1- Beynimizin arka lopunun bizi çok iyi bildiğimiz, öğrendiğimiz, alışık olduğumuz davranışlara yönlendirdiğini. Ön lop ise bizi bilinçli farkındalık ile yeni, yaratıcı, ezber bozucu, değişim getirecek davranışlara yönlendirdiğini. Yeni şeyleri uygulamanın daha maliyetli olduğunu beynimizin bildiğini ve bir çeşit “tasarruf” yapmak isteyerek bizi arka lobun kurallarına hapsetmeye çalıştığını. Belki de değişime direnmenin öncelikle böyle bir fiziksel zorunluluktan kaynaklanıyor olabileceğini öğrendim.

2- Yaşadığımız anı tüm gerçekliğiyle hissedebilmek için pratik nefes egzersizleri yapmamız gerektiğini, bilincimizi bu şekilde kontrol ederek uzaklarda gezen dşüncelerimizden sıyrılarak kendi evimize nasıl tekrar dönülebileceğini öğrendim.

3- Düşüncelerimizin yoldan geçen herhangi bir taksi, araç olabileceğini ve bunlara binip giderek yaşamımıza yön verdiğimizi, yalancı rüyalara kandığımızı ve bunların baş edilemeyecek çoklukta sürekli devam ettiğini ve bunlara nasıl da kandığımızı öğrendim.

4- İnsan en kaliteli varlık olduğuna göre, her nefes alıp verişi dahil tüm davranışlarını, hareketlerini bilinçli bir şekilde yapması gerektiğini, yoksa öylesine bir hayat yaşayarak bunu ilerleyen yaşlarda değiştirmenin çok zor olacağını öğrendim.

5- Dün katıldığım yazarlar, editörler toplantısında kitaptaki ana yazıların yanında, dipnotlarının, kaynaklarının çok daha önemli olduğunu ve her cümlenin bir kitap değerinde olduğu düşünülerek üzerinde detaylı kafa yorulması gerektiğini öğrendim.

6- Bazı kitaplar, yazılar vardır ki tekrar tekrar okunduğunda o andaki algı gücümüze göre çok farklı şeyler anlayabileceğimi öğrendim.

7- Bilim adına, ilim adına gelecek nesillere en doğru bilgileri aktarabilmek için birilerinin ömürlerini buna adadığını, sadece “para, para, para” demeden, bıkmadan bu konuda ölene kadar çalışmaya kararlı olduklarını, her bilginin gönüllü öğretmen gibi çevreye yayılması gerektiğini öğrendim.

8- Düşündüğümüz projeleri yeterince doğru ve ısrarlı bir şekilde vurgulayarak, üzerinde çalışmayı devam ettirirsek bazı fırsatların kendiliğinden geleceğini, önemli olan bu fırsatları verimli kullanmak olduğunu öğrendim.

9- Çok küçük yaşlardan itibaren yaşamımda asıl korumam gereken fikir, kişi, proje ve hedefleri nasıl da unutmuş olduğumu, ne kadar da çok oyalayan “şey” olduğunu öğrendim.

10- Öğrenciliğin çocuklara iyi not alma amaçlı bir zorunluluk olduğunu, o nedenle gerekli okullar zar zor bittikten sonra okuma, araştırma, öğrenme gibi çabaların gereksiz olarak algılandığını, halbuki eski dilde “talebe” dendiğini hatırlayarak bilgiyi sürekli “talep” etmem gerektiğini öğrendim.

Bu öğrendiklerimi unutmadan her gün nasıl uygulayabilirim bilemiyorum. Ama sürekli içinde bulunduğumuz web, mobil dünyada öncelikle kendim için bunları bana hatırlatacak uygulamalar peşindeyim. Hatta çıkardığım bazı analizler için yazılım hazırlıkları dahi yapıyorum. Soyut gibi duran bu konular nasıl uygulama olur derseniz, yurt dışındaki öğrenci takip programlarının bile, kişisel markalaşma çerçevesinde bu davranışları sürekli ölçtüklerini bilmenizi isterim.

Saygılarımla.

« « Aslında kişisel markanızla ilgilenen yok!| Devlet İstatistik Enstitüsü, Google arama sonuçlarına bakar mı? » »

Yorumunuz:


Add a comment on FriendFeed