Üniversiteden mezun oldunuz, ya da olmaya yakınsınız, birkaç dersiniz var ama devamlı bir işte çalışabileceksiniz. Ve geçiyorsunuz bilgisayarın başına, başlıyorsunuz özgeçmiş hazırlamaya. Kişisel kimlik v.s. bilgleri girdiniz en kolay alanları doldurdunuz. İş tecrübesi, eğitimler, başarılar bölümlerine ne yazacaksınız? Yok değil mi, yalan söylemenin de bir anlamı yok. Ve kara kara düşnüyorsunuz, “beni kim işe alır” diye. İş arayan o kadar çok mühendis, iletişim mezunu, işletme mezunu genç var ki!

Tüm bunları 10-15 yıl önce yaşadınız eminim. Şu anda da yaşayan bir çok genç olduğuna eminim. İlk özgeçmişimde bir iki satış tecrübesinden başka bir şey yoktu. Hedefimi nasıl yazmıştım onu bile hatırlamıyorum. Kapak yazısının ne olduğunu sonra öğrendim ve çok da işime yaradı. 1996’da İnsan Kaynakları, danışmanlık firmaları, kariyere verilen önem daha yeni yeni telaffuz ediliyordu. Şu andaki bilgi ve tecrübeme o zaman sahip olsa idim, güzel bir cv yazmak için neler yapardım neler? Şu anda okuyan ya da mezun olacak kişiler neler yapabilir anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle hazırlıktan başlayarak üniversite yaşamında ne yapılabilir ona bakalım.

- Derslerimi aksatmayacak şekilde ister bölümüm ile ilgili staj, ister farklı sektörlerde part time işlerde çalışırdım. Hem tecrübe kazanır, hem de harçlığımı çıkarırdım.

- İster üniversite ilgili, ister başka sosyal aktivitelere, yarışmalara, seminerlere, toplumsal kampanyalara katılırdım.

- Branşım ile ilgili, ya da uzman olmak istediğim konu ile ilgili olarak blog dünyasına hemen katılır ve ısrarla hiç ara vermeden yazmaya, paylaşmaya devam ederdim.

- Yabancı dil için ne yapar eder para ve zaman ayırarak mezun olana kadar bu işi hallederdim.

- Bu 4-5 yıl içerisinde ( illa ki bu kadar sürmesi gerekmiyor) hangi işi yapmak istediğim konusunda karar verir hazırlıklarımı ona göre yaprdım. Örneğin reklamcı olmak istiyorsam boş zamanlarımı bu sektörü tanımaya ayırırdım.

- Daha çok gezer, daha çok insan tanır ve ilişkilerimi üniversite sonrasına da taşırdım.

- Farklı bir konuda, öğrencilerin igisini çekebilecek sosyal bir kulüp kurardım. Örneğin kişisel markalaşma ile igili yurt dışındaki üniversitelerde ders verildiğini, aktiviteler yapıldığını biliyor muydunuz?

- Yurt dışı öğrenci değişim programlarına katılır, ya da burslu şekilde işe başlamadan yurt dışı deneyimi de edinirdim.

- Üniversite ve reel sektör işbirliği olan, yatırım verilen, desteklenen yapılar içerisinde rol alırdım.

- Münazara yarışmalarından, ses yarışmalarına kadar kendimi ortaya koyabileceğim ne aktivite varsa katılırdım.

- Liderlik denemesi olarak üniversite yönetimine belli konuları sunar, tartışır, öncülük yapardım. Tabi ki kurallar çerçevesinde.

- Internetteki tüm sosyal network sitelerini araştırır, en faydalı olanları takip ederek kişisel markamı belli bir seviyeye getirirdim.

- Çok araştırır, çok okur, karşıma çıkan fırsatları iyi gözlemleyerek değerlendirmeye çalışırdım.

Kısacası, özgeçmişime gururla yazabileceğim her şey için, düşünmeyi bırakır hemen aksiyona geçerdim.

Bir örnek vermek gerekirse;

3.sınıfta iken, bir üniversite hazırlık dersanesinin Bursa’ya yakın bir ilçesindeki irtibat bürosunda yaz tatilinde çalıştım. Özel radyolar daha yeni çıkmıştı ve arka fonda yabancı bir parça eşliğinde her saat başı haberlerden önce reklam vermiştik. Zaman, içerik, müzik seçimi, hepsi bana aitti. Takip eden günlerde bütün gençler ofise yığıldı. Reklam çok güzel olmuş, tebrik ederiz diye. Ve tabi ki diğer pazarlama faaliyetleri. “Telemarketing” kavramını o zamanlar bilmiyordum ama uygulamışım meğer. Hedef kitlemize giren öğrencilerin evlerini arayarak velilerini ofise davet ettim. Hatırlıyorum da, uzun bir listeydi, konuşmaktan sesim kısılmıştı. Neyse, bir gün Bursa’ya giderken yolda bir kaza olduğu için otobüste bekliyoruz. Yanımda yaşlıca bir beyefendi var ve elinde bazı boşürler var. “Merhaba” dedi, tanıştık. “Burada ne yapıyorsun” diye sordu ve ben de sakin sakin anlattım. Bana ne desin, “Muratçım benimle çalışmak ister misin” diyerek elindeki broşürü bana uzattı. Manyas Termal Turizm Tesisleri’nin broşürü. “Okuldan arkadaşlarınla ekip kur, sat, sana ve arkadaşlarına şu kadar prim” dedi. Ben tabi şok bir şekilde okul, filan derken kendimi fakülte kapısına ilan yapıştırırken buldum. Çok fazla devam etmedi ama ilk paramı oradan kazanmıştım sanırım. Ne tatlıydı ama. Ve özgeçmişime bunu gururla yazdım.

Şimdi de cv yi yazmaya gelelim.

- Öncelikle kendi bölümüm ile direkt ilgili mi yoksa farklı alanda mı çalışmak istediğime karar verirdim. Her ikisi için de denemek istersem iki farklı cv hazırlardım.

- Yukarıda bahsettiğim ve bana katkısı olabileceğim her şeyi özgeçmişime eklerdim. Kesinlikle merak edip soruyorlar ve siz de anlatıyorsunuz. Çok başarılı olmasa dahi sizin iş yapabilme kabiliyet ve cesaretinizi, sabrınızı ölçüyorlar.

- Beni, hedeflerimi anlatabilecek en fazla yarım sayfa, hayatımın en etkili konuşmasını yapar gibi bir kapak yazısı hazırlardım.

- Tüm iletişim bilgierimi, sosyal network üyeliklerim de dahil olmak üzere yazardım.

- İster blogumda, ister sunum olarak dijital medyanın tüm nimetlerinden faydalanarak sıkıcı olmayan görsel cv hazırlardım.

- Hedeflerimi ve sunabileceğim katma değeri net bir şekilde ifade ederdim.

- Her yere bombardıman şeklinde değil, seçici davranarak belli kişi ya da firmalara e-posta olarak gönderirdim.

- Ulaşabilirsem yetkili kişilere sektörle ilgili öneriler sunarak cv’mi ekler gönderirdim. Ukalalık olarak algılamayın, fikir sunmaktan kim ölmüş.

Sonuç olarak, iş yaşamına başlamak da zor tutunmak da. Hazırlığa erken başlamak, yol almak gerek. Öğrenciler de, öğretmenler de, devlet de bunu kaçırıyor. Sonra da yığınla insan anlamsızca geziyor sokaklarda.

Öğrenci arkadaşlar, kişisel marka değerinize odaklanın. Kendinize hep bir şeyler ekleyin, gereksiz olanları da çıkarın. Asıl zorluk kariyer dünyasında başlar ve tutunma çabaları ile devam eder. Çocuklarınıza ilk özgeçmişinizi anlattığınızda size imrensin ve örnek alsın. Ve size beş çekecek daha güzel ilk özgeçmişini yazsın.

Sevgiler, saygılar.

« « Üniversite öğrencisine de kartvizit mi sorulur!| Geç kaldınız! » »

Toplam : Bir Yorum Var

    Kazım Fatih Özçelik Kasım 26th, 2008 at 7:14 am

    Çok teşekkür ederim, faydalı bir yazı oldu.
    Ahmet Kirtok bey’in sayfasını takip eden biriydim, kirtok buluşması notlarını araştırırken sitenizi buldum. O konu ile ilgili yazdıklarınızdan da faydalandım.
    Bu yazı bende yavaş yavaş olan düşünceleri harekete geçirme isteği oluşturdu. Üniversite öğrencisiyim, elektronik mühendisliği 3. sınıftayım. Bahsettiğiniz bazı şeyler için geç kalmış olabilirim ama asla umutsuzluk yok.
    İnternetteki tüm sosyal network sitelerini araştırmadan bahsetmişsiniz, Tavsiye edebileceğiniz bir yer var mı?

Yorumunuz:


Add a comment on FriendFeed