Yıl 1996, Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde “Gümrük Birliği” konulu tezimi hazırlıyorum. Kaynak araştırması yaparken tabi ki soluğu Ankara’da aldım. Bilkent’te bir profesörden de randevu almıştım. Hem de bazı enstitülerin kütüphanelerinden kaynak toplamak istiyordum. Bilkent’teki randevuma gittim, hocamızla görüştüm ve bazı bilgiler aldım. Teşekkür ederek ayrılırken bana “kartvizitini alabilir miyim” diye sordu. Ben şaşkın ve şok olmuş bir şekilde “hocam, daha okuyoruz, ne kartviziti” dedim. “Olmaz, şimdiden kendini sunmayı, tanıştığın kişilere seni hatırlatacak bir şey bırakmayı öğrenmen lazım, tezini hazırla, kartvizitini de dosyana koy ve bana gönder” diyerek bana o zamandan kişisel markalaşma dersi verdi.

Her ne kadar bana ve arkadaşlarıma o zamanlar komik gelse de söylediğini aynı şekilde yaptım. Ve o kartları çok yerde de kullandım. Şimdi o değerli profesörümüzün tavsiyesine kesinlikle inanıyorum. Evet, üniversite öğrencisinin de kartviziti olmalı. Kişisel markalaşma sadece CEO’lar için gerekmiyor. Çocukluk zamanlarımızı saymazsak yaşamımızın her aşamasında marka değerimizi sunmamız gerekiyor. Bir üniversite öğrencisi bu konuda neler yapabilir bakalım.

- Öncelikle okulunu bitirmeye çalışmalı. Türkiye şartlarında bu önemli. Hoş, mezun olmak da yetmiyor ama olsun.

- İlgi duyduğu alanda imkanı var ise yurt dışında ya da ülkesinde yüksek lisans yapmalı.

- Her ne şartlar altında olursa olsun İngilizce’yi üniversite bitene kadar halletmiş olmalı. İkinci bir yabancı dili de orta sevilerde bilirse süper.

- Internetteki sosyal netwoklerde sadece arkadaş bulmak için çaba harcamamalı. İlgi duyduğu, kendisini geliştirmek istediği, iş hayatında faydası olabilecek kişilerle bağlantılar kurmalı, tanışmalı.

- İster okuduğu branşın, ister ilgi ve tecrübe alanının adı yazılı bir kartviziti olmalı. Sosyal network adreslerini de ekleyebilir.

- İster okuldan bir hocası, ister sosyal networkünden bir ya da birkaç kişiyi kendine mentor seçmeli. Genç yaşta alınan bir çok kararın yanlışlığı bildiğiniz üzere 20- 30 yıl sonra bile karşınıza çıkabiliyor.

- Hadi web sayfası zor diyelim, bir bloğu kesinlikle olmalı. Sadece günlük tutsa bile yeter. Ki yazacakları daha farklı o kadar çok şey var ki!

- Zengin, fakir fark etmez. Bir şekilde part-time bir yerlerde çalışmalı. Ya da amatör ticaretle uğraşmalı. İş hayatına sıfırdan başlamamış olur. CV’ye yazılacak her tecrübe ilk iş görşmelerinde o kadar önemli ki.

- Konferanslara, yarışmalara, gezilerle ve benzer bir çok aktiviteye katılmalı. Tabi ki dersleri ihmal etmeden.

- Kitap okumuyorsa, mecburen kendisini alıştırmalı. Bu alışkanlık 40 yaşından sonra daha zor emin olun.

- 100 yıllık yakın tarihi daha fazla incelmeli, araştırmalı. Sormalı, sorgulamalı, her şeye hemen inanmamalı. Bilgiye şüphe ile yaklaşmayı öğrenmeli.

- Ders müfredatının haricinde ayrı yıllık, 4 yıllık planı olmalı.

- Yaşam stiline farklılıklar, güzellikler katmalı. İş yaşamındaki stres içinde zamanı yönetmek daha zor.

- İster alt sınıf, ister lisedeki öğrencilerle bilgisini ve tecrbesini paylaşmayı bilmeli.

Bu maddeler yaz yaz bitmiyor. Sevgili öğrenci arkadaşlar, yaşamınızın 4-5 yılını sadece ders çalışarak geçirmeyin. Yazık. Sadece müfredata uymayın. Hedeflerinizi, yaşamdaki duruşunuzu henüz o anfilerde iken sorgulayın. Planlayın, danışın, öğrenin ve tabi ki çok çalışın. İletişim ve insanlarla ilgili bir çok soruna da hazırlıklı olun.

Başarı dileklerimle, sevgiler.

« « Emrah Yücel| İlk özgeçmişinizde neler vardı? » »

Toplam : 2 Yorum var

    Bilal Cihangir Kasım 24th, 2008 at 7:23 am

    “Okuyun gençler, okuyun da adam olun” devirleri çoktan geçti Türkiye’de. Okumaktan kasıt öncelikle kendini okumak olmalı, kendini bilmeli ve ona göre yetiştirmeli. Bu yazı da onu, ve onun yollarını anlatıyor, elinize sağlık hocam.
    Dendiği gibi daha ekleyecek çok şey var ama, sadece bir tanesini söylemek istiyorum;
    Üniversite Kulüplerinde aktif rol alın, mümkünse yönetimde yeriniz olsun…

    Ahmet Kırtok Ocak 7th, 2009 at 9:52 pm

    Murat, hocam ellerine sağlık. Gençlerin kulağına küpe bir yazı daha olmuş.

Yorumunuz:


  • December 31, 1969 at 4:33 pm Murat Esenli
    Kusura bakmayın, acemi blogcu yanlışlar yapınca böyle çift yayın oluyor. Blogdestek de sağolsun, sabırla yönlendiriryor. Saygılar.

Add a comment on FriendFeed