Marka İnsanlar bölümüne Emrah Yücel eklendi.

Çocukluğundan beri kalem kağıtla baş başa kaldığı her an, ev ve araba planları çiziyordu. İyi bir mimar olmak için 50 yıl çalışmak gerektiğinden ve böyle bir sabrı olmadığından, bilerek isteyerek Hacettepe Üniversitesi Grafik Tasarımı Bölümü’ne girmişti.

Biri edebiyat diğeri sinema alanında yaratıcılıklarını gösteren iki köy enstitüsü öğretmeninin oğluydu. Hem para kazanacak hem de sanat yapacaktı. Her şeyden önemlisi çabucak başarılı olacaktı. Bir çocukluk arkadaşının söylediği şu cümle kişiliği hakkında önemli bir ipucuydu: ‘Emrah saklambaç oynarken hiç gizlenmezdi hemen koşup sobelemeye çalışırdı.’ Emrah Yücel (36) sabırsız fakat azimliydi. En önemlisi hedefe kilitleniyordu. Köprüleri yakarak gittiği New York’ta üç yıl içinde kendini tanıttı, Hollywood’a taşındı, birçok büyük filmin afişine imza attı, iki kez film afişinde en önemli ödül olan Key Art’ı kazandı.

Anne ve babası Dicle Köy Enstitüsü’nde öğretmenlik yaparken, 24 Mayıs 1968′de Diyarbakır’da doğar. Anne Sezer Yücel edebiyat, baba Hasan Yücel resim öğretmenidir. İsmini annesinin hayran olduğu Erzurumlu halk ozanı Emrah’dan alır. Bu isim Diyarbakırlılar tarafından bilinmediği için daha kundaktayken bütün ilgiyi üzerinde toplar. Hatta babasının bir öğrencisi izin alarak yeni doğan kardeşine de Emrah ismini verir. Adaşı 10-12 yıl sonra tüm Türkiye’nin tanıyacağı yanık sesli, ağlak bakışlı Küçük Emrah’tır.
Diyarbakır’da hayatının ilk altı ayını geçirir. Sonra Ankara’ya taşınırlar. Annesi radyo programı yazarı olur. Dönemin bütün arkası yarınlarında imzası vardır.
Babası tam bir sinema sevdalısıdır. Annesi sayesinde çok kitap okuyarak, babası sayesinde çok film izleyerek büyür. İlkokula başlayacağı sırada bir yıllığına İngiltere’ye giderler. Hasan Yücel BBC’de yönetmenlik eğitimi alır. Türkiye’ye döndüğünde kısa filmler ve belgeseller hazırlayacaktır.
1994 yılını 95′e bağlayan gece yanındaki arkadaşları yeni yılda kilo vermeye, sigara bırakmaya falan karar verirken o, Türkiye’den ayrılmaya karar verir. 1 Mart günü Solaris’in haklarını ortağına devreder, bütün gemileri yakarak Amerika’ya gider. 6 Mart 1995′te iki bavuluyla New York’a varır. Bundan sonrası tipik bir göçmen hikayesidir.
İnternet’in ilk yıllarıdır. Bu işin çığırından çıkacağını hissettiği için www.emrahyucel.com’un hazırlıklarına başlar. Sonra ‘hayatımda yaptığım en akıllıca şey’ dediği işi yapar, sitesini yahoo, altavista gibi arama motorlarına kaydettirir. Arama sitelerine girip de grafik tasarımcı, New York, tasarımcı yazan herkesin karşısına emrahyucel.com çıkar. O yıllarda sanal alem çok kalabalık değildir. İnternette sitesi olan tasarımcı sayısı sadece üçtür.

New York’ta ayakta kalmak zordur. Bazı geceler parkta paltosunun üzerinde yatar, bazı günler tek öğün yemekle idare eder. İki ay sonra internet sitesine ilk müşterinin maili düşer. Bir Japon firması Amerikan pazarına açılacaktır. New York’lu bir tasarımcı ile çalışmak isterler. Türk olduğunu söylemez. ‘Tam yerine geldiniz. Ben New York’lu bir tasarımcıyım’ der. New York bir ABD kenti değil, şansını deneyen insanların başkentidir. Japon firmasının ayağı uğurlu gelir.

1,5 yıl sonra paçayı doğrultur. Para kazanmaya başlar ve işleri sağda solda konuşulur. Avon Kozmetik’le çalışır, hip hop grupları için CD kapağı tasarlar, Broadway şovlarına afiş yapar. New York’taki üçüncü yılında bütün çalışmalarını headhunter’lara (yüksek nitelikli elemanlar için aracılık yapan şirketlere) gönderir, onlara ‘beni pazarlayın’ der. Kısa süre sonra beklenen teklif gelir. Aracı şirketin patronu Rita Sue arar ve ‘Hollywood’la ilgilenir misin?’ diye sorar. California’dan hiç hazzetmemesine rağmen ilgilendiğini söyler. Çünkü iş teklif eden şirket ABD’nin en büyük reklam ajanslarından 35 yıllık Seiniger Ajans’tır.

İlk yıllar çok zor geçer. Ama özel hayatı hareketlenmiştir. Los Angeles’ta bir bankada insan kaynakları uzmanı olan Simla Uzun ile tanışır. ‘Görür görmez aşık olmanın ne demek olduğunu o gün anladım. Aynı gece el ele tutuştuk. İkimizin de Amerikalı sevgilileri vardı. Birbirimize on gün süre verdik. On gün sonra birlikte olmaya başladık.’

Yeni ilişki uğurlu gelir. Holywood Film Festivali için yaptığı afişle grafik tasarım sektörünün en büyük ödülü Key-Art’ı alır. Bir sonraki yıl aynı ödülü Frida filminin afişiyle bir kez daha kazanır. Frida için yaptığı kampanya ‘Yılın En İyi Uluslararası Kampanyası’ seçilir.

Ödüllerle birlikte memleketinde de tanınır. Asmalı Konak, Vizontele, Vizontele Tuuba, Neredesin Firuze, G.O.R.A. gibi filmlerin afişlerini tasarlar. Türkiye’den para kazanmayı hedeflemez. Çünkü buradaki fiyatlar Amerika’dakilerle kıyaslanamaz. Türk sinemasına katkısı olsun ister. Hatta Vizontele Tuuba ve G.O.R.A.’nın uluslararası dağıtım haklarını satın alır.

Kaynak: Hürriyet, Sibel Arna’nın röportajı

« « İş dünyası kuralları, özellikle orta düzey yöneticiler için| Üniversite öğrencisine de kartvizit mi sorulur! » »

Toplam : Bir Yorum Var

    Ersin Aralık 4th, 2008 at 6:50 am

    Merhaba Bundan 6 – 7 ay once kendisine de bunları mailimde söyledim gerçekten başarı öyküsü denilen olay Emrah Yücel in kendisidir.

Yorumunuz:


  • December 31, 1969 at 4:33 pm MugeCerman
    @ME Üstad bir kaç yıl sonra oğlum Emir Çerman için de böyle bir yazı yazacaksın inşallah :)
  • December 31, 1969 at 4:33 pm Murat Esenli
    merakla ve sabırsızlıkla bekliyorum, senin yetiştirdiğin çocuk "marka" olmayacak da kim olacak!
  • December 31, 1969 at 4:33 pm MugeCerman
    @ME o genç yaşta kendi çabasıyla ülkesinde marka oldu, şimdi uluslararası marka olmak için Berklee College of Music'te eğitim alıyor. Amerikan müzik sektöründe iki büyük Türk vardı; Arif Mardin ve Ahmet Ertegün, ikisi de vefat etti, hedefi onların tahtına oturacak kadar başarılı olmak. http://myspace.com/emircerman1

Add a comment on FriendFeed