1962 doğumlu, Saint Michel Fransız Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi mezunu olan Muzaffer Akpınar, evli ve iki çocuk babasıdır.

İş hayatına 1986 yılında Penta Tekstil’in kurucu ortağı olarak başlayan Akpınar, 1993 yılında KVK Mobil Telefon Hizmetleri AŞ’nin CEO görevini üstlenmiştir. Daha sonra MV Holding AŞ’nin CEO’su olarak görev yapan Akpınar, Fintur Holding BV’nin de oluşum sürecinde aktif olarak rol almıştır.

Muzaffer Akpınar, 1 Ocak 2002 tarihinden 2006 yılına kadar Turkcell Genel Müdürü olarak görev yaptı.
Dünyada ve Türkiye’de GSM sektörüne büyük katkıları olmuştur.

Turkcell’in bugünkü başarısında büyük payı var.

Vizyoner, mütevazi, disiplinli, müşteri memnuniyetine önem veren, iletişime açık, çalışanına sevgi ile yaklaşan bir lider.

Şu anda rüzgar enerjisi sektöründe Dost Enerji A.Ş. ile yatırımlar yapıyor.
Çevreci ve sörf yapmayı çok seviyor.

Hayatı hızlı yaşıyoruz. Özellikle de kentlerde. Oysa doğada her şey kendi döngüsünde yavaş akıyor. Doğa sporlarına bu kadar düşkün olmanızın nedeni, bu yavaşlığı yakalamak mı?

İş hayatı ve İstanbul çok zehirli bir dünya. Sizi dönme dolap gibi sabahtan alıp akşama kadar çeviriyor, akşam da dinlenme saatlerinize fırlatıp atıyor. Dolayısıyla spor ve doğa benim için yeni bir şey değil; içinde büyü¬düm. Akçaylı’yım ve orası benim çocukluğumda köydü. Denizin içinde, dalışla büyüdüm. Hala masa tenisi oynuyorum; Turkcell’in takımındayım. Bunlar hep hayatımı dengeleyici unsurlar oldu. Ama vakit ayırabilmek için zaman çalmak zorunda kalabiliyordum. O anlar jumbo jetten inip bisiklete binmek gibiydi. Ya da laptoplardan, hesap makinelerinden sonra, biraz da çiçeği böceği görebilmek gibi çok kıymetliydi.

Hata da öyle… Maalesef iş hayatında o kadar büyük rekabet var ki, insan hayatın dengelerini çok kaçırabiliyor. Hayatın temeli olan mutluluğu, sevgiyi, saygıyı, bireysel ilişkileri, sevdiği insanları hayatının çevresine daha çok almayı ihmal edebiliyor. Çok büyük bir yalnızlık var onun içinde. O yalnızlı¬ğı bence dengeleyebilen unsurlar, bir ölçüde olabildi benim hayatımda. Bu sporlar, hobi¬ler ve o ortamların içinde bulunmak… Sporla ilgilenen insanlarda ortak değerler oluşu¬yor. Düzenli spor yapan ve müsabakalara katılan insanlar kaybetmeyi, takım ilişkisini ve takımdaşlığı öğreniyor. Belli kurallar içinde, çelme takmadan, etik kuralları boz¬madan, adaletsizlik ve ahlaksızlık yapma¬dan bir müsabaka nasıl yapılır, öğreniyorlar. Bunlar çok kıymetli şeyler. Yükseldiğimiz zaman görüyoruz ki, hayatın içinde aslında küçücük varlıklarız. Ve hayatı yönettiğimizi zannediyoruz, ama biz değil hayat bizi yönetiyor. Ben de zaman zaman hayatımın yönetim iktidarı¬nın dozunu kaçırıyorum. Yal¬nız ben değil, herkes kaçırı¬yor. Hayatta her şey “Ben yö¬netirim” gibi olmuyor.

Kaynak: Fortune Dergisi / Arzu Erdoğan

« « Guy Kawasaki| Richard Branson » »

Toplam : Bir Yorum Var

    Kubilay CEBECİ Aralık 8th, 2010 at 9:04 am

    Tam anlamıyla mükemmel bir insan olmakla kalmayıp kendi alanında ve diğer yabancı olduğu alanlarda dahi bir insan anca bu kadar kendini geliştire bilir.Ülkemiz içinde çok kayda değer olduğu düşüncesindeyim.alaçatı surften KUBİLAY defne hanıma bol bol slm.sağlıcakla kalın

Yorumunuz:


Add a comment on FriendFeed