Haftaya başlarken Marka Sizsiniz’i takip eden bir arkadaştan böyle mesaj almak ne güzel. Aslında yazmayalı daha bir hafta oldu fakat o kadar çok yazıyorum ki, neredeyse her gün yazı beklenir oldu. 4 aylık süre içerisinde 136 post oldu sanırım. Üretmek ve paylaşmak ile ilgili bir sorun yok. Yazmak için sırada bekleyen o kadar çok konu var ki. Hatta o kada çok yazılmış düzenlenmeyi bekleyen yazılar var ki. Ama bildiğiniz gibi sebepler, bahaneler, zorluklar dünyasında yaşıyoruz. Bu nazik mesajdan yola çıkarak Marka Sizsiniz’in son durum raporunu siz değerli okuyucularıma iletmek istedim.

Bir firmada yönetici olarak yoğun bir şekilde devam eden mesaim var aslında. İki, üç yılda kat kat büyüyen, binlerce ürün satan bir firmanın Lojistik-Depo süreçlerini yönetmeye çalışıyorum. Yazılarımın bir çoğu da bu yoğunluk arasında yazılmıştır. İş hayatında daha çok insan ve ilişkilerini gözlemleme fırsatım oluyor. Kendi eksiklerimi de daha çok fark ediyorum. Evimde sosyal medyaya ya da blog güncellemeye ayırabildiğim zaman kısıtlı oluyor doğal olarak. Herkesin kendine göre zor bir durumu vardır eminim. Karşılığında maddi kazancın hemen hiç olmadığı çabalar, katkılar, paylaşımlardır blog yazarlarının yaptığı. Tabi ki ileriye yönelik hedefler de bulunmakta ama ne zaman olur bilmem.

Bir rüya görmüştüm “yazmak” ile ilgili. Konuyu da “kişisel markalaşma” olarak seçtim ve yola çıktım. Yazmaktan sıkılmadım ama hedef kitle bildiğiniz gibi farklılıklar istiyor. Videolar, sesli yayınlar, röportajlar, küçük eğitimler, yaşamdan bir şeyler istiyor okuyucular. Bu içerik farklılaştırması üzerine neler yapabilirim ona bakıyorum bugünlerde.

Konuyu dağıtmak istemiyorum ama kişisel markalaşma deyince aslında insana, yaşama dair ne varsa hepsini kapsıyor. En başta düşündüğüm “herkes kendine göre marka insanlarını anlatsın” konsepti üzerine ağırlık veremedim. Yalnızca bazı çok bilinen örnek diyebileceğimiz kişileri bu alana ekleyebildim. Bu konsepti de geliştirmeyi düşünüyorum fırsat buldukça.

Eğitim vermemi, danışmanlık – koçluk yapmamı isteyenler var. Ben de isterim tabi ki ama maaşımı bu işlerden almıyorum ki. Ve iki mesai şeklinde yaşamımı bölersem başıma neler geleceğini biliyorum daha önceki “reklamcılık” girişimimden. Belli bir noktaya gelene kadar, kendimi hazır hissedene kadar böyle bir girişim başlatmak istemiyorum. Çünkü başlangıçlar büyük hırslar doğuruyor bende ve hırslar da cahil cesaretini getirebiliyor. Sadece ben değil, herkes bu konuda dikkatli olmalı. Yanlış anlaşılmsın lütfen, kendimi geliştirme adına eğitim şirketlerinden gelen teklifleri de değerlendiriyorum. Hatta yakında demo çalışmalarımız olacak bir firma ile. Kişisel markalaşma konusunda iş yaşamından çok fazla talep geldiğini ilettiler.

Yurt dışından iletişimde bulunduğum kişiler beni ve anlattığım şeyleri dil açısından anlayamadığı için http://www.muratesenli.com sayfamı açtım ama sadece İngilizce. Burada da hem sosyal  medya hem de kişisel markalaşma ile ilgili yazılar olacak. Aslında bir çoğu da Marka Sizsiniz’deki yazıların çevirisi gibi olacak. Tek farkı kişisel anlamda da kendimi anlatmak istiyorum bu sayfalarda.

İlk girişimini batıran biri olarak devam eden öyle hedeflerim var ki şaşırırsınız. Örneğin dünyada hiç kimsenin telaffuz etmediği “personal branding process management” web-mobil aplikayonunu geliştirmek istiyorum. Ama sosyal medya entegrasyonu ile. Ve şu anda not tutma ihtiyacından, network takibine varana kadar kullanmak zorunda olduğumuz uygulamalarda çok fazla eksiklik görüyorum. Belki bir gün bu fikirleri girişime ve kazanca dönüştürme fırsatını bulabilirim. Ama asla “tek başıma” ve “parasız” şekilde değil. Daha yere basan adımlarla olmalı.

Sonuç;

Yazmayı, paylaşmayı, insanlara faydalı bir şeyler sunmayı çok sevdim. Ve devam ediyorum fırsat buldukça. Marka Sizsiniz’e artık her gün 100’e  yakın ziyaretçi geliyor ve yorumlar da artıyor. Bir hafta kadar yazmayınca merak eden takipçilerim  arttıkça sanırım daha güzel şeyler olacak.

Sevgilerimle.

« « Unutuyorsunuz, unutacaksınız da, çünkü “insan”sınız| Basit gibi görünen bilgilerin Google’da ne kadar arandığını biliyor musunuz? » »

Yorumunuz:


Add a comment on FriendFeed