İşin zor kısmı da bu ya. Hatta dayanılmaz sabır gerektiren aşaması. İnsan konuşurken bir yandan da düşünebilir mi? Evet, çok yönlü düşünme ve çıkarım yeteneği olanlar bu konuda başarılı olabilir. Farklı konulara dalmak ise o iletişimi yanlış yönlendirebilir.

Sessiz kaldığımız halde düşünmüyorsak, bir şeyleri değerlendiremiyorsak bu da zamanı israf ettiğimizi gösterir. Bu da yaşamımızda kendi kendimize kaldığımız anlardaki fırsatları değerlendirememek olur. İş hayatındaki sorunlardan, özel yaşamdaki problemlere varana kadar çoğunda gereksiz diyaloglar olduğunu farkederiz. Hani “iletişim” her şeydir ya. Konuşalım da anlaşalım diye bir hırsla yola koyuluruz. Bir anda çözüm bulmaya çalışırız. Tüm sorunları daha da bir birine karıştırarak analitik düşünme yetisini kaybetmiş bir şekilde yanlış kararlar veririz. Hayatı akışına bıraksak, biraz düşünsek diyerek kendimize ve karşımızdakine analiz fırsatı vermeyiz.

Analiz kelimesi sadece iş dünyasındaki bilgi işlem projeleri için geçerli değildir. Aksine analitik düşünmek, çözümlemek hayatın vazgeçilmez prensibidir. Emin olun, bir bilgi işlem projesinin adımlarını hayatınızdaki problemlerin çözümü için uyguladığınızda çok güzel sonuçlar alırsınız. İşte sessiz kalmanın da en avantajlı yönü bu analizi daha doğru yapabilmektir. Yine iş hayatından örnek verirsek gelen sinri bozucu bir e-postaya hemen cevap vermeyin. Var ise çözümünü birebir görüşün anlayın, konuya ne kadar önem verdiğinizi gösterin. Ne uzun konuşun, ne de uzun yazın. Çünkü problemler uzun uzun konuşularak, yazılarak çözülmez. Çözüm yok ise bekleyin ve ilgili herkesi bekletin. Yani o sorun dünyasını küçük periyodlarla durdurun ve en başta kendi zihninizi, algınızı düzenleyin.

Doğru analiz ederek bin düşünüp bir karar vermek çok zor gelir insana. Özellikle de iletişimin ilgili tarafları “bak hala cevap vermedi, hala çözüm bulamadı“ modunda olur ve sizi çiğ çiğ yemeye hazırdır! Aman siz siz olun sessizlik için izin isteyin yaşamınızda. Yaşam döngü hızına göre düşünün ve acele etmeyin karar vermek için. Ve etrafınızda dönen dünyayı iyi gözlemleyin.

Bu anlattıklarım gerçekten de sessiz ortamlarda daha verimli olarak uygulanabilir. Örneğin, geceleri çalışmayı, okumayı, kendimi dinlemeyi severim. Tabi ki uyku da gereklidir. Zaten uykunun kendisi dahi derin bir sessizliktir. Bilinç altındaki bozulan yapı taşlarını yerlerine koymaya, düzenlemeye çalışır. Türlü, türlü rüyalar görürüz. Bilimsel olarak bir çok problemin uyuyarak çözüldüğü belirlenmiştir. En sağlıklı öğrenmenin de yoğun bilgi aktarımından sonra rahat bir uyku ile olduğu söylenir. Uykuda kimse ile iletişim kurmayız, aksine içimizdeki iletişim başlar ve bize bir şeyler sunmaya çalışır.

Siz sustunuz, ya da sessiz kaldınız. Peki karşınızdakine bu mesajı doğru verdiniz mi? Müneccim miyiz ki karşımızdaki kişinin konuyu düşündüğünü, belki biraz zaman ihtiyacı olduğunu anlayalım! Bu geri bildirim önemli. Ama rica ederim bu geri bildirim olmasa dahi insanları iyi gözlemleyerek karar verme sürecinde hangi aşamada olduğunu biraz anlamaya çalışalım.

Bugünlerde iletişim adına kendimizi kandırdığımız konu şu; “bu kişinin iletişimi kötü, bu kişi ile yıldızım hiç barışmıyor” gibi cümleler. Olabilir, gerçekten doğru olabilir yanlış anlaşılmalar, iletişim kazaları. Önemli olan yangına körükle gitmemektir. Her iki tarafın yer değiştirerek durumu anlaması gerekir. Örneğin patronlar, patronluk yapmak ister. Onlara bu konuda izin vereceksiniz. Ki bazı aile şirketleri hepten patronluk yaparlar. Kurumsal değerler değil, iki dudak arasından çıkanlar her şeyin üzerindedir. Net cevaplar isterler, “ama” kelimesinden sonrasını dinlemek onlar için bir zayıflıktır, dayanamazlar. Halbuki gereksiz bahaneler hariç gerçek nedenleri dinlerlerse çok şey kazanacaklarını unuturlar. O nedenle maçı idare etmek bir tarafın sorumluluğuna kalır. İki taraf da katkıda bulunursa tadından yenmez ve sorunlar çözülür. En çetin patronlara karşı bile, işimi gerçekten çok iyi yaparak sessizlik stratejisini uygulamışımdır. Ve sonuç her ne kadar zorlu bir sabır gerektir se de iki tarafın da yararına olmuştur. “Taraf” kelimesini kullandığıma bakmayın. İletişimde “karşılıklı kazanç” esas amaç olmalıdır. Yani birimiz anlatmaya, birimiz de anlamaya çalışmalıyız. Her ikisindeki herhangi bir eksiklik her iki tarafı da zarara sokabilir.

Kısaca, sessizliğin nedenini anlamak için müneccim olmaya gerek yoktur. Fakat gereksiz yere sessizlik tepkisini uzatanlara karşı da önleminizi zaten alırsınız.

Sessizliğe gömülmeyin, bu duruşunuzun önemini, anlamını farkettirin insanlara. Ve onlara da tavsiye edin bu düşünme, analiz etme, düşünceleri hesaba çekme aşamalarını. Sakın gaza gelmeyin, durun, bekleyin, düşünün ve karar verin. Hayat zaten çok kısa, sürekli konuşarak gelinen yanlış noktalar için pişman olmayın. Düşünmekle geçirdiğiniz sessizlik saniyelerini ya da günlerini kayıp saymayın. Tabi ki bu düşünce yolculuklarından kendinize, gerçek dünyaya  dönmeyi ihmal etmeyin.

Saygılarımla.

« « Yasemin Sungur: Kişisel Marka Olmak, Gelecek İçin Çalışmaktır.| İşini bırakıp ajans kurdu ! » »

Yorumunuz:


Liked by

Add a comment on FriendFeed