğunu ifade eder. Ve ekler; “bu soru dışında tüm soruları doğru yapmışsın. Eğer bunu da doğru yapsaydın seni hemen alacaktım” der.

Bunu neden yazdım bilemiyorum. Babalar günü için gecikmiş bir yazı gibi oldu. 3. babalar günü geçirdim babasız. Ne sınavlar ne yokluklar görmüş babalarımız, dedelerimiz. İşin lafazanlığı olsun diye söylemiyorum. Hafta sonu Bursa’da tarihin derinliklerine gittim geldim. Yeşil Türbe’nin oralarda 87 yaşında bir amca dedi ki “oğlum biz açtık, aç, şimdi her şey var” dedi. Amca diyecektim, her şey var da bu defa da “fazla geliyor herhalde” diye. “Naylon çarık bulamayan dedelerin evlatları şimdilerde nankörlüğün acımasızlığı ile besleniyor” diye. Bu topraklarda, nerdeyse dünyaya hükmeden devleti kuranların rüyaları ile, Sakarya meydan savaşını planlayan komutanların da, sehitliğe koşan askerlerin de gördüğü rüyalar benzerlik gösterir aslında. Değil onların rüyalarını bizim hayal etmemiz, bir çok tarih bilgisini, bilincini çocuklarına yanlış öğreten insanlarız biz.

İşe almak için sorulan sorular da, tarih derslerinin soruları da basittir aslında. Zor olan hangi bakış açısı ile düşünmek gerektiğidir.

Ölünecek ise ölünecektir, çamaşırlar yıkanacak ise elle de, ayakla da yıkanacaktır.

Bu yazıyı hem vatanıma hem de rahmetli babama adamış olayım.

Saygılarımla.

« « Hedeflere ara vermek, ama nasıl olur !| Kişisel markanızı her gün yeniden konumlandırın. » »

Toplam : 3 Yorum var

    zühtü soylu Haziran 26th, 2009 at 12:48 pm

    Çok hoş bir yazı gerçekten. Yapılacak en güzel iş cevabın evet ya da hayır olması değil o işin yaparım inancıyla hafızaya kazınması ve o işi yapmak için bir çaba harcanmasıdır. Her işin bir zorluğu varsa o zorluğa karşı elbet bir çözüm üretilir! Komutanın dediği gibi “Burası asker ocağı, burada elektrikler kesilirse bu çamaşırlar elle de yıkanır ayakla da”. İşte ayrıntı denen nokta burada olsa gerek. Ben 10 kişilik iş değil 1000 kişilik iş olsa da yaparım demek ona kendini inandırmak çözüm yoludur aslında. Bir işi yapmak için önce inanmalı insan “ben bunu yaparım” demek işin yarısını halletmektir. Gerisi beceride kalmış birşey ister yap ister yapma havası değilde inanç havası işin bitiş emridir… :) )

    Murat Esenli Haziran 26th, 2009 at 1:16 pm

    Zühtü çok teşekkür ederim güzel yorumun için. “İnanç havası, işin bitiş emridir” cümleni beğendim. Görüşmek üzere.

    Serdar uslu Temmuz 3rd, 2009 at 10:39 am

    Yazılarınız gayet başarılı. Elle yıkamazsan yıkatırlar. :) O yüzden yıkatılmasını değil de kendi isteğimizle yıkamalıyız. Denilir ya başarmak için içte istek olmalı diye işte istek olmazsa o işi yaptırırlar o yüzden istekli olmak ve kendimiz yapmak için çalışmalıyız…

Yorumunuz:


  • December 31, 1969 at 4:33 pm Murat Esenli
    Bu soruya siz ne cevap verirdiniz?
  • December 31, 1969 at 4:33 pm YunusYAMANER(CITRIL)
    Yazınızı okumadan cevabım yıkanır idi.Asker mantığı ile sorulduğu için ve boş duran askere her daim yaptırılacak saçma işler olduğu için o çamaşırlar yıkanır diye düşünmüştüm. Nitekim, komutan da öyle düşünüyormuş...
  • December 31, 1969 at 4:33 pm Kemal Saraçoğlu
    Okumadan benim cevabım evet...
  • December 31, 1969 at 4:33 pm Kemal Saraçoğlu
    Komutanın bakış açısını sevdim. Ne olura olsun işler yürümeli diyor. Eksiklikler olsa da devam etmeliyiz diyor. Teşekkürler Murat.
  • December 31, 1969 at 4:33 pm Murat Esenli
    Kışladaki disiplin, okullardaki eğitim ve manevi atmosfer. Bu 3 kriter her zaman, her şeyde gerekli. Bu anıyı hiç unutamıyorum. Çünkü bana çok önemli şeyler fısıldıyor. O nedenle paylaştım. Ben teşekkür ederim katılımınız için.
  • December 31, 1969 at 4:33 pm Akın İdil
    Çok güzel bir yazıydı. Keyifle okudum. Teşekkürler...

Add a comment on FriendFeed