Uyku neden var, küçük ürünleri sayan teraziler neden sıfırlanır, muhasebe kayıtları yıl sonunda neden kapatılır, bir depo neden sayılır, yeni planlar niçin yapılır, bilgisyarlar neden “reset”lenir ya da format atılır, bazı kartal türleri neden tüylerini yolar ve tırnaklarını sökerse daha uzun yaşama şansını elde eder, ruhbanlar neden inzivaya çekilir, sistemler neden yedeklenir, güncellenir ve son olarak tüm varlık sürekli niçin yenilenir? Neden “yeniden doğmak”, “yeni bir hayata başlamak” gibi ifadeler kullanılırız yaşamımızda?

Bu soruların cevabı, matematiksel anlayışla “sıfırlanmak” olarak ele alınabilir. Yaşamımızın her anında düşüncelerimizden, davranışlarımızdan yola çıkarak, ya da başkalarının etkileri ile hep bir noktadan diğer noktaya geçiş yaparız. Sürekli dolan, boşalan bir kap gibi düşünebiliriz kendimizi. İş yerindeki yorgunluğumuz, stresimiz, özel yaşamızda dikkat etmemiz gereken adımlar, aldığımız tüm bilgiler, düşündüğümüz her şey v.s. gün sonunda bir toplam oluşturur. Bunların tümünü bilinçli bir şekilde yaptığımızı zannediyoruz ama değil. Farkındalık oranımız çok az. O nedenle gün içinde molalar verilir, ihtiyaçlar giderilir, hatta mümkün olsa yarım saat kesitirilir ya da belli periyodlarda nefes egzersizleri yapılır. Bunların tümünü sadece akşama, gece uykusuna bırakmayanlar büyük avantaj elde ederler. Çünkü, hem fiziki, hem de bilinç anlamında bir çeşit yeniden yapılanma olan gece uykusu buna yetmeyebilir. Ki bir çoğumuzun da düzensiz uyku saatleri olduğu da bir gerçek.

Dahi, mucit ya da üstün başarı gösteren insanların daha fazla uyku ve dinlenme ihtiyacı duyduklarını okumuştum bir yerde. Periyodları ve süreleri değişken olabilir. Bu gibi insanların beyin ve kalp performanslarının normal insanlardan çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. Bu kişilerin aynı zamanda iç ve dış etkenlerden daha sık aralıklarla temizlendiklerini, sıfırlandıklarını biliyorum.

İletişimin fazlasıyla kalabalık yarattığı, kavramların ve algılanmaların çelişkili olduğu, hırsların ve heyecanların insanları sürekli kamçıladığı günümüzde bu “sıfırlanmaya” daha çok ihtiyacımız var sanırım. Kişiliğiniz, karakteriniz ne olursa olsun iletişime sıfır noktasından ve kendinizi sıfır hissederek başlamanız büyük güç getirir. Örneğin, rekabetin en iyisi rekabetin dışında kalarak rekabete ölçü olabilmektir. Yaşama karşı duruş da bu şekilde olmalıdır. Her yıl başında, ya da doğum günlerinde değil, her sabah sıfırlanmamız gerekiyor. “Bugün kendimi keşfetme ve özelliklerimi verimli kullanma, çevreme faydalı olma adına ne yapabilirim” diyerek uyanmalı, derin bir saflıkla yola çıkmalıyız.

Yaratılışın ve yenilenmenin sürekli olduğu evrendeki bu devinimin yaşamınıza yansıması dileği ile.

Saygılarımla.

« « En son ne zaman “takdir ettiniz, edildiniz”, en son ne zaman?| Hayrettin Karaca, “Olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var” » »

Toplam : 2 Yorum var

    Erkut Ocak 6th, 2009 at 3:34 pm

    İnsanlar fiziksel olarak yenilenebilselerde, mental olarak böyle bir şey ne yazık ki mümkün olmuyorr.
    İnsan beyni isteyerek öğrenilmiş hiçbirşeyi unutamıyor.. Deneyin babanızın adını unutun.. olmuyor işte..
    İyi taraflar neyse de; keşke kötü anları silebilsek, sıfırlayabilsek o bellekteki depolananları..
    Olmuyor işte gene…
    En iyisi, iyileri artırarak, dediğiniz gibi;
    “Bugün kendimi keşfetme ve özelliklerimi verimli kullanma, çevreme faydalı olma adına ne yapabilirim” diyerek, birim zaman başına düşen kötüleri en aza indirebiliriz. Kim bilir..

    Murat Esenli Ocak 7th, 2009 at 4:39 am

    Doğrusun Erkut, bir reset düğmemiz filan yok. Hep yazdıklarım da bu çerçevede insan neleri sürekli hatırlamalı, farkında olmalı, algılarını değiştirmeli diye. Yorumların için teşekkür ederim.

Yorumunuz:


Add a comment on FriendFeed