- Çocukluğunuz pek de iyi geçmedi, tekrar yaşayabilir misiniz? Hayır. O zaman geç kaldınız.

- Süper okullarda, harika öğretmenlerden eğitim aldınız mı? Hayır. O zaman geç kaldınız.

- İş yaşamınıza pek de iyi başlamadınız, maaş az, istemediğiniz işleri yapıyorsunuz. Yaş olmuş 40. Üzgünüm. Geç kaldınız.

- İlk üç girişiminiz de başarısız oldu. Elin adamı atı alarak Üsküdar’ı çoktan geçti. Tüh bee, çok geç kaldınız.

Öyle mi, gerçekten de geç mi kaldınız? “HAYIR”. Önce bu algıyı düzeltelim. Neye göre, kime göre, hangi kriterlere göre geç kaldınız. Bunların hepsi göreceli değil mi? Her yaşın kendine göre avantajlı, dezavantajlı durumları yok mu? Nasıl bir yarışın içindesiniz ki, buna kim karar verdi. Yoksa bu işin bir anayasası filan mı var.

Hayır arkadaşlar, hayır. Hiç araştırdınız mı örnek aldığınız insanların hangi çabalarla, hangi radikal değişikliklerle, nasıl bir sabırla, sebatla, o noktalara geldiğini. Yoksa hep kötümser düşünen, negatiflik saçan insanları mı örnek alıyorsunuz. Ve hep beraber geç kaldık şarkısını söylüyorsunuz. Yaşı henüz 15 olan da geç kaldım diyor, 25, 35 olan da. Nedir bu ümitsizlik anlayamıyorum. Doğru, ülkemiz şartları sürekli ümit verici olmayabilir. Ama birey olarak şartlara göre stratejiler kurarak ümidimizi korumalıyız. Bizden daha kötü olanları bu konuda örnek alabiliriz. Zaman zaman ben de aynı yanılgıya düşüyorum ama hemen iyi ve kötü örnekleri araştırarak kendime çeki düzen veriyorum.

Sadece kendi insanlarınızı, kendi çevrenizi dinlemekten vazgeçin artık.  Geldiğiniz yaşa kadar koruduğunuz statükonun sizi nasıl da hapsettiğini, nasıl da gereksiz şeylerle oyalandığınızı anlayın.

Yaşamınızın “pause” düğmesine bir dokunun. Düşünün, araştırın, okuyun, danışın, planlayın. Ve tabi ki sızlanmayı, kara kara düşünmeyi bırakarak artık harekete geçin.

Geç kalmadınız, başlayın, tekrar başlayın.

« « İlk özgeçmişinizde neler vardı?| Bir “Çağrı Merkezi” hikayesi ve örnek bir iletişim » »

Toplam : 5 Yorum var

    Kazım Fatih Özçelik Kasım 27th, 2008 at 8:24 am

    Bu yazılar sanki benim ilacım olması için yazılmış :)
    Murat bey birazda iğneyi bize batıra batıra anlatmış olayı. En çok etkilendiğim yerde mavi ile yazılmış çarpıcı cümle.
    Kendi adıma konuşacak olursam, 3 yıl öncede kitap okumak için geç kaldığımı düşünüyordum bu yılda öyle düşünüyordum ve ya yabancı dil meselesi yine 3 yıl önce aynıydı bu yılda aynı.
    bu geç kalma deneyimlerimden gördüğüm, GEÇ KALDIM bahanesinin mevcut olayı yapmayı tehir etmeden başka bir işe yaradığı yok. Halbuki ben o geç kalmış halimle haftada bir kitap bitirsem yaklaşık 150 kitap yapıyordu. Peki var mı böyle birşey, maalesef yok.
    Yazınızla kendi bahanelerimin arkasında kendimi nasıl kandırdığımı gördüm teşekkür ederim.

    Murat Esenli Kasım 27th, 2008 at 8:32 am

    Evet, bu yazıyı yazmama sebep büyk oranda sensin Fatih. Bir önceki yorumundaki “geç kaldım sanki” ifadenden dolayı. Teşekkür ederim. Faydalı olabildi ise ne güzel.

    Uygun Bodur Kasım 27th, 2008 at 2:40 pm

    Murat Bey, gerçektende çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Hayatımızda bir acelecilik, bitmek bilmeyen bir işlistesi, yetmeyen süreler sürekli bizi sıkıştırıyor. Gelecek planlarımız için de sürekli bir geç kalma durumu ya da belki de en doğrusu geç kalma hissi beynimizden hiçeksik olmuyor. Ben kendime şunu soruyorum, bize geçme kalma duygusunu, acelecelik ve yetersizlik hislerini nerede aşıladılar.

    Söylenecek çok şey var ama acele bir proje yetiştirmem gerekiyor :) Siz gerekeni özetlemişsiniz. Teşekkürler…

    hülyakonar Aralık 3rd, 2008 at 8:40 am

    Dikkat edilirse,genel olarak başarılı olmuş/olduğu düşünülen kişilerin hayatlarına,yaşadıklarına bakılırsa bu kişilerin çoğu maddi manevi sıkıntılı günler geçirmişler,okullarda çoğu başarısız olmuş,bazıları mutsuz evlilikler yaşamışlar…

    Öyle özel okullarda okuyan,el bebek gül bebek çocukluk yaşayan,bir eli yağda bir eli balda hayattan gelmiş kişiler değil hani motivasyon,hırs,azim,başarı gibi konularda sıksık adı geçen bu kişiler…

    Yaptıkları tek farklı şey ” kendilerine olan inançları ” diye düşünüyorum.

    Kendilerine olan inançlarından hiç ödün vermemişler,pes etmemişler,defalarca denemişler.Bizim Türk halkı olarak genel inancımız bir kere denedin olmadıysa olmamıştır şeklinde…Öyle birdaha denemek,mücadele etmek vb pozitif yaklaşımlardan uzakmışız gibi geliyor bana.

    Oysa pekçok yerde söylediğim gibi “başarısızlık diye birşey yoktur.geri bildirim vardır.”

    Bu yolla denedim olmadı,demekki bir yerde hata yapıyor olabilirim diye düşünüp farklı teknik+taktikler denemek gerekli…Sınırları zorlamak geniş düşünmek gerekli.Bütüne bakmak,parçalara göre yorum yapmamak gerekli…

    Ve sizin de dediğiniz gibi tekrar denemek gerekli…

    Geç kalmak mı?

    Kime göre,neye göre ?

    Kimbilir belki onlar erken gitmiştir,asıl şimdi tam zamanıdır !

    “Zaman”sız yaşamak! | MarkaSizsiniz Aralık 11th, 2010 at 12:49 pm

    [...] Sizsiniz’de yazmıştım; Acele edecek kadar yaşlandınız mı, Acele ettik de ne oldu, Geç kaldınız  diye. Acele etmenin büyüsü ne oluyor? Kime göre, neye göre? 65 yaşında hala hedefleri olan, [...]

Yorumunuz:


  • November 27, 2008 at 12:14 pm MugeCerman
    Rahmetli anneannem küçükken, olur olmaz kapris yapıp vızıldanmaya kalktığımda, "sadece kendi göz hizanda bakma hayata, biraz da başını eğmeyi dene" derdi. O zamanlar pek çözemediğim bu sözleri daha sonra ezbere bildim. Sadece bizden ileride olanlara bakıp hayıflanmak yerine, bizi biz yapan özelliklerimizi geliştirip, çevremize ve kendimize nasıl daha yararlı olabiliriz diye düşünmek, verimli ve mutlu insanlar olabilmek için yeterli.Hiç bir şey için hiç bir zaman geç değil.

Add a comment on FriendFeed