Evet, aslında kişisel markanızla değil, realiteye yansıması ile ilgilenir insanlar, kurumlar. Gözden kaçan, bizi aldatan da bu sanırım. Kendimizi harika, süper, dört dörtlük tanımlayabiliriz, egomuzu okşayabiliriz. Tamam, buna da ihtiyacımız var aslında. Ama bunun bana, ona ne faydası var? Sosyal medyada namınız yayılmış olabilir ama gerçek dünyada bu duruş size ne katar, siz başkalarına ne katarsınız?

Bu durum, en yaratıcı fikirlerin uygulamaya alınmaması ve raflarda çürümeye bırakılmasına benzer. Projesini doğru şekilde sunmayarak “venture capital” bekleyen acemi girişimcilere benzer. İşte tam bu noktada kişisel markalaşmanın iki yönlü hareketi ile karşılaşırız. Biri, markalaşma adına özel anlamda kendini geliştirmek. İkincisi ise, bunu sunmaktır. Bu iki hareket sürekli mekik dokuyan bir “ağ” gibidir ya da iki sütun şeklinde düşünülebilir.

Çok çalışkan bir öğrencisiniz, hocalarınız sizi seviyor ama arkadaş çevreniz yok ise,
İş arkadaşlarınız sizi başarılı, proaktif, uyumlu, katma değeri yüksek biri olarak tanıyor fakat yönetim ile aranız bir türlü düzelmiyor ise,
Internette yüzlerce, binlerce sanal arkadaşlarınız var ama çok azı sizi bayramda, özel günlerinizde hatırlıyor, özellikle telefon ile arıyor ise,
Çok sayıda girişimci fikirleriniz var ama bir türlü çevrenizde hem maddi hem manevi destek oluşmuyor ise,

iki sütundan biri sağlam değil, ağ örülemiyor, yansımalar yetersiz demektir. Cahit Sıtkı Tarancı’nın idi sanırım şu serzeniş dolu sorgulama;

“Fakat nedendir Ya Rab bu susuzluğumuz, suyu gürül gürül akan çeşme başında”

İnsanlar hikayenizi dinler, saygı duyar, imrenir, bir anlamda “talebeniz” olmaya can atabilir. Ama asıl amacı gerçek yaşamda sizden bir fayda bekler. Somut başarılar ister. Şirketler, sizi büyük umutlarla, iyi paralarla işe alır. Durşunuzu çok beğenmiştir ama sürekli sizden girişimci fikirler, süreç yalınlaştırıcı çözümler bekler.
Siz dahi kendinizden, tüm potansiyelinizi en doğru şekilde kullanabilmeyi istersiniz. Eğer sonuç alamazsanız büyük hayal kırıklıkları ile sekteye uğratırsınız markalaşma sürecinizi.

Demiyorum ki bırakın bu “kişisel markalaşma” uygulamalarını. Aksine hepsini ısrarla uygulamaya çalışın ama bir de sonuçlarına bakın, ölçün diyorum. Yani gerçek hayatta size ve başkalarına ne kattığına.

Yola hep kendinizden başlayın, ama hep başkalarına, başka yerlere uğrayın ve her iletişiminizde bir ”fayda yumağı” bırakın. Ve tekrar kendinize dönün.

Saygılarımla.

« « Bana paradan bahset!| Dün ne öğrendim, bugün ve her gün nasıl uygulayabilirim? » »

Yorumunuz:


Add a comment on FriendFeed