18.11.1973 tarihinde İskenderun’da doğdu.

İlk ve orta öğrenimini İskenderun’da tamamladı. Aslında liseyi İzmir Eşrefpaşa Lisesi’nde okudu fakat mezuniyeti İskenderun Lisesi’nden oldu.

Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü bitirdi. Gerçekten büyükelçi olmak istiyordu ama “özel sektör” e aldandı, öyle devam etti.

Yurt dışı hayali için İstanbul’a geldi ama ne yüksek lisans ne de iş dolayısıyla yurt dışına kapağı atamadı.

Uygun bir iş bulma ümidi ile Esentepe, Mecidiyeköy hattını arşınladı durdu 4 ay.

Çamlıca’daki bekar evinde 4 arkadaşı ile koloni hayatı yaşıyordu.

Sonunda Citibank’ta “ iyi günler ben Murat, size nasıl yardımcı olabilirim” diyerek Citiphone’da işe başladı. Ekim 1997

Kredi kartı ve diğer bankacılık işlemlerini öğrendi. Daha da önemlisi Amerikan şirketinde iş hayatını tanımaya başladı ve telefonla iletişim becerisini geliştirdi. Küfürle telefonu açanlara, teşekkür ettirerek kapattırmayı kendine hedef seçmişti.

Bir gün gece nöbetinde iken, okumak için dergi, gazete v.s. ararken bir toplantı notu gözüne ilişti. Team Leader’ın yazdığı notu okuyunca başından aşağı kaynar sular döküldü ve hiç istifini bozmadan fotokopisini çekti. Notu tekrar yerine koydu ve fotokopiyi odasının kapı kenarına astı. Her an görebilmek için. Hedefi 3 aya kadar yeni bir iş bulmaktı. Ve yaşamını değiştirecek işi buldu da 3 ay geçmeden.

Data Expert danışmanlık firmasındaki kişi ile daha el sıkışmadan “Ya çağırıp çağırıp duruyorsunuz, bir şey çıktığı yok” diyerek yakındı. O görüşmede Business Analyst olarak İktisat Bankası’na önerildi. Ertesi gün yetkil müdür ile görüşüldü. Müdür sordu;

“Murat, sana gelen bir telefonu, sorunu en kısa zamanda nasıl çözersin?” Geçmiş gün, hatırlamıyor. Bir paragraflık bir cevap verdi. Müdür” işte aradığımız adam sensin” diye söyleyince Murat ayağı ayak üstüne attı ve “o zaman parayı konuşalım” dedi. (Son cümle uydurma! : )

Şubat 1999 
İktisat’ta yazılımı, yazılımcıları, proje yapmayı öğrendi. İnternet, wap, palm bankacılığı derken bir de çağrı merkezi kuruluşunda tecrübelerini aktardı.

Parayı ve Erol Aksoy’u tanıdı. Pazarlamanın projelere bakışını anladı. Bilgi işlemin şirket içinde nasıl bir departman olarak algılandığını da.

Ve Turkcell’e uçtu, yine aynı görev ile. Ekim 2000

Yine müşteri hizmetleri uygulamaları ve Türkiye’deki ilk mobil pazarlama kampanyalarında görev aldı. Bkz. BP, World v.s. kampanyaları. Başlangıç operasyonları çok sancılıydı. Sorunuz, Aerodeon, Pharos. Ama müthiş başarılı oldu.

Kısa dönem askere gitti ve tekrar Turkcell’e döndü. Bu defa Servis ve Ürün Geliştirme departmanında yine proje takibine, analistliğe devam etti.

Kurumsallığı, gücü ve zenginliği, önde gitmeyi burada öğrendi.

Turkcell’de çalışırken 2 Nisan 2003’te reklamhavuzu diye bir şeye başladı. (bu ifade Haluk Mesçi’nindir. Halbuki gençliğimi verdim ya neyse)

Freelance, Taksim’de ofis, birkaç iş, heyecan, müşteri derken sonunda gemileri yaktı. Bir arkadaşının deyimi ile kendini kırbaçlamayı bıraktı ve girişimcilik denizine atladı. Ve Turkcell’den istifa. Haziran 2005.

Ne girşimciler, ne yolda bırakanlar, ne sözünden dönenler, ne Turkcell gibi şirketlere karşı kendisini zor durumda bırakan insanlar gördü. Özellikle, Mobil Pazarlama ajansı olmak istediği için.

Aynı zamanda güvenilir, anlayışlı, fedakar iş ortakları da buldu. Ve hala o insanları başını üzerinde taşır.

Zeytinciydi, yumurtacıydı, potansiyel müşteriydi derken finansal plan yanlışlığı yüzünde battı. Hem de öyle bir dibe vurdu ki, artık yükselmekten başka çaresi yoktu. Tekar iş aramaya başladı.

İçerenköy’de ev ararken eski müdürlerinden biri iş teklif etti. Ama “kel alaka” derler ya öyle. Hafele A.Ş.’nin Lojistik Md. Yrd. oldu. Kocaman bir depoyu teslim aldı. Temmuz 2006.

Bundan sonraki mesleğinin “kuaförlük” olacağını düşünüyor :) Aman dua yerine geçmesin.

Çok bıktığı ve ümidin, katbettiği zamanlar oldu ama hala bu şirkette yoluna devam ediyor. Çünkü çok şey öğrendi. Aslında 2,5 yıldır kafasını dinliyor, kendisi ile dertleşiyor. Yaptığı yanlışları sayyor, sayıyor ama hala bitiremiyor.

Bundan altı ay önce, yıllardır merakı olan “kişisel markalaşma” ile ilgili bir kitapçık yazdı. Blog ve web sayfası açtı. Güzel bir ilgiyle karşılaştı ve kendine çok şey kattığını gördü. Ve hala devam ediyor.

Ne internet, ne mobil pazarlama, ne teknolojik girişim projelerinden aslında hiç vazgeçmedi. 5 yıl önce düşündüğü projelerin bazıları yapıldı. Tabi ki Türkiye’de değil, maalesef.

Eşi İngilizce Öğretmeni ve 20 aylık Tuna bebekleri var.

Evde, 10 adet okumadığı kitap var diye kendisine kızıyor. “Yatarken de üç beş sayfa okusam kar” diyerek gitti kitap lambası aldı.

İnsanı, insan olarak görmeyi ve anlamayı seviyor. Kızarak, bağırarak iş yaptıran yöneticileri çok eleştiriyor. Bu kapsama anne, babalar da dahil.

Bugün onun doğum günü. İçinden geldi kendisi için böyle bir yazı hazırladı. Tanımayanlar tanısın, tanıyanlar da hatasıyla sevabıyla tekrar hatırlasın diye.

Saygılarımla.

 

« « “Kahraman” diye bir şey yok!| Ünlü mü olmak istiyorsun yoksa! » »

Toplam : 9 Yorum var

    Ekin Acar Kasım 18th, 2008 at 3:19 am

    Çok güzel bir yazı olmuş, kaleminize sağlık.

    Esra Kasım 18th, 2008 at 3:26 am

    Doğum gününüz kutlu olsun, mutlu yıllar dilerim :)

    Muge Cerman Kasım 18th, 2008 at 3:30 am

    Üstad;
    Yolarımızın kesiştiği pek çok şey yaşamışız, ama derslerimizi de güzelce çalışmışız, hatta iftihara bile geçmişiz denebilir :) Emeğine yüreğine sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Ders alıp kendine gelecek olanlara ne mutlu. Doğum günün kutlu, her yeni günün mutlu, bedenin ve ruhun sağlıklı, paran bereketli olsun.
    Sevgi ile kal…

    Uygun BODUR Kasım 18th, 2008 at 3:44 am

    Murat Bey, bir çırpıda okudum. Nice mutlu yıllara.

    Kim bilir biz gençlerin başına neler gelecek. Sizin gibi değerli kişilerin hayatlarını okuyup üzerinde düşünebilmek ne büyük bir şans.

    İnşallah istediğiniz projeleri bir gün yaparsınız. Tabii bizde:)

    Banu Kırtok Kasım 18th, 2008 at 4:26 am

    Murat Bey,
    Sizle Ahmet’in toplantısında tanışmıştık, bir marka ve patent vekili olarak, markasizsiniz çok ilgimi çekmişti.O günden beri sizi takip etmeye başladım. İnsanın kendini anlatması zor bişey olmalı ama bunu iyi becermişsiniz,tebrikler.Bu arada doğum gününüz de kutlu olsun,ailenizle güzel bir yaşam dilerim.Sevgi ve saygılar…

    ismail Dağlı Mayıs 18th, 2009 at 3:33 am

    Murat bey yazınızı çok beğendim.Önerdiğiniz için kendimi şanslı hissediyorum.Ve anladığım kadarıyla ;”Hırçın fırtınalar murat beyi kendi isteği gibi çevirmeye çalışmış.Kendide fırtınalar yaratmış ama ada ya her ne şekilde olursa olsun ulaşmış.”

    zühtü soylu Ağustos 29th, 2009 at 1:34 am

    Bu yazıyı okuyunca nedendir anlamadım ama vücudum bir anda buz tuttu. Hedeflerim var ve ben bu hedeflerimi gerçekleştirmek için elimden geldiğince çalıştığımı sanıyorum. Fakat bir problem var galiba ya da ben öyle sanıyorum. Üniversite eğitimime yurt dışında devam etmek için planlar yaparken ya önümde büyük bir engel olursa ne yapacağım? Murat abi diyorum artık çünkü artık benim için bir abi bir öğretmensiniz. Sizi tanımak çok güzeldi benim için ve bu yazıyı okuduktan sonra daha da güzelleşti. Yeni bir plan yani ikinci bir plan hazırlamam gerektiği inancı içerisinde kendimi buldum buna siz vesile oldunuz herşeyiyle güzel bir yazıydı teşekkürler… :)

    Fatih GUNES Kasım 18th, 2009 at 6:43 am

    Mutlu yılllar Hocam.. Korkularınızı , zayıflılklarınızı yansıtmadan paylaşabileceğiniz bir ömür sürdürmenizi dilerim.

    Saygılarımla.

    M. Fatih GÜNEŞ
    Mercedes Konya Genel Müdür Yrd.

    İbrahim Uzun Aralık 22nd, 2009 at 10:34 am

    Tanıdığıma memnun oldum :)

Yorumunuz:


Add a comment on FriendFeed